Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 23 saat önce
Bu köşe yazısı, farklı düşünürlerin ve sanatçıların etik, zeka ve yaratıcılık üzerine paylaştığı derin gözlemleri bir araya getirmektedir. Seçki, toplumsal yozlaşmaya karşı sert bir eleştiri sunarken, bireyin vicdan ve edep sahibi olmasının önemine vurgu yapar. Başarıya giden yolda cesaret ve hayal gücünün vazgeçilmez rolleri üzerinde durulur. Ayrıca, salt zekanın yeterli olmadığı ve bu potansiyelin akılcı bir yazılımla işlenmesi gerektiği hatırlatılır. Sonuç olarak kaynaklar, insanın çevresindeki hatalardan ders çıkararak kendi özgünlüğünü ve değerini koruması gerektiğini savunan bir rehber niteliğindedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Merhaba, bugün sizlerle birlikte bir düşünürün not defterini karıştıracağız adeta.
00:04İçinde ne mi var?
00:06Güç, karakter ve yaratıcılık üzerine birbirinden farklı, zihin açan,
00:10hatta bazen biraz da rahatsız eden ama kesinlikle üzerinde düşünmeye değer fikirler var.
00:15Hazırsanız haydi başlayalım.
00:17Vay be! Ne başlangıç ama!
00:20Mehmet Özkendirci'nin bu sözü doğrudan ve oldukça sert bir şekilde konuya giriyor, değil mi?
00:25Gücün, adaletin ve medyanın yozlaşması durumunda ortaya çıkabilecek o korkunç tabloyu tek bir cümleyle özetliyor aslında.
00:33Bu ilk konumuz için gerçekten de sarsıcı bir giriş oldu.
00:36Evet, şimdi ilk durağımız dış dünya.
00:39Bu fikirlerin etrafımızdaki toplumu, ilişkileri yani kısacası hayatın kendisini nasıl şekillendirdiğine bir bakalım.
00:46Gücün dinamikleri ve bunun hem bize hem de toplumu etkileri neler biraz bunu deşelim.
00:51Nietşe'den kısa ama özü yakalayan bir tespit.
00:54Şöyle bir düşünün, çıkarlarımız devreye girdiği an o içimizdeki doğru ve yanlışı fısıldayan ses nasıl da kısılıverir?
01:01Bu sadece büyük siyasi olaylarda değil, en basit gündelik ilişkilerimizde bile geçerli.
01:07Gerçekten de çıkar konuşmaya başladığında vicdanın sesi pek duyulmuyor.
01:12İşte bu fikir bir öncekine o kadar güzel bağlanıyor ki,
01:16bireyin potansiyeliyle içinde bulunduğu çevre arasındaki o acı verici çatışmayı anlatıyor.
01:21Yani dünyanın en parlak fikrine, en büyük yeteneğine sahip olabilirsiniz.
01:26Ama eğer etrafınızdaki insanlar, yani toplumunuz bunun değerini anlamıyorsa,
01:31o potansiyel ne yazık ki bir hiç uğruna kaybolup gidebilir.
01:35Tamam, şimdi rotayı tamamen deliştiriyoruz.
01:38Dış dünyadan, toplumdan, ilişkilerden sıyrılıp içeriye yani bizzat kendimize dönüyoruz.
01:44Karakter nedir? Akıl nedir? Gerçek değer ne anlama gelir?
01:48Hadi bu içsel yolculuğa çıkalım.
01:50İşte bu benzetme harika.
01:52Tam günümüzün diliyle anlatılmış müthiş bir tespit.
01:56Pat Masiti diyor ki, hepimiz doğuştan bir beyin donanımıyla, yani bir bilgisayarla geliyoruz.
02:01Ama asıl mesele o bilgisayarın kendisi değil, içine yüklediğimiz akıl yazılımı.
02:07Ve evet, o yazılım herkeste yok maalesef.
02:09Ya da herkes aynı kalitede bir yazılım yüklemeyi başaramıyor.
02:13Gelin bu donanım yazılım meselesini biraz daha açalım.
02:16Bakın, beyin, yani donanım, temel işlemleri yapar.
02:21Nefes aldırır, vücudu çalıştırır, herkeste var.
02:24Ama akıl, yani yazılım, tecrübeyle, okumakla, düşünmekle, öğrenmekle geliştirilen bir şey.
02:30İşte asıl farkı yaratan da bu.
02:33Önemli olan hangi donanıma sahip olduğun değil, o donanımda hangi yazılımı çalıştırdığın.
02:39Cemil Meriç'in bu sözü ilk başta biraz yoğun gelebilir ama aslında o kadar derin ki,
02:44içimizdeki o yazılımın, yani aklın, dışarıya nasıl yansıdığını anlatıyor.
02:48Davranışlarımız, yani edebimiz, aklımızın bir nevi vitrini, tercümanı gibi.
02:53Ve bu bir zincirleme reaksiyon başlatıyor.
02:56Davranışların aklını, aklın onurunu, onurun da en sonunda değerini belirliyor.
03:01O biraz karmaşık görünen sözü şimdi çok daha basit bir hale getirelim.
03:06İşte bu. Akış şeması fikrin özünü harika bir şekilde özetliyor.
03:11Birinci adım, davranışların aklını ortaya koyar.
03:15İkinci adım, aklın şeref seviyeni belirler.
03:19Üçüncü ve son adım, şerefin de toplumdaki değerini.
03:22Gördüğünüz gibi aslında her şey birbirine ne kadar da bağlı.
03:26Peki, iç dünyamızda bu kadar yol katettikten sonra ne olacak?
03:31Bu birikimi, bu aklı nasıl dışa vuracağız?
03:34İşte tam bu noktada yaratıcılık sahneye çıkıyor.
03:38Fikirden eyleme geçme sanatı.
03:40Bakalım düşünürler bu konuda neler fısıldıyor?
03:43Morgan Freeman'a göre formül çok basit.
03:46Büyük işler başarmak istiyorsan iki şeye ihtiyacın var.
03:50Yaratıcılık ve cesaret.
03:51Sadece iyi bir fikrin olması yetmiyor.
03:54O fikri bulmak için yaratıcılık, sonra da o fikri hayata geçirmek,
03:58yani elini taşın altına koymak içinse cesaret gerekiyor.
04:02Biri olmadan diğeri eksik kalıyor.
04:04Goethe ise yaratıcılığın tanımını alıp bambaşka bir boyuta taşıyor.
04:09Onu sınırları olmayan, kuralları olmayan, sonsuz olasılıklarla dolu dev bir evrene benzetiyor.
04:16Bu bize neyi hatırlatıyor?
04:18Yaratıcılık sadece resim yapmak ya da müzik bestelemek değildir.
04:22Hayatın her alanında bir problemi çözerken bile yaratıcı olabilirsiniz.
04:27Dali ise çok farklı bir açıdan yaklaşıyor konuya.
04:29Durun bir dakika diyor.
04:31Amaç sadece tuhaf olmak, herkesten farklı görünmek değil.
04:34Asıl mesele yaptığın şeyle başkalarını harekete geçirebilmek, onlara ilham verebilmek.
04:39Yaratıcılığa adeta sosyal bir görev yüklüyor.
04:42Ne kadar da doğru değil mi?
04:43Peki madem içimizde bu kadar potansiyel var, hayallerimiz var, yaratıcı fikirlerimiz var, bizi durduran ne?
04:51Neden o adımı atmaktan çekiniyoruz?
04:53İşte bu soru bir sonraki can alıcı noktaya gelmemizi sağlıyor.
04:57Ve işte o sorunun cevabı.
04:59Bernard Shaw'dan geliyor ve adeta tokat gibi çarpıyor.
05:03En büyük engelin çoğu zaman dışarıdan geldiğini söylüyor.
05:06Sizin vizyonunuzu, hayallerinizi anlayamayan, hatta küçümseyen insanların eline kaderinizi asla teslim etmeyin diyor.
05:13Bu çok net bir uyarı.
05:15Ve geldik son bölüme.
05:17Şimdiye kadar konuştuğumuz tüm bu fikirleri hayata dökerken, bize yol gösterecek, adeta birer pusula görevi görecek, birkaç pratik bilgeliğe odaklanacağız.
05:27Bunlar, yolda kaybolmamak için cebimizde taşıyacağımız notlar gibi.
05:32Mevlana'dan yüzyıllar öncesinden gelen bir verimlilik dersi.
05:35Bu ne kadar bilgece bir söz.
05:38Elbette kendi hatalarımızdan öğreneceğiz.
05:40Bu çok değerli.
05:41Ama akıllı insan, başkalarının yaptığı hataları gözlemleyip o yollara hiç girmeyendir.
05:47Çünkü ömür, bütün hataları tek tek yapmaya yetecek kadar uzun değil.
05:52İşte bu da ezber bozan, bakış açımızı tamamen değiştirebilecek bir fikir.
05:57Genelde kıskanılmayı, eleştirilmeyi kötü bir şey olarak görürüz.
06:01Ama Tolstoy diyor ki, bir dakika, tam tersi olabilir.
06:05Eğer birileri seni kıskanıyorsa, bu muhtemelen doğru yolda olduğunun, dikkat çeken bir şeyler yaptığının en net kanıtıdır.
06:13Ve bu görüntü, Tolstoy'un söylediği her şeyi tek bir karede daha güçlü nasıl anlatılabilirdi ki?
06:20Bir kaybedeni kıskanan insan sayısı sıfır.
06:24Bu kadar basit, bu kadar net.
06:26O yüzden eğer kıskanılıyorsanız, bunu bir madalya gibi taşıyın.
06:30Demek ki ortada kıskanılacak bir başarı var.
06:32Ve başladığımız yere, Mehmet Özkendirci'ye ve toplumsal gözlemlere geri dönerek döngüyü tamamlıyoruz.
06:40Bireysel aklın ya da akılsızlığın toplumun nasıl etkilediğini bundan daha iyi özetleyen bir söz olabilir mi?
06:46Bireylerdeki o yazılım eksikliği, yani cehalet, dış dünyada kaçınılmaz olarak krizlere yol açıyor.
06:53Her şeyin birbirine nasıl bağlandığını gösteren mükemmel bir son nokta.
06:57Evet, bu zihin açıcı yolculuğun sonunda soru size geliyor.
07:01Güç, karakter, yaratıcılık ve başarı üzerine dinlediğiniz tüm bu düşüncelerden hangisi aklınıza takıldı?
07:08Hangisi sizinle kalacak ve belki de bundan sonraki düşünce şeklinizi biraz olsun etkileyecek?
07:14Bence bunun üzerine düşünmeye kesinlikle değer.
Yorumlar

Önerilen