Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 8 saat önce
Roza Kurban’ın Ankara’dan Konya’nın Cihanbeyli ilçesine gerçekleştirdiği bu anlamlı seyahat, Sibirya Tatarları tarafından kurulan Böğrüdelik Köyü’nün derin tarihini ve kültürel dokusunu gün yüzüne çıkarmaktadır. 1900’lerin başında yaşanan büyük göçün izlerini süren metin, geleneksel Tatar mutfağından tarihi okul binalarına ve hüzünlü mezarlık ziyaretlerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsar. Köy sakinlerinin dillerini ve örflerini bir asrı aşkın süredir koruma azmi, yazarın kendi Başkurt kökleriyle buluşmasıyla duygusal bir boyuta taşınmaktadır. Seviye Ural Udmir gibi yerel değerlerin ev sahipliğinde gerçekleşen buluşmalar, Türk dünyasının ortak mirasının nesiller boyu nasıl yaşatıldığını somut örneklerle ortaya koymaktadır. Anlatı, sadece fiziksel bir geziyi değil, geçmişle gelecek arasında kurulan ve kültürel sadakati temel alan güçlü bir gönül köprüsünü simgeler. Sonuç olarak kaynak, bir toplumun hicretle başlayan hikâyesinin Anadolu topraklarında nasıl kök salıp kimliğini korumayı başardığını zarif bir dille özetler.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Bugünkü incelememizde harita üzerinde sıradan bir noktadan diğerine gitmiyoruz.
00:05Bunun yerine doğrudan hatıraların içine köklerimize uzanan duygu yüklü bir serüvene çıkıyoruz.
00:11Hazırsanız sizi bir asırdan daha uzun bir süre önce Sibilya Tatarları tarafından kurulan o ıssız ama bir o kadar da
00:19sıcak Konya bozkırındaki bir köye Börü Deli'ye götürmek istiyorum.
00:22Lütfen arkanıza yaslanın çünkü birazdan bir kültürün onca zamana ve mesafeye rağmen nasıl hala cap canlı nefes aldığına şahit olacağız.
00:32Tamam hadi hemen konunun derinliklerine inelim.
00:35Bazı yolculuklar sadece kilometreleri aşmaz, yılları, hatıraları ve köklerimize uzanan görünmez yolları da kat eder.
00:43Bu muazzam söz aslında hikayemizin yazarı Roza Kurban'ın hislerinin tam bir özeti.
00:48Kendisi aslen bir başkurt türkü ve kökleri ta başkurdistanın tuymazı iline dayanıyor.
00:54Tıpkı onu bu köye davet eden kitabın yazarı Sevgi Ural Udmir gibi.
00:59Düşünsenize yazarımız Börü Deli'ye doğru yola çıkarken sıradan bir ziyaretçi gibi değil,
01:05rüzgarın aynı bozkırlardan estiği, ortak duaların edildiği büyük bir aile evine gidiyormuş gibi hissediyor.
01:11Yani aradaki bağ inanılmaz derin.
01:141. Bölüm Köklerimize Yolculuk
01:16Madem o görünmez yollardan bahsettik, şimdi de hikayeyi başlatan o fiziksel yolculuğa 25 Temmuz'un o yağmurlu sabahına doğru bir
01:25adım atalım.
01:26Ankara'dan Konya'nın Cihanbeyli ilçesine bağlı Börü Delik köyüne uzanan mesafe tam 230 kilometre.
01:34Yazarımız bu yolu, oğlu ve aslen Börü Delik'te doğup büyümüş, köyün hafızasını adeta canlı tutan Mustafa Gültekin'le beraber aşıyor.
01:43Yol boyunca dinlediği o çocukluk anıları daha varış noktasına bile ulaşmadan onları o toprakların ruhuyla buluşturmaya yetiyor da artıyor bile.
01:51Köye vardıklarında karşılaştıkları atmosferse tek kelimeyle büyüleyici.
01:56Uzun zamandır beklenen yağmur o sabah adeta misafirlerle birlikte köye iniyor.
02:02Yüzlerinde o sıcacık tebessümle köylüler onları bereketi siz getirdiniz diyerek karşılıyor.
02:07Şu samimiyete bakar mısınız?
02:09Bu incecik detay Anadolu insanının o misafirperver sıcak ve kucaklayıcı diline o kadar güzel özetliyor ki doğanın bile sizi selamladığını
02:18hissetmek inanılmaz bir duygu olmalı.
02:20Hani bu sıradan bir köy ziyareti değildi demiştin ya, kesinlikle öyle.
02:25Yazarımızı köyde Konya'dan gelen çok kıymetli entelektüel bir heyet bekliyor.
02:30Milli fotoğrafçı Naci İdil, Prof. Dr. Bekir Biçer ve Konya Aydınlar Ocağı'ndan değerli isimler sırf bu buluşma için oradalar.
02:38Ve sonrasında nemi oluyor.
02:40Böğrü delikli hanımların elleriyle hazırladığı o muhteşem Tatar yemekleriyle donatılmış bir yer sofrasına geçiliyor.
02:46Ortak Türk kültürü, tarih ve kökler üzerine edilen o derin, doyurucu sohbetleri hayal edebiliyor musunuz?
02:53Bilginin bir yer sofrasının sıcaklığında paylaşılması gerçekten paha biçilemez.
02:592. Bölüm Asırlık Göç
03:01Şimdi biraz zaman çizelgesine uzanalım ve bu sıcak ortamın arkasında nasıl koca bir asra yayılan destansı bir göç hikayesi yaptığına
03:09bakalım.
03:10Her şey 10 Kasım 1907'de Sibirya Tatarlarının ana vatanlarından büyük bir umut ama bir o kadar da hüzünle ayrılmasıyla başlıyor.
03:18Zorlu geçen ayların ardından 11 Ocak 1908'de İstanbul'a ulaşıyorlar.
03:23Ve burası çok önemli.
03:25Dönemin büyük fikir adamı Abdülreşit İbrahim Efendi'nin öncülüğünde 1910 yılında o zamanki adıyla Reşadiye, bugünkü adıyla Böğrü Delik Köyü
03:34'nü kuruyorlar.
03:34Sibirya'nın dondurucu soğuğundan Anadolu'nun bağrına uzanan inanılmaz bir irade öyküsü.
03:403. Bölüm Sessiz Hafıza Taşları
03:43Köyün o tarihi arka planını hissettikten sonra yavaş yavaş köyün sokaklarına adımlıyoruz ve aslında bir toplumun sessiz hafızası olan köy
03:53mezarlığına geliyoruz.
03:55Oradaki Çanakkale Şehitleri Anıtı'nda şu sözler yazıyor.
03:58Dedelerimiz bizler için vatanlarını bırakarak Anadolu'ya hicret ettiler.
04:03Ve yine bizim geleceğimiz için, güzel vatanımız için, en önemlisi Allah rızası için cepheye giderek şehadet şerbetini içmişlerdir.
04:11Düşünsenize, Sibirya'dan onca zorlukla gelip yeni bir vatan kuruyorsunuz ve hemen ardından o vatanı savunmak için evlatlarınızı Çanakkale'ye gönderiyorsunuz.
04:20Bu aidiyetin, bu fedakarlığın daha çarpıcı bir kanıtı olabilir mi?
04:24Aynı, mezarlık aslında hayatın o garip ve kırılgan çelişkisini de yüzümüze vuruyor.
04:30Bir anda o sağlam, dirençli yaşam kültürünü kanıtlayan 90 hatta 100 yaşını aşmış insanların mezar taşları var.
04:37Yaşama sımsıkı tutulmuş, koca bir nesil ama hemen yanlarında daha 2023 yılında trajik bir trafik kazasında yitip giden genç bir
04:45çiftin,
04:45Venera ve Ercüment Yıldırım'ın mezarları duruyor.
04:48Hayatın ne kadar uzun ve dirençli ama bir o kadar da ani ve kırılgan olabileceğini hüzünlü bir şekilde hatırlatıyor bize.
04:55O hüzünlü düşüncelerden hafifçe sıyrılıp Recep Nuri Ural Bey'in avlusuna konuk oluyoruz.
05:01Burada geçmişte tüm çevre köyleri hizmet etmiş eski bir değirmenin kalıntıları var.
05:07Geriye koca değirmen taşları kalmış.
05:09Ama inanınbama bunlar basit taş yağınları değil.
05:12O taşlar nesillerin emeğini sırtlanan, geçmişle bugün arasındaki bağı temsil eden devasal tarihsel mikrodetaylar.
05:20Bakın burası gerçekten çok ilginç.
05:23Kültür dediğimiz şeyin hep müzelerde yaşamadığını, bazen bir evin arka bahçesinde öylece hayatına devam ettiğini görüyoruz burada.
05:30Sibirya'dan Konya'ya Tatarların Gam Yüklü Hicreti kitabının yazarı, Rahmetullah Kurtaran'ın evinin avlusunda bir munçaya yani geleneksel tatar hamamına
05:39denk geliyorlar.
05:41Sibirya'dan kilometrelerce öteye taşınmış ve Konya bozkırında hala ayakta duran, nefes alan bir kültür mirası.
05:48Gerçekten şaşırtıcı değil mi?
05:50Adımlarımız bizi 2002 yılında yapılan köy camisine götürüyor.
05:54Cami nispeten yeni olsa da içindeki o ince tatar milli motifleri kimliği yaşatma çabasının harika bir kanıtı.
06:02Fakat asıl dikkat çeken şey caminin avlusunda duran eski, devasa toprak çömlek.
06:08Kim bilir kaç sofraya şahitlik etti, hangi ellerde yoğruldu?
06:12Yüzyılların o sessiz tanığı olan bu çömlek zamanın içinden süzülüp gelmiş bir kapsül gibi orada öylece duruyor.
06:19Dördüncü bölüm Boş Kalmış Okul Binası
06:22Tabi her köy hikayesinde olduğu gibi değişimin getirdiği o buruk bir gerçeklik de var karşımızda.
06:29Terk edilmiş, ıssız okul binası, bahçesinde zamanın izlerini taşıyan bir Atatürk büstü var.
06:35Açık kalan kapıdan içeri girdiklerinde geziye eşlik eden Mustafa Gültekin ve Zeki Ural bir anda yıllar öncesine dönüyorlar.
06:43Mustafa Bey sınıfa girip ben bu sınıfta cam kenarında oturuyordum diyor.
06:47Gerçekten boğaz düğümleyen bir an, köyden kente göçün o soğuk sosyolojik gerçeği, bir insanın çocukluğunun geçtiği o boş sınıfın cam
06:56kenarında yankılanıyor adeta.
06:58Beşinci bölüm Yaşayan Kültürel Miras
07:01Ama merak etmeyin, hikayemiz bu melankoliyle bitmiyor.
07:05Aksine enerjimizi tekrar tavan yaptıracak harika bir akşama geçiyoruz.
07:10Yazarımızı köye davet eden Seviye Ural Udmir'in evinde muhteşem bir toplanma başlıyor.
07:15Ve çok tatlı bir ram yaşanıyor.
07:17Ev sahibi Seviye Hanım, annesine ait gelinliği yazarımız Roza kurbana giydiriyor ve başına o geleneksel tatar başlığını yani kalfakı takıyor.
07:26O saniyede yazarımız sadece dışarıdan bir gözlemci olmaktan çıkıyor, o yüzyıllık kültürün nefes alan, yaşayan bir parçası oluveriyor.
07:35Tabii bu güzel jest karşılıksız kalmıyor.
07:38Yazarımız, Turan Devletleri Birleşik Konfederasyonu adına getirdiği teşekkür plaketini Seviye Hanım'a takdim ediyor.
07:45Köyünün tarihini araştıran ve bu asırlık göçü kitaplaştırıp ölümsüzleştiren Seviye Hanım'ın emekleri işte bu plaketle taçlanıyor.
07:52Hafızayı yazıya dökmek, inanın bir topluluğun geleceğine bırakabileceği en büyük mirastır.
07:59Ve sonra müzik başlıyor.
08:01Bir yanda akordiyon melodileri, diğer yanda sazın o tanıdık tınısı.
08:06Tatarca ve Türkçe türküler ardı ardına söylenirken büyük şairlerin şiirleri okunuyor odada.
08:11Hem inanılmaz bir coşku var hem de ortak geçmişin getirdiği o derin saygılı sessizlik.
08:17İşin en güzel tarafı ne biliyor musunuz? Odada dedelerinin kültürünü, müziğini tamamen bu doğal akış içinde öğrenen çocuklar var.
08:26Gelenek böyle yaşatılıyor işte. Kitaplardan ezberleyerek değil, doğrudan yaşayarak, şarkılarla ve gülümsemelerle yeni nesle aktarılarak.
08:35Gecenin sonunda akıllarda dönüp duran o büyük soruyla baş başa kalıyoruz.
08:39So, bir milleti gerçekten hayatta tutan şey nedir? Sadece sahip oldukları ortak bir geçmiş mi?
08:46Yoksa asıl güç o geçmişi coşkuyla, neşeyle, geleceğe aktarma iradesi mi?
08:52Börlü Delit bu sorunun cevabını tam bir asırdır kendi sokaklarında, kendi türkülerinde bas bas bağırarak veriyor.
08:59Bu kültürel iradeyi korumak, inanın o zorlu göçlerden bile çok daha büyük bir başarı.
09:05Umarım sizler de bu incelememizden keyif almış ve o görünmez ama asla koparılamaz bağları hissetmişsinizdir.
09:12Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere. Merakla kalın.
Yorumlar

Önerilen