Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 7 saat önce
Av. Özcan Pehlivanoğlu’nun bu yazısı, Türkiye’nin temel sorunu olarak gördüğü düşük insan kalitesini ve bu durumun yol açtığı toplumsal çöküşü ele almaktadır. Yazar, bu kalitesizliğin kökenini yetersiz aile eğitimi, niteliksiz okul sistemi ve etkisiz dini kurumlar gibi yapısal eksikliklere dayandırmaktadır. Toplumun ahlaki, siyasi ve kültürel alanlarda yaşadığı tıkanıklıkların, bireylerin kendilerini geliştirmemesinden ve sorumluluktan kaçmasından kaynaklandığı savunulmaktadır. Çözüm yolu olarak, mevcut yozlaşmadan kurtulmak adına bireylerin kendi eksiklikleriyle yüzleşmesi ve milli değerler etrafında birleşmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Gelecekte daha ağır sorunlarla karşılaşmamak için vicdanlı ve vatansever bir duruş sergilenmesi çağrısı yapılarak yazı sonlandırılmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Bugünkü incelememizde Avukat Özcan Pehlivanoğlu'nun kaleme aldığı
00:05Kaybettiklerimizde İnsan Faktörü adlı o oldukça iddialı makaleyi masaya yatırıyoruz.
00:10Yazar bu metinde toplumdaki insan kalitesinin düşüşünü ve bunun yarattığı sarsıcı etkileri
00:16çok net hatta biraz da sert bir dille eleştiriyor.
00:19Biz de bu eleştirileri tarafsız bir gözle tüm detaylarıyla adım adım inceleyeceğiz.
00:25Hazırsanız hemen başlayalım.
00:26Şöyle bir düşünün, her gün haberlerde gördüğümüz, boğuştuğumuz o devasa toplumsal sorunların temelinde
00:33aslında sadece ve sadece insan kalitesindeki bir düşüş yatıyor olabilir mi?
00:38Yazar sayısız problemimiz olduğunu elbette inkar etmiyor.
00:42Ancak asıl görmezden geldiğimiz o en derindeki kök nedenin kendi insan kalitemizdeki inanılmaz gerileme olduğunu savunuyor.
00:50Yazarın analizine başlarken ilk olarak şu temel meseleye, yani insan kalitesi kavramına bir bakalım.
00:56Şimdi, genel kanı nedir?
00:59İnsanlığın Adem ile Havva'dan bu yana sürekli bir ilerleme içinde olduğu değil mi?
01:03Ama yazar tam tersini iddia ediyor.
01:06Hatta ileri gitmek şöyle dursun, fena halde geriye doğru gittiğimizi söylüyor.
01:11İşin daha da ilginci, yazar bu durumu Türk insanı için adeta yeni bir kıyamet alameti olarak nitelendiriyor.
01:17Yani durumun vahametini bu kadar keskin bir şekilde vurguluyor.
01:22Peki, böyle bir tabloda çözüm nerede başlıyor?
01:25Yazarın kendi cümleleriyle aktarayım.
01:27Biz ilk önce toplumumuza, ailemize ve kendimize bakmak ve insana ilişkin sorunları bu noktadan çözmeye başlamak zorundayız.
01:35Yani asıl mesele, çözümü dışarıda, kurumlarda ya da başkalarında aramak yerine doğrudan kendi evlerimizin içinde, kendi aynalarımıza bakarak işe başlamak.
01:45Peki bu kalite neden düşüyor?
01:48Yazarın ikinci başlığı olan eğitim zincirindeki kırılmalarla devam edelim.
01:53Yazar, insan kalitesinin yüksek olabilmesi için çok kesin, adım adım ilerleyen bir eğitim zinciri öngörüyor.
02:00Her şey en temel eğiticimiz olan anne ile başlıyor.
02:04Sonra aile devreye giriyor, bunu okullar takip ediyor ve nihayetinde bu süreç camiler ve askeri kurumlarla taçlanıyor.
02:12Geleneksel olarak ideal işleyiş tam da bu.
02:16Ama gelin görün ki makaleye göre bugün bu zincir tamamen kopmuş durumda.
02:21Nasıl mı?
02:22Annelerin o geleneksel eğiticilik vasfını tam anlamıyla yerine getiremediği, bunun sonucunda babaların ne yapacağını bilmez, tabiri caizse yönsüz bir halde
02:31kaldığı belirtiliyor.
02:32E okullarda bu temel boşlukları kapatamayınca var olan zafiyetler adeta pekişerek büyüyor ve içinden çıkılmaz bir kısırdırngıya dönüşüyor.
02:42Yazarın analizinde özellikle ordunun rolüne dair çok ilginç tarihsel bir bakış açısı var.
02:48Orduyu geleneksel bir çerçeveye oturtup peygamber ocağı terimini kullanıyor.
02:52Biliyorsunuz eskiden askerliğini yapmayanlara tam anlamıyla adam gözüyle bakılmazdı.
02:57İşte yazar ordunun eskiden vatandaşın karakter gelişimini tamamlayan o en son ve en temel eğitim yuvası olduğunu hatırlatıyor.
03:04Fakat burada çok güncel bir tespit devreye giriyor.
03:08Makale, ordunun hızla profesyonelleştiğini, dolayısıyla artık o ortalama vatandaşı eğitme, yani insan kalitesini inşa etme rolünü adım adım kaybettiğini ileri
03:19sürüyor.
03:20Yani sistemin o son tamamlayıcı halkası da artık işlevini yitiriyor.
03:25Pehlivanoğlu, işte tam bu noktada o can alıcı, hepimizi durup düşündürmesi gereken soruyu soruyor.
03:31Yoksa bu hallere düşer miydik?
03:33Yazarın iddiası son derece net.
03:35Diyor ki, toplumsal, kültürel ve siyasal meseleleri daha en temel birimde, yani aile düzeyinde çözememiş olmamız,
03:43bugün millet olarak omuzlarımızdaki o ağır yüklerin ve düştüğümüz bu hallerin ta kendisidir.
03:49Geldik yazarın üçüncü vurgusuna.
03:51Kısır döngü ve devletin rolü.
03:54Makalenin kalbinde bence inanılmaz bir tezat yatıyor.
03:58Bir tarafa bakıyorsunuz, devletin sunduğu o devasa, gösterişli çözümler var.
04:02Modern, akıllı okullar, her şehre açılan dev üniversiteler, dünyanın en büyük camileri,
04:08ama diğer yanda asıl kök çözüm olan insan kalitesi geride kalmış.
04:12Yazar, eğer o binaların içindeki insanlar temel insani niteliklerden yoksunsa,
04:18o devasa, son teknoloji tesisleri inşa etmenin, kelimenin tam anlamıyla hiçbir işe yaramayacağını savunuyor.
04:24Burada makale, devlete ve iktidara karşı oldukça sert ve eleştirel bir duruşa geçiyor.
04:29Eğitimin tel tel döküldüğünü söylemekle yetinmiyor,
04:32devleti yönetenlerin sadece bir beceriksizlik içinde olmadığını,
04:36toplumu büyük bir gaflet ve hatta ihanetle yüzüstü bıraktıklarını iddia ediyor.
04:41Belki içinizden, ee iyi de dini kurumlar bu ahlaki çöküntüyü durduramaz mı diye geçiyor olabilir.
04:48Yazar buna da çok keskin bir itiraz getiriyor.
04:51Diyor ki, o kurumlardaki din adamları da uzaydan gelmiyor.
04:54Onlar da o aynı eleştirdiği bozuk aile yapısından, aynı sorunlu eğitim sisteminden çıkıp geliyorlar.
05:01Kısacası, sistem sadece kendi ürettiği hataları kopyalamaya devam ediyor.
05:06Analizin dördüncü boyutu oldukça çarpıcı.
05:09Yüzleşme ve gelecek kaygısı.
05:11Behlivanoğlu'nun geleceğe dair çizdiği tablo, açıkçası hiç iç açıcı değil.
05:17İnsan kalitesindeki bu düşüşün bedelini çok ağır ödeyeceğimizi öngörüyor.
05:21Felsefi tıkınıklıklardan tutumda ahlaki çöküntüye,
05:25ticari krizlerden asla bitmeyen siyasi ve sosyal çatışmalara kadar
05:29her alanda durumun daha da sarpa saracağını tahmin ediyor.
05:32Yani, işler kendiliğinden düzelmeyecek, diyor.
05:35Ama yazarın asıl sitemi neye biliyor musunuz?
05:38Toplumun büyük bir kısmının, aynaya bakmaktan,
05:41yani kendisiyle yüzleşmekten bucak bucak kaçmasına.
05:45Bir yanda kalitesizliğin içinde nefes almaya çalışırken,
05:48diğer yanda kimse kendi kalitesine toz kondurmuyor.
05:52Suçu, hatayı, sorumluluğu hep bir başkasının omuzlarına yıkıp
05:56o konforlu cehaletin içinde yaşamaya devam ediyoruz.
06:00Peki, tüm bunların bir çözümü yok mu?
06:03Son başlığımız, uyanış ve birlik.
06:06Yazar, finale doğru oldukça edebi, biraz da ürpertici bir betimleme kullanıyor.
06:11Batı'nın ufkunun kara bulutlarla kaplandığını ve etrafımızda adeta çelik zırhlı bir duvar örüldüğünü söylüyor.
06:18Dış tehditlerin iyice belirginleştiği bu karanlık dönemde,
06:21ülkeyi ayağa kaldıracak, onu savunacak yetkin ve kaliteli insanlara her zamankinden çok daha fazla ihtiyacımız var.
06:27İşte tam da bu kuşatmayı yarabilmek için makale bir nevi Türklük fedailerinin sahneye çıkması gerektiğini haykırıyor.
06:37Peki kim bu fedailer?
06:38Yazar dört temel şart koşuyor.
06:41Akıl, bilgi, gerçek dünya tecrübesi ve sarsılmaz derin bir iman.
06:46Sadece bu niteliklere sahip vatanseverlerin inisiyatif alıp öne çıkması gerektiğinin altını çiziyor.
06:53İnanılmaz çarpıcı bir örnek vermek için de Şair Eşref'in o efsanevi, tokat gibi çarpan dizelerini hatırlatıyor yazar.
07:00Hani şu soğan soyulurken bile gözyaşı dökenlerin, memleket göz göre göre soyulup talan edilirken sergiledikleri o korkunç, o akıl almaz
07:09kayıtsızlık var ya,
07:10işte yazar bu derin tezatla bezi adeta sarsarak uyandırmaya çalışıyor.
07:14Tüm bu karanlık tabloya, yozlaşmaya ve ahlaki çöküşe rağmen, Pehlivanoğlu yine de bir umut kapısı aralıyor.
07:21Kendi zevkinde, sefasında olanlara bile çok net bir çağrısı var.
07:25Sırf kendi menfaatiniz için değilse bile, bari çocuklarınız ve torunlarınız hatırına artık gerçek birer insan gibi davranmaya başlamak zorundasınız.
07:34Bu artık bir lüks değil diyor, bir hayatta kalma meselesi.
07:38Ve biz de bu incelememizi makalenin o kışkırtıcı, kapanış sorusuyla noktalıyoruz.
07:43İçinde hala biraz vicdan, biraz vatan ve millet sevgisi kalmış olan o sessiz çoğunluk,
07:49memleket tamamen altımızdan kayıp gitmeden önce nihayet silkelenip, birleşip ayağa kalkacak mı?
07:55Yoksa her şey için çok geç olana dek aynaya bakmaktan kaçmaya devam mı edeceğiz?
08:00Üzerine bolca düşünülmesi gereken bir soru.
08:03Bir sonraki analizimizde bambaşka bir konuyu aydınlatmak üzere, şimdilik hoşçakalın.
Yorumlar

Önerilen