00:00Herkese merhaba. Bugün sizlerle Ankara'nın tam kalbinde son derece yüklü ve gergin geçen o 20 günlük eylemi mercek altına
00:08alacağız.
00:09Lafı hiç uzatmadan kaynaklarımızın bize sunduğu o çarpıcı detaylara inelim.
00:13Bu analizimizde eylemin ortasında devlet ile gazilerimiz arasında kelimesi kelimesine yaşanan o tansiyonu inanılmaz yüksek yüzleşmeyi tamamen tarafsız bir gözle
00:24inceleyeceğiz.
00:24Bu sıradan bir bekleyiş değil. Derin bir iletişimsizliğin ve ardından gelen büyük bir duygusal patlamanın hikayesi.
00:32Dilek Kolay tam 20 gün. Ya düşünsenize Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sadece 500 metre mesafedesiniz.
00:39Güven parkta bekleyen bir grup gazi, er ve şehit ailesinden bahsediyoruz.
00:43Ülkenin yönetim merkezine kelimenin tam anlamıyla birkaç dakikalık yürüme mesafesinde günlerce beklediler.
00:48Beklentileri ise aslında gayet netti. Özlük haklarının düzeltilmesi ve seslerinin duyulması için somut bir muhatap, bir cevap arıyorlardı.
00:56Bakın bu 20 günlük süreçte park aslında hiç boş kalmadı.
01:00Sivil toplum kuruluşları, farklı partilerden siyasiler, yoldan geçen sıradan vatandaşlar, herkes oradaydı, destek verdiler.
01:07Ama işin ilginç tarafı, asıl muhataplardan, yani iktidar partisinden ve Milli Savunma Bakanlığından çıt yoktu.
01:14Tam bir sessizlik hakimdi. Ta ki o kırılma anını. Yani 20. güne kadar.
01:19İşte o sahır edici sessizliği bozan şey, maalesef çok acı bir haber oldu.
01:25Eyleme ilk günlerde katılan ama rahatsızlanıp memleketine dönen gazi, Erdal Özdemir'in şehit olduğu haberi alana düştü.
01:32Ve tam o gün, öğle saatlerinde parkta onun ruhuna Kur'an okunurken, o sürpriz gelişme yaşandı.
01:3820 günlük sessizliği bozan Milli Savunma Bakanlığı heyeti, aniden eylem alanına giriş yaptı.
01:44Gelenler öyle sıradan bürokratlar falan değil, karşımızda iki general ve bir albaydan oluşan çok üst düzey bir askeri heyet var.
01:52Alanda dualar ediliyor, heyet baş köşeye alınıyor, tokalaşmalar yapılıyor, bir taziye havası esiyor.
01:58Ama inanın bana, bu sakin hava saniyeler içinde yerini inanılmaz sert, duygusal ve yoğun bir yüzleşmeye bırakacaktı.
02:0620 günün bütün o birikimi bir anda patlak verdi.
02:09Kaynaklarımıza göre, MSB heyetinin başındaki general, söze gerçekten çok diplomatik, son derece saygılı bir tondan giriyor.
02:16Hatta, bir komando subayı olarak boğazımın düğümlendiğini ifade etmek için buradayız diyor.
02:21Gazile'ne dönüp, başımızın tacısınız diye ekliyor.
02:24Devletin, cumhurbaşkanlığın ve bakanlığın tüm taleplerin farkında olduğunu,
02:28hatta tam o an mecliste bu konuyla ilgili bir komisyon toplantısının devam ettiğini söyleyerek belli ki ortamı yumuşatmaya çalışıyor.
02:35Fakat işler pek generalin umduğu gibi gitmiyor.
02:38O, devlet yanınızda, başımızın tacısınız mesajı bir anda keskin bir itirazla karşılaşıyor.
02:44Parkta o an, görme engelli bir gazi aniden ayağa kalkıyor,
02:48generalin samimiyetini açıkça sorgulayarak artık diplomatik süslü laflar değil, somut adımlar istediklerine haykırıyor.
02:55İşte diyaloğun koptuğu, o gerilimin tırmandığı nokta tam da burası.
02:59Ayağa kalkan bu gazimiz, elçiye zeval olmaz diyerek doğrudan Milli Savunma Bakanı'na çok sert bir mesaj yolluyor.
03:0520 gün sonra mı aklınız başınıza geldi düşünebiliyor musunuz?
03:08Yıllardır ayrımcılara uğradıklarını söylüyor.
03:11Daha da çarpıcısı, meclisin kendilerini değil, kendi tabiriyle satılmışları dinlediğini belirterek çok ağır bir eleştiri getiriyor.
03:18Bu sözler, eylemin altındaki o derin güvensizliği tüm çıplaklığıyla yüzümüze vuruyor.
03:23Peki bu sert çıkışa general ne yapıyor?
03:26Hani insan bir savunma, bir itiraz bekliyor değil mi?
03:29Hayır.
03:29General duruşunu hiç bozmuyor, iki gözünü vermiş bir gaziye laf yetiştirmek için orada olmadıklarını,
03:36sadece destek ve şefkatlerini göstermek istediklerini yineliyor.
03:40Ama generalin bu alttan alan tavrı maalesef ateşi söndürmeye yetmiyor.
03:45Aksine platform başkanı Erdem Çerçioğlu'nun da tartışmaya girmesiyle diyalog bir anda daha da alevleniyor.
03:52Çerçioğlu'nun ağzından çıkan ilk cümle aslında oradaki kırgınlığın en büyük özeti gibi.
03:57Bizi bir çöp gibi aile bakanlığının kucağına attınız.
04:02Düşünün, gaziler doğrudan kendi kurumları olan Milli Savunma Bakanlığı tarafından sahiplenilmeyi beklerken,
04:08sivil bir bakanlığa devredilmeyi büyük bir dışlanma, bir vefasızlık olarak görüyorlar.
04:14Buradaki çöp kelimesi hissettikleri değersizliğin herhalde en vurucu ifadesiydi.
04:19Tabii general bunu duyar duymaz hemen araya giriyor, kaynak metinde aynen geçtiği şekliyle,
04:25zinhar, zinhar gazilerimiz çöp değil diyerek bu fikri kesin bir dille reddediyor.
04:30Ve yine o yatıştırıcı ifadeye sığınıyor, başımızın tacısınız.
04:35General bir yandan kurumun saygınlığını korumaya çalışırken,
04:38diğer yandan da gazilerin o incinmiş onurunu toparlamaya gayret ediyor.
04:42Ama bu noktadan sonra olay sadece duygusal tepkiler olmaktan çıkıyor.
04:47Peş peşe, çok somut, tıkır tıkır şikayetler sıralamaya başlıyorlar.
04:52Neden 20 gündür o parktalar biliyor musunuz?
04:54Meclis komisyonlarına, içlerinden tek bir kişinin bile çağrılmamasından,
04:59sadece yönetime yakın derneklerin muhatap alınmasından bıkmış durumdalar.
05:04Hatta çok acı bir sembolik detay veriyorlar.
05:06Biz niye ordu evinde bir çay içemiyoruz?
05:09Sadece gaziler gününde sırtlarının sıvazlanmasını artık istemediklerini çok net ifade ediyorlar.
05:16Bu sırada general, biz sizin tüm taleplerinizi biliyoruz deyince,
05:20Çerçiolundan gerçekten çok zekice ve doğrudan bir meydan okuma geliyor.
05:25Madem biliyorsunuz anlatır mısınız o zaman?
05:27Resmen köşeye sıkıştırıyor.
05:29General ise bu provokasyona gelmiyor,
05:31yine laf yetiştirmeye gelmediklerini söyleyip,
05:34konuyu başsağlığı dileklerine çekerek tartışmayı reddediyor.
05:37Konuşma uzadıkça çok daha derin bir korku da gün yüzüne çıkıyor.
05:41Kalabalıktan başka bir gazi açık açık şunu soruyor.
05:44Türk Silahlı Kuvvetleri bize karşı çıkıyor gibi bir algı var, doğru mu bu?
05:49Yani düşünsenize kendi kurumlarıyla aralarına aşılmaz bir duvar örüldüğünü hissediyorlar.
05:54General tabii bunu anında yalanlıyor,
05:56bakanlığı kullanmak isteyenlere bakmayın,
05:58biz hep sizin için çalışıyoruz diyerek güven vermeye çalışıyor.
06:01Ama gaziler pek de tatmin olmuş gibi görünmüyor ve vitesi bir anda çok daha yükseğe atıyorlar.
06:07Başka bir gazi söz alıp eylemin gidişatını tamamen değiştirecek o açıklamayı yapıyor.
06:13Pazartesi açlık grevi başlatıyoruz.
06:16Artık mesele sadece parkta beklemek değil,
06:18bedenlerini ortaya koyacakları bir boyuta geçmiş durumda.
06:22Bu çıkış, lütfen MSB yanımızda olsun çağrısıyla bitiyor.
06:26Ve evet işte o 20 günlük bekleyişin, o karşılıklı konuşmanın tam kaynama noktasına geldik.
06:32Çerçihoğlu öyle bir cümle kuruyor ki,
06:34eylemin en sarsıcı, en can alıcı anı diyebiliriz.
06:37Bizi teröristlere güldürdünüz, yazıklar olsun.
06:40Yıllarca savaştığınız, bedeninizi siper ettiğiniz bir örgütün karşısında,
06:44kendi devletinizin ilgisizliği yüzünden küçük düştüğünüzü hissetmek.
06:48Bu ihanet duygusunun herhalde en uç noktası.
06:51Adeta bir çığlık.
06:52Doğal olarak jeneral, bu ağır suçlamayı anında ve çok kesin bir dille reddediyor.
06:58Bu iki kelimeyi, bırakın yan yana getirmeyi, aynı cümle içinde bile geçiremeyiz diyor.
07:03İşte tam bu an, aslında o devasa uçurumu o kadar net gösteriyor ki,
07:07bir tarafta gazilerin o saf, işlenmemiş, filtresiz halal kırıklığı var,
07:12diğer tarafta ise askeri heyetin çizdiği o katı, resmi, diplomatik sınırlar.
07:17Aynı dili konuşamayan iki taraf.
07:18Sonuç ne mi oldu? Bu dramatik yüzleşme, maalesef net bir sonuca veya bir uzlaşmaya varamadan bitti.
07:25General, bugün buradaysak, yanınızda olduğumuzu göstermek içindir diyerek konuyu toparladı.
07:31Heyet ayağa kalktı, tokalaşıldı.
07:33Ama inanın, bu bir vedadan ziyade bir tepki silsilesi gibiydi.
07:37Çünkü heyet, parktan ayrılıp giderken bile,
07:40gaziler, arkalarından o çözülmemiş dertlerini, itirazlarını ve öfkelerini haykırmaya devam ettiler.
07:45Ankara Güven Park'taki bu 20 günlük direnişi ve yaşanan o gergin çarpıcı diyalogları incelediğimiz bu analizimizin sonuna gelirken,
07:52havada çok kritik bir soru asılı kalıyor.
07:54Bu gerilim, taraflar arasındaki bu derin kopukluk, mecliste o çok istenen somut adımlara dönüşecek mi?
08:00Yoksa gazilerin hissettiği bu dışlanmışlık, devletle vatandaş arasında kalıcı bir yaraya mı dönüşecek?
08:06Bakalım zaman ve atılacak adımlar bize ne gösterecek?
08:09Bu incelememizde bana eşlik ettiğiniz için çok teşekkürler. Bir sonraki analizde görüşmek üzere.
Yorumlar