Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 10 saat önce
Yazar A. Yağmur Tunalı, ana muhalefet partisi olan Yeni Parti’nin kurucu değerlerden uzaklaşarak milli egemenliği zayıflatma riski taşıyan bir çizgiye kaydığını savunmaktadır. Metinde, "Türkiyelilik" kavramının imparatorluk dönemindeki birlik çabalarından farklı olarak, günümüzde ülkeyi etnik ve mezhepsel temellerde ayrıştırmak için kullanıldığı ileri sürülmektedir. Tarihsel süreçte Osmanlıcılık fikrinin başarısız olduğu ve devletin bekası için Türk kimliğinin merkeze alındığı hatırlatılarak, dil ve kimlik konularında verilen ödünler sert bir dille eleştirilmektedir. Partinin terörle ilişkilendirilen yapılarla yakınlaşması, kendi seçmen tabanında ve hatta partili hukukçularda dahi büyük bir güven kaybına yol açan bir hata olarak nitelendirilmektedir. Sonuç olarak kaynak, siyasi yönetimin milli hassasiyetleri göz ardı ederek kendi büyüme şansını yok ettiği uyarısında bulunmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Bu analizimizde, hani bazen bir yazı okursunuz da siyasi kulislerde günlerce yankılanır ya, işte tam da öyle bir
00:07metni.
00:08Ayağmur Tunalı'nın Yeni Parti Bindiği Dalı Kesiyor başlıklı o çok konuşulan makalesini masaya yatırıyoruz.
00:14Amacımız yazarın bu oldukça sert ve çarpıcı eleştirilerini tüm şeffaflığla, objektif bir şekilde parçalara ayırmak.
00:21Peki, bu iddiaların arkasında yatan mantık silsilesi aslında bize ne söylüyor? Gelin hep birlikte dalalım.
00:27Şimdi, önce şu soruyu bir düşünelim. Bir siyasi parti hakikaten kendi bindiği dalı nasıl keser?
00:35Yağmur Tunalı'nın makalesindeki Yeni Parti için kurduğu o can alıcı metafor tam olarak bu.
00:42Yazar, partinin kendi kurucu köklerinden inanılmaz tehlikeli bir hızla uzaklaştığını ve aslında bilmeden kendi sonunu hazırladığını iddia ediyor.
00:51Peki ama nasıl? Bu süreç pratikte nasıl işliyor?
00:54Bu iddiayı çözmek için bugünkü yol haritamız şu şekilde.
00:59Önce kurucu değerlerden kopuş iddiası, ardından Osmanlıcılık ve Türkiyelilik tartışması, sonra tarihsel süreç ve dil meselesi ve son olarak da
01:09parti içi eleştiriler.
01:10Birinci bölümümüz, kurucu değerlerden uzaklaşma iddiası.
01:14Meselenin kalbinde gerçekten sarsıcı bir iddia yatıyor.
01:18Yazar, partinin egemenliği parçalamaya yönelik bir hedefe, belki de hiç farkında olmadan destek verdiğini savunuyor.
01:25Şöyle ki, Tunalı'ya göre bu parti her ne kadar Atatürk'ün mirasını sahiplendiğini söylese de, fiiliyatta dem parti çizgisini
01:33evriliyor.
01:34Bu da kurucu değerlerle aralarına devasa bir uçurum koyuyor demek.
01:38Hatta yazar burada çok enteresan bir iddia ortaya atıyor.
01:42Kapalı kapılar ardında yürütüldüğünü söylediği bir çerçeve kanun çalışmasından bahsediyor.
01:47Partinin, detaylarına tam olarak hakim olmadığı bir metne, biz imzamızın arkasındayız demesini,
01:53Türk egemenliğini tehdit eden bir plana resmen gözü kapalı destek vermek olarak yorumluyor.
01:58İkinci başlığımız, Osmanlıcılık ve Türkiyelilik kıyaslaması.
02:03Yazar diyor ki, Türkiyelilik öyleye kulağa geldiği gibi masum, kucaklayıcı bir kavram falan değil.
02:08Aksine ona göre, bu ulus devleti etniste ve mezhep üzerinden paramparaca etmek için kurgulanmış modern bir mühendislik projesi.
02:17Yazara göre, içinde Türk geçen tüm kavramlar çok agresif, çok sistematik bir operasyonla dönüştürülüyor.
02:24Yani, Türk milli takımı demek yerine, Türkiye milli takımı denmesi veya Türk edebiyatı yerine Türkçe edebiyat laflarının türetilmesi,
02:32yazarın gözünde bu kavramsal silme operasyonunun en somut, en net kanıtları.
02:37Peki, yazar bu kavramı neyle kıyaslıyor dersiniz?
02:41Osmanlıcılıkla.
02:42Hani şu, imparatorluğun o çöküş, o son dönemlerinde devleti bir arada tutmak için can havliyle sarıldıkları ideoloji var ya,
02:49Tunalı'ya göre, Osmanlıcılık samimi bir refleksti.
02:52Evet, başarısız oldu ama günün sonunda amacı devleti bölmek değil, koskoca imparatorluğu tek parça halinde tutabilmekti.
03:00Yani aslında karşımızda siyahla beyaz kadar net bir zıtlık var.
03:04Yazarın altını çize çize anlattığı tablo şu, bir tarafta temel amacı devleti birleştirmek olan Osmanlıcılık,
03:11diğer yanda ise temel amacı ulus devleti bölmek olan Türkiyelilik.
03:15Yazarın buradaki hayati uyarısı şu, kamuoyunda bu iki kavramı sanki aynı şeymiş gibi pazarlayanlar var,
03:21Tunalı, bu iki kavramı eşitlemeye çalışan herkesin aslında büyük bir yanıltmacı içinde olduğunu söylüyor,
03:27hedeflerin taban tabana zıt olduğunu savunuyor.
03:34Bu dil ve kimlik meselesini anlamak için biraz geçmişe, 19. yüzyılın sonlarına doğru uzanmamız lazım.
03:40Yazarın çok kritik bir tespiti var burada.
03:43Diyor ki, Ahmet Vefik Paşa gibi başlarda Osmanlıcılığı savunan o koca devlet adamları,
03:48bir süre sonra baktılar ki bu fikir ayrılıkları durduramıyor, bir işe yaramıyor,
03:52devleti ayakta tutacak tek omurganın Türklük olduğunu acı bir tecrübeyle anlayıp Türkçülüğe döndüler.
03:581876 Anayasası ve sonrasındaki 1908 Meşrutiyeti de aslında bu devlet aklının,
04:03özellikle dir üzerinden nasıl resmileştiğinin çok net tarihi durakları.
04:07Dağılma döneminin o korkunç, o ağır şartlarında bile devletin tavrını gösteren öyle çarpıcı bir an var ki,
04:141908 Meşrutiyetinde Meclisi Mebusan Başkanlığı yapan Ahmet Vefik Paşa,
04:19mecliste, biz Türkçe bilmiyoruz, ana dilimizde konuşalım diyen vekillere kürsüden aynen şöyle sesleniyor,
04:26Türkçe öğrenir ve sonra gelir bu kürsüde konuşursunuz.
04:29Düşünebiliyor musunuz, devlet çöküyor, toprak kaybediyor ama yazarın aktardığına göre,
04:34kurucu kimliğinden ve dilinden zerre kadar taviz vermiyor.
04:38Üstelik bu durum öyle Ahmet Vefik Paşa'nın kişisel inadı falan da değil ha,
04:42arkasında kapı gibi anayasal bir emir var, 1876 Anayasası.
04:47Devletin dilinin Türkçe olduğunu ve hatta Türkçe bilmeyenlerin vekil dahi olamayacağını çok açık bir şekilde emrediyordu.
04:53Peki yazar bize bu tarihi detayı bugün niye hatırlatıyor?
04:56Çünkü şunu söylüyor, milli kimlik sınırları öyle keyfe keder çizilmez, anayasal metinlerle kanla çizilir.
05:04Yazarın tezine göre, devlet kimliğinden taviz vermeme kuralı o gün nasıl bir anayasa emri ise bugün de aynen öyledir.
05:10Ve bu durum bugünün siyasetçiler için uyunun kurallarını ve riskini inanılmaz derecede büyütüyor.
05:16Ve dördüncü, son bölümümüz parti içindeki eleştiriler.
05:20Şimdi objektif bir analiz yürütüyoruz o yüzden hakkını yemeyelim.
05:24Tunalı makalesinde Özgür Özel'in partisinin son dönemdeki mahkeme süreçlerinde mağdur edildiğini ve hukuken haklı olduğunu açıkça savunuyor.
05:32Yani mesele öyle kuru kuruya bir parti düşmanlığı değil.
05:35Ama asıl kıyamet adliye koridorlarında değil, ideoloji de kopuyor.
05:40Yazar, partinin siyasi elpazede Sezgin Tanrıkulu çizgisiyle yan yana düşmesinin o kemikleşmiş seçmen tabanında devasa bir kırılmaya, adeta yaygın bir
05:49isyana yol açtığını raporluyor.
05:51Peki kim bu isyan bayrağını çekenler?
05:53Öyle sadece kızgın birkaç seçmen falan değil.
05:56Yazar, mesela ADD Başkanı Hüsnü Bozkurt'un Türkiye'de Kürt sorunu yoktur diyerek yükselttiği o net itirazı hatırlatıyor.
06:05Gerçek eşitliğin kimseye ama kimseye ayrıcalık tanınmadığında var olabileceğini söyleyen yüzlerce tanınmış ismin feryadından bahsediyor.
06:14Hatta daha da ilginci, yıllarca bu partiye sadakatle oy vermiş seçmenlerin bile yeter artık bu savrulmalara oy vermeyeceğim diyerek partiye
06:23sırtını döndüğünü aktarıyor.
06:24Bunun en dramatik örneklerinden biri de 2 Ağustos'ta televizyon ekranlarında yaşandı.
06:30Yılların CHP'lisi ve partinin avukatlarından Uğur Poyraz yönetime resmen bir ultimatom verdi.
06:36Aynen şöyle dedi.
06:38Sezgin Tanrıkulu'nun beyanlarını reddetmedikçe, bu bilmeden girdiğiniz sürece tavır koymadıkça içinde bulunduğum yeni partiye ben de oy vermem.
06:46Yazar bu inanılmaz ağır cümleyi parti tabanının aslında yönetimi uçurumun kenarından çekip almak için başvurduğu bir son çare hamlesi olarak
06:54nitelendiriyor.
06:56Mekke'ye tüm bunların ışığında en can alıcı soruya gelelim.
06:59Kendi kurucu kimliğiyle böylesine derin, böylesine sarsıcı bir çatışma yaşayan bir partinin gelecekteki yörüngesi ne olacak?
07:08Gerçekten de yazarın uyardığı gibi bindiği dalımı kesiyor.
07:11Sizce bu içeriden yükselen uyarılar bir siyasi uyanışa mı yol açacak yoksa bahsedilen o büyük kırılma artık kaçınılmaz mı?
07:18Kararı siz verin.
07:19Öğrenmeye ve sorgulamaya devam edeceğimiz bir sonraki analizimizde görüşmek üzere.
07:24Hoşçakalın.
Yorumlar

Önerilen