Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 18 saat önce
Yazar Nazım Peker, Türkiye’nin güncel siyasi atmosferini eleştirerek milli kimlik ve Türklük bilinci üzerine sert değerlendirmelerde bulunmaktadır. Metin, mevcut hükümetin "İbrahim milleti" söylemini ve anayasa değişikliği çabalarını Türklükten uzaklaşma ve etnik yapıyı zayıflatma girişimi olarak nitelendirmektedir. Geçmişten bugüne siyasi liderlerin Türk kimliğine yaklaşımlarını kıyaslayan yazar, Atatürk milliyetçiliğini savunurken İslamcı ve ümmetçi politikaların Türk milletinin öz benliğine zarar verdiğini ileri sürmektedir. Türk tarihinin şanlı geçmişine ve kurulan imparatorluklara atıf yapılarak, devletin temel harcının Türk kimliği olduğu vurgulanmaktadır. Sonuç olarak kaynak, dini referanslarla sunulan yeni kimlik tanımlarına karşı çıkarak her bireyin kendi milli kökenine sahip çıkması gerektiğini savunan bir itiraz metni niteliğindedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Bu incelememizde Türk siyasi retoriğinde milli kimlik kavramını adeta kökünden sorgulayan, oldukça tartışmalı ve iddialı bir makaleyi mercek
00:11altına alıyoruz.
00:12Nazım Peker'in kaleme aldığı bu yazıda siyaset dünyasındaki bir ifadenin nasıl devasa bir kimlik krizine işaret ettiği savunuluyor.
00:20Hazırsanız hiçbir detayı atlamadan bu makalenin sunduğu argümanları tarafsızca incelemeye başlayalım.
00:26Peki her şey nasıl başladı? Gelin doğrudan o fitili ateşleyen spesifik alıntıya bakalım.
00:33Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ait olan biz de İbrahim milletindeniz süzü.
00:38Bakın yazar Nazım Peker için bu sadece sıradan öylesine söylenmiş bir siyasi ifade değil.
00:44Aslında makalesinde adım adım inşa edeceği o büyük eleştirinin ve kimlik tartışmasının tam da çıkış noktası bu cümle.
00:521. Bölüm Krizin Bağlamı ve Yazarın Değimiyle O Kırılgan Siyasi Zemin
00:57Peker makalesine hiç de yumuşak bir giriş yapmıyor.
01:01Ona göre Türkiye şu anda gerçekten çok kırılgan, tabiri caizse pamuk ipliğine bağlı bir zeminde ilerliyor.
01:08Yazar hükümeti yönelik çok ağır iddialar sıralamış.
01:12Neyden bahsediyoruz?
01:12Yargının telafisi imkansız kararlar almasından, terör örgütü ele başına yönelik bir af söylentisinden ve belki de en çok altını çizdiği
01:21konu olarak metninde Türk kelimesi hiç geçmeyen yeni bir anayasa hazırlığından bahsediyor.
01:27Yani Peker'e göre o az önce bahsettiğimiz tek bir cümlenin altındaki asıl niyeti okumak için önce bu gergin siyasi
01:34manzarayı görmek şart.
01:352. Bölüm
01:40Şimdi yazar meseleyi biraz geçmişe, tarihsel bir zemine taşıyor.
01:44Cumhuriyetin kuruluşundan yani Atatürk'ten başlayarak Celal Bayar ve sonrasındaki cumhurbaşkanlarının Türk kimliğini her fırsatla nasıl net bir şekilde ifade ettiklerini
01:54hatırlatıyor bize.
01:55Ama Peker'in çizdiği bu zaman çizelgesine iki önemli istisna var.
01:59Biri Turgut Özel, makaleye göre Özel damarlarımda Kürt kanı var diyerek etnik kökenini çok açık, yazarın tabiriyle mertçe ifade etmişti.
02:07Ancak Erdoğan'ın yaklaşımını tamamen farklı bir yere koyuyor.
02:10Peker'in iddiasına göre mevcut dönem ulusal kimliği doğrudan telaffuz etmekten kaçınıyor ve işi daha çok ümmetçilik ya da işte
02:17o İbrahim milleti kavramları üzerinden yürütmeye çalışıyor.
02:20Üçüncü bölüm, işin teolojik ve tarihsel boyutlarına yani şu meşhur İbrahim milleti kavramının temeline iniyoruz.
02:29Burada gerçekten ilginç bir strateji var.
02:31Yazar, dini referanslı siyasi bir argümanı çürütmek için yine dini bir kaynağa, Kur'an'a başvuruyor.
02:38Hudürat suresinin 13. ayetini hatırlatarak, yaratıcının insanları bilinçli olarak farklı kavimlere, farklı kabilelere ayırdığını vurguluyor.
02:46Yani ayetin mesajı üzerinden herkesi tek homojen bir dini millet çatısı altında toplamaya çalışan bu İbrahim milleti fikrine düpedüz teolojik
02:56bir itiraz getiriyor.
02:57Ve tam da bu noktada yazar çok can alıcı, okuyucuyu düşünmeye sevk eden o soruyu soruyor.
03:03Yüce Tanrı isteseydi zaten hepinizi tek bir millet yapamaz mıydı?
03:07Mantık gayet basit aslında.
03:09Eğer amaç herkesi aynı ulus potasında eritmek olsaydı, yaratılış baştan böyle olurdu diyor.
03:15Dolayısıyla yazara göre insanları zorla İbrahim milleti şemsiyesi altına sokmaya çalışmak inanç bağlamında da büyük bir çelişki.
03:23İşte işin rengi burada biraz değişiyor, yazarın tonu oldukça sertleşiyor.
03:28Peker meseleyi sadece teolojik boyutta bırakmıyor, işin içine komplo teorilerini ve ağır tarihsel iddiaları da katıyor.
03:34Diyor ki, bu İbrahim milleti tabiri öyle masum birleştirici bir dini kavram falan değil.
03:40Aksine tarihsel olarak İsrail İstihbaratı Mossad'ın organizasyonlarıyla ve FETÖ'nün yıllarca Şanlıorfa'da yürüttüğü Halil İbrahim sofrası etkinlikleriyle bağlantılı şifreli
03:49bir kod aslında.
03:50Yani yazar, bu kavramın arkasında dış kökenli ve oldukça tehliteli bir ajanda yattığını savunuyor.
03:564. Bölüm Milliyetçilik ve Siyasal İslam O Büyük İdeolojik Çarpışma
04:01Bütün bu argümanlar bizi makalenin kalbine, o keskin ideolojik fay hattına getiriyor.
04:08Yazara göre ortada çok net bir ayrım var.
04:11Bir tarafta Atatürk'ün kurucu vizyonundan beslenen, köklü bir tarihsel geçmişe dayanan ve bununla gurur duyan Türk milliyetçiliği duruyor,
04:19karşı tarafta ise Peker'in çok sert eleştirdiği siyasal İslam var.
04:22Yazara göre bu siyasal İslamcı duruş, Türk'üm demeyi adeta bir ırkçılık, hatta kafirlik ya da bölücülük olarak etiketliyor.
04:31Peker, başka etnik kökenleri söylemenin çok normal karşılandığı bir ortamda meselenin bilinçli olarak doğrudan Türk kimliğini silmek olduğunu iddia ediyor.
04:39Milliyetçi tezini desteklemek için yazar karşımıza hepimizin çok iyi bildiği o sayıyı çıkarıyor, 16.
04:45Tarih boyunca 3 farklı kıtaya hükmeden, 16 büyük imparatorluk kurmuş bir milletin öyle kolayca sıradanlaştırılamayacağını söylüyor.
04:54Yazar için bu, Türk kimliğinin asla silinemeyecek, öyle yapay bir İbrahim milleti kılıfına sığdırılamayacak kadar devasa bir güce sahip olduğunun
05:02en büyük kanıtı.
05:045. Bölüm
05:04Yazarın kendi çıkarımı ve kimlik üzerine sergilediği o net kişisel duruş, bütün bu analizin, bu ağır siyasi eleştirilerin ardından makalenin
05:14sonunda çok kişisel, tavizsiz bir beyanla karşılaşıyoruz.
05:18Ben, İbrahim falan değil, dünyaya şan vermiş Türk oğlu Türk'üm, örküm da atam da Türktür.
05:24Yazar, o şemsiye kavramı kesin ve net bir dille ellerinin persiyle itiyor.
05:29Bu artık sadece bir makale kapanışı değil, yazarın kendi kimliği ve aidiyeti adına attığı varoluşsal bir çığlık aslında.
05:36Ve Peker, o uzun, yer yer öfkeli analizini zihinlere kazınacak inanılmaz çarpıcı bir metaforla noktalıyor,
05:44Türklük giysisi her bedene uymuyormuş.
05:47Yazarın buradan çıkardığı nihai sonuç şu, ona göre bazı siyasetçilerin o Türk kelimesinden fellik fellik kaçınmasının asıl sebebi,
05:54aslında bu kelimenin arkasındaki o devasa tarihi mirası taşıyamıyor olmaları.
05:59Yani o kimlik gömleği, yazarın deyimiyle, o kişilerin bedenine ya dar geliyor ya da bol geliyor bir türlü uymuyor.
06:07Evet, bu derinlemesini incelememizin sonuna gelirken,
06:10Nazım Peker'in oldukça sert bir dille kaleme aldığı bu tartışmayı parçalarına ayırdık.
06:15Düşünün, tek bir siyasi cümlenin kimlik, inanç, tarih ve aidiyet ekseninde nasıl koskoca bir kimlik krizine,
06:23devasa bir eleştiriye dönüşebildiğini gördük.
06:25Şimdi bu analizden ayrılırken sizi büyük resme bakmaya davet eden şu soruyla baş başa bırakıyoruz.
06:31Siyasetçilerin kullandığı bu dil, bu retorik, günün sonunda bir ülkenin ulusal kimliğini,
06:36o toplumun kendine bakışını nasıl şekillendirir?
06:39İzlediğiniz için çok teşekkürler, bir sonraki incelememizde görüşmek üzere.
06:43Hoşçakalın.
Yorumlar

Önerilen