00:00Selamlar, bugünkü incelememize hoş geldiniz.
00:02Bugün aslında hepimizin çok konuştuğu, haberlerde sürekli karşımıza çıkan o hararetli tartışmanın tam merkezine Uzun Göle gidiyoruz.
00:11Biliyorsunuz son dönemde özellikle Arap turistler üzerinden dönen bayağı yoğun bir tartışma var ortada.
00:16Biz de bugün Nurcan Yazıcı'nın çok dikkat çekici bir makalesi üzerinden bu konuyu adım adım inceleyeceğiz.
00:23Lafı hiç uzatmadan hemen konuya girelim çünkü yazarın ortaya attığı çok sarsıcı bir önerme var.
00:29Ya en başından beri tamamen yanlış soruları soruyorsak?
00:32Hazırsanız gelin şu karmaşık meselenin asıl kökenine inelim ve gerçekleri biraz netleştirelim.
00:38Uzun Göldeki asıl sorun gerçekten Arap turistler mi?
00:42Hani genellikle bir sorunla karşılaştığımızda en kolay yolu seçeriz ya, faturayı hemen dışarıdan gelene kesiveririz ama bir durup düşünelim.
00:50Ortada devasa yapısal sorunlar, bitmek bilmeyen bir betonlaşma, ciddi altyapı eksiklikleri dururken insanları sadece ellerindeki pasaporta veya milliyetlerine göre yargılamak
01:00sizce ne kadar mantıklı?
01:02İşte tam da bu noktada o çok alışkın olduğumuz varsayımları biraz cesurca sorgulamamız gerekiyor.
01:07Bakalım yazarımız ne diyor?
01:09Çok net bir argümanı var.
01:10Turistleri değil, sistemi konuşalım.
01:13Yani düşünsenize, turizm dediğimiz şey milyonlarca insanı sırf aynı coğrafyadan geliyorlar diye aynı kefeye koyabileceğimiz bir alan değil ki,
01:20insanların doğdukları ülkeye göre değil, tamamen ama tamamen davranışlarına göre değerlendirilmesi gereken evrensel bir alan burası.
01:27Sadece 3-5 kötü örneğe bakıp koca bir milleti damgalamak yani hem adalete sığmıyor hem de sağduyuya.
01:33Peki, bu evrensel alan derken yazar tam olarak neyi kastediyor?
01:37Gelin biraz daha derine inelim.
01:39Turizmin evrensel dili.
01:40İşte burada kendi ön yargılarımızdan o sıyrılma anını yaşamamız şart.
01:45Çünkü turizm dediğimiz olay aslında farklı kültürlerin buluştuğu, sınırların ve kimliklerin tamamen eridiği evrensel bir iletişim dili.
01:52Yani karşımızdakine sadece ve sadece misafir olarak bakabilmeyi başardığımızda o asıl can sıkıcı meseleleri de berrak bir şekilde görmeye başlıyoruz.
02:02İnanın bana bakış açımızı bu şekilde değiştirmek sorunların kökenini çözmek için atacağımız en ama en önemli adım.
02:08Şimdi sizden ufak bir empati yapmanızı istiyorum.
02:12Kendimizi düşünelim.
02:13Hani Avrupa'ya ya da dünyanın bambaşka bir köşesine turist olarak gittiğimizde ne bekliyoruz?
02:18Şunu dürüstçe itiraf edelim, bazen biz de kusursuz turistler olmayabiliyoruz değil mi?
02:23Ama bize karşı sırf Türk olduğumuz için ön yargılı davranılmasından resmen nefret ediyoruz.
02:28Gittiğimiz yerde bir güler yüz görmek, saygıyla karşılanmak, kısacası iyi ağırlanmak istiyoruz.
02:33İşte olay tam da bu.
02:35Türkiye'ye gelen yabancı turistlerin, o sürekli eleştiri oklarının hedefi olan misafirlerin de beklentisi noktası virgülüne aynı.
02:42Bizim yurt dışında beklediğimiz o evrensel saygı var ya, o aslında bizim de misafirlerimize koşulsuz şartsız borçlu olduğumuz şeyin ta
02:50kendisi.
02:50Evet, şimdi işin renginin biraz değiştiği yere geliyoruz.
02:54O pasaportları, milliyetleri bir kenara bırakalım da işin asıl ciddi analitik kısmına bakalım.
03:00Karşımızda duran asıl büyük tehlike.
03:02Bakın, eğer uzun göl gibi eşsiz turizm cennetlerimiz göz göre göre yok oluyorsa, bunun sebebi turistlerin kimlikleri falan değil.
03:10Bunun asıl sebebi kontrolsüz betonlaşma ve şu akıl almaz faiş fiyat politikaları.
03:15O güzelim bölgeyi içten içe yiyip bitiren, o benzersiz doğayı tahrip eden asıl tehditler tam olarak bunlar.
03:22Hadi gelin bu yapısal çöküşün detaylarına biraz daha yakından nercek tutalım.
03:26Az önce bahsettiğim yapısal sorunlar var ya, işte onların reçetesi ya da buna çöküşün manifestosu nesek çok daha doğru olur.
03:33Bir kere, yabancılara yapılan plansız mülk satışları var.
03:37Kaynağımız diyor ki, bu konu öyle duygusal hezeyanlarla, öfkeyle falan değil.
03:41Düpedüz planlama ve hukuk çerçevesinde çözülmeli.
03:44İkincisi, o muazzam doğanın adeta boğazını sıkan kontrolsüz betonlaşma ve çevre kirliliği meselesi.
03:50Üçüncüsü, ki bence en yaralayıcı olanı bu,
03:53turisti sadece ayaklı bir cüzdan, bir para makinesi gibi gören o zayıf turizm ahlakı.
03:58Ve tabii ki son olarak profesyonel yönetim standartlarının esamesinin bile okunmaması.
04:02Düşünsenize, tüm bu saydığımız unsurlar bir araya gelip,
04:06bölgenin hem doğal hem de sosyal dokusunu cayır cayır parçalıyor.
04:09Burada çok hassas bir terazi, aslında turizmdeki o en büyük tuzağı görüyoruz.
04:14Kısa vadeli kazanç ve uzun vadeli kayıp.
04:16Bir tarafta sırf bugünü kurtarmak, kısa yoldan para vurmak için yapılan fahiş fiyatlandırmalar,
04:22diğer tarafta ise uzun vadede yerle bir olan bir itibar ve kalıcı olarak kaybedilen turizm gelirleri.
04:27İnsanlara, yerli veya yabancı hiç fark etmez, adil ve şeffaf bir fiyat sunmak zorundasınız.
04:32Yani bugün sırf 3 kuruş daha fazla kazanacağım diye yapılan bu haksızlıklar,
04:36yarın o bölgenin prestijine öyle bir hasar veriyor ki,
04:39inanın onarması imkansız oluyor.
04:40Ve evet, geldik incelememizin en can alıcı, belki de bizi en çok zorlayacak noktasına.
04:46İğneyi kendimize batıralım.
04:48Şimdi bu makaleyi okurken benim de hissettiğim bir şeyi sizden rica ediyorum.
04:53Bir anlığına durup mecazi bir aynaya bakalım.
04:56Çok rahatsız edici biliyorum ama yüzleşmemiz gereken devasa bir gerçek duruyor tam karşımızda.
05:01Öyle sürekli başkalarını, dışarıdan gelenleri suçlamak işin en kolayı.
05:06Peki asıl suçlu bizsek, şimdi bu cümleyi okurken lütfen ağırlığını bir hissedin.
05:11Yazarımız aynen şöyle diyor.
05:13Çünkü bütün bunları bozanlar, turistler değil, çoğu zaman yanlış filanlamalar ve kendi ellerimizde yaptığımız hatalardır.
05:20Hani o betonları turistler dökmedi ya, o çarpık çurpuk binaları dışarıdan gelenler inşa etmedi.
05:25Doğayı kendi ellerimizde, o bitmek bilmeyen doyumsuzluğumuzla, plansızlığımızla resmen biz mahvettik.
05:31Eğer bu itirafı açık yüreklilikle yapamazsak, inanın bana tek bir adım bile ileri gidemeyiz.
05:36Aslında doğa bize sessizce çığlık atıyor.
05:39Betonun kesinlikle bir sınırı olmalı.
05:41İnsan uzun göle o güzelim yaylalara şöyle bir baktığında, göz alabildiğine yeşilin hakimiyetini görmeli.
05:48Doğanın o derin nefes alışını iliklerinde hissetmeli.
05:51Şayet bugün o doğal doku can çekişiyorsa, bunun sorumlusu sağda solda aramayalım, bu tamamen biziz.
05:58Çevreyi koruma konusundaki kendi ihmalkarlığımız, kendi umursamazlığımız, yani o turistleri topa tutmadan önce kendi doğamıza nasıl ihanet ettiğimizi bir oturup
06:08konuşmamız şart.
06:09Peki bu karanlık, karamsar tablodan nasıl çıkacağız?
06:12Çözüm nerede?
06:13Sürekli parmaklarımızı başkalarına doğrultmayı bırakıp da kendi vizyonumuzu nasıl inşa edeceğiz?
06:18Artık odamızı geleceğe, gerçek bir profesyonelliğe çevirmenin vakti geldi de geçiyor.
06:23Kendi eksiklerimizle yüzleşmeli ve turizm kafamızı temelden değiştirmeliyiz.
06:28Gelin, geleceğin turizm vizyonu bizden tam olarak ne talep ediyor? Ona bir bakalım.
06:32İşte yazarın ısrarla altını çizdiği ve o bölgenin gerçekten dünya çapında rekabet edebilmesi için olmazsa olmaz dediği 3 temel standart.
06:411- Eğitimli personel, 2- Kaliteli hizmet anlayışı ve 3- Sürdürülebilir gerçekten kurumsal bir işletmecilik.
06:48Turizmi öyle kahvehane köşesindeki önyargılarla değil ancak ve ancak bu sağlam altyapıyla büyütebiliriz.
06:54Bakın bu standartları bir oturttuğumuzda zaten ortada ne şikayet edilecek bir kargaşa kalacak ne de haksız bir önyargı.
07:00Ziyaretçilerin hatalarını eleştirme hakkını ancak biz kendi işimizi kusursuz yaptığımızda kendimiz de bulabiliriz.
07:06Ve asla ama asla unutmamamız gereken bir şey var.
07:10Trabzon, Uzungöl ve sahip olduğumuz bu eşsiz doğal güzellikler sadece bugünün bilançosu, bir turizm geliri ya da bir para basma
07:18makinesi kesinlikle değildir.
07:20O muazzam tarihiyle, kültürüyle, yaylalarıyla bu coğrafya aslında gelecek nesillere emanet edilmiş çok kıymetli bir mirastır.
07:27Bu mirası diri tutmak, temiz bırakmak, gözümüz gibi korumak hepimizin boynunun borcu.
07:31Bunu sadece bugün cebimizi doldurmak için değil, yarınlarımız için, çocuklarımız için yapmak zorundayız.
07:38Bugünkü incelememizi tam da bu sarsıcı, hepimizin aklına kazınması gereken o soruyla noktalıyoruz.
07:44Torunlarımıza gerçekten nasıl bir Trabzon bırakıyoruz?
07:48Her yeri beton yığınlarına dönmüş, itibarı yerle bir olmuş sıradan bir ticaret merkezi mi,
07:53yoksa dolası özenle korunan, kültürü yaşatılan, evrensel standartlarda adil ve sürdürülebilir bir cennet mi?
08:01İşte meseleleri o milliyetler üzerinden, kimlikler üzerinden değil de gerçekler üzerinden okumaya başladığımızda,
08:08inanıyorum ki bu sorunun cevabını da değiştirebiliriz.
08:12Bu analizin o kendi sorumluluklarımızı hatırlama noktasında hepimize yeni ve taze bir bakış açısı sunmasını olmuyorum.
08:19Kendinize çok iyi bakın, bilgiyle, farkındalıkla ve her zaman doğayla kalın.
Yorumlar