- 1 day ago
Bu ayet, nimete rağmen huzursuz olan bir zihniyeti teşhir eder. İsrailoğulları Allah’ın doğrudan lütfettiği rızkı küçümseyip alıştıkları dünyevi çeşitliliği istediler; böylece teslimiyet yerine heva tercih edildi. Sonuç: zillet, meskenet ve ilahi gazap. Ayetin mesajı tarihsel değil evrenseldir: Allah’ın verdiğiyle yetinmeyip hayatı sadece tüketim ve alışkanlık üzerinden kuran toplumlar, manen çöker. Kurtuluş nimetin çokluğunda değil, nimete karşı duruştadır.
Category
📚
LearningTranscript
00:03Euzubillahimineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim.
00:08Elhamdülillahi Rabbil alemin.
00:11Vessalatu ve etemmü teslimu ala seyyidina Muhammedin al-Mab'uuf rahmeten lil'alamin.
00:19Allahumma la sehla illa ma gealtahu sehla.
00:23Ve ente tejalul hazne iza şi'te sehla.
00:26Allahumma all'mna ma yinfawna wa anfawna bima all'mtana.
00:32Wazitna علma berahmetke ya arhamar rahmin.
00:37Ama bat, bismillahirrahmanirrahim.
00:41وَإِذْ قُلْتُمْ يَا مُوسَى لَنْ نَصْبِرَ عَلَى طَعَامٍ وَاحِدٍ
00:47فَادْعُ لَنَا رَبَّكَ يُخْرِجْ لَنَا مِمَّا تُنْبِتُ الْأَرْضُ مِنْ بَقْلِهَا
00:53وَقِثَّائِهَا وَفُومِهَا وَعَدَسِهَا وَبَصَلِهَا
00:58قال أَتَسْتَبْدِلُونَ الَّذِي هُوَ أَدْنَى بِالَّذِي هُوَ خَيْرِ
01:04اِهْبِتُوا مِصْرًا فَإِنَّ لَكُمْ مَا سَأَلْتُمْ
01:09وَضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ الدِّلَّةُ وَالْمَسْكَنَةُ وَبَاءُوا بِغَضَبٍ مِّنَ اللَّهِ
01:15ذلك بأنهم كانوا يكفرون بآيات الله ويقتلون النبيين بغير الحق
01:23ذلك بما عصوا وكانوا يعتدون
01:27إن الذين آمنوا والذين هادوا والنصارى والصابئين
01:34من آمن بالله واليوم الآخر وعمل صالحا
01:38فَا لَهُمْ أَجْرُهُمْ عَنْدَ رَبِّهِمْ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْسَنُونَ
01:46اِلَى آخِرِهِ صَدَقَ اللّٰهُ الْعَظِيمُ
01:49Bu dersimizde inşallah Bakara suresinin 61. ayetine kadar gelmiştik.
01:57Bu ayeti kerimeden itibaren tanıyabildiğimiz kadarıyla
02:01surenin öteki ayetlerini inşallah tanımaya çalışacağız.
02:05Cenab-ı Hak duyduklarımızla dinlediklerimizle iman etmeyi
02:10kendisinin istediği biçimde iman etmeyi
02:13sonra bu imanlarımızı yine kendi rızasına muvafık bir biçimde
02:19amele dönüştürmeyi hepimize nasip ve mukadder kılsın.
02:23Geçenki derslerimizden hatırlayın
02:26Cenab-ı Hak çölde İsrailoğullarına her türlü nimeti inam etmiş
02:32onların muhtaç olduğu her şey onlara lütfetmiş
02:36ama buna rağmen bunlar bütün bu nimetlere rağmen
02:41yine de huzursuz olmuşlar, gelmişler.
02:45Bakın peygambere şöyle diyorlardı.
03:04Hani ey Musa, biz bir tek yemeğe asla katlanamayız.
03:10Bizim için Rabbuna dua et de yerin yetiştirdiklerinden
03:15sebzesinden, hıyarından, sarımsağından, mercimeğinden
03:20soğanından çıkarsın demiştiniz.
03:24Ey Musa, biz böyle bir tek yiyecek üzerine sabredemiyoruz.
03:30Yeter artık.
03:31Bizler böyle tek yemeğe dayanamayacağız.
03:34Sabrımız kalmadı arkadaş.
03:36Bıktık, usandık diyorlardı.
03:39Köle ruhlu insanlar.
03:42Dün Mısır'da yedikleri yemekleri, ürünleri, portakalları, limonları
03:48arzulamaya başlamışlardı.
03:51Evleriyle, barklarıyla, atlarıyla, arabalarıyla, çaylarıyla, kahveleriyle
03:57böyle bir hayat yaşamaya alışmış insanlar, o hayata karşı, yani şehir hayatına karşı
04:04işlerin de bir hasret yatıyordu.
04:07Halbuki bütün ihtiyaçları temin edilmesine ve peygamber, Allah'ın elçisi aralarında
04:13olmasına rağmen yine de huysuzluk edebiliyorlardı adamlar.
04:18Öyle yap.
04:19Alışmıştı adamlar o hayata.
04:21Ne yapsınlar yani?
04:23Şimdi siz alıştığınız şeylerden ayrılmaya dayanabiliyor musunuz?
04:28Mesela hiçbirimiz arabanın içinde doğmadık.
04:32Ama bir anda arabasız kalıverseniz ne yaparsınız?
04:37Arabasız, telefonsuz, televizyonsuz nasıl yaşanır değil mi?
04:42Bunlarsız olmaz değil mi?
04:43Yani her şeyine karış adamın ama bunlarına karışma.
04:48Her şeyine karış adamın ama bunlarına dokunma.
04:52E şimdi öyle demiyor mu biz köleler?
04:55İşte görüyoruz.
04:57Hiçbir sıkıntıları yok, dertleri yok.
05:00Ekmek Allah'tan, su Allah'tan, ev bark, bulut, bıldırcın da Allah'tan.
05:06Üstelik her şey o kadar çok, o kadar bol ve o kadar rahat ki paylaşım için birbirleriyle çekişme ortamı da
05:16yok.
05:17Yani senin olacaktı, benim olacaktı.
05:20Senin şu kadardı, benim bu kadardı.
05:22Bunun için kavgaya da gerek yoktu.
05:25Buna rağmen adamlar dünyaya çakılı kalma ıstırabından, dünyaya meyillerinden ötürü işte böyle bir huysuzluğun içine giriyorlar.
05:35Demek ki hayatı soğan sarımsakla geçmiş, bu tür şeylere alışmış bir toplumun böyle bıldırcın eti ve kudret helvasından memnun olması
05:47da pek kolay olmuyor işte.
05:49Çünkü geçmişte alışkanlıkları var adamların.
05:54Dünya kavgasının içine düşüyorlar.
05:56Hani peygamber aleyhisselam bir hadislerinde şöyle buyuruyorlardı.
06:02Bir oğlak ölüsü bulmuştu da Medine sokaklarının birisinde Allah'ın Resulü buyurdu ki,
06:09kim benden bunu bir dirheme satın almak ister?
06:12Kim bu oğlak ölüsünü benden bir dirheme satın almak ister?
06:18Hiç kimseden cevap gelmemişti.
06:21Yani hiç kimse ya Resulallah onu bir dirheme sizden ben satın almak istiyorum demeyince Allah'ın Resulü sonra bakın şöyle
06:29buyurdu.
06:30Peki dedi, kime hediye vereyim bunu?
06:33Yani kim benim bunu kendisine hediye vermemi ister?
06:37Diyorlar ki ya Resulallah bunun dirisi bile para etmez değil ki ölüsü.
06:42Ölüsünü ne yapalım biz?
06:45Bunun üzerine Allah'ın Resulü buyurdu ki,
06:48işte Allah katında dünyanın değeri sizin katınızdaki bu oğlak ölüsünün değeri kadardır.
06:57Eğer Allah katında sineğin kanadı kadar dünyanın bir değeri bulunsaydı,
07:02bu dünyadan Allah kafirlere bir yudum su bile vermezdi diyordu Allah'ın Resulü.
07:09Sizler düşünün ki şu anda bu oğlağın parçalanmasının savaşını veriyorsunuz.
07:16Yok ben budunu alacaktım, sen barsağını kapacaktın.
07:20Yok ben bacağını alacaktım, sen gövdesini, kapma savaşını veriyorsunuz.
07:26Bir bakın insanların kavgalarına.
07:28Aman atım, aman arabam, aman işim, eşim, eşyam, dükkanım, tezgahım, geçimim, seçimim arkadaşlar hep onun kavgasını veriyor bugün insanlar.
07:40Yani bu oğlağın parçalanmasının kavgasını veriyor bugün insanlar.
07:47Ama dünyada yoluna devam ederken yorulup kendisine dinlenmek için bir ağaç gölgesi arayan,
07:54orada birkaç saat serinledikten sonra, birkaç dakika dinlendikten sonra tekrar yoluna revan olan adamın durumuna bir gelebilsek,
08:04eminim o zaman işler biraz daha kolaylaşıverecek.
08:07Ama ne yazık ki biz de bunu anlayamadık.
08:10E ne yapar adam orada?
08:12En fazla şöyle oturacağı yerde sert taşlar falan varsa,
08:17onları eliyle düzeltir ve hemen oturuverir değil mi oraya?
08:22Ham hamam filan yaptırmaz değil mi adam?
08:25E ya zaten ne kadar kalacak da orada?
08:28Birkaç saat dinlenip sonra yoluna devam edecek.
08:31İşte biz de dinlenmek üzere uğradığımız dünyada daha fazla kalacak değiliz.
08:37Değiliz ama maalesef biz de bunu anlayamıyoruz, kavrayamıyoruz.
08:44Özellikle geçim derdi üzerinde duruyoruz.
08:47Ya geçinemezsek, ya anlaşamazsam, ya karakterim uyuşmazsa,
08:52hani bizde öyle bir hastalık aşılanır ya,
08:56e ne olacak?
08:57Niye geçinilmeyecek?
08:59Bak hiç tanımadığımız birisiyle üç gün, beş gün, bir ay, bir yıl geçinebiliyoruz.
09:05E hocam dert orada ya, onlarla geçinebiliyoruz.
09:10İşte üç günlük, beş günlük, bir aylık, bir yıllık geçici olarak geçinebiliyoruz.
09:15Ama berikiyle, e onunla da geçici değil miyiz be kardeşim?
09:20Kaç yıl kalacağız da beraber, sonsuza dek beraber olacak değiliz ya,
09:26onunla geçici değil de ebediyen olsa tamam anladık.
09:29Ama onunla da geçiciyiz, ölüme kadar nihayet.
09:33Kaldı ki, ölüm insanın başına gelecek şeylerin en yakınıdır.
09:39İşte bu ayet, bize bu tür bir ahvali sergileyen Yahudi karakterini tanıtıyor.
09:47Yani arzla bütünleşme, arza çakılı kalma,
09:51arzın içine dalma ve orada ebediyen yaşama eğiliminde olan insanları anlatıyor.
09:57Böyle olan insanlar için hayat hep ıstıraptır.
10:02Bunlar hep bıldırcın etiyle beslenseler bile hep ıstırap içindedirler.
10:08Neden?
10:09Çünkü onların kafalarının takılı kaldığı hayat programları vardır.
10:14Yani onsuz olmazları vardır.
10:17Bunsuz yapamayızları vardır.
10:19Mesela telefondur, telgraftır, televizyondur, sinemadır,
10:26arabadır, romandır, plajdır, parktır, garajdır, gezmedir, seyahattır.
10:32Yani biz bunsuz yapamayızları vardır onların.
10:37Mesela bakın, bazen bazen Konya'ya gezmeye gelen kimi insanlar,
10:42neredeyse sıkıntıdan patlıyorlar.
10:45Görüyoruz işte.
10:46Neden?
10:47Ya adamın şöyle gezip dolaşacağı bir yer yok Konya'da.
10:51Adam öyle alışmıştır.
10:53Ne yapsın şimdi bu adam?
10:55Deniz yok, su yok, gazino yok, pavyon yok.
10:59Hiçbir şey yok ya.
11:00Ne yapsın bu adam?
11:01Yani çıldırsın mı, delirsin mi bu adam?
11:04Bir kısım alışkanlıkları vardır.
11:06Onlara cevap verecek hiçbir şey yok Konya'da.
11:09Yani bu adam delirsin mi şimdi?
11:11İşte bunlar da bakın, bütün bu nimetlerin arkasından dediler ki,
11:16وَاِذْ قُلْتُمْ يَا مُوسَا لَنْ نَصْبِرَ عَلَى تَعَامٍ وَاحِدٍ
11:24Musa, böyle adamların tabirleri de farklı,
11:28kıtapları da değişik, ukala adamlar.
11:31Musa, bir tek yiyecek, ta'amu vahid.
11:34Olmaz böyle şey.
11:36Biz buna nasıl dayanalım?
11:37Artık biz buna dayanamayacağız.
11:40Sıfırı tükettik.
11:41Dayanma gücümüz kalmadı.
11:43Türkçe'ye böyle naklediyoruz mecburen.
11:46Len, ebediyen demektir.
11:48Yani hiç mümkün değil artık.
11:50Biz buna dayanamayacağız diyorlar.
11:53Peki ne olacak?
11:55فَدْعُ لَنَا رَبَّكْ
11:57Bizim için Rabbine şöyle bir dua ediver.
12:00Bizim için Rabbine bir yalvarı ver.
12:03Rabbine bir yalvarı ver.
12:06Bizim adımıza Rabbine bir dilekçe gönderiver.
12:09Ukalaların ukalalığına bakın.
12:12Rabbine bir dua ediversen.
12:14Rabbimize değil, Rabbine.
12:17O Rab, Musa'nın Rabbı.
12:19Onların değil sanki.
12:22Bir de bakın, birlikte dua edelim demiyorlar da.
12:26Sen dua et diyorlar.
12:27Tam ukala adamlar.
12:29Çünkü öyle garip bir ortam ki,
12:32puta taptılar, buzağıya taptılar.
12:35Eskiyi hatırladılar.
12:37Hep ukalalık devam etti.
12:39Daha önceki derslerimizdeki Rabbımızın bize anlattığı konuları şöyle gözünüzün önünden bir geçirin.
12:48Görmeden inanmayız dediler.
12:50Şehre girmeyiz dediler filan.
12:52Ve o ortamda bir de karşımıza çıkan işte böyle bir cinslikleri var.
12:59Böyle dediler.
13:00Rabbuna bir dua ediversen ey Musa.
13:02peki ne olacak Rabbine dua edip de.
13:06Yuhric lena mimma tümbitül arzu min bakliha ve kifta'iha ve fumiha ve adesiha ve basaliha.
13:15Rabbına bir dua ediver de Rabbın bizim için yeryüzünün bitirdiği sebzesinden,
13:22hıyarından, sarımsağından, mercimeğinden, soğanından burada da bitirsin dediler.
13:29Dua ediver bizim için Rabbına da işte soğan, sarımsak, marul, elma, portakal, fındık, fıstık bitirsin burada dediler.
13:39Bunları istediler.
13:40Huysuzdu adamlar.
13:42Ukalaydı ama Allah'ın peygamberi bıkıp usanmadı da yine bunu sabırla anlattı onlara.
13:50İnşallah biz de Musa gibi sabırlı olalım.
13:55Bizim peygamberimiz de imreniyor çünkü Hazreti Musa'nın bu sabrına.
13:59İnşallah biz de öyle olalım.
14:01Öyle olmaya çalışalım.
14:03İnsanlar anlamadılar diye, insanlar densizlik ettiler diye, ukala davrandılar diye hemen kırıp dökmeyelim onları.
14:11Biz de inşallah Hazreti Musa gibi bu insanların cinsliklerine karşı sabırlı olmaya çalışalım.
14:19Kale onların bu tavırları karşısında Hazreti Musa o kadar şaşırdı ki yani tam böyle merhametli bir insanın edasıyla onlara acıyan
14:30bir tavırla bakın onlara şöyle diyordu.
14:34Değilse bu isyanları karşısında ya Rabbi bu adam olmadıkları kahret diyecekti ve bitecekti onların işleri.
14:42Çünkü kesinlikle mümkün değildi bu.
14:46Yani istenmemeliydi böyle bir şey.
14:48Ama buna rağmen istemişlerdi.
14:50Bakın Hazreti Musa onlara dedi ki
14:53Daha hayırlı bir şeyle, daha edna, daha dun bir şeyi mi değiştirmek istiyorsunuz?
15:06Yani şu istediğiniz şeylere bir bakın.
15:09Buldırcın eti, kudret helvası, bulut ve gölge olmayacak.
15:14Yani Allah'tan bedava gelen bu nimetler olmayacak.
15:18Siz kendiniz sarımsak ekeceksiniz, soğan dikeceksiniz ve onların ürününden yemeye, kokmaya, tütmeye çalışacaksınız.
15:27Öyle mi diyordu Allah'ın elçisi Hazreti Musa aleyhisselam.
15:31Burada bu hayırlı, hayırsız ifadeleriyle alakalı belki hatırınıza bir şey takılmış olabilir.
15:40Allah'ın nimetlerinin hepsi hayırlıdır.
15:43Ama burada özellikle bu çöldekilerle ilgili daha hayırlı ifadesinin kullanılmasını şöyle anlamaya çalışıyoruz.
15:51Bu nimetlerin hayırlı oluşu herhalde insan emeği olmadan direkt Allah'ın lütfu olduğu için bir,
16:00bir de insan çölde bunlara ulaşmak için sayetse de, yani çalışıp çırpınsa da ulaşma imkanı olmayan nimetlerdir.
16:10Yani kıyamete kadar hiçbir kimsenin böyle bir çöl ortamında ulaşamayacağı nimetler olduğu için
16:17daha hayırlı ifadesi kullanılmıştır diyoruz.
16:20Değilse Allah'ın kullarına sunduğu tüm helal nimetler hayırlıdır.
16:26Bunda şüphemiz yoktur.
16:28Ejdat, Allah razı olsun onlardan bize çok güzel bir miras bırakmışlar.
16:35Hemen burada acaba mı diye bir parantez bırakmışlar.
16:40Demişler ki yani insan fıtratına uygun gelmeyebilir tek tip yemek.
16:45Hani bıkabilirler, usanabilirlerdi elbette demeye çalışmışlar.
16:50Yani bilemiyorum ama şöyle olayın biraz dışında olsak.
16:55İsrail oğulları var, Firavun hanedanının, Firavun sisteminin o eski zulmünden kurtulmuşlar Allah'ın yardımıyla.
17:05Akla gelen gelmeyen her şeyi yaptılar onlara.
17:08Kızlarını namuslarına dokunmaktan, kadınlarının rahimlerini yoklamaktan tutun da erkeklerini boğazlamaya kadar her şeyi yapmışlardı onlara.
17:18Yani onlar Firavun'i bir toplumun köleleriydi.
17:22Her şeyi reva gördüler onlara.
17:24Sonunda bunlardan, tüm bu pisliklerden ve zulümlerden Allah'ın izniyle kurtuldular.
17:32Göz göre göre Allah'ın mucizeleri de geldi onlara.
17:36Mesela ileride başka surelerde Rabbimiz o husus anlatacak.
17:41Kam geldi Mısır'a ama bunlara değil.
17:44Sadece Firavun oğullarına geldi.
17:46Kurbağa yağdı Allah'ın izniyle Mısır'a ama bunlara değil.
17:51Tufan oldu bunlara değil.
17:54Denizde boğulma geldi bunlar kurtuldu.
17:57Mucizelerle Allah onları kurtardı.
18:01Deniz yarıldı bunlar karşıya geçtiler.
18:04Ama yine de ukalalıklarına devam ettiler.
18:09Sonra Allah bunların tüm ihtiyaçlarını en güzel biçimde karşılamak üzere
18:13yiyecek ve içecek indirdi çölde, çöl ortamında.
18:17Her türlü ihtiyaçlarını temin buyurdu Allah.
18:20Sonra da bütün bunlara rağmen dediler ki
18:23ya biz bıkarız bu işten.
18:26Biz bir tek yemeğe dayanamayız ey Musa.
18:29Yani bu teklif fıtratı bozulmamış normal bir insanın teklifi değildi.
18:36Hani evet bal yiyen baldan usanır.
18:39Tamam bu fıtrattır da ama ekmek yiyen ekmekten asla usanmaz yani.
18:44Zira ekmek usanılacak bir şey değildir.
18:47İnsan fıtratına en uygun ve bıkılmayacak bir yiyecektir ekmek.
18:52Bundan dolayı zayıflamak isteyenler sadece ekmeğe dönerler.
18:56Sadece ekmek yerler.
18:58Çünkü aslolan ekmektir.
19:00Ötekiler olmasa da onsuz olmaz denmiştir.
19:04Bakın burada da bu adamların dertleri tek yemeye sabırsızlıkları değil.
19:09Mesele bu değildi.
19:11Mesele Allah onların burada kalmalarını murat ediyor ve böyle bir yiyecek yemelerini istiyorsa
19:18ve bu sabırsızlıklarından ötürü cezayı da hak ettiklerini söylüyorsa Rabbimiz
19:26o zaman anlıyoruz ki bu yemekten bıkılmaz yani.
19:30Allah bıkılmaz diyorsa bıkılmaz.
19:32Bunun başka bir izah tarzı da yoktur yani.
19:35Bu işin doğrusu budur.
19:36Bakın ileride Bakara suresinin sonlarına doğru Rabbimiz buyuracak ki
19:41Allah hiç kimseye güç yetiremeyeceği yükü yüklemez.
19:49Yani Allah onların altından kalkamayacakları bir şeyi de onlardan istemez.
19:54Ama yine de onların bu cevabına hak verelim ve diyelim ki
19:59işte bu ceza onların tek yemeğe dayanamamalarından değil de
20:04bu durumlarını yani bıkkınlıklarını çok çirkin ve ukalaca dile getirmelerindendi.
20:13Hey hadi be Musa Rabbine bir dua ediver demelerindendi.
20:18Yani o Rab sanki onların Rabbı değil de sadece Musa'nın Rabbıydı.
20:23Ya da ağızları kurmuş sanki adamların kendileri dua edemiyorlardı da
20:29ey Musa bizim için bir dua ediver diyorlardı.
20:32Sanki Serap'a ukalalık sergiliyordu adamlar.
20:36Bu hastalık onların dünkü Mısır'dan getirdikleri bir hastalıktı.
20:42Firavun oğulları da aynı dua modelini kullanıyorlardı dün.
20:46Allah'a isyanları sonucu demin demeye çalıştım.
20:51Mısır'a kan geldi, kan gönderdi Allah.
20:54Sanki suya el attılar kan, ekmeğe el attılar kan.
20:59Neye el attılarsa kan oldu.
21:01Her şey kan oldu.
21:02Rezil oldular, perişan oldular.
21:05Pişman olarak geldiler Hazreti Musa'ya ve dediler ki
21:08Ey Musa bunlar bize isyanlarımızdan dolayı geldi.
21:12Rabbine bir dua ediver.
21:14Rabbuna bir dua ediver de şu kanı Allah bizim üzerimizden kaldırsın.
21:19Vallahi biz ne istiyorsan yapacağız.
21:22Seni ve İsrail oğullarını serbest bırakacağız.
21:24İstediğin yere al götür onları.
21:26Yeter ki Rabbuna bir dua ediver de şu belayı bizim üzerimizden bir kaldırsın dediler.
21:32Sonra Hazreti Musa dua etti.
21:35Allah kaldırdı onu.
21:36Yani kanı kaldırdı Allah.
21:38Sonra yine azdılar.
21:41Verdikleri sözü unuttular.
21:43Kölelerini yani İsrail oğullarını Hazreti Musa'ya vermediler.
21:47Hazreti Musa'ya inanmadılar.
21:49Sonra çekirge geldi.
21:51Ey Musa dediler ki Rabbuna bir dua ediver.
21:55Hazreti Musa dua etti.
21:57Allah onu da kaldırdı.
21:59Sonra yine yan çizdiler.
22:01Hazreti Musa'ya da onun ilahına da inanmadılar.
22:04İsrail oğullarını bu köleleri Hazreti Musa'ya teslim etmediler.
22:08Sonra kurbağa geldi.
22:10Bit geldi.
22:11Her gelişte ne geldiyse ey Musa Rabbine dua ediver diyorlardı.
22:17Araf suresinde yanlış hatırlamıyorsam ayeti kerime bakın şöyle.
22:25Ey Musa seninle Rabbin arasındaki anlaşma hatırına hadi sen Rabbine bir dua ediver de Rabbin bunları üzerimizden kaldırsın diyorlardı.
22:37Sen bunu yap biz de istediğini yapalım.
22:40Yani seninle beraber İsrail oğullarını gönderelim.
22:43Mısır'dan gitmenize izin verelim demişlerdi.
22:46İşte bunlarda da böyle bir çelişki vardı sanki.
22:51Bize soğan sarımsak göndersin Rabbın filan diyorlardı.
22:55Yani bunun altında yatan şehir özlemi.
22:59Mısır'ın özlemi var adamların içinde de bunu böylece ifade etmeye çalışıyorlardı.
23:05Ama mesele sadece şehir de değil.
23:07Yani herhangi bir şehir de değildi mesele.
23:10Çünkü bakıyoruz aynı bu topluma şu şehre girin denmiş ama buna da cesaret edememişler.
23:18Ve bakın şöyle demişlerdi.
23:20Fezheb ente ve rabbuke fe qatile inna hehuna qa'idun.
23:25Ey Musa sen ve Rabbim ikiniz gidip savaşın biz burada oturacağız demişlerdi.
23:32Üstelik orada yani çölde sürekli kalmak için de gelmemişti bunlar.
23:38Yani Allah-u Alem kısa bir dönem onlara hürriyetin manasını anlatmak için çöle çekmişti Allah onları.
23:46Yani Yakup döneminde Filistin'den Mısır'a giden İsrailoğulları şimdi de Mısır'dan Filistin'e doğru gidiyorlardı.
23:56Lakin anlayabildiğimiz kadarıyla bu gidişte ve kalışta Allah'ın dediklerine rıza isteniyordu onlardan.
24:04Madem böyle mi yiyecek gönderildi buna razı olun deniyordu.
24:09Teslimiyet isteniyordu.
24:11Bunlar bir tür şehir hayatı istiyorlardı.
24:15Ama Mısır'daki gibi bir şehir hayatı istiyordular.
24:18Çünkü onu biliyorlardı.
24:20Mısır'ı biliyorlardı ancak.
24:23Kur'an'ın tabiriyle iki tür hayat vardır.
24:26Ya da iki hayat modeli vardır.
24:28Bunlardan birincisi göçebe hayat.
24:32Yani savaş hayatı veya akıcı hayat.
24:36Durağan olmayan hayat.
24:39Bir ikincisi de şehir hayatı.
24:41Yerleşik hayat vardır.
24:44Yani ahlede ilel arz türünde arza şakılı kalmayı gerekli kılan,
24:50durağan olmayı, yerleşik olmayı gerekli kılan hayat.
24:54Ya da şehirsel hayat vardır.
24:58İsrailoğullarının önce Mısır'da yaşadıkları hayat,
25:01işte bu yerleşik hayattı.
25:03Yani şehir hayatıydı.
25:05Çöle gidip de neredeyse Hazreti Musa'nın burnundan getirmeye çalıştıkları ikinci hayat da,
25:12işte göçebe hayattı.
25:13Yerleşik hayat,
25:16Yahudi toplumunun sürekli özledikleri,
25:20can attıkları,
25:21orada kişilerin ebedi kalacaklarmış gibi plan, program yaptıkları,
25:27ev bark kurdukları hayattır.
25:29Yani hiç ölmeyeceklermiş gibi plan, program yaptıkları hayattır.
25:35Ama göçebe hayat,
25:37savaş toplumlarının hayatıdır.
25:40Yani hareketli hayat.
25:42Durağan olmayan,
25:44kokuşmaya müsait olmayan hayattır.
25:47Savaş insanının evi,
25:49savaş insanının eşyası,
25:52şehir insanının evinden ve eşyasından çok farklıdır.
25:55Savaş insanı,
25:57yani yarın öleceğine inanan
25:59ve ölümü hep yakınında hisseden insan,
26:03bu evlerle,
26:04bu eşyalarla uğraşmaz,
26:06uğraşamaz.
26:08Çünkü onun ne böyle bir evde oturacak,
26:11ne de böyle eşyaları kullanacak vakti yoktur.
26:15Onun tüm eşyası,
26:17yani savaş insanının tüm eşyası,
26:19bir atın sırtının alabileceği kadardır.
26:22Bir merkebin sırtının alabileceği kadardır.
26:26Çünkü yarın ya düşman gelecek,
26:29bu ev ve eşyalar ona kalacak,
26:31ya da kendisi bir yerlere gidecek,
26:34onlarla ilgilenme imkanı bulamayacaktır.
26:37Savaş insanının evi de,
26:40eşyası da işte bu kadardır.
26:42Bakın bunu Muhammed Esed şöyle özelleştiriyordu.
26:48Su akarsa tazeliğini korur.
26:51Eğer su durgunsa kokuşmaya mahkumdur diyordu.
26:54İslam'da hayat programı akıcı hayat programıdır.
27:01Yani İslam'ın hayat programı akıcılıktan yanadır.
27:05Meral Maruf'un Hicret Günleri isimli kitabını okudunuz mu bilmem.
27:10Orada şöyle bir hadise anlatılır.
27:14Düşman geliyor haberini alınca,
27:16hemen alel acele kasabayı terk etmek üzere,
27:19eşyamızı bir merkebin üzerine sardık diyor.
27:22Meral Maruf'un böyle çok kıymetli nadide baba yadigarı bir fincan takımı varmış.
27:30Onu çok merak eder.
27:32Bunları illa da ölürüm de yanımda götüreceğim der.
27:36Anası babası der ki kızım yatma etme götüremezsin.
27:40İşte dağ tepe dere tepe gideceğiz.
27:43Ağırlık yapar taşıyamazsın dedilerse de dinlemez.
27:46Meral ve onları alır yanına.
27:49Gittikçe ağırlaşır, gittikçe zorlaşır
27:52ve nihayet kaza süsü vererek birini atar.
27:56Yani cebindeki fincan takımlarından birini atar.
28:00Eyvah düştü, kaza oldu, kırıldı filan der.
28:03Olsun kızım bir şey olmaz filan derler.
28:06Zaten bekliyorlardı onu.
28:07Az sonra birini daha atar, birini daha derken
28:11hepsini atıverir ve o yükten kurtuluverir.
28:14İşte savaş insanının hayatı.
28:18İşte Yahudi anlayışındaki şehir insanının yerleşik hayatı.
28:23İşte savaş insanının evi ve eşyası
28:26ve işte yerleşik hayat insanının
28:29yani şehir insanının evi ve eşyaları.
28:33Biz her şey var.
28:35Haydın inin Mısır'a, dönün gerinize.
28:38Alıştığınız, tutkunu olduğunuz o alçak hayata dönün.
28:42Orada istediğiniz her şey var.
28:44Telefon var, telgraf var, radyo var, televizyon var.
28:49Elması, armudu, limonu, portakalı, koltuğu, kanepesi hepsi var.
28:54Ama orada Allah'tan başkalarına kulluk da var.
28:58Orada karlarınızın, kızlarınızın, namuslarının kirletilmesi de var.
29:03Orada vergi diye cebinizdeki paraların zorla alınması da var.
29:09Orada çocuklarınızın hayatsızlaştırılması da var.
29:13Orada firavunlara kulluk da var.
29:16Çocuklarınızın öldürülmesi de var.
29:18Kızlarınızın hayatsızlaştırılması da var.
29:20Siz bilirsiniz.
29:22Sonucuna kendiniz katlanma kaydıyla
29:24haydi dönün Allah'ın sizi kurtardığı o pis hayata diyordu Hazreti Musa Aleyhisselam.
29:30Arzuları yüzünden kendilerini satmaya karar vermişlerdi bunlar.
29:36İşte kıyamete kadar özgürlüğü bir tarafa bırakıp
29:40soğan sarımsak derdine düşen tüm toplumlara uygulanacak bir yasadır bu.
29:46İşbitu Mısran.
29:48Öyleyse haydın inin bir şehre.
29:51Ama işbitu hatırlayın Adem ve Havva'ya ve bir de İblis'e cennette kalabilme ortamından
29:59dünyaya yani ednaya aşağılık bir ortama iniş olarak tabir edilmişti ya
30:05aynı tabiri bakın burada da görüyoruz.
30:09Haydi bu ulvi yaşayıştan bu yüce yaşayıştan inin bir şehir hayatına.
30:15Yani kendi kendinize kazandığınız, kendi kendinize çalışıp çabaladığınız
30:20ya da yorulduğunuz, usandığınız, köleleştiğiniz, köleleştirdiğiniz,
30:26ezdiğiniz, ezildiğiniz sadece fesada imkan verecek bir şehir hayatına
30:32haydın inin diyordu Hazreti Musa Aleyhisselam.
30:36Yani madem ki siz oradan alındınızsa, yani o pislik içerisinden çıkarılıp kurtarıldınızsa
30:44artık dönmek istememeliydiniz böyle bir hayata, artık böyle pis bir hayatı özlememeliydiniz.
30:51Derdiniz ne sizin? Yani neyi hatırlıyorsunuz siz?
30:54Neyi özlüyorsunuz? Ne demek istiyorsunuz?
30:57Eski hayatınıza geri dönmek mi istiyorsunuz?
31:00Ya da yerleşik bir hayat mı istiyorsunuz?
31:03Bu isteğinizin size nelere mal olacağını hiç düşünmüyor musunuz?
31:07Dünkü rezilliğinizi ne çabuk unuttunuz?
31:10İş bitu mısran, haydi öyleyse inin bir şehre, fe inne lekum mâ seeltüm.
31:16Orada sizin istediklerinizin hepsi var.
31:20Ama benim görevim o değil diyor sanki Hazreti Musa Aleyhisselam.
31:24Yani ben sizleri şehir hayatına ulaştırmak için, size bir şehir hayatı kurmak için ortaya çıkmış değilim.
31:33Benim planım, benim programım, benim tüzüğüm, benim yasam size müreffeh bir hayat sağlamak değildir.
31:41Ben bunun için gelmedim.
31:43Sizi kalkındırmak için de gelmedim ben.
31:45Benim geliş amacım, varlık sebebim bunlar değildir diyordu Hazreti Musa Aleyhisselam.
31:50Çünkü arkadaşlar bakıyoruz bugün, Müslümanlara vaat edilen şeylere bakıyoruz.
31:58Hep bunlardan söz ediyorlar.
32:00İşte kimileri müreffeh bir hayat vaat ediyor Müslümanlara.
32:03Kimileri aman eğer biz başa geçersek, camiler, fabrikalar, işte plajlar, parklar, televizyon yayınları,
32:11her evin önüne arabalar diye böyle bir şehir hayatı öneriyorlar.
32:17Oysa inanan ve inancını yaşayanlara cennet hayatı vardır.
32:22Ve peygamber de toplumuna sadece cennet hayatını kazandırmak için gelir.
32:28Bakın ne diyor Hazreti Musa?
32:30İnin, inin bir şehre, alçalın alçak herifler.
32:34Sizin için orada istediğiniz her şey var.
32:37Soğan var, sarımsak da var, pırasa da var ama onun dışında işte şehir hayatında olanlar da var.
32:46Yani iyi öyleyse haydın, ekin, dikin denmiyor.
32:50Siz bilirsiniz ama orada parkınız, pavyonunuz da var, köleliğiniz, esaretiniz de var.
32:57Ezikliğiniz, horluğunuz, hakirliğiniz de var deniliyor.
33:01Bundan sonra bakın diyor ki Rabbimiz arkadaşlar
33:12Böylece onların üzerine bir zillet ve meskenet damgası vuruldu.
33:28Yani bunun üzerine onlara Allah'tan bir azap ve gazap geldi ve bir de onların üzerine zillet ve meskenet damgası vuruldu
33:38diyor Rabbimiz.
33:39Veya zuribet böyle duvarın üzerine çamurun yapışıp oradan bir daha ayrılmaması gibi zillet onlara yapıştırılmıştır.
33:50Yani zilletle özdeş oldu onlar.
33:55Zillet eşittir Yahudiler o hale geldiler yani.
33:58Peki ne demektir bu zillet ve meskenet?
34:02Yahudi ile özdeş olan ve Yahudinin ayrılmaz vasfı olan bu zillet ve meskenet ne demektir?
34:09Yani ne anlayacağız bundan?
34:12Zillet eziklik demektir.
34:15Zillet kahır demektir.
34:18Zillet kişinin kendi kendine güven duygusunu yitirmesi demektir.
34:22Veya zillet insanın alçaklığını veya aşağılık olduğunu kendisine kendi kendine simdirmesi demektir.
34:31Yani bunu kabullenmesi demektir.
34:33Ben ki aşağılık, ben ki adi, ben ki alçak, ben ki süfri biriyim inancını, düşüncesini kişinin kendi kendine kabul ettirmesi,
34:44bunu bu düşünceyi kişinin sinesine çekmesi demektir zillet.
34:50İşte Yahudilere böyle bir zillet damgası vurulmuştur ve kıyamete kadar da sürecektir bu damga.
34:57Bunu siyattan anlıyoruz.
35:00Şu anda veya bundan önce bu damganın onlar üzerinden kaldırıldığına dair bir delil yoktur.
35:07Yani kaldırılmamıştır.
35:09Bu ayetten sonra da onlar bakıyoruz ki hep zelil yaşamışlardır.
35:13Ama İslam'ın zillet anlayışına göre düşünüyoruz tabi bunu.
35:19Burası çok iyi bilinmelidir ve gözden kaçırılmamalıdır.
35:23Bakıyoruz İslam'ın zillet anlayışına göre Yahudiler her zaman zelildirler.
35:29Mesela anlatılır işte 67 Yahudi-Arap Savaşı'nda Yahudinin biri siperden kafayı çıkarıp bağırıyormuş.
35:38Abdülselam bir kafa çıkıyor Arap istikamlarının arasından onu vuruyor Yahudi.
35:45Sonra bir daha bağırıyor Abdurrahman bir kafa daha çıkıyor onu da vuruyor.
35:50Hasan bir kafa daha onu da vuruyor.
35:54Müslümanlar ne yapıyoruz biz be hep avlanıyoruz diyorlar.
35:58Nihayet Müslümanlardan birinin kafası çalışmış ve hazır olun demiş.
36:02Mermiler hazır olsun bunun yolunu buldum.
36:05Hepimiz birden ateş edeceğiz ve bakın kaç tanesinin işini bitireceğiz.
36:10Çıkarmış cebinden bir demir para ve bu para kimin başına düşerse onundur diye bağırarak
36:17parayı Yahudi istikamlarının üzerine atmış, parayı görünce hepsi birden üşüşmüş, hepsinin işini bitirmiş Müslümanlar.
36:26Zillet budur işte.
36:29Yani arkadaşlar, izzet ve şeref İslam ise onlar her zaman zelildirler, zelil olacaklardır.
36:38Hem öyle bir zillet ki, alemlerin Rabb'i olan Allah'ı sadece kendilerine münhasır bir Allah yapmışlar.
36:47Yani milli bir ilah yapmışlar.
36:49Bundan sonra da bunun cezası ve sonucu olarak da sadece kendi toplumlarıyla münhasır bir dünya yaşamak zorunda bırakılmışlar.
36:59Yani onlar herkesten üstün bir sevdaya kapılmışlar ama bu aslında onların kendi kendilerini yemesi anlamına gelmektedir.
37:09Neden?
37:10Çünkü Yahova onların tanısıdır.
37:13Yani Yahova onların milli ilahıdır ve bu milli ilah onları üstün tutmak için hep vardır.
37:20Bunu turatize etmek için de hep zillet içine düşmüşlerdir.
37:25Birbirlerini birbirleri ezmiş, milleti ezmek için hep planlar kurmuşlar, dünya yönelik bir plan kurmuşlar, sonunda ölüp giderken hep rezil, hep
37:38rezil olmuşlardır.
37:40Yani Allah'tan bir gazaba, azaba uğramış bunlar.
37:45Dünya açısından bir azap, kalpteki bir azap, onu anlatamıyorum ancak Yahudi olan bilir diyorum.
37:53Zira arkadaşlar Allah dediğine göre öyle bir azap vardır onlarda.
37:59Doğarken azap, ölürken azap, yaşarken azap, azap, azap, azap.
38:06Mesela bakın Yahudilerin bir evlenme törenini anlatmıştı bir arkadaş, lisans tezi olarak hazırlamış.
38:14Yahudilerden bir adam ölünce onun karısıyla o adamın en büyük kardeşi evlenmek zorundaymış.
38:22Eğer evlenmek istemezse bunu ifade etme cesareti olmazmış zaten de, mecbur evlenecekmiş onunla da.
38:29Ama her şeye rağmen gemi aziye alır da yine de evlenmem demişse kıyamet koparmış.
38:36Dayak atılırmış adama, dövülürmüş, üzerine kara sürülürmüş, dışlanırmış, aforoz edilirmiş.
38:44Her şeye rağmen yine de diletirse adam iş mahkemeye intikal edermiş.
38:49Orada o kadın ona ağzına geleni söylermiş.
38:52Adam eğer her şeyi siniye çekerse ancak o zaman evlenmeyebiliyor ve bu işten kurtulabiliyormuş.
39:00Zillete bakın zillete.
39:02Bundan daha büyük, bundan daha korkunç bir zillet olur mu ya?
39:06Tersi, eğer mecburen evlenmişse tamam ondan bir çocuk doğuncaya kadar beklenir,
39:13oğul oluncaya kadar bu evlilik sürdürülür, çocuk doğunca da ölen adamın adı bu çocuğa verilir
39:20ve ölen kişinin kaydı silinmezmiş listeden zillettir bu ya.
39:26Mesela Katolik Kilisesi'ndeki zillet de aslında aynı zillettir değil mi?
39:33Onlarda da adam bir kere evlendi mi tamam artık bir daha boşanamıyor.
39:38İstesen de istemesen de tamam artık onunla yaşayacaksın.
39:42Başka çaren yoktur.
39:44Ya ben istemiyorum, anlaşamıyorum, hayır.
39:46O zaman başkalarıyla durumu idare et ama onunla evli görüneceksin.
39:51Nerede bulalım bir daha bir enayi?
39:53İşte bulmuşuz, hiç olmazsa bir çocuk filan olursa böylece ana baba belli olsun gibi görünelim diyorlar.
40:00Ve böyle yürütüyorlar işi.
40:03Evet, onların ki de zillet, bunların ki de zillettir.
40:06Eğer izzet, Nisa suresinde bir ayet-i kerimede Rabbimizin ifade buyurduğu gibi
40:13اَلَّذ۪ينَ يَتَّخِذُونَ الْكَافِر۪ينَ اَوْلِيَاءَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِنِينَ
40:20اَلَّذ۪ينَ يَتَّخِذُونَ الْكَافِر۪ينَ اَوْلِيَاءَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِنِينَ
40:24اَيَتَّغُونَ عِنْدَهُمُ الْعِزَّتُ فَإِنَّ الْعِزَّةَ لِلَّهِ جَمِيعًا
40:29Onlar müminleri bırakıp da kafirleri veli ediniyorlar.
40:35İzzet ve şerefi onların yanında mı arıyorlar?
40:38فَإِنَّ الْعِزَّةَ لِلَّهِ جَمِيعًا
40:41Şüphe yok ki izzetin tümü Allah'tadır.
40:45İşte bu ayeti kerimeye göre izzet tümüyle Allah'ınsa
40:49yine münafikun suresinde Rabbimiz şöyle buyurur
40:53وَلِلَّهِ الْعِزَّةُ وَلِرَسُولِهِ وَلِلْمُؤْمِنِينَ
40:58İzzet ve şeref Allah'a aittir.
41:01Aziz kıldığı için Allah aziz kıldığı için izzet ve şeref peygamberindir.
41:06Yine Allah aziz kıldığı için izzet ve şeref müminlerindir.
41:11وَلَكِنَّ الْمُنَافِقِينَ لَا يَعْلَمُونَ
41:14Lakin münafıklar bunu böyle bilmezler.
41:17İşte bu ayetlere göre eğer izzet Allah'a aitse
41:21izzet Resulüne ve müminlere ait ise
41:25münafıklar da bunu bilmiyorlarsa
41:27Yahudiler de bunu bilmiyorlarsa
41:30onlarda ne izzet vardır ne şeref vardır.
41:33zelil insanlardır ve miskin insanlardır onlar diyeceğiz.
41:39Peki zilleti böyle kısaca demeye çalıştım.
41:44Hani Allah diyordu ki
41:45onlara zillet ve meskenet damgası vurulmuştur diyordu ya
41:49peki meskenet ne demektir?
41:52Meskeneti nasıl anlayacağız?
41:55Bildiğim kadarıyla meskenet fakirlik demektir.
41:59Meskenet şiddetli iştiyaç hali demektir.
42:02Galiba Yahudi mantığının yaşantısına meskenet diyeceğiz.
42:08Meskenet Yahudice bir hayat tarzıdır.
42:11Peki ne o?
42:12İşte adam kazanacak, uğraşacak, aldatacak, atlatacak, çalacak, çırpacak.
42:19İşte bunun adına meskenet denir.
42:22Mesela Yahudi mantığına göre karşıdaki adama yapılabilecek en büyük kötülük
42:29onun kesesindeki, kasasındaki parayı kendi kasasına, kendi kesesine aktarmaktır.
42:37Böyle birini tanırım.
42:39Tam o zillette biri.
42:40Adam düşmanıma yapabileceğim en büyük kötülük onun parasını almaktır diyor.
42:47Hani anasına küfret, babasına söv istersen ama dükkanına git herkesten fazla hürmet eder sana.
42:54Niye? E seni kandıracak ve paranı alacak ya işte ondan.
42:59Herhalde anlayabildiğim kadarıyla meskenet budur.
43:03Başka bilmiyorum.
43:04İşte görüyoruz adamları bir ömür boyu paranın, bir ömür boyu dünyanın, malın, mülkün kölesi olarak bir hayat sürüp geberip gidiyorlar.
43:16Evet, onlara zillet ve meskenet damgası vuruldu.
43:23Bir de burada şunu söyleyelim.
43:26Bugünkü Müslümanların da zillet ve meskenete düşmelerinin sebebini de bu ayetle izah etmek mümkün olacaktır.
43:35Zira sosyal yasalar asla değişmez.
43:39Bu yasalar önceki toplumlar için neyse sonraki toplumlar için de öyledir.
43:44Yani Allah'ın toplum yasalarında, Allah'ın sosyal yasalarında bir değişiklik bulamazsınız.
43:53La mubeddile li sünnetillah.
43:55Allah'ın sünnetinde değişiklik yoktur.
43:59Dikkat ederseniz her namazımızda ısrarla
44:03gayril mağdubi aleyhim velet talim dememizi istiyor Allah bizden.
44:08Yani Ya Rabbi bizi gazaba uğrayan ve dalalette kalanların yoluna iletme Ya Rabbi diyoruz.
44:17Resulullah Efendimizin ifadesine göre bu gazaba uğrayanlar Yahudilerdir.
44:23Zillet ve meskenet alınlarının vazgeçilmez damgası olmuş Yahudilerdir bunlar.
44:28Eğer şu anda bizler de zelinsek yani Allah'ın gazabı, Allah'ın azabı eğer şu anda bizim de üzerimize yağıyorsa
44:39biz de derin derin bu ayetler üzerinde düşünüp kendimize şekil düzen vermek zorundayız.
44:46Eğer biz de dünyaya bakış noktasında, malın dünyanın kölesi olma noktasında Yahudilere benzemişsek
44:56o zaman Allah korusun zillet ve meskenet damgası bize de vurulacak.
45:01Biz de Allah'ın azabına, Allah'ın gazabına maruz kalacağız.
45:06Bakın Allah diyor ki
45:08وَبَعُوا بِغَظَبٍ مِّنَ اللّٰهِ
45:11Bir de bunlar Allah'tan bir gazaba uğradılar.
45:14Peki kimdi bunlar?
45:17Yani Allah'ın kendilerine gazab ettiği bu insanlar kimdi acaba?
45:22Bunlar Allah'ın kendilerine her türlü imkanı hazırladığı halde
45:26yine de Allah'a değil de başkalarına kulluk yapmaya kalkışan
45:31ve alimlerimizin ifadesiyle
45:34kocasından çok başkalarını sevmeye çalışan
45:38kocasından çok başkalarına hizmet etmeye giden
45:41vahişe bir kadın karakteri sergileyen Yahudilerdi.
45:45Peki nasıl bir imkan?
45:48Yani Allah'ın bunlara hazırladığı imkan nasıl bir imkandı?
45:52Yani insanın hayatına yeterli, zaruri ihtiyaç dediğimiz,
45:57fiziki ihtiyaç dediğimiz şeyler konusunda
46:00Allah mutlaka insana yeterli ihtiyaç maddelerini temin etmiştir.
46:04Yani burada sadece ayeti kerimede Yahudilerin anlatıldığını anlamayacağız.
46:12Şu anda Allah bizim de fiziki, biyoloji, zaruri bütün ihtiyaçlarımızı karşıladığı halde
46:19eğer biz de bütün bu ihtiyaçlarımızı bize lütfeden Rabbimizin hayat programını bırakır da
46:25başkalarının hayat programını yaşamaya kalkarsak
46:28Allah için, Rabbimiz için bir hayat yaşamayı terk eder de
46:32başkalarının hatırına bir hayat yaşamaya kalkarsak
46:35yani Rabbimizi razı edeceğimiz yerde
46:38başkalarını razı etmeye koşarsak
46:40Allah korusun aynı gazap, aynı azap bize de gelecektir.
46:44Aynı zillet ve meskenet damgası bize de vurulacaktır.
46:48Yani doğan her insanın hayatını sürdürme dönemindeki rızkını
46:54Allah ona ait kılmıştır.
46:57Mutlaka o ayrılan rızık ona gökten inecektir.
47:02İşte Allah'ın böylece kendisini düşündüğü
47:05yaşaması için her türlü ihtiyaçlarını temin ettiği halde
47:09Rabbine değil de ondan başkalarına kulluk yapmaya
47:12başkalarını razı etmeye çalışan herkes
47:15aynı noktada demektir Allah korusun.
47:18Bakın, Zariyat suresinde bir ayeti kerimesinde
47:22Rabbimiz şöyle buyuruyor
47:24وَفِسْسَمَائِ رِزْقُكُمْ
47:26Sizin rızkınız göktedir.
47:29Yani sizin rızkınız semadadır.
47:32Allah onu size takdir etmiştir.
47:35Ve o kesinlikle sizi bulacaktır deniyordu.
47:38Bu iş bu kadar kesinken
47:40yani arkadaşlar
47:41bana ayrılmış olan mutlaka beni bulacakken
47:45ben tutup onunla yetinmeyeyim de
47:48dünyada sanki farklı kalacakmışım gibi
47:51veya sanki dünyada ebedi kalacakmışım gibi
47:54veya illa da şehirde kalacakmışım
47:57şehirde olacakmışım gibi
47:59ya da illa da falan makamda
48:02filan makamda olacakmışım gibi
48:04kendi ihtiyaçlarımı kendim belirleme çabası içine girersem
48:08o zaman Allah korusun
48:10ben de aynen bunlar gibi olmuşum demektir.
48:14Yani o zaman ben de tıpkı onlar gibi
48:16soğan sarımsak derdine düşmüşüm
48:19doktora derdine
48:21diploma derdine
48:22makam koltuk derdine
48:24dünya derdine düşmüşüm demektir Allah korusun.
48:27Yani
48:28Yahudi durumuna düşerim.
48:31Öyleyse
48:32burada reddedilen
48:33zemmedilen
48:34kötülenen
48:35onların bu tavrı oluyor işte.
48:39Çünkü bakın
48:39İsrail oğullarına belirlenen nimetler
48:42işte
48:43bıldırcın eti
48:44kudret helvası
48:46ve gölge
48:47gibi nimetler
48:48bugün aynen benim için de geçerlidir.
48:51O gün onların hayatlarını
48:53sürdürebilmeleri için
48:55zaruri olan şeyler
48:56nasıl ki
48:57onlara Allah tarafından tahsis edilmişse
49:00bugün benim de hayatımı sürdürebilmem için
49:03bana zaruri olan fiziki
49:05ihtiyaçlarım
49:06biyolojik ihtiyaçlarım
49:08aynen bana da Rabbim tarafından
49:10tahsis edilmiştir.
49:12İhtiyaçlarının temin edildiği
49:13o ortamda
49:14çöl ortamında
49:15onlara düşen neydi?
49:17Bu ihtiyaçları
49:19bedava onlara temin ediveren Allah
49:21o konumda
49:22onlardan ne istiyordu?
49:25Peygamberleri olan
49:26Hz. Musa'nın
49:27dediklerini dinlemekti değil mi?
49:29Yani Allah onlardan bunu istiyordu değil mi?
49:31Öyleyse
49:32tüm bu ihtiyaçlarımın
49:34temin edildiği
49:35bu ortamda
49:36yani benim ortamımda
49:38bana düşen ne?
49:39Yani benden ne istiyor Rabbim?
49:41Arkadaşlar bana düşen de
49:43Peygamberim Hz. Muhammed Aleyhisselam'ın
49:45dediklerini aynen dinlemek
49:47ve bu konuda
49:48azami gayret göstermek.
49:51Yani Peygamberimin
49:52sünnetini tanımak
49:53Peygamberimin
49:54benden istediklerini bilmek
49:56ve Peygamberimin
49:57benden istediklerini
49:58icra etme noktasında
49:59azami gayret göstermek.
50:02Peki
50:03Peygamberim bana ne diyor?
50:06Peygamberim bana diyor ki
50:07helalinden rızık
50:09arama çabasında ol.
50:10Yani yatma
50:11ve sayet buna.
50:13Hepsi bu kadar.
50:14Yani
50:15Safa'ya git
50:16Merve'ye gel.
50:17İşte o kadar.
50:18Sen bunu yaptıktan sonra
50:20sana lazım olan
50:22artık
50:22bıldırcın eti mi?
50:24Kudret helvası mı?
50:25Merak etme
50:26onu bulacaksın elbette.
50:28Öyleyse
50:29ötekilerin peşine
50:30takılmam
50:31gereksiz olacak
50:32o zaman.
50:33Yani
50:33illa da et arayacağım
50:35illa da
50:36süt arayacağım
50:37ot arayacağım
50:38bu gereksiz oluyor
50:39öyleyse.
50:41E bunları
50:41hep kafirler mi
50:43yiyecek?
50:43Yani bu eti
50:44sütü
50:45yani Allah'ın
50:46güzel nimetlerini
50:47hep kafirler mi
50:48yiyecek?
50:48Yok
50:49Allah bana
50:50onu da
50:51ayırmışsa
50:52yani Allah
50:53bana ondan da
50:54ayırmışsa
50:55elbette
50:56o beni bulacaktır.
50:57Dert etmemin
50:58anlamı yoktur.
51:00Evet
51:00bakın
51:02غَيْرِ الْمَعْضُوبِ عَلَيْهِمْ
51:04وَلَا طَالِينَ
51:05ayetini
51:05şöyle
51:06tercüme ediyoruz
51:08öyleyse.
51:08Ya Rabbi
51:09şu
51:10başlarında
51:11peygamberin
51:12olduğu halde
51:13başlarında
51:14Hazreti Musa
51:15olduğu halde
51:16seni dinlemeyen
51:17senin vahyinle
51:19ilgilenmeyen
51:20senin kendilerine
51:21mahza
51:22kullukta örnek
51:23olarak gönderdiğin
51:24peygamberini
51:25Hazreti Musa'yı
51:27takmayan
51:27dinlemeyen
51:28onunla
51:29diyaloğu gereği
51:30duymayan
51:30senden gelen
51:31hayata razı
51:32olmayan
51:33senden gelen
51:34hayat programına
51:35razı olmayan
51:36kendi hayat
51:37programlarını
51:38kendisi
51:39seçme çabasında
51:40olan toplum gibi
51:41eyleme bizi
51:43ya Rabbi
51:43غَيْرِ الْمَعْضُوبِ
51:44عَلَيْهِمْ
51:45وَلَا طَالِينَ
51:47çünkü onlar
51:48gazaba uğrayanlardır
51:49onlar bu
51:50halleriyle
51:51senin gazabını
51:52hak edenlerdir
51:53ve rahmetinden
51:54mahrum kalanlardır
51:56peki
51:56nedenmiş o
51:57yani
51:58niye gazaba
51:59uğramış bu adamlar
52:00ya da
52:01neden
52:02zillet ve meskenet
52:03damgası vurulmuş
52:04bu adamların
52:05alınlarına
52:05çünkü
52:06bakın
52:07bundan sonraki
52:08ayeti kerimesinde
52:09Rabbımız
52:09yani ayetin
52:10devamında
52:11bu hususu
52:11şöyle anlatıyor
52:12bakın
52:17çünkü onlar
52:18Allah'ın
52:19ayetlerini
52:20küfrediyorlar
52:21onlar
52:22Allah'ın
52:22ayetlerini
52:23örtüyorlardı
52:24nedenmiş o
52:26yani
52:27niye gazaba
52:27uğramış bu
52:28adamlar
52:29neden
52:29zillet ve
52:30meskenet
52:31damgası
52:31vurulmuş
52:32onlara
52:32çünkü
52:33arkadaşlar
52:34bakın
52:34Allah diyor ki
52:35onlar
52:35Allah'ın
52:36ayetlerini
52:37küfrediyorlardı
52:38Allah'ın
52:39ayetlerini
52:40örtüyorlardı
52:41açığa
52:42çıkarmıyorlardı
52:43daha önceki
52:44derslerimizde
52:45demeye
52:46çalıştım
52:46Allah'ın
52:47iki tür
52:47ayeti
52:48vardır
52:48birisi
52:49metlu
52:50ayetler
52:51ötekisi de
52:52meşrut
52:52ayetler
52:53farklı ifade
52:55edersek
52:56birisi
52:56kulağa
52:57hitap eden
52:58yani
52:59işitsel
52:59ayetler
53:00dediğimiz
53:01şu elimizdeki
53:02Kur'an'ın
53:02ayetleri
53:03ötekisi de
53:04göze
53:05hitap eden
53:05görsel
53:06dediğimiz
53:07şu kainatta
53:08Allah'ın
53:09serpiştirdiği
53:10kendi varlığını
53:11alamet ve
53:12nişane kıldığı
53:13ay gibi
53:14güneş gibi
53:15gece ve
53:16gündüz gibi
53:17bulut gibi
53:18rüzgar gibi
53:19insan
53:20hayvan
53:20ağaçlar
53:21bitkiler gibi
53:21ayetler
53:22işte bu adamlar
53:24bunları küfrediyorlarmış
53:25yani Allah'ın
53:26bu
53:27metlu ve
53:28meşrut
53:28ayetlerini
53:29örtüyorlar
53:29örtbas
53:30ediyorlarmış
53:31kamufle
53:32ediyorlardı
53:33halkın
53:34gözünden
53:34kulağından
53:35saklıyorlardı
53:36yani Allah'ın
53:37bu ayetlerini
53:38gündeme
53:38getirmiyorlar
53:39gündemlerinden
53:40kaldırıp
53:41onlarsız bir
53:42hayat programı
53:43yapmaya
53:44çalışıyorlardı
53:45bir
53:45bir de
53:46ve yaktulûnen
53:47nebiyyine
53:48bi gayril
53:49hakkı
53:50ve de
53:50peygamberleri
53:51haksız yere
53:52öldürüyorlardı
53:53ve yaktulûnen
53:56nebiyyine
53:57bi gayril
53:58hakk
53:58peygamberleri
54:00haksız yere
54:01öldürmek
54:02peki
54:02acaba
54:03haklı yere
54:04peygamber
54:04öldürülür mü
54:05ki
54:05Rabbimiz
54:06burada
54:06haksız yere
54:07peygamberleri
54:08öldürüyorlardı
54:10buyurmuş
54:10anlayabildiğimiz
54:12kadarıyla
54:12bunu
54:13şöylece
54:14özetleyelim
54:14inşallah
54:16birincisi
54:17bazen
54:19batıl işleyen
54:20batıl iş
54:21yapan birisi
54:22onu
54:23hak zannıyla
54:24yapabilir
54:24yani
54:26onun yapılması
54:27gereken
54:27bir iş
54:28olduğunu
54:29yapılması gereken
54:30bir hak
54:31olduğunu
54:31zannettiği için
54:32veya o konuda
54:33bilgisiz olduğu için
54:35doğru zannıyla
54:36hak zannıyla
54:37o işi yapabilir
54:38ama bu iş
54:40bu
54:41peygamber
54:42öldürme işi
54:43onların
54:44kendi inançlarına
54:45kendi zannlarına
54:46göre de
54:46hak olmayan
54:48haklı olmayan
54:49bir işti
54:49bunu biliyorlardı
54:50yani bunun
54:52çirkinliğini
54:52biliyorlar
54:53yapmamaları
54:54gerektiğini
54:54biliyorlar
54:55ama yine de
54:56yapıyorlardı
54:57bu işi
54:57bir böyle
54:58anlıyoruz
54:59bir de
55:00mümin
55:02zannediyorum
55:03mümin
55:04suresinde
55:04anlatıldığı gibi
55:06men
55:07yed'u
55:08maallahi
55:09ilahem
55:09ahara
55:10la burhane
55:11lehu
55:12bihi
55:12Allah diyor ki
55:14bakın mümin
55:14suresinde
55:15bu okuduğum
55:15ayet-i kerimesinde
55:16kim ki
55:17Allah'la beraber
55:19başka birine
55:20bu konuda
55:20hiçbir delili
55:21olmadığı halde
55:22dua eder
55:23ibadette bulunursa
55:24yani
55:26Allah'la beraber
55:27başka birine
55:29bu konuda
55:29hiçbir bilgisi
55:31hiçbir delili
55:32olmadığı halde
55:33dua ederse
55:34ibadet ederse
55:36bakın burada
55:37la burhane
55:38lehu
55:39bihi
55:39ifadesi
55:40tekit içindir
55:41çünkü
55:42Allah'tan başka
55:44ikinci bir ilah
55:45edinen kimsenin
55:46buna herhangi
55:47bir delil
55:47bulması
55:48kesinlikle
55:49zaten mümkün değildir
55:50ancak
55:51tekit içindir
55:52diyoruz
55:52burada da
55:53haksız yere
55:54ifadesi
55:55tekit için
55:56kullanılmıştır
55:57diyoruz
55:57bir üçüncüsü
55:59şöyle diyelim
56:00eğer Cenab-ı Hak
56:01burada
56:02haksız yere
56:03sözünü kullanıp da
56:05sadece
56:06peygamber öldürdükleri için
56:08onları
56:08zemmetmiş olsaydı
56:10o zaman
56:10o peygamberleri
56:12gerçekten öldüren
56:13Allah değil mi
56:14diyerek
56:15itiraz edebilirlerdi
56:16yani öldüren
56:17sen değil misin
56:18ya Rabbi
56:18diye
56:19bir mantık
56:20oyununa
56:20girebilirlerdi
56:21işte
56:22Cenab-ı Hak
56:23burada
56:23kendi öldürmesinin
56:25hak olduğunu
56:26bunlarınkinin ise
56:27haksız olduğunu
56:28vurgulamak için
56:30böyle buyurmuş
56:31diyoruz
56:31vaktimiz doldu
56:33inşallah
56:33gelecek dersimizde
56:35bu ayetle alakalı
56:36kısa bir özet
56:37verdikten sonra
56:38kaldığımız yerden
56:40Rabbimizin
56:41Bakara suresindeki
56:42öteki ayetlerini
56:43hep beraber
56:44tanımak üzere
56:45walhamdülillahi
56:46Rabbil
56:47b