00:00Herkese merhaba, bugün gerçekten çok tartışılan, oldukça hararetli bir konuyu masaya yatırıyoruz.
00:06Nazım Peker'in kaleme aldığı, Milli Eğitim Bakanı'nın tek bir kelime tercihinin aslında ne anlama geldiğini irdeleyen o ünlü
00:13köşe yazısını adım adım inceleyeceğiz.
00:16Bakalım bu tartışmanın arka planında neler var?
00:19Konunun derinliklerine inmeden önce kendimize şu soruyu sormalıyız.
00:22Sizce tek bir kelime seçimi basit bir dil sürçmesinden mi ibarettir yoksa ulusal kimliğimizde yaşanan çok daha sistemik, çok daha
00:32büyük bir değişimin habercisi mi?
00:34Gelin Peker'in argümanlarını katman katman açalım.
00:37İlk bölümümüz savaş mı yoksa mücadele mi?
00:41Yazarımız Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in oldukça spesifik bir tercihine odaklanıyor.
00:46Bakan alışılagelmiş kurtuluş savaşı ifadesi yerine özellikle milli mücadele tamlamasını kullanıyor.
00:52Peker'e göre bu kesinlikle öylesine seçilmiş, mahzun bir eş anlamlı kelime kullanımı değil.
00:57Aksine tarihi bir tanımın bilinçli olarak yeniden kurgulanması.
01:01Peker yazısında bu durumun bir kaza olmadığını oldukça sert ifadelerle savunuyor.
01:07Hatta bunu kendi tabiriyle asil Türk çocuklarının nasıl Araplaştırıldığının somut bir göstergesi olarak tanımlıyor.
01:14Yani yazar Türk kimliğini dönüştürmeye yönelik kasıtlı bir çaba olduğunu iddia ediyor.
01:19Anlayacağınız makaledeki en keskin eleştirilerden biri tam olarak bu noktada karşımıza çıkıyor.
01:26Peki yazar bu iddialı çıkışını temelde neye dayandırıyor?
01:30İkinci bölüm 2011 Milli Eğitim Değişikliği
01:33Peker bu sistemik argümanı temellendirmek için bizi geçmişe, iki farklı dönemin eğitim hedeflerine götürüyor.
01:402011 öncesinde eğitimin temel amacı Atatürk milliyetçiliğine, milli ve manevi değerlere odaklanmakken,
01:482011 sonrasında odak noktası bir anda küresel rekabet gücüne sahip ekonomik sistemin gerektirdiği becerilere kayıyor.
01:56Yazara göre işte bu kelime değişimi aslında yıllar içinde yaşanan zihniyet değişiminin ta kendisi.
02:02Dahası da var.
02:03Peker'in atıfta bulunduğu eğitim bilimcilere göre bu yasal değişiklik,
02:07ulusal kimliği silip atmak ve yerine tamamen neoliberal bir dünya görüşü yerleştirmek için tasarlandı.
02:14Yeni hedefi çok çarpıcı bir şekilde neoliberal düzene uygun vatansız,
02:19milletsiz ve kimliksiz bir gençlik yetiştirmek olarak tanımlıyorlar.
02:22Bu sert tanım, yazarın o tek bir kelime seçimine neden bu kadar büyük bir tepki gösterdiğini çok net özetliyor aslında.
02:29Şimdi yazarın ortaya koyduğu bu argümanları destekleyen tarihsel kanıtlara yakından bakalım.
02:35Üçüncü bölüm, yazarın tarihsel kanıtları.
02:38Peker bizi inkar edilemez soğuk gerçeklerle baş başa bırakıyor.
02:42Osmanlı'nın fiili bitişi olan 1918 Mandros mütarekesinden başlıyor
02:46ve 1919'dan 1922'ye kadar Trakya ve Anadolu'daki işgallere karşı can pahasına verilen o varoluşsal dönemin haritasını çiziyor.
02:55Açıkçası yazarın demek istediği şu,
02:57moda akımlar veya siyasi ideolojiler uğruna tarihi gerçekleri öylece ters yüz edemezsiniz.
03:03Makalede altı çizilen çok önemli bir diğer nokta da şu,
03:07karşı karşıya kalınan durum sadece yerel bir direniş veya ufak çaplı bir mücadele değildi.
03:12İngiltere, Fransa, İtalya, Yunan orduları ve Ermeni çeteleri gibi
03:17çok sayıda güçlü devlete ve silahlı gruba karşı yürütülen çok cepheli, topyekun bir ölüm kalım savunmasıydı.
03:24Çatışmanın boyutu gerçekten akıl almaz seviyelerde.
03:27Sadece şu rakama bir bakın.
03:29Peker'in belirttiğine göre yalnızca Yunan kuvvetleri 130 binden fazla zayiat vermiş.
03:33Yazar bu sarsıcı istatistiği önümüze koyarak ortadaki devasal savaşın ve yıkımın
03:38kulağa daha hafif gelen salt bir mücadele kelimesine asla sığdırılamayacağını kanıtlamaya çalışıyor.
03:44Ve bu çarpıcı rakamları o tutkulu tez cümlesiyle birleştiriyor yazar.
03:48Diyor ki,
04:03Olayın ciddiyetini vurgulamak için yazar çok çarpıcı, uluslararası bir örnekle paylaşıyor.
04:09Karşıt Yunan kuvvetlerinin bile bu yenilgiyi tarihlerindeki en büyük felaket olarak gördüklerini
04:15ve bedel olarak kendi üst düzey altı devlet adamını kurşuna dizdiklerini hatırlatıyor.
04:20Düşmanın bile felaket dediği böylesine sarsıcı bir savaşa sadece mücadele demenin,
04:25o dönemin kahraman nesnini değersizleştirdiğini şiddetle savunuyor.
04:29Gelelim yazarın argümanındaki son katmana.
04:324. Bölüm Resmi İsimlendirme ve Sonuç
04:35Eğer mücadele kelimesi yazarın iddia ettiği gibi yapılan o eşsiz fedakarlığı hafifletiyorsa,
04:41şu soruyu sormak zorundayız.
04:43O dönemin kurucu liderleri, bizzat o ateşin içinden geçenler bu olayı resmi olarak nasıl kodlamıştı?
04:50Yani tarihi yapanlar bu tarihe tam olarak ne ad vermişti?
04:54Peker bu sorunun cevabını kesin bir resmi belge dizisiyle veriyor.
04:58Kronolojiye bakalım.
05:0030 Aralık 1925'te Genelkurmay Başkanı Mareşel Fevzi Çakmak,
05:04kazanılan bu olağanüstü zafer için devletten resmi bir isim talep ediyor.
05:09Sadece birkaç gün sonra 6 Ocak 1926'da Başbakan İsmet İnönü bu şanlı olayın adını
05:16İstiklal Harbi yani bugünkü Türkçesiyle Kurtuluş Savaşı olarak tescilliyor.
05:22Yazarın o net ifadesiyle tarih bir masal değildir, belgelidir ve tarihe sadık kalınmalıdır.
05:28Peker analizini noktalarken modern dönemin söylemlerine doğrudan meydan okuyor ve
05:34vatan sevgisi imandandır, vefa da imandan gelir diyerek son sözünü söylüyor.
05:39Yazar, inancın getirdiği gerçek vefanın, ülkenin tarihine ve onun kahramanlarına
05:44koşulsuz bir sadakat gerektirdiğini savunarak bu tartışmayı kendi cephesinden mühürlüyor.
05:49Ve bu incelemeyi hepimizin üzerine uzun uzun düşünmesi gereken oldukça kışkırtıcı bir soru ile bitiriyoruz.
05:56Tarihi bir olayın sadece adını değiştirmek, tarihin kendisini mi yeniden yazar,
06:01yoksa sadece bir sonraki neslin zihinlerini mi?
06:04Resmi dil, kelimeler değiştiğinde aslında bizden başka neleri unutmamız isteniyor olabilir?
06:10Tüm bu aktardığımız farklı perspektifler ve tarihsel veriler ışığında kendi gerçeğinizi bulmanızı umuyoruz.
06:16Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere, merakla kalın ve sorgulamaya devam edin.
Yorumlar