- 2 days ago
Bakara 25–28’de Allah, iman edip salih amel işleyenlere ebedî cenneti müjdeler: altından ırmaklar akan, rızkı tükenmeyen ve huzuru bozulmayan bir hayat. Ardından insanı sarsan bir soru gelir: Bunca delil ortadayken Allah nasıl inkâr edilir? Sizi yoktan var eden, öldürecek ve yeniden diriltecek olan O’dur. Kur’an’a teslim olan hidayet bulur; sözünü bozan ve yeryüzünde fesat çıkaran ise kendi kaybını hazırlar.
İstersen daha vurucu ya da daha davet tarzında bir versiyon da yapabiliriz.
İstersen daha vurucu ya da daha davet tarzında bir versiyon da yapabiliriz.
Category
📚
LearningTranscript
02:26Demek ki gerçek Müslümanlığın sonucu bizim kadınlarımızın da plajlarda yer edinebilmeleriymiş.
02:34Bir başkası şunu diyebiliyor.
02:37Eğer bugün bizler ciddi Müslümanlar olabilseydik bugün memleketimiz fabrikalardan geçilmeyecekti.
02:44Eğer gerçekten Müslümanlar olabilseydik işte Ankara yolu çift otoban yol olurdu.
02:51Ya da eğer biz gerçekten Müslüman olabilseydik bu ülkede İslam devletini kurardık.
02:57Demek ki gerçek Müslümanlığın sonucu bunlara kavuşmakmış.
03:04Bütün bunları hep uyduruyoruz kendi kafamızdan.
03:07Allah hiç de öyle demiyor.
03:08Eğer inanırsanız ve salih amel işlerseniz ne var karşılığında?
03:14Bakın Allah diyor ki
03:15اَنَّ لَهُمْ جَنَّاتِ
03:18Onlar için cennet var.
03:20İşte bu kadar.
03:22Halbuki bakın Allah'ın Resulü
03:24Akabede kendisiyle biatleşen insanlara İslam'ı anlattı, anlattı da
03:30onlar dediler ki
03:31Ya Resulallah eğer biz bu dediklerinizi yaparsak
03:36yani dediğin biçimde yaparsak, yaşarsak
03:39karşılığında bize ne var?
03:41Ne elde edeceğiz bu işin sonunda?
03:43dediler Allah'ın Resulü onlara uyurdu ki
03:47bu işin karşılığında kurma bahçeleri var demedi.
03:51Yani gerçekten dediklerimi yaparsanız
03:54gerçekten Allah'ın istediği biçimde Müslümanlar olursanız
03:58Yemen'e vali olacaksınız demedi Allah'ın Resulü.
04:01Bizans sizin olacak demedi.
04:03Peki ne dedi?
04:04Dedi ki cennet var.
04:07İman ve salih amelin karşılığında cennet var.
04:11Zaten iyi bir Müslümana cennet vaadi vardır.
04:15İyi bir Müslümana hükümet vaadi yoktur.
04:19İyi bir Müslümana devlet vaadi yoktur.
04:22Sıhhat vaadi yoktur.
04:24Bolluk ve zenginlik vaadi yoktur.
04:26Müslüman olursak devlet kurarız değil mesele.
04:29Çünkü devlet Müslüman olmanın vazgeçilmez şartı değildir ama
04:33cennet Müslüman olmanın vazgeçilmez şartıdır.
04:38اَلَّذ۪ينَ اَامَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ
04:42اَنَّ لَهُمْ
04:44İman eden ve imanlarını amele dönüştürenler için
04:48ne var onlar için?
04:50اَنَّ لَهُمْ
04:52Onlar için işte atlar, arabalar, fiyatlar, muratlar, marklar, dolarlar vardır.
04:59Öyle değilmiş anlıyoruz bakın ayetten.
05:02Hatta onlar için geçimmiş, dirlikmiş, sıhhatmiş, afiyetmiş
05:08ya da zafermiş, galibiyetmiş hiçbirisi yok.
05:12Hatta bakın belki siz gerçekten iyi bir Müslüman olun
05:17yani Allah'ın istediği biçimde kul olun
05:21belki çevrenizde hiç kimse kalmayabilir.
05:25Çevrenizdeki bütün dostlarınız dağılabilir.
05:30Siz iyi bir Müslüman olun
05:31Allah'ın istediği kulluğu yaşayın
05:34kimi peygamberler gibi çevrenizde 3-5 kişi kalabilir.
05:38Kimi peygamberler gibi belinizden testereyle biçilebilirsiniz.
05:44Kimi peygamberler gibi şehit olabilirsiniz.
05:47Taşlanabilirsiniz kimi peygamberler gibi.
05:50Ve onlar hiç de başarısız olmadılar yani.
05:54Onların başlarına gelen bu tür durumlar
05:57onların başarısız olduklarını göstermez.
06:00Ve imanlarının sonucunda
06:02bu tür şeyler başlarına geldi diye
06:04hiçbir zaman onlar yollarından
06:07yöntemlerinden şüphe etmediler.
06:10Eğer biz de vahye intibakımızdan şüphe etmiyorsak
06:14eğer biz de Kur'an'la birlikte olduğumuzdan
06:18Kur'an'ın istediği hayatı
06:19Allah'ın istediği hayatı yaşadığımızdan
06:22şüphe etmiyorsak
06:23o zaman başımıza ne gelirse gelsin
06:26devam edelim yolumuza.
06:27Ama şundan her zaman şüphe edelim.
06:30Acaba bu vahiy, acaba bu Kur'an
06:34benim anladığımın dışında da anlaşılabilir mi?
06:38Acaba benim bu anlayışımın dışında da
06:40anlayışlar var mı? diye
06:42sürekli bunu araştırmak zorundayız.
06:45İşte bu güzeldir.
06:47Enne lehum cennatin tecri min tahdihel enhar
06:52Neymiş müminlere verilen müjde?
06:55Cennet
06:56Bir cennet ki ya da cennetler ki
07:00bahçeler ki onların zeminlerinden
07:04ırmaklar akmaktadır.
07:06Zeminlerinden ırmaklar akan cennetler
07:09Arapçada cennet
07:11toprağın üzerinde yükselen
07:13ağaçlık bölümün adıymış.
07:16Altında altından ırmakların akması da
07:20bu cennetin zemininde ırmakların akması demekmiş.
07:24O zaman sarayın altından veya köşkün altından
07:29ırmakların akması da yadırganmayacaktır.
07:32Yani böyle de olabilir diyoruz.
07:35Çünkü biz dünyayı cennetleştirme cennetinde olduğumuz için
07:39sanki bunu dünyaya taşıma çabasındayız.
07:44İşte belki bunun içindir ki
07:46odalarımızın altından ırmaklar akıyor.
07:49Ama olsun cennettekiler gibi değil.
07:53Bunlar kanalizasyon ırmakları.
07:56Neyse şimdi bırakalım onları.
07:58Bakın bundan sonraki ayeti kerimesinde
08:01Rabbimiz buyurur ki
08:07Orada her ne zaman bir rızıkla rızıklandırıldıklarında
08:13yani her bir meyveden rızıklandırıldıklarında
08:16kendilerine tahsis edilen her bir rızık kendilerine ulaştırıldığında
08:22kendilerine sunulduğunda
08:24şöyle derler.
08:26قَالُوا
08:27هَذَا لَّذِي رُزِقْنَا مِنْ قَبْلُ وَاُتُوبِهِ مُتَشَابِهَا
08:32Bu daha önce de rızıklandığımız şeydir derler.
08:37Yani biz daha önce de bundan rızıklanmıştık.
08:41Bize daha önce de Allah-u Teala yutuplarda bulunuyordu.
08:45Veya daha önce de bize bunların benzerleri verilmişti.
08:49Yani daha önce de benzer şeyler yemiştik biz dünyada.
08:55Nar.
08:56Dünyada nar yemiştik biz.
08:59Muz sunulacak önlerine.
09:01Dünyada da yemiştik bundan derler.
09:04Peki bu onlara ne sağlayacak?
09:07Anlayabildiğimiz kadarıyla bu onlara şunu sağlayacaktır.
09:11Hayatın köklü oluşunun zevkini tattıracaktır bu onlara.
09:16Bana öyle geliyor.
09:17Çünkü bakıyoruz peygamberleri tanıtırken de böyle bir köklülükten söz edilmiş Kur'an-ı Kerim'de.
09:25وَمَا مُحَمَّدٌ اِلَّا رَسُولُ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهِ الرُّسُولُ
09:30Muhammed başka değil ancak bir elçidir.
09:33E o türedi değil yeni çıktı bir elçi değil.
09:37Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir.
09:39Ayeti de bunu anlatır.
09:41Yani Hz. Muhammed Aleyhisselam böyle yeni, işte yeni çıkmış, aslı astarı olmayan, türedi bir şey değildir.
09:50Daha önce de benzerleri görülmüş, bilinmiş ve denenmiştir.
09:54Yani böyle denenmemiş, sonunun ne olacağı belli olmayan bir şey değildir bu.
10:00Bilakis daha önce de peygamberler geldi geçti.
10:04İşte Muhammed de onlardan biridir deniyordu ya.
10:07İşte burada da tıpkı onun gibi bir köklülük vurgulanıyor.
10:11Yani müminler orada, cennette ne oluyor ya, nereden geldik buraya, neresi burası, nasıl bir şey bu cennet diye şaşırmayacaklar, acemilik
10:23çekmeyecekler.
10:23Bilakis kendilerinin dünyada işledikleri amellere karşılık kendilerine sunulan bir cennet olduğunu bilecekler bunun.
10:33Mesela cennette kendilerine bir meyve sunulduğu zaman acemilik çekmeyecekler.
10:40Acaba bu nedir?
10:41İçinde zehir mi vardır?
10:43Nasıl yenir?
10:44Hiç bu konuda acemilik çekmeyecekler.
10:46Mesela bakın, Mançurya'dan hiç bilmediğiniz, tatmadığınız bir meyve getirilip verseler, şöyle bir duraklar insan değil mi?
10:56Ne ki bu acaba, tadı nasıl, tuzu nasıl filan diye bir tereddüt geçiririz değil mi?
11:02İşte cennette öyle bir acemilik olmayacaktır.
11:06Her bir meyve sunuldukça, aa biz bunu daha evvel de yemiştik.
11:10Bize bunu Rabbimiz daha önce de ikram etmişti diyecekler.
11:14İşte ayet-i kerimede anlatılan, anlayabildiğimiz kadarıyla tabii Allah-u Alem diyoruz, işte budur.
11:22Bunun bir ikinci anlamı da, yarım saat önce kendilerine hizmetçileri bir meyve sunmuşlardı.
11:29Şimdi aynı rekte, aynı özellikte bir ikincisi sunularak, bu defa da çok farklı bir tat, çok farklı bir lezzette olduğunu
11:38görünce,
11:39müminler, aa hayret, daha önce de bundan yemiştik.
11:43Yani yarım saat önce de bu elmadan yemiştik, bir saat önce de bu muz bize takdim edilmişti ama,
11:49bu daha farklıymış diyeceklerdir.
11:52Renkleri birbirine benzer, fakat tatları başkadır.
11:57Ya da işte az evvel dediğimiz gibi, biz bunları dünyadayken de yemiştik diyecekler.
12:03Halbuki, oradaki süt ayrı, oradaki buz ayrı, oradaki portakal ayrıdır.
12:11Lakin bu ayrılığa rağmen, dünyadakilerle bir benzerlik kurup, böylece onlar dünyayı hatırlayacaklar.
12:19İşte biz dün, dünyada da buna benzer şeyler tatmıştık diyecekler.
12:24Peki, onlara bu tür rızıklar, bu tür meyveler sunulacak.
12:30Başka neler varmış bu cennetlikler için?
12:32Başka neleri vaat etmiş Rabbimiz bunlara?
12:35Bakın, bundan sonraki ayeti kerimesinde, onlara sunulacak bir başka nimeti Rabbimiz şöyle anlatır.
12:46Bir de orada onlar için tertemiz zevceler vardır.
12:51Tertemiz eşler vardır.
12:54Ayeti kerimede kadının temizliğinden söz ediliyor.
12:58Ya da eşlerin temizliğinden bahsediliyor.
13:01Sadece kadın değil.
13:02Hem kadın, hem koca için.
13:05Eşlerin temizliğinden bahsediliyor.
13:08Anlayabildiğimiz kadarıyla bunun anlamı şudur.
13:10Oradaki eşler, hem madde olarak, kan, idrar, koku, hayız, nifas, dışkı vs. olmayacak şeklinde tertemiz.
13:21Hem de mane olarak, yani yalan, dolan cinsinden, aldatma cinsinden, ahlaksızlık, geçimsizlik cinsinden,
13:29gıybet, dedikodu cinsinden de, bir kötülüğü, bir pisliği, necisliği, necesliği,
13:35yani bir küfrü, nifakı, inkarı olmayacak, tertemiz eşler verilecektir onlara.
13:42Bütün bu anlatılanlar, kafirlerin kulağına gittiği halde, bunları duydukları halde,
13:48hayret ki, yine de ahireti inkar etmeye sebep bulabiliyorlar yani.
13:54Cennette Allah'ın müminler için hazırladığı, bu nimetler anlatılınca, ne yani?
14:00Onları biz de buluruz dünyada, biz de elde ederiz, istediğimizi buluruz dünyada.
14:06Bağ bahçe, elma armut, karı kız, istediğimiz kadarız, istediğimiz kadar buluruz dünyada diyorlar ama,
14:16Onlar orada ebediyen kalacaklardır.
14:20O müminler, o cennette ebediyen yaşarlar denilince, işte orada adamların solukları kesiliyor.
14:27İşte orada pilleri bitiyor.
14:30Çünkü bunların elde ettiği şeylerin hiçbirisi sonsuz değildir.
14:36Kadın kız buluyorlar, ne kadar, ne kadar istifade edebiliyorlar?
14:40Ölünceye kadar değil mi?
14:41Elma armut yiyebiliyorlar.
14:44Dünyanın çeşitli nimetlerini bulup onlardan istifade edebiliyorlar.
14:48Ama ne kadar?
14:49Hepsi dünya ile, hepsi ömürleriyle sınırlı şeylerdir.
14:53Ama Allah diyor ki,
14:55وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
14:57Cennet, belli bir süre ile, belli bir zamanla sınırlı değildir.
15:03Onlar orada ebediyen kalacaklardır.
15:06Bundan sonra, eğer bu cenneti hak etmek istiyorsanız,
15:10eğer bu cenneti kazanmak istiyorsanız diye, başka bir ayete geçirecek.
15:16Ne kadar güzel, ne kadar hoş anladınız.
15:21İşte bu cennetin sizin olması için, işte bunu kazanmanız için,
15:26davanızın Allah'a teslimiyet olması gerekir.
15:28Kayıtsız şartsız, Allah'a teslim olmanız gerekir diyor, bundan sonraki ayet-i kerime.
15:35Yani, ey insanlar, eğer cennetten yanaysanız,
15:40cenneti kazanmak istiyorsanız, Allah'a kafa tutmayacaksınız.
15:44Eğer cenneti kazanmak istiyorsanız, Allah'a akıl vermeye kalkmayacaksınız diyor, ayet-i kerime.
15:51Peki, nasıl akıl vermek?
15:55Yani, ne tür bir kafa tutmak?
15:58Şunu anlatacaktın ya Rabbi, bunu anlatmalıydın ya Rabbi,
16:03şu sana yakışırdı ama bu dinde olmamalıydı, bu kitapta olmamalıydı denmemelidir.
16:10Bu şekilde Allah'a akıl verilmemelidir.
16:13Çünkü bu kafirlerin iddiasıydı.
16:16Bakın onlar dediler ki, ne ya bu?
16:19Allah nelerden bahsediyor böyle?
16:22Sivrisinekten söz ediyor, işte karasinekten söz ediyor, örümcekten bahsediyor.
16:27Böyle tanrı mı olur ya?
16:28Böyle mukaddes kitap mı olur?
16:30Kutsal kitapla bunlara da mı yer verilir diyebiliyorlardı.
16:34Bakın bundan sonra Rabbimiz ayeti kerimesinde buyurur ki,
16:39İnnallâhe la yestehî en yadribe meselem mâ ba'udaten fe mâ fevkaha.
16:46Şüphesiz ki Allah, sivrisineği ve ondan üstününü ya da ondan daha aşağısını misal vermekten utanmaz.
16:56İnnallâhe la yestehî.
16:58Allah kesinlikle utanmaz, kesinlikle Allah haya etmez.
17:03En yadribe meselem mâ ba'udaten fe mâ fevkaha.
17:07Ne sinekten ne de sineğin üstünde, sineğin altında kanadından ya da ondan çok daha küçük bir şeyden,
17:15darb-ı mesel yapmaktan Allah asla utanmaz, asla haya etmez.
17:19Allah münafıklar için bu misali verince ya da Hac suresi 73. ayetindeki örnekten söz edince,
17:28münafıklar, Allah bu tür misaller vermekten münezzehtir dediler.
17:34Sonra da işte bu ayet gelmiştir deniyor.
17:38Allah buyurur ki, Allah sivrisinekten ya da onun üstündeki bir şeyden ya da onun altındaki bir şeyden misal vermekten çekinmez
17:47utanmaz.
17:48Bir de şunu ifade edelim, kraldan fazla kralcı kesilmenin de anlamı yoktur.
17:55Allah burada la yestehî.
17:58Yani utanmaz demişse, efendim utanmaz demeyelim de çekinmez filan diyelim diye bir edepten söz ediyorlar.
18:06İyi ama Allah bizzat bunu kendine münasip bulmuşsa, o zaman başka bir şey demeye çalışmanın anlamı yoktur diyoruz.
18:13Peki neymiş bu adamların dertleri?
18:16Bütün dert Allah sinekten söz etmiş.
18:20Hani Hac suresinde, bakın Rabbimiz şöyle bir ayet indirmişti.
18:41Ey insanlar, size bir misal verilmektedir, size bir örnek verilmektedir.
18:49Şimdi dinleyin onu.
18:52Şüphe yok ki, sizin Allah'ı bırakıp da onun berisinde dua ettikleriniz bir sinek bile yaratamazlar.
19:01Velev ki, hepsi bunun için toplanıp yardımlaşsalar bile.
19:06Şayet sinek onlardan bir parça koparsa, yani o dua ettikleriniz putlardan sinek bir parça koparsa, o dua ettikleriniz onu sinekten
19:19kurtaramazlar.
19:21Talip de, zayıf, matluk da.
19:23Yani parça koparıp kaçan sinek de zayıf, kendisinden parça koparılan putlar da zayıf.
19:30Allah böyle bir ayet indirmişti.
19:32Sebep şuydu bakın, put yapıyordu müşrikler, o putlara tapınıyordu.
19:38Özel put odaları vardı.
19:41Putlarının işte alınlarına, burunlarına bal sürüyorlardı, çekici olsun diye.
19:46Sonra odayı kilitliyorlardı, kimse puta zarar vermesin diye.
19:49Bakın, put kendini koruyamayacak kadar güçsüz, onların korumasına muhtaç ama yine de puta tapınıyorlar.
19:58Kapıyı kilitliyorlar, kimse zarar vermesin diye.
20:01Sonra işte kapının anahtar deliğinden bir sinek içeri giriyor.
20:05Doğruca putun alnındaki, burnundaki o baldan bir parça koparıyor.
20:10Put, o küçücük sineğin kendisinden böyle bir parça koparmasına bile engel olamıyor.
20:17Allah diyor ki,
20:19Taufat talibu vel matlu.
20:21Yani parça koparıp kaçan sinek de zayıf, kendisinden parça koparılan putlar da zayıf.
20:27İşte Allah, Hac suresinde böyle bir ayet indirdi.
20:31Yine Ankebut suresinde Allah örümcekten söz etti.
20:34Bakın ayet-i kerime şöyle.
20:56Allah belisinde veliler edinenlerin hali, işte örümcek gibidir ki.
21:03Bir örümceğin durumuna benzer ki, o örümcek bir ev yapmıştır.
21:08İttakadet beyten.
21:10O örümcek bir ev edinmiştir.
21:13Ve inne evhenel buyuti lebeytul ankebut.
21:16Ama bilseler evlerin en zayıfı, evlerin en çürüği, ki şüphesiz örümcek yuvasıdır.
21:24Şimdi, Allah bu iki ayette örümcekten ve sinekten misal verince, bunlar gariplerine gidiyor insanların.
21:35Olacak şey midir bu?
21:37Allah sinekten bahsediyor.
21:39Allah örümcekten söz ediyor.
21:41Yakışır mı bu Allah'ın şanına?
21:43Diye yaygarayı basıyorlar.
21:45Allah da onlara bakın, şöyle cevap veriyor.
21:49Bana akıl vermeye, bana yol göstermeye kalkmayın.
21:54Ya Rabbi şunu şunu anlatmalıydın.
21:56Ya Rabbi şundan şundan bahsetmeliydin.
21:59Önce şunları anlatmalıydın.
22:01Şu şu konulara hiç girmemeliydin diyerek, bana yol göstermeyin.
22:06Benim dediğimi ben dedim diye kabul edin.
22:09Ben ne demişsem, ben nasıl demişsem, öylece kabul edin.
22:14İnnallâhe la yestahî en yadribe metelen ma baûzaten fe ma fevkaha.
22:22Sivrisinekten de söz eder Allah.
22:25Onun üstünde bir şeylerden de, kanadından da mesela,
22:30onun üstünde bir şey, ondan biraz daha büyük olan bir şeyden
22:33veya ondan daha küçük olan bir şeyden de Allah söz eder demektir bunun manası.
22:39Bundan sonra diyor ki bakın Rabbimiz,
22:42فَاَمَّا الَّذ۪ينَ آمَنُوا فَيَعْلَمُونَ اَنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّهِمْ
22:47İman edenlere gelince, onlar Rablerinden gelen bir hak olduğunu bilirler.
22:52Yani iman edenler kesin bilirler ki, hak Rablerinden gelendir.
22:58Allah neden bahsederse etsin, Allah ne anlatırsa anlatsın,
23:03iman edenler bilirler ki, hak Rablerinden gelendir.
23:07Rab ne gönderdiyse, Rableri ne indirdiyse o haktır.
23:12İster büyük ister küçük olsun, hiç fark etmez.
23:15Allah'tan ne gelmişse, hak odur.
23:18Ya da hak Allah'tan gelendir.
23:21Hak babamın dediği değil, hak hocamın dediği değil,
23:24hak bizim cemaatin dediği değil, hak ABD'den gelen değil,
23:28hak Avrupa'dan gelen değil, hak Allah'tan gelendir ya da hukuk Allah hukudur.
23:34Gerçek hukuk Allah'ın hukukudur.
23:37Allah'ın hukukunun üstünde hukuk düşünülemez.
23:40Allah hukukunun dışında kimsenin hukuk yapma hakkı yoktur.
23:44İşte Müslümanlar kesinlikle bilirler ki,
23:47ister büyük ister küçük ne olursa olsun fark etmez,
23:51Allah'tan ne gelmişse hak odur.
23:54Hani Bakara suresinde de bir ayeti kerimesinde ileride gelecek Rabbimiz şöyle buyuruyor,
23:59El-Hakku min Rabbike felâ tekûnenne minel-mümtereyin.
24:04Peygamberim, hak Rabbim'den gelendir.
24:07O halde sakın şüphe edenlerden olma.
24:11Rabbim'den gelen gerçek hak ve hakikat odur.
24:15O halde sakın siz şüphe edenlerden olmayın diyordu Allah.
24:20Bakın burada da aynen benzerini söylüyor.
24:23Allah dediyse tamam, demek ki bu konu ancak böyle anlatılırmış.
24:29Demek ki bu konu en güzel sinekle veya örümcekle anlatılırmış.
24:33Allah böyle anlatmış, başkasını bilmeyiz.
24:36Efendim, işte kadın konusunda biraz şöyle düşünseydik.
24:41Niye? Ben kadını Allah'tan daha mı iyi düşüneceğim yani?
24:46Allah'ın düşündüğü yetmiyor mu?
24:48Efendim erkek konusunu şöyle anlasaydık.
24:51Hayır, Allah elbette en güzelini ortaya koyuyorsa aynen ona teslim olacağız.
24:57Ne dediyse aklımızı, mantığımızı işin içine karıştırmadan aynen kabul edeceğiz.
25:03O zaman bunun adına iman denecektir.
25:06İman edenler işte bunlardır.
25:09Bakın iman edenler ne derlermiş?
25:17İman edenler derlermiş ki, hak Allah'tan gelendir.
25:21Hak babamın bildiği değil, hak efendimin tasdik ettiği değil, hak toplumun öngördüğü değil, insanların benimsediği değil, hak hocaların yazdıkları değil,
25:33hak Allah'tan gelendir.
25:34Yani hak, vahye mutabık olan gerçektir.
25:39Bakın Müslümanlar hakkı böyle bilirlermiş ya da Allah'tan gelenlerin tümünün hak olduğuna inanırlarmış ama
25:47وَاَمَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا فَيَقُولُونَ مَاذَا اَرَادَ اللّٰهُ بِهَذَا مَثَلًا
25:53Beri taraftaki kafirler de, aa ne oluyor? Allah bununla ne kastediyor acaba derler.
25:59Yani acaba ne demek istiyor Allah bununla?
26:03Yani Allah ne yapmak istiyor acaba? Nereye varmak istiyor acaba?
26:08Diye güya merak ediyorlar ama asla kulluğa yanaşmıyorlardı.
26:14İrdeliyorlardı güya ama bu irdelemeleri kulluğa yönelik değildi.
26:19Çünkü Allah bakın bunlar için diyor ki
26:21فَاَمَّ الَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ زَيْغُونَ فَيَتَّبِعُونَ مَا تَشَابَهَ مِنْ هُبْتِغَاءَ الْفِتْنَةِ وَبْتِغَاءَ تَعْو۪يلِ
26:31Kalplerinde eğrilik bulunanlar, kalplerinde bozukluk bulunanlar fitne aramak ve teviline gitmek için
26:39Kur'an'ın müteşabih ayetlerinin peşine düşerler diyordu Ali İmran suresinde Rabbimiz.
26:46Yani Kur'an'ın amele yönelik ayetlerini, muhkemlerini insanlar düz anlamak zorundadırlar.
26:54Başkası olmaz çünkü.
26:56Yani abdest abdesttir, namaz namazdır.
26:59Ama bunun dışındaki konuları öylesine karıştırıyorlardı ki
27:03hep fitne arıyorlardı.
27:06Veya başka durumlar bulmaya çalışıyorlardı.
27:08Bakın Allah diyor ki
27:10مَذَا اَرَادَ اللّٰهُ بِهَذَا مَثَلًا
27:12E ne var da burada?
27:15Yani ne anlayacağız da bundan?
27:17Allah bununla ne kast ediyor acaba ya?
27:20Bununla nereye kadar gidilebilir de yani?
27:22Bu nereye götürebilir bizi derler.
27:25Müddessir suresinde Cenab-ı Hak cehennemi anlatırken
27:30اَلَيْهَا تِسْعَةَ عَشَرْ
27:34Onun üzerinde on dokuz vardır buyurunca
27:36وَلِيَقُولَ الَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضُونَ
27:40وَالْكَافِرُونَ مَاذَا اَرَادَ اللّٰهُ بِهَذَا مَثَلًا
27:44Allah öyle deyince o cehennemin üzerinde on dokuz vardır deyince
27:50kalplerinde hastalık bulunanlar ve kafirler derler ki ne oluyor?
27:55Allah bununla ne anlatmaya çalışıyor ki derler.
27:58Yani ne demek istiyor ki?
28:01Yani neyi darp etmeye çalışıyor ki Allah bununla?
28:05Ya da bu darpla Allah ne yapmak istiyor ki?
28:08Bu ne ya?
28:09Allah'a yakışır mı bu?
28:11Diyorlar.
28:12Bakıyoruz bugün de öyle diyor insanlar.
28:17Bugün de kalplerinde nifak hastalığı bulunan
28:20bugün de münafık olan insanları görüyoruz.
28:24Kur'an karşısında aynı şeyleri söylediklerine şahit oluyoruz.
28:30Gelin ey Müslümanlar Kur'an okuyalım.
28:33Gelin ey Müslümanlar kulluk kitabımız ne diyor?
28:36Bir tanıyalım da onun istediği biçimde Müslüman olalım dediğimiz zaman
28:41aynı insanların, aynı münafık karakterli insanların
28:45bugün de Kur'an'a karşı aynı ifadeleri kullandığına şahit oluyoruz.
28:51Ne olacak ya Kur'an'ı okuyup da?
28:53Bu Kur'an ne anlatıyor ya?
28:56Bununla nereye kadar varılabilir?
28:58Bu nereye kadar götürür insanları?
29:01Bununla hayat mı düzenlenir ya?
29:04Bununla şehir mi idare edilir?
29:06Bununla belediyecilik mi yapılır?
29:09Bununla para mı kazanılır?
29:12Bununla makam mı kazanılır?
29:14Bununla devlete mi gidilir?
29:16Yani tamam anladı Kur'an, Kur'an da ne olacak okuyunca?
29:20Bununla devlet mi kurulur?
29:22Bununla cemaat mi örgütlenir?
29:24Bununla para mı kazanılır?
29:27Bununla iktidara mı gelinir?
29:30Aynen bugünkülerin de bunları dediklerine şahit oluyoruz.
29:35Kur'an okuyalım, Kur'an okuyalım.
29:37İyi kardeş anladık da ne olacak okuyup da?
29:40Oku, oku.
29:42Bununla nereye kadar gidilebilir?
29:44Ne işe yarayacak bu okuma?
29:46Bize başka şeyler lazım.
29:47Bize örgütsel çalışmalardan söz et.
29:50Bize paradan söz et.
29:52Bize sanayileşmeden söz et.
29:54Allah korusun bugün aynen bunları diyenleri de görüyoruz.
29:59Ama Allah diyor ki biz bunu iman edenlerin imanları artsın, küfredenlerin de pasıkların da ıskını artıralım diye biz bunu böylece
30:11yaptık diyor.
30:12Peki acaba bu tür ifadelerle, bu tür ayetlerle müminlerin imanları nasıl artar?
30:19Birincisi Allah'ım sen ne büyüksün, ne kadar yücesin sen ki yani on dokuzla bu işi hallediveriyorsun.
30:27Ya Rabbi sen ne kadar yücesin ki, koskoca cehennem ve on dokuz melek.
30:34Yani kimileri Kur'an'la hidayet bulurken, kimileri de Kur'an'la Kur'an sayesinde sapıklıklarını, sapıklık noktalarını anlamaktadırlar.
30:48İşte bu misal ile Allah pek çoklarını saptırır, pek çoklarını da hidayete ulaştırır.
30:56Yani Kur'an'la kimileri sapıtırken, kimileri hidayet bulur.
31:01Pek çoğu Kur'an'la sapıtırken, pek çoğu Kur'an'la yol bulur.
31:07Onlar aslında bu ayet sebebiyle sapmışlar değil de, zaten sapıktı bunlar da, bu ayetle sapıklıklarını ısrar ediyorlar demektir.
31:17Yani bunlarda küfür ve nifat zaten vardı da, ayet bunu açığa çıkarmıştır diyoruz.
31:25Şimdi bu soruyu soranlar,
31:28مَذَا اَرَادَ اللّٰهُ بِهَذَا مَثَلًا
31:31Allah sivrisinekten söz ediyor.
31:33Yakışır mı bu Allah'a ya?
31:35Ya Allah bununla ne kast ediyor acaba?
31:38Yani Allah bununla neyi darbetmeye çalışıyor diye soranlar,
31:42Şimdi bunlar, bu misallerde ne denilmek istendiğini anladıkları zaman iman edecekler mi?
31:48Kesinlikle.
31:49Bunların derdi iman değil.
31:52Bunların derdi zaten imandan kaçmak da,
31:55Buna delil arıyorlar yani.
31:58Bakın, bu bize Kur'an'a iki türlü yaklaşım metodunun olduğunu anlatır.
32:05Kur'an'la beraberlikte iki türlü yöntem var.
32:09Ya da şöyle söyleyelim,
32:11İnsanların Kur'an'a muracatında iki yöntem var.
32:17Birisi, insanlar önce kendilerini Allah bana,
32:21Önce şunu şunu şunu anlatmalıdır diye şartlandırırlar ve onun cevabını aramak üzere Kur'an'a başvururlar.
32:30Yani böyle şartlı, sınırlı, tahditli, özel bir yaklaşım modelidir bu.
32:37Bunu da ikiye ayırabiliriz.
32:40Birincisi, ya kendi dünya görüşünü desteklemek için Kur'an'a başvururlar veya aradıkları sorunun cevabını o tahditte bulmaya çalışırlar.
32:51Mesela adam demokratiktir ama Müslümanlığı da elden bırakmamak çabasındadır.
32:59Veya adam feministtir veya ırkçıdır veya işte pragmatisttir, faydacıdır veya humanisttir yani insancıdır.
33:10Aman insan hakları, aman insan sevgisi filan diyordur.
33:14Bunu temel kabul etmiştir adam ama bunu Kur'an'ın da desteklemesi gerekmektedir.
33:22Öyle ya, Tanrı bundan başkasını da emredecek değildir elbette diyordur.
33:26Ve Kur'an'a işte bu duyguyla müracaat etmektedir.
33:30Bu sapıklıktır tabii.
33:32Yani kendi düşüncesini, kendi oluşturduğu fikrini desteklemek,
33:37Kur'an'dan ona destek bulmak üzere, Kur'an-ı Kerim'e bu duyguyla müracaat sapıklıktır.
33:45Bir de sorduğu soruya sadece sorduğu kadarıyla Allah'ın cevap vermesini ister.
33:52Mesela, Ya Rabbi babam öldü, işte şunum şunum var, ne kadar mirastan alacağız?
34:00Allah'tan sadece o bölümü ister, sadece o bölümü sorar.
34:05Halbuki Allah bunu anlatırken, ondan sonra bir şeyler daha söyler.
34:10Ama o bölüme hiç bakmaz adam.
34:13Ya da işte abdest alacaktır, yüzümü mü önce yıkayacağım, yoksa elimi mi?
34:20Sadece o bölümü sorar Allah'a.
34:23Ya Rabbi, şimdi sen başkasını karıştırma, başka konulara geçme dercesine.
34:29Sadece o bölümü sorar.
34:31Oysa serbest bıraksa İslam'ı, bakalım ona cevap verirken başka neler diyecekti.
34:38O bölümleri karıştırmıyor adam, sadece sorduğu bölüme cevap istiyor.
34:44Mesela, İslam'da hükümet diyor adam, sadece o bölümü sorar.
34:50İslam'da cemaat der, İslam'da kadın der, İslam'da harcama der, İslam'da kazanma der, İslam'da eğitim der.
34:58Ne deneceğini kendisi belirliyor, ne sorulacağını, ne kadar sorulacağını kendisi belirler.
35:06Halbuki İslam, öyle bir mekanizma ki, hepsi birbiriyle ilgilidir.
35:13Arabanın şaftı da, defransiyeli de, tekerleri de, direksiyonu da, vitesi de, freni de, nasıl hepsi aynı uyum içindeyse, Kur'an
35:23'ı da aynı uyum içinde öğrenmek zorundayız.
35:26Yani Kur'an'ı, Kur'an bütünlüğünde öğrenmek zorundayız.
35:31Öğreneceğimiz bölümleri, ona önceden enfoze ederek, kitabı şartlandırmanın anlamı yoktur.
35:37Ey kitap, ben sana şunu soracağım, sadece şu kadarına cevap ver ve şu şekilde cevap ver diye, Allah'ı şartlandırmanın,
35:46kitabı şartlandırmanın anlamı yoktur.
35:50Bakın Allah diyor ki,
35:56Allah çoklarını bu kitapla saptırır, çoklarına da bu kitapla hidayet yolunu gösterir ama,
36:07onunla fasıklardan başkası sapmaz, sapıtmaz.
36:13Demek ki, Kur'an'la sapanlar fasıklarmış.
36:17Kur'an'la sapıtanlar fasıklarmış.
36:21Fasık, bulunduğu yerden zarar vermek için ayrılan demektir.
36:27Fasık, lukatte itaatten çıkan demektir.
36:31Nitekim bunun için deliğinden çıkan fareye de,
36:35puveysika denmiştir.
36:37Ya da, fasık, büyük günahları işleyerek Allah'a itaatten çıkan kişi demektir.
36:43Şer'i yönden, fasıkın üç derecesinden söz edilmiş.
36:49Birincisi, günahı çirkin görmekle beraber ara sıra günah işlemek.
36:56Günahı çirkin görmekle beraber ara sıra günah işleyen kişiye fasık denmiş.
37:02İkincisi, üzerine düşerek devamlı günah işlemek.
37:07Yani günahı devamlı yapmaktır.
37:10Üçüncüsü de, şirkinliğini inkar ederek günahı işlemektir.
37:15Bu üçüncü tabaka küfür derecesidir.
37:19Yani fasık bu duruma gelmedikçe, onun adı kafir değil, müslümandır.
37:25Şu halde, fasık lafzı içinde kafirler bulunabileceği gibi,
37:30imanlarını kaybetmemiş insanlar da bulunabilir.
37:34Ama, şu aşağıda sayılacak olan sıfatların tamamı bir adamda mevcut ise,
37:41o zaman bu adam kesin kafirdir diyeceğiz.
37:45Bakın, Rabbimiz bundan sonraki ayeti kerimesinde,
37:50fasıkın şartlarını ya da fasıkların sıfatlarını şöyle anlatmaya başlıyor.
38:07Fasıkın sıfatları sayılır burada.
38:10Ama, bu sayılacak olanlar, hepsi değil.
38:14Belki, bu sıfatlardan bazılarıdır.
38:17Üç vasıt, üç sıfat sayar.
38:19Bakın, Rabbimiz burada.
38:21O fasıklar ki, Allah'a verdikleri sözü,
38:25sağlama bağladıktan sonra bozarlar.
38:29Misak'ı bağladıktan sonra,
38:32yani Allah'a verdikleri sözü,
38:34sağlam bir biçimde bağladıktan sonra bozarlar.
38:38Ve, Allah'ın eklenmesini buyurduğu şeyleri keserler.
38:43Ve, yakta'ûne mâ emarallâhu bihi,
38:46Allah'ın emyûsale,
38:49Allah'ın îsalini, yani birleştirilmesini,
38:52eklenmesini buyurduğu şeyleri keserler.
38:55Ve, yufsidûne fil ard,
38:57ve de yeryüzünde bozgunculuk yaparlar.
39:00İşte bu üç vasıfı taşıyan kişi,
39:03fasıkmış.
39:04İşte bunlar,
39:05Kur'an'la sapıtırlarmış.
39:07Bu özellikleri taşıyorsa bir adam,
39:10o Kur'an'la sapıtırmış.
39:12Neymiş bu üç vasıf?
39:15Birincisi,
39:16Allah'la yaptıkları anlaşmayı bozmak.
39:19Ama,
39:20anlaşma metinlerini,
39:22imzaladıktan sonra bozmak.
39:24Ya da bozmaya çalışmak.
39:25Yani,
39:27Allah'la anlaşma yapıyorlar.
39:29Ya Rabbi,
39:30ben senin kulunum.
39:32Ya Rabbi,
39:33sen benim Rabbumsın.
39:35Sadece senin dediğini yapacağım.
39:37Sadece senin dediğini dinleyeceğim.
39:40Senden başkasının dediklerine gitmeyeceğim.
39:43Sen ne istersen tamam.
39:45Benim hayatıma sadece sen program çizeceksin.
39:49Ben de,
39:50bu anlaşmaya sadık kalacağıma,
39:52ve karşılığında cennet bulacağıma inanarak,
39:55söz veriyorum Ya Rabbi.
39:56Değilse,
39:57cehennem konusunun da farkındayım Ya Rabbi.
40:01Diyerek,
40:01Allah'a söz veriyor adam,
40:03ondan sonra da nakz ediyor.
40:06Yani,
40:06anlaşma konusuna aykırı hareket ediyor.
40:10Yani,
40:10Allah'tan başka Rabler buluyor.
40:12Allah'tan başkalarının çektiği yere gidiyor.
40:15Allah'tan başkalarının hayat programlarını,
40:18kendisine hayat programı yapmaya kalkıyor.
40:20Yani,
40:21anlaşma metnine aykırı hareket ediyor.
40:24O zaman bu adamın Kur'an'la beraberliği,
40:27ancak ona zarar verecektir.
40:30Öyle değil mi yani?
40:31Böyle bir adam,
40:32Kur'an okudukça ne yapar da?
40:34Hep böyle yamulacak,
40:36eğilecek,
40:37bükülecek,
40:38eğecek,
40:39bükecek,
40:39kendine tefsir etmeye çalışacak.
40:42E,
40:42başka ne yapacak da bu adam?
40:44Evet,
40:44fasıkın birinci sıfatı,
40:47demek ki,
40:48Allah'la ahdini bozmakmış.
40:50Bu ahdi,
40:51şöyle de anlamaya çalışmışlar.
40:54Emirlerine itaat ve nehilerinden kaçınma hususunda,
40:58Allah'ın kitaplarında açıkladığı konulara ait,
41:02ahitlerini bozmak şeklinde de anlamışlar.
41:05Mesela,
41:08Tevrat'ta,
41:09Allah'ın yapmalarını emrettiği hususlardır bunlar.
41:14Mesela,
41:16Peygamber aleyhisselama iman etmeleri hususunda,
41:19Allah Yahudilerden Tevrat'ta ahit almıştı.
41:22Yahudilerin verdikleri bu ahde rağmen,
41:26Allah'a verdikleri bu söze rağmen,
41:28Hazreti Muhammed aleyhisselamı gerçek olarak tanıdıktan sonra,
41:32ona iman etmeyerek bu ahdi bozmaları,
41:36işte fasıklıktır.
41:38Yahudilerin ıskı budur.
41:40Bir de,
41:42Kur'an-ı Kerim'den anlıyoruz ki,
41:45Allah Yahudilerin kendi nefislerinden,
41:48Hazreti Muhammed aleyhisselamı,
41:50onun peygamberliğini,
41:52ona gelecek kitabı,
41:53insanlardan saklamamaları hususunda ahit almıştı da,
41:57onlar bu ahitlerini bozarak,
41:59fasık olmuşlardır diyoruz.
42:01Veya buradaki ahit,
42:04Araf suresinde anlatıldığı veçile,
42:07tüm neslini Hazreti Adem'in sülbünden çıkardığı zaman,
42:11Allah'ın aldığı ahittir demiş.
42:14Araf suresinde,
42:16Rabbimiz uzun uzun bu konuyu bize anlatır.
42:20Ya da,
42:21burada kast edilen ahit,
42:23toplumda anlaşmalara ve
42:26fertler arası sözleşmelere bağlı kalmayarak,
42:29düzeni bozmaktır demiş.
42:32Yani bu fasıklar,
42:34bu halleriyle toplumda,
42:36fertler arası,
42:37güven duygusunu sarsmaktadırlar.
42:40Akrabalık,
42:41komşuluk bağlarını koparmaktadırlar.
42:44Bir de,
42:45bu anlaşma,
42:47Allah sanki peygamber göndererek,
42:50insanlar öldürerek,
42:51insanlar dirilterek,
42:53kainatı,
42:54ölü diri hale getirerek,
42:56Allah sanki,
42:57benden başkasına kulluk etmeyin diye,
43:00sürekli bize baskı yapıyor,
43:02ve bizden ahit alıyor.
43:04Yani,
43:05çevremizde cereyan eden olayları,
43:08bizim nazarı dikkatimize sunarak,
43:11sanki,
43:12siz yalnız bana kulluk etmek zorundasınız.
43:15Yeryüzünde ilah yalnız benim,
43:18yeryüzünde Rab yalnız benim,
43:20bana kulluk yapmak zorundasınız diye,
43:22sanki Cenab-ı Hak,
43:24her an bizden ahit almaktadır.
43:26İkinci bir özellik,
43:29yani fasıkların,
43:31ikinci sıfatları da,
43:32bakın şöyleymiş,
43:34وَيَقْطَعُونَ مَا أَمَرَ اللّٰهُ بِهِ اَنْ يُوْسَلَمْ
43:39Allah'ın isalini,
43:41yani,
43:42bitiştirilmesini,
43:44birleştirilmesini emrettiği,
43:45şeyleri keserlermiş bunlar.
43:48Yani,
43:49Allah neyle neyin arasını,
43:52bitiştirin demişse,
43:54neyle neyi,
43:55birlikte düşünün demişse,
43:57işte Allah'ın,
43:58birleştirilmesini istediği,
44:00o iki şeyin arasını,
44:02keserler,
44:03arasını ayrırlarmış bunlar.
44:04Yani Allah bağlayın diyor,
44:08ama bunlar kesiyorlarsa,
44:10işte bu fasıklıktır.
44:13Allah neyle neyin,
44:15arasını birleştirin,
44:16onların arasını ayırmayın demişse,
44:20mesela,
44:20sıla-i rahim,
44:22akraba ziyaretleri,
44:25akrabayla ilişkilerin kesilmemesi,
44:28Allah birleştirin diyor,
44:30ama,
44:31birileri,
44:32onu kesiyorsa,
44:34yani,
44:35birileri,
44:36sıla-i rahim yapmıyorsa,
44:38veya Allah'ın,
44:39işte birleştirilmesini istediği,
44:41akrabayla aralarını,
44:43ayırıyorsa,
44:44işte Allah korusun,
44:46bu fısıktır,
44:48bu fasıklıktır,
44:49bunu yapan kişi,
44:51fasıktır.
44:53Demek ki,
44:54birincisi,
44:55sıla-i rahim,
44:56Allah akrabayla aramızın ayrılmasını,
44:59açılmasını istemiyor,
45:01Allah'ın bitiştirmesini istediği,
45:04birlikte düşünmemizi istediği,
45:05bunu biz ayırmayacağız,
45:08akrabalarımızı inşallah,
45:09ziyaret edeceğiz.
45:11Allah'ın birleştirilmesini istediği,
45:14başka neler var bizim hayatımızda?
45:17Mesela,
45:18malla zekatı birleştirin diyor Allah.
45:21Yani,
45:22mal söz konusu oldu mu,
45:24arkasından hemen zekat da,
45:26söz konusu olmalıdır diyor.
45:28Mal düşünüldü mü,
45:30hemen zekatla birlikte düşünülmeli.
45:32Kim ki,
45:34malla zekatın arasını ayırırsa,
45:36işte bu fasıklıktır,
45:38bunu yapan kişi,
45:40fasıktır.
45:41Başka,
45:42mesela,
45:43insanla sevgiyi,
45:45insanla sevginin arasını,
45:47ayırmayın diyor Allah.
45:48insanlarla sevgiyi,
45:51insanlarla emri bil marufu,
45:53insanlarla,
45:54işte,
45:55nehi anil münkeri,
45:57ya da,
45:58münkerle nehi,
45:59marufla emri,
46:01birbirinden ayırmayın diyor Allah.
46:04Bu ikisinin arasını ayırmak,
46:06fısktır,
46:07fasıklıktır diyor.
46:09Veya,
46:10başla örtüyü,
46:11ayırmayın diyor Allah.
46:13Baş gündeme geldi mi,
46:15hemen örtü de gündeme gelecektir.
46:17Başla örtünün,
46:19birleştirilmesini Allah istemektedir.
46:21İşte bunu,
46:22ayıran,
46:23bu ikisinin arasını ayıran kişi,
46:25başı örtüden,
46:27ayrı düşünen,
46:28ya da örtüyü baştan ayrı düşünen kişi,
46:32Allah korusun,
46:32bu fasıktır,
46:34ve bu eylem,
46:35fısktır.
46:37Veya,
46:38vakitle namazı,
46:39birlikte düşünün diyor Allah.
46:41Vakit dendi mi,
46:42hemen namaz akla gelmeli,
46:44ya da,
46:45namaz dendi mi,
46:46hemen,
46:46vakitle birlikte düşünülmeli.
46:49Ama,
46:49vakitle namazın arasını ayıran kişi,
46:52vakti idrak ettiği halde,
46:54o vaktin namazını kılmayan kişi,
46:57işte bu fasıktır.
46:58Başka,
47:00selam vermeyle,
47:01selam almanın arasını,
47:04ayıran kişi,
47:05fasıktır,
47:06davetle icabetin arasını ayıran kişi,
47:10fasıktır,
47:11imanla amelin arasını ayırmak,
47:14fısktır,
47:15emirle itaatı ayırmak,
47:17fısktır,
47:18ya da,
47:18sakalla suratı ayırmak,
47:21fasıklıktır.
47:22Surat dendi mi,
47:24sakal akla gelecektir.
47:25Çünkü,
47:26bakın,
47:26kadınların suratında,
47:28sakal bitmiyor.
47:29işte Allah neyin neyle bitiştirilmesini emrediyorsa,
47:33onu onunla birlikte düşünmek zorundayız.
47:37Başla örtüyü,
47:39sakalla suratı,
47:40birlikte düşünmek zorundayız.
47:43Yani Allah neyi neyle birleştirmemizi,
47:46neyi neyle beraber kılmamızı,
47:49aralarını açmamamızı istiyorsa,
47:51onu ayırmamamız gerekiyor.
47:53Mesela,
47:55Müslümanla nasihatı,
47:56ayıramayız.
47:57Müslümanla nasihatin arasını ayıramayız.
48:01Birilerinin nasihatımıza ihtiyacı varsa,
48:03ve biz de Müslümansak,
48:05o Müslümanla nasihatin arasını ayıramayız.
48:09Allah korusun bu,
48:10fasıklık olur.
48:11Selamla selam almanın arasını ayıramayız.
48:15Hastayla ziyaretin arasını ayıramayız.
48:18Ziyafetle icabeti,
48:20birleştirin diyor Allah,
48:21o zaman bu ikisinin arasını ayıramayız.
48:25Yani Allah'ın emir ve nehilerinin,
48:28aksine hareket etmeyin diyor,
48:30ayeti kerime.
48:32İşte buna riayet etmek zorundayız.
48:34Aksi takdirde,
48:36fasıklardan oluruz,
48:37Allah korusun.
48:39Özellikle de,
48:40sılay rahim söyleniyor burada.
48:43Yani,
48:43rahim karabeti,
48:45rahim yakınlığı.
48:46Yani kan bağıyla beraber olduğumuz varlıklarla,
48:49ilgiyi ve alakayı kesersek,
48:52Allah korusun,
48:53fasıklardan oluruz.
48:55Bu yakınlarımız,
48:57evladımızdır.
48:59İlâ nihayet,
49:00evlatlarımızın çocuklarıdır.
49:02Babalarımız,
49:03analarımızdır.
49:04Halamız,
49:05teyzemiz,
49:06dayımız,
49:07veya amcamızdır.
49:08Veya,
49:09biz ölünce,
49:10bizim mirasımız,
49:11kendilerine kalacak kimselerdir.
49:13Bu yakınlarımız.
49:16Buna göre,
49:17hiç değilse,
49:18amca,
49:19dayı,
49:20hala,
49:20teyze,
49:21nene,
49:22anne,
49:22baba,
49:23oğul,
49:24kız,
49:25torun ve kardeşler.
49:27Erkek ve kız kardeşler,
49:29en yakınlarımızdır.
49:30İnşallah,
49:31gücümüz nispetinde,
49:33bunlarla ilgiyi,
49:34alakayı kesmeyeceğiz,
49:35ziyaretlerine gidecek,
49:37ve onlarla,
49:38hemhal olmaya çalışacağız.
49:41Akrabalara,
49:42biraz dikkat edeceğiz.
49:44Tabi,
49:45büyük bir dert var şimdi.
49:46Acaba,
49:47hanımların akrabaları da,
49:49akraba mıdır?
49:51Benim bildiğim kadarıyla,
49:53hanımın akrabaları,
49:54akraba değil de,
49:56çünkü,
49:56miras söz konusu değil.
49:58Ama,
49:59kayınpeder ve kayınvalideden,
50:01hanım ölse de,
50:03hanımla boşanılsa da,
50:05ebediyen haramlığın,
50:06devamıyla,
50:07sorumlu olduğumuza göre,
50:09galiba,
50:09özel bir yeri vardır,
50:11bu ikisinin bizim hayatımızda.
50:13Yani,
50:13hanım ölse de,
50:15kayınvalide ile beraber oturabileceğiz,
50:18eline dokunabileceğiz,
50:20birlikte yolculuk yapabileceğiz gibi,
50:23ayrıca bir sorumluluk yüklenmiş oluyor.
50:26Evet,
50:27kayınpeder,
50:28kayınvalide.
50:29geri kalanlara gelince,
50:31at onları demenin anlamı yoktur tabii.
50:34Hani,
50:34kadının,
50:35kadınlık güllerinin açması için,
50:38böyle akrabalardan getirilecek sularla sulanması gerekiyorsa,
50:42yani,
50:43başka suyu kabul etmiyorsa o toprak,
50:45o zaman,
50:46öyle bir suyla onun sulanması,
50:49senin geçimin için güzel olacaktır diyoruz,
50:52onları da atmanın anlamı yoktur diyoruz.
50:55ama dinine,
50:58ırzına,
50:59ahlakına,
51:01firasetine,
51:02imanına engel olacak bir akraba pozisyonuysa,
51:05baban bile olsa,
51:06siler geçersin.
51:07İnnehu amelun gayru salih,
51:11o senin ehlinden değildir,
51:13zira o ameli gayri salihtir.
51:17Nuh aleyhisselamın oğlu hakkında bile bu denmişse,
51:20tamam,
51:21artık gerisini siler geçeriz diyoruz.
51:25Lakin,
51:26onu dost olma planında çizen bizler,
51:29diyalog planında asla çizmeyeceğiz.
51:32Bu ayrı iş tabii.
51:33Yani gideceğiz,
51:35göreceğiz,
51:36görüşeceğiz,
51:36lakin onları dost olma planında defterden sileceğiz.
51:41Yani onlarla istişare etmeyeceğiz.
51:43Yani dinimizi onlara danışmayacağız.
51:46Akıl danışmayacağız,
51:47ama gidip görüşeceğiz.
51:50Bu,
51:51akraba ilişkisi konusunda,
51:53kimilerinde biraz fazlalık yanlışı var,
51:56ben görüyorum,
51:57kimilerinde de biraz azlık yanlışı var.
52:00Bu işin üzerinde inşallah biraz ciddi düşüneceğiz,
52:05Allah yardımcımız olsun.
52:06Bakın,
52:07bundan sonra bu fasıkların üçüncü sıfatlarını Rabbimiz şöyle anlatıyor,
52:12ve yufsidûne fil ard,
52:14yeryüzünde bozgunculuk yaparlarmış bunlar.
52:18Üçüncü özellik bu.
52:20Yani biraz fesatçı davranıyorlarmış.
52:23yeryüzünde fesatçı bozguncu davranıyorlarmış.
52:56Bunlar önce geçtiğim,
53:26sattırırmış.
53:27bana söz veriyorum ya Rabbim,
53:30yarın öğreneceğim ayetler bugün yaşadığım dinimle çatışırsa,
53:35şimdiden ben o ayetlerin doğruluğunu kabul ediyorum diye,
53:38kişi gayret ederse bu kişinin Kur'an'ı ona yol gösterir ve bu kişinin Kur'an'ı inşallah o kişiye
53:48hidayet kaynağı olacaktır diyoruz.
53:50Yani bir hayatımız var.
53:54Mesela mala bakışımızda, yemek anlayışımızda, giyinişimizde, ziyaretimizde, ticaretimizde bir hayat anlayışımız var.
54:03Aslında Müslüman, hayatın tümünde İslam'ı uygulayandır.
54:08Ama biz henüz o konularda Allah'ın dediklerini bilmiyorsak,
54:13yani o konunun düzenleyicisi olarak Allah'ın gönderdiği ayetleri bilmiyorsak da,
54:18yine de Müslümanca yaşıyoruz, zannediyoruz ya.
54:22Allah'a şöyle söz veriyoruz her okuyuşumuzda,
54:26Ya Rabbi, bugünkü yaşadığım hayatı ben Müslümanlık diye yaşıyorum.
54:31Müslümanlık olarak yaşıyorum.
54:33Ama yarın bu yaşadığımın tersini anlatan bir ayetle karşı karşıya gelirsem,
54:39ben şimdiden onun doğruluğunu kabul ediyorum diye okumaya devam edersek,
54:44o zaman inşallah iyi bir Müslüman olacağız demektir.
54:48Kur'an inşallah bize hidayet kaynağı olur diyoruz.
54:53Tek umudumuz budur zaten.
54:56Yani okumayı bırakmaz da, yarınımız için bu idealde, bu imanda olursak,
55:03inşallah kurtulacağız.
55:05Böyle olmaya, böyle okumaya gayret edelim inşallah.
55:10Bundan sonra diyor ki, bakın Rabbimiz,
55:12Ula'ikehumul khasirûn, onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.
55:18Yani eli kuruyanların, kendilerine yazık edenlerin ta kendileridir.
55:23Said Havva, bu ayeti Tebbet suresiyle anlatır.
55:28Yani buradaki, Ula'ikehumul khasirûn, onlar hüsrana uğrayanların,
55:34eli kuruyanların, kendilerine yazık edenlerin ta kendileridir ayetini,
55:39Said Havva, rahmetullahi aleyh, Tebbet suresiyle anlatır, Tebbet suresi bu ayeti anlatır der.
55:48Ondan sonra buyurur ki, bakın Rabbimiz,
55:51كَيْفَ تَكْفُرُونَ بِاللّٰهِ وَكُنْتُمْ أَمْوَاتًا فَأَحْيَاكُمْ
55:56ثُمَّ يُمِيتُكُمْ ثُمَّ يُحْيِيكُمْ ثُمَّ اِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
56:02كَيْفَ تَكْفُرُونَ بِاللّٰهِ
56:04Allah'ı nasıl da inkar edersiniz ki,
56:09وَكُنْتُمْ أَمْوَاتًا فَأَحْيَاكُمْ
56:11Siz ölüler idiniz de o Allah sizi diriltti.
56:15ثُمَّ يُمِيتُكُمْ ثُمَّ يُحْيِيكُمْ ثُمَّ اِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
56:21Sonra Allah sizi bir daha öldürecek, sonra sizi yine diriltecek,
56:27sonra اِلَيْهِ تُرْجَعُونَ O'na döndürüleceksiniz.
56:31Allah bakın ayeti kerimeye taaccüp ifadesiyle başlamış,
56:39keyfe, nasıl oluyor da bütün bu gerçekler ortadayken Allah'ı inkar ediyorlar.
56:46Allah hayret çağrıştıran bir ifadeyle söze başlıyor.
56:50Gerçekten de küfür hayret edilecek bir durumdur.
56:54Yani insanın kendi kendisinin dünyaya gelişini, yaratılışını düşünüvermesi,
57:02sonra ölümünü hatırlayıvermesi bunu anlamak için yeterlidir.
57:07Yani bu gerçeği anlamak için illa da felsefe yapmaya, uzun uzun araştırmalara girmeye de gerek yoktur.
57:15Nasıl oluyor?
57:16Sizler ölüydünüz de sizi Allah var etti.
57:20E bize mi sordu, yaratmasaydı?
57:23Madem ki diriltmiş biz de istediğimizi yaparız.
57:27Dilediğimiz gibi yaşarız.
57:29Tamam ama o sizi öldürecek.
57:33E biz de ölene kadar bildiğimiz gibi yaşarız.
57:36Ölene kadar kalmalarız dünyadan diyorlarmış.
57:38Ama sonra yeniden dirileceksiniz.
57:42Ne yapacaksınız o zaman denilince de,
57:44e madem ki dirileceğiz, bir daha kalmalarız dünyadan.
57:48Yani kaldığımız yerden devam ederiz diyorlarmış.
57:51Ama bu diriliş önceki diriliş cinsinden olmayacak.
57:56Yani dünyaya dirilmeyeceksiniz.
57:58Hesap vermek üzere öbür tarafa dirileceksiniz.
58:02Yani sonra yine ona döndürüleceksiniz denince,
58:06pilleri bitiyor kafirler.
58:07Öyleyse Allah karşısında kaçış ve kurtuluş kesinlikle yoktur.
58:14Kesinlikle kaçış ve kurtuluş yoktur.
58:17Yani tüm bu olup bitenler sizin dışınızdayken,
58:21yani gelişinizde, gidişinizde elinizde değilken,
58:25neyinize güveniyor da Allah'a kafa tutuyorsunuz?
58:28Neyinize güveniyor da İslam'ı kapatmaya,
58:32Allah'ın ayetlerini kamufle etmeye çalışıyorsunuz?
58:35Nereden güç buluyorsunuz?
58:37Nereden güç alıyorsunuz buna?
58:39Ölüydünüz, yoktunuz, hiçtiniz.
58:43Bu gücünüzü biz verdik size.
58:45Bu gücünüzü alacağız da diyor Allah.
58:47Bakın, bunu anlatıyoruz da size.
58:51Ölmekle de kurtuluş yok.
58:54Hesap kitap için sizi huzurumuza getireceğiz.
58:57Öyleyse ey kullarım gelin, gelin inat etmeyin, gelin burnunuzun doğrusuna gitmeyin, gelin hayat programınızı bana sorun, gelin gönderdiğim peygamberle bir
59:09ilgilenin, gelin gönderdiğim kitapla bir diyaloğu kurun.
59:14Gelin inat etmeyin, sonunda pişman olacaksınız diyor.
59:18Sanki Rabbimiz.
59:20Vaktimiz yine doldu.
59:22İnşallah burada kalalım.
59:24Gelecek dersimizde yine bir şeyler söyledikten sonra Rabbimizin öteki ayetlerini hep birlikte tanımaya geçmek üzere.
59:30Velhamdülillahi Rabbil Alemin.