Skip to playerSkip to main content
Bakara 259-264: Ölü bir şehre uğrayan ve “Allah burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek?” diyen kimsenin 100 yıl ölü bırakılıp diriltilmesi misaliyle Allah’ın her şeye kadir olduğu gösterilir. İbrahim Aleyhisselam’ın “Ölüleri nasıl diriltirsin?” sorusuna Allah’ın dört kuş misaliyle verdiği cevap da aynı hakikati vurgular. Allah yolunda infak edenlerin durumu 700 kat ürün veren bir tohuma benzer; ama infakı gösteriş, başa kakma veya eziyetle bozanların ameli, ince toprakla örtülü kayaya düşen yağmur gibi heba olur. Güzel söz ve affedicilik, arkasından eziyet gelen sadakadan daha hayırlıdır.

Allah’ın kudretiyle ölüleri diriltmesi, infakın ihlasla yapılması ve gösterişle boşa çıkarılmaması vurgulanır. Gerçek infak, Allah rızası için köklü ve eziyetsiz olandır.

#AliKüçük #BakaraTefsiri #Diriliş #İnfak #İhlas #Kur'an #SesliTefsir

Category

📚
Learning
Transcript
00:01Euzü billahi min ashşeytanirracim, bismillahirrahmanirrahim.
00:07Elhamdülillahi Rabbil Alameen, wassalatu wa etammu teslimu ala seyyidina muhammadin al-mab'ooth rahmetan lil'alameen.
00:16Allahumma la sehla illa ma jajaltahu sehla, wa enta tej'alul hazna iza shikta sehla.
00:24Allahumma al-limna ma yenfu'na, wa anfu'na bima al-lamtana, wazitna alma bi rahmetke ya arhima r-rahmine.
00:33Ama ba't.
00:36Au kelleze mer على قرية وهي خاوية على عروشها.
00:42Kala anna yuhyi هذه الله بعد موتها, fa amatahu Allah mieta, thumma ba'athah.
00:50Kala kim labitha?
00:53Kala labithu yowman au ba'da yowmin.
00:58Kala bel labitha mieta aam, fa amdur ila ta'amika wa sharabika lam yetasenah.
01:06Fa amdur ila hamarika walinijعلك ayaan lilnaas, wa amdur ila al-azami kayif nunshizuha, thumma naksuha lahma.
01:17Falama tebiyen lehu, kala a'lamu anna Allah ala kull shay'in qadir.
01:24Waizh kala ibrahimu rabbi arini kayif tuhyi almowta?
01:29Kala, ewelem tuhmin?
01:32Kala, bela, walakin liyatma'inna kalbi.
01:36Kala, fa khud arba'atan minat tairi, fa surhunna ilayke, thumma j'al ala kulli jabal minhunna juzha, thumma dhuhunna
01:46yatineke sa'ya.
01:48Wa'lam ennallaha azizun hakim.
01:52Metelul lezine yunfikune emvalahum fi sebilillahi ke meteli habbetin embetet seb'a sela bile fi kulli tümbületin mi'etü habbe.
02:04Wallahu yudaaifu limen yaşa, wallahu wasi'un alim.
02:09İle ahiril ayat, sadakallahu'l-azim.
02:13Geçen dersimizde, Bakara suresinin 258. ayeti kerimesini tanımaya çalışmıştık.
02:23Bir tağutluk örneğini anlatmıştı Rabbimiz bize.
02:28İnşallah bu dersimizde, Bakara suresinin 259. ayetinden itibaren, öteki ayetleri tanımaya çalışacağız.
02:39Cenab-ı Hak duyduklarımızla, dinlediklerimizle iman etmeyi, razı olduğu bir biçimde iman etmeyi, sonra bu imanlarımızı yine Rabbimizin razı olduğu
02:51biçimde amele dönüştürmeyi, hayatımızda onları görüntülemeyi hepimize nasip ve mukadder kıldım.
02:58Geçen okuduğumuz ayetin devamı sadedinde, Rabbimiz ilah olarak, Rab olarak öldürücü ve diriltici olduğunu anlatmıştı.
03:13Ve öldürücü ve diriltici oluşuna da bir örnek verdikten sonra, yine çevremizde sürekli müşahede ettiğimiz bir ikinci delili daha.
03:25Bakın şöylece sunuyor Rabbimiz.
03:28Ev kellezi merra ala karyetin ve hiye kâviyetun ala uruşiha.
03:35Yahut da altı üstüne gelmiş, yani alabora olmuş bir şehre uğrayan kimse gibisini görmedin mi?
03:45Kâle, ennâ yuhyi hâzihillâhu ba'da mevtiha.
03:51Bunu, bu şehri, bu bölgeyi ölümünden sonra Allah nereden diriltecek ya da nasıl diriltecek demişti.
04:06Bunun üzerine Allah da onu yüz sene öldürdü, sonra da onu diriltti.
04:14Kâle, dedi ki Allah ona, kem lebitte, ne kadar kaldın?
04:19Kâle, lebihtu yevmen ev ba'da yevmin.
04:25O, dedi ki bir gün yahut bir günden biraz eksik kaldım ya Rabbi, dedi.
04:32Allah da buyurdu ki,
04:33Kâle, bel lebitte mi'ete âmin.
04:37Enzur ilâ ta'amike ve şerâbike lem yetesenne.
04:42Hayır hayır sen yüz sene kaldın.
04:46Öğleyken bak yiyeceğine ve içeceğine henüz onlar bozulmamış.
04:52Vendur ilâ himârike.
04:55Bir de eşeğine bi'bak hele.
04:57وَلِنَجْعَلَكَ آيَةً لِلنَّاسِ
05:00Ben bunları seni insanlara karşı kudretimizin bir alameti kılalım diye yaptık.
05:10Vendur ilâl azâmi keyfe nun şizuha thümme neksuha lahma.
05:16Fe lemma tebeyyene lehu kâle e'lemu ennallâha ala kulli şeyin kadîr.
05:22Hele o kemiklere bir bak.
05:25Onları nasıl birbirinin üzerine kaldırıyoruz.
05:30Sonra da onlara nasıl etlerini giydiriyoruz.
05:34Böylece gerçek ona açıkça belli olduktan sonra gerçek ona beyan edilince
05:40şimdi biliyorum ki Allah her şeye kadirdir dedi.
05:46Şimdi anladım ki Allah her şeye kadirdir dedi.
05:49Burada Bakara suresinin 259. ayeti kerimesinde anlatılan kişi de
05:57hadisenin geçtiği şehir de anlatılmamıştır.
06:02Sahabeden pek çoğunun ifadesine göre burada anlatılan kişi Hazreti Üzeyir'dir.
06:08Yine bu konuda söz söyleme hakkına sahip olan sahabenin alimlerinden bazılarının ifadesine göre
06:19bu şahıs Hazreti Ermiya'dır.
06:23Lut aleyhisselamın hizmetçisi şaya diyenler de olmuş.
06:27Bu konuda ihtilaf var.
06:29Hadisenin geçtiği şehir konusunda da Kudüs şehri üzerinde durulmuş.
06:36Buhtun Nasır'ın, Bahtun Nasır'ın saldırısı sonucu
06:40Kudüs'te oturan İsrailoğullarının pek çoğu öldürülmüş.
06:45Geri kalanlarla sürgün edilmiş ve Kudüs tamamıyla yakılmış, yıkılmış, yerle bir edilmiş.
06:53İşte bu manzarayı görünce demişti ki
06:57Allah burasını ölümünden sonra nasıl diriltecek?
07:06Bu ifadeyi birkaç anlamda söylenmiş olarak düşünüyoruz.
07:12Birincisi Allah yerin altı üstüne getirilmiş bu memleketi,
07:18alabora olmuş bu memleketi diriltecek.
07:22Buna inanıyorum ama nasıl diriltecek?
07:24Veya ne zaman diriltecek diyordu?
07:27Yani anlamak istiyordu, kavramak istiyordu
07:29veya bizzat bunu gözleriyle görmek ve itminana kavuşmak istiyordu.
07:35İkincisi ya da ben bunu istiyorum, ben buna say ediyorum.
07:42Yani ben bu şehrin ve şehir halkının dirilişine say ediyorum.
07:46Ben bu ülke insanının silkinmesini bekliyorum ama acizim.
07:52Bunun yolunu bilmiyorum, bilemiyorum.
07:55Allah bunu mutlaka yapacak.
07:58Yani Allah ölmüş olan bu şehri mutlaka diriltecek.
08:01Her şeyini kaybetmiş bu ülkeyi yeniden diriltecek Rabbim.
08:06Ama galiba ben göremeyeceğim diyerek hayıflanıyordu.
08:10Yani dirilişi hızlandırmak için çırpınıyor,
08:14ölmüş olan o insanların dirilişlerinin hızlandırılması için çalışıyor
08:20ve Allah'a dua ediyordu.
08:23Ya da bu ölüler nasıl dirilecek?
08:28Bu üzerlerine ölü toprağı serpilmişler.
08:32Bu her şeylerini kaybetmişler.
08:35Bu duyguları dumura uğramışlar.
08:37Nasıl dirilecekler?
08:38Heyha!
08:39Hiç de hayat emmaresi gözükmüyor.
08:42Bu şehir nasıl dirilecek?
08:44Bu toplum nasıl dirilecek?
08:47Bu insanlar nasıl Kur'an ve sünnetle tanışacak?
08:50Bu insanlar nasıl canlanacak?
08:52Hiç diriliş ümidi gözükmüyor.
08:55Ülkenin her tarafı dökülmüş saçılmış.
08:59Her yerde ölüm uykusu,
09:01her tarafta ölüm sessizliği.
09:03Allah'ım ben bu toplumu nasıl dirilteceğim?
09:08Karanlık, karamsarlık ve ümitsizlik ifadesi dökülüyordu dilinden.
09:15Bunu söyleyen o maksatla söylemiyor.
09:19Yani dirilişin mümkün olmadığını kast ederek
09:23ya da bundan şüphe ederek demiyor bunu ama
09:26anlıyoruz ki çaresizlik, umutsuzluk içinde bir dil düşmesi olarak anlıyoruz.
09:33Çünkü bu konuda yeniden diriliş konusunda
09:37Allah'ın ölmüşleri, ölüleri yeniden diriltmesi konusunda
09:42ümitsizlik kesinlikle küfürdür.
09:45Evet, orada ölüm sessizliğinin dışında hiçbir şey görememiş.
09:51O ülkede, o şehirde ölüm sessizliğinin dışında hiçbir şey görememiş.
09:57Bu sırada aklına bir takım sorular şekillenmiş.
10:02Allah burasını ölümünden sonra nasıl diriltecek diye
10:06ve bu sorular kalbini etkisi altına almaya başlayınca
10:40Allah'ı
10:41قال أعلم أن الله على كل شيء قدير
10:47Bunun üzerine Allah onu 100 yıl ölü bıraktı, öldürdü oracıkta ve 100 yıl ölü bıraktı, sonra da onu diriltti.
10:57Ve ona dedi ki Allah ne kadar kaldın? O dedi ki bir gün veya bir günden az kaldım.
11:03Allah dedi ki ona hayır 100 yıl kaldın, böyleyken yiyeceğine ve içeceğine bak ki henüz bozulmamış, eşeğine de bir bak
11:13ki bunu yapmamız seni insanlara ibret kılmamız içindir, kemiklere de bir bak nasıl bir araya getiriyoruz, sonra da onlara etlerini
11:24giydiriyoruz buyurmuştu.
11:25Allah ona bunu göstermek için 100 yıl uyutuverdi onu. Tam bir asırlık bir uyku.
11:33Aradan geçen bir asır içinde Allah ölmüş müminleri yeniden diriltti.
11:41Müminler Allah'ın izniyle silkinip dirilip Kudüs'ü yeniden fethettiler ve 30 sene içinde yeniden şehri imar ettiler ve Kudüs'te
11:52artık yeniden hayat başladı.
11:53Kudüs'te Müslümanların hayatı başladı, müminlerin hayatı başladı.
11:59Bunu bizzat gözleriyle görünce de dedi ki
12:08Artık şimdi biliyorum ki, şimdi kesinlikle bildim ve anladım ki gerçekten Allah her şeye güç getirendir, Allah her şeye kadir
12:18olandır.
12:19Veya işte bu şehir, bu ülke Türkiye'dir.
12:26Veya bu ülke, bu şehir İslam dünyasının herhangi bir bölgesidir.
12:32Her şey bitmiş, herkes ölmüş, her şey yıkılmış, her şey harap olmuş, ümmet yıkılmış, hilafet yok olmuş, medreselerinin üzerinde baykuşlar
12:45ötüşür, mescitleri fonksiyonlarını yitirmiş, sarıkları cübbeleri kaybolmuş, kitapları, sünnetleri muga olmuş, dinleri, imanları, cihatları, heyecanları törsümüş, her şeyleri alabora olmuş.
13:01Ümitsizlik karanlığı üzerlerine çökmüş, bu yıkılışı acı acı seyreden birileri de feryat ediyor.
13:10Ama kesinlikle inanıyoruz ki Allah bu ümmeti ölümünden sonra yeniden diriltecektir.
13:19Yüzyıl demiş burada, herhalde yüzyıl beklenecek.
13:23Tüm hayatta ölüm ve diriliş elinde olan Allah, öldüren ve dirilten Allah, ölüm ve diriliş bizzat kendi elinde olan Allah,
13:35dilediğini öldüren, dilediğini dirilten Allah, inşallah bizi de bizim toplumu da diriltecektir, bizim toplumu da adam edecektir.
13:46Bundan sonra yine öldürmeyle, yaratmayla alakalı, rububiyeti ve uluhiyetiyle alakalı Rabbimiz bir örnek daha verecek.
13:55Bakın Bakara suresi ayet 260.
14:23Hani İbrahim, ey Rabbim!
14:26Ölüleri ölmüşleri nasıl diriltirsin bana da göster demişti de, Allah buyurmuştu ki, inanmıyor musun ya İbrahim?
14:36Bunun üzerine İbrahim aleyhisselam dedi ki, evet inanıyorum ya Rabbi, ancak kalbimin mutmain olması için bunu istiyorum demişti.
14:45Yani kalbim itminana kavussun diye, ölüleri nasıl dirilttiğini görmek istiyorum demişti.
14:51Allah da buyurmuştu ki, öyleyse ey İbrahim dört kuş al, onları kendine alıştır, kendine yaklaştır,
15:01sonra da onlardan her dağa bir parça koy, sonra da onları kendine çağır, onlar sana koşarak gelirler.
15:11Bilesin ki ey İbrahim, Allah güçlüdür, Allah hakimdir, Allah hikmet sahibidir, Allah hakimiyet sahibidir.
15:21Evet, bu ayeti kerimede anlatıldığına göre İbrahim aleyhisselam dedi ki,
15:27Ey Rabbim, ölüleri nasıl diriltirsin, ölmüş insanları, ölmüş varlıkları nasıl dirilteceksin?
15:36Böyle bir soruyu kim soruyordu?
15:39İnanmayan birisi miydi bunu soran?
15:41Hayır, bunu soran Allah'ın peygamberiydi.
15:46Az evvel okuduk, Allah düşmanı Nemrut karşısında,
15:49benim Rabbim diriltir, benim Rabbim öldürür diyen bir peygamberin dönüp de,
15:55bu konuda inkar içinde olduğunu söylemek mümkün değildir.
15:59Bakın, İbrahim aleyhisselam burada diyordu ki,
16:03Ey Rabbim, ey hayat vermeye ve öldürmeye gücü yeten Rabbim,
16:08ölüleri nasıl dirilteceksin?
16:10Derken, ben biliyorum ve inanıyorum ki, sen ölüleri diriltensin.
16:15Fakat bu işi nasıl yaptığını, bana da göstermeni istiyorum ya Rabbi diyordu.
16:21İşte buradaki soru edatı, var olduğu kabul edilen bir şeyin keyfiyetini öğrenmek için kullanılır.
16:29Mesela, Hasan'ın ilmi nasıldır diye sormak,
16:33Hasan'ın ilminin var mı, yok mu olduğunu sormak anlamına değil,
16:38Hasan'ın ilmi var da, onun ilminin derecesini, yüksekliğini, alçaklığını sormak demektir.
16:45İşte buradaki soru da, pek tabidir ki,
16:49dirilişin, yani Allah'ın diriltmesinin olup olmayacağı ile alakalı değil,
16:54dirilişin nasıl olacağı ile, yani dirilişin keyfiyeti ile alakalı bir sorudur diyoruz.
17:02Evet, bu soru, Allah'ın peygamberi İbrahim aleyhisselamın,
17:07tekrar dirilişe inanmadığı, veya bu konuda herhangi bir şüphe içinde olduğu anlamına gelmez.
17:13İbrahim aleyhisselamın bu sorusunun altında bir şüphesinin olmadığını bilen Rabbimiz,
17:19bunu dinleyenlerin şöyle bir zehaba kapılmamaları için de,
17:24inanmıyor musun buyurarak, onun ağzından inanıyorum ya Rabbi sözünü bize duyurmak istemiştir.
17:32Bunun sebebini şöyle anlamaya çalışıyoruz.
17:35İbrahim aleyhisselam alelade bir insan değil, bir peygamberdi.
17:41Yani normal bir Müslümanın Allah'a karşı kulluk görevlerini yapabilmek için,
17:48bu ölmüşlerin dirilişini, diriliş gerçeğini gözleriyle görme ihtiyacı duymayabilir.
17:55Yani normal bir insan, böyle bir şeyin iştiyacını duymayabilir.
17:58Fakat bir peygamber, insanları kendisine çağıracağı her şeyi bizzat gözleriyle görmeliydi ki,
18:06görevini en güzel biçimde yapabilsin.
18:09İnsanlara sizi inanmaya çağırdığım şey, ben gözlerimle gördüm.
18:14Siz cahilsiniz ama biz biliyoruz.
18:18Siz körsünüz ama biz görüyoruz.
18:20Diyebilmeliydi İbrahim aleyhisselam, işte onun için ölmüş insanların, ölmüş varlıkların Allah tarafından bizzat nasıl diriltildiğini gözleriyle görmek istiyordu İbrahim aleyhisselam.
18:34Evet, onların bunu diyebilmeleri için Rabbimiz tarafından onlara göklerin ve yerin işleyiş biçimleri,
18:41göklerin ve yerin melekutu, cennet, cehennem, öldükten sonra dirilme gibi hususlar apaçık gösterilmiştir.
18:49Allah elçilerine bütün bunları apaçık göstermiştir.
18:53Konumları gereği, üstlendikleri görevleri gereği Allah onlara bunu göstermiştir diyoruz.
19:01İbrahim aleyhisselam, ya Rabbi bunu bana göster, ölmüş insanları, ölmüş varlıkları nasıl dirilteceksin, bunu bana göster Allah'ım deyince,
19:12bakın Rabbimiz buyurdu ki,
19:13İbrahim aleyhisselam, inanmıyor musun ya İbrahim, insanları, varlıkları tekrar dirilteceğime inanmıyor musun ey İbrahim?
19:24Bir şüphen mi var bu konuda?
19:26İbrahim aleyhisselam buyurdu ki,
19:29Evet inanıyorum ya Rabbi, ama
19:33Lakin kalbim tatmin olsun için istiyorum, kalbim doyuma ulaşsın diye, kalbim ikminana kavuşsun diye, inanıyorum ya Rabbi ama gözlerimle de
19:43göreyim de sana bağlılığım, sana teslimiyetim artsın istiyorum ya Rabbi.
19:49İbrahim aleyhisselam, kalbi mutmain olacaktı, tabi atamızın kalbi mutmain olunca da bizim kalbimiz de mutmain olacaktı, yani bu münasebetle Rabbimiz
20:03ölüleri nasıl dirilttiğini,
20:05Bakara suresinin 260. ayetinde anlatacak, biz de gözlerimizle görmüş gibi olacaktık ve biz de aynen İbrahim aleyhisselamın kalbinin ikminana kavuşması
20:16gibi, bizim kalplerimiz de ikminana kavuşacaktı, yani bizim kalplerimiz de bu konuda doyuma ulaşacaktı, ikminana kavuşacaktı.
20:25Allah da hayatın kuş gibi uçup giden bir şey olduğunu işaret etmek üzere ve ölüleri nasıl dirilttiğini göstermek üzere, bakın
20:37İbrahim aleyhisselama buyurdu ki,
20:51Ey İbrahim dört kuş al, onları kendine alıştır, kendine yaklaştır, sonra onlardan her dağa bir parça koy, sonra da onları
21:05çağır,
21:05Onlar sana koşarak gelirler, bil ki şüphesiz Allah azizdir, Allah hakimdir.
21:14Evet bakın Rabbimiz buyuruyor ki, Ey İbrahim dört kuş al ve onları iyice kendine alıştır, yani onlara iyice alış, yani
21:23duyularını onlar üzerine teksif ederek iyice onları tanı,
21:28Yani o kuşların şekillerini, renklerini, özelliklerini iyice öğren ve tanı ki, bunları başkaları ile karıştırma.
21:37Yani dirilip yanına gelen bunlar mıydı, yoksa başka kuşlar mıydı, bu konuda şüphem olmasın.
21:43İbrahim aleyhisselam aynen Rabbimizin buyurduğu gibi yaptı, dört kuş aldı, bunları iyice tanıdı.
21:51Sonra bunları kesip, etlerini birbirine karıştırarak, her bir parçasını bir dağ başına koydu, sonra onları tekrar kendisine çağırdı.
22:03Kuşların parçaları birleşerek, canlanmış olarak İbrahim aleyhisselamın davetine koşarak icabet ettiklerini İbrahim aleyhisselamın gözleriyle gördü.
22:13Siz de gördünüz değil mi bunu gözlerinizle?
22:16Yani siz de şahit oldunuz buna değil mi?
22:19Evet biz de gördük.
22:21Biz de gözlerimizle gördük ve şahit olduk ya Rabbi.
22:24Çünkü fikirler yanılır, duyular yanılır, gözler kulaklar yanılır, deneyler yanılır ama vahiy asla yanılmaz.
22:37Her şey yanılır ama Allah asla yanılmaz.
22:40Her şey yanılabilir ama ayetler asla yanılmaz.
22:44Allah asla şaşmaz ve şaşırtmaz insanları.
22:48Surenin önceki ayetlerinde demiştim ki, kişinin Allah'la öğrendiği bilgi, kendi kendine öğrendiği bilgiden her zaman üstündür.
23:01Yani kişinin kendi tecrübeleriyle, kendi duyularıyla öğrendiği bilgi yüzde yüz kesin ise de kişinin Allah'la öğrendiği bilgi, yani kişinin
23:14vahiyle öğrendiği bilgi yüzde bin kesinlik ifade edecektir.
23:18İşte biz o bilgiye yakin bilgi diyoruz.
23:21Bakara suresinin başlarında o konuda epey bir şeyler demeye çalışmıştım.
23:25İşte böyle İbrahim Aleyhisselam öldürdüğü kuşların dirilmiş olarak ve koşarak kendisine doğru geldiklerini görecek ve kalbi tatmin olacaktı.
23:38Demek ki bu ayeti kerimeden öğreniyoruz ki, insan kalbinin itminana kavuşmasının iki yolu vardır.
23:48Bunlardan birincisi, işte bu ayetin de ifadesiyle Rabbimiz'in göze hitap eden görsel ayetleri vardır.
23:56Rabbimiz'in kainatta serpiştirdiği ay gibi, güneş gibi, yıldızlar gibi, sema gibi, yağmur, bulut, kar, insan, bitki, ağaç gibi görsel
24:08ayetleri vardır.
24:09Bunlar Allah'ın varlığını bize anlatan ayetler ve alametlerdir.
24:14Bunlar bizim gözümüze hitap eden ayetlerdir.
24:18İkincisi de,
24:23Dikkat edin, kalpler ancak zikrullah ile itminana kavuşur.
24:27Kalpler ancak zikrullah ile doyuma ulaşır, sükunete erişir.
24:33Kalpler ancak Allah'ın zikri ile sıhhatine kavuşur.
24:37Ayetinin ifade ettiği, Kur'an-ı Kerim'deki kulağa hitap eden Rabbimiz'in işitsel ayetleri vardır.
24:45Onlar da Kur'an'ın ayetleridir.
24:47Öyleyse bizler kalplerimizin sükunete kavuşmasını, kalplerimizin doyuma ulaşmasını, itminana kavuşmasını istiyorsak,
24:58kalplerimizi istila etmiş, şüphe bulutlarını yok etmek üzere zikrullah ile yani Kur'an ile ve görsel ayetlerle sürekli beraber olmak
25:10zorundayız.
25:10Yani sürekli Rabbimiz'in gözümüze hitap eden şu kainatta serpiştirilmiş görsel ayetleriyle birlikte olmak zorundayız.
25:19Ve yine kalplerimizin itminana kavuşması için zikrullah dediğimiz Allah'ın Kur'an'daki metluv ayetleriyle yani kulağa hitap eden ayetleriyle birlikteliğimizi
25:31sürdürmek zorundayız ki
25:33o zaman kalplerimiz doyuma ulaşsın, kalplerimiz sıhhati elde etmiş olsun.
25:38Evet öldükten sonra dirilme konusunda şüphesi olmayan müminlerin kalplerinin tatmin olması için inanmayan kafirlerin de imana yönelmeleri için
25:51sürekli bu kitapla beraber olma zorunlulukları vardır.
25:57Bunu hiçbir zaman hatırımızdan çıkarmayalım.
25:59Bundan sonraki ayeti kerimesinde Rabbimiz yarın o mecburi zorunlu diriliş günü gelmeden önce Rabbimiz müminleri infaka teşvik edecek.
26:12Ey Müslümanlar! Rabbınızı tanıdınız.
26:17Gücünü, kudretini bildiniz.
26:20Bakara suresinin önceki ayetlerinde Rabbimiz bunu bize anlattı.
26:25Ey insanlar! Rabbimizin hayyuk hayyum olduğunu, gökte ve yerde ne varsa hepsinin mülkünün sahibi olduğunu,
26:35bir lahza bile uyuklamadan, gaflet etmeden kullarının işlerini deruhte ettiğini, öldüren ve dirilten olduğunu,
26:44Rabbimizin bütün bu özelliklerini, bütün bu sıfatlarını bildiniz.
26:48İnfakta bulunun.
26:51Maldan, candan, ilimden, akıldan, zamandan, görüşten ve sahip olduğunuz her şeyden infakta bulunun.
27:01Yani sahip olduğunuz şeylerin başkalarının da sahip olmasını sağlayın.
27:07Yani evinize götürdüklerinizden başkalarının evine de gitmesini sağlayın.
27:13Sahip olduğunuz şeyleri başkalarıyla da paylaşmayı becerin.
27:16İşte böyle bir Allah adına infakta bulunulur.
27:21İşte böyle bir Allah uğruna can da mal da feda edilmiş.
27:25İşte böyle bir Allah her şeye layık olan bir Allah'tır.
27:30Zaten Allah'ı tanımayan, Allah'ın gücünü, kuvvetini, Allah'ın mülkün gerçek sahibi olduğunu bilmeyen,
27:40mülkün ve hayatın kendisine ait olduğunu zanneden bir adam,
27:45hırlık bile veremez.
27:46Veremiyorlar da, işte görüyoruz.
27:48İşte Rabbimiz bu bölümde kendisini tanıttıktan sonra böylece bildiğiniz,
27:56böylece tanıdığınız, böylece inandığınız, benim hatırıma infakta bulunun buyuracak.
28:03Ve bu infak konusunda da iki örnek verecek Rabbimiz.
28:07İnşallah onları da tanımaya çalışacağız.
28:10Bakara suresi, ayet 261.
28:15Metelüllezîne yunfikûne emvalehum fî sebîlillâhi kemetheli habbetin embetet seb'a senâ bile
28:23fi kulli tübbületin mi'etü habbe.
28:27Vellâhu yudâ'ifu limen yeşâ, vallâhu vâsi'un alî.
28:32Rabbimiz bu ayeti kerimesinde şöyle buyuruyor,
28:36mallarını Allah yolunda infak edenlerin, harcayanların durumu bir tanenin durumu gibidir ki,
28:46yedi başak bitirmiş ve her başakta da yüz tane vardır.
28:52Vellâhu yudâ'ifu limen yeşâ, Allah dilediğine daha da kat kat artırır.
28:59Vellâhu vâsi'un alîm, Allah'ın rahmeti geliştir, Allah her şeyi geliştirir.
29:06Rabbimiz hatırlayın, daha önceki ayetlerde infak etmeyenlerin kafirler olduğunu,
29:14Allah'ın dostlarının müminler olduğunu, tağutun dostlarının da kafirler olduğunu anlatmıştı.
29:22Kafirler, tağutlar uğrunda, tağuti sistemlerin yaşaması uğrunda,
29:28nefisleri, putları, şeytanları ve şehvetleri uğrunda harcarlar.
29:34Müminler de Rableri ve Rablerinin sisteminin hakimiyeti adına harcarlar.
29:40Yani müminler cihat ve ilâ-i kelimetullah adına harcarlar.
29:44Ayet-i kerimede, Allah yolunda infak edenlerin sevaplarının kat kat artırılacağı anlatılıyor.
29:53Hatta bir iyiliğin karşılığının yedi yüze kadar çıkartılacağına dair bir misal veriliyor.
30:00Daha sonra bir amel ve o ameli işleyenlerin o ameli işlerken taşıdıkları ihlas ve samimiyetlerine göre de kat kat artırılacağı
30:13anlatılıyor.
30:14Yani yapılan infakın değeri ya da karşılığında takdir edilecek mükafat,
30:20o infakın, terdin, toplumun ve ümmetin problemlerine, sıkıntılarına ne ölçüde çözüm getirdiğiyle orantılıdır.
30:30Yani infaka takdir edilecek sevap, giderilen ihtiyaçla orantılıdır.
30:37Öyleyse şunu daha evvel çokça söylediğimi hatırlıyorum.
30:41İnfak, infak edilen şeyin hacmi, azlığı, çokluğuyla ilgili değildir.
30:47Mesela bir çuval kurması olup da bunun yüz tanesini Allah yolunda infak eden kişiyle,
30:55bir tek kurması olup da ona ihtiyacı varken,
30:58bölüp yarısını bir Müslüman kardeşine infak eden kişi elbette bir değildir.
31:04Yani burada mükafatın takdirinde azlık, çokluk değil,
31:09diyet ve giderilen sıkıntının türü önemlidir.
31:12Öyleyse müminler infak için bir taneyi bile küçük görmemeli
31:17ve onu Allah adına harcamayarak Allah'tan kıskanmamalıdır.
31:22Elimde bir tanem var, onu da Allah yolunda harcarsam,
31:27o da yok olup gidecek dememelidir.
31:30Bakın Allah önce dirilme sırrından söz etti.
31:34Eğer bu dirilme sırrı olmasaydı, o bir tane yok olup giderdi.
31:39Ama bakın Allah onun yok olup gitmediği gibi,
31:43çok daha fazlasıyla mukabelede bulunacağını anlatıyor.
31:47Diyor ki bakın,
31:48Allah dilediğine harcadığının karşılığında daha kat kat verir.
31:57Muhakkak ki Allah vasidir, Allah kalimdir.
32:01Evet Allah vasidir, yani geniş olandır, genişlik sahibidir.
32:06Yani dilediğine dilediği kadar kat kat ve hesapsız verendir.
32:11Ve bir de Allah alimdir.
32:13Yani kime ne kadar vereceğini çok iyi bilendir.
32:17Verenin verirken hangi şartlarda ve ne niyetle verdiğini en ince teferruatına kadar bilen
32:23ve de verene vereceğini nasıl takdir edeceğini çok iyi bilendir Allah.
32:27Evet, işte infakın karşılığı budur.
32:32Ama şurası da unutulmamalıdır ki,
32:35her infak bu mükafaata layık değildir.
32:38Yani her infakçıya bu sevap verilmez.
32:42Bakın bundan sonraki ayeti kerimesinde bu hususu anlatırken Rabbimiz şöyle buyuruyor,
32:47Bakara suresinin 262. ayeti kerimesi.
32:51اَلَّذ۪ينَ يُنْفِقُونَ اَمْوَالَهُمْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ
32:55اُمَّ يُتْبِعُونَ مَا اَنْفَقُوا مَنَّنْ وَلَا اَذَنْ
32:59لَهُمْ اَجْرُهُمْ عَنْدَ رَبِّهِمْ
33:01وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
33:05Mallarını Allah yolunda infak edip,
33:09sonra da harcadıklarını binnet ve eziyet vesilesi kılmayanlar var ya,
33:14işte onların mükafatı Rableri katındadır.
33:19وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
33:22Onlar için korku yoktur ve onlar asla mahzun da olmayacaklar.
33:26Yani onlar asla üzülmeyeceklerdir.
33:29Evet Rabbimiz kendi rızası uğrunda yapılacak infakın çok değerli olduğunu,
33:36çok büyük sevaplara layık olduğunu anlattı.
33:39Ama bu ayeti kelimesinde de büyük sevaplara nail olabilmek için
33:44bir takım şartların yerine getirilmesi gerektiğini anlatıyor.
33:49Rabbimizin anlattığı bu şartlar yerine getirilmedikçe
33:52hatta yapılan harcamaların boşa gideceği anlatılıyor.
33:57Bu şartlardan birisi işte ayeti kerimede Rabbimiz anlatıyor,
34:02infakta men olmayacak.
34:05İkincisi de eza olmayacak.
34:07Men ve eza infakın bereketini kaçıran iki kötü özellik olarak zikrediliyor.
34:14Men bunun iki anlamı var.
34:18Birisi başa kalkmak demektir.
34:21Yani baş kalkıncı yapmak.
34:22İkincisi de az verip çok istemektir.
34:26Birinci manasıyla men iyilik yaptığı kişiye karşı,
34:31yani infakta bulunduğu insana karşı yaptığı bu iyiliği sayıp dökmektir.
34:37Ben sana şunu şunu vermiştim, ben sana şunu yapmıştım gibi yaptığı bu iyiliği sürekli
34:43hatırlatıp kendisine karşı ödemesi gereken haklarının bulunduğunu,
34:49yani minnet borcu olduğunu sürekli hissettirip durmasıdır ki,
34:52işte bu sadakanın ecrini, cevabını kaçırdığı gibi onu tepten yok etmektedir.
34:58Hani devamlı anlatılır.
35:02İki arkadaş bir yere giderlerken birisinin şemsiyesi varmış, ötekisinin hiçbir şeyi yokmuş.
35:09Şemsiyesi olan arkadaşını da bu şemsiyenin altına almış,
35:15şemsiyesinden onu da istifade ettirerek ıslanmaktan kurtarmış.
35:18Ama bunu bir türlü unutmamış adam.
35:22İkide bir arkadaş hatırlıyor musun, o gün ne yağmur yağmıştı be.
35:26Eğer benim şemsiyem olmasaydı sırılsıklam ıslanmıştın.
35:30Dua et ki benim şemsiyem.
35:32Filan sürekli böyle bunu hatırlatıp durmasından rahatsız olan arkadaşı,
35:37orada bir ırmağın içine kendisini atar ve der ki,
35:41evet senin şemsiyen olmasaydı herhalde bundan daha beter olmayacaktım der.
35:47Aslında ecdadımız birine yaptığın iyiliği hemen unut ama kendine yapılan iyiliği sakın unutma der.
35:58Birine iyilik yapıldığı zaman hemen bunun unutulması gerekmektedir.
36:03Men kelimesinin birinci manası budur yani başkakıncı yapmak.
36:07Bu kelimenin ikinci manası Müddessir suresinin beşinci miydi altıncı miydi ayetinde de ifade buyurulduğu gibi
36:17yaptığı işi çok görerek ya da az şey vererek çok şey istemektir.
36:23Bu ayeti kerimesinde Rabbimiz Peygamber Efendimiz'e buyurur ki,
36:28daha iyisini beklediğinden dolayı sakın ha peygamberim insanlara iyilikte bulunayım deme.
36:34Yani halk arasında da söylenir, kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez mantığıyla insanlara iyilikte bulunmaya kalkma peygamberim.
36:45Ben bunu bir kere arabama bindirirsem bu bana araba alır, beklentisiyle hareket etme.
36:51Yani hareketlerini buna bina etme peygamberim.
36:54Veya sen kendini çok iyiliğe layıksın zannederek hareketlerini öylece düzenleme.
37:00Veya karşındakini minnet duygusu altında tutma peygamberim.
37:05Yani az verip çok şey bekleme.
37:08Hem toplumsal planda hem de Allah'a karşı görevlerinde öyle davranma.
37:13Allah'a karşı mesela efendim namazımızı kılıyoruz, abdestimizi de alıyoruz.
37:19Elbette Allah bizi koymayacak da cennetine sığırları mı koyacak gibi az yaptığın şeyler karşılığında tam kulluğun gereği olan cenneti bekleme.
37:29Veya sosyal ilişkiler içinde karşındakine iki ayet anlattım diye iki çay ikram etmesini bekleme.
37:38Ya da iki hadis anlattım diye aferin demelerini bekleme.
37:42Veya ben bunlara İslam'ı teblig ettim diye hemen karşındakilerin hayatlarının değişmesini bekleme.
37:49Yani karşındaki insanlara yaptığın bir iyilik, bir infak karşılığında onların sana minnet duymasını isteme peygamberim.
37:59Evet demek ki infakta iyilikte men olmayacak.
38:04Bir de ceza da olmayacak.
38:06Yani birisine yaptığımız bir iyiliğin karşılığında ya da yaptığımız bir infakın, ikramın karşılığında ondan mükafat beklemeyeceğiz.
38:16Onun bizim karşımızda ezilip üzülmesine izin vermeyeceğiz.
38:21Evet men olmayacak bir de eziyet olmayacak diyor Rabbimiz.
38:26Eziyet ise birine verdiği şeyden ya da yaptığı iyilikten ötürü ona karşı tahakküm etmeye kalkışmak demektir.
38:34Yani kendisini harcama yaptığı, infakta bulunduğu kişiden sürekli üstün görmek ve onu ezmeye çalışmak ve infakta bulunduğu kişiyi sürekli alçaltmak
38:47demektir ki Allah korusun bu da yapılan infakın sevabını giderdiği gibi hüsbütün onu ortadan kaldırmaktadır.
38:55Ya da eza tiksindirmek demektir.
38:59Bizim köyde bu konuda söylenen güzel bir söz var.
39:03Eza iyiliğe balgam atmak demektir.
39:06Yani iyiliğe balgam atmak, iyiliği yok etmek demektir.
39:11Eğer iyilik Allah için yapılmışsa arkadaşlar o Allah buna her zaman layıktır.
39:17Öyleyse tiksindirerek, iyiliğe balgam atarak karşımızdaki iyilik yaptığımız kişiyi ezmenin anlamı yoktur.
39:25Binaenaleyh sadaka verenler, yardımda bulunanlar, yardımda bulundukları insanlara karşı bu yardımı psikolojik bir komplekse dönüştürenler, yaptıkları iyiliklerle karşılarındakini ezmeye çalışanlar
39:40bu amellerinin boşa gittiğini bilmelidirler.
39:44Böyle bir iyiliği, böyle kan kusturarak yapılmış bir infakı Allah hiçbir zaman kabul etmiyor.
39:51Bunu unutmayalım.
39:53Çünkü bu amel Allah için değil, başkaları için veya kendisinin daha faziletli, daha üstün olduğunu ispat etmek için yapılmış bir
40:02ameldir.
40:02Zira böyle insanlar vardır ki, böyle eziyetlere maruz kalmaktansa aç kalıp ölmeyi bile tercih ederler.
40:11Böyle şerefli insanlar vardır yeryüzünde.
40:15Kendi şeref ve onurlarını kaybetmektense, yokluk ve sıkıntı içinde yaşamayı,
40:21izlet ve şereflerine mal olan bir zenginliğe tercih eden yığınlarla insan vardır.
40:26Onların izlet ve şereflerini rencide etmenin anlamı yokmuş.
40:31Bakın, İnsan Suresinin herhalde 7. 8. ve 9. ayetlerinde Rabbimiz şöyle buyuruyor.
40:41Daha önceki derslerimizde onu demeye çalışmıştım.
40:45Geri gelmişken bir daha okuyalım.
41:01O müttakiler, o gerçek Müslümanlar,
41:04yemeği kendi ihtiyaçları varken yoktula, yetime ve esire yedirirler.
41:11Ve de yedirirken de onlara şöyle derler.
41:16Kardeşlerim, ey Müslümanlar, biz size Allah rızası için yediriyoruz.
41:22Sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür beklemiyoruz.
41:26Çünkü biz Rabbimizin zed çehreli, abuz çehreli, asık suratlı bir günün azabından korkarız derler.
41:34Yani kendilerinin o yemeğe ihtiyaçları varken yedirirler veya seve seve yedirirler veya Allah sevgisinden ötürü yedirirler ya da sevdiklerinden yani
41:48sevdikleri yemekten yedirirler.
41:50Bir, bir de yedirirken yedirdiklerine şöyle derler.
41:55Size Allah için yediriyoruz.
41:57Sizden bu konuda ne bir karşılık isteriz ne de bir teşekkür bekleriz derler.
42:03Değilse ben size yediriyorum, ben size yardım ediyorum.
42:07O halde siz de benim karşımda şöyle şöyle davranmak zorundasınız.
42:11Yani elimi bari öpmeniz lazım, ben gelince ayağa bari kalkmanız lazım, sözümü dinlemeniz lazım vs. vs.
42:19Gerçek müminler böyle yapmazlar.
42:23Müminler yaptıklarını Allah için yaparlar.
42:26Ona başka şeyleri asla karıştırmamaya çalışırlar.
42:30Ama bakıyoruz bugün yemek yedinenlere, ziyafet çekenlere bakıyoruz.
42:36Ne adına yapıyorlar bunu?
42:38Dergiye abone toplayalım diye, dergaha adam bulalım diye,
42:43partiye üye kaydedelim diye veya cemaatın sayısını arttıralım diye
42:48ya da hoca desinler diye, hacı desinler diye, zengin desinler diye,
42:53beni adam yerine koysunlar diye,
42:56bugüne kadar kazandığım sosyal statümü kaybetmeyeyim diye
43:00ya da bugün tavuk vereyim de yarın kaz gelir diye
43:04ya da kasamı doldurayım kesemi şişireyim diye.
43:08Allah korusun bugün insanlar bunun için yediriyorlar.
43:12Veya işte başa kalkıyorlar,
43:14yedirdiklerini ezme adına yediriyorlar ki
43:17Allah korusun bunların hiçbirisi Allah'ın istediği ikram değildir.
43:23Öyleyse, başa kalkılarak, baş kalkıncı yapılarak,
43:27yapılan ikram sürekli gündemde tutularak
43:30ya da eziyet edilerek, yapılan bir iyilik karşılığında karşısındakine
43:37hükmetmeye kalkışılarak sadakalarımızı boşa çıkarmayalım inşallah.
43:43Böyle yapmaktansa onların onurlarını kıracak,
43:47onların izzeti nefislerini rencide ederek bir şeyler vermektense
43:51onlara güzel bir söz söylememiz,
43:55maruf bir söz söylememiz daha hayırlıdır.
43:58Bakın bundan sonraki ayeti kerimesinde
44:01Bakara suresinin 263. ayeti kerimesinde
44:05Rabbimiz o hususu şöylece anlatıyor.
44:16Güzel bir söz, maruf bir söz ve bağışlama
44:21arkasından eziyet gelen sadakadan daha hayırlıdır.
44:26Güzel bir söz, maruf bir söz ve de bağışlama
44:30eziyetle verilen bir sadakadan daha hayırlıdır.
44:34ve allahu ganiyün halim
44:37Bilesiniz ki Allah ganiyidir, Allah halimdir.
44:41kavlun marufun
44:43Onlara güzel söz söyleyin,
44:47onlara tatlı söz söyleyin,
44:48hoşgörülü olun.
44:51Onlara yardımda bulunarak
44:52arkasından, burunlarından getirmenizden
44:55onların onurlarını kırmanızdan
44:58daha iyidir diyor Allah.
45:00Şunu hiçbir zaman unutmayın ki
45:03Allah sizden daha zengindir.
45:06Ve sizin bu şekilde yapacağınız yardımlara da
45:09Allah'ın asla ihtiyacı yoktur.
45:11Çünkü
45:12İslam'da eziyetleri engellemek
45:14menfaatı celbetmekten daha evladır.
45:18Yani
45:19ihtiyaçlı olan kişiye, fakir kişiye
45:22güzel söz söylenir.
45:24Güler yüz gösterilir.
45:26Eğer ona
45:27o anda verebilecek bir şeyimiz yoksa
45:29kardeşim şu anda imkanım yok.
45:32Allah sana rızık versin.
45:34Allah sana hayırlı rızıklar versin.
45:37Allah senin ihtiyaçlarını gidersin.
45:39Allah yardımcımız olsun gibi
45:41güzel söz söylenir.
45:43Ve de o kişinin
45:44ihtiyacını açığa vurmak
45:46kusuru affedilirse
45:47hem Allah'ın rızası kazanılır
45:50hem de ihtiyaç sahibi kişinin
45:52kin, haset ve nefreti
45:54engellenmiş olur.
45:56Zannediyorum
45:57Müslüm'deydi
45:58Allah'ın Resulü
46:00bir hadislerinde
46:01bakın şöyle buyuruyor
46:02güzel söz
46:04sadakadır.
46:05Müslüman
46:06kardeşini
46:07güler yüzle
46:08karşılaman
46:09iyiliktir buyurur
46:10Allah Resulü
46:11Hz. Muhammed Aleyhisselam.
46:13Öyleyse
46:14insanlara
46:15söylenebilecek
46:16en güzel söz
46:17birine
46:18bir şeyler verirken
46:19şöyle demektir.
46:20Al kardeşim
46:21bu benim değil
46:23senindir.
46:24Ben şu anda
46:25sana benim olan
46:26bir şey değil
46:27senin kendin
46:28olan bir şey veriyorum.
46:30Bu senin hakkındır.
46:31bu benim malımın içinde
46:33sana verilmek üzere
46:34Allah'ın
46:35bana verdiği
46:36hakkıdır.
46:37Allah bunu
46:37sana verilmek üzere
46:39bana vermiştir
46:40demek zorundayız.
46:41İşte böylece
46:43karşımızdaki
46:44istemek durumunda
46:45kalmış
46:46bizim paramıza
46:47bizim infakımıza
46:48ihtiyacı olan
46:49kardeşimizin
46:50biz nefesini
46:51rencide etmeyeceğiz.
46:53Onun
46:53kinini
46:54nefretini
46:55böylece
46:56engellemiş olacağız.
46:57Me'arit
46:58suresindeydi
46:59Allah öyle diyordu
47:00ve lezine
47:01fi emvalihim
47:02hakkun
47:03malumun
47:03listaili
47:04vel mahrum
47:05onların
47:06mallarında
47:07yani
47:07zenginlerin
47:08mallarında
47:09isteyen
47:10ve isteyemeyenlerin
47:11hakkı vardır
47:12buyuruyordu ya
47:12Rabbimiz
47:13işte bu
47:14verdiğimiz
47:15bizim
47:15malımızın
47:16içinde
47:16onlara
47:17verilmek üzere
47:18Rabbimizin
47:19koyduğu
47:19fazlalıktır
47:20ve onu
47:21onlara
47:22güzellikle
47:22ulaştırmak
47:23zorundayız.
47:24bu konunun
47:25önemini
47:25biraz daha
47:27perçinlemek
47:27için
47:28bakın
47:28Rabbimiz
47:29bundan sonraki
47:30ayeti
47:31kerimesinde
47:31yine bu hususu
47:33anlatarak
47:33şöyle buyuruyor
47:34ayet
47:35264
47:36ya eyyuhaladzine
47:38amanu
47:38la tuttlu
47:39sadaqatikum
47:40bilmeni
47:41والاذا
47:42kellezi
47:43yunfiqu
47:43maalahu
47:44riyaa
47:45الناس
47:46ولا yukmin
47:47بالله
47:47واليوم
47:48الاخir
47:48فمثله
47:49كمثل
47:50الطفان
47:51عليه
47:52طراب
47:52فأصابه
47:54وابل
47:54فتركه
47:55صلدا
47:56لا
47:57يقدرون
47:58على شيء
47:58مما
47:59كسبوا
47:59والله
48:00لا
48:00يهدي
48:01القوم
48:01الكافرين
48:02اي
48:03ايمان
48:04دنر
48:06sadakalarınızı
48:07Allah'a
48:07ve ahiret
48:08gününe
48:08iman etmeyen
48:10ve mallarını
48:11insanlara
48:12gösteriş olsun
48:13diye infak eden
48:14kimseler gibi
48:15başa kakarak
48:17veya
48:17eziyet ederek
48:19eziyet vererek
48:20boşa çıkarmayın
48:21bu kişilerin
48:22harcamalarının
48:23durumu
48:24infaklarının
48:25durumu
48:25üzerine
48:27ince toprak
48:28örtülmüş
48:29sert
48:29ve kaygan
48:30bir araziye
48:31benzer
48:32sert ve kaygan
48:33bir kayaya
48:34benzer
48:34ona
48:36o araziye
48:37o kayanın
48:38üzerine
48:38şiddetli bir
48:40yağmur
48:40isabet eder de
48:41toprağını
48:42götürür
48:43ve
48:44çırılçıplak
48:45bir hale
48:45getirir
48:45işte
48:47onlar
48:47kazanç olarak
48:48bir şey
48:49elde edemezler
48:50kar olarak
48:51bir şey
48:51mükafat olarak
48:52bir şey
48:53elde edemezler
48:53şüphesiz ki
48:55Allah kafir olan
48:56bir kavme
48:57hidayet etmez
48:58Allah
48:59Allah kafirleri
49:02asla
49:03hidayetine
49:04erdirmez
49:05hidayete
49:05ulaştırmaz
49:06bu tür hareketler
49:08imanla
49:09islamla
49:10asla
49:11bağdaşmaz
49:11bağdaşamaz
49:12yani imandan
49:14kaynaklanan şeyler
49:15değildir
49:15bunlar
49:16çünkü
49:17iman
49:18iman
49:19sahiplerini
49:20korumayı
49:21ve desteklemeyi
49:22emreder
49:23iman
49:24iman sahiplerinin
49:26imanlarını
49:27yaşayabilecek
49:27huzura
49:28kavuşturulmalarını
49:29emreder
49:30iman
49:31kendisinden
49:32kaynaklanarak
49:33yapılan
49:34amellerin
49:35boşa
49:35çıkarılmamalarını
49:36emreder
49:37bakın
49:38Rabbimiz
49:39bu ayeti
49:40kerimesinde
49:41mallarını
49:42gösteriş için
49:43harcayan
49:44ve de
49:45harcadıklarını
49:46başkakıncı
49:47yapan kimseleri
49:48Allah'a ve
49:49ahirete
49:49inanmayan
49:50insanların
49:51yanı başında
49:52zikrediyor
49:52Allah'a
49:54ve ahiret
49:55gününe
49:55iman etmeyenler
49:56mallarını
49:57gösteriş
49:58ya da
49:58dünyevi
49:59menfaatler
49:59elde etmek için
50:01harcarlar
50:01diyor
50:01bir yere
50:03bir harcama
50:04yapacakları zaman
50:05evvela
50:06bununla
50:07ne kazanacaklarını
50:08hesap ederler
50:09bunlar
50:10bu yaptıklarının
50:12karşılığını
50:13kesinlikle
50:13Allah katında
50:14bulamayacaklardır
50:16çünkü
50:17bunlar
50:17bu adamlar
50:18bu yaptıklarını
50:19Allah için
50:20yapmamışlardır
50:21menfaat ve
50:23riya için
50:23yapmışlardır
50:24hani
50:25hizmetçi kızın
50:26birisi
50:27ağlıyormuş
50:27ne yapıp
50:29ettiysem
50:30bir türlü
50:30ağamı memnun
50:31edemedim
50:32diye
50:32kızcağız
50:33ağlıyormuş
50:34komşu kadın
50:35sormuş ona
50:36kızım
50:36nasıl hizmet ediyorsun
50:38ağına
50:38bir anlatsana
50:39bana
50:39demiş
50:40kızcağız
50:42anlatmaya
50:42başlamış
50:43işte
50:44en güzel yemekleri
50:46yapıyorum
50:46en güzel
50:48yağları
50:48döküyorum
50:49en güzel
50:50tabaklara
50:51koyuyorum
50:52üzerine
50:53üzerine de
50:53bir tezek
50:54örtüyorum
50:54en güzel
50:55en taze
50:56bir hayvan
50:57tezeğini de
50:58üzerine
50:58kapatıyorum
50:59sonra da
51:00ağama takdim
51:01ediyorum
51:01ama bir türlü
51:02ağama kendimi
51:03beğendiremiyorum
51:04diyormuş
51:05işte
51:06kimileri de
51:06böyle yapıyor
51:07adam
51:08güzel güzel
51:09ameller işliyor
51:10ama
51:11o amellerinin
51:12üzerini
51:13tezekle
51:13kapatıyor
51:14yani
51:15riya ile
51:16gösterişle
51:17kapatıyor
51:17halbuki
51:18Allah böyle bir
51:19ameli
51:20kabul etmeyeceğini
51:21söylüyor
51:22Allah
51:23sadece
51:24kendisi için
51:26kendisi adına
51:27yapılacak amelleri
51:28kabul edeceğini
51:29söylüyor
51:29eğer bir amel
51:31hem Allah için
51:33hem de
51:33başkaları
51:34görsün diye
51:35yapılmışsa
51:36ben böyle bir
51:37amelden
51:38münezzehim
51:39ben böyle bir
51:40amelden
51:40uzağım
51:41diyor Rabbimiz
51:42ben
51:43onu
51:43kıyamet günü
51:45bana ortak
51:46ettiği
51:46ortağıyla
51:47onu baş başa
51:48bırakacağım
51:48hadi
51:49onu da
51:50bana yaptığın
51:51amele ortak
51:52etmiştin
51:52mükafatını
51:54ondan iste
51:54diyeceğim
51:55diyor Rabbimiz
51:56öyleyse
51:57böyle
51:58gösteriş olsun
51:59diye
52:00infakta bulunan
52:01ya da
52:02az evvelki
52:04ayetlerde
52:05ifade edildiği gibi
52:06infakını
52:07başkakıncı
52:08yapan
52:08insanların
52:09durumunu
52:09anlatırken
52:10bakın bir örnek
52:12veriyor Rabbimiz
52:12sert bir
52:14kayalık
52:15arazi
52:15düşünün ki
52:16yağan yağmurlar
52:17üzerinden
52:18kolayca
52:19akıp
52:19gitmektedir
52:20bu
52:21sert
52:22arazinin
52:23üzerinde
52:23incecik
52:24bir toprak
52:25tabakası
52:25var
52:26ve siz
52:27bunun üzerine
52:28bir şeyler
52:28ekiyorsunuz
52:29o
52:30arazinin
52:31üzerine
52:31incecik
52:32toprak
52:32tabakası
52:33olan
52:33kayalık
52:33arazinin
52:34üzerine
52:34bir şeyler
52:35ekiyorsunuz
52:36ve o
52:37ektiğinizi
52:37korumaya
52:38ve yetiştirmeye
52:39çalışıyorsunuz
52:41tohum çıkıyor
52:42filizleniyor
52:43dışarıdan
52:45tohum
52:45filizlenip de
52:46dal budak
52:47kaldı diye
52:48bakıp
52:48bakıp
52:49seviniyorsunuz
52:50sonra
52:51bardaktan
52:52boşanırcasına
52:53bir yağmur
52:54yağmaya
52:54başlıyor
52:55ve
52:55yağan
52:56yağmur
52:57selleri
52:57o
52:58kayalığın
52:58üzerindeki
52:59o
52:59incecik
53:00toprak
53:01katmanını
53:01üzerindeki
53:03filizlerle
53:03beraber
53:04söküp
53:05silip
53:05süpürüveriyor
53:06ve
53:07sonunda
53:08çekilen
53:08tüm
53:09zahmetler
53:10tüm
53:10emekler
53:11harcanan
53:12tüm
53:12mesailer
53:13bir anda
53:13yok olup
53:14gidiyor
53:14zira
53:16bu
53:16filizler
53:17köksüzdür
53:18bu
53:19tohumların
53:20tutunurlulukları
53:22yoktur
53:22işte
53:23aynen
53:24bunun gibi
53:25amellerini
53:26köklü bir
53:27imana
53:27dayandırmayan
53:28basit ve
53:29köksüz
53:30menfaatler
53:31ve gösterişler
53:32için yapan
53:32kişilerin
53:33amelleri de
53:34böyle yok
53:35olup
53:35gidecektir
53:35diyor Allah
53:36yani
53:37onların
53:38amelleri
53:39hebaen
53:40mensura
53:40mahkum olacak
53:41yarına
53:42intikal
53:43etmeyecek
53:43ve Allah
53:44katında
53:44en ufak
53:45bir
53:45faydasını
53:46bile
53:46göremeyeceklerdir
53:48vaktimiz
53:49yine doldu
53:50inşallah
53:50burada kalalım
53:51gelecek
53:53dersimizde
53:53yine bir şeyler
53:54söyledikten sonra
53:55Rabbımızın
53:56öteki ayetlerini
53:57hep birlikte
53:58tanımaya
53:58geçmek üzere
53:59velhamdülillahi
54:00Rabbimiz

Recommended