Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 3 saat önce
Yazar, Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında sıklıkla dile getirilen Osmanlı döneminde padişahın kölesi veya kulu olunduğu yönündeki yaygın söylemin tarihi bir cehaletten kaynaklandığını ifade etmektedir. Osmanlı dönemindeki kul kavramının köleliği değil, sadık vatandaşı ve devlet görevlilerini tanımladığını, ayrıca günlük hayatta bir alçakgönüllülük ifadesi olarak kullanıldığını belirtmektedir. Eski rejimi eleştirmenin ilk başta normal karşılanabileceğini ancak bu durumun bir asır boyunca tarihe düşmanlığa dönüştürülmesinin anlaşılmaz olduğunu vurgulamaktadır. Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinin bir bütünün parçaları olduğunu hatırlatan yazar, Türk tarihinin tüm evreleriyle sahiplenilmesi gerektiğini savunmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Bugün aslında hepimizin çok iyi bildiğini sandığı ama fena halde yanıldığı bir konuyu masaya hatırıyoruz.
00:06Osmanlı'da kul kavramının o gerçek anlamı.
00:09Hani şu dilimize pelesenk olan meşhur kelime var ya, acaba asırlardır kullandığımız bu kelimenin ardındaki gerçeği ne kadar biliyoruz?
00:16Gelin hep beraber bu dil bilimsel ve tarihi gizemi çözelim.
00:20Tarihe ve günlük hayatta kullandığımız kelimelere bakış açınızı tamamen değiştirecek bir incelemeye hazır olun.
00:25Şöyle bir düşünün, yakın geçmişte pek çok belediyenin astığı afişlerde şu ifadeyi mutlaka ama mutlaka görmüşsünüzdür.
00:32Kula kulluk etme işimizin bilmem kaçıncı yılı kutlu olsun.
00:36Hani buradan yola çıkarak şöyle genel bir algı var.
00:39Çoğumuz sanıyoruz ki 1923'den önce yaşayan atalarımız kelimenin tam anlamıyla padişahın zincirli kölesiydi.
00:46İşin ilginci, modern dünyada geçmişimizi değerlendirirken bu tarz ezberlenmiş yanjanlı sloganlara ne kadar da kolay inanıyoruz öyle değil mi?
00:55Peki durup bir soralım kendimize.
00:56Biz 1923'te gerçekten boynumuzdaki o zincirlerden, o kelimenin tam manasıyla köle olmaktan mı kurtulduk?
01:03Yoksa tarih boyunca dilimizden düşürmediğimiz bu kul kelimesi bugün çok ama çok derin bir şekilde yanlış mı anlaşılıyor?
01:10Hazırsanız hemen konunun derinliklerine dalalım ve kaynakların bize fısıldadıklarıyla bu büyük tarihi yanılgıyla hep beraber deşifre edelim.
01:19Birinci bölüm, tarihsel yanılgı.
01:21Yani şu modern efsaneyi bir çürütelim.
01:23Maalesef pek çoğumuz için tarih kavramsal olarak kesin bir çizgiyle tam 1923'te başlıyor.
01:29Hal böyle olunca da Cumhuriyet öncesi o koca dönem derinlemesini araştırmalarla anlamaya çalışmak yerine maalesef sadece gürültülü sloganlarla karartılmış devasa
01:39bir cehalet denizine dönüşüyor.
01:40Oysa asıl mesele bu karanlığı aydınlatmak ve artık o beylik sloganların arkasına sığınmaktan vazgeçmek.
01:47İkinci bölüm, temel kavramı tanımlamak.
01:50Bakalım bu cool kelimesi gerçekte ne anlama geliyormuş?
01:53Şimdi burası gerçekten çok ilginç.
01:56Kültürümüzün o en eski, en güvenilir kaynaklarından biri olan Divan-ı Lugatit Türk'ü açıp baktığınızda cool kelimesinin tanımı inanın
02:04o kadar net ki sadık, hizmetçi veya birine bağlı olan kişi.
02:08Lütfen şuna çok dikkat edin.
02:10Boynuna kement geçirilmiş, iradesi sıfırlanmış, ezik bir köleden kesinlikle bahsetmiyoruz.
02:15Sadece bir yere, bir kuruma veya bir makama bağlılık bildiren bir tanım bu.
02:19Zaten Osmanlı'nın o klasik dönemindeki devlet yapısına, özellikle de devşirme sistemiyle bağlantılı cool taifesi veya cool sistemi dediğimiz yapıya
02:28baktığımızda işin rengi tamamen değişiyor.
02:31Bu sistemin içindeki insanlar öyle bildiğiniz köle falan değil, gayet hür bireyler.
02:35Devlet yönetiminde inanılmaz önemli, oldukça yapılandırılmış kritik görevleri var.
02:40Yani o dönemde cool olmak demek, aslında devletin en üst kademelerinde, o en saygın bürokratik mekanizmalarda yer almak demekti.
02:47Tam bir prestij meselesi.
02:49Üçüncü bölüm, vatandaşlık ve reaya.
02:52Osmanlı ve Arapça tanımlarının o çarpıcı karşılaştırması.
02:56İşte bu karşılaştırma durumu resmen özetliyor.
02:59Türkçe ve Osmanlıca'daki cool veya reaya kavramları aslında dümdüz işinde gücünde olan, özgür vatandaşları, yani devlete sadık o genel halkı
03:08temsil ediyordu.
03:08Öte yandan Arapça'daki abd kelimesine bakalım.
03:11İşte o, tam anlamıyla bildiğimiz dini veya fiziksel köleliği, yaradana ibadet eden kişiyi ifade ediyor.
03:18Uzun lafın kısası, Osmanlı'nın kullandığı cool kelimesi öyle dini filan bir kölelik değil.
03:24Tam teşekküllü, devlete bağlı, özgür halk, yani tebaa demekti.
03:29Bu tarihi terimleri alıp günümüzdeki karşılıklarına koyduğumuzda taşlar tam olarak yerine oturuyor.
03:34Bugünün vatandaş kelimesi neyse, Osmanlı'daki cool kelimesi tam olarak oydu.
03:38Padişahlar çıkıp da kullarım dediklerinde, bugünün devlet büyüklerinin vatandaşlarım demesinden farklı hiçbir şey söylemiyorlardı aslında.
03:46Hatta size daha çarpıcı bir örnek vereyim.
03:48Bugün Özbekistan'da vatandaş kelimesinin karşılığı olarak ne kullanılıyor biliyor musunuz?
03:53Fukara.
03:53Evet, bildiğimiz fakir kelimesinin çoğulu.
03:56Şimdi düşünsenize, yarın bir gün Özbekistan bu kelimeyi değiştirse ve insanlar çıkıp, oh be fakir olmaktan kurtulduk diye on yıllarca
04:04kutlamalar yapsa, bize ne kadar absürt gelirdi değil mi?
04:06İşte bizim de bugün sürekli çıkıp cool olmaktan kurtulduk dememiz, kelimelerin o zaman içindeki evrimini anlayamamaktan kaynaklanan, kelimesi kelimesine aynı
04:15büyük bir yanılgı.
04:16Dördüncü bölüm, günlük yaşamda ve sanatta cool.
04:20Bir nezaket derimi olarak kullanımı.
04:23Eğer son 200 yılın edebiyatına, o güzelim şiirlerine, romanlarına veya hatıratlarına şöyle kısaca bir göz atarsanız,
04:30insanların birbirlerine hitap ederken sıklıkla kulunuz veya bunun farsça kökenli karşılığı olan bendeniz kelimelerini kullandığını görürsünüz.
04:38İnanın bana, bu kelimelerin boyun eğmekle, ezilmekle ya da köleleşmekle uzaktan yakından alakası yok.
04:43Tam tersine, bu kelimeler en üst düzeyde bir nezaket, kibarlık ve alçak gönüllülük göstergesiydi.
04:49O dönemin toplumsal zarafetinin ve medeniliğinin çok doğal bir gereğiydi yani.
04:54Bu zarafetin, o derin kültür albağının en güzel kanıtı nerede biliyor musunuz?
04:58Nikosa'nın o meşhur, muhayyer kürdi eserinde geçen, klasikleşmiş o çok romantik dizede.
05:04Hepiniz bilirsiniz, ben kulunum, sen efendimsin benim.
05:07Şimdi soruyorum size, bu sözlerde bir köyelik dayatması mı var?
05:10Asla. Aksine, Türk sanatında, müziğinde ve kültüründe bu kelimenin ne kadar derin, ne kadar şefkatli ve duygusal bir ifade biçimi
05:18olduğunu kanıtlıyor bu bize.
05:20Beşinci ve son bölümümüz, Cumhuriyet ve Tarihsel Süreklilik.
05:23Geçmişi ve bugünü birleştirmek.
05:26Bir milletin tarihinde rejimlerin evrilmesinden daha doğal ne olabilir?
05:29Büyük kurtarıcı Gazi Mustafa Kemal Atatürk, meşrutiyeti bitirip o yepyeni cumhuriyeti kurarken, asıl odaklandığı şey modern bir ulus devlet ve
05:38sapasağlam bir üniter yapı inşa etmekti.
05:40Tabii ki devrimlerin doğası gereği, yeni kurulan sistemi halka benimsetmek için başlangıçta onu eski sistemle kıyaslayarak biraz yüce etmeniz gerekir.
05:48Bu gerçekten çok anlaşılır bir durum.
05:49Ancak asıl hedef hiçbir zaman o koca tarihi bütünüyle reddetmek değildi.
05:54Amaç, 6 asırlık devasa Osmanlı tarihiyle bir asırlık o genç cumhuriyet tarihini birbirinden koparmadan uyum içinde entegre etmekti.
06:02Çünkü bu rejimler birbirinin düşmanı değil, aksine aynı zincirin birbirine bağlı halkaları.
06:08Yani işin özü, buradaki en can alıcı nokta şu.
06:11Devlette devamlılık daima esastır.
06:13Bizler hem o 6 asırlık büyük Osmanlı vizyonunun hem de bir asırlık dinamik cumhuriyetin ortak, onurlu çocuklarıyız.
06:21Kalkıp da siyasi rejim değiştirdiklerini, kendi geçmişimize ve atalarımıza duyulan bir tarih düşmanlığına dönüştürmek yapabileceğimiz en büyük hata olur.
06:30Doğrusuyla, yanlışıyla, hatasıyla, sevabıyla.
06:33Bu tarih koca bir bütündür ve inanın bana hepsi bizimdir.
06:36Ve bu harika incelememizi Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün aslında hepimizin zihnine kazınması gereken o muazzam sözüyle bitirmek
06:45istiyorum.
06:46Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.
06:52Gerçek atalarımızı öyle kulaktan dolma, anlık sloganlarla veya daracık politik bakış açılarıyla değil,
06:58kendi tarihsel bağlamları içinde, o günün şartlarıyla ve kelimelerin gerçek anlamlarıyla anladığımızda.
07:04İşte o zaman geleceği inşa edecek o devasa gücü tam da kendi geçmişimizde bulacağız.
07:09Peki sizce de artık o yüzeysel sloganlardan sıyrılıp, kültürümüzün, dilimizin ve köklerimizin o gerçek derinliğini keşfetmenin vakti gelmedi mi?
07:17Bu sunumda gerçeğin izini bizimle birlikte sürdüğünüz için teşekkür ederiz.
07:21Keşfetmeye, öğrenmeye ve o kelimelerin ardındaki gerçek tarihi aramaya her zaman devam edin.

Önerilen