00:00Herkese merhaba. Bugün sizlerle oldukça dikkat çekici bir konuyu, Yağmur Tunalı'nın kaleminden çıkan ve milliyetçi bir perspektifle yapılan oldukça sert uyarılara göz atarak inceleyeceğiz.
00:11Bakalım bu uyarının arkasında ne var?
00:13Daha başlıktan itibaren aslında yazar bize ne anlatmak istediğini net bir şekilde ortaya koyuyor değil mi?
00:20Türkiye'nin iç bünyesiyle oynanırsa oldukça kışkırtıcı bir ifade bu.
00:25Aslında bu, ulusun geleceğiyle ilgili ciddi bir uyarı.
00:28Peki ama yazar neden böyle bir uyarıda bulunma ihtiyacı hissetti?
00:32Gelin hep birlikte konunun biraz daha derinine inelim.
00:35Şimdi, yazarın bütün argümanını dayandırdığı temel bir nokta var.
00:40Önce bunu bir anlamamız gerekiyor.
00:41Nedir bu? Modern ulus devlet kavramı.
00:44Yazar burada aslında basit bir paralellik kuruyor.
00:47Diyor ki, bakın Fransa'da yaşayan herkese Fransız diyoruz, Almanya'dakilere Alman diyoruz.
00:53İşte aynı şekilde Türkiye Cumhuriyeti'nin de tek bir anayasal kimliği vardır ve bu kimlik de Türktür.
01:00Yazara göre bu temel ilkeyi sorgulamaya başladığınız an aslında anarşinin kapısını aralamış oluyorsunuz.
01:07Peki, tamam. Bu temel prensibi anladık.
01:10Ama yazarın bu kadar sert bir uyarı yapmasının asıl sebebi ne?
01:14İşte şimdi o konuya geliyoruz.
01:16Hükümetin açılım olarak adlandırdığı Kürt meselesine yönelik yeni politikası.
01:21Yazara göre bu politika aslında bir barış adımı falan değil.
01:25Tam tersine köşeye sıkışmış olan PKK'ya adeta bir can suyu veriyor, ona psikolojik bir üstünlük sağlıyor.
01:32Hatta öyle ki bu durum vatandaşlar arasında da ciddi bir ayrışmaya yol açıyormuş.
01:37Yazarın iddiasına göre o güne kadar biz bu devletin eşit vatandaşıyız diyen,
01:42örgütle arasına mesafe koyan insanlar bile bu yeni durum karşısında ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar.
01:48İşte tam bu nokta bizi yazarın eleştirisinin tam da merkezine getiriyor.
01:54Çünkü ona göre bu yeni politika devletle PKK arasındaki bütün dinamiği kökünden değiştirmiş durumda.
02:01Peki nasıl değiştirmiş?
02:03Yazarın temel iddiası şu.
02:04PKK artık devletin karşısında pazarlık yapabilecek kadar güçlü bir konuma getirildi.
02:09Yani bir terör örgütü olmaktan çıkıp meşru bir muhatap haline geldi.
02:13Yazar bunu da şuna bağlıyor.
02:16Sürekli bir barış söylemi var değil mi?
02:18Ama ona göre barış ancak devletler arasında olur.
02:21Bir devlet bir terör örgütüyle barış yapmaz.
02:24Ve bu durumun en somut kanıtı olarak neyi gösteriyor dersiniz?
02:27Apo'nun kendi partisi tarafından baş müzakereci ilan edilmesini.
02:31Yazara göre bu olay PKK liderinin meşrulaştırılması ve artık bir pazarlık masasının kurulduğunun en net işareti.
02:38Peki insanın aklına şu soru geliyor yazarın da sorduğu gibi biz niye bunu kabul ettik ya da hangi hatalar bizi bu zor duruma soktu?
02:48Yazar burada devletin motivasyonunu sorgularken aslında bir yandan da dış baskılara işaret ediyor.
02:53Hatta isim vererek Trump ve İsrail'i anıyor ama soruyu led bir cevap vermeden havada bulakıyor.
02:59İşte bu pazarlık masasında yazarın en tehlikeli bulduğu bir talep var.
03:04Barış adı altında sunulduğunu söylediği bu talebin ne anlama geldiğine şimdi daha yakından bakalım.
03:10Burası gerçekten çok kritik çünkü masadaki talep eşit yurttaşlık gibi kulağa hoş gelen bir kavram.
03:16Ama yazar diyor ki bu aslında masum bir hak talebi değil.
03:19Bu devlete ortak olmak talebinin üstü örtülü bir şekilde söylenmesi.
03:24Hatta bunun dem raporunda açık açık yazdığını da ekliyor.
03:27Hatta bu ortaklık fikrini anlatmak için çok çarpıcı bir benzetme kullanıyor yazar.
03:32Diyor ki bu bir kadınla iki erkeğin evlenmesi gibidir.
03:37Yani doğaya aykırı, imkansız bir şey.
03:40Çünkü ona göre iki farklı gücün tek bir devleti yönetmesi mümkün değil, bu durum kaçınılmaz olarak çatışmaya yol açar.
03:48Ve işte argümanın temelini oluşturan o son ve kesin cümle geliyor.
03:52Egemenlik paylaşılmaz.
03:54Bu kadar net.
03:56Yazara göre devlet gücü bölünemez, paylaşılamaz.
03:58Bütün tezini bu ilki üzerine kuruyor.
04:00Peki eğer bu yolda yürümeye devam edilirse ne olur?
04:04İşte bu noktada yazar en son ve belki de en keskin uyarısını yapıyor.
04:09Yazarın dile getirdiği şey aslında derin bir endişe.
04:13Diyor ki halka sakın iş başa düştü dedirtmeyin.
04:17Çünkü eğer halk devletin bu konuda zafiyet gösterdiğini, taviz verdiğini düşünürse o zaman kendi adaletini sağlamak için harekete geçebilir.
04:26Ve bu da tahmin edersiniz ki tam bir kaos demek.
04:29Bu uyarısını daha da güçlendirmek için Süleyman Demirel'in bir sözüne atıfta bulunuyor.
04:34Demirel'in uyarısı neydi?
04:35Türk milliyetçiliği, ülkeyi tehlikede gördüğü an harekete geçen büyük bir güçtür.
04:41Yazar bu sözün altını çizerek, eğer millet kendini tehdit altında hissederse, ortaya çıkabilecek o güçlü tepkinin ne kadar büyük olabileceği konusunda bir hatırlatma yapıyor aslında.
04:52Sonuç olarak, Yağmur Tunalı'nın bu yazısı bizi temel bir soruyla baş başa bırakıyor.
04:58Yazarın uyarısı Türkiye'nin geleceği için ne anlama geliyor?
05:02Bir tarafta barış ve diyalog arayışı var, diğer taraftaysa yazarın altını defalarca çizdiği gibi egemenliğin asla paylaşılamayacağı gerçeği.
05:10Öyle görünüyor ki bu gerilim, Türkiye'nin yakın gelecekte yüzleşeceği en önemli konulardan biri olmaya devam edecek.
Yorumlar