Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 15 saat önce
Bu köşe yazısı, Türk devlet geleneğinde "paşa" kavramının temsil ettiği stratejik zeka, liyakat ve vatanseverlik gibi yüce değerlerin tarihsel süreçte nasıl erozyona uğradığını ele almaktadır. Yazıda, Mustafa Kemal Atatürk gibi gerçek askeri dehaların aksine, sadece saray çevresine yakınlık, akrabalık bağları veya siyasi sadakat sayesinde bu rütbeye erişen liyakatsiz isimlerin devlete verdiği zararlar vurgulanmaktadır. Selanik’i tek kurşun atmadan teslim edenlerden hiçbir askeri eğitimi olmayan güncel atamalara kadar geniş bir yelpazede, kayırmacılığın ordu yapısını nasıl bozduğu eleştirel bir dille anlatılmaktadır. Yazar, Cumhuriyet’in hedeflediği birey olma ve ehliyet esaslı sistemin yerini yeniden tek adam iradesine ve torpile bırakmasından duyduğu endişeyi dile getirmektedir. Sonuç olarak kaynak, orduya siyaset karışmasının ve hak etmeyen kişilere makam verilmesinin milli güvenlik ile devlet onuru üzerindeki yıkıcı etkilerini sorgulamaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Bugün Hasip Sarıgöz'ün oldukça ses getiren ve tartışma yaratan o çarpıcı makalesini masaya yatırıyoruz.
00:07Konumuz ne mi? Türk askeri tarihindeki o efsanevi, o ağırlığı olan paşa ünvanı.
00:14Yazar bu incelemesinde bu çok prestijli ünvanın tarih boyunca nasıl mükemmel bir stratejik dehanın sembolü olmakla
00:21sadece siyasi bir torpilin, bir kayrımacılığın ürünü olmak arasında gidip geldiğini anlatıyor.
00:27Gelin lafı hiç uzatmadan bu ilginç analize hemen dalalım.
00:31Yazarın bu derinlikli argümanını tam olarak kavrayabilmek için aslında dört temel adımdan geçeceğiz.
00:36Önce yazarın ideal paşa tanımına bakacağız, ardından tarihteki o feci liyakatsizlik örneklerini göreceğiz.
00:42Sonra Cumhuriyet'in bu sorunu çözmek için ortaya koyduğu liyakat vizyonuna değinip
00:46en sonunda yazarın günümüze dair yaptığı o çok tartışılan modern paralelliklerle incelememizi noktalayacağız.
00:521. Bölüm İdeal Paşa Tanımı ve Liyakatin Zirvesi
00:56Şimdi, metne göre gerçek bir paşa olmak öyle sadece omuza apolet takmakla olmuyor.
01:02Yazar diyor ki, paşa dediğin liyakatin tam anlamıyla vücut bulmuş halidir.
01:08Görünmeyeni gören, disiplinin adeta kitabını yazan bir liderdir.
01:12Düşünsenize, on binlerce askerin canı ve aslında koskoca bir milletin kaderi onun omuzlarındadır.
01:18Yani karşınızda sadece bir asker değil, stratejik bir akıl, gerçek bir devlet büyüğü olmalıdır.
01:25Yazar bu liyakati sadece teoride bırakmıyor tabii, tarihten çok net altı çizilesi isimler veriyor.
01:32Gazi Osman Paşa'dan, Kazım Karabekir'e, Fevzi Çakmak'tan, İsmet İnönü'ye ve elbette Mustafa Kemal Paşa'ya uzanan bu dev
01:39isimler,
01:40makalede yazarın o altın standartını temsil ediyor.
01:43Onlar bu ünvanı savaş meydanlarında ter dökerek, ilmek ilmek işleyerek hak etmiş strateji ustaları.
01:50Peki, standart bu kadar yüksekken işler ne zaman ve nasıl sarpa sar?
01:55İşte bu bizi ikinci bölüme getiriyor.
01:57Liyakatsizliğin tarihsel örnekleri.
01:59Yani kayırmacılığın o ağır bedeli.
02:02Metin stratejik yetenek yerine sırf sarayın adamı, sarayın gözdesi oldukları için
02:08kilit noktalara getirilenlerin nasıl felaketlere yol açtığını çok çarpıcı örneklerle yüzümüze çarpıyor.
02:14Mesela modern kurmaylık eğitimi bile almamış, alaylı bir jandarma olan Hasan Tahsin'i düşünün,
02:20koca Selani'yi ve 26 bin askeri tek bir kurşun bile atmadan düşmana teslim ediyor.
02:24İnanılmaz değil mi?
02:26Ya da hiçbir askeri eğitim olmayan, sırf padişahın kızıyla evlendiği diye anında paşa yapılan
02:32ve yazarın ifadesiyle memnetette iç savaşı tetikleyen damat Ferit.
02:37Bir de denizcilikle uzaktan yakından alakası olmayan ama padişahın gözdesi olduğu için
02:42henüz 35 yaşında bütün donanmanın başına geçirilen Hüseyin Paşa var.
02:47Yani liyakat çöpe atılıp da sadakat öne çıktığında tablonun ne kadar vahim olabildiğini net bir şekilde görüyoruz.
02:54Ama şimdi sıkı durun çünkü yazarın verdiği en uç liyakatsizlik örneği gerçekten akıllara ziyan.
03:00Düşünün okuma yazma dahi bilmeyen, orduda sıradan bir er kalkıp askeri hiyerarşinin en ama en yüksek noktasına
03:07Mareşalliye kadar tırmanıyor.
03:09Adını bile yazamadığı için imzasını Arapça 7 ve 8 rakamlarına benzer şekilde çizen
03:15meşhur 7-8 Hasan Paşa efsanesinden bahsediyoruz.
03:18Peki ama nasıl oldu bu iş?
03:20Metin burada çok çarpıcı bir detaya dikkat çekiyor.
03:231878'deki meşhur Çıran Sarayı baskınında Hasan Paşa eline bir sopa alıp siyasi bir muhalif olan
03:29Ali Suavi'nin başına vurarak onu öldürüyor.
03:32Ve sırf bu olay yüzünden Sultan 2. Abdülhamid'in bir numaralı adamoğlu veriyor.
03:37O meşhur Hasan Kulun Paşa ola fermanıyla hiçbir askeri birikimi olmayan bu adam adeta bir gecede
03:43o makamlara fırlatılıyor.
03:45Üçüncü bölüm Cumhuriyet'in liyakat vizyonu yani çözüm girişimi.
03:50Yazar makalesinde Cumhuriyet'in aslında tam da bu çürümüş sisteme karşı yapısal bir müdahale
03:55bir başkaldırı olarak kurulduğunu savunuyor.
03:58Hedef çok net.
03:59O eski saray kayırmacılığını, tek adam yönetimini ve torpil dinamiklerini tamamen yıkmak
04:04ve yerine ne koymak?
04:06Sarsılmaz bir liyakat sistemi.
04:08Yani padişahın kulu olmaktan çıkıp özgür bir birey, eşit bir vatandaş olmaya geçiş,
04:13liyakatın her şeyin üstünde tutulduğu milli bir idare vizyonu.
04:17Metne göre bu Cumhuriyet'in en büyük medeniyet projesiydi.
04:21Dördüncü bürüm Metindeki Modern Paralellikler
04:25Tarih gerçekten tekerrür mü ediyor?
04:28İşte burası yazarın günümüze dair o çok sert eleştirilerini sıraladığı yer.
04:33Tamamen tarafsız bir şekilde yazarın iddialarını aktarmak gerekirse,
04:37Hasip Sarıgöz, modern Türkiye'nin o eski Osmanlı tipi kayırmacılık günlerine büyük bir hızla geri döndüğünü iddia ediyor.
04:44Siyasi sadakatin askeri liderliğin üst kademelerine yeniden sızdığını savunuyor.
04:49Neler mi diyor?
04:50Mesela askeri hiçbir arka planı olmayan sivil bir tarihçinin Erhan Afyoncu'nun adeta bir gecede paşa yapılıp
04:57Milli Savunma Üniversitesi'nin başına getirilmesini çok sert eleştiriyor.
05:01Sadece siyasetin rüzgarına göre eğilip bükülen komutanlardan,
05:05mezuniyette Mustafa Kemal'in askerleriyiz dedikleri için hedef alınan o genç teğmenlerden bahsediyor.
05:11Dahası, Oyak gibi kurumların tepesinde oturup bizzat kendi emirlerindeki askerlerin emekli maaşlarını tırpanlayan paşalara örnek göstererek
05:19sistemin çivisinin çıktığını öne sürüyor.
05:22Yazarın kapanış argümanındaki en can alıcı nokta ise tek bir sayının etrafında şekilleniyor.
05:2833. Sadece 33. Bu sayı yepyeni bir tümgeneralin yaşı.
05:33Metne göre bu 33 yaşındaki tümgeneral zikrulla, Milli Savunma Bakanlığı'nın devasa bütçesini ve tedarik işlerini yönetmek üzere atanmış biri.
05:42Yazar burada inanılmaz bir şaşkınlık ve tepki içinde.
05:45Askeri bir geçmişi olmayan, ekonomik veya stratejik devasa başarıları bulunmayan 33 yaşında birinin
05:51ordunun bütün kasasını yönetmek üzere tümgeneral yapılmasını aklının almadığını söylüyor.
05:56Hasıp Sarıgöz bunu, modern çağda tekrar birilerinin gözdesi olmanın geldiği en son, en uç nokta olarak tanımlıyor.
06:02Ve incelememizi yazarın metninin tam kalbinden çıkan o çarpıcı soruyla getiriyoruz.
06:08Paşa unvanı tıpkı eski günlerdeki gibi stratejik liyakatin bir kanıtı olmaktan çıkıp
06:13yeniden siyasi bir lütfun bir gözde olunanın sembolü haline mi geldi?
06:18Hasıp Sarıgöz'ün analizi, kurumların o döngüsel doğası ve liyakat ile sadakat arasındaki bu bitmek bilmeyen savaş hakkında bize çok
06:26derin şeyler söylüyor.
06:28Te ki sizce hangisi kazanacak? Başka bir incelemede görüşmek üzere, hoşçakalın.
Yorumlar

Önerilen