Skip to playerSkip to main content
Bakara 269-271: Allah dilediğine hikmet verir; kime hikmet verilmişse ona pek çok hayır verilmiştir. Bunu ancak akıl sahipleri anlar. Yaptığınız her harcamayı ve adadığınız her adağı Allah bilir. Zalimlerin yardımcıları yoktur. Sadakaları açıktan verirseniz ne güzel; fakat gizli olarak fakirlere verirseniz sizin için daha hayırlıdır. Allah günahlarınızdan bir kısmını örter. Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

Hikmet, Kur’an ve sünneti doğru anlamak, yerli yerinde amel etmektir. İnfak ve adaklarda ihlas esastır; açıktan veya gizli vermek durumuna göre değişir, ama gösteriş ve riya ile boşa çıkarmayalım. Allah her şeyi bilir ve karşılığını verir.

#AliKüçük #BakaraTefsiri #Hikmet #İnfak #Sadaka #Adak #Kur'an #SesliTefsir

Category

📚
Learning
Transcript
00:01A'udhu billahi min ashşeytanirracim.
00:05Bismillahirrahmanirrahim.
00:09Elhamdülillahirrahmanirrahim.
00:10Ve salatü ve etemü teslimü ala seyyidina Muhammedin al-Mab'oğuz rahmetenlilalamin.
00:18Allahümme la sehle illa ma'a jajaltahu sehla,
00:21ve ente taj'alul hazne ıza şiddet sehla.
00:24Allahümme allimna ma'yyenfawna ve anfawna bima allimtana,
00:30ve zittna علma bir rahmetke ya arhaman rahmetin.
00:35Ama bazı,
00:38yukti الحكمة من yişاء,
00:40ve men yukti الحكمة فقط أوti خيرا kathira,
00:45ve ma yedzakkar illa ölüü elbâb.
00:50ve ma'a anfaktum min'офaka,
00:52Nonetheless,
00:52eur nezertum min'naf Kay'anf Britain,
00:54fa'in Allah'a yana'lamuhu.
00:56Ve ma'a l назalemin men'en ansar.
01:00Ve e-tud'u al-Sadaqat fa'in ma'ahyi,
01:03ve e-tud'u al-Sadaqat fani'mahee,
01:05ve e-tud'u al-Fan'ahu latin.
01:07ve e-tud'u al-Fan'a askar.
01:09Ve e-tud'u al-Fan'ah,
01:12ve e-tud'u al-Fan'ah,
01:15İzlediğiniz için teşekkür ederim.
02:14İzlediğiniz için teşekkür ederim.
02:31İzlediğiniz için teşekkür ederim.
02:56İzlediğiniz için teşekkür ederim.
03:15Yü'til hikmete men yaşa ve men yü'tel hikmete fekat utiye hayran kethira ve ma yedzeker illa ulul elbab.
03:26Allah dilediğine hikmet verir.
03:30Kime hikmet verilmişse ona çok hayır verilmiştir, hayrı kefir verilmiştir ve bunu ancak akıl sahipleri anlar.
03:42Hikmet tüm dünya hayırlarını ve tüm ahiret güzelliklerini içinde bulunduran bir kavramdır ve bunu surenin daha önceki bölümlerinde zannediyorum 129
04:00ya da 130. ayeti kerimesinde uzunca ifade etmeye çalışmıştım.
04:06Burada da kısaca yine bir şeyler söyleyelim.
04:09Hikmet kurandır denmiş.
04:13Kur'an'ın nasih ve mensuhunu, muhkem ve mühkem ve müteşabihini, helal ve haramlarını, emir ve yasaklarını bilmek, Kur'an
04:26'ın tefsirini bilmek, Kur'an anlayışına muttali olmak, Kur'an ayetlerinin fıkhına vukufiyet kesbetmektir denmiş.
04:36Nitekim Yasin suresinin başındaki ayeti kerimesinde bakın Rabbimiz şöyle buyuruyordu.
04:44Yasin vel Kur'anil Hakim.
04:49Hakim olan, hikmetli olan Kur'an hakkı için ayeti kerimesi işte bize bunu anlatıyor.
04:57Veya hikmet sözde ve amelde isabet, iman ve amelde isabettir denmiş.
05:05Yani kişinin sözüyle amelinin, imanıyla amelinin mutabakatıdır denmiş.
05:14Veya hikmet Allah korkusudur denmiş.
05:18Hani Resul-i Ekrem Efendimizin, hikmetin başı Allah korkusudur diye bir hadisi vardı.
05:25İşte o hadis bunu anlatır.
05:28Hikmet Allah korkusunun başıdır denmiş.
05:31Yine hikmet sünnettir denmiş.
05:36Yani hikmetli kişi sünneti bilen kişidir denmiş.
05:41Rabbimizin Ahzab suresindeki şu ayeti kerimesi bu hususu anlatır.
05:58Evlerinizde Allah'ın ayetlerinden ve sünnetten okunan şeyleri hatırlayın ey peygamber hanımları diyordu Rabbimiz.
06:08Ahzab suresinde.
06:10İşte bu ayeti kerime bu hikmetin sünnet olduğunu anlatır.
06:16Zira Resul-i Ekrem Efendimizin hanımları evlerinde Kur'an ile birlikte sünnetten başka bir şey işitiyor değillerdi.
06:25Öyleyse bu ayeti kerimenin de delaletiyle hikmet sünnettir diyeceğiz.
06:33Yine hikmet nübüvvettir denmiş.
06:38Rabbimiz peygamberlerine hikmet verdiğini anlatır Kur'an-ı Kerim'de.
06:44İşte bu hikmet Allah'ın peygamberlerine verdiği risalettir demişler.
06:51Yine hikmet akıldır denmiş.
06:55Hikmet aklı kullanarak Allah'ın dininde bir kavrayış, Allah'ın kitabına vukufiyet ve Allah'ın fazlından kullarının kalplerine koymuş olduğu
07:08bir basirettir denmiş.
07:10Bu ayeti kerimesinde de Rabbimiz hikmetin dilediği ve sevdiği kullarına verdiği en büyük bir nimet olduğunu anlatıyor.
07:22Vasi ve alim olan Rabbimiz bu sıfatları gereği yukarıdaki ayeti kerimede gördüğümüz gibi sevdiği kullarına mal, mülk ve mağfiret vaat
07:35ediyor.
07:35Şeytanın korkutmalarına rağmen, şeytanın ihvalarına rağmen o bunu kullarına garanti ediyor.
07:44Ama bu ayeti kerimesinden de anlıyoruz ki Rabbimiz sevdiği kullarına sadece mal, mülk ve mağfiret vermiyor.
07:54Aynı zamanda bunun ikisini de birleştirici olarak hikmet de veriyor Allah.
08:13Allah'ın dininde doğru anlayış, din ilmine sahip oluş ve onunla amel ediş lütfudur hikmet.
08:21Nitekim Allah'ın Resulü Buhari ve Müslümin birlikte rivayet ettikleri bir hadis-i şeriflerinde bakın bu hususu şöyle anlatır.
08:37Allah kimin hakkında hayır murad etmişse onu dinde fakih kılar diyor Allah Resulü Hazreti Muhammed Aleyhisselam.
08:46Öyleyse din ilmini, kitap ve sünnet bilgisini ona lütfeder Allah diyeceğiz.
08:55Yani böylece hikmet sahibi kişi Allah'ın rızasının nerede olduğunu bilen kişidir.
09:03Veya işte bu önceki ayetle birleştirerek söyleyecek olursak, hikmet sahibi kişi şeytanın vartalarına düşmeyen kişidir.
09:14Hikmet sahibi kişi şeytanın oyunlarına gelmeyen kişidir.
09:20Bunun için de Kur'an ve sünneti sahih bir anlayışla anlamak ve yaşamak gerekmektedir.
09:27Yani hak ile batılı şeytanın fısıltılarıyla Allah'ın emirlerini birbirinden ayırt edebilmek için Kur'an ve sünneti çok iyi bilmek
09:41ve buna göre amel etmek zorundayız.
09:44Eğer bilgi olur da amel olmazsa Allah insanın anlayışını, kavrayışını azaltıverir.
09:53Ama ilmiyle amel eden kişinin anlayış ve ilmini Cenab-ı Hak artıracaktır.
10:00Şeytanın vesveselerine ve davetine kulak vererek, eğer Allah'ın davetine icabet edip Allah yolunda bolca infak edersem, malım eksilecek, ekonomik
10:14gücümü kaybedeceğim, fakir düşeceğim diyerek,
10:17cimrilik eden, infakta bulunmayan, Allah için harcama yapmayan ve kendince dünya hayatında rahat ve huzuru düşünen bir kişi, işte bu
10:29adam hikmetten mahrum kişidir.
10:33Çünkü bu adam hayatı tanımamaktadır.
10:37Zira onun zannettiği gibi yaşadığımız şu dünya hayatı yaşanılacak hayatın tamamı değildir.
10:46Yani bu yaşadığımız dünya hayatı, ölümden sonra da devam edecek olan hayatın sadece küçük bir parçasıdır.
10:56O halde gelip geçici olan şu dünya hayatının çok kısa sürecek geçici zevkleri ve rahatı için, ebedi hayatını feda eden
11:07kişi, hikmetten mahrum kişidir.
11:10Allah'ın hikmetinden mahrum kişidir.
11:13İşte Allah müminlere, yani sevdiği kullarına bunun hikmetini vermektedir.
11:23Kullarına, iradeye bağlı olarak iyiliklere, hayırlara yönelebilme gücünü, zararları def edecek, menfaatleri celbedecek sebepleri görebilme imkanını ve basiretini,
11:38Cenab-ı Hakk kullarına lütfetmektedir.
11:42Öyleyse, hikmet her şeyi yerli yerine koymak demektir.
11:48Hikmet her şeyi yerli yerinde yapmaktır.
11:52Allah'ın kendisine hikmet verdiği insan, gerek kendisiyle, yani bedeniyle, malıyla ilgili,
12:00gerekse hanımı, çocukları, akrabaları, komşuları ve çevresiyle ilgili,
12:07tüm kararlarında, tüm davranışlarında, yerli yerinde hareket eden kişidir.
12:13Yerli yerinde konuşur, yerli yerinde karar verir, yerli yerinde hükmeder, yerli yerinde yapar, yerli yerinde alır, verir.
12:26İşte bu, Cenab-ı Hakk'ın ona bahşettiği en büyük bir ihsanıdır.
12:32Ama unutmayalım ki, bu hikmet, o hikmeti arayanlara verilir.
12:39Yani, bu hikmete ancak, ona ulaşmak için, sayedenler ulaşabilir.
12:46Bakın, zannediyorum, Ankebu suresindeydi, bir ayeti kerimesinde Rabbımız, o hususu şöyle anlatıyordu.
12:56وَالَّذ۪ينَ جَاهَدُوا ف۪يْنَا لَنَهْدِيَنَّهُمْ سُبُلَنَا وَاِنَّ اللّٰهَ لَمَعَ الْمُحْسِن۪ينَ
13:03Yolumuzda cihad edenleri, yolumuzda cehd-u gayrette bulunanları, elbette yollarımıza eriştiririz.
13:13Şüphesiz ki, Allah muhsinlerle beraberdir.
13:16Evet, Allah yolunda cehd eden, Allah yolunda cihad eden, hikmet kaynağı, kitap ve sünneti anlama ve yaşama yolunda çalışıp çabalayan
13:30kimseleri,
13:31hayır yollarımıza, hikmet yollarımıza ulaştıracağız diyor Rabbımız.
13:36İşte bu şekilde gayret edenler, ancak Rab'lerinin emirlerine kulak verir ve şeytanın vesveselerine karşı gelebilirler.
13:48Şeytanın vartalarına, şeytanın vesveselerine düşmemeyi becerebilirler.
13:54Ama böyle değil de, sırf bilgi sahibi olmak için kitap ve sünnete yönelen, yani onunla amel etme derdinde olmayan kimseler,
14:05İşte böyle insanlar, şeytanın elinde oyuncak olmaya mahkum olurlar.
14:12Öğrendikleri bu ilmi, Allah korusun, günün birinde şeytanın ve tağutların hizmetinde kullanmaya mecbur kalırlar.
14:21Çünkü bu kimseler, bilgi sahibidirler ama, hikmetten mahrum kimselerdir.
14:28Bu bilgiyi nerede kullanacaklarını, bu bilgiyle hayatlarını nasıl düzenleyeceklerini bilmekten mahrum kimselerdir.
14:39Öyleyse şunu söyleyelim, hikmet vahiy ile elde edilir.
14:47Yani, hikmet her şeyi var eden ve var ettiği şeylere yasa koyan, Allah'ın dinini ve yasalarını fıkh etmekle mümkün
14:58olacaktır.
15:00Allah'ın dinini, Allah'ın kitabını, Allah'ın yasalarını bilen kişi, hikmet sahibidir.
15:06Allah'ın yasalarını bilen kişi, yerli yerinde söz söyler.
15:12Allah'ın ayetlerini, Allah'ın kitabını bilen kişi, yerli yerinde iş yapar.
15:19Kişinin yapması gerekenleri yapması, yapmaması gereken şeyleri de yapmaması,
15:26söylemesi gereken şeyleri söylemesi, konuşması,
15:30Söylememesi gerekenleri de söylememesi, işte bu yasaları tanımasına ve böylece Allah'ın ihsanına ulaşmasına bağlıdır.
15:41Bilgisi, her şeyi kuşatmış olan Allah bilgisine, kitap, sünnet bilgisine sahip olmasına bağlıdır.
15:50Allah bilgisine, kitap bilgisine, sünnet bilgisine,
15:54Yani Allah yasaları bilgisine sahip olan kişi, hikmet sahibidir.
16:00Tüm kararları, tüm davranışları, tüm konuşmaları ve tüm yaptıkları mahza o kişinin hikmettir.
16:10Son olarak, Efendimizin bir hadisini okuyup, inşallah bu hikmet konusunu bitirelim.
16:18Hadis-i şerif, zannediyorum, Müslim'deydi.
16:21Bakın, Allah'ın Resulü buyurur ki,
16:25İki kişiye gıpta edilir.
16:27Bunlardan birincisi, Allah kendisine mal vermiştir.
16:33Ve o kişi, Allah'ın kendisine verdiği bu malı, Allah yolunda harcamaktadır.
16:40İkincisi de, Allah kendisine ilim vermiştir.
16:45Yani Kur'an ve sünnet bilgisi vermiştir, hikmet vermiştir.
16:48Ve bu kişi de, Allah'ın kendisine verdiği bu ilimle, kendisi amel ettiği gibi,
16:55Bu ilimle hayatını düzenlediği gibi,
16:59Bu ilmi, Allah'ın kendisine verdiği bu ilmi,
17:02Ona muhtaç olan Allah kullarına anlatmaktadır.
17:05Allah kullarına ulaştırmaktadır.
17:08İşte, bu iki kişiye haset, ya da gıpta caizdir, diyor Allah'ın Resulü, Hazreti Muhammed Aleyhisselam.
17:18Yani, bir adam ki, Allah kendisine mal vermiş,
17:24Nimet olarak, imtihan olarak, ya da dünyada bulunması adına, Allah ona mal vermiş.
17:32Ama, o malı, Allah yolunda helak etmiş ve bitirmiştir o kişi.
17:38Yani, adam, o malın kendisine ait değil de, Allah'a ait olduğunu bilmiş,
17:46Malın, mülkün sahibi olarak Allah'ı bilmiş, tanımış,
17:51Ve imtihan için, onun kendisine verildiğini anlamış, kavramış,
17:56Ve o malı, Allah'ın istediği biçimde, kendisine, ailesine, ehline ve Müslümanlara harcayarak imtihanı kazanmıştır.
18:06İşte, bu adama imrelinir, diyor Allah'ın Resulü, Hazreti Muhammed Aleyhisselam.
18:12Tabi, önceki ayetleri de şöyle gözünüzün önüne getirerek söyleyecek olursak,
18:19Harcadığı malın azlığı, çokluğu da önemli değildir.
18:24Yani, bir hurması da olsa, yarım hurması da olsa,
18:29O konuda, Allah'ın kendisinden istediğini icra edip,
18:32Kendisini, cehennemden kurtarmasını becerebilmiştir bu kişi.
18:38İşte, bu kişiye gıdda edilir.
18:40İşte, bu kişiye haset edilir, diyor Allah'ın Resulü, Hazreti Muhammed Aleyhisselam.
18:46Hadiste anlatılan, ikinci, imrenilecek kişi de, bakın şudur.
18:51Bir adam ki, Allah kendisine hikmet vermiştir.
18:55Yani, Kur'an anlayışı, Kur'an ilmi vermiştir.
19:01Allah onu kitabıyla tanıştırmış, vahyiyle buluşturmuş ve bu yüzden de hikmet vermiştir ona.
19:10Yani, yerli yerince hareket etme imkanı vermiştir Allah ona.
19:15O adam da, Allah'ın kendisine verdiği bu bilgi ile, Kur'an'ı hakim ile,
19:23Kur'an-ı Kerim'i hakim kılma adına, onu ikame etme adına ciddi bir gayretin içine girmiştir.
19:30Yani, Kur'an-ı Kerim'i evinde, çevresinde, iş yerinde, mektebinde, pazarında, panayrında,
19:40Kur'an'ı hakim durumuna, yani Kur'an-ı Kerim'i otorite durumuna getirmek istemiştir adam.
19:47Kur'an'ı gecede ve gündüzde ikame etmiştir.
19:52Gecede ve gündüzde namaz kılarak, Kur'an'ı kıyamda okumuştur.
19:58Böylece, onun namazlarının kıyamı, öyle bir kıyam olmuştur ki,
20:03Hayatının tümünde, o kıyamda okuduklarını kaim kılma,
20:09O okuduklarını ayağa kaldırma derdiyle dertlenmiş adam, bunun çabası içine girmiştir.
20:17Yani, biraz cümleler bozuk oldu galiba, bir daha söyleyeyim burayı.
20:22Namazdaki kıraat vasıtasıyla, Allah'tan aldığı mesajların ve Allah'a verdiği sözlerinin tümünü,
20:32Sosyal hayatında gerçekleştirmiştir bu adam.
20:35Çünkü, hadislerde Kur'an'ın ikamesinin iki türlü olacağı anlatılmaktadır.
20:41Birincisi, onunla hükmedilerek, yani amel edilerek, ikincisi de onu başkalarına anlatarak olur.
20:52Zira, hikmetin elde edilmesi, sürekli vahiyle beraberliğe bağlıdır.
20:59Onu, az evvel demeye çalışmıştım zaten.
21:01Kişi, ne kadar vahiyle beraber olursa, o kadar çok hikmet sahibidir.
21:08Yani, o kadar çok vahiyle konuşma ve vahiyle hareket etme imkanı bulacaktır o kişi.
21:15İşte, hikmet budur.
21:17Ve, imrenilecek ikinci insan da bu hikmete sahip olan kişidir, diyor.
21:24Allah Resulü, Hazreti Muhammed Aleyhisselam.
21:26Bakın, ayet-i kerimenin devamında Rabbimiz buyurur ki,
21:32وَمَا يَذَّكَّرُ إِلَّا عُلُو الْاَلْبَابِ
21:35Bunu, ancak akıl sahipleri anlar.
21:40Ancak, akıl sahipleri akleder ve bu gerçeği anlar, diyor Rabbimiz.
21:46Yani, hakkı, doğruyu, hayrı, güzeli, akıllı olanlardan başkaları kesinlikle anlayamazlar.
21:55Akıllı olmayan insan, ne kendisi anlar, ne de anlatanları dinler.
22:02Bakın, Rabbimiz, bunca ayetiyle kendilerini uyardığı halde, bir türlü dinlemeye ve anlamaya yanaşmayan insanları görüyoruz.
22:12Allah'ın bunca uyarılarına karşı, bunca ayetlerde karşı adeta kalplerini, kulaklarını kapamışlar, kapılarını, pencerelerini kapatmışlar, akıllarını kullanmamaya yemin etmiş insanlar.
22:28Demek ki, ayeti kerimenin bu bölümünden anlıyoruz ki, hikmete ulaşmak için sadece mal vermek yetmiyor, almak da gerekiyor.
22:40Ve yine anlıyoruz ki, bu hikmete ulaşmanın ilk ve en önemli şartı düşünmektir, aklı kullanmaktır, Allah'ın insana verdiği o
22:52melekeyi kullanmaktır.
22:53İşte bu da ancak, aklı ve kalbi kullanmakla mümkün olacaktır.
23:01İslam'da aklı kullanmak çok önemlidir.
23:05Eğer okuyorsunuz mutlaka, okuduğunuz sürece göreceksiniz ki, Kur'an-ı Kerim'de akıllanmayacak mısınız?
23:15Akıllarınızı kullanmayacak mısınız?
23:17Veya hala akletmeyecek misiniz gibi, Kur'an-ı Kerim'de ayetler pek çoktur.
23:23İşte akıllarını kullanan, yani düşünen, Allah'ın kendilerine verdiği bu özellikleri kullanan insanlar, ancak bu gerçeği anlayacaklardır, buyuruyor Rabbimiz.
23:37Bundan sonra yine infak ayetleri devam ediyor.
23:42Bakara suresi ayet 270, bakın Rabbimiz şöyle buyuruyor.
23:58Yaptığınız her harcamayı ve adadığınız her adağı Allah muhakkak bilmektedir.
24:06Vema lizzalimine min ansar, zalimlerin de yardımcıları yoktur.
24:13Evet,
24:14Vema enfaktum min nefakatin ev nezertum min nezrin feinnallaha ya'lemuh.
24:20Allah her şeyi bilmektedir.
24:22Rabbimiz kim ne yaparsa, kim ne tür bir amel işlerse ve onu ne adına, kim adına yaptığını Allah bilmektedir.
24:33Allah her harcayan kişinin bu harcamasını Allah için mi, yoksa gösteriş için mi, yani riya için mi, şeytani yollarda mı
24:45harcıyor, Allah bunu mutlaka bilmektedir.
24:49Kişinin ne harcadığını, ne adına harcadığını bildiği gibi, aynı zamanda bu harcamada bulunanlara nasıl muamele edeceğini, yani nasıl bir mükafat
25:02veya nasıl bir ceza vereceğini de Allah bilmektedir.
25:06Mallarını Allah yolunda ve Allah'ın rızası uğrunda harcayanları da, şeytanın ihvalarına kapılıp, mallarını Allah yolunda harcamayan, cimrilik edip o
25:21mallarını elinde tutan veya mallarını masiyetler, günahlar yolunda harcayanları bildiği gibi,
25:29Allah adına adakta bulunanları, ama Allah adına bulundukları bu adaklarını yerine getirmeyen zalimleri veya masiyetler yolunda adakta bulunan kimseleri de
25:43Allah'a bilmektedir.
25:45Ve ayeti kerimede Rabbimiz bu şekilde mal harcayan ve de bu şekilde adaklarını yerine getirmeyenlerin yardımcıları da yoktur buyuruyor.
25:59Mallarını kötülük ve şer tohumları ekmek için harcayanlar, mal varlıklarını gizleyerek benim neyim var ki infak edeyim diyenleri ve Allah
26:13adına bir adakta bulundukları halde adaklarını yerine getirmeyenleri,
26:19böylece kendi kendilerine zulmedenleri ve de kendileri infak etmedikleri gibi bir de üstelik başkalarının haklarını yemeye çalışarak başkalarına da zulmedenleri
26:32kıyamet günü dostsuz ve yardımcısız bırakacaktır Allah.
26:37O gün kendilerini savunacak, kendilerine yardım edecek ne bir dostları ve de bir yardımcıları olmayacaktır bunların.
26:48Bu ayeti kerimede Rabbimiz iki tür harcamadan söz ediyor.
26:54Bunlardan birincisi infak, yani infak önceki ayetlerde de demeye çalışmıştık, kişinin mecbur olmadan kendi gönlü ve arzusuyla Allah adına harcama
27:09yapmasının adıdır.
27:11Ayeti kerimede Rabbimiz birinci olarak infakı anlatıyor, ikincisi de ayeti kerimede Rabbimiz adakı anlatıyor.
27:21Adak da, kişinin kendi kendisini mecbur tutarak yine Allah için harcama yapmasıdır.
27:30Birincisi mecbur olmadığı halde harcama yapması, ikincisi de bir sözle, bir eylemle kendi kendisini mecbur tutarak Allah adına harcama yapmasının
27:43adıdır.
27:43Adak, kişinin sırf Allah rızasını kazanmak için üzerine farz olmayan amelleri kendi kendine farz kılmasının adıdır.
27:55Yani üzerine farz olmayan amelleri yapmaya niyet ederek söz vermesidir.
28:02Bununla şunu demek istiyorum.
28:03Aslında adakta bulunmak ibadet değildir.
28:08Yani Allah bunu yapmak, şunu yapmamak üzere bana adakta bulunun diye bir emir vermemektedir Kur'an-ı Kerim'de.
28:18Onun içindir ki adakın başındaki bir ayeti kerimesinde bu hususu anlatırken Rabbimiz şöyle buyuruyor.
28:25Yufune bin nevri ve yehafune yevmen kâne şerruhu mustatira
28:32Yufune bin nevri onlar adaklarını yerine getirirler.
28:38Nezirlerini ifa ederler ve yehafune yevmen öyle bir günden korkarlar ki
28:44kâne şerruhu mustatira o günün şerri salgındır, şerri yaygındır, her şeyi ve herkesi kaplayacaktır.
28:55Öyleyse adaklarımızı, nezirlerimizi yerine getirmek zorundayız.
29:02Adaklar iki kısımdır.
29:05Birincisi hiçbir şarta bağlı olmadan yapılan adaklar.
29:10Yani hiçbir şarta bağlı olmaksızın durup dururken ben Allah için beş gün oruç tutacağım.
29:18Veya Allah için on milyon infak edeceğim gibi bir kişinin adakta bulunması.
29:24Böyle bir adakta bulunan kişi imkanı olduğu müddetçe mutlaka bu adağını yerine getirmek zorundadır.
29:34Ama imkansızlıklardan ötürü eğer bu adağını yerine getiremeyecek olursa bu kişi o zaman Allah onu affeder.
29:42Hatta adam hayırlı bir iş yapmak üzere niyet edip adakta bulunmuş ama imkansızlıklardan dolayı onu yerine getirememişse böyle hayırlı bir
29:57niyetten ötürü kimilerine göre bu adam sevap bile alacaktır.
30:01İkincisi şarta bağlı olan adaklar yani şarta bağlı olarak yapılan adaklar.
30:09Mesela eğer bir oğlum olursa vallahi bir kurban keseceğim.
30:15Veya eğer oğlum askerden sağ salim dönerse üç gün oruç tutacağım gibi bir şarta mukarin olarak bir şarta bağlı olarak
30:24yapılan adaklar.
30:25Bu şekilde adakta bulunan kişi adağının konusu gerçekleştiği takdirde adağını yerine getirmesi artık o kişinin üzerine vacip olur.
30:38Ama bu kişi adakta bulunduğu için değil adağını yerine getirdiği için sevap kazanır.
30:46Bunu unutmayalım.
30:48Aslında demin de ifade ettiğim gibi şarta bağlı adak İslam'da hoş görülen bir şey değildir.
30:57Ve adak takdiri de değiştirecek değildir.
31:02Bakın Abdullah İbni Ömer'in rivayet ettiği bir hadislerinde Allah'ın Resulü insanları adaktan nehyederek şöyle buyuruyor.
31:12Adak Allah'ın takdir buyurmadığı hiçbir hayrı getirmez.
31:19Ancak adağı sebebiyle cimrinin elinden mal çıkarılmış olur diyor.
31:25Allah Resulü Hazreti Muhammed Aleyhisselam Bukhari ve Müslümin birlikte rivayet ettikleri hadislerinde böyle buyuruyor.
31:34Yine Ebu Hureyre'nin rivayet ettiği başka bir hadislerinde Allah'ın Resulü buyurur ki
31:40Adak Ademoğluna takdir edilmemiş hiçbir şeyi sağlamaz.
31:47Lakin adak bazen kadere muvafık düşer de bu sayede cimriden çıkarmak istediği mal çıkarılmış olur diyor.
31:58Allah'ın Resulü Hazreti Muhammed Aleyhisselam yine Bukhari ve Müslüm'de rivayet edilen bu hadislerinde.
32:05Bu hadislerden anlıyoruz ki adak Allah'ın takdirini değiştirememektedir.
32:11Yani hastalığım iyi olursa bir kurban keseceğim veya eğer oğlum sağ salim dönerse beş gün oruç tutacağım diyerek adakta bulunmak
32:24ne hastalık konusunda ne de oğlunun sağ salim dönmesi konusunda Allah'ın takdirine tesir etmemektedir.
32:33Hatta alimlerin ifadesine göre bu şekilde adaklarla kaderin değişeceğine inanan kişi Allah korusun kafir olmuştur deniyor.
32:45Bir de şirk ve haram olan adaklar var.
32:50İnşallah bu konuda da bir şeyler söyleyelim.
32:53Adak Allah için değil de Allah'tan başkaları için adanırsa mesela bir put adına veya salif bir kişi adına veya herhangi
33:05bir türbe adına yapılırsa adak işte bu adaklar da şirktir.
33:10Mesela oraya veya o kimseye gidip eğer şu işim hallolursa senin için şunları şunları yapacağım, şu kadar harcayacağım, şu kadar
33:23mum dikeceğim derse yani bu tür şeyleri adarsa bir adam Allah korusun bu şirktir, bu adam da şirke düşmüş demektir.
33:34Haram olan adak da haram olan bir şeyi yapmak üzere adakta bulunmaktır.
33:40Mesela şu işim olursa şu kadar içki içeceğim veya eğer bu işim gerçekleşirse seninle ebediyen konuşmayacağım veya eğer şu işim
33:53olursa seni öldüreceğim gibi adaklar haram adaklardır.
33:58Bu tür adakta bulunmak da haramdır, bunun yerine getirilmesi de haramdır.
34:04Eğer kişi bu tür bir adakta bulunurken yemin etmişse derhal yeminini bozarak keffaret vermesi gerekmektedir.
34:15Yemin ve keffareti ile alakalı Bakara suresinin önceki ayetlerinde epey bir şeyler demeye çalışmıştık.
34:22Bakın Allah'ın Resulü Müslüm'ün rivayet ettiği bir hadislerinde şöyle buyurur.
34:29Bir kimse bir şeye yemin eder de başka bir işi ondan daha hayırlı bulursa hayırlı olanı yapsın.
34:38Yemininden dolayı da keffaret versin.
34:40Evet, ayeti kerimeye dönüyorum.
34:45Allah adına ne verirseniz, Allah adına ne yaparsanız, ne yapmayı ve ne vermeyi adarsanız, Allah onu bilmektedir.
34:57Yani yaptığınız hiçbir şey boşa gitmemektedir.
35:00İnfakta bulunduğunuz insanlar bunun kıymetini bilmeseler bile üzülmeyin, Allah bunu bilmektedir.
35:08Hani iyilik yap, denize at, balık bilmezse Halık bilir diye bir söz var ya, işte Rabbimiz bu ayeti kerimesinde bize
35:18bunu anlatmaktadır.
35:19Yani biz yapalım ve kesinlikle inanalım ki Allah onu bilmektedir, Allah onu kaydetmektedir.
35:29Yaptığımız hiçbir şey bilelim ki zayi olmamaktadır, kaybolmamaktadır.
35:35Bundan sonra Rabbimiz sadakaların verilme usulünü anlatmaya başlayacak.
35:42Yani sadakaları nasıl vereceğiz, nasıl infakta bulunacağız, bundan sonraki ayeti kerimesinde Rabbimiz bize onu anlatmaya başlayacak.
35:53Bu ayeti kerime inince Müslümanlar Resul-i Ekrem Efendimiz'e sormaya başladılar.
35:59Ey Allah'ın Resulü infaklarımızı nasıl yapacağız, yani gizli mi vereceğiz yoksa aleni mi vereceğiz diye Allah'ın Resulüne sorular
36:10sordular da bunun üzerine bakın Rabbimiz şöyle buyurdu.
36:14Bakara suresi ayet 271.
36:22Eğer sadakaları açıktan verirseniz, bu güzel bir şeydir, bu iyi bir şeydir.
36:35Eğer onu fakirlere gizlice verirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.
36:47Allah sadakalarınız sebebiyle sizin günahlarınızdan bir kısmını affeder, affedecektir.
36:58Şüphesiz ki Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır, hakkıyla haberi olmaktadır.
37:06Burada anlatılan konu ya farz olan sadakaları yani zekatları açıktan vermek, diğer sadakaları yani nafile olanları da gizli olarak vermek
37:20daha iyidir şeklinde anlayacağız.
37:22Bu kural tüm ibadetler için de geçerlidir.
37:28Yani farz olan tüm ibadetleri açıktan yapmak ama nafile ibadetleri de gizli yapmak eftaldır şeklinde anlaşılacaktır.
37:40Çünkü Rabbimiz farz olan zekat konusunda, Tevbe suresinde bakın şöyle diyordu.
37:46Huz min emvalihim sadaka.
37:49Onların mallarından sadaka al.
37:53Bu ayet zekatları açıktan alınmaları gerektiğini anlatmaktadır.
38:01Yani zekatların açıktan alınmaları gerektiğini anlatmaktadır.
38:04Eğer bir Müslüman farz olan zekatını gizli verirse o zaman bu adam galiba zekatını vermiyor gibi suizan altında kalabilir.
38:16Namazlar da böyledir.
38:18Allah'ın Resulü nafile namazlarını evinde kılmıştır ama farz namazları mutlaka açıkça ve cemaat içinde kalmıştır.
38:27Allah Resulü Hazreti Muhammed Aleyhisselam.
38:29Evet, burada açıkça vermenin güzel bir şey olduğunu bildiren ayetin birinci bölümü farz olan sadakalar hakkındadır.
38:41Gizli vermenin daha makbul olduğunu bildiren ikinci bölüm de nafile olan sadakalar hakkındadır diyoruz.
38:49Ya da bir ikinci anlayış daha var.
38:52Mallar iki kısımdır.
38:54Bunlardan birincisinde açıktan vermek, ikincisinde de gizli vermek daha eftaldır denmiş.
39:02Birincisi ekilen, dikilen araziler, hayvanlar gibi genellikle gizlenmesi mümkün olmayan ve herkesin bilebildiği mallardır ki bunlara emval-i zahira yani
39:17açıktaki mallar denir.
39:19İşte bu tür malların farz olan zekatlarını gizlemek de zaten bir fayda yoktur.
39:26Üstelik gizlendiği zaman töhmet altında kalma ihtimali de vardır.
39:31Onun için bunlar konusunda açık vermek eftaldır.
39:36İkincisi de nakit paralar gibi gizlenmesi mümkün olan mallardır ki bunlara emval-i batına yani gizli mallar denir, batın mallar
39:46denir.
39:47Herhangi bir sakınca olmadıkça bu tür malların zekatlarını açıkça vermek daha faziletlidir.
39:55Ama layık olanlara ulaştıramama gibi bir sakınca olursa o zaman da nafile sadakalar gibi onu da gizli vermek eftaldır diyoruz.
40:05Ya da ayeti kerimeye şöyle bir mana daha vereceğiz ya da şöylece anlamaya çalışacağız.
40:12Sadakaları bazı durumlarda açıktan vermek bazı konumlarda da gizli vermek daha eftaldır şeklinde anlayacağız bu ayeti kerimeyi.
40:22Eğer açıkça bir infakta bir harcamada bulunmak bir hayır tevlid edecekse mesela başkalarını da infaka teşvik edecekse yani çevredekilere de
40:35bu harcama ve infak konusunda bir cesaret verecekse o zaman açıkça infakta bulunmakta bir mahsur yoktur.
40:43Hatta daha hayırlıdır.
40:45Zira kimi insanların çevrelerinde infak eden, iyilik yapan insanları görmedikçe bir türlü iyilik yapmak, infakta bulunmak akıllarından bile geçmemektedir.
40:59İşte böyle insanları iyiliğe, infaka teşvik maksadıyla açıktan yapılan infak daha hayırlıdır diyoruz.
41:07Bakın Allah'ın Resulü Müslüm'ün rivayet ettiği bir hadislerinde bu hususu anlatırken şöyle buyurur.
41:15Müslümanlıkta iyi bir çığır açan kimseye açtığı o çığırın sevabı verileceği gibi açılan o çığırdan kıyamete kadar gidecek insanların sevaplarının
41:27bir misli onlarınki eksilmeksizin bu çığır açan kişiye verilecektir.
42:03Medine'ye çok fakir bir grup insan geldi.
42:07O kadar fakirdiler ki bu insanlar bir kumaş delip içine girivermişler.
42:12Yani elbiseleri de yoktu bu adamların.
42:14Onları bu vaziyette görünce Allah'ın Resulü'nün benzi attığı, o kadar ürktü, o kadar korktu ki Allah'ın Resulü
42:23ne yapacağını şaşırmış.
42:25Telaş içinde bir içeri giriyor, bir dışarıya çıkıyordu.
42:31Zira Allah'ın Resulü bu konuda kendisini sorunlu tutuyordu.
42:36Dini ortaya koyma adına Allah'ın Resulü bunların dertlerine derman olmalıydı.
42:43Bu gariban, bu fakir insanların dertlerine çare bulmalıydı.
42:47Öyleyse gördüğümüz bir eksiklik, müşahede ettiğimiz bir ihtiyaç karşısında biz de yerimizde duramaz hale gelmeliyiz.
43:00Betimiz benzimiz atmalı ve biz de buna çareler aramalıyız.
43:05Bu duruma çok içerleyen Allah'ın Resulü buyurdu ki,
43:09Ey insanlar Allah'tan korkun, işte şu gördüğünüz insanlar da sizin kardeşlerinizdir, bunlar da insandır.
43:18Allah katında birbirinize üstünlük ve alçaklığınız yoktur buyurdu.
43:23Ve Haşr zannediyorum Haşr suresinden şu ayetleri okudu.
43:30Herkes bu kardeşlerine altınından, gümüşünden, malından, mülkünden ikramda bulunsun, infakta bulunsun.
43:40Yarım hurmayla da olsa harcamada bulunsun dedi.
43:44Sonra Allah'ın Resulü daha hutbesini bitirmeden,
43:48Ensardan birisi elinde zor taşıdığı bir çıkınla çıka geldi.
43:53Bunu gören Allah'ın Resulü çok memnun olmuş,
43:58Sahabenin ifadesiyle adeta yüzü pırıl pırıl parlıyordu.
44:03Ve mescidin içi öbek öbek yiyecek ve giyeceklerle dolmuş,
44:08Bu insanların yüzü gülüyor, kimisi yiyor, kimisi giyiniyordu.
44:14Onları bu vaziyette gören Allah'ın Resulü de,
44:17Dini ortaya koymuş olmanın mutluluğu içinde,
44:20Onların yaralarını sarmanın sevinci içinde,
44:23Allah'ın Resulü'nün yüzü de gülüyordu.
44:27İşte bu hadise üzerine Ensardan o ilk çığırı açan,
44:31O ilk çıkını getiren,
44:32Yani o ilk çığırı açan sahabe hakkında,
44:35Allah'ın Resulü bu ilk çığır açma hadisini irat buyuruyordu.
44:41Elbette fazilet bu işe ilk başlayandadır.
44:45Bu işe Müslümanları ilk defa teşvik edendedir.
44:49Nitekim Abdullah İbni Ömer'in rivayet ettiği bir hadislerinde Allah'ın Resulü şöyle buyuruyor,
44:59Gizlice vermek, açıktan vermekten daha eftaldır.
45:03Ama açıkça verdiğinde kendisine uyulmasını isteyen kimse için de açıkça vermek daha eftaldır.
45:11Ama bazen de kendisine infak edilen kişinin durumu söz konusu olabilir.
45:19Yani kendisine infak edilen kişinin izzeti nefsinin rencide edilmesi,
45:25İffetinin ve onurunun kırılması söz konusu olursa,
45:29O zaman da sadakanın gizli verilmesi eftal olur.
45:32Tabi bu alan açısından böyle olduğu gibi,
45:36Verem açısından da aynı tehlike söz konusu olabilir.
45:40Mesela veren kişinin gurura kapılması,
45:44Riyaya kaçması gibi bir kısım tehlikeler söz konusu olduğu zaman da,
45:48Gizli yapması daha eftaldır diyoruz.
45:51Çünkü gizli yapılan sadaka,
45:55Her türlü gösteriş tehlikesinden uzak,
45:58Başkalarının haberi bile olmadan,
46:01Sadece adına infakta bulunduğu Allah'la kendi arasında bu işin yapılması,
46:07Alan açısından da,
46:09Veren açısından da,
46:11Bir eğitim konusudur.
46:13Ve daha hayırlıdır diyoruz.
46:15Çünkü,
46:17Bakın Allah'ın Resulü yine başka bir hadislerinde şöyle buyurur,
46:21Allah ne desinler adına hayır yapan sümacıdan,
46:26Ne de gösteriş yapan mürayiden,
46:30Ne de minnet altında tutan mennandan,
46:33Hiçbir şey kabul etmeyecektir.
46:36Allah bunların hiçbirisinin,
46:39Yaptığı infakı, yaptığı hayrı kabul etmeyecektir.
46:44Ecdadımız bunun örneklerini bize çok güzel bir şekilde sunmuştur.
46:48Kimisi sessiz sedasız bir amanın eline bırakmış, bırakacağını,
46:56Kimisi kendisini göstermeden,
46:58Fakirin geçeceği yere,
47:00Onun görebileceği biçimde bırakmış, vereceğini,
47:04Kimisi kendisini bildirmeden,
47:07Fakir uykudayken,
47:08Onun cebine bırakmış,
47:10Kimisi başkaları aracılığıyla,
47:13Muhtaç kardeşine ulaştırıp,
47:15Kendisine karşı o kardeşinin,
47:17Eziklik duymamasını temin etmiş,
47:21Kimisi de,
47:21Adresine postalayarak,
47:23Kimliğini belli etmeden,
47:25Kardeşine ulaştırmıştır.
47:27Bunlar,
47:28Bunların hepsi de,
47:29Gösterişten,
47:30Riyadan,
47:31Sümadan,
47:33Ve,
47:33Karşısındakini,
47:34Minnet altında tutmaktan,
47:36Sakınmak içindir.
47:37Ebu Davud'un,
47:40Rivayet ettiği bir hadislerinde,
47:42Allah'ın Resulü,
47:43Bakın bu hususu anlatırken,
47:45Şöyle buyurur,
47:46Sadakanın en faziletlisi,
47:49Az bir şeyi olan kişinin,
47:51Fakire gizlice verdiği,
47:54Ve gücünün son yettiğidir.
47:56Yine,
47:58Buhari ve Müslümin,
47:59Birlikte rivayet ettikleri bir hadislerinde,
48:02Allah'ın Resulü,
48:04Rahman'ın arşının gölgesi altında,
48:06Gölgelenecek,
48:07Yedi insandan,
48:09Yedi yiğitten bahsederken,
48:12Bakın bunlardan birisinin de,
48:14Bir adam ki,
48:16Sadaka verir ama,
48:17Bunu yaparken de,
48:19Sağ elinin verdiğini,
48:21Sol eli duymayan kişidir diyor.
48:24İnşallah,
48:25Sadakalarımızı,
48:27Böyle yapmaya çalışacağız.
48:29Kendimizi,
48:30Bir kere vermeye alıştıracağız.
48:32Yani az oldu,
48:34Çok oldu demeyeceğiz.
48:35Yarım hurma da olsa,
48:37Bir hurma da olsa,
48:38Günlük,
48:40Mümin kardeşlerimize,
48:41İhtiyaç içinde kıvranan kardeşlerimize,
48:44İnfak etmeye çalışacağız.
48:45Buna dikkat edeceğiz.
48:47Bundan sonraki,
48:48Ayet-i Kerime,
48:50Müslümanlar arasında,
48:52Daha önceden mevcut olan,
48:54Bir yanlış uygulamayı,
48:56Bir yanlış anlayışı,
48:58Düzeltmeyi,
49:00Düzeltmeyi hedefleyen,
49:00Bir ayeti kerime,
49:02Bakın,
49:03Bakara suresi,
49:04Ayet 272,
49:06Rabbimiz,
49:07Şöyle buyuruyor,
49:09Leysa aleyke hudahum,
49:11Velakin Allahe yehdi men yeşâ,
49:13Ve ma tunfiku min khayrin,
49:15Felienfusikum,
49:16Ve ma tunfiku ne ille btigâe veçhillah,
49:19Ve ma tunfiku min khayrin,
49:21Yuvaffe ileykum,
49:23Ve entüm la tuzlemûn,
49:25Leysa aleyke hudahum,
49:27Ey peygamberim,
49:29Onları yola getirmek,
49:31Senin boynuna borç değildir.
49:33Onların hidayetinden,
49:35Sen sorumlu değilsin.
49:36Onları hidayete getirmek,
49:38Senin sorumluluğun altında değildir.
49:41Ve lakin Allahe yehdi men yeşâ,
49:43Lakin Allah,
49:45Dilediğini,
49:46Hidayete erdirir.
49:48Ve ma tunfiku min khayrin,
49:50Felienfusikum,
49:52Hayırdan ne yapmışsanız,
49:55Bilesiniz ki,
49:56O sizin kendiniz içindir.
49:58Ve ma tunfiku ne ille btigâe veçhillah,
50:01Ve ma tunfiku min khayrin,
50:03Yuvaffe ileykum,
50:04Ve entüm la tuzlemûn.
50:07Yalnız,
50:08Allah rızası için harcama yapın.
50:11Hayırdan ne harcamışsanız,
50:14Mallarınızdan hayır olarak,
50:15Ne elinizden çıkarmışsanız,
50:17O size döndürülecektir,
50:20Ve asla zulme de uğramayacaksınız.
50:24Bu ayeti kerime gelmeden önce,
50:26Müslümanlar arasında,
50:27Şöyle bir anlayış yaygındı.
50:29İnfak,
50:30Ancak mümin olanlara yapılır.
50:33Mümin olmayan insanlara yardımda bulunmak da,
50:37Onlara harcama yapmak da caiz değildir.
50:40Bu yüzden,
50:42Müslümanlar,
50:43Müslüman olmayan akrabalarına,
50:45Müslüman olmayan yakınlarına,
50:48Ve diğer gayrimüslimlere yardımda bulunma hususunda,
50:51Tereddüt ediyorlar.
50:53Bunun caiz olup olmadığını,
50:55Allah'ın Resulüne gelip soruyorlardı.
50:58Ey Allah'ın Resulü,
50:59Bizim dinimize girmemiş,
51:01Yani Müslüman olmamış,
51:03Fakir akrabalarımıza yardımda bulunmamız,
51:06Bizim için caiz mi değil mi?
51:08Yani onlara yardımda bulunmak,
51:10Bizim içimizden gelmiyor.
51:12Bunlar Müslüman olmadıkça,
51:14Onlara infakta bulunmak istemiyoruz diyorlar.
51:17Allah'ın Resulü de,
51:19Bunu hoş görmeyerek,
51:21Onlara infakı yasak kılıyordu.
51:24Mesela,
51:25Sahabeden,
51:26Hazreti Ebu Bekir'in kızı Esma,
51:29Müşrik olan akrabaları,
51:31Kendisinden bir şeyler istemeye gelince,
51:33Vallahi Resulullah'tan bu konuda müsaade almadıkça,
51:37Size hiçbir şey veremem.
51:40Çünkü,
51:41Sizler benim dilimde değilsiniz.
51:43Diyerek,
51:44Bu konuda Allah'ın Resulüne sormaya gelince,
51:47Rabbimiz işte bu ayeti kelimesiyle,
51:50Bu yanlış anlayışı değiştiriverdi.
51:53Ey Peygamberim,
51:55Onlar hidayette değiller diye,
51:58Onlara harcama yapmamak,
52:00Yardımda bulunmamak,
52:02Sana ve Müslümanlara,
52:03Yakışmaz.
52:05Zira,
52:05Onların hidayeti,
52:06Seni ilgilendirmez.
52:08Senin boynuna boş değildir bu.
52:11Yani,
52:11Onları hidayete erdirmek,
52:13Sana düşmez Peygamberim.
52:15Onların kalplerine,
52:16İslam'ı,
52:17İman'ı sokmak,
52:18Yerleştirmek,
52:20Senin işin değildir.
52:21Onlar Müslüman olmuşlar,
52:23Ya da olmamışlar.
52:24Bunun seninle ilgisi yoktur.
52:26Onların hidayeti,
52:28Allah'ı ilgilendirir.
52:30Çünkü,
52:31Onları hidayete erdirmek,
52:32Allah'a aittir.
52:34Senin vazifen,
52:35Sadece onlara hakkı duyurmaktır.
52:38Senin vazifen,
52:39Sadece onlara hakkı tebliğ etmektir.
52:42O halde,
52:43Bu adamlar,
52:44Müslüman olmadılar diye,
52:45Yola gelmediler diye,
52:47Yani,
52:48Bu adamlar,
52:48İslam'ı yaşamıyorlar diye,
52:50Onlara sadaka vermemezlik yapma Peygamberim.
52:53Onlara yardımda bulunmamazlık yapma.
52:56Kafir de olsalar,
52:58Başka dinde de olsalar,
53:00İslam düşmanı,
53:01Olmadıkları sürece,
53:03Onlara infaktan geri durma Peygamberim buyuruyordu Rabbimiz.
53:09İşte bu ayeti kerimesinde.
53:11Ayetin ifadesinden anlıyoruz ki,
53:14Muhtaç olan kişi,
53:15Hangi dinden olursa olsun,
53:17İslam'ı yaşasın ya da yaşamasın fark etmez,
53:22İhtiyacından dolayı,
53:24Ona infak edilmelidir.
53:27Çünkü,
53:28Bakın ayetin devamında deniyor ki,
53:31وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ خَيْرٍ يُوَفَّ اِلَيْكُمْ وَاَنْتُمْ لَا تُزْلَمُونَ
53:36Hayırdan ne harcarsanız,
53:37Yani ne infak ederseniz,
53:39Onun sevabı,
53:41Sizedir.
53:42Yani bundan anlıyoruz ki,
53:44İnfakın sevabı,
53:45O infakı yapana aittir.
53:48Yapılana değil.
53:49Yani infaktan doğacak sevab,
53:52İnfak edene aittir.
53:54Kendisine infak edilene değil.
53:56Öyleyse,
53:57İnfak edilen kişi,
53:59Ne olursa olsun,
54:00Nasıl olursa olsun,
54:02Kim olursa olsun,
54:03Hangi dine,
54:04Hangi inanca mensup olursa olsun,
54:06Muhtaç olduğu müddetçe,
54:08Ve İslam'la savaş halinde olmadığı müddetçe,
54:11Ona yardımda bulunmak,
54:13Müminlerin görevidir.
54:15Yani bu caiz midir,
54:17Değil midir diye,
54:18Bir tereddüde gerek yoktur,
54:20Diyor Rabbımız.
54:21Bizim toplumda,
54:23En çok tereddüt edilen hususlardan,
54:24Birisi de şudur.
54:26Efendim,
54:27Bu adam namaz kılmıyor.
54:28Bu adam İslam'ı yaşamıyor.
54:30Buna infak edilir mi?
54:31Deniyor.
54:31Nafile olan sadakalar,
54:34Müslüman olmayan,
54:35Başka din mensuplarına bile verilebilirken,
54:39Fasık Müslümanlara vermek,
54:41Öncelikle sahih olacaktır.
54:43Bunu unutmayalım.
54:44Evet,
54:45Nafile olan sadakalar,
54:47Müslüman olmayanlara da verilebilir.
54:49Yani Müslüman olmayan birine sadaka vermek,
54:52Caiz olduğuna göre,
54:53Allah'ın emirlerinden çıkmış,
54:55İslam'ı yaşamayan,
54:56Fasık bir Müslümana sadaka vermek,
54:59Haydi haydi sahih olacaktır.
55:02Kişi,
55:03Verdiğini Allah rızası için verdikten sonra,
55:06Verilen kişinin amelinin ne olduğu,
55:08Nasıl olduğu önemli değildir.
55:11Nitekim,
55:12Bakın,
55:12Bukhari ve Müslümin,
55:14Ebu Hureyre Efendimizden,
55:15Rivayet ettikleri bir hadislerinde,
55:18Allah'ın Resulü,
55:20Zina eden zaniye bir kadına,
55:22Veya bir zengine,
55:24Veya bir hırsıza,
55:25Sadaka veren bir kişi hakkında,
55:28Rabbımızın,
55:29Senin sadakan kabul olmuştur.
55:32Zina eden kadına gelince,
55:34Muhtemeldir ki,
55:35O,
55:36İnfakın sebebiyle,
55:37İffetini koruyacak ve,
55:39Zinadan vazgeçecektir.
55:41Zengine gelince,
55:43Muhtemeldir ki,
55:44İbret alacak ve,
55:45Allah'ın kendisine verdiğinden,
55:46O da infak edecektir.
55:48Hırsıza gelince,
55:50Muhtemeldir ki,
55:51O da hırsızlıktan vazgeçecektir,
55:53Buyurduğunu,
55:54Haber vermektedir.
55:56Evet,
55:57Bu ayeti kerimesinde,
55:59Rabbımız,
56:00Müslümanlara,
56:01Tüm muhtaçlara,
56:02Allah'ın rızasını talep ederek,
56:05Yardım ellerini uzatmalarını,
56:07Bir vecibe sayıyor.
56:08Vaktimiz yine doldu,
56:10İnşallah burada kalalım.
56:12Gelecek dersimizde,
56:14Yine bir şeyler söyledikten sonra,
56:16Rabbımızın,
56:16Öteki ayetlerini,
56:17Hep birlikte tanımaya geçmek üzere,
56:19Welhamdülillahi Rabbim.

Recommended