00:00Herkese merhaba, bu incelememize hoş geldiniz.
00:02Hiç lafı uzatmadan doğrudan konuya dalalım diyorum.
00:04Bugün insanlığın belki de en eski, hani şu en sinir bozucu ve kesinlikle en inatçı rakibinin anatomisini çıkaracağız birlikte.
00:12Öyle kanlı canlı somut bir düşmandan falan bahsetmiyorum.
00:15Görünmez, soyut ama hepimizin hayatında bir şekilde o başrolü kapmayı başaran bir kavramdan bahsediyoruz.
00:21Felek.
00:21Bu aslında nesillerdir sürüp giden, asla bitmeyen bir davanın ve o sonu gelmez hesaplaşmanın hikayesi.
00:27Şimdi şöyle dürüstçe bir düşünelim.
00:30Felekle hesabını kapatan var mı hakikaten?
00:33Yani bütün insanlık tarihi boyunca bu görünmez düşmanı gerçekten yenebilen,
00:37bitti bu iş, ben feleği alt ettim diyebilen tek bir baba yiğit çıkmış mıdır?
00:42İnanın bana çıkmamıştır.
00:44Çünkü hepimiz başımıza gelen o terslikleri, bu görünmez rakibe fatura etmeye o kadar alışmışız ki,
00:51onunla olan hesabımızı kapatmayı içten içe aslında biz de istemiyoruz.
00:541. Bölüm Sahi Kim Bu Felek
00:57İşin asıl tuhaf yanı ne biliyor musunuz?
01:00Felek kelimesi aslında gökyüzü, dünya veya yıldızlarla ilgili bildiğiniz astronomik bir kavram.
01:07Ama biz ne yapmışız?
01:08Kültürümüzde, edebiyatımızda bu göksel kavramı almışız, ona resmen bir karakter yüklemişiz.
01:14Onu kötü şansın, zalim kaderin ve bütün o insani acılarımızın tek günah keçisi ilan etmişiz.
01:20Yani yıldızların dizilimiyle ilgili sıradan bir kelimeyi alıp, inatçı, soğuk ve sanki bizi bilerek zor duruma düşüren baş belası bir
01:28karaktere dönüştürmüşüz.
01:29Ve bu durum aslında psikolojimizin nasıl işlediğini harika bir şekilde özetliyor.
01:34İşler sarpa sardığında öyle kolay kolay, kader böyleymiş deyip geçmiyoruz.
01:39Şansın buraya kadarmış ya da talihim yaver gitmedi demekten özellikle kaçınıyoruz.
01:44Bunun yerine ne yapıyoruz peki?
01:45Anında parmağımızı havaya kaldırıp doğrudan birini suçluyoruz.
01:49Bize bunları eden sensin Felek.
01:51Yani rastgele gelişen olayları kabullenmek yerine sanki Felek'in doğrudan bizimle kişisel bir derdi, bir garezi varmış gibi davranıyoruz.
01:59İkinci Bölüm Bir Türlü Kapanmayan Hesap
02:02Bölemedim Felek ile kozumu.
02:04Ne kadar tanıdık, ne kadar içli bir ifade değil mi?
02:08Bu kısacık cümle, hayatın zorluklarıyla verdiğimiz o bitmek bilmeyen, bir türlü çözülemeyen kavgamızı o kadar iyi temsil ediyor ki.
02:15Rekabeti, o hesabı bir türlü sonuca ulaştıramamanın getirdiği o incecik melankoliyi barındırıyor içinde.
02:23Kozumuzu bölemiyoruz, hayır.
02:24Çünkü bu maçın maalesef bir bitiş düdüğü yok.
02:27Gelin insan zihnindeki bu hayal kırıklığının adımlarına beraber bakalım.
02:31Birinci adım, başımıza çok fena bir iş geliyor, yerimizden yurdumuzdan oluyoruz diyelim.
02:36İkinci adım, bunu öylece tesadüf işte ya da soyut bir kader diyerek kabullenmeyi kesinlikle reddediyoruz.
02:42Ve üçüncü, en çarpıcı adım, feleği bize özellikle kafaya takmakla, taraf tutmakla ve bize bilerek düşmanlık etmekle süçlüyoruz.
02:50Yani kaderi tamamen devreden çıkarıp bu uydurduğumuz kişiselleştirilmiş rakibi sahaya sürüyoruz.
02:56Üçüncü bölüm, tamamen tek taraflı bir ilişki.
03:00Şu dinamiğe bir bakar mısınız?
03:02Bir yanda biz insanlar, diğer yanda felek.
03:05Biz böyle ateşliyiz, kanımız kaynıyor.
03:08Selam veriyoruz, laf atıyoruz, taş fırlatıyoruz, öfkelenip hesap filan soruyoruz.
03:13Peki ya felek ne yapıyor?
03:14Hiç.
03:15Buz gibi bir sessizlik.
03:17Bize sırtını dönüyor, selam versek almıyor, laf atsak başını öbür tarafa çeviriyor.
03:22Resmen sağır ve dilsiz taklidi yapıyor.
03:25Bizim bu bitmez tükenmez, ateşli çabamız karşısında onun o kayıtsız sessizliği aslında durumun ne kadar absürt bir boyutta olduğunu kanıtlıyor.
03:34İşin komik tarafı ne biliyor musunuz?
03:36Olayı öylesine gündelik, öylesine sıradan bir boyuta taşıyoruz ki felegi sosyal nezaket kurallarına uymamakla bile suçluyoruz.
03:44Yüzüme bakıp güzel tek bir cümle etmez diyoruz.
03:47Günaydın demez, nasılsın demez, kolay gelsin demez.
03:50Yanımızdan bir yabancı gibi yürür gider.
03:52Eğer koskoca kozmik bir gücü, sabahları bize günaydın demediği için kınamamız, insan psikolojisinin o tuhaf çalışma şekline harika bir örnek
04:00değil mi?
04:01E tabi hal böyle olunca insan bazen dayanamıyor ve patlıyor.
04:05Yahu feleksen deli misin divane misin?
04:07Düşünsenize karşınızdaki rakip tüm yakarışlarınızı öyle bir görmezden geliyor ki bir süre sonra artık onun akıl sağlığını mantığını sorgulamaya başlıyorsunuz.
04:17Ah felek, zalim felek diye yeli göğü inletiyoruz.
04:21Dağ, taş, uçan kuş bile duyuyor feryatımızı.
04:24Ama felek, orada çıt yok.
04:26İşin trajikomik tarafı, biz sinirlenip laf taşları savuruyoruz, meydan okuyoruz ama o attığımız taşlar dönüp dolaşıp yine bizim kafamıza çarpıyor.
04:35Felekle derdimiz gerçekten çok, asgari müşteriyi yok, noktası virgülü yok.
04:39Biz çırpındıkça o hep o dokunulmaz sessizliğinde kalmaya devam ediyor.
04:43Dördüncü bölüm Tellerin ve Sözlerin İsyanı
04:46İşte tam da bu tarif edilemez çaresizlik kültürümüzde o muazzam türkülere, şiirlere dönüşüyor.
04:53Düşünsenize, eğer felekle hesabımızı gerçekten kapatabilseydik, aşık o içli mısraları yazar mıydı hiç?
05:01Saz bir ağıt yakar gibi şu kelimeleri ağlatır mıydı?
05:04Bölemedim felek ile kozumu, güldürmedi şu cihanda yüzümü, düşman süre süre gelir izimi,
05:10Kalk gidelim sevdiğim bu el bize yaramaz.
05:13Bu dizeler, hepimizin içindeki o kelimelere dökülemeyen hüznün, saza söğünmüş halinden başka bir şey değil aslında.
05:20Sonra aşık bir anda isyan ediyor.
05:23Sazın teline öyle bir vuruyor ki, feleyi bildiğiniz çapraz sorguya çekiyor.
05:29Ne verdin ki ne istersin benden felek diyor.
05:31Haklı da, urba mı giydirdin, davul mu çaldırdın, kavun mu yedirdin?
05:35Hanı Sarıyalı geçtim, Nuhuto'da bakla sofa bir ev mi verdin?
05:39Neden aklını estikçe çalar durursun benim garip kapımı?
05:42Peş peşe gelen bu sorular aslında feleğe karşı hissettiğimiz o haksız borçluluk duygusuna edilen en büyük isyan.
05:50Bana hiçbir şey vermedin ki, benden ne istiyorsun?
05:53Beşinci ve son bölüm, felek taraf tutar mı?
05:56Biraz da zihnimizin bize oynadığı oyunlara bakalım.
05:59Diyoruz ki, felek bir başkasına, el aleme bir dokunsa, adam ihya olur, bütün yollara açılır.
06:05Ama aynı felek bize dokunduğu an, dengemiz altüst olur, duvara toslarız, yere bir çakılırız, ver elini diyen tek bir kişi
06:12bile kalmaz etrafımızda.
06:14Kendi başımıza gelen şanssızlıkları, dünyadaki en eşsiz, en özel hedefmişiz gibi algılamaya ne kadar da meyilliyiz görüyor musunuz?
06:23Hani derler ya, felek adam seçmezmiş.
06:25Yok canım, bal gibi de seçer.
06:27Adam ayırır, bile isteyek ayırır.
06:29İşin görüp tarafı, mantıken bu işin tamamen rastgele olduğunu biliyoruz aslında.
06:33Ama hissel olarak, feleğin başkalarının koluna girip düz yollarda yürüdüğüne, bize gelince de o bitmek bilmeyen yokuşları layık gördüğüne kesinlikle
06:41eminiz.
06:42Hatta onu deli dumrula benzetiriz.
06:44Köprüde yol kesen, itiraz edeni fırlatıp atan kozmik bir kabadayı.
06:49Ve en sonunda, tüm bu öfke, bu hisran, bu eşitsizlik hissi, gelip büyük usta karacı olanın şu muazzam mısralarında düğümleniyor.
06:58Şu yalan dünyaya geldim geleli, tas tas içtim ağları sağ iken, kahpe felek vermez benim muradım, viran oldum mor sümbüllü
07:07bağ iken.
07:08İnsanın feleğin o zulmüne karşı hissettiği bu derin kabullenişi, bu çöküşü, inanın bundan daha kusursuz anlatan bir tablo olamazdı.
07:16Öyleyse, tüm bu incelememizi bitirirken, sizi şu kışkırtıcı soruyla baş başa bırakmak istiyorum.
07:22Felek ile olan bu bitmek bilmeyen kavgamız, attığımız o taşlar, yaktığımız ağıtlar, hepsi ama hepsi, aslında hayatın o tamamen rastgele
07:31ve anlamsız zorluklarıyla başa çıkabilmek için kendi kendimize uydurduğumuz devasa bir savunma mekanizması olabilir mi?
07:37Belki de böyle görünmez bir düşman yaratmak, bu öngörülemez kaotik dünyada aklımızı kaçırmadan hayatta kalabilmek için bulduğumuz tek çaredir.
07:46Üzerine biraz düşünmek lazım.
07:48Bu incelemede bana eşlik ettiğiniz için çok teşekkür ederim.
07:51Bir sonrakinde görüşmek üzere, hoşçakalın.