Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Dr. Alper Sezener’in bu yazısı, yapay zekanın insan zihnini tembelleştirme potansiyelini ve beraberinde getirdiği etik ile toplumsal riskleri derinlemesine ele almaktadır. Yazar, antik dönemdeki yazı eleştirilerinden yola çıkarak, teknolojik araçların belirli bir aşamadan sonra asıl amaçlarının aksine insan yetilerini körelten bir yapıya dönüştüğünü savunur. Algoritmaların bireyler üzerindeki denetimini ve otoritesini sorgulayan metin, sorumluluğun belirsizleştiği bir düzende düşünme eyleminin yerini alan kurumsal itaate dikkat çeker. Bilgi ile bilgelik arasındaki farkı vurgulayan yazar, gerçek hikmetin ancak zihinsel çaba ve mücadele ile kazanılabileceğini belirtir. Sonuç olarak kaynak, dijital bir tahakküme karşı özgürlüğü korumanın tek yolunun, yapay zekaya teslim olmadan yavaş ve derinlemesine düşünme pratiğine geri dönmek olduğunu ifade eder.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Acaba düşünmek bildiğimiz şekliyle sona mı eriyor?
00:03Bu bölümde işte bu oldukça kışkırtıcı sorunun peşine düşüyoruz.
00:07Şimdi bu endişe size çok modern gelebilir ama aslında hiç de yeni değil.
00:12Gelin sizi şöyle bir 2500 yıl geriye, antik Yunan'a götüreyim.
00:17Platon'un anlattıklarına bakılırsa hocası Sokrates o zamanlar için devrim niteliğinde bir teknoloji olan yazı yüzünden bayağı endişeliymiş.
00:25Korkusu neydi biliyor musunuz?
00:27İnsanlar hafızalarını kullanmayı bırakacak, tembelleşeceklerdi.
00:31Peki ne dersiniz?
00:33Sokrates tamamen haksız mı çıktı yoksa o binlerce yıl öncesinden teknolojinin zihinlerimizi nasıl kökten değiştireceğine dair çok temel bir şey
00:43mi fark etmişti?
00:44Bu soruyu aklımızın bir köşesinde tutalım çünkü birazdan çok daha önemli olacak.
00:49İşte o 2500 yıllık korkuyu alıp bugüne getirelim.
00:52Çünkü bugün elimizde yazıdan çok ama çok daha karmaşık ve güçlü bir araç var.
00:57Yapay zeka.
00:58Ve tam da bu noktada işler biraz tuhaflaşıyor.
01:02Bir paradoksla karşılaşıyoruz aslında.
01:04Bize hız, verimlilik yani her şeyi daha çabuk yapmayı vaat eden bir araç nasıl olur da düşünme sürecimizi yavaşlatır?
01:11Olabilir mi böyle bir şey?
01:13Yani bakın yapay zekanın vaadi çok netti değil mi?
01:17Düşünceyi hızlandıracak, yaratıcılığımızı coşturacaktı.
01:20Harika.
01:21Peki ya gerçek?
01:22Gerçekte olan ne?
01:23Belki de tam tersi.
01:25Belki de farkında bile olmadan en değerli kaslarımızı yani düşünme kaslarımızı zayıflatıyoruzdur.
01:31Bu durumu anlatan muhteşem bir benzetme var.
01:34Düşünür İvan İliç'ten geliyor.
01:36Düşünün otomobiller.
01:38Niçin icat edildiler?
01:39Bizi bir yerden bir yere daha hızlı götürsünler diye.
01:41Peki ne oldu?
01:42Şehirleri devasa otoparklara yani trafiğe çevirerek aslında hareketimizi yavaşlattılar.
01:48İşte yapay zekada düşüncemizi hızlandırmak için var.
01:51Ama ya o da bir tür zihinsel trafik yaratarak bizi düşünmekten alıkoyuyorsa?
01:56Ama durun.
01:57Mesele sadece kişisel bir zihin tembelliği falan değil.
02:00Bundan çok daha fazlası var.
02:02Asıl büyük tehlike bu durumun yavaş yavaş toplumsal bir krize dönüşme ihtimali.
02:07İşte burada filozof Hannah Arendt'in o ünlü kötülüğün sıradanlığı kavramı devreye giriyor ve durumun ciddiyetini gözler önüne seriyor.
02:17Arendt binlerce insanın ölümünden sorumlu Nazi subayı Adolf Eichmann'ın davasını izlediğinde şok edici bir şey fark ediyor.
02:24Karşısındaki adam bir canavar değil, sadece emirleri uygulayan, ben sadece işimi yaptım diyen, sorgulamayan, düşünmeyen bir bürokrat.
02:33Ve Arendt o an anlıyor ki, tarihin en büyük kötülükleri şeytani dehalardan değil, düşünmeyi bırakan sıradan insanlardan doğuyor.
02:42Hadi bunu günümüze uyarlayalım.
02:43Düşünsenize, bir bankaya kredi başvurusunda bulundunuz ve reddedildi.
02:48Neden diye soruyorsunuz, gelen cevap ne?
02:51Üzgünüz, sistem böyle karar verdi.
02:53Bitti.
02:54Karşınızda konuşabileceğiniz, itiraz edebileceğiniz, hesap sorabileceğiniz bir insan yok.
03:00Sorumluluk kimde?
03:01Kimsede.
03:02Karmaşık bir algoritmanın içinde buharlaşıp gitmiş durumda.
03:05İşte tam da bu noktada, yapay zekanın bize neyi verebileceğini ve daha da önemlisi neyi asla veremeyeceğini anlamak için çok
03:14temel bir ayrım yapmamız lazım.
03:16Eski Yunanlılar iki farklı bilme biçiminden bahsederlerdi.
03:20Birincisi, episteme.
03:22Yani bizim bugün bilgi dediğimiz şey.
03:24Bu hızlıdır, depolanabilir, kopyalanıp yapıştırılabilir.
03:28İşte yapay zeka bunun ustasıdır, bize saniyeler içinde dünyalar kadar episteme verebilir.
03:33Ama bir de sofia var.
03:35Yani bilgelik.
03:37Hah işte o bambaşka bir şey.
03:39O yavaştır, onu internetten indiremezsiniz.
03:43Bilgelik ancak kişisel çabayla ter dökerek, deneyimleyerek kazanılır.
03:47Ve işin en can alıcı noktası da bu zaten.
03:50Bilgelik size hazır paketlenmiş bir ürün gibi sunulamaz.
03:54O bir sürecin sonucudur.
03:56Hani bir problemle saatlerce, belki günlerce boğuşursunuz ya.
04:00İşte o mücadelenin içinde size olan şeydir bilgelik.
04:04Zihninizde ve hatta ruhunuzda gerçekleşen o yavaş dönüşüm.
04:08İşte bunu ne kopyalayabilirsiniz, ne de hızlandırabilirsiniz.
04:12Peki bu kişisel zihin tembelliğinin daha büyük bir resmi var mı?
04:16Yani bizim daha az düşünmemiz en çok kimin işine gelir?
04:19Cevap aslında çok basit.
04:21Gücü elinde tutanların.
04:23İtalyan düşünür Antonio Gramsci'nin hegemonya diye bir kavramı var.
04:27Diyor ki, en etkili iktidar sopa zoruyla değil insanların rızasını alarak kurulur.
04:32Nasıl mı?
04:33Size sunulan düzenin tek ve doğal seçenek olduğuna herkesi inandırarak.
04:37Öyle bir noktaya gelir ki insanlar zincirlerini birer aksesuar gibi görmeye başlar
04:42ve başka bir dünyanın mümkün olduğunu hayal bile edemezler.
04:45İşte işin soğuk, net gerçeği bu.
04:49Düşünmeyi bırakan insan, sorgulamayı da bırakır.
04:52Ve sorgulamayan bir insan nedir?
04:54Yönetilmesi en kolay insandır.
04:56Bir şeyler satılması en kolay insandır.
04:59Kısacası, sistem için ideal bir tüketici, ideal bir vatandaştır.
05:03Peki, bu kadar karamsal bir tablo çizdikten sonra hiç mi umut yok diye soruyor olabilirsiniz.
05:09Elbette var.
05:10Bir çıkış yolu mevcut.
05:11Hani şu endüstriyel, hızlı yiyeceklere karşı bir slow food yani yavaş yemek hareketi var ya,
05:19belki de bizim ihtiyacımız olan şey de tam olarak bu.
05:22Bir yavaş düşünme hareketi.
05:24Amaç teknolojiyi hayatımızdan çıkarmak falan değil.
05:28Sakın yanlış anlaşılmasın.
05:29Amaç onu daha bilinçli, daha farkında bir şekilde kullanmak.
05:33Peki bunu nasıl yapacağız?
05:35Aslında çok basit.
05:36Günlük hayattaki küçük adımlarla başlayabiliriz.
05:39Mesela, bir sorunun cevabı için hemen yapay zekaya koşmak yerine önce bir kendimiz kafa yoralım değil mi?
05:46Bir metni hadi özetle demeden önce açıp kendimiz okumaya çalışalım.
05:51Fikirlerimizin tıpkı iyi bir çay gibi zihnimizde demlenmesi için ona biraz zaman tanıyalım.
05:56Bu soru, kült bir bilim kurgu filmi olan Gattaca'dan ilham alıyor ve bugün belki de her zamankinden daha anlamlı.
06:05O filmde geleceğinize genetik kodunuz belirliyordu.
06:08Peki ya bugün?
06:09Bugün bizi tanımlayan şeyler ne?
06:11Kredi notumuz, sosyal medyadaki beğenilerimiz, Google'da ne aradığımız.
06:15Algoritmalar sürekli bizi bir yerlere etiketliyor.
06:18Peki ya bir gün, sistem sizi geçersiz ya da yetersiz olarak damgalarsa, o dijital etiketin ötesine geçip, hayır ben buyum
06:27diyebilme gücümüz olacak mı?
06:28Hani en başta Platon'dan bahsetmiştik ya, onun meşhur mağara alegorisini düşünün.
06:34İşte bugün o mağara, algoritmik bir mağara, zincirlerimiz ise dijital.
06:40Ama iyi haber şu ki, o mağaradan çıkış yolu 2500 yıldır hiç değişmedi.
06:46Ve o yol, her zaman olduğu gibi yine düşünmekten geçiyor.
06:51Unutmayalım, yapay zekaya her şeyi yaptırabiliriz belki, ama tek bir şeyi asla yaptıramayız.
06:57Bizim yerimize, bizim için bilgece düşünmesini.
07:00Bu yetenek sadece bize ait.
07:02Öyleyse gelin bu en değerli yeteneğimize hep birlikte sahip çıkalım.
07:07Gelin bu konu üzerine biraz düşünelim.
Yorumlar

Önerilen