Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 7 saat önce
Bu köşe yazısı, Türkiye’deki mevcut Siyasi Partiler Kanunu’nun antidemokratik yapısını ve özellikle yerel teşkilatların görevden alınma süreçlerini eleştirel bir dille analiz etmektedir. Yazar, genel merkezlerin ve liderlerin il ile ilçe yönetimleri üzerinde mutlak bir otorite kurduğunu, bunun da seçilmiş kurulların iradesini hiçe saydığını savunmaktadır. Darbe döneminden kalan bu düzenlemelerin, parti içi muhalefeti bastırmak için bir araç olarak kullanıldığı ve hukuk devleti ilkelerine aykırı olduğu vurgulanmaktadır. Metne göre, demokratik bir yapı için görevden alma yetkisinin siyasi elitlerden alınarak bağımsız mahkemelere devredilmesi zorunludur. Mevcut sistemin siyasi liderleri sarsılmaz bir güce kavuşturduğu ifade edilirken, partilerin bu otoriter yetkilerden vazgeçme konusunda isteksiz oldukları belirtilmektedir. Sonuç olarak yazar, gerçek bir demokrasi için bu kanunun acilen köklü bir değişikliğe ihtiyaç duyduğunun altını çizmektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Türkiye'deki siyasetin arka odalarında partilerin içindeki tüm dengeleri altüst eden tek bir yasa olduğunu biliyor muydunuz?
00:06Öyle bir yasa ki liderlere adeta bir kral yetkisi veriyor ama ne hikmetse pek de konuşulmuyor.
00:12İşte bu bölümde kaynak metinler ışığında bu güçlü yasanın siyasi partileri ve aslında hepimizin hayatını nasıl şekillendirdiğine yakından bakacağız.
00:20Yol haritamız oldukça net. Önce temel bir soruyla başlayacağız. Sonra bu yasanın inanılmaz gücüne ve yarattığı sonuçlara odaklanacağız.
00:27Yasanın şaşırtıcı kökenini öğrendikten sonra olası bir reform yolunu ve en sonunda da bütün bunların bizim için neden önemli olduğunu
00:34konuşacağız.
00:35Gelin en temelden başlayalım. Hepimizin hemfikir olduğu bir noktadan. Demokrasinin en basit tanımı nedir?
00:41Seçtiğimiz insanlar bizi temsil eder ve bize karşı sorumludur değil mi? Bu kadar basit.
00:47Peki bu basit mantığı bir siyasi partinin içine taşıyalım. Düşünün parti üyeleri sandığa gidiyor, kendi il ve ilçe yöneticilerini seçiyor.
00:56Gayet demokratik. Ama sonra biri gelip sizin seçtiğiniz bu kişiyi ben görevden alıyorum diyebilir mi?
01:03İşte bütün düğüm tam da bu soruda yatıyor.
01:06Ve bu sorunun cevabı bizi tek bir yere götürüyor.
01:10O çok konuşulmayan ama inanılmaz derecede etkili siyasi partiler kanununa.
01:15Evet yanlış duymadığınız kanunun 19. ve 20. maddeleri o kadar açık ki parti genel merkezine yani Ankara'daki birkaç kişilik yönetime
01:24binlerce üyenin oyuyla seçilmiş yerel teşkilatları tek bir imzayla kapatma yetkisi veriyor.
01:29Yani feshetme diyor. Bildiğiniz kapısına kilit vurma yetkisi.
01:32Bakın şu tabloya güç nasıl tamamen yukarıdan aşağıya işliyor.
01:37Bir il teşkilatını genel merkez doğrudan görevden alabiliyor.
01:41İlçe ise ya bir üste olan il yönetimi ya da yine doğrudan genel merkez alabiliyor.
01:47Yani yereldeki üyenin iradesinin tepesinde her zaman bir görevden alma kılıcı sallanıyor.
01:53Bütün ipler merkezde toplanmış.
01:56Kaynakta kullanılan tabir gerçekten çok ama çok sert.
01:59Ali Kıran başkesen.
02:00Yani diyor ki bu yasa parti liderini ve yakın çevresini öylesine bir güce kavuşturuyor ki artık içeride onlara kimse dur
02:07diyemiyor.
02:07Sorgulanamaz bir otorite haline deliyorlar.
02:09Peki bu kadar devasa bir gücün bir partinin iç işleyişine etkisi ne olur?
02:14Bu sadece koltukların el değiştirmesi meselesi değil.
02:17Bu bir partinin ruhunu, fikir üretme kapasitesini ve hatta geleceğini etkileyen bir durum.
02:24Kaynak metne göre etkileri zincirleme bir reaksiyon gibi birincisi içeride farklı bir ses çıkaran, eleştiri getiren herkes anında susturuluyor.
02:32Çünkü herkes biliyor ki genel merkezin hoşuna gitmezseniz yarın teşkilatınız kapıda kalabilir.
02:38E bu ne yaratır?
02:38Elbette ki mutlak bir itaat kültürü.
02:41Liyakat değil sadaka tam plana çıkar.
02:43Yenilikçi cesur fikirler değil lideri memnun edecek sözler değerli olur.
02:47Parti adeta bir fikir fabrikası olması gerekirken tek sesli bir koroya dönüşür.
02:51Ve en kritik sonuçlarından biri de bu.
02:54Parti liderini değiştirmek neredeyse imkansız hale geliyor.
02:58Düşünsenize, lidere karşı bir hareket başlatan her yerel örgüt anında kapatılabiliyorsa o değişim nasıl olacak?
03:05Olamıyor.
03:06Bu da bazı liderlerin koltuklarında adeta ömür boyu kalmasına yol açıyor.
03:11Parti dinamizmini kaybediyor, kendini yenileyemiyor ve zamanla halktan kopmaya başlıyor.
03:16İşte şimdi hikayenin en ilginç hatta en ironik kısmına geliyoruz.
03:21Bu kadar antidemokratik görünen bir yasanın kökenleri aslında Türkiye siyasetindeki büyük bir çelişkiyi de gözler önüne seriyor.
03:28Bu yasa kimin eseri?
03:29Yani hangi parlamento, hangi demokratik irade böyle bir yasayı çıkarmış olabilir?
03:34Cevap beklediğiniz gibi olmayabilir.
03:36Evet, işte kilit bilgi bu.
03:39Bu yasa 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra ülkeyi yöneten Milli Güvenlik Konseyi'nin yani darbeyi yapan askerlerin eseri.
03:471982 yılında demokratik bir meclis tarafından değil bir cunta tarafından hazırlanıp yürürlüğe konulmuş.
03:54Ve işte yazarın dikkat çektiği o müthiş paradoks.
03:58Siyasetçilerimiz yıllardır kürsülerden 1982 anayasasını eleştirir, bu bir darbe anayasasıdır derler.
04:05Ki haklılar, anayasanın üçte ikisinden fazlası bu yüzden değiştirdi zaten.
04:10Ama ne gariptir ki kendilerine bu mutlak gücü veren, yine aynı darbenin ürünü olan bu darbe yasası hakkında kimseden çıt
04:17çıkmaz.
04:18Ona nedense hiç dokunulmaz.
04:19Peki bu durum böyle gitmek zorunda mı?
04:22Elbette değil.
04:23Kaynak Metin bu anti-demokratik yapıya karşı son derece mantıklı ve adil bir alternatif de sunuyordu.
04:30Önerinin mantığı çok basit aslında.
04:32Diyor ki seçimle gelen keyfi bir kararla değil ancak ve ancak bir mahkeme kararıyla gidebilmeli.
04:37Yani mesele kişisel bir çekişme olmaktan çıkıp hukuki bir sürece tabi olmalı.
04:43Peki nasıl işleyecek bu sistem?
04:45Üç basit adımda.
04:46Genel merkez bir teşkilatı görevden almak istiyorsa gerekçeleriyle mahkemeye başvuracak, mahkeme iki tarafı da dinleyecek, delilleri toplayacak ve sonunda hukuka
04:56uygun, herkesi bağlayan bir karar verecek.
04:59Bu kadar.
05:00Bu keyfiliğin önüne geçecek en sağlam denetim mekanizması olurdu.
05:04İyi ama diyebilirsiniz ki bir partinin içindeki görevden alma meselesi bizi niye bu kadar ilgilendirsin ki?
05:10İşte bu en kritik soru. Çünkü o iç mesele aslında hepimizin hayatını etkileyen büyük resmin ta kendisi.
05:17Kaynak Metin bu yasanın teoride kalmadığını, pratikte nasıl bir siyasi silaha dönüştüğünü göstermek için somut bir vaka analizi yapıyor ve
05:26Milliyetçi Hareket Partisi'ndeki olaylara odaklanıyor.
05:28Bakın yazar nelere dikkat çekiyor.
05:31Mesela 2016'da parti içinde değişim isteyen ve olağanüstü kongre talep eden neredeyse bütün il ve ilçe teşkilatları bu yasa kullanılarak
05:40görevden alınmış.
05:41Yakın zamanda da İstanbul, Kütahya, Eskişehir, Kars gibi birçok ilde teşkilatların aynı yöntemle kapatıldığı belirtiliyor.
05:49Yani yasa parti içi muhalefeti susturmak için aktif olarak kullanılmış.
05:53Ve yazarın bu gidişata dair uyarısı gerçekten çok net ve bir o kadar da ağır.
05:58Parti içi demokrasinin bu şekilde ortadan kaldırılması partinin kendi tabanıyla bağını koparır ve onu zamanla erimeye hatta siyasi partiler mezarlığına
06:08gitmeye aday yapar diyor.
06:09Ve bütün bu anlattıklarımız bizi tek bir temel soruya getiriyor.
06:13Hani bir binayı yaparken temeli sağlam olmalı deriz ya.
06:16Siyasi partiler de demokrasinin temelini oruçturan tuğlalar gibidir.
06:19Eğer o tuğlaların kendisi yani partilerin içi demokratik değilse o tuğlalarla inşa ettiğimiz koca demokrasi binası ne kadar sağlam olabilir?
06:29İşte bu hepimizin üzerine uzun uzun düşünmesi gereken bir soru.
Yorumlar

Önerilen