00:00Herkese merhaba. Bugünkü incelememizde harita üzerinde sıradan bir noktadan diğerine gitmiyoruz.
00:05Bunun yerine doğrudan hatıraların içine köklerimize uzanan duygu yüklü bir serüvene çıkıyoruz.
00:11Hazırsanız sizi bir asırdan daha uzun bir süre önce Sibilya Tatarları tarafından kurulan o ıssız ama bir o kadar da
00:19sıcak Konya bozkırındaki bir köye Börü Deli'ye götürmek istiyorum.
00:22Lütfen arkanıza yaslanın çünkü birazdan bir kültürün onca zamana ve mesafeye rağmen nasıl hala cap canlı nefes aldığına şahit olacağız.
00:32Tamam hadi hemen konunun derinliklerine inelim.
00:35Bazı yolculuklar sadece kilometreleri aşmaz, yılları, hatıraları ve köklerimize uzanan görünmez yolları da kat eder.
00:43Bu muazzam söz aslında hikayemizin yazarı Roza Kurban'ın hislerinin tam bir özeti.
00:48Kendisi aslen bir başkurt türkü ve kökleri ta başkurdistanın tuymazı iline dayanıyor.
00:54Tıpkı onu bu köye davet eden kitabın yazarı Sevgi Ural Udmir gibi.
00:59Düşünsenize yazarımız Börü Deli'ye doğru yola çıkarken sıradan bir ziyaretçi gibi değil,
01:05rüzgarın aynı bozkırlardan estiği, ortak duaların edildiği büyük bir aile evine gidiyormuş gibi hissediyor.
01:11Yani aradaki bağ inanılmaz derin.
01:141. Bölüm Köklerimize Yolculuk
01:16Madem o görünmez yollardan bahsettik, şimdi de hikayeyi başlatan o fiziksel yolculuğa 25 Temmuz'un o yağmurlu sabahına doğru bir
01:25adım atalım.
01:26Ankara'dan Konya'nın Cihanbeyli ilçesine bağlı Börü Delik köyüne uzanan mesafe tam 230 kilometre.
01:34Yazarımız bu yolu, oğlu ve aslen Börü Delik'te doğup büyümüş, köyün hafızasını adeta canlı tutan Mustafa Gültekin'le beraber aşıyor.
01:43Yol boyunca dinlediği o çocukluk anıları daha varış noktasına bile ulaşmadan onları o toprakların ruhuyla buluşturmaya yetiyor da artıyor bile.
01:51Köye vardıklarında karşılaştıkları atmosferse tek kelimeyle büyüleyici.
01:56Uzun zamandır beklenen yağmur o sabah adeta misafirlerle birlikte köye iniyor.
02:02Yüzlerinde o sıcacık tebessümle köylüler onları bereketi siz getirdiniz diyerek karşılıyor.
02:07Şu samimiyete bakar mısınız?
02:09Bu incecik detay Anadolu insanının o misafirperver sıcak ve kucaklayıcı diline o kadar güzel özetliyor ki doğanın bile sizi selamladığını
02:18hissetmek inanılmaz bir duygu olmalı.
02:20Hani bu sıradan bir köy ziyareti değildi demiştin ya, kesinlikle öyle.
02:25Yazarımızı köyde Konya'dan gelen çok kıymetli entelektüel bir heyet bekliyor.
02:30Milli fotoğrafçı Naci İdil, Prof. Dr. Bekir Biçer ve Konya Aydınlar Ocağı'ndan değerli isimler sırf bu buluşma için oradalar.
02:38Ve sonrasında nemi oluyor.
02:40Böğrü delikli hanımların elleriyle hazırladığı o muhteşem Tatar yemekleriyle donatılmış bir yer sofrasına geçiliyor.
02:46Ortak Türk kültürü, tarih ve kökler üzerine edilen o derin, doyurucu sohbetleri hayal edebiliyor musunuz?
02:53Bilginin bir yer sofrasının sıcaklığında paylaşılması gerçekten paha biçilemez.
02:592. Bölüm Asırlık Göç
03:01Şimdi biraz zaman çizelgesine uzanalım ve bu sıcak ortamın arkasında nasıl koca bir asra yayılan destansı bir göç hikayesi yaptığına
03:09bakalım.
03:10Her şey 10 Kasım 1907'de Sibirya Tatarlarının ana vatanlarından büyük bir umut ama bir o kadar da hüzünle ayrılmasıyla başlıyor.
03:18Zorlu geçen ayların ardından 11 Ocak 1908'de İstanbul'a ulaşıyorlar.
03:23Ve burası çok önemli.
03:25Dönemin büyük fikir adamı Abdülreşit İbrahim Efendi'nin öncülüğünde 1910 yılında o zamanki adıyla Reşadiye, bugünkü adıyla Böğrü Delik Köyü
03:34'nü kuruyorlar.
03:34Sibirya'nın dondurucu soğuğundan Anadolu'nun bağrına uzanan inanılmaz bir irade öyküsü.
03:403. Bölüm Sessiz Hafıza Taşları
03:43Köyün o tarihi arka planını hissettikten sonra yavaş yavaş köyün sokaklarına adımlıyoruz ve aslında bir toplumun sessiz hafızası olan köy
03:53mezarlığına geliyoruz.
03:55Oradaki Çanakkale Şehitleri Anıtı'nda şu sözler yazıyor.
03:58Dedelerimiz bizler için vatanlarını bırakarak Anadolu'ya hicret ettiler.
04:03Ve yine bizim geleceğimiz için, güzel vatanımız için, en önemlisi Allah rızası için cepheye giderek şehadet şerbetini içmişlerdir.
04:11Düşünsenize, Sibirya'dan onca zorlukla gelip yeni bir vatan kuruyorsunuz ve hemen ardından o vatanı savunmak için evlatlarınızı Çanakkale'ye gönderiyorsunuz.
04:20Bu aidiyetin, bu fedakarlığın daha çarpıcı bir kanıtı olabilir mi?
04:24Aynı, mezarlık aslında hayatın o garip ve kırılgan çelişkisini de yüzümüze vuruyor.
04:30Bir anda o sağlam, dirençli yaşam kültürünü kanıtlayan 90 hatta 100 yaşını aşmış insanların mezar taşları var.
04:37Yaşama sımsıkı tutulmuş, koca bir nesil ama hemen yanlarında daha 2023 yılında trajik bir trafik kazasında yitip giden genç bir
04:45çiftin,
04:45Venera ve Ercüment Yıldırım'ın mezarları duruyor.
04:48Hayatın ne kadar uzun ve dirençli ama bir o kadar da ani ve kırılgan olabileceğini hüzünlü bir şekilde hatırlatıyor bize.
04:55O hüzünlü düşüncelerden hafifçe sıyrılıp Recep Nuri Ural Bey'in avlusuna konuk oluyoruz.
05:01Burada geçmişte tüm çevre köyleri hizmet etmiş eski bir değirmenin kalıntıları var.
05:07Geriye koca değirmen taşları kalmış.
05:09Ama inanınbama bunlar basit taş yağınları değil.
05:12O taşlar nesillerin emeğini sırtlanan, geçmişle bugün arasındaki bağı temsil eden devasal tarihsel mikrodetaylar.
05:20Bakın burası gerçekten çok ilginç.
05:23Kültür dediğimiz şeyin hep müzelerde yaşamadığını, bazen bir evin arka bahçesinde öylece hayatına devam ettiğini görüyoruz burada.
05:30Sibirya'dan Konya'ya Tatarların Gam Yüklü Hicreti kitabının yazarı, Rahmetullah Kurtaran'ın evinin avlusunda bir munçaya yani geleneksel tatar hamamına
05:39denk geliyorlar.
05:41Sibirya'dan kilometrelerce öteye taşınmış ve Konya bozkırında hala ayakta duran, nefes alan bir kültür mirası.
05:48Gerçekten şaşırtıcı değil mi?
05:50Adımlarımız bizi 2002 yılında yapılan köy camisine götürüyor.
05:54Cami nispeten yeni olsa da içindeki o ince tatar milli motifleri kimliği yaşatma çabasının harika bir kanıtı.
06:02Fakat asıl dikkat çeken şey caminin avlusunda duran eski, devasa toprak çömlek.
06:08Kim bilir kaç sofraya şahitlik etti, hangi ellerde yoğruldu?
06:12Yüzyılların o sessiz tanığı olan bu çömlek zamanın içinden süzülüp gelmiş bir kapsül gibi orada öylece duruyor.
06:19Dördüncü bölüm Boş Kalmış Okul Binası
06:22Tabi her köy hikayesinde olduğu gibi değişimin getirdiği o buruk bir gerçeklik de var karşımızda.
06:29Terk edilmiş, ıssız okul binası, bahçesinde zamanın izlerini taşıyan bir Atatürk büstü var.
06:35Açık kalan kapıdan içeri girdiklerinde geziye eşlik eden Mustafa Gültekin ve Zeki Ural bir anda yıllar öncesine dönüyorlar.
06:43Mustafa Bey sınıfa girip ben bu sınıfta cam kenarında oturuyordum diyor.
06:47Gerçekten boğaz düğümleyen bir an, köyden kente göçün o soğuk sosyolojik gerçeği, bir insanın çocukluğunun geçtiği o boş sınıfın cam
06:56kenarında yankılanıyor adeta.
06:58Beşinci bölüm Yaşayan Kültürel Miras
07:01Ama merak etmeyin, hikayemiz bu melankoliyle bitmiyor.
07:05Aksine enerjimizi tekrar tavan yaptıracak harika bir akşama geçiyoruz.
07:10Yazarımızı köye davet eden Seviye Ural Udmir'in evinde muhteşem bir toplanma başlıyor.
07:15Ve çok tatlı bir ram yaşanıyor.
07:17Ev sahibi Seviye Hanım, annesine ait gelinliği yazarımız Roza kurbana giydiriyor ve başına o geleneksel tatar başlığını yani kalfakı takıyor.
07:26O saniyede yazarımız sadece dışarıdan bir gözlemci olmaktan çıkıyor, o yüzyıllık kültürün nefes alan, yaşayan bir parçası oluveriyor.
07:35Tabii bu güzel jest karşılıksız kalmıyor.
07:38Yazarımız, Turan Devletleri Birleşik Konfederasyonu adına getirdiği teşekkür plaketini Seviye Hanım'a takdim ediyor.
07:45Köyünün tarihini araştıran ve bu asırlık göçü kitaplaştırıp ölümsüzleştiren Seviye Hanım'ın emekleri işte bu plaketle taçlanıyor.
07:52Hafızayı yazıya dökmek, inanın bir topluluğun geleceğine bırakabileceği en büyük mirastır.
07:59Ve sonra müzik başlıyor.
08:01Bir yanda akordiyon melodileri, diğer yanda sazın o tanıdık tınısı.
08:06Tatarca ve Türkçe türküler ardı ardına söylenirken büyük şairlerin şiirleri okunuyor odada.
08:11Hem inanılmaz bir coşku var hem de ortak geçmişin getirdiği o derin saygılı sessizlik.
08:17İşin en güzel tarafı ne biliyor musunuz? Odada dedelerinin kültürünü, müziğini tamamen bu doğal akış içinde öğrenen çocuklar var.
08:26Gelenek böyle yaşatılıyor işte. Kitaplardan ezberleyerek değil, doğrudan yaşayarak, şarkılarla ve gülümsemelerle yeni nesle aktarılarak.
08:35Gecenin sonunda akıllarda dönüp duran o büyük soruyla baş başa kalıyoruz.
08:39So, bir milleti gerçekten hayatta tutan şey nedir? Sadece sahip oldukları ortak bir geçmiş mi?
08:46Yoksa asıl güç o geçmişi coşkuyla, neşeyle, geleceğe aktarma iradesi mi?
08:52Börlü Delit bu sorunun cevabını tam bir asırdır kendi sokaklarında, kendi türkülerinde bas bas bağırarak veriyor.
08:59Bu kültürel iradeyi korumak, inanın o zorlu göçlerden bile çok daha büyük bir başarı.
09:05Umarım sizler de bu incelememizden keyif almış ve o görünmez ama asla koparılamaz bağları hissetmişsinizdir.
09:12Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere. Merakla kalın.
Yorumlar