Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 5 gün önce
Bu yazı, Milli Eğitim Bakanı’nın Kurtuluş Savaşı yerine Milli Mücadele ifadesini kullanmasına yönelik sert bir eleştiri sunmaktadır. Yazar, bu dilsel tercihin tesadüfi olmadığını, aksine Türk gençliğini öz kimliğinden uzaklaştırıp Araplaştırmayı amaçlayan ideolojik bir yaklaşımın yansıması olduğunu savunmaktadır. Yazıda, 2011 yılında Milli Eğitim yasasında yapılan değişikliklerin eğitimi Atatürk ilke ve inkılaplarından kopararak küresel piyasa odaklı bir yapıya dönüştürdüğü vurgulanmaktadır. Tarihi belgeler ve askeri kayıplar referans gösterilerek, 1919-1922 yılları arasındaki sürecin bir "mücadele" değil, bedeli kanla ödenmiş meşru bir savaş olduğu ifade edilmektedir. Yazar, bu kavram değişikliğinin kahraman bir neslin emeğini değersizleştirdiğini ve tarihi gerçekleri siyasal İslamcı bir bakış açısıyla çarpıttığını ileri sürmektedir. Sonuç olarak kaynak, milli tarih bilincinin korunması gerektiğini hatırlatarak yöneticileri vefalı ve dürüst olmaya çağırmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba, bugün gerçekten çok tartışılan, oldukça hararetli bir konuyu masaya yatırıyoruz.
00:06Nazım Peker'in kaleme aldığı, Milli Eğitim Bakanı'nın tek bir kelime tercihinin aslında ne anlama geldiğini irdeleyen o ünlü
00:13köşe yazısını adım adım inceleyeceğiz.
00:16Bakalım bu tartışmanın arka planında neler var?
00:19Konunun derinliklerine inmeden önce kendimize şu soruyu sormalıyız.
00:22Sizce tek bir kelime seçimi basit bir dil sürçmesinden mi ibarettir yoksa ulusal kimliğimizde yaşanan çok daha sistemik, çok daha
00:32büyük bir değişimin habercisi mi?
00:34Gelin Peker'in argümanlarını katman katman açalım.
00:37İlk bölümümüz savaş mı yoksa mücadele mi?
00:41Yazarımız Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in oldukça spesifik bir tercihine odaklanıyor.
00:46Bakan alışılagelmiş kurtuluş savaşı ifadesi yerine özellikle milli mücadele tamlamasını kullanıyor.
00:52Peker'e göre bu kesinlikle öylesine seçilmiş, mahzun bir eş anlamlı kelime kullanımı değil.
00:57Aksine tarihi bir tanımın bilinçli olarak yeniden kurgulanması.
01:01Peker yazısında bu durumun bir kaza olmadığını oldukça sert ifadelerle savunuyor.
01:07Hatta bunu kendi tabiriyle asil Türk çocuklarının nasıl Araplaştırıldığının somut bir göstergesi olarak tanımlıyor.
01:14Yani yazar Türk kimliğini dönüştürmeye yönelik kasıtlı bir çaba olduğunu iddia ediyor.
01:19Anlayacağınız makaledeki en keskin eleştirilerden biri tam olarak bu noktada karşımıza çıkıyor.
01:26Peki yazar bu iddialı çıkışını temelde neye dayandırıyor?
01:30İkinci bölüm 2011 Milli Eğitim Değişikliği
01:33Peker bu sistemik argümanı temellendirmek için bizi geçmişe, iki farklı dönemin eğitim hedeflerine götürüyor.
01:402011 öncesinde eğitimin temel amacı Atatürk milliyetçiliğine, milli ve manevi değerlere odaklanmakken,
01:482011 sonrasında odak noktası bir anda küresel rekabet gücüne sahip ekonomik sistemin gerektirdiği becerilere kayıyor.
01:56Yazara göre işte bu kelime değişimi aslında yıllar içinde yaşanan zihniyet değişiminin ta kendisi.
02:02Dahası da var.
02:03Peker'in atıfta bulunduğu eğitim bilimcilere göre bu yasal değişiklik,
02:07ulusal kimliği silip atmak ve yerine tamamen neoliberal bir dünya görüşü yerleştirmek için tasarlandı.
02:14Yeni hedefi çok çarpıcı bir şekilde neoliberal düzene uygun vatansız,
02:19milletsiz ve kimliksiz bir gençlik yetiştirmek olarak tanımlıyorlar.
02:22Bu sert tanım, yazarın o tek bir kelime seçimine neden bu kadar büyük bir tepki gösterdiğini çok net özetliyor aslında.
02:29Şimdi yazarın ortaya koyduğu bu argümanları destekleyen tarihsel kanıtlara yakından bakalım.
02:35Üçüncü bölüm, yazarın tarihsel kanıtları.
02:38Peker bizi inkar edilemez soğuk gerçeklerle baş başa bırakıyor.
02:42Osmanlı'nın fiili bitişi olan 1918 Mandros mütarekesinden başlıyor
02:46ve 1919'dan 1922'ye kadar Trakya ve Anadolu'daki işgallere karşı can pahasına verilen o varoluşsal dönemin haritasını çiziyor.
02:55Açıkçası yazarın demek istediği şu,
02:57moda akımlar veya siyasi ideolojiler uğruna tarihi gerçekleri öylece ters yüz edemezsiniz.
03:03Makalede altı çizilen çok önemli bir diğer nokta da şu,
03:07karşı karşıya kalınan durum sadece yerel bir direniş veya ufak çaplı bir mücadele değildi.
03:12İngiltere, Fransa, İtalya, Yunan orduları ve Ermeni çeteleri gibi
03:17çok sayıda güçlü devlete ve silahlı gruba karşı yürütülen çok cepheli, topyekun bir ölüm kalım savunmasıydı.
03:24Çatışmanın boyutu gerçekten akıl almaz seviyelerde.
03:27Sadece şu rakama bir bakın.
03:29Peker'in belirttiğine göre yalnızca Yunan kuvvetleri 130 binden fazla zayiat vermiş.
03:33Yazar bu sarsıcı istatistiği önümüze koyarak ortadaki devasal savaşın ve yıkımın
03:38kulağa daha hafif gelen salt bir mücadele kelimesine asla sığdırılamayacağını kanıtlamaya çalışıyor.
03:44Ve bu çarpıcı rakamları o tutkulu tez cümlesiyle birleştiriyor yazar.
03:48Diyor ki,
04:03Olayın ciddiyetini vurgulamak için yazar çok çarpıcı, uluslararası bir örnekle paylaşıyor.
04:09Karşıt Yunan kuvvetlerinin bile bu yenilgiyi tarihlerindeki en büyük felaket olarak gördüklerini
04:15ve bedel olarak kendi üst düzey altı devlet adamını kurşuna dizdiklerini hatırlatıyor.
04:20Düşmanın bile felaket dediği böylesine sarsıcı bir savaşa sadece mücadele demenin,
04:25o dönemin kahraman nesnini değersizleştirdiğini şiddetle savunuyor.
04:29Gelelim yazarın argümanındaki son katmana.
04:324. Bölüm Resmi İsimlendirme ve Sonuç
04:35Eğer mücadele kelimesi yazarın iddia ettiği gibi yapılan o eşsiz fedakarlığı hafifletiyorsa,
04:41şu soruyu sormak zorundayız.
04:43O dönemin kurucu liderleri, bizzat o ateşin içinden geçenler bu olayı resmi olarak nasıl kodlamıştı?
04:50Yani tarihi yapanlar bu tarihe tam olarak ne ad vermişti?
04:54Peker bu sorunun cevabını kesin bir resmi belge dizisiyle veriyor.
04:58Kronolojiye bakalım.
05:0030 Aralık 1925'te Genelkurmay Başkanı Mareşel Fevzi Çakmak,
05:04kazanılan bu olağanüstü zafer için devletten resmi bir isim talep ediyor.
05:09Sadece birkaç gün sonra 6 Ocak 1926'da Başbakan İsmet İnönü bu şanlı olayın adını
05:16İstiklal Harbi yani bugünkü Türkçesiyle Kurtuluş Savaşı olarak tescilliyor.
05:22Yazarın o net ifadesiyle tarih bir masal değildir, belgelidir ve tarihe sadık kalınmalıdır.
05:28Peker analizini noktalarken modern dönemin söylemlerine doğrudan meydan okuyor ve
05:34vatan sevgisi imandandır, vefa da imandan gelir diyerek son sözünü söylüyor.
05:39Yazar, inancın getirdiği gerçek vefanın, ülkenin tarihine ve onun kahramanlarına
05:44koşulsuz bir sadakat gerektirdiğini savunarak bu tartışmayı kendi cephesinden mühürlüyor.
05:49Ve bu incelemeyi hepimizin üzerine uzun uzun düşünmesi gereken oldukça kışkırtıcı bir soru ile bitiriyoruz.
05:56Tarihi bir olayın sadece adını değiştirmek, tarihin kendisini mi yeniden yazar,
06:01yoksa sadece bir sonraki neslin zihinlerini mi?
06:04Resmi dil, kelimeler değiştiğinde aslında bizden başka neleri unutmamız isteniyor olabilir?
06:10Tüm bu aktardığımız farklı perspektifler ve tarihsel veriler ışığında kendi gerçeğinizi bulmanızı umuyoruz.
06:16Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere, merakla kalın ve sorgulamaya devam edin.
Yorumlar

Önerilen