00:00Son zamanlarda bir tartışma var bilirsiniz, okullarda Ramazan'da ilahi çalınsın mı çalınmasın mı?
00:06Şimdi yazar Mehmet Özkendirici'ye göre bu aslında sormamız gereken en son soru bile değil.
00:11Diyor ki bu ufacık tartışma eğitim sistemimizdeki devasa sorunları gizleyen bir sis perdesinden ibaret.
00:18Hadi gelin Özkendirici'nin analiziyle o perdenin arkasında neler olduğuna bir bakalım.
00:24Yani Özkendirici diyor ki bu ilahi tartışması buzdağının sadece ucu.
00:28Asıl mesele biz bunu konuşurken suyun altında kalan o devasa kısım.
00:33Yani gözümüzün önünde duran ama bir şekilde görmezden geldiğimiz çok daha can alıcı sorunlar.
00:39Peki neymiş o sorunlar? Neleri kaçırıyormuşuz bu tartışmanın gürültüsünde?
00:43İşte yazar Tom da bu noktada bizi o ilahi tartışmasının hani yüzeysel sularından alıp çok daha derinlere temel meseleleri çekiyor.
00:53Nedir o? Öğrencilerin her gün karşılaştığı güvenlik ve refah sorunları.
00:57Yani aslında her şeyden ama her şeyden önce konuşmamız gereken şeyler.
01:02Ve Özkendirici'nin görmezden geliyoruz dediği o sorunlar listesi gerçekten de insanı bir durup düşündürüyor.
01:10Bakın nelermiş. Okula aç giden çocuklar, temizlik sorunları yüzünden tuvaletten su içmek zorunda kalan öğrenciler,
01:17okul çevresindeki güvenlik açıkları, ailelerin belini büken fahiş servis ücretleri
01:22ve tabii daha gün bile ağarmadan o karanlıkta yollara düşen küçücük çocuklar.
01:27Yazar diyor ki, işte asıl manşetler bunlar olmalı.
01:31Yazar bu güvenlik meselesinin havada kalmaması için lafı hiç dolandırmadan bizzat şahit olduğu bir olayı anlatıyor.
01:39Gelin şimdi onunla birlikte Konya Kız Lisesi'nin önüne gidelim.
01:43Çünkü anlattığı şey sorunun ne kadar yanı başımızda, ne kadar gerçek olduğunu tokat gibi yüzümüze çarpıyor.
01:49Anlattığı manzara gerçekten tüyler ürpertici.
01:53Düşünün, okulun önündesiniz.
01:55Bir genç çalılıkların arasına saklanmış küçük bir kutuyu alıyor.
01:59Sonra yanına bir arkadaşı geliyor ve hemen ardından ilkokul çağında küçücük bir kız çocuğu onlara katılıyor.
02:06Kısa bir konuşma ve sonra üçü birlikte yürüyip gidiyorlar.
02:11Özkendirci'nin yorumu net.
02:13Bu, okulun dibinde güpegündüz yapılan bir uyuşturucu alışverişi olabilir.
02:17Tabii yazar durumu hemen oradaki polislere anlatıyor.
02:21Ama aldığı cevap, kendi iddiasına göre, şoför gelince bir bakarız tarzı bir şey oluyor.
02:26İşte bu an, Özkendirci için bardağı taşıran son damla gibi.
02:30Bir yanda okulun önündeki apaçık bir tehlike, diğer yandaysa bu tehlikeyi belki de yeterince ciddiye almayan bir mekanizma.
02:38Aradaki o kopukluğu görüyor musunuz?
02:40Şimdi okulun dışındaki o tekinsiz ortamdan kapıyı açıp içeri, sınıflara giriyoruz.
02:46Çünkü yazara göre buzdağının asıl görünmeyen, en tehlikeli kısmı tam da burada.
02:54Asıl çöküş sınıfların içinde yaşanıyor.
02:57Özkendirci'nin çizdiği tabloya bakarsak sınıflarda saygı diye bir şey pek kalmamış.
03:03Öğrenciler arası şiddet artık şaşırılmayan sıradan bir olaya dönüşmüş.
03:07Yetmiyor, öğretmenine arkadan çelme takan öğrenci vakaları var.
03:12Hatta işin boyutu okula tüfekle gelip müdürü vuran öğrenciye kadar varmış.
03:18Ve bu denkleme bir de veliler ekleniyor.
03:21Çocuğunun yaramazlığına değil de aldığı zayıf nota kızıp öğretmenden hesap soran veliler.
03:26İşte yazar bu tablonun tamamına çöküş diyor.
03:30Peki bu durum öğretmenler için nasıl bir ortam yaratıyor?
03:34Yazarın verdiği bir örnek var ki gerçekten çok çarpıcı.
03:37Artık sınıfta çileden çıkmış bir öğretmen düzeni bozan öğrencisine dayanamayıp aptal diyor.
03:43Peki soluç ne oluyor dersiniz?
03:45Öğretmen anında cimere şikayet ediliyor ve ceza alıyor.
03:49İşte bu tek bir olay bile Özkendirici'ye göre öğretmenin otoritesinin nasıl pamuk ipliğine bağlı olduğunun acı bir kanıtı.
03:56Tamam diyelim ki disiplin çöktü, saygı bitti.
04:00İyi de bütün bu kaosun eğitimin kendisine yani akademik başarıya faturası ne oluyor?
04:05Karneye nasıl yansıyor tüm bunlar?
04:08Yazara sorarsanız fatura inanılmaz ağır.
04:10Öyle ki lise sıralarına gelmiş öğrencilerin basit bir toplama çıkarma işlemini bile yapamadığını iddia ediyor.
04:16Bu hani sadece bir abartı değil, temel becerilerdeki o büyük çöküşü gösteren en acı örneklerden bile olarak anlatılıyor.
04:24Ve olay sadece matematikle de sınırlı değil, genel kültürde de durum pek parlak değilmiş.
04:28Yazarın bir diğer iddiası da şu, bir lise öğrencisine Türkiye'nin komşuları kimler diye sorduğunuzda çoğu zaman cevap alamıyorsunuz.
04:36Bu da bize gösteriyor ki sorun sadece dört işlemde değil, en temel coğrafya, en temel genel kültür bilgilerinde bile var.
04:43Şimdiye kadar tek tek olaylara, örneklere baktık ama şimdi Özkendirci kamerasını biraz geri çekiyor, zoom out yapıyor ve resmin bütününe
04:52odaklanıyor.
04:52Sistemin kendisine.
04:54Ve o büyük soruyu soruyor.
04:56Peki bütün bunlar yaşanırken sistemin öncelikleri ne?
04:59Neye önem veriliyor?
05:01İşte bu grafik yazarın sistem eleştirisinin tam kalbini oluşturuyor aslında.
05:05Özkendirci'nin iddiasına göre tablo çok net, bilim ve teknolojiye odaklanması beklenen fen liselerinin sayısı giderek azalırken,
05:14imam hatip okullarının sayısı tam tersine artıyor.
05:17Yazar için bu, sistemin önceliklerinin ne yönde değiştiğini gösteren somut bir kanıt.
05:22Ve yazar tam bu noktada bu öncelik seçimini sorgulamak için ortaya çok provokatif, çok doğrudan bir soru atıyor.
05:29Bana dünyada sadece din eğitimi vererek kalkınmış tek bir ülke gösterebilir misiniz?
05:35Bu soruyla aslında şunu demek istiyor.
05:37Seçtiğimiz bu eğitim modeli bizi kalkınma hedeflerimize götürüyor mu yoksa uzaklaştırıyor mu?
05:44Ama bakın, burada Özkendirci hemen önemli bir noktanın altını çiziyor.
05:48Diyor ki, aman yanlış anlaşılmasın, benim derdim din eğitiminin kendisiyle değil.
05:53Onun asıl itirazı, bu eğitimin bir dayatma haline gelmesi ve başka seçenek bırakılmaması.
06:00Yani eriştirisinin merkezinde dini eğitimi değil, seçme özgürlüğünün ortadan kaldırılması var.
06:06Ve geldik sona.
06:07Yazar, bütün bu anlattıklarını, tüm argümanını, tek bir son olayla, adeta bir final sahnesiyle özetliyor.
06:15Bu anlatacağı son anekdot, sistemdeki önceliklerin ne kadar şaştığını göstermek için biçilmiş kaftan.
06:21Hikaye, İzmir'de bir okulda geçiyor.
06:23Okula müfettişler geliyor, öğrencileri birer birer odalara çekip sorguya alıyorlar.
06:28Şimdi insan merak ediyor değil mi, ne soruyor olabilirler diye.
06:31Güvenlik mi, beslenme mi, şiddet mi? Hayır.
06:34Yazara göre sordukları o çok önemli, o çok kritik soru şu.
06:38Din kültürü dersiniz olması gerektiği gibi işleniyor mu?
06:42İşte bu soru, Özkendirci için denetim mekanizmasının odak noktasının nerede olduğunun en net fotoğrafı.
06:48Ve yazarın bu duruma tepkisi, isyanı, aslında her şeyi özetleyen şu cümlede saklı,
06:54keşke diyor o çocuklara bunu soracaklarına, aç mısınız, okulda güvende misiniz diye sorsalardı.
07:00Evet, açlık, şiddet, eğitimsizlik gibi dağ gibi sorunlar varken,
07:05sorulan o tek soru, yazar için bütün meselenin özeti tam olarak bu.
07:09Sonuçta Mehmet Özkendirci'nin bu bütün analizi gelip tek bir büyük soruda düğümleniyor
07:15ve bu soruyu aslında hepimize soruyor.
07:18Biz okullarımız hakkında doğru şeyleri mi tartışıyoruz,
07:21gündemimiz ilahiler mi olmalı, yoksa çocukların güvenliği mi,
07:25müsredatın detayları mı, yoksa karınlarının aç olup olmadığı mı,
07:29belki de bütün meselenin kilidini açacak olan şey,
07:32önceliklerimizi doğru sıraya koyabilmekte yatıyordur, ne dersiniz?
Yorumlar