00:00Her gün markette rafta gördüğümüz sofralarımıza gelen o basit sarı meyve var ya, hani muz, işte onun arkasında ne kadar
00:07büyük ve karmaşık bir mücadele olduğunu hiç düşündünüz mü?
00:10Bugün Anamurlu bir muz üreticisinin hikayesinden yola çıkarak Türkiye'deki tarımın geleceğini masaya yatırıyoruz.
00:16Gelin bu acı tadın ardındaki gerçeklere birlikte bakalım.
00:20Bu konuya Prof. Dr. Fuat Gürdoğan'ın bu sözleriyle başlamak istiyorum.
00:24Çünkü bu hikaye rakamlardan, istatistiklerden çok daha fazlası.
00:30Tam merkezinde nısırlı elleri ve yorgun gözleriyle topraktan bir umut, bir şefkat bekleyen çiftçilerimiz var.
00:37Onların yaşadığı her zorluk aslında hepimizin sofrasına yansıyor.
00:41Şimdi gelin size bu hikayenin en kafa karıştırıcı, en gizemli noktasına getireyim.
00:47Bu nasıl bir matematik?
00:49Yani üreticinin cebine giren parayla bizim kasada ödediğimiz para arasında nasıl bu kadar devasa bir uçurum olabilir?
00:56Bu işin sırdı ne?
00:58İşte rakamlar. Rakamlar yalan söylemez değil mi?
01:01Bakın çiftçi binbir zahmetle ürettiği muzun kilosunu ortalama 40 liraya satabiliyor.
01:07Peki biz markette ne ödüyoruz?
01:09150 lirayı bulan fiyatlar?
01:11Aradaki bu neredeyse 4 katlık fark üreticinin değil, aracıların cebine gidiyor.
01:16İşte çiftçinin belini büken asıl paradoks tam da bu.
01:20Peki işler nasıl bu noktaya geldi?
01:23Bu sorunun cevabını bulmak için zamanda biraz geriye gitmemiz gerekiyor.
01:27Hani o yerli üreticiyi koruyan duvarların bir bir yıkıldığı zamanlara?
01:30Bakın şu zaman çizelgesi durumu çok net özetliyor aslında.
01:352000'lerin başında ithal muza %146 gibi devasa bir gümrük vergisi uygulanıyordu.
01:41Bu yerli çiftçi için adeta bir koruma kalkanıydı.
01:44Ama zamanla bu kalkan delindi, duvarlar yıkıldı ve vergi bugün %7 gibi sembolik bir rakama düştü.
01:51Düşünsenize bu durum yerli çiftçiyi dünya devleriyle aynı ringe ama kolları bağlı bir şekilde çıkmaya zorladı.
01:59Ve şimdi günümüze geri dönelim.
02:02Çiftçiyi tarlayla market rafı arasında adeta bir mengene gibi sıkan o iki büyük baskıya daha yakından bakalım.
02:10Rafta yan yana duran iki muz hayal edin.
02:13Biri bizim ana murmuzumuz, diğeri Ekvador'dan gelmiş.
02:16Dışarıdan bakınca ikisi de muz.
02:18Ama hikayeleri geceli gündüz gibi farklı.
02:20Bizim çiftçimiz artan maliyetlerin altında ezilirken ithal muz düşük gümrük vergileri sayesinde pazarda cirit atıyor.
02:28Yani adil bir rekabetten söz etmek pek mümkün değil.
02:32İşte bu da baskının diğer belki de en can yakan tarafı.
02:36Üreticinin kendi ağzından çıkan feryat bu.
02:40Gübre, mazot, ilaç, işçilik, her şey ateş bağısı.
02:44Ama bu maliyet artışını fiyatına yansıtamıyor.
02:47Neden?
02:47Çünkü karşısında çok daha ucuza gelen ithal bir rakip var.
02:52Kısır bir döngü anlayacağınız.
02:54İşte bu noktada o meşhur kavram devreye giriyor.
02:58Fiyat makası.
02:59Yani üreticinin sattığı fiyatla bizim aldığımız fiyat arasındaki o akıl almaz fark.
03:05Bu makasın ağzı ne kadar çok açılırsa,
03:08üretici o kadar çok kaybediyor, aradaki zincir o kadar çok kazınıyor.
03:12Bütün meselenin kilitlendiği yer tam da burası.
03:16Peki, bu kadar karamsar bir tablo çizdik.
03:19Hiç mi çıkış yolu yok?
03:20Neyse ki var, umutsuzluğun yerini yavaş yavaş çözüm arayışları alıyor.
03:25Gelin şimdi masadaki bu olası çözüm yollarına bir göz atalım.
03:28İşte ilk ve belki de en önemli çözüm önerisi,
03:32Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hakan Sefa Çakır'dan geliyor.
03:37Diyor ki, çözüm güçlü kooperatiflerde.
03:40Hani o meşhur söz vardır ya, birlikten kuvvet doğar.
03:43İşte tam da o hesap.
03:45Dağınık, tek başına mücadele eden üreticiler bir araya gelirse,
03:48pazarlık masasına daha güçlü oturur ve fiyatları belirlemede söz sahibi olabilir.
03:53Yani önümüzde oldukça net bir yol haritası var aslında.
03:57Birincisi, kooperatifleri güçlendirerek üreticiyi bir araya getirmek.
04:02İkincisi, o meşhur fiyat makasına bir denetim getirerek üreticinin hakkını korumak.
04:08Üçüncüsü, seraları modernize etmek, verimi arttırmak için uygun krediler sağlamak
04:13ve son olarak haksız rekabeti önlemek için o ithalat vargilerini yeniden bir gözden geçirmek.
04:19İşte masadaki dört temel adım bu.
04:21Tabii ki cephanelikte başka silahlar da var.
04:24Mesela büyük marketlere raflarında yerli muz bulundurma zorunluluğu getirmek,
04:29çiftçinin daha verimli üretim yapabilmesi için kullanabileceği ruhsatlı tarım ilacı sayısını arttırmak
04:34ve belki de en önemlilerinden biri biz tüketicilerde bir farkındalık yaratmak için
04:39kamu spotları, kampanyalar güzenlemek.
04:42Bunların hepsi denklemin birer parçası.
04:44Ancak tüm bu çözüm önerileri masada olsa da unutmayalım ki zemin hala çok kaygan.
04:52Eğer hızlı ve kararlı adımlar atılmazsa tehlike gerçekten de kapıda.
04:57Durumun vahametini anlamak için şu cümleye kulak verin lütfen.
05:01Bazı çiftçiler artık seralarını sökmeyi düşünüyor.
05:05Bu ne demek biliyor musunuz?
05:06Bu pes etmek demek.
05:07Bu üreticinin toprağa küsmesi, umudunu yitirmesi demek.
05:11Bundan daha acı bir kanıt olabilir mi?
05:13Ve işte bu son soru.
05:16Aslında hepimize, kendimize sormamız gereken soru bu.
05:19Eğer yerli üretici sahneden çekilirse, sırada ne var?
05:23Daha fazla ithalat mı?
05:24Sürekli artan, kontrol edilemeyen fiyatlar mı?
05:27Ve en kötüsü, kendi gıdamız için başkalarına tamamen bağımlı hale gelmek mi?
05:32Bu sadece bir muz meselesi değil.
05:34Bu bir ülke meselesi.
05:35Bu analizi, kaynak metindeki o çok güçlü ve bir o kadar da ürkütücü metaforla bitirelim.
05:41Bu muzun kabuğu kaygan, üzerine basan herkes düşer.
05:46Bu uyarı sadece çiftçi için değil, tüketiciden sanayiciye, siyasetçiden market sahibine kadar
05:52bu zincirdeki herkesin bu kaygan zeminde ne kadar dikkatli yürümesi gerektiğini anlatan tokat gibi bir cümle.
Yorumlar