00:00Herkese merhaba. Bu analizimizde, hani bazen bir yazı okursunuz da siyasi kulislerde günlerce yankılanır ya, işte tam da öyle bir
00:07metni.
00:08Ayağmur Tunalı'nın Yeni Parti Bindiği Dalı Kesiyor başlıklı o çok konuşulan makalesini masaya yatırıyoruz.
00:14Amacımız yazarın bu oldukça sert ve çarpıcı eleştirilerini tüm şeffaflığla, objektif bir şekilde parçalara ayırmak.
00:21Peki, bu iddiaların arkasında yatan mantık silsilesi aslında bize ne söylüyor? Gelin hep birlikte dalalım.
00:27Şimdi, önce şu soruyu bir düşünelim. Bir siyasi parti hakikaten kendi bindiği dalı nasıl keser?
00:35Yağmur Tunalı'nın makalesindeki Yeni Parti için kurduğu o can alıcı metafor tam olarak bu.
00:42Yazar, partinin kendi kurucu köklerinden inanılmaz tehlikeli bir hızla uzaklaştığını ve aslında bilmeden kendi sonunu hazırladığını iddia ediyor.
00:51Peki ama nasıl? Bu süreç pratikte nasıl işliyor?
00:54Bu iddiayı çözmek için bugünkü yol haritamız şu şekilde.
00:59Önce kurucu değerlerden kopuş iddiası, ardından Osmanlıcılık ve Türkiyelilik tartışması, sonra tarihsel süreç ve dil meselesi ve son olarak da
01:09parti içi eleştiriler.
01:10Birinci bölümümüz, kurucu değerlerden uzaklaşma iddiası.
01:14Meselenin kalbinde gerçekten sarsıcı bir iddia yatıyor.
01:18Yazar, partinin egemenliği parçalamaya yönelik bir hedefe, belki de hiç farkında olmadan destek verdiğini savunuyor.
01:25Şöyle ki, Tunalı'ya göre bu parti her ne kadar Atatürk'ün mirasını sahiplendiğini söylese de, fiiliyatta dem parti çizgisini
01:33evriliyor.
01:34Bu da kurucu değerlerle aralarına devasa bir uçurum koyuyor demek.
01:38Hatta yazar burada çok enteresan bir iddia ortaya atıyor.
01:42Kapalı kapılar ardında yürütüldüğünü söylediği bir çerçeve kanun çalışmasından bahsediyor.
01:47Partinin, detaylarına tam olarak hakim olmadığı bir metne, biz imzamızın arkasındayız demesini,
01:53Türk egemenliğini tehdit eden bir plana resmen gözü kapalı destek vermek olarak yorumluyor.
01:58İkinci başlığımız, Osmanlıcılık ve Türkiyelilik kıyaslaması.
02:03Yazar diyor ki, Türkiyelilik öyleye kulağa geldiği gibi masum, kucaklayıcı bir kavram falan değil.
02:08Aksine ona göre, bu ulus devleti etniste ve mezhep üzerinden paramparaca etmek için kurgulanmış modern bir mühendislik projesi.
02:17Yazara göre, içinde Türk geçen tüm kavramlar çok agresif, çok sistematik bir operasyonla dönüştürülüyor.
02:24Yani, Türk milli takımı demek yerine, Türkiye milli takımı denmesi veya Türk edebiyatı yerine Türkçe edebiyat laflarının türetilmesi,
02:32yazarın gözünde bu kavramsal silme operasyonunun en somut, en net kanıtları.
02:37Peki, yazar bu kavramı neyle kıyaslıyor dersiniz?
02:41Osmanlıcılıkla.
02:42Hani şu, imparatorluğun o çöküş, o son dönemlerinde devleti bir arada tutmak için can havliyle sarıldıkları ideoloji var ya,
02:49Tunalı'ya göre, Osmanlıcılık samimi bir refleksti.
02:52Evet, başarısız oldu ama günün sonunda amacı devleti bölmek değil, koskoca imparatorluğu tek parça halinde tutabilmekti.
03:00Yani aslında karşımızda siyahla beyaz kadar net bir zıtlık var.
03:04Yazarın altını çize çize anlattığı tablo şu, bir tarafta temel amacı devleti birleştirmek olan Osmanlıcılık,
03:11diğer yanda ise temel amacı ulus devleti bölmek olan Türkiyelilik.
03:15Yazarın buradaki hayati uyarısı şu, kamuoyunda bu iki kavramı sanki aynı şeymiş gibi pazarlayanlar var,
03:21Tunalı, bu iki kavramı eşitlemeye çalışan herkesin aslında büyük bir yanıltmacı içinde olduğunu söylüyor,
03:27hedeflerin taban tabana zıt olduğunu savunuyor.
03:34Bu dil ve kimlik meselesini anlamak için biraz geçmişe, 19. yüzyılın sonlarına doğru uzanmamız lazım.
03:40Yazarın çok kritik bir tespiti var burada.
03:43Diyor ki, Ahmet Vefik Paşa gibi başlarda Osmanlıcılığı savunan o koca devlet adamları,
03:48bir süre sonra baktılar ki bu fikir ayrılıkları durduramıyor, bir işe yaramıyor,
03:52devleti ayakta tutacak tek omurganın Türklük olduğunu acı bir tecrübeyle anlayıp Türkçülüğe döndüler.
03:581876 Anayasası ve sonrasındaki 1908 Meşrutiyeti de aslında bu devlet aklının,
04:03özellikle dir üzerinden nasıl resmileştiğinin çok net tarihi durakları.
04:07Dağılma döneminin o korkunç, o ağır şartlarında bile devletin tavrını gösteren öyle çarpıcı bir an var ki,
04:141908 Meşrutiyetinde Meclisi Mebusan Başkanlığı yapan Ahmet Vefik Paşa,
04:19mecliste, biz Türkçe bilmiyoruz, ana dilimizde konuşalım diyen vekillere kürsüden aynen şöyle sesleniyor,
04:26Türkçe öğrenir ve sonra gelir bu kürsüde konuşursunuz.
04:29Düşünebiliyor musunuz, devlet çöküyor, toprak kaybediyor ama yazarın aktardığına göre,
04:34kurucu kimliğinden ve dilinden zerre kadar taviz vermiyor.
04:38Üstelik bu durum öyle Ahmet Vefik Paşa'nın kişisel inadı falan da değil ha,
04:42arkasında kapı gibi anayasal bir emir var, 1876 Anayasası.
04:47Devletin dilinin Türkçe olduğunu ve hatta Türkçe bilmeyenlerin vekil dahi olamayacağını çok açık bir şekilde emrediyordu.
04:53Peki yazar bize bu tarihi detayı bugün niye hatırlatıyor?
04:56Çünkü şunu söylüyor, milli kimlik sınırları öyle keyfe keder çizilmez, anayasal metinlerle kanla çizilir.
05:04Yazarın tezine göre, devlet kimliğinden taviz vermeme kuralı o gün nasıl bir anayasa emri ise bugün de aynen öyledir.
05:10Ve bu durum bugünün siyasetçiler için uyunun kurallarını ve riskini inanılmaz derecede büyütüyor.
05:16Ve dördüncü, son bölümümüz parti içindeki eleştiriler.
05:20Şimdi objektif bir analiz yürütüyoruz o yüzden hakkını yemeyelim.
05:24Tunalı makalesinde Özgür Özel'in partisinin son dönemdeki mahkeme süreçlerinde mağdur edildiğini ve hukuken haklı olduğunu açıkça savunuyor.
05:32Yani mesele öyle kuru kuruya bir parti düşmanlığı değil.
05:35Ama asıl kıyamet adliye koridorlarında değil, ideoloji de kopuyor.
05:40Yazar, partinin siyasi elpazede Sezgin Tanrıkulu çizgisiyle yan yana düşmesinin o kemikleşmiş seçmen tabanında devasa bir kırılmaya, adeta yaygın bir
05:49isyana yol açtığını raporluyor.
05:51Peki kim bu isyan bayrağını çekenler?
05:53Öyle sadece kızgın birkaç seçmen falan değil.
05:56Yazar, mesela ADD Başkanı Hüsnü Bozkurt'un Türkiye'de Kürt sorunu yoktur diyerek yükselttiği o net itirazı hatırlatıyor.
06:05Gerçek eşitliğin kimseye ama kimseye ayrıcalık tanınmadığında var olabileceğini söyleyen yüzlerce tanınmış ismin feryadından bahsediyor.
06:14Hatta daha da ilginci, yıllarca bu partiye sadakatle oy vermiş seçmenlerin bile yeter artık bu savrulmalara oy vermeyeceğim diyerek partiye
06:23sırtını döndüğünü aktarıyor.
06:24Bunun en dramatik örneklerinden biri de 2 Ağustos'ta televizyon ekranlarında yaşandı.
06:30Yılların CHP'lisi ve partinin avukatlarından Uğur Poyraz yönetime resmen bir ultimatom verdi.
06:36Aynen şöyle dedi.
06:38Sezgin Tanrıkulu'nun beyanlarını reddetmedikçe, bu bilmeden girdiğiniz sürece tavır koymadıkça içinde bulunduğum yeni partiye ben de oy vermem.
06:46Yazar bu inanılmaz ağır cümleyi parti tabanının aslında yönetimi uçurumun kenarından çekip almak için başvurduğu bir son çare hamlesi olarak
06:54nitelendiriyor.
06:56Mekke'ye tüm bunların ışığında en can alıcı soruya gelelim.
06:59Kendi kurucu kimliğiyle böylesine derin, böylesine sarsıcı bir çatışma yaşayan bir partinin gelecekteki yörüngesi ne olacak?
07:08Gerçekten de yazarın uyardığı gibi bindiği dalımı kesiyor.
07:11Sizce bu içeriden yükselen uyarılar bir siyasi uyanışa mı yol açacak yoksa bahsedilen o büyük kırılma artık kaçınılmaz mı?
07:18Kararı siz verin.
07:19Öğrenmeye ve sorgulamaya devam edeceğimiz bir sonraki analizimizde görüşmek üzere.
07:24Hoşçakalın.
Yorumlar