Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 18 saat önce
Yazar H. Nurcan Yazıcı, Uzungöl’deki Arap turist tartışmalarını ele alarak turizmdeki asıl sorunun milliyetler değil, yapısal eksiklikler olduğunu savunmaktadır. Metin, turistleri etnik kökenlerine göre yargılamak yerine profesyonel hizmet standartlarına ve etik değerlere odaklanılması gerektiğini vurgular. Özellikle bölgedeki plansız betonlaşma, fahiş fiyat uygulamaları ve doğal çevrenin tahribatı gibi konularda özeleştiri yapılmasına yönelik güçlü bir çağrı yapılmaktadır. Turizmin sürdürülebilirliği için misafirperverlik ve dürüstlük ilkelerinin benimsenmesi ile doğanın gelecek nesillere korunarak aktarılması temel çözüm yolu olarak sunulur. Sonuç olarak, önyargıların sektöre zarar verdiği ve başarının ancak kaliteli yönetim politikalarıyla mümkün olacağı ifade edilmektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Selamlar, bugünkü incelememize hoş geldiniz.
00:02Bugün aslında hepimizin çok konuştuğu, haberlerde sürekli karşımıza çıkan o hararetli tartışmanın tam merkezine Uzun Göle gidiyoruz.
00:11Biliyorsunuz son dönemde özellikle Arap turistler üzerinden dönen bayağı yoğun bir tartışma var ortada.
00:16Biz de bugün Nurcan Yazıcı'nın çok dikkat çekici bir makalesi üzerinden bu konuyu adım adım inceleyeceğiz.
00:23Lafı hiç uzatmadan hemen konuya girelim çünkü yazarın ortaya attığı çok sarsıcı bir önerme var.
00:29Ya en başından beri tamamen yanlış soruları soruyorsak?
00:32Hazırsanız gelin şu karmaşık meselenin asıl kökenine inelim ve gerçekleri biraz netleştirelim.
00:38Uzun Göldeki asıl sorun gerçekten Arap turistler mi?
00:42Hani genellikle bir sorunla karşılaştığımızda en kolay yolu seçeriz ya, faturayı hemen dışarıdan gelene kesiveririz ama bir durup düşünelim.
00:50Ortada devasa yapısal sorunlar, bitmek bilmeyen bir betonlaşma, ciddi altyapı eksiklikleri dururken insanları sadece ellerindeki pasaporta veya milliyetlerine göre yargılamak
01:00sizce ne kadar mantıklı?
01:02İşte tam da bu noktada o çok alışkın olduğumuz varsayımları biraz cesurca sorgulamamız gerekiyor.
01:07Bakalım yazarımız ne diyor?
01:09Çok net bir argümanı var.
01:10Turistleri değil, sistemi konuşalım.
01:13Yani düşünsenize, turizm dediğimiz şey milyonlarca insanı sırf aynı coğrafyadan geliyorlar diye aynı kefeye koyabileceğimiz bir alan değil ki,
01:20insanların doğdukları ülkeye göre değil, tamamen ama tamamen davranışlarına göre değerlendirilmesi gereken evrensel bir alan burası.
01:27Sadece 3-5 kötü örneğe bakıp koca bir milleti damgalamak yani hem adalete sığmıyor hem de sağduyuya.
01:33Peki, bu evrensel alan derken yazar tam olarak neyi kastediyor?
01:37Gelin biraz daha derine inelim.
01:39Turizmin evrensel dili.
01:40İşte burada kendi ön yargılarımızdan o sıyrılma anını yaşamamız şart.
01:45Çünkü turizm dediğimiz olay aslında farklı kültürlerin buluştuğu, sınırların ve kimliklerin tamamen eridiği evrensel bir iletişim dili.
01:52Yani karşımızdakine sadece ve sadece misafir olarak bakabilmeyi başardığımızda o asıl can sıkıcı meseleleri de berrak bir şekilde görmeye başlıyoruz.
02:02İnanın bana bakış açımızı bu şekilde değiştirmek sorunların kökenini çözmek için atacağımız en ama en önemli adım.
02:08Şimdi sizden ufak bir empati yapmanızı istiyorum.
02:12Kendimizi düşünelim.
02:13Hani Avrupa'ya ya da dünyanın bambaşka bir köşesine turist olarak gittiğimizde ne bekliyoruz?
02:18Şunu dürüstçe itiraf edelim, bazen biz de kusursuz turistler olmayabiliyoruz değil mi?
02:23Ama bize karşı sırf Türk olduğumuz için ön yargılı davranılmasından resmen nefret ediyoruz.
02:28Gittiğimiz yerde bir güler yüz görmek, saygıyla karşılanmak, kısacası iyi ağırlanmak istiyoruz.
02:33İşte olay tam da bu.
02:35Türkiye'ye gelen yabancı turistlerin, o sürekli eleştiri oklarının hedefi olan misafirlerin de beklentisi noktası virgülüne aynı.
02:42Bizim yurt dışında beklediğimiz o evrensel saygı var ya, o aslında bizim de misafirlerimize koşulsuz şartsız borçlu olduğumuz şeyin ta
02:50kendisi.
02:50Evet, şimdi işin renginin biraz değiştiği yere geliyoruz.
02:54O pasaportları, milliyetleri bir kenara bırakalım da işin asıl ciddi analitik kısmına bakalım.
03:00Karşımızda duran asıl büyük tehlike.
03:02Bakın, eğer uzun göl gibi eşsiz turizm cennetlerimiz göz göre göre yok oluyorsa, bunun sebebi turistlerin kimlikleri falan değil.
03:10Bunun asıl sebebi kontrolsüz betonlaşma ve şu akıl almaz faiş fiyat politikaları.
03:15O güzelim bölgeyi içten içe yiyip bitiren, o benzersiz doğayı tahrip eden asıl tehditler tam olarak bunlar.
03:22Hadi gelin bu yapısal çöküşün detaylarına biraz daha yakından nercek tutalım.
03:26Az önce bahsettiğim yapısal sorunlar var ya, işte onların reçetesi ya da buna çöküşün manifestosu nesek çok daha doğru olur.
03:33Bir kere, yabancılara yapılan plansız mülk satışları var.
03:37Kaynağımız diyor ki, bu konu öyle duygusal hezeyanlarla, öfkeyle falan değil.
03:41Düpedüz planlama ve hukuk çerçevesinde çözülmeli.
03:44İkincisi, o muazzam doğanın adeta boğazını sıkan kontrolsüz betonlaşma ve çevre kirliliği meselesi.
03:50Üçüncüsü, ki bence en yaralayıcı olanı bu,
03:53turisti sadece ayaklı bir cüzdan, bir para makinesi gibi gören o zayıf turizm ahlakı.
03:58Ve tabii ki son olarak profesyonel yönetim standartlarının esamesinin bile okunmaması.
04:02Düşünsenize, tüm bu saydığımız unsurlar bir araya gelip,
04:06bölgenin hem doğal hem de sosyal dokusunu cayır cayır parçalıyor.
04:09Burada çok hassas bir terazi, aslında turizmdeki o en büyük tuzağı görüyoruz.
04:14Kısa vadeli kazanç ve uzun vadeli kayıp.
04:16Bir tarafta sırf bugünü kurtarmak, kısa yoldan para vurmak için yapılan fahiş fiyatlandırmalar,
04:22diğer tarafta ise uzun vadede yerle bir olan bir itibar ve kalıcı olarak kaybedilen turizm gelirleri.
04:27İnsanlara, yerli veya yabancı hiç fark etmez, adil ve şeffaf bir fiyat sunmak zorundasınız.
04:32Yani bugün sırf 3 kuruş daha fazla kazanacağım diye yapılan bu haksızlıklar,
04:36yarın o bölgenin prestijine öyle bir hasar veriyor ki,
04:39inanın onarması imkansız oluyor.
04:40Ve evet, geldik incelememizin en can alıcı, belki de bizi en çok zorlayacak noktasına.
04:46İğneyi kendimize batıralım.
04:48Şimdi bu makaleyi okurken benim de hissettiğim bir şeyi sizden rica ediyorum.
04:53Bir anlığına durup mecazi bir aynaya bakalım.
04:56Çok rahatsız edici biliyorum ama yüzleşmemiz gereken devasa bir gerçek duruyor tam karşımızda.
05:01Öyle sürekli başkalarını, dışarıdan gelenleri suçlamak işin en kolayı.
05:06Peki asıl suçlu bizsek, şimdi bu cümleyi okurken lütfen ağırlığını bir hissedin.
05:11Yazarımız aynen şöyle diyor.
05:13Çünkü bütün bunları bozanlar, turistler değil, çoğu zaman yanlış filanlamalar ve kendi ellerimizde yaptığımız hatalardır.
05:20Hani o betonları turistler dökmedi ya, o çarpık çurpuk binaları dışarıdan gelenler inşa etmedi.
05:25Doğayı kendi ellerimizde, o bitmek bilmeyen doyumsuzluğumuzla, plansızlığımızla resmen biz mahvettik.
05:31Eğer bu itirafı açık yüreklilikle yapamazsak, inanın bana tek bir adım bile ileri gidemeyiz.
05:36Aslında doğa bize sessizce çığlık atıyor.
05:39Betonun kesinlikle bir sınırı olmalı.
05:41İnsan uzun göle o güzelim yaylalara şöyle bir baktığında, göz alabildiğine yeşilin hakimiyetini görmeli.
05:48Doğanın o derin nefes alışını iliklerinde hissetmeli.
05:51Şayet bugün o doğal doku can çekişiyorsa, bunun sorumlusu sağda solda aramayalım, bu tamamen biziz.
05:58Çevreyi koruma konusundaki kendi ihmalkarlığımız, kendi umursamazlığımız, yani o turistleri topa tutmadan önce kendi doğamıza nasıl ihanet ettiğimizi bir oturup
06:08konuşmamız şart.
06:09Peki bu karanlık, karamsar tablodan nasıl çıkacağız?
06:12Çözüm nerede?
06:13Sürekli parmaklarımızı başkalarına doğrultmayı bırakıp da kendi vizyonumuzu nasıl inşa edeceğiz?
06:18Artık odamızı geleceğe, gerçek bir profesyonelliğe çevirmenin vakti geldi de geçiyor.
06:23Kendi eksiklerimizle yüzleşmeli ve turizm kafamızı temelden değiştirmeliyiz.
06:28Gelin, geleceğin turizm vizyonu bizden tam olarak ne talep ediyor? Ona bir bakalım.
06:32İşte yazarın ısrarla altını çizdiği ve o bölgenin gerçekten dünya çapında rekabet edebilmesi için olmazsa olmaz dediği 3 temel standart.
06:411- Eğitimli personel, 2- Kaliteli hizmet anlayışı ve 3- Sürdürülebilir gerçekten kurumsal bir işletmecilik.
06:48Turizmi öyle kahvehane köşesindeki önyargılarla değil ancak ve ancak bu sağlam altyapıyla büyütebiliriz.
06:54Bakın bu standartları bir oturttuğumuzda zaten ortada ne şikayet edilecek bir kargaşa kalacak ne de haksız bir önyargı.
07:00Ziyaretçilerin hatalarını eleştirme hakkını ancak biz kendi işimizi kusursuz yaptığımızda kendimiz de bulabiliriz.
07:06Ve asla ama asla unutmamamız gereken bir şey var.
07:10Trabzon, Uzungöl ve sahip olduğumuz bu eşsiz doğal güzellikler sadece bugünün bilançosu, bir turizm geliri ya da bir para basma
07:18makinesi kesinlikle değildir.
07:20O muazzam tarihiyle, kültürüyle, yaylalarıyla bu coğrafya aslında gelecek nesillere emanet edilmiş çok kıymetli bir mirastır.
07:27Bu mirası diri tutmak, temiz bırakmak, gözümüz gibi korumak hepimizin boynunun borcu.
07:31Bunu sadece bugün cebimizi doldurmak için değil, yarınlarımız için, çocuklarımız için yapmak zorundayız.
07:38Bugünkü incelememizi tam da bu sarsıcı, hepimizin aklına kazınması gereken o soruyla noktalıyoruz.
07:44Torunlarımıza gerçekten nasıl bir Trabzon bırakıyoruz?
07:48Her yeri beton yığınlarına dönmüş, itibarı yerle bir olmuş sıradan bir ticaret merkezi mi,
07:53yoksa dolası özenle korunan, kültürü yaşatılan, evrensel standartlarda adil ve sürdürülebilir bir cennet mi?
08:01İşte meseleleri o milliyetler üzerinden, kimlikler üzerinden değil de gerçekler üzerinden okumaya başladığımızda,
08:08inanıyorum ki bu sorunun cevabını da değiştirebiliriz.
08:12Bu analizin o kendi sorumluluklarımızı hatırlama noktasında hepimize yeni ve taze bir bakış açısı sunmasını olmuyorum.
08:19Kendinize çok iyi bakın, bilgiyle, farkındalıkla ve her zaman doğayla kalın.
Yorumlar

Önerilen