00:00Herkese merhaba. Bugün Mehmet Özkendirci'nin son dönemdeki siyasi gelişmeleri oldukça sert ve çarpıcı bir dille ele aldığı makalesini masaya
00:08yatırıyoruz.
00:09Amacımız ne mi? Tamamen tarafsız bir şekilde yazarın sunduğu o karmaşık argümanları bizzat kendi kelimelerinden yola çıkarak adım adım incelemek.
00:19Hadi hiç vakit kaybetmeden bu konunun derinliklerine birlikte inelim.
00:23Yazar yazısına öyle bir soruyla başlıyor ki adeta okuyucuyu yakasından tutup sarsıyor.
00:29Siz terörün biteceğine inananlardan mısınız? Gerçekten çok kışkırtıcı değil mi?
00:34Bu soru aslında yazarın son dönemde havalarda uçuşan o siyasi vaatlere karşı ne kadar derin bir şüphe duyduğunun ilk sinyali.
00:42Zihnimizi şöyle bir çalıştırıp bizi hemen kendi düşünce dünyasına, o sorgulama sürecine çekiyor.
00:47İlk bölümümüz terörün bitirileceği iddiaları ve siyasi retoriyi çözümlemek üzerine.
00:54Yazar burada bugünün siyasi söylemleriyle geçmişteki eylemler arasındaki o devasa uçuruma mercek kütüyor.
01:02Özkendirci'nin çizdiği tabloya göre ortada epey keskin bir çelişki var.
01:07Bir yanda geçmişte meclis kürsüsünden idam ipi atan bir devlet bahçeli portresi dururken,
01:12diğer yanda bugünün terörü bitirelim çağrıları var.
01:16Yazar bu durumu kelimenin tam anlamıyla ipe un sermek olarak görüyor.
01:20Dahası var, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın değişen tutumu da yazarın radarından kaçmıyor.
01:25Hatırlarsınız geçtiğimiz seçimlerde Kemal Kılıçdaroğlu'nu kan diliyle ilişkilendiren o malum montaj video çok konuşulmuştu.
01:32İşte yazar, Erdoğan'ın bugün bu sürece isteksiz görünse de zımni bir destek vermesini çok güçlü bir şekilde sorguluyor.
01:40Gelelim ikinci ana başlığa, yazarın dış güçler argümanı ve jeopolitik engeller.
01:47Yazar kamerayı iç siyasetten alıp çok daha geniş bir açıya, dış dünyaya çeviriyor.
01:53Ona göre bu iş, sadece insanları silah bırakmaya ikna etmekle çözülecek kadar basit bir mesele kesinlikle değil.
02:00Peki bu devasa dış engeller neler?
02:03Yazar üç temel nokta sayıyor.
02:05Birincisi, İsrail'in hamisi olarak gördüğü ABD'nin taşeron örgütlere adeta silah ve lojistik akıttığını iddia ediyor.
02:12İkincisi, Kuzey Irak ve Suriye'de her an elleri tetikte bekleyen silahlı kollar var diyor.
02:18Ve üçüncüsü, hepimizin sıkça duyduğu o büyük Orta Doğu projesi, yani BOP.
02:22Yazara göre bu projenin doğası zaten bu çatışmanın devam etmesini zorunlu kılıyor.
02:27Yani böyle bir jeopolitik tabloda üç beş silah yakmakla terörün biteceğini sanmak, yazarın kendi sert tabiriyle söyleyeyim, tam bir saflık
02:36ötesi aptallık.
02:37Sonra makalede gerçekten bomba etkisi yaratan çok çarpıcı bir alıntıya rastlıyoruz.
02:42Bu topraklar, İsrail'e vaat edilmiş topraklardır.
02:46Yazar bu cümlenin bir dem parti milletvekilinin ağzından çıktığını belirtiyor.
02:50Ve bakın bunu sıradan bir siyasi söylem olarak falan görmüyor.
02:53Aksine dış çıkarlarla uyumlu o gizli büyük Kürdistan hayalinin apaçık bir itirafı olarak değerlendiriyor.
03:00Ve yazar bu teoriyi bir adım daha ileri taşıyor.
03:04ABD destekli İsrail'in Orta Doğu'yu bir kan gölüne çevirdiğini hepimiz görüyoruz değil mi?
03:10İşte yazar diyor ki, İsrail'in İran'dan sonraki hedefinin neresi olacağı hiç de sır değil.
03:16Aslında burada okuyucuya çok net bir mantıksal çıkarım sunuyor.
03:20Ona göre Türkiye çoktan bu tehlikeli bölgesel planların hedef tahtasına oturtulmuş durumda.
03:27Üçüncü durağımız iç siyasetteki çelişkiler yani iç eşitlik ve toplumdaki gerilimler.
03:33Yazar burada merciyi tekrar Türkiye'ye iç dinamiklere çeviriyor ve gerçekten çok ezber bozan, provokatif bir tez ortaya atıyor.
03:41İşte tartışmanın en can alıcı yeri tam olarak burası.
03:44Yazar toplumda Kürt vatandaşların haklardan mahrum bırakıldığı, dezavantajlı olduğu fikrini kökten reddediyor.
03:52Meclisteki Kürt kökenli milletvekillerine, ünlü sanatçılara, başarılı iş insanlarına bir bakın diyor.
03:57Ve bir adım daha ileri gidip son derece iddialı bir şey söylüyor.
04:01Türkiye'de bir Kürt sorunu yok diyor, aksine bir Türk sorunu var.
04:06İnanılmaz derecede kışkırtıcı bir iddia öyle değil mi?
04:08Yazar bu iddiasının altını doldurmak için iki tamamen zıt durumu karşımıza koyuyor.
04:14Bir tarafta, ülkenin ortak kaynaklarını, sularını, madenlerini paylaşmak istemeyen, hatta özellik ve bağımsızlık talep eden bir kesim var diyor.
04:24Diğer tarafta ise, mezuniyet törenlerinde sadece Mustafa Kemal'in askerleriyiz diyerek,
04:29Cumhuriyet'in kurucusuna sadakat yemini ettikleri için ordudan ihraç edilen o genç Kemalist temenleri hatırlatıyor.
04:35Yazar bu ikilemi, ülkedeki asıl adaletsizliğin kimlere yapıldığını göstermek için çok güçlü bir argüman olarak kullanıyor.
04:43Ve dördüncü son bölümümüze geliyoruz.
04:46Önce iç barış vurgusu.
04:49Yani kalıcı ve gerçek bir barışın olmazsa olmaz ön koşulu.
04:53Makalenin sonuna yaklaşırken yazar, şiddetin ancak nasıl kalıcı olarak bitebileceğine dair kendi reçetesini sunuyor.
05:00Peki, bu reçetede ne var?
05:03Özkendirci'nin formülü çok net.
05:05İspanya ya da İngiltere gibi ülkelerin terör sorununu sadece masaya oturup taviz vererek çözmediğini hatırlatıyor.
05:12Ona göre dört ana sütun var.
05:14İç barış, adalet, insan hakları ve üzerinde en çok durduğu nokta seçilmiş siyasilere saygı.
05:21Yazar çok açık uyarıyor.
05:22Eğer bu temelleri sağlamlaştırmadan, halkın detaylarını bilmediği bölük pörçük süreçler yürütürseniz,
05:28attığınız her adım daha baştan, kendi tabiriyle ölü doğmuş demektir.
05:32Tam bu noktada yazar o son maddeyi, yani demokratik eksiklikler ve seçilmiş siyasilere saygı meselesini somutlaştırmak için masaya devasa bir
05:42rakam bırakıyor.
05:439 milyon 300 bin.
05:459 milyon!
05:46Düşünsenize, bu sayı dünyadaki pek çok ülkenin toplam nüfusundan bile fazla.
05:52Türkiye'deki her beş seçmenden birinden bahsediyoruz.
05:55Yazar diyor ki, bu kadar insanın iradesi el konulan Cumhuriyet Halk Partisi belediyelerine atanan kayyumlar yüzünden resmen yok sayılıyor.
06:04Yani yazar önce iç barış derken, aslında tam olarak bu devasa demokratik krizin çözülmesini kastediyor.
06:11Ve makale son virajda oldukça sert, karanlık bir siyasi öngörüyle yüzleştiriyor bizi.
06:17Yazar, eğer bu tutuklamalar ve kayyum atamaları böyle son süret devam ederse diyor, bir sonraki seçime kadar dışarıda tek bir
06:25CHP'li belediye başkanı bile kalmayabilir.
06:28Düşüncesi şu, muhalefetin bu şekilde tamamen oyun dışı bırakıldığı, sesinin kısıldığı bir ortamda, samimi bir barıştan ya da normalleşmeden bahsetmek
06:39sizce de tamamen anlamsız değil mi?
06:40Ve en sonunda bütün bu argüman zincirini tek tek ördükten sonra, yazar bizi tekrar o en başa, o kocaman ve
06:48rahatsız edici soruya geri götürüyor.
06:50Hem de bu kez adeta bağırarak büyük harflerle soruyor, siz terörün biteceğine inanıyor musunuz?
06:57Bu sadece bir kapanış cümlesi değil, aslında hepimizi o parlak siyasi vaatleri, az önce anlattığı sert ceopolitik gerçeklerle ve kayyum
07:06politikalarıyla kendi içimizde tartmaya davet ediyor.
07:09Evet, Mehmet Özkender Cib'in bu çarpıcı ve tartışmalı makalesini kendi cümleleri üzerinden tarafsızca haritalandırdık.
07:16Peki, tüm bu argümanları duyduktan sonra sizin düşünceniz ne?
07:20Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere merak etmeye ve sorgulamaya devam edin.
Yorumlar