Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Bu metinde bir eğitimci, Birleşmiş Milletler'in dünya barışını koruma konusundaki etkinliğini ve mevcut küresel güç yapısını eleştirel bir bakış açısıyla sorgulamaktadır. Yazar, kurumun temel karar alma mekanizmasının beş daimi üyenin tekelinde olduğunu ve bu ülkelerin sahip olduğu veto yetkisinin adaletsiz bir düzen yarattığını savunmaktadır. Özellikle İslam ve Türk dünyasının bu yönetim kademesinde temsil edilmemesi, mevcut sistemin sadece emperyalist çıkarlara hizmet ettiği şeklinde yorumlanmaktadır. Mevcut kaotik düzenin arka planında bu beş aktörün stratejik uzlaşılarının yattığı belirtilerek, küresel dengenin sağlanması için acilen bir Türk ve İslam birliği kurulması gerektiği vurgulanmaktadır. Sonuç olarak yazar, dünya siyasetini doğru analiz etmek için bu ayrıcalıklı beşli yapının etkisini anlamanın zorunlu olduğunu ifade etmektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Hani dünya barışını korumak için kurulan Birleşmiş Milletler var ya,
00:05peki ya bu yapı, aslında gücü sadece 5 ülkenin elinde toplayan bir düzenin ta kendisi ise?
00:11İşte bugün, eğitimci Nazım Peker'in analizinden yola çıkarak,
00:15küresel kararların perde arkasına bu ilginç güç dinamiğine bakıyoruz.
00:20Gelin başlayalım.
00:21Peki bu yolculukta bizi neler bekliyor?
00:23Önce BM'nin o umut dolu kuruluş vaadiyle başlayacağız,
00:26sonra yavaş yavaş işin renginin nasıl değiştiğine, gerçek güç merkezine,
00:31o meşhur veto hakkına ve temsil sorununa bakacağız
00:33ve en sonunda yazarın bütün bu sistemin gizli mantığına dair vardığı o çok çarpıcı sonuca geleceğiz.
00:39Her şey o kadar güzel bir hayalle başladı ki.
00:42Savaşlar bir daha asla yaşanmasın, dünya barış içinde olsun diye kurulan bir organizasyon.
00:48İşte o umut dolu başlangıç noktası.
00:51Düşünsenize, ikinci dünya savaşının küllerinden doğan bir fikir bu.
00:54Galip devletler bir araya geliyor ve diyorlar ki,
00:57tamam artık yeter, gelecek nesilleri bu felaketten koruyalım,
01:02kalıcı bir barış getirelim.
01:03Amaç gerçekten de çok asil.
01:05Evet, kağıt üzerinde her şey harika değil mi?
01:08Ama işte tam bu noktada yazar Nazım Peker o can alıcı soruyu soruyor.
01:13Peki sonuç?
01:14Gerçekte ne oldu?
01:15Bu yapı o kuruluş amacına ne kadar sadık kalabildi?
01:18Savaşları gerçekten önleyebildi mi?
01:21İdeallerle gerçeklerin çarpıştığı yere geldik.
01:23Yazarın analizine göre tüm bu sistemin düğümlerinin atıldığı,
01:28asıl kararların alındığı bir yer var.
01:30İşte orası Birleşmiş Milletlerin Kalbi, Güvenlik Konseyi.
01:35Ve işte sahnedeki o beş başrol oyuncusu.
01:37Yazarın deyişiyle Samamca ABD, Rusya, İngiltere, Çin ve Fransa.
01:42Küresel siyasetin bütün ipleri aslında bu beşlinin elinde.
01:46Dünyayı şekillendiren neredeyse her önemli karar onların onayından geçmek zorunda.
01:50Peki bu beş ülkeyi diğer yüzlerce ülkeden ayıran, onlara bu inanılmaz gücü veren şey ne?
01:57Cevap aslında tek bir kelime.
01:59Veto.
02:00Gelin şimdi bu mekanizma ne demek, ne onlama geliyor ona bakalım.
02:04İyide, nedir bu veto?
02:06Yani tam olarak nasıl bir güçten bahsediyoruz?
02:09Neden bu kadar kritik?
02:11Şöyle düşünün, Güvenlik Konseyi'nde bir karar alınacak, diğer bütün üyeler evet diyor.
02:17Ama bu beş daimi üyeden sadece biri, tek bir tanesi çıkıp hayır derse oyun biter.
02:23O karar asla ve asla çıkamaz.
02:25İster askeri müdahale olsun, ister ekonomik yaptırımlar.
02:28Her şey bu beşlinin bir dudağının arasında.
02:31İşte bu kadar basit ve bu kadar güçlü.
02:34Tek bir kelime, hayır.
02:36Ve bütün bir dünya siyaseti kilitlenebilir.
02:39Yazarın da vurguladığı gibi, bu sistemin en keskin ve nihai gücü.
02:43Şimdi madalyonun diğer yüzüne bakalım.
02:46Yazarın dikkat çektiği çok önemli bir nokta var.
02:49Temsil meselesi.
02:50Yani bu kadar güçlü bir masada kimler yok, kimlerin sesi hiç duyulmuyor.
02:55Bakın yazar diyor ki, dünyada yaklaşık iki buçuk milyar Müslüman yaşıyor.
03:01Devasa bir rakam.
03:02Peki, bu kadar büyük bir kitleyi o masada daimi olarak temsil eden tek bir ülke neden yok?
03:08Benzer bir soruyu da dünyadaki yaklaşık 250 milyonluk Türk nüfusu için soruyor.
03:13Onları daimi olarak temsil eden bir devlet neden bu yapının dışında bırakılmış?
03:17İşte bu sorular, sistemin ne kadar adil ve ne kadar kapsayıcı olduğunu ciddi şekilde sorgulatıyor.
03:22Ve geldik yazarın analizinin en can alıcı, en çarpıcı noktasına.
03:26Ya aslında televizyonlarda izlediğimiz bu küresel karmaşa, bu kaos tamamen başıboş değilse,
03:32ya hepsi aslında yönetilen bir sistemin parçasıysa,
03:36işte yazarın temel argümanı bu cümlede saklı.
03:39Yani diyor ki, sahnede gördüğümüz kavgaların, krizlerin arkasında,
03:43genellikle kuliste bu beş büyük gücün vardığı bir anlaşma, bir denge vardır.
03:48Yani yaşananlar bu dengenin bir parçası olabilir.
03:51Özetle, yazarın vardığı sonuç şu.
03:54Bu beşli yapı dediğimiz şey, basit bir oylama kuralı falan değil.
03:58Küresel güç dediğimiz mimarinin tam merkezi, kalbi.
04:02Dolayısıyla dünyada olan biten herhangi bir büyük olayı anlamak istiyorsanız, diyor yazar,
04:07önce bu beş aktörün ne yaptığına, ne istediğine bakmalısın.
04:10Ve Nazım Peker'in bu analizi, bizi işte bu dev soruyla baş başa bırakıyor.
04:15Peki bu denge nasıl değişir?
04:16Dünya gücünde yeni bir sayfa açmak için ne yapmak lazım?
04:21Mevcut düzen mi devam edecek, yoksa yazarın da ima ettiği gibi,
04:25yeni güç birlikleri, yeni ittifaklar oyunun kurallarını yeniden mi yazacak?
04:29İşte bu, üzerine epey kafa yormaya değer bir soru.
Yorumlar

Önerilen