Bu metin, Erol Sunat'ın eski okul yıllarındaki düşük notlu karneler üzerine kaleme aldığı anılarını ve Muammer Acar gibi eğitimcilerin "zayıfsız karne çiçeksiz bahçeye benzer" felsefesini konu almaktadır. Yazar, başarısız notların bir öğrencinin geleceğini tamamen karartmadığını, aksine bu zorlukların aşılmasıyla elde edilen diplomaların daha kıymetli hale geldiğini vurgulamaktadır. Geçmişin eğitim sistemindeki matematik ve yabancı dil gibi zorlu derslerin yarattığı baskı ile aile içindeki karne stresini samimi bir dille aktarmaktadır. Metin boyunca, zayıf notların yarattığı duygusal yükün sadece benzer süreçlerden geçenler tarafından anlaşılabileceği savunulmaktadır. Nihayetinde bu kaynak, akademik başarısızlığın hayatın sonu olmadığını ve ümidin korunması gerektiğini hatırlatan teselli edici bir nostalji niteliği taşımaktadır.
İlk yorumu siz yapın