Bu makale, Türkiye’nin ulusal kimlik yapısını ve üniter devlet esaslarını korumanın hayati önemini vurgulayan eleştirel bir değerlendirmedir. Yazar, son dönemdeki siyasi açılımların terör örgütünü meşru bir muhatap konumuna yükselttiğini ve bu durumun toplumsal bir kaos riski taşıdığını savunmaktadır. Devletin egemenlik haklarının paylaşılamayacağı hatırlatılarak, etnik temelli taleplerin milli birliği zedeleyeceği ve halk nezdinde tehlikeli bir güvensizlik algısı yaratacağı belirtilmektedir. Süleyman Demirel’in tarihi uyarılarına atıf yapılarak, Türkiye’nin iç bünyesine yönelik müdahalelerin toplumsal direnci tetikleyebileceği ifade edilmektedir. Nihayetinde kaynak, devlet yönetiminin anayasal çizgiden sapmasının ülkeyi telafisi güç bir bölünme sürecine sürükleyebileceği konusunda ciddi bir ikaz niteliği taşımaktadır.
00:00Herkese merhaba. Bugün sizlerle oldukça dikkat çekici bir konuyu, Yağmur Tunalı'nın kaleminden çıkan ve milliyetçi bir perspektifle yapılan oldukça sert uyarılara göz atarak inceleyeceğiz.
00:11Bakalım bu uyarının arkasında ne var?
00:13Daha başlıktan itibaren aslında yazar bize ne anlatmak istediğini net bir şekilde ortaya koyuyor değil mi?
00:20Türkiye'nin iç bünyesiyle oynanırsa oldukça kışkırtıcı bir ifade bu.
00:25Aslında bu, ulusun geleceğiyle ilgili ciddi bir uyarı.
00:28Peki ama yazar neden böyle bir uyarıda bulunma ihtiyacı hissetti?
00:32Gelin hep birlikte konunun biraz daha derinine inelim.
00:35Şimdi, yazarın bütün argümanını dayandırdığı temel bir nokta var.
00:40Önce bunu bir anlamamız gerekiyor.
00:41Nedir bu? Modern ulus devlet kavramı.
00:44Yazar burada aslında basit bir paralellik kuruyor.
00:47Diyor ki, bakın Fransa'da yaşayan herkese Fransız diyoruz, Almanya'dakilere Alman diyoruz.
00:53İşte aynı şekilde Türkiye Cumhuriyeti'nin de tek bir anayasal kimliği vardır ve bu kimlik de Türktür.
01:00Yazara göre bu temel ilkeyi sorgulamaya başladığınız an aslında anarşinin kapısını aralamış oluyorsunuz.
01:07Peki, tamam. Bu temel prensibi anladık.
01:10Ama yazarın bu kadar sert bir uyarı yapmasının asıl sebebi ne?
01:14İşte şimdi o konuya geliyoruz.
01:16Hükümetin açılım olarak adlandırdığı Kürt meselesine yönelik yeni politikası.
01:21Yazara göre bu politika aslında bir barış adımı falan değil.
01:25Tam tersine köşeye sıkışmış olan PKK'ya adeta bir can suyu veriyor, ona psikolojik bir üstünlük sağlıyor.
01:32Hatta öyle ki bu durum vatandaşlar arasında da ciddi bir ayrışmaya yol açıyormuş.
01:37Yazarın iddiasına göre o güne kadar biz bu devletin eşit vatandaşıyız diyen,
01:42örgütle arasına mesafe koyan insanlar bile bu yeni durum karşısında ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar.
01:48İşte tam bu nokta bizi yazarın eleştirisinin tam da merkezine getiriyor.
01:54Çünkü ona göre bu yeni politika devletle PKK arasındaki bütün dinamiği kökünden değiştirmiş durumda.
02:01Peki nasıl değiştirmiş?
02:03Yazarın temel iddiası şu.
02:04PKK artık devletin karşısında pazarlık yapabilecek kadar güçlü bir konuma getirildi.
02:09Yani bir terör örgütü olmaktan çıkıp meşru bir muhatap haline geldi.
02:13Yazar bunu da şuna bağlıyor.
02:16Sürekli bir barış söylemi var değil mi?
02:18Ama ona göre barış ancak devletler arasında olur.
02:21Bir devlet bir terör örgütüyle barış yapmaz.
02:24Ve bu durumun en somut kanıtı olarak neyi gösteriyor dersiniz?
02:27Apo'nun kendi partisi tarafından baş müzakereci ilan edilmesini.
02:31Yazara göre bu olay PKK liderinin meşrulaştırılması ve artık bir pazarlık masasının kurulduğunun en net işareti.
02:38Peki insanın aklına şu soru geliyor yazarın da sorduğu gibi biz niye bunu kabul ettik ya da hangi hatalar bizi bu zor duruma soktu?
02:48Yazar burada devletin motivasyonunu sorgularken aslında bir yandan da dış baskılara işaret ediyor.
02:53Hatta isim vererek Trump ve İsrail'i anıyor ama soruyu led bir cevap vermeden havada bulakıyor.
02:59İşte bu pazarlık masasında yazarın en tehlikeli bulduğu bir talep var.
03:04Barış adı altında sunulduğunu söylediği bu talebin ne anlama geldiğine şimdi daha yakından bakalım.
03:10Burası gerçekten çok kritik çünkü masadaki talep eşit yurttaşlık gibi kulağa hoş gelen bir kavram.
03:16Ama yazar diyor ki bu aslında masum bir hak talebi değil.
03:19Bu devlete ortak olmak talebinin üstü örtülü bir şekilde söylenmesi.
03:24Hatta bunun dem raporunda açık açık yazdığını da ekliyor.
03:27Hatta bu ortaklık fikrini anlatmak için çok çarpıcı bir benzetme kullanıyor yazar.
03:32Diyor ki bu bir kadınla iki erkeğin evlenmesi gibidir.
03:37Yani doğaya aykırı, imkansız bir şey.
03:40Çünkü ona göre iki farklı gücün tek bir devleti yönetmesi mümkün değil, bu durum kaçınılmaz olarak çatışmaya yol açar.
03:48Ve işte argümanın temelini oluşturan o son ve kesin cümle geliyor.
03:52Egemenlik paylaşılmaz.
03:54Bu kadar net.
03:56Yazara göre devlet gücü bölünemez, paylaşılamaz.
03:58Bütün tezini bu ilki üzerine kuruyor.
04:00Peki eğer bu yolda yürümeye devam edilirse ne olur?
04:04İşte bu noktada yazar en son ve belki de en keskin uyarısını yapıyor.
04:09Yazarın dile getirdiği şey aslında derin bir endişe.
04:13Diyor ki halka sakın iş başa düştü dedirtmeyin.
04:17Çünkü eğer halk devletin bu konuda zafiyet gösterdiğini, taviz verdiğini düşünürse o zaman kendi adaletini sağlamak için harekete geçebilir.
04:26Ve bu da tahmin edersiniz ki tam bir kaos demek.
04:29Bu uyarısını daha da güçlendirmek için Süleyman Demirel'in bir sözüne atıfta bulunuyor.
04:34Demirel'in uyarısı neydi?
04:35Türk milliyetçiliği, ülkeyi tehlikede gördüğü an harekete geçen büyük bir güçtür.
04:41Yazar bu sözün altını çizerek, eğer millet kendini tehdit altında hissederse, ortaya çıkabilecek o güçlü tepkinin ne kadar büyük olabileceği konusunda bir hatırlatma yapıyor aslında.
04:52Sonuç olarak, Yağmur Tunalı'nın bu yazısı bizi temel bir soruyla baş başa bırakıyor.
04:58Yazarın uyarısı Türkiye'nin geleceği için ne anlama geliyor?
05:02Bir tarafta barış ve diyalog arayışı var, diğer taraftaysa yazarın altını defalarca çizdiği gibi egemenliğin asla paylaşılamayacağı gerçeği.
05:10Öyle görünüyor ki bu gerilim, Türkiye'nin yakın gelecekte yüzleşeceği en önemli konulardan biri olmaya devam edecek.
İlk yorumu siz yapın