00:00Şöyle bir an gözünüzde canlandırın.
00:01Pazar sabahı, evin en sessiz, en huzurlu hali.
00:05Kendinize güzel bir çay ya da kahve koymuşsunuz, koltuğa oturmuşsunuz
00:09ve tam o anda o tatlı boşluğun içinde kendi kendinize diyorsunuz ki
00:13''Oh be, bugün hiçbir şey yapmayacağım.''
00:15Ama tam o keyfi sürecekken, içeriden bir ses fısıldamaya başlıyor değil mi?
00:20Hani o bir türlü susmak bilmeyen, tanıdık ses,
00:23sanki bir saniye bile boş durmak dünyanın en büyük suçuymuş gibi
00:27size hemen yeni bir görev bulmaya çalışıyor.
00:30Peki ama ne bu sesin kaynağı?
00:32Evet evet, tam olarak o sesten bahsediyorum.
00:34Hepimizin içinde var o.
00:36En sakin anımızda bile kulağımıza fısıldayan o içimizdeki proje müdürü.
00:41Onu çok iyi tanıyorsunuz.
00:42Şimdi sıkı durun çünkü bu sesin nereden geldiğine dair acayip.
00:46Hatta biraz absürt diyebileceğimiz bir teoriye dalıyoruz.
00:49Peki ya size desem ki o ses aslında tamamen size ait değil.
00:53Ne dersiniz?
00:54Ya bu bizim hayal bile edemeyeceğimiz kadar büyük,
00:57organize bir yapının bize yolladığı otomatik bir bildirimse.
01:01Hadi bakalım bu fikrin derinlerine doğru bir yolculuğa çıkalım.
01:04Ve işte karşınızda teorinin başrolü Anunakiler Anonim Şirketi.
01:09Evet yanlış duymadınız.
01:10Bu teoriye göre yaşadığımız evren aslında devasa bir holding tarafından yönetiliyor.
01:15Gök Tanrısı Anu şirketi kurmuş, hisseleri de torunlarına pay etmiş.
01:19Onlar da bütün evreni hani tabiri caizse anahtar teslim bir proje gibi işletiyorlar.
01:25Peki biz bu devasa şirketin tam olarak neresindeyiz?
01:29Cevap oldukça basit.
01:31Bizler ya bu holdingin taşeron firmalarıyız ya da hiçbir vasfı olmayan bildiğiniz düz işçileriyiz.
01:37Kısacası sistemin çarklarını gece gündüz döndürenleriz.
01:41E tabi her büyük şirkette olduğu gibi Anunakiler AŞ'nin de kendine göre kuralları,
01:46prosedürleri ve tabi ki performans beklentileri var.
01:49Şimdi gelin bu kozmik şirketin oyun kitabına bir göz atalım.
01:53Bizi nasıl yönetiyorlar ve bizden tam olarak ne bekliyorlar?
01:56İşte sistemin en büyük kuralı ya da kandırmacası diyelim,
02:00o hayalini kurduğumuz huzurlu pazar diye bir şey aslında yok.
02:03O sadece bir dinlenme simülasyonu.
02:07Yani gerçekten dinlenmek, şöyle bir reset atmak falan kesinlikle yasak.
02:11Sistemin izin verdiği tek şey dinleniyormuş gibi hissetmemiz.
02:15Peki bu simülasyon nasıl tıkır tıkır işliyor?
02:17Şöyle düşünün, zihnimize yüklenmiş, asla kapatamadığımız bir arka plan uygulaması var.
02:23Hani telefonu uçak moduna alırsın da o yine bildirim yollamaya devam eder ya,
02:26işte aynen öyle.
02:27Yarın iş var, faturalar, çocuklar ne olacak, ev fiyatları uçtu gitti.
02:31Bu düşünceler size de tanıdık geldi değil mi?
02:33Ve tüm bunların sonucu ne mi?
02:35İşte tam olarak bu, şirketin bize sunduğu bir hamster çarkının içinde dönüp duruyoruz,
02:40sürekli koşuyoruz ama aslında bir milim bile ilerlemiyoruz.
02:44Kiralar, taksitler, başarılı olmalıyım baskısı,
02:47bunların hepsi o çarkı daha da hızlı döndürmemiz için verilen biler gazdan ibaret.
02:52Arada bir yorulup, yeter artık dediğimizde ise sistem hemen devreye giriyor.
02:57Bize küçük teselli ödülleri veriyor.
02:59Mesela, bakın, çarkımız artık yeni model.
03:03Daha ergonomik, ışıl ışıl parlıyor, hatta en son teknoloji sessiz rulmanlara sahip.
03:09Bu minik güncellemelerle bizi tekrar koşturmaya ikna ediyorlar.
03:13İşte işin en can alıcı noktası da burası.
03:17Sistemin bizim mutlu olup olmamamızla zerre kadar ilgilendiği yok.
03:21Anunnakiler AŞ için tek bir anahtar performans göstergesi,
03:25yani KPI var, yeterince meşgul müsün?
03:28Eğer cevap evet ise görev tamamlanmış demektir.
03:32İyi de özgür irademiz nerede diyeceksiniz.
03:34Var, tabii ki var.
03:35Ama hani üniversitede olur ya, zorunlu seçmeli dersler.
03:39İşte aynen onun gibi.
03:40Önümüze birkaç tane seçenek koyuyorlar.
03:43Al sana A kariyeri, al sana B kariyeri.
03:45Yaşam tarzı olarak istersen X'i seç, istersen Y'yi.
03:49Biz de bu hazır menüden seçim yapabildiğimiz için kendimizi özgür zannediyoruz.
03:53Ve şimdi geldik işin en dahiyane kısmına.
03:57Sistem o kadar zeki ki ondan şikayet etmemize, onu eleştirmemize bile izin veriyor.
04:02Neden mi?
04:03Çünkü bu da paketin bir parçası.
04:05Adı muhalif deneyim modülü.
04:07Üstelik ücretsiz.
04:09Yani biz sisteme başkaldırıyoruz zannederken, aslında yine sistemin bizim için çizdiği oyun alanının içinde kalıyoruz.
04:16Peki Anunnakiler AŞ'nin aradığı o mükemmel çalışan profili kim?
04:21Ne her şeyden memnun, gülen oynayan tipler, ne de tamamen isyan bayrağını çekmiş umutsuz vakalar.
04:28Onlar sistem için birer üretim hatası.
04:30İdeal olan aslında çoğumuz gibi.
04:32Hani o hafif huzursuz ama yine de bir umut var diyen, yorgun ama çabalamaktan vazgeçmeyen o devasa kitle var ya,
04:40işte onlar.
04:41Bütün bu anlattıklarım size bir yerlerden tanıdık geliyorsa, hiç şaşırmayın.
04:45Şimdi sizi zamanda geriye, 1988 yapımı kült bir filme götüreceğim.
04:50Çünkü bu film sanki Anunnakiler AŞ'nin tüm bu sistemini yıllar öncesinden deşifre etmiş gibi.
04:57John Carpenter'ın Day Life filminde, Nada adında bir işçi tesadüfen bir güneş gözlüğü bulur.
05:03Ama bu öyle sıradan bir gözlük değildir.
05:05Onu taktığı an, dünyanın aslında göründüğü gibi olmadığını, her şeyin koskocaman bir aldatmacadan ibaret olduğunu anlar.
05:12Gözlüğü taklığı anda etrafındaki her şeyin anlamı değişir.
05:16Reklam panolarının, dergilerin, hatta paranın üzerinde gizlenmiş bilinçaltı mesajları görür.
05:22Ve ilk mesaj çok nettir.
05:24İtaat et.
05:25Sistemin ana kuralı bu.
05:27Sorgulama.
05:28Sadece uy.
05:29İkinci mesajda, eminim size çok tanıdık gelecek.
05:33Hani Anunnakiler AŞ'nin o meşhur performans göstergesi vardı ya.
05:37İşte o.
05:38Çalışmaya devam et.
05:40Sistemin devamlılığı için herkesin sürekli üretmesi, meşgul kalması şart.
05:45Durmak yok.
05:45Ve tabii ki, belki de en önemlisi.
05:48Sorma.
05:49Merak etme, kurcalama.
05:51Sadece sana verilen rolü oyna.
05:53Çünkü birileri soru sormaya başlarsa, bütün bu kurgu, bütün bu sistem kökünden sarsılabilir.
05:59Ama filmi asıl unutulmaz kılan şey bu mesajlar değil.
06:03Filmin dehası, Nada'nın bu gerçeği arkadaşına göstermek için verdiği o efsanevi, dakikalarca süren kavga sahnesinde yatıyor.
06:09Arkadaşı o gözlüğü takmamak, gerçeği görmemek için şiddetle direniyor.
06:13Ve bu sahne bize şunu söylüyor aslında.
06:16En zoru gerçeği görmek değil, insanları o gerçeği görmeyi ikna etmektir.
06:20Çünkü bazen alıştığımız yalanın konforu, rahatsız edici bir gerçekten çok daha çekici gelebilir.
06:26Şimdi filmi bir kenara bırakalım ve bu fikri alıp tekrar kendi hayatımıza, o en başta konuştuğumuz pazar sabahına geri döndürelim.
06:33Tamam belki Anunnakiler diye bir holding yok.
06:37Belki sihirli güneş gözlükleri de sadece bir film karesinde var.
06:40Ama o ses, boş durma, bir şeyler yap diyen o iç sesimiz hala orada.
06:46Belki de çoktan soğumuş olan çayımıza bakarken her şey yeniden başlıyor.
06:50Ve bu da bizi en can alıcı son soruya getiriyor.
06:54Diyelim ki gerçekliği, tüm o gizli mesajları ve sistemin görünmeyen işleyişini size gösterecek böyle bir gözlük buldunuz.
07:01Onu takma cesaretini gösterebilir miydiniz?
07:03Yoksa bilmemenin getirdiği o konforlu cehaleti mi tercih ederdiniz?
07:07İşte bu sorunun cevabı size kalmış.
Yorumlar