Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 1 gün önce
Dr. Alper Sezener tarafından kaleme alınan bu metin, modern insanın günlük rutinlerini ve bitmek bilmeyen meşguliyetini Anunnakiler mitolojisi üzerinden kurgusal bir kurumsal yapı gibi tasvir etmektedir. Yazar, pazar günlerinin bile dinlenmekten ziyade sisteme hizmet eden bir deneyim simülasyonu olduğunu savunarak, zihnimize yüklenen “arka plan uygulamaları” nedeniyle asla tam anlamıyla özgür olamadığımızı vurgular. Hayatın, seçeneklerin önceden belirlendiği bir restoran menüsü veya kontrolü başkasında olan bir hamster çarkı gibi işlediği belirtilirken, sistemin asıl amacının bireyi sürekli meşgul tutmak olduğu ifade edilir. Metnin sonunda referans verilen “They Live” filmi üzerinden, toplumsal itaatin ve görünmez manipülasyonun derinliği sorgulanarak okuyucuya hakikati görme arzusu üzerine çarpıcı bir soru yöneltilir. Bu anlatı, tüketim kültürü ve sosyal başarı zorunluluğu altında ezilen modern bireyin trajikomik bir varoluşsal analizini sunmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Şöyle bir an gözünüzde canlandırın.
00:01Pazar sabahı, evin en sessiz, en huzurlu hali.
00:05Kendinize güzel bir çay ya da kahve koymuşsunuz, koltuğa oturmuşsunuz
00:09ve tam o anda o tatlı boşluğun içinde kendi kendinize diyorsunuz ki
00:13''Oh be, bugün hiçbir şey yapmayacağım.''
00:15Ama tam o keyfi sürecekken, içeriden bir ses fısıldamaya başlıyor değil mi?
00:20Hani o bir türlü susmak bilmeyen, tanıdık ses,
00:23sanki bir saniye bile boş durmak dünyanın en büyük suçuymuş gibi
00:27size hemen yeni bir görev bulmaya çalışıyor.
00:30Peki ama ne bu sesin kaynağı?
00:32Evet evet, tam olarak o sesten bahsediyorum.
00:34Hepimizin içinde var o.
00:36En sakin anımızda bile kulağımıza fısıldayan o içimizdeki proje müdürü.
00:41Onu çok iyi tanıyorsunuz.
00:42Şimdi sıkı durun çünkü bu sesin nereden geldiğine dair acayip.
00:46Hatta biraz absürt diyebileceğimiz bir teoriye dalıyoruz.
00:49Peki ya size desem ki o ses aslında tamamen size ait değil.
00:53Ne dersiniz?
00:54Ya bu bizim hayal bile edemeyeceğimiz kadar büyük,
00:57organize bir yapının bize yolladığı otomatik bir bildirimse.
01:01Hadi bakalım bu fikrin derinlerine doğru bir yolculuğa çıkalım.
01:04Ve işte karşınızda teorinin başrolü Anunakiler Anonim Şirketi.
01:09Evet yanlış duymadınız.
01:10Bu teoriye göre yaşadığımız evren aslında devasa bir holding tarafından yönetiliyor.
01:15Gök Tanrısı Anu şirketi kurmuş, hisseleri de torunlarına pay etmiş.
01:19Onlar da bütün evreni hani tabiri caizse anahtar teslim bir proje gibi işletiyorlar.
01:25Peki biz bu devasa şirketin tam olarak neresindeyiz?
01:29Cevap oldukça basit.
01:31Bizler ya bu holdingin taşeron firmalarıyız ya da hiçbir vasfı olmayan bildiğiniz düz işçileriyiz.
01:37Kısacası sistemin çarklarını gece gündüz döndürenleriz.
01:41E tabi her büyük şirkette olduğu gibi Anunakiler AŞ'nin de kendine göre kuralları,
01:46prosedürleri ve tabi ki performans beklentileri var.
01:49Şimdi gelin bu kozmik şirketin oyun kitabına bir göz atalım.
01:53Bizi nasıl yönetiyorlar ve bizden tam olarak ne bekliyorlar?
01:56İşte sistemin en büyük kuralı ya da kandırmacası diyelim,
02:00o hayalini kurduğumuz huzurlu pazar diye bir şey aslında yok.
02:03O sadece bir dinlenme simülasyonu.
02:07Yani gerçekten dinlenmek, şöyle bir reset atmak falan kesinlikle yasak.
02:11Sistemin izin verdiği tek şey dinleniyormuş gibi hissetmemiz.
02:15Peki bu simülasyon nasıl tıkır tıkır işliyor?
02:17Şöyle düşünün, zihnimize yüklenmiş, asla kapatamadığımız bir arka plan uygulaması var.
02:23Hani telefonu uçak moduna alırsın da o yine bildirim yollamaya devam eder ya,
02:26işte aynen öyle.
02:27Yarın iş var, faturalar, çocuklar ne olacak, ev fiyatları uçtu gitti.
02:31Bu düşünceler size de tanıdık geldi değil mi?
02:33Ve tüm bunların sonucu ne mi?
02:35İşte tam olarak bu, şirketin bize sunduğu bir hamster çarkının içinde dönüp duruyoruz,
02:40sürekli koşuyoruz ama aslında bir milim bile ilerlemiyoruz.
02:44Kiralar, taksitler, başarılı olmalıyım baskısı,
02:47bunların hepsi o çarkı daha da hızlı döndürmemiz için verilen biler gazdan ibaret.
02:52Arada bir yorulup, yeter artık dediğimizde ise sistem hemen devreye giriyor.
02:57Bize küçük teselli ödülleri veriyor.
02:59Mesela, bakın, çarkımız artık yeni model.
03:03Daha ergonomik, ışıl ışıl parlıyor, hatta en son teknoloji sessiz rulmanlara sahip.
03:09Bu minik güncellemelerle bizi tekrar koşturmaya ikna ediyorlar.
03:13İşte işin en can alıcı noktası da burası.
03:17Sistemin bizim mutlu olup olmamamızla zerre kadar ilgilendiği yok.
03:21Anunnakiler AŞ için tek bir anahtar performans göstergesi,
03:25yani KPI var, yeterince meşgul müsün?
03:28Eğer cevap evet ise görev tamamlanmış demektir.
03:32İyi de özgür irademiz nerede diyeceksiniz.
03:34Var, tabii ki var.
03:35Ama hani üniversitede olur ya, zorunlu seçmeli dersler.
03:39İşte aynen onun gibi.
03:40Önümüze birkaç tane seçenek koyuyorlar.
03:43Al sana A kariyeri, al sana B kariyeri.
03:45Yaşam tarzı olarak istersen X'i seç, istersen Y'yi.
03:49Biz de bu hazır menüden seçim yapabildiğimiz için kendimizi özgür zannediyoruz.
03:53Ve şimdi geldik işin en dahiyane kısmına.
03:57Sistem o kadar zeki ki ondan şikayet etmemize, onu eleştirmemize bile izin veriyor.
04:02Neden mi?
04:03Çünkü bu da paketin bir parçası.
04:05Adı muhalif deneyim modülü.
04:07Üstelik ücretsiz.
04:09Yani biz sisteme başkaldırıyoruz zannederken, aslında yine sistemin bizim için çizdiği oyun alanının içinde kalıyoruz.
04:16Peki Anunnakiler AŞ'nin aradığı o mükemmel çalışan profili kim?
04:21Ne her şeyden memnun, gülen oynayan tipler, ne de tamamen isyan bayrağını çekmiş umutsuz vakalar.
04:28Onlar sistem için birer üretim hatası.
04:30İdeal olan aslında çoğumuz gibi.
04:32Hani o hafif huzursuz ama yine de bir umut var diyen, yorgun ama çabalamaktan vazgeçmeyen o devasa kitle var ya,
04:40işte onlar.
04:41Bütün bu anlattıklarım size bir yerlerden tanıdık geliyorsa, hiç şaşırmayın.
04:45Şimdi sizi zamanda geriye, 1988 yapımı kült bir filme götüreceğim.
04:50Çünkü bu film sanki Anunnakiler AŞ'nin tüm bu sistemini yıllar öncesinden deşifre etmiş gibi.
04:57John Carpenter'ın Day Life filminde, Nada adında bir işçi tesadüfen bir güneş gözlüğü bulur.
05:03Ama bu öyle sıradan bir gözlük değildir.
05:05Onu taktığı an, dünyanın aslında göründüğü gibi olmadığını, her şeyin koskocaman bir aldatmacadan ibaret olduğunu anlar.
05:12Gözlüğü taklığı anda etrafındaki her şeyin anlamı değişir.
05:16Reklam panolarının, dergilerin, hatta paranın üzerinde gizlenmiş bilinçaltı mesajları görür.
05:22Ve ilk mesaj çok nettir.
05:24İtaat et.
05:25Sistemin ana kuralı bu.
05:27Sorgulama.
05:28Sadece uy.
05:29İkinci mesajda, eminim size çok tanıdık gelecek.
05:33Hani Anunnakiler AŞ'nin o meşhur performans göstergesi vardı ya.
05:37İşte o.
05:38Çalışmaya devam et.
05:40Sistemin devamlılığı için herkesin sürekli üretmesi, meşgul kalması şart.
05:45Durmak yok.
05:45Ve tabii ki, belki de en önemlisi.
05:48Sorma.
05:49Merak etme, kurcalama.
05:51Sadece sana verilen rolü oyna.
05:53Çünkü birileri soru sormaya başlarsa, bütün bu kurgu, bütün bu sistem kökünden sarsılabilir.
05:59Ama filmi asıl unutulmaz kılan şey bu mesajlar değil.
06:03Filmin dehası, Nada'nın bu gerçeği arkadaşına göstermek için verdiği o efsanevi, dakikalarca süren kavga sahnesinde yatıyor.
06:09Arkadaşı o gözlüğü takmamak, gerçeği görmemek için şiddetle direniyor.
06:13Ve bu sahne bize şunu söylüyor aslında.
06:16En zoru gerçeği görmek değil, insanları o gerçeği görmeyi ikna etmektir.
06:20Çünkü bazen alıştığımız yalanın konforu, rahatsız edici bir gerçekten çok daha çekici gelebilir.
06:26Şimdi filmi bir kenara bırakalım ve bu fikri alıp tekrar kendi hayatımıza, o en başta konuştuğumuz pazar sabahına geri döndürelim.
06:33Tamam belki Anunnakiler diye bir holding yok.
06:37Belki sihirli güneş gözlükleri de sadece bir film karesinde var.
06:40Ama o ses, boş durma, bir şeyler yap diyen o iç sesimiz hala orada.
06:46Belki de çoktan soğumuş olan çayımıza bakarken her şey yeniden başlıyor.
06:50Ve bu da bizi en can alıcı son soruya getiriyor.
06:54Diyelim ki gerçekliği, tüm o gizli mesajları ve sistemin görünmeyen işleyişini size gösterecek böyle bir gözlük buldunuz.
07:01Onu takma cesaretini gösterebilir miydiniz?
07:03Yoksa bilmemenin getirdiği o konforlu cehaleti mi tercih ederdiniz?
07:07İşte bu sorunun cevabı size kalmış.
Yorumlar

Önerilen