Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 31 dakika önce
Yazar Mehmet Özkendirci, Türkiye'deki terör sorununun çözümüne dair yürütülen güncel tartışmalara son derece karamsar ve eleştirel bir perspektiften yaklaşmaktadır. Metin, siyasi liderlerin değişen tutumlarını samimiyetsiz bulurken, terörün arkasındaki asıl gücün uluslararası emperyalist projeler ve dış destekler olduğunu savunmaktadır. Terörün sona ermeyeceğine dair inancını temellendiren yazar, bölgedeki jeopolitik hedeflerin Türkiye'nin toprak bütünlüğünü tehdit ettiğini ileri sürmektedir. Ayrıca, iç siyasetteki adalet sorunlarına ve seçilmiş belediye başkanlarına yönelik müdahalelere dikkat çekilerek, toplumsal barışın bu şartlar altında sağlanamayacağı vurgulanmaktadır. Makale genel olarak, terörle mücadelenin barış masasında değil, ancak ulusal değerlerin ve hukukun korunmasıyla başarıya ulaşabileceği fikrini işlemektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Bugün Mehmet Özkendirci'nin son dönemdeki siyasi gelişmeleri oldukça sert ve çarpıcı bir dille ele aldığı makalesini masaya
00:08yatırıyoruz.
00:09Amacımız ne mi? Tamamen tarafsız bir şekilde yazarın sunduğu o karmaşık argümanları bizzat kendi kelimelerinden yola çıkarak adım adım incelemek.
00:19Hadi hiç vakit kaybetmeden bu konunun derinliklerine birlikte inelim.
00:23Yazar yazısına öyle bir soruyla başlıyor ki adeta okuyucuyu yakasından tutup sarsıyor.
00:29Siz terörün biteceğine inananlardan mısınız? Gerçekten çok kışkırtıcı değil mi?
00:34Bu soru aslında yazarın son dönemde havalarda uçuşan o siyasi vaatlere karşı ne kadar derin bir şüphe duyduğunun ilk sinyali.
00:42Zihnimizi şöyle bir çalıştırıp bizi hemen kendi düşünce dünyasına, o sorgulama sürecine çekiyor.
00:47İlk bölümümüz terörün bitirileceği iddiaları ve siyasi retoriyi çözümlemek üzerine.
00:54Yazar burada bugünün siyasi söylemleriyle geçmişteki eylemler arasındaki o devasa uçuruma mercek kütüyor.
01:02Özkendirci'nin çizdiği tabloya göre ortada epey keskin bir çelişki var.
01:07Bir yanda geçmişte meclis kürsüsünden idam ipi atan bir devlet bahçeli portresi dururken,
01:12diğer yanda bugünün terörü bitirelim çağrıları var.
01:16Yazar bu durumu kelimenin tam anlamıyla ipe un sermek olarak görüyor.
01:20Dahası var, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın değişen tutumu da yazarın radarından kaçmıyor.
01:25Hatırlarsınız geçtiğimiz seçimlerde Kemal Kılıçdaroğlu'nu kan diliyle ilişkilendiren o malum montaj video çok konuşulmuştu.
01:32İşte yazar, Erdoğan'ın bugün bu sürece isteksiz görünse de zımni bir destek vermesini çok güçlü bir şekilde sorguluyor.
01:40Gelelim ikinci ana başlığa, yazarın dış güçler argümanı ve jeopolitik engeller.
01:47Yazar kamerayı iç siyasetten alıp çok daha geniş bir açıya, dış dünyaya çeviriyor.
01:53Ona göre bu iş, sadece insanları silah bırakmaya ikna etmekle çözülecek kadar basit bir mesele kesinlikle değil.
02:00Peki bu devasa dış engeller neler?
02:03Yazar üç temel nokta sayıyor.
02:05Birincisi, İsrail'in hamisi olarak gördüğü ABD'nin taşeron örgütlere adeta silah ve lojistik akıttığını iddia ediyor.
02:12İkincisi, Kuzey Irak ve Suriye'de her an elleri tetikte bekleyen silahlı kollar var diyor.
02:18Ve üçüncüsü, hepimizin sıkça duyduğu o büyük Orta Doğu projesi, yani BOP.
02:22Yazara göre bu projenin doğası zaten bu çatışmanın devam etmesini zorunlu kılıyor.
02:27Yani böyle bir jeopolitik tabloda üç beş silah yakmakla terörün biteceğini sanmak, yazarın kendi sert tabiriyle söyleyeyim, tam bir saflık
02:36ötesi aptallık.
02:37Sonra makalede gerçekten bomba etkisi yaratan çok çarpıcı bir alıntıya rastlıyoruz.
02:42Bu topraklar, İsrail'e vaat edilmiş topraklardır.
02:46Yazar bu cümlenin bir dem parti milletvekilinin ağzından çıktığını belirtiyor.
02:50Ve bakın bunu sıradan bir siyasi söylem olarak falan görmüyor.
02:53Aksine dış çıkarlarla uyumlu o gizli büyük Kürdistan hayalinin apaçık bir itirafı olarak değerlendiriyor.
03:00Ve yazar bu teoriyi bir adım daha ileri taşıyor.
03:04ABD destekli İsrail'in Orta Doğu'yu bir kan gölüne çevirdiğini hepimiz görüyoruz değil mi?
03:10İşte yazar diyor ki, İsrail'in İran'dan sonraki hedefinin neresi olacağı hiç de sır değil.
03:16Aslında burada okuyucuya çok net bir mantıksal çıkarım sunuyor.
03:20Ona göre Türkiye çoktan bu tehlikeli bölgesel planların hedef tahtasına oturtulmuş durumda.
03:27Üçüncü durağımız iç siyasetteki çelişkiler yani iç eşitlik ve toplumdaki gerilimler.
03:33Yazar burada merciyi tekrar Türkiye'ye iç dinamiklere çeviriyor ve gerçekten çok ezber bozan, provokatif bir tez ortaya atıyor.
03:41İşte tartışmanın en can alıcı yeri tam olarak burası.
03:44Yazar toplumda Kürt vatandaşların haklardan mahrum bırakıldığı, dezavantajlı olduğu fikrini kökten reddediyor.
03:52Meclisteki Kürt kökenli milletvekillerine, ünlü sanatçılara, başarılı iş insanlarına bir bakın diyor.
03:57Ve bir adım daha ileri gidip son derece iddialı bir şey söylüyor.
04:01Türkiye'de bir Kürt sorunu yok diyor, aksine bir Türk sorunu var.
04:06İnanılmaz derecede kışkırtıcı bir iddia öyle değil mi?
04:08Yazar bu iddiasının altını doldurmak için iki tamamen zıt durumu karşımıza koyuyor.
04:14Bir tarafta, ülkenin ortak kaynaklarını, sularını, madenlerini paylaşmak istemeyen, hatta özellik ve bağımsızlık talep eden bir kesim var diyor.
04:24Diğer tarafta ise, mezuniyet törenlerinde sadece Mustafa Kemal'in askerleriyiz diyerek,
04:29Cumhuriyet'in kurucusuna sadakat yemini ettikleri için ordudan ihraç edilen o genç Kemalist temenleri hatırlatıyor.
04:35Yazar bu ikilemi, ülkedeki asıl adaletsizliğin kimlere yapıldığını göstermek için çok güçlü bir argüman olarak kullanıyor.
04:43Ve dördüncü son bölümümüze geliyoruz.
04:46Önce iç barış vurgusu.
04:49Yani kalıcı ve gerçek bir barışın olmazsa olmaz ön koşulu.
04:53Makalenin sonuna yaklaşırken yazar, şiddetin ancak nasıl kalıcı olarak bitebileceğine dair kendi reçetesini sunuyor.
05:00Peki, bu reçetede ne var?
05:03Özkendirci'nin formülü çok net.
05:05İspanya ya da İngiltere gibi ülkelerin terör sorununu sadece masaya oturup taviz vererek çözmediğini hatırlatıyor.
05:12Ona göre dört ana sütun var.
05:14İç barış, adalet, insan hakları ve üzerinde en çok durduğu nokta seçilmiş siyasilere saygı.
05:21Yazar çok açık uyarıyor.
05:22Eğer bu temelleri sağlamlaştırmadan, halkın detaylarını bilmediği bölük pörçük süreçler yürütürseniz,
05:28attığınız her adım daha baştan, kendi tabiriyle ölü doğmuş demektir.
05:32Tam bu noktada yazar o son maddeyi, yani demokratik eksiklikler ve seçilmiş siyasilere saygı meselesini somutlaştırmak için masaya devasa bir
05:42rakam bırakıyor.
05:439 milyon 300 bin.
05:459 milyon!
05:46Düşünsenize, bu sayı dünyadaki pek çok ülkenin toplam nüfusundan bile fazla.
05:52Türkiye'deki her beş seçmenden birinden bahsediyoruz.
05:55Yazar diyor ki, bu kadar insanın iradesi el konulan Cumhuriyet Halk Partisi belediyelerine atanan kayyumlar yüzünden resmen yok sayılıyor.
06:04Yani yazar önce iç barış derken, aslında tam olarak bu devasa demokratik krizin çözülmesini kastediyor.
06:11Ve makale son virajda oldukça sert, karanlık bir siyasi öngörüyle yüzleştiriyor bizi.
06:17Yazar, eğer bu tutuklamalar ve kayyum atamaları böyle son süret devam ederse diyor, bir sonraki seçime kadar dışarıda tek bir
06:25CHP'li belediye başkanı bile kalmayabilir.
06:28Düşüncesi şu, muhalefetin bu şekilde tamamen oyun dışı bırakıldığı, sesinin kısıldığı bir ortamda, samimi bir barıştan ya da normalleşmeden bahsetmek
06:39sizce de tamamen anlamsız değil mi?
06:40Ve en sonunda bütün bu argüman zincirini tek tek ördükten sonra, yazar bizi tekrar o en başa, o kocaman ve
06:48rahatsız edici soruya geri götürüyor.
06:50Hem de bu kez adeta bağırarak büyük harflerle soruyor, siz terörün biteceğine inanıyor musunuz?
06:57Bu sadece bir kapanış cümlesi değil, aslında hepimizi o parlak siyasi vaatleri, az önce anlattığı sert ceopolitik gerçeklerle ve kayyum
07:06politikalarıyla kendi içimizde tartmaya davet ediyor.
07:09Evet, Mehmet Özkender Cib'in bu çarpıcı ve tartışmalı makalesini kendi cümleleri üzerinden tarafsızca haritalandırdık.
07:16Peki, tüm bu argümanları duyduktan sonra sizin düşünceniz ne?
07:20Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere merak etmeye ve sorgulamaya devam edin.
Yorumlar

Önerilen