00:00Hepimiz Mehmet Akif'i o büyük, sarsılmaz milli bir simge olarak tanıyoruz değil mi?
00:04Peki ya onun aslında kelimelerle santim santim çalışan, inanılmaz titiz bir mühendis olduğunu söylesem?
00:11Bu incelememizde çok iyi bildiğimizi sandığımız o büyük şairin dizelerini bir mimar edasıyla nasıl inşa ettiğine yakından bakacağız.
00:19Bilirsiniz şairler hakkında hep bir klişe vardır.
00:21İlham perisini bekleyen, melankolik, rüzgarda savrulan romantik karakterler canlanır gözümüzde.
00:27İşte Akif bu ezberi tamamen bozuyor.
00:30Kendi yazım sürecini kelimenin tam anlamıyla bir mühendislik harikası olarak tanımlıyor.
00:35Ben şiir yazmadan evvel çok düşünürüm, tam bir mühendis gibi, bir mimar gibi diyor.
00:40Yani bir binanın odalarını çizer gibi mısralarını önceden çiziyor.
00:45Peki asıl sormamız gereken soru şu değil mi?
00:47Hayatını müsbet bilimlere adamış, analitik düşünen, laboratuvardan çıkmayan bir bilim insanı.
00:52Nasıl olur da koca bir milletin duygu dünyasını, o devasa şiir anıtını inşa edebilir?
00:58İşte tam da bu sorunun peşine düşüp, onun o inanılmaz analitik metodolojisinin hayatının eserine nasıl bir şablon oluşturduğunu adım adım
01:05göreceğiz.
01:07İsterseniz önce inşa ettiği o devasa anıtın kendisine ve milletin hafızasındaki sarsılmaz yerine bir bakalım.
01:13Bakın İstiklal Marşı elbette onun bu millete bıraktığı en kutsal, en bilindi karmanlı.
01:19Zaten sırf bu yüzden onun kitabını almamış.
01:21Fakat onun asıl ustalık eseri olan Safat'a baktığımızda içinde 130'dan fazla metin olduğunu görüyoruz.
01:27Ama bunlar alt alta dizilmiş sıradan kelimeler falan değil.
01:30Bunlar koca bir toplumun kültürel hafızasını ayakta tutan o devasa yapı taşları.
01:36Peki bu devasa yapının temelleri nerede atıldı dersiniz?
01:39Şaşırtıcı ama bu temeller edebiyat çevrelerinde değil, bizzat bilimin kalbinde atıldı.
01:45Ziraat ve Baytar Mektebi'nden bahsediyorum.
01:48Akif'in hayatına baktığınızda bir devlet adamı ve bir bilim insanının ne kadar harika bir şekilde iç içe geçtiğini görüyorsunuz.
01:551889'da sivil bir veteriner hekim olarak birincilikle mezun olmasıyla başlayan o disiplinli süreç,
02:011913'de çok sevdiği bir meslektaşının haksızlığa uğraması üzerine 20 yıllık mesleğini gözünü bile kırpmadan tek kalemde çöpe atmasıyla devam ediyor.
02:09Gerçekten sarsılmaz bir karakter.
02:12Veteriner hekimlik geçmişinin şiirini nasıl derinden şekillendirdiğine inanamayacaksınız.
02:17O dönemde kuduz aşısını henüz bulan Louis Pasteur'a karşı inanılmaz bir hayranlık duyuyor.
02:22Bu bilimsel altyapı onun zihnine o biyolojik realizmi, yani somut gerçekliği öyle bir kodluyor ki,
02:27o artık toplumu laboratuvarındaki bir bilim insanı titizliğiyle inceliyor ve bu mikroskobik gözlemlerini doğrudan şiirine enjekte ediyor.
02:36Temellerin ne kadar sağlam olduğunu gördük.
02:38Gelelim bu kalenin o sarsılmaz, yük taşıyan kalın duvarlarına.
02:43O dönem edebiyat dünyasında meşhur bir tartışma var bilirsiniz.
02:47Sanat, sanat için mi yapılmalı yoksa toplum için mi?
02:49Toplum böylesine acı çekerken, Akif sadece güzelliğe odaklanan o sanat sanat içindir fikrini elinin tersiyle,
02:56hem de çok sert bir şekilde itiyor.
02:58Ona göre sanat, süslü bir tablo değil, doğrudan sokağın gerçeğiyle yüzleşen,
03:02halkı uykusundan sarsarak uyandıran saf bir hakikat aracı olmalıydı.
03:06Ünlü düşünürümüz Nurettin Topçu'nun o harika analiziyle bu yapıyı gözümüzde canlandıralım.
03:12Samimiyet ve mesuliyet.
03:14Bu ikisini Akif'in şiirsel kalesini koruyan sarsılmaz iki dev kule olarak düşünebilirsiniz.
03:20Bir tarafta radikal, tavizsiz bir samimiyet,
03:23diğer tarafta ise omuzlarına binen o derin toplumsal sorumluluk hissi.
03:27Topçu'ya göre Akif'in dizeleri asla sadece kulağa hoş gelen uyumlu seslerden ibaret değildi.
03:33Mesela Dirvas şiirine bakın.
03:34Bu metin, halk için son derece içselleştirilmiş ahlaki bir doktrin,
03:38hata neredeyse bir sosyal sorumluluk manifestosu gibi işliyordu.
03:42Aslında her şey onun o meşhur, tokat gibi sözünde gizli.
03:46Diyor ki, sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek.
03:50Düşünsenize, yapay ve sahte bir güzelliktense,
03:52cilalanmamış, pürüzlü ama tek ve saf gerçeği tercih ediyor.
03:56Odun gibi demek burada kaba olmak değil,
03:58sarsılmaz bir sağlamlık ve tavizsiz bir doğallık demek.
04:01Şimdi işin mutfağına girelim ve bu mühendislik sürecinin onun günlük yazım rutinine nasıl dönüştüğüne bakalım.
04:08Yani ilham gelsin diye ağırca kuşa bakıp beklemiyor bu adam.
04:12Bir mimar gibi önce yapının girişini ve çıkışını zihninde kuruyor,
04:15sonra odaları ve o odaları bağlayan merdivenleri planlıyor.
04:19En sonunda da ne mi yapıyor?
04:20Kendini bir odaya kapatıp, karmaşık bir mühendislik problemi çözer gibi o mısralar, o heceler üzerinde saatlerce ter döküyor.
04:28Bu işe, bu yapısal planlamaya o kadar kafayı takmış ki,
04:31efsanevi şairimiz Fuzuli'yi bile eleştirmekten geri durmamış.
04:35Sırf o muazzam Leyla ile Mecnun'u yapısal olarak daha detaylı planlamadığı için,
04:40saf yeteneğe bu kadar çok güvendiği için Fuzuli'yi eleştiriyor.
04:43Emek ve planlamanın yetenekten çok daha üstün olduğuna yürekten inanıyor.
04:47Geldik bu devasa binanın iç tasarımına ve tabii ki akustiğine,
04:51yani onun o efsanevi ritim ustalığına.
04:55Ekranda gördüğünüz mefailün, feylatün gibi kalıplar,
04:58liseden aklımızda kalan o karmaşık, matematiksel aruz formülleri gibi gelebilir.
05:03Ama Akif'in asıl büyüsü de tam burada başlıyor.
05:06O bu inanılmaz katı formülleri, tek bir heceyi bile zorlamadan, eğip bükmeden,
05:11günlük Türkçenin, yani sokağın o doğal ritmine kusursuzca yediriyor.
05:15Okurken aruzla yazıldığını fark edemezsiniz bile.
05:18Caminin hocasından, kahvehanedeki dayıya, sokaktaki gariban satıcıya kadar
05:22herkesin o işlenmemiş doğal sesini bu katı ritimlerin içine öyle bir yerleştiriyor ki
05:28ortaya sadece su gibi akan bir Türkçe çıkıyor.
05:30Gerçekten inanılmaz.
05:32Ve bu mükemmel mimariye bir kalp atışı eklemek için de nida dediğimiz o güçlü ünlemleri kullanıyor.
05:38Kılık kırk yararak hesapladığı o dizelerin tam ortasına
05:40insanın ciğerinden kopan o en saf, en acı feryatları yerleştiriyor.
05:45Ya Rab bu uğursuz gecenin yok mu sabahı derken o çaresizliği iliklerinize kadar hissediyorsunuz.
05:51Giderek yükselen, arka arkaya patlayan bu yakarışlar.
05:54İşte bunlar şiiri kağıt üzerinde duran kelimeler yığını olmaktan çıkarıyor.
05:59Şiiri bir anda acı çeken, kanayan bir toplumun sokağından yapılan canlı bir yayına dönüştürüyor.
06:04Şimdi safatın o muazzam koridorlarından dışarı çıkarken
06:08hepimizin durup kendine soğuması gereken çok hayati bir soru var.
06:12Her şeyin estetik filtrelerden geçirildiği, bilginin cilalanıp satıldığı bu çağda
06:16Akif'in büyük bir ustalıkla kurguladığı o odun kadar çıplak,
06:21o ağır ve pürüzsüz gerçeği kucaklayabilecek samimiyete hala sahip miyiz?
06:25İşte bu üzerinde uzun uzun düşünmemiz gereken çok ağır bir miras.