00:00Gelin, hiç vakit kaymetmeden doğrudan konuya gireli.
00:03Bugün hepimizi çok yakından ilgilendiren, bir o kadar da can sıkıcı bir gizimi çözmek için buradayız.
00:08Yazar Nazım Peker'in kaleme aldığı ve okuyan herkesi şaşkına çeviren o çarpıcı makaleyi adım adım inceleyeceğiz.
00:14Ortada uluslararası mahkemelerden çıkmış devasa bir fatura, ihlal edilmiş anlaşmalar ve acilen cevap bekleyen çok ciddi sorular var.
00:22Karmaşık gibi görünen olayların perde arkasını merak ediyorsanız, inanın çok doğru yerdesiniz.
00:27Hazırsanız bu devasa ekonomik gizemi birlikte çözmeye başlayalım.
00:321,5 milyar dolar.
00:34Şöyle bir durup düşününce sadece sıfırları saymak bile yorucu değil mi?
00:38Bu öyle sıradan bir sayı, ufak bir bütçe sapması falan değil.
00:42Bu, Türkiye'nin uluslararası tahkim mahkemesi tarafından ödemeye mahkum edildiği o sarsıcı tazminatın ta kendisi.
00:49Üstelik yazarın makalesinde özellikle altını çizdiği bir detay var.
00:53Bu rakama daha o birikecek olan devasa gecikme faizleri dahil bile değil.
00:57Yani aslında yüzleştiğimiz tablo çok daha korkutucu.
01:01Peki ama durduk yere bu kadar büyük bir uluslararası borç nasıl ortaya çıktı?
01:051. bölüm 1,5 milyar dolarlık fatura.
01:09Şimdi, herhangi bir sorunu çözmek için önce o sorunun tam olarak ne olduğunu anlamamız şart.
01:15Bu ceza gökten zembille ilmedi ya.
01:18Yazar Nazım Peker olayı çok net özetliyor.
01:20Peker'e göre bu cezanın ana sebebi Irak petrollerinin esas sahip sahibi olan Irak merkezi hükümetinin resmi izni olmadan Türkiye'deki
01:30bazı bağlantılar üzerinden yasa dışı yollarla satılmış olması.
01:33İşin içinde İsrail dahil üçüncü ülkeler var.
01:36Yani temel iddia şu, ortada yetkisiz, izinsiz ve uluslararası hukukun etrafından dolanılan kapalı kapılar ardında bir ticaret var ve bu
01:45ağır fatura da işte tam olarak bu yüzden kesildi.
01:482. bölüm Boru Hattı'nın Tarihçesi
01:51Olayların bugün nasıl 1,5 milyar dolarlık bir krize dönüştüğünü kavramak için biraz geçmişe, her şeyin başladığı noktaya dönmemiz gerekiyor.
02:00Yıl 1973, Türkiye ile Irak arasında tamamen yasal, meşru ve iki devletin de çıkarına olan resmi bir anlaşma imzalanıyor.
02:091976'da hat tıkır tıkır işlemeye başlıyor.
02:13Buradaki tek meşru amaç ne?
02:14Irak petrolünü deniz yoluyla kolayca ve yasal olarak dünya pazarlarına ulaştırmak.
02:19Ama işgal sonrası döneme lütfen dikkat edin.
02:22Yazar diyor ki, Amerika Birleşik Devletleri'nin Irak'ı işgal etmesiyle bölgedeki bütün o meşru düzen İskambil kağıdı gibi yıkıldı
02:30ve asıl kriz işte bu büyük otorite boşluğundan doğdu.
02:343. bölüm Çiğnenen Uluslararası Antlaşma
02:37Düzen bir kez bozulduktan sonra o boru hattı üzerinden yapılmaması gereken ne varsa yapılmaya başlandığı iddia ediliyor.
02:45Bakın, uluslararası hukuka göre bu boru hattının kullanımında masada oturmaya hakkı olan sadece iki meşru taraf var.
02:52Biri Türkiye Cumhuriyeti Devleti, diğeri Irak Merkezi Hükümeti.
02:56Bitti.
02:57Ancak Peker'in analizine göre o işgal sonrası kaosta fiili olarak ipleri eline alanlar bambaşkaydı.
03:03Makale, Irak Merkezi Hükümeti yerine Barzani'nin Türkiye'deki bazı meçhul yapılarla ortaklık kurup bu hattı kendi çıkarları için gayri resmi
03:11kullandığını öne sürüyor.
03:12Yazar özellikle vurguluyor, Barzani, uluslararası hukuka göre bu anlaşmanın hiçbir şekilde tarafı olamaz.
03:19Makalenin biraz daha siyasi tarafına baktığımızda, yazarın bu kaotik dönemle ilgili son derece sert iddiaları olduğunu görüyoruz.
03:27Biz burada taraf tutmuyoruz, sadece yazarın sunduğu resmi doğrudan size aktarıyoruz.
03:32Peker'e göre, Barzani sadece bu yasa dışı petrol ticareti için Türkiye'de birilerine yol vermekle kalmadı,
03:39aynı zamanda bölgedeki otorite boşluğunu fırsat bilip, Musul ve Kerkük'teki nüfus ve tapu dairelerini yaktırdı,
03:47Türkmenlerin mallarına el koydu ve buradan elde ettiği yasa dışı milyonlarca dolarla kendi gücüne güç kattı.
03:53Yani yazara göre, bu sadece basit bir anlaşma ihlali değil, çok daha büyük ve karanlık bir bölgesel fırsatçılık operasyonu.
04:01Peki, işin en can alıcı kısımlarından birine gelirim.
04:05Bu milyonlarca varil yasa dışı petrol nereye aktı dersiniz?
04:10Makalede özel olarak dikkat çekilen bir nokta var.
04:13Pekar, bu gizli satış rotasının tam merkezine İzrail'i ve diğer üçüncü ülkeleri koyuyor.
04:19Yani, Irak Devleti'nin haberi ve izni olmadan, o hattan şarıl şarıl akan petrollerin kapalı kapılar ardında doğrudan bu adreslere
04:28yönlendirildiğini aktarıyor.
04:30Dördüncü bölüm, yazarın cevapsız bırakılan soruları.
04:33İşte burası, makalede tansiyonun gerçekten zirve yaptığı yer.
04:38Yazar, okuyucuyu adeta bir soru bombardımanına tutuyor.
04:41Peker, hepimizin durup kendisine sorması gereken şu soruları arka arkaya patlatıyor.
04:46Bu petrolü boru hattına sokup kimler sattı, bu satış kime, nereye yapıldı, aradaki o tatlı komisyonları kimler aldı, kimler ne
04:54kadar kazandı ve en önemlisi, şimdi önümüzde duran bu devasa 1,5 milyar dolarlık faturayı kim ödeyecek?
05:00İnanılmaz değil mi? Gerçekten de tam bir dedektiflik hikayesi gibi.
05:04Ama bence yazarın kendi sorduğu sorulara verdiği en kritik cevap şu, devletin kasası bu satışlardan tek bir kuruş bile kazanmadı.
05:13Evet, yanlış duymadınız. Mantık çok basit aslında.
05:17Ortada satılan bir petrol varsa, dönen milyon dolarlar varsa ama bu para Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi hazinesine girmemişse, e o
05:25zaman bu para kimin cebine girdi?
05:27Yazar, devletin kazanmadığı bir denklemde çok açık bir şekilde bazı özel kişilerin veya şirketlerin haksız kazanç sağladığı çıkarımını yapıyor.
05:36Beşinci ve son bölümümüz, bedeli kim ödemeli?
05:40Şimdi ortada bariz bir suç var, kesilmiş, devasa bir ceza var.
05:44Peki bu işin faturasını kim sırtlanacak?
05:47Peker, kendi argümanını desteklemek için Anadolu'dan çok çarpıcı ve cuk oturan bir atasözü kullanıyor.
05:53İti, öldürene sürütürler.
05:55Anlamı gayet net değil mi?
05:56Yani ortada bir pislik varsa o pisliği ancak onu yapan kişi temizlemelidir.
06:01Sorunu kim yarattıysa bedelini de kuruşu kuruşuna o ödemelidir.
06:04Yazar bu sözle faturanın halka değil bu işten cebini dolduran asıl sorumlulara kesilmesi gerektiğini çok sert bir dille özetliyor.
06:12Makalenin toplumsal vicdanı en çok dokunduğu yer tam da burası.
06:17Bir terazinin iki kefesini düşünün.
06:19Bir yanda her gün ekonomik zorluklarla boğuşan, yazarın deyimiyle kaynak yok diye bekleyen emekliler ve 85 milyon vatandaşımız var.
06:28Diğer kefede ise devletin mekanizmalarını kullanarak bu hukuksuzluğa göz yuman, yasa dışı ticarete yol verip kendi cüzdanlarını tıka basa dolduran
06:38isimsiz kişiler ve yapılar var.
06:40Yazar, kimin yediği belli olmayan bu devasa yemeğin hesabını sıradan vergi mükelleflerinin ödemesinin korkunç bir adaletsizlik olduğunu savunuyor.
06:49Ve geldik o son büyük soruya.
06:52Nazım Peker'in okuyucusuna yönelttiği, aslında her gün üzerine kafa yormamız gereken o kışkırtıcı soru,
06:58ortada uluslararası mahkeme kararıyla ispatlanmış bir hukuksuzluk ve ihmal varken,
07:03milletin ne suçu var?
07:05Bedeli cebini dolduranlar mı ödemeli, yoksa siz biz yani 85 milyon mu?
07:10Bu incelememiz, manşetlerin arkasında yatan bu sarsıcı ikilemi ortaya koyuyor.
07:15Sorumluların kim olduğunu ve bedeli kimin ödeyeceğini zaman gösterecek elbette.
07:19Ancak bu soruların peşini bırakmamak hepimizin görevi.
07:23Bir sonraki incelememizde buluşmak üzere.
07:25Merak etmeyeme sürekli sorgulamaya devam edin.
07:28Kendinize iyi bakın.
Yorumlar