Ali Küçük - Bakara Suresi Tefsiri 04-06
Bakara Suresi devam ediyor: Müttakîlerin özellikleri anlatılıyor.
Müttakîlerin 4. özelliği:
Sana indirilene (Kur’ân’a) ve senden öncekilere indirilene (Tevrat, Zebur, İncil vb.) iman ederler.
Kur’ân’a iman → hem icmâlen (toptan) hem tafsîlen (ayet ayet tanıyarak) ve amel ederek olur.
Önceki kitaplara iman → vahyin kesintisizliğine, Allah’ın insanlığı vahiysiz bırakmadığına delildir. Onlarla amel etmek gerekmez (bozuldukları için).
5. özellik:
Ahirete yakînen (gözleriyle görmüş gibi kesin) iman ederler.
Ahiret gayptır, imanın konusudur.
Ölüm herkesçe kabul edilir ama ölüm sonrası hayatı kabul etmek müttakîye mahsustur.
Yakîn → %100’den öte kesin bilgidir; Allah’tan öğrenilen bilgi her zaman üstündür.
Sonuç ayeti:
“İşte Rablerinin yolunda olanlar bunlardır ve felâha erenler de bunlardır.”
→ Yolunu Allah’la bulan, Kur’ân’la hidayet alan müttakîler kurtuluşa erer.
Uyarı:
Kur’ân karşısında iki grup:
Müttakîler → uyarılınca uyarılır, yol bulur.
Kâfirler → uyarılınca da uyarılmayınca da müsâvidir (fark etmez); kalpleri mühürlenir, gözleri-perdeli, kulakları kapalıdır.
Dersin özeti:
Müttakî olmak → gayba, kitaplara, ahirete kesin iman + amel.
Kur’ân’la diyalog kurmayan, nötr kalanlar uyarının fayda vermeyeceği kişilerdir.
Felâh (kurtuluş) ancak Kur’ân’la yol bulanlara nasip olur.
#AliKüçük #BakaraTefsiri #Müttakî #Gaybaİman #Ahiret #Kur'an #SesliTefsir
Bakara Suresi devam ediyor: Müttakîlerin özellikleri anlatılıyor.
Müttakîlerin 4. özelliği:
Sana indirilene (Kur’ân’a) ve senden öncekilere indirilene (Tevrat, Zebur, İncil vb.) iman ederler.
Kur’ân’a iman → hem icmâlen (toptan) hem tafsîlen (ayet ayet tanıyarak) ve amel ederek olur.
Önceki kitaplara iman → vahyin kesintisizliğine, Allah’ın insanlığı vahiysiz bırakmadığına delildir. Onlarla amel etmek gerekmez (bozuldukları için).
5. özellik:
Ahirete yakînen (gözleriyle görmüş gibi kesin) iman ederler.
Ahiret gayptır, imanın konusudur.
Ölüm herkesçe kabul edilir ama ölüm sonrası hayatı kabul etmek müttakîye mahsustur.
Yakîn → %100’den öte kesin bilgidir; Allah’tan öğrenilen bilgi her zaman üstündür.
Sonuç ayeti:
“İşte Rablerinin yolunda olanlar bunlardır ve felâha erenler de bunlardır.”
→ Yolunu Allah’la bulan, Kur’ân’la hidayet alan müttakîler kurtuluşa erer.
Uyarı:
Kur’ân karşısında iki grup:
Müttakîler → uyarılınca uyarılır, yol bulur.
Kâfirler → uyarılınca da uyarılmayınca da müsâvidir (fark etmez); kalpleri mühürlenir, gözleri-perdeli, kulakları kapalıdır.
Dersin özeti:
Müttakî olmak → gayba, kitaplara, ahirete kesin iman + amel.
Kur’ân’la diyalog kurmayan, nötr kalanlar uyarının fayda vermeyeceği kişilerdir.
Felâh (kurtuluş) ancak Kur’ân’la yol bulanlara nasip olur.
#AliKüçük #BakaraTefsiri #Müttakî #Gaybaİman #Ahiret #Kur'an #SesliTefsir
Category
📚
LearningTranscript
00:12İzlediğiniz için teşekkür ederim.
00:36İzlediğiniz için teşekkür ederim.
01:09İzlediğiniz için teşekkür ederim.
01:21İzlediğiniz için teşekkür ederim.
01:52İzlediğiniz için teşekkür ederim.
02:03İzlediğiniz için teşekkür ederim.
02:11İzlediğiniz için teşekkür ederim.
02:12Bakın takvalılara, kitapla yol bulacak olanlara, yani yollarını kitapla bulmak isteyenlere Rabbimiz şöyle bir yol gösteriyor.
02:28Onlar sana indirilen kitaba da senden önce indirilenlere de iman ederler.
02:34Demek ki müttakilerin bir başka özelliği buymuş, Allah'ın peygamberlere indirdiklerine inanırlar.
02:45Bir de öncekilere indirilenlere inanırlar.
02:50Peki Allah peygamberimize ne indirmişti? Allah peygamberimize Kur'an'ı indirmişti.
02:56Ondan öncekilere ne indirilmişti?
02:59Ondan öncekilere ne indirilmişti?
03:00İnşallah biraz sonra söyleyeceğim. Öteki kitaplar indirilmişti.
03:04Ayet-i kerimeden anlıyoruz ki, Kur'an'ı kerime imanla öteki kitaplara iman ayrı ayrı zikredilmiştir.
03:12Öyleyse Kur'an'a imanla öteki kitaplara iman ayrı ayrı olacaktır.
03:19Yani kişinin Kur'an'a imanı aynı zamanda onunla amel ederek onu pratikte uygulamaya imandır.
03:27Ben Kur'an'a inandım diyen kişi, onunla amel etmem, onu pratik hayatımda uygulamam gerektiğine inandım demek istiyor.
03:36Fakat öteki kitaplara iman böyle değildir.
03:39Öteki kitaplara imanımız onlarla amel etmek üzere, onları pratikte uygulamak üzere değildir.
03:47Bu önceki kitaplara iman sadece Rabbimizin Hazreti Adem'den bu yana insanlığı kesinlikle vahiysiz bırakmamış olduğuna imandır.
03:58Bu imanla biz şunu ortaya koyuyoruz ki ilk insan ve ilk peygamber Hazreti Adem ile son peygamber Hazreti Muhammed Aleyhisselam
04:09arasındaki tüm peygamberlere Allah vahiy göndermiştir.
04:14Yani Allah yeryüzü insanlığını vahiysiz bırakmamıştır.
04:18Tarihin her devrinde o günkü insanların ihtiyacı kadar bilgiyi Allah mutlaka peygamberleri vasıtasıyla toplumlarına ulaştırmıştır.
04:29İşte önceki kitaplara iman demek buna iman demektir.
04:34Yani kitaplara iman demek vahye iman demektir.
04:39Bir başka deyişle Allah'ın insan hayatına karıştığına iman demektir.
04:45Biz inanıyoruz ki Rabbimiz bütün peygamberlere vahiy indirmiş, peygamberlerini ve toplumlarını kendi bilgisiyle bilgilendirmiş, yani kitaplar göndermiştir.
04:56Burada ayet-i kerimede indirilenlerin ayrı ayrı zikredildiğine bakılırsa, Kur'an'a ve diğer kitaplara ayrı iki iman modeli çıkacaktır
05:08karşımıza.
05:09Yani Müslüman'ın Kur'an'a imanı ile diğer kitaplara imanı farklı olacaktır.
05:15Mesela bakın daha önceki derslerimizde demeye çalıştım.
05:20Şöyle bir iman caizdir.
05:22Allah Hazreti Musa'ya Tevrat diye bir kitap göndermiştir.
05:26Gönderildiği şekliyle, gökten indiği şekliyle içindekiler haktır ama bilmiyorum bana kadar ulaşmamıştır demek doğru bir iman modelidir.
05:36Veya Allah Hazreti İsa'ya İncil diye bir kitap göndermiştir.
05:41Gönderildiği şekliyle içindekilerin tamamı haktır ama bilmiyorum haberim yok.
05:46Çünkü bozulmuş şekliyle bana kadar ulaşmıştır, orijinal şekliyle bana ulaşmamıştır demek de doğru bir iman modelidir.
05:55Yani bir müminin imanıdır bu.
05:58Allah'ın kabul ettiği bir imandır, doğru bir imandır.
06:02Ama şöyle bir iman doğru bir iman değildir.
06:05Allah Muhammed Aleyhisselam'a Kur'an diye bir kitap göndermiştir.
06:10İçindekilerin tamamı haktır ama bilmiyorum haberim yoktur.
06:13Çünkü bozulmamış şekliyle bana kadar ulaşmamıştır dedi mi bir insan, bu sefer yanlıştır bu iman.
06:20Yani böyle bir iman Allah'ın kabul etmeyeceği bir imandır.
06:24Bakın şimdi Müslümanların imanlarına.
06:27Birinci tür bir iman mı yoksa Allah korusun da Kur'an'a iman ederlerken Tevrat'a ya da İncil'e
06:35iman ediyor gibi mi iman ediyorlar?
06:37Eğer bugün Müslümanlar Tevrat'a veya İncil'e inanır gibi Kur'an'a inanıyorlarsa, Tevrat'a inananlar gibi, İncil'e
06:46inananlar gibi işte demişlerdi, diyorlardı.
06:50Galiba öyle diyorlardı önderlerimiz.
06:53Galiba öyle diyorlardı hahamlarımız, papazlarımız.
06:56Diyerek Allah korusun, hahamlar ve papazlar aracılığıyla kitaplarıyla diyaloğu kuranlar gibi Kur'an'la bozuk düzen bir diyaloğu kurmuşlarsa, bu
07:06baştan batıl olacaktır elbette.
07:09Hani geçen haftaki dersimizde mi, daha önceki dersimizde mi hatırlayamıyorum, Peygamberimizin bir hadisini okumuştum.
07:16Ne diyordu Peygamberimiz?
07:21Böyle, قيلü kale dayanan bir iman, Allah'ın kabul edeceği bir iman değildir.
07:27Ne diyor bakın Peygamberimiz?
07:29Allah size قيلü gali haram kılmıştır.
07:32قيل'e denildi, gale de dedi demektir.
07:35Yani bu konuda şöyle denilmiş, böyle denilmiş, falan şöyle demiş, filan da böyle demiş şeklinde, dedi ve denildilere dini havale
07:44etmek haramdır.
07:45Caiz değildir bu.
07:46Allah dedi, Peygamber dedi ve ben de inandım.
07:51Allah ve Peygamber dedi ve ben öylece amele dönüştürdüm demek gerekir.
07:56Yani ben bunu Allah'ın kitabında gördüm, Peygamber'in sünnetinde buldum ve onun için yapıyorum.
08:03Onun için ben böyle bir ameli işliyorum demek caizdir, onun dışındakiler caiz değildir.
08:08İşte Kur'an'ın istediği iman budur bizden.
08:12Yani Kur'an'a iman budur.
08:14Allah ne dedi, Allah ne istedi, bizzat Allah'la diyaloğu kurarak ama bunu da salt aklımızla anladığımız biçimde değil de,
08:23Peygamber'in örneklediği biçimde anlayarak tabi.
08:26Çünkü Allah öyle diyor, kitabında bizden ne istemişse, ne tür bir emirde bulunmuşsa Rabb'ımız hep şekilde görüldüğü gibi diyor.
08:36Şekilde görüldüğü gibi diyor ya Allah, Peygamber'imin yaptığı gibi diyor ya, işte bizde Peygamberler örneğiyle Allah'ın istediği biçimde
08:46Kur'an'a inanacak ve bu imanımızı imtihan olunduğumuzdan dolayı amele dönüştürme çabası içine gireceğiz inşallah.
08:54İşte o zaman takvalı oluruz, işte o zaman Kur'an'la beraber olur, Kur'an'la yol bulanlardan oluruz Allah
09:01'ın izniyle.
09:02Demek ki müttaki olanlar, Allah'ın Resulüne indirilen Kur'an'a inanırlar bir, bir de önceki peygamberlere indirilen kitaplara inanırlar.
09:12Ayrıca önceki peygamberlere farklı olarak bir de sahifeler indirilmiştir Rabb'imiz.
09:21Vahiyin farklı bir biçimde insanlara sunulması da böylece gerçekleştirilmiştir.
09:28Yani gayba inanmayıp kendilerini biyolojik bir hayvan zanneden zavallıların iddia ettikleri gibi insanlık tarihi öyle karanlık değil vahiy ile başlayan
09:40bir tarihtir.
09:40Önce Adem Aleyhisselam'a, sonra onun çocuklarından İdris Aleyhisselam'a ve onun oğlu Şit Aleyhisselam'a, İbrahim Aleyhisselam'a sahifeler
09:52verildi.
09:53Bir de Musa Aleyhisselam'a Tevrat verilmeden önce sahifeler verildi. Bunu da biliyoruz.
10:02İşte böylece bizler peygamberlere sahifeler verilerek kendilerine vahiy ulaştırıldığına da inanıyoruz.
10:12İnsanlık tarihinin birinci çağı diyebileceğimiz sahifeler döneminin sona ermesiyle, ikinci çağı diye bilinen kitaplar dönemi başlıyor.
10:23Hz. Musa Aleyhisselam'a Tevrat, Davud Aleyhisselam'a Zebur, İsa Aleyhisselam'a İncil ve son elçi, son peygamber Hz. Muhammed
10:33Aleyhisselam'a da Kur'an-ı Kerim indirilmiştir.
10:35Biz bu kitapların hepsine iman ediyoruz.
10:40Burada dikkatimi çeken bir hususu arz edeyim inşallah.
10:45Hani Bakara suresinin üçüncü ayetinde Rabbimiz,
10:48اَلَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ buyurarak, müminlerin gaybe inandıklarını, gayb haberlerini ihtiva eden Allah'ın kitaplarına inandıklarını söylemişti.
11:01Yani orada Rabbimiz zaten müminlerin Allah tarafından peygamberlere gönderilen kitapların tümüne inandıklarını söylemişti.
11:11Acaba burada bir daha bundan söz etmesini nasıl anlayacağız?
11:16Orada kısaca söylemiştim.
11:18O birinci ayet kitap konusunda icmali imanı anlatır.
11:23Yani toptan bir imanı anlatır.
11:26Bu ikinci ayet ise tafsili imanı anlatır.
11:30Yani kişi Müslüman olduğu dönem ben bu kitaba inanıyorum dedi.
11:36Ben bu kitabın içinde ne var ne yok hepsine inanıyorum dedi ve böylece icmali bir imanla Müslüman oldu.
11:44Zaten buna inanmayan kişiye Müslüman denmez.
11:47Sonra da bakın bu ikinci ayetin anlattığına göre icmalen inandığı bu kitabın içindekileri tek tek tanıyarak, ayet ayet tanıyarak, tafsili
11:59bir imanla buna iman ediyor kişi.
12:01İşte bu ikisinin ayrı ayrı gelişini böyle anlamaya çalışıyoruz.
12:06Allah bizden böyle kitabın içindekileri tek tek tanıyarak, ayet ayet tanıyarak, tafsili bir iman da istiyor yani.
12:16Bu konuyu Kur'an'da başka bir ayeti kerimede daha açık görüyoruz.
12:22Mesela bakın Kasas suresinde Rabbimiz şöyle buyurur.
12:27وَإِذَا يُتْلَى عَلَيْهِمْ قَالُوا آمَنَّا بِهِ اِنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّنَا اِنَّا كُنَّا مِنْ قَبْلِهِ مُسْلِم۪ينَ
12:36Onlara Kur'an okunduğu zaman ona iman ettik.
12:41Çünkü o Rabbimizden gelmiş haktır.
12:44Esasen biz daha önce de Müslüman idik derler.
12:48Bakın gerçi bu ayet daha önce kendi kitaplarına inanırken son kitap Kur'an gelince ona da inandıklarını söyleyen ehli kitabı
12:58anlatır.
12:59Ama bu manada unutmayalım ki bizler de ehli kitabız.
13:04Bizler de kitap ehliyiz.
13:06Mesela soralım bir Müslümana sen kitap ehli misin diye kitaplı mısın diye soralım evet der değil mi Müslüman?
13:13Kitapsız filan desen kesinlikle kabul etmez bunu.
13:16Ama dönüp bu seferde peki kardeş ne var kitabında diye sorsanız hatta Hristiyan'ın ki kadar bile Allah korusun kitabından
13:26habersiz gariban.
13:28Bakın ayeti kerimede min kablihi diyor daha önce.
13:32Yani bu kitabı elime almadan önce bu kitabınla tanışmadan önce Allah'ın gerçek arzularını duymadan bilmeden önce de min kablihi
13:43bundan önce de inna kunna müslimin biz buna inanıyorduk.
13:48Yani onlar buna inanıyorlardı.
13:52Ben tekfirci gruptan değilim.
13:55O yüzden de insanları kafir kabul etmiyorum.
13:59Yani bu insanlar işte gariban Müslümanlar.
14:03Ve de Müslümanlıklarının İslam'la da ilgisi de yok.
14:07Pek çokları öyledir aslında.
14:10Nice uyduruk kitabi olmayan şeyler var dinlerinde.
14:13Ama ne yapsın saf samimi kendisine resmi ideolojinin veya dinden habersiz dindarların din diye yutturdukları şeylere inanmış kanmış.
14:26Ama maziretsiz değil suçsuz da değil.
14:29Lakin adamı kafir yapmanın da anlamı yoktur yani.
14:33E ne zaman kafir diyelim ona biz yatmayalım uyumayalım biz gerçek dini ulaştıralım ona.
14:40Dinini başkalarından değil kitap ve sünnetten Allah ve Resulünden öğrenmesi gerektiğini anlatalım ona.
14:49Anlatmakla da kalmayalım.
14:51Bunu nasıl becereceğini de yani buna nasıl ulaşabileceğini de öğretelim ona.
14:57Sonra da bu adam buna rağmen yok arkadaş benim böyle şeylerle ilgim alakam yoktur derse.
15:03E o zaman da kafir olacaksa olsun ne diyelim ne yapalım.
15:08Ama ben demem bunu ona.
15:09Zira benim böyle bir derdim yok.
15:13Çünkü eğer Allah bana böyle bir nüfus sayımcılığı görevi verseydi o zaman düşünürdüm bunu.
15:20Ama benim şöyle bir derdim var bakın.
15:23Bunlar benim müşterilerimdir.
15:25Ben bunu bilirim ötekisini bilmiyorum şimdi.
15:28Ama şurası bir gerçek ki Türkiye'de böyle yeni bir Müslüman tip oluştu.
15:34Başı kapalı ama baldırı çıplak.
15:37Mesela namaza karışan ama hukuka karışmayan bir Allah inancı.
15:42Ya da kıyafete karışmayan ama oruca karışan bir Allah inancı.
15:48Abdestte söz sahibi ama mirasta söz sahibi olmayan bir Allah inancı.
15:53O zaman şöyle diyelim.
15:55Din dediğimiz ve inandığımız şey eğer Allah'ın dini ise yani Allah'ın kitabına dayanan bir din ise o dinde
16:04söz sahibi Allah'tır.
16:06Ona sonradan birilerinin ilave yapması ya da çıkarmada bulunması o dini bozmayacaktır.
16:12O gerçek dine mutabakatı kadar bu yeni dinler ya tamamen şirktir ya küfürdür ya da günahkar bir dindir.
16:22Yani bu yeni türetilen dinlerin bu gerçek dinle mukayesesini ölçtüğümüz zaman eğer kişiyi dinden çıkaracak bozuklukları varsa tamam onu dinsiz
16:34sayıyoruz.
16:34Ama kişi günahkar seviyede tutabilecek kadar bozukluklar varsa o zaman onlar işte gariban Müslümanlardır diyoruz.
16:43Onlar da benim müşterilerimdir diyorum.
16:46Yani bu garibanlar bu dinlerinin farkında olmadan hayat süren garibanlar da benim müşterilerimdir diyorum.
16:54Bu tekfir işi girince esasen ben diyeceğimi unuttum.
16:59Ayete bir daha dönüyorum.
17:01Ne diyorlardı bakın.
17:04Kendilerine Kur'an okununca, Kur'an duyurulunca diyorlardı ki
17:09Biz buna daha önceden de inanıyorduk.
17:14Biz buna önceden de teslimdik.
17:17O Rabbimizden bir haktır, hakikattır diyorlar.
17:23Biz buna daha önceden de teslimdik.
17:26Önceden de biz bunun Müslümanıydık derler.
17:29Az evvel dediğim gibi iki manası var tabi bunun.
17:33Ya adam önceden Tevrat'a, İncil'e inanıyorken Muhammed Aleyhisselam'ın geleceğine, Kur'an'ın geleceğine de inanıyordu.
17:42Yani o zaman da Müslümandı bu adam.
17:45Ama Muhammed'e Müslüman değil.
17:48Ya neye?
17:49Allah'ın Hazreti Adem'den bu yana gönderdiği din olan İslam'a inanıyordu.
17:54Öyleyse şöyle diyebiliriz.
17:56Biz zaten Allah'ın hayata karışmasına inanıyorduk diyorlar.
18:00Zaten kitaba imanın manası da budur.
18:04Kitaba iman demek, Allah'ın insan hayatına karışmasına iman demektir.
18:09Biz bize Allah'ın kitap göndermesine ve bu kitapla hayatımızı düzenlediğine inanıyorduk.
18:16Şimdi de aynı Allah'tan gönderilen bu son kitaba da inanıyoruz demektedirler.
18:22Ya da bunun manasını biz kendimiz açısından anlamaya çalışırsak o zaman şöyle diyeceğiz.
18:30Biz zaten Allah'ın kitabına icmalen toptan inanmıştık, inanıyorduk.
18:36Ama kendi hayatımızı yaşarken hayatımızın Allah'ın ayetleriyle çatışması halinde biz Allah'ın dediklerinin doğruluğunu biz baştan zaten kabul ediyorduk
18:48demek olacaktır mana.
18:49Mesela şu anda yaşadığımız bir hayatımız var.
18:55Yaşanan hayatın adına din denir.
18:58Ve biz din diye, Müslümanlık budur diye bu hayatı yaşarken bu arada Allah'ın kitabını, bizim din kitabımızı, hayat kitabımızı
19:09da öğrenmeye devam ediyoruz.
19:11Kitabı öğrenmeye devam ederken de peşinen şunu kabul ediyoruz.
19:16Şunu diyoruz, eğer kitabımızdan yarın öğreneceğimiz bir ayet bizim bugünkü dinimize, yani bugünkü yaşadığımız hayatımıza ters gelecek olursa, biz bugünden
19:30bu ayetin dediğini, doğruluğunu kabul ediyoruz.
19:34Yeni öğrendiğimiz bir din eğer dünkü dinimizle çatışırsa, biz bugünden yeni dinin doğruluğunu kabul ediyoruz diyoruz.
19:42Mesela şu anda Bakara öğreniyoruz.
19:46Bundan sonra inşallah Ali İmran okuyacağız.
19:50Ama farz edin ki Ali İmran bizim hayatımızın filan bölümünün düzenlenmesini şöyle anlatacaktır da, ama biz henüz Ali İmran bilmediğimiz
20:00için onu kendimize göre atadan, babadan öğrendiğimiz gibi düzenlemeye devam ediyoruz.
20:06Mesela namazlarımızı bazen böyle öğrendikçe düzelttik değil mi?
20:13Önceden öyle öğrenmiştik, meğer yanılmışız dediğimiz çok olmuştur.
20:18İşte bu ayet bana böyle bir iman modeli anlattı.
20:22Yani ben Kur'an'da ne var ne yok baştan inanıyordum, icmalen inanıyordum ama şimdi toptan inandığım kitabımın ayetlerini tanıdıkça, zaten
20:35inandığım ayetlere bu defa tafsilen inanıyorum diyoruz.
20:39O Müslümanlar, o müttaki Müslümanlar kitaplara inanırlar, bir de ve bil ahiratihum yuqinun, bir de onlar ahirete de yakinen inanırlar.
20:54Yani ahiret konusunda yakin sahibidir onlar.
21:00Gözleriyle görüyormuşçasına ahirete inanırlar.
21:04Aslında onu gözle göremiyoruz.
21:07Ahireti sonra yaşayacağız biz.
21:11Ahiret zaten son an, son gün, ahir zaman demektir.
21:17Ahiret hayatın ve dünyanın bitmesidir.
21:22Dünya ve gökler aleminin solumasının bitmesi, canlılar aleminin solumasının bitmesiyle başlayan yeni bir hayatın adıdır ahiret.
21:31Bizden ahirete iman istenirken, onun başlangıcı sayılan ölüme iman istenmiyor.
21:39Zira ölüm, kişinin onu inkar edemeyeceği biçimde her gün gözlerinin önünde cereyan edip durmaktadır.
21:46İnsanlar isterlerse onu inkar etsinler, isterlerse yok saysınlar ölümü, gökyüzüne çıksınlar, yerin karına insinler, bağırıp çağırıp isyan etsinler, netice değişmeyecektir
21:59ve sonunda herkes ölecektir.
22:01Üstelik attığımız her bir adım bizi ölüme doğru götürmektedir.
22:07Analarımızdan doğduğumuzdan beri hep ölüme doğru koşmaktayız.
22:11Yani bugün kafir de, Müslüman da ölümü kabullenmektedir.
22:16Yalnız bu konuda kafirle Müslümanın ayrıştığı nokta ölümden sonraki hayattır.
22:22Mümin inanıyor ki ölümden sonra da hayat var.
22:26Kafir de diyor ki hayır, hayat sadece dünya hayatıdır ve işte bu kadardır.
22:32Ölünce her şey bitecektir.
22:35Gerçekten bu şekilde inanan bir kafirin hayatında bir takım kayıtlar koymasına da akıl erdirmek mümkün değildir.
22:43Yani dehey budala, madem ki hayat sadece dünya hayatıdır, madem ki öldükten sonra her şey bitecek, bir daha dirilme olmayacak
22:52ve yaptıklarından hiç sorumlu olmayacaksın.
22:55O halde hayatını niye kayıtlar altına alıyorsun da, hiçbir kayda, küreye tabi olmadan hayatını dilediğin gibi yaşasana, öyle değil mi?
23:06Sana göre nasıl olsa bir daha dirilme olmayacak, hesaba çekilme olmayacak.
23:11Zavallı, mantığı da işlemiyor kafirin.
23:14Zaten akıllı olsaydı, aklı olsaydı Müslüman olurdu.
23:18Bakın, Mülk suresinde anlatıldığına göre, kafirler cehennemi görünce şöyle diyecekler.
23:25وَقَالُوا لَوْ كُنَّا نَسْمَعُوا اَوْ نَعْقِلُوا مَا كُنَّا فِي أَصْحَابِ السَّعِيرِ
23:31Eyvah! Eğer işitse ve akıllarımızı kullansaydık, bizler cehennem ashabından olmayacaktık.
23:40Demek ki kafir, Allah'ın kendisine verdiği akıl ve duyu nimetlerini kullanamamıştır.
23:45Demek ki kafir akılsızdır.
23:47Hatta şu anda yeryüzünün gözleri görmeyen, kulakları işitmeyen, en akılsız, en budala, en zavallı varlıkları kafirlerdir.
23:58Hani şimdi şu kimi zavallı Müslümanların imrenip kendilerini örnek almak için çırpındıkları kafirler.
24:07Bakın, Rabbimiz diyor ki,
24:09وَبِلْ اَخِرَةِهُمْ يُقِنُونَ
24:11Onlar yakinen ahirete iman ederler.
24:15Yakîn demek, yani yüzde yüzden de öte kesin bilgi demektir.
24:21Kur'an-ı Kerim kendisi için yakîn ifadesini kullanır.
24:25Yakîn, yüzde yüzden de kesin bilgi demektir.
24:30Tabi Allah dediği için öyledir diyoruz.
24:33Bakın, Ankebut suresi kişinin Allah'la bildiği, Allah sayesinde bildiği bilginin, kendi kendisine bildiği bilgiden her zaman üstün olduğunu haber
24:44veriyor.
24:45Yani kişinin Allah'la öğrendiği bilgi, Allah sayesinde vahiyle öğrendiği bilgi, kendi kendine, kendi tecrübeleriyle öğrendiği bilgiden her zaman üstündür.
24:56Mesela, bal şerbeti İshal'a iyi gelir mi dedi Allah, sen de tecrübe ettin, denedin ama sana iyi gelmedi mi?
25:07Yani, yani bal içtikçe Allah'ın tavsiyesini yerine getirdikçe, uyguladıkça, karnın ağrısı hep arttı mı, ağrını arttırdı mı bu?
25:16Yine de Allah doğru söylüyor, yine de Allah'ın dediği senin için iyi çıkacaktır, devam et.
25:22Bakın, sahabeden birisi gelmiş peygamberimize, demiş ki, ya Resulallah benim karnım ağrıyor.
25:29Peygamberimiz diyor ki, bal şerbeti iç, çünkü bal şerbeti karın ağrısına iyi gelir dedi Allah.
25:36Sahabe gitmiş, bal şerbeti içmiş, ama içtikçe karnının ağrısı artmış.
25:41Tecrübe etmiş, bizzat denemiş, bal şerbeti karnının ağrısına iyi gelmemiş.
25:46Gelmiş peygamberimize diyor ki, ya Resulallah, sen bana bal şerbeti tavsiye ettin ama, ben bal şerbetini içtim, denedim, bizzat tecrübe
25:54ettim, o benim karnımın ağrısına iyi gelmedi deyince,
25:58Allah Resulü buyurur ki, vallahi Rabbim doğru söylüyor, karnın yalan söylüyor, sen bal şerbeti içmeye devam et, o sana iyi
26:07gelecektir.
26:08Demek ki, kişinin Allah'la bildiği bilgi, Allah sayesinde öğrendiği bilgi, kendi kendine, kendi tecrübeleriyle öğrendiği bilgiden her zaman için
26:19üstündür.
26:20Bakın burada, modernist kafirlerin, bilimci kafirlerin bir iddiaları var.
26:26Diyorlar ki, laboratuvarda bir deney yaptık.
26:29Yüzde yüz kesin doğru olduğuna inandığımız bir sonuç çıktı karşımıza ve de, öyle bir hadisle karşı karşıya geldik ki,
26:37peygamberin öyle bir hadisi karşımıza çıktı ki, laboratuvardaki bu deneyimizin, yüzde yüz doğru olduğuna inandığımız,
26:44bu deneyimizin tamamen zıttını ortaya koyan, aksini ortaya koyan bir hadis çıktı karşımıza, ne yapacağız diyorlar.
26:51Ben diyorum ki, bu konuda kesinlikle, hadisten şüphe etmeyeceğiz.
26:58Laboratuvarın deneyini reddedeceğiz.
27:00Belki de, deneyi yapanların, deney yapım modelleri bozuktur diyeceğiz.
27:07Belki de yanlış yaptılar, belki de kasıtlı yaptılar, belki de ortam değişiktir diyeceğiz.
27:13Belki de anlayışları ve niyetleri değişiktir.
27:16Belki de bu hadisi reddetmek için, kasıtla bu sonuca varmışlardır diyeceğiz.
27:21Eğer hadis yine de sahih bir hadisse, onun doğruluğuna inanacağız.
27:27Benim imanım budur bu konuda.
27:30Bundan başkasını da kabule el vermiyor imanım.
27:33Kişi, eğer peygamber bile olsa, kesinlikle kendi bilgisiyle Allah'ın bilgisini denk tutamaz.
27:42وَبِالْاٰخِرَةِهُمْ يُقِنُونَ
27:44Onlar ahiret konusunda yakin sahibidirler.
27:49Sanki ahireti yüzde yüzden de öte kesin bilirler ve iman ederler.
27:54Yani insan kendi kendisini bilir ya, ahireti kendilerinden daha bir önde bilirler ve inanırlar.
28:03Yakin bu anlama gelecektir.
28:05İnsan kendi varlığını kendi kendine bildi ama ahireti insana Allah bildirmiştir.
28:12Yani şu anda ben yüzde yüz kendi varlığıma inanıyorum.
28:16Kendim varım.
28:17Ama Allah'ın varlığına yüzde yüzden de öte kesin bir imanla inanıyorum.
28:22Çünkü ben kendi varlığımı, kendi tecrübelerimle anladım ama Allah'ın varlığını Allah'la anladım.
28:30Ahiretin varlığını Allah'la anladım.
28:34Arkadaşlar, ahiret inancı Allah'la beraber olmayı, Allah'la karşı karşıya gelmeyi gündeme getirecektir.
28:41Yani ahiret elde bir, hesap kitap elde bir diyecektir kişi.
28:47Alırken, verirken, severken, küserken, yatarken, kalkarken ahireti hep gözünün önünde canlı tutacaktır.
28:56Ben bundan hesaba çekileceğim.
28:58Ben bunun hesabını vereceğim.
29:00Bu konuda yarın benim karşıma bir dosya çıkacaktır diyen kişi sürekli kendisini kontrol altına almayı becerebilecektir.
29:07İşte, gerek gayba imanı, gerekse ahirete imanı gerçekleştirebilmek için sürekli vahiyle, kitapla ilişkimizi sürdürmek zorundayız.
29:19Bundan başka çaremiz de yoktur.
29:21Çünkü ahireti de, gaybı da ancak bu kaynaktan öğrenme imkanımız vardır.
29:27İşte böyle yapanlar, böyle inananlar, böylece yollarını Allah'la bulacaklardır.
29:33Ya da şöyle söyleyelim, Allah böyle yapanlara yol gösterecektir.
29:37Ayetle söyleyelim bunu,
29:43İşte, Rablerinin yolunda olanlar bunlardır ve bunlar felaha erenlerdir.
29:51Onlar, Allah'la yol bulan, yollarını Allah'ın buldurduğu insanlardır.
29:57Veya kendileri, kendi kendilerine, kendi başlarına yol bulmuşlar değil de, Rableri onlara yol buldurmuştur.
30:04Halbuki kendileri aramışlardı yolu.
30:07Ama İslam'ın edebidir bu.
30:09Güzellikler hep Allah'a izafe edilir İslam'da.
30:12Bunlar, Allah'tan hidayet istemişler.
30:15Allah'ın kendilerine gösterdiği hidayet yolu olan kitabını anlamaya çalışmışlar.
30:21Kitapla diyalog kurmuşlar.
30:23Kitaba başvurmuşlar.
30:24Böylece Rablerinden hidayete ulaşmış insanlardır bunlar.
30:28Ve ulaike humul muflihun ve onlar felaha erenlerdir de.
30:35Felaha ermenin ne demek olduğunu ileride Kur'an değişik yerlerde anlatacak.
30:41Mesela Ali İmran suresinin sonunda
30:52Ey iman edenler sabredin ve sabır yarışında düşmanlarınızı geçin.
30:59Allah yolunda cihad için hazır yani rabıtalı olun.
31:05Bir de Allah'la yol bulun ki felah bulasınız.
31:09Ali İmran suresinde Rabbimiz böyle diyor.
31:13Ey iman edenler peki neye iman edenler?
31:18Bakara'da başlayan ve Ali İmran'ın sonuna kadar anlatılanlara iman edenler.
31:24Ey iman edenler.
31:26Isburu ve sabiru.
31:27Sabredin sabırda yarışın.
31:30Yani bu imanınızı gündemde tutma yarışında bulunun.
31:35Yani siz sabırlı olun.
31:37Direnin dayanın.
31:38Şeytan ve dostlarının engellemelerine karşı sabır yarışına girin.
31:43Bir de ve rabitu.
31:45Rabıtalı bulunun.
31:46Yani Kur'an'la vahiyle bu mesajla ilginizi, irtibatınızı, rabıtanızı kesmeyin.
31:53Böylece yolunuzu hep Allah'la bulun.
31:56Yanılmayın.
31:57Şaşırmayın.
31:58Hep Allah desin siz yapın.
32:00Allah tarif etsin kitabıyla siz oradan alıp amele dönüştürün.
32:05İşte o zaman felah bulursunuz.
32:09Umulur ki o zaman felaha erersiniz.
32:13Demek ki bundan sonra anlatılanlar hep bizim felahımız içinmiş.
32:18Evliliğini şöyle olsun, boşanmanız böyle olsun.
32:22Faizden kaçarsanız, orucunuzu şöyle yaparsanız, adam öldürmeyi böyle yaparsanız gibi.
32:27Bundan sonra gelecek olanlar, işte bunlar bizim için yol gösterileri veya işaret levhalarımızdır.
32:35Veya felahımızdır, kurtuluşumuzdur bunlar.
32:39Yani bunlara uyarsak, işte o zaman felaha ereceğiz, felahı bulacağız demektir.
32:46Buraya kadar okuduğum bölümün şöyle kısa bir özetini yapalım.
32:51Vahiy insanlar için hüdendir.
32:54Yol göstericidir.
32:55Vahiysiz insanlığın yol bulması kesinlikle mümkün değildir.
33:00İşte bu hidayet rehberi olan kitabın karşısında, Kur'an'ın karşısında insanlar ikiye ayrılır.
33:07Kitap karşısında iki sınıf insan vardır.
33:10Birincisi takvalılar, yani müttakiler, yani kitapla yol bulanlar, yani yollarını Allah'a sorarak bulanlar, yaptıklarını Allah'ın kitabına ve peygamberin
33:22sünnetine sorarak yapanlar, yapmayıp terk ettiklerini de yine kitaba müracaat ederek yapmayanlar.
33:30İşte bunlar kitabın kendileri için yol gösterici olduğu müttakilerdir.
33:35İşte kitap karşısında birinci grup bunlardır, müttakiler.
33:40İkinci grup insan ise kendilerine Kur'an arz edildikten sonra, kendilerine arz edilen Kur'an karşısında ikinci grup insan ise,
33:51bakın bundan sonraki ayeti kerimesinde Rabbimiz onları şöyle anlatacak.
34:04Yani kitap kendilerini ha uyarmış, ha uyarmamış, fark etmez yaşayanlar.
34:11Kitabın inzarı kendilerine ha ulaşmış, ha ulaşmamış, müsavi olanlar.
34:17Yani kitap kendilerine ha ulaşmış, ha ulaşmamış.
34:22Kur'an diye bir kitap evlerinde ha var, ha yok.
34:25Kur'an diye bir kitap, Konya'da ha var, ha yok.
34:30Yeryüzünde, yeryüzüne böyle bir kitap, ha gelmiş, ha gelmemiş, fark etmez yaşayanlar.
34:37Kitaplarına karşı nötr davrananlar, ilgisiz ve kayıtsız yaşayanlar.
34:42Kitaplarından habersiz yaşayanlar.
34:44Kitaplarından habersiz hayat programı yapanlar.
34:48Allah korusun, yanlış hatırlamıyorsam, Şuayb Aleyhisselam'ın kavmi de Şuayb Aleyhisselam'a aynı şeyi söylemişlerdi.
34:59Şuara suresinde bakın Rabbimiz o hususu şöyle anlatır.
35:04Kalu sevaun aleyna eva'aste emlem tekum minel vaazîn.
35:09Onlar dediler ki, sen övüt versen de vermesen de, vaaz edenlerden olsan da olmasan da bizce müsavidir.
35:19Yani en şuayb, ister vaaz et, ister vaaz etme, ister anlat, ister anlatma, ister uyar, ister uyarma, bizim için fark
35:29etmez.
35:29Çünkü biz kesinlikle seni dinlemeyecek ve sana inanmayacağız diyorlardı.
35:36Yani vaazın, uyarının varlığıyla yokluğunu müsavi kabul ediyorlardı.
35:42Peygamberin varlığıyla yokluğu müsaviydi onlar için.
35:46Kitabın varlığıyla yokluğu müsaviydi onlar için.
35:50Kitap ha var, ha yok fark etmezdi.
35:52Peygamber kendilerini ha uyarmış, ha uyarmamış.
35:56Kendilerine kitap ha bir şeyler demiş, ha dememiş.
36:00Fark etmezdi onlar için.
36:01Allah korusun, işte kitap karşısında, Kur'an karşısında, kitabın uyarısı karşısında, kitabın inzarı karşısında ikinci grup insan bunlardır.
36:14Buna göre kitap karşısında insanların ikinci bir grubunun varlığını anlıyoruz buradan.
36:19Ama bunu demeden önce burada bir yanlışımızı söyleyelim.
36:24Maalesef Müslümanların şöyle bir yanlışı olmuş.
36:28Sanki Kur'an'da anlatılan mümin, müttaki, muvahhid, sabırlı, mücahit, cihat edici, namaz kılıcı insanlar sanki biziz.
36:38Garanti biziz.
36:39Yani bunlardan söz ederken Kur'an garanti bizi anlatıyor.
36:43Halbuki yıllar yılı şunu da öğrenmişlerdi Müslümanlar.
36:47Cennetlik olmayı kim garanti görürse dinden çıkar.
36:52Sen nereden bildin onun sen olduğunu, nereden bildin kesinlikle oraya layık olduğunu dememiz gerektiğini de biliyoruz.
37:01Bunu da bildiğimiz halde yine de Kur'an'da anlatılan her güzel sıfatın sahibinin kendimiz olduğunu zannetmişiz.
37:09Ondan sonra da işte Kur'an'da nerede kafir, putperest, fasık, facir, münafık, müşrik anlatıldı mı da hep başkaları zannedilmiş.
37:19Hep karşıdakiler zannedilmiş.
37:21Hep başkalarının üzerine atılmış.
37:24Oysa acaba bu anlatılanlar ben miyim ki?
37:28Bu sıfatlar bende mi ki acaba?
37:31Acaba bu ayet beni mi anlatıyor ki?
37:33Demek zorundaydık.
37:34Bakın Hazreti Ömer Efendimiz de aşire-i mübeşşer eden olduğu halde acaba burada anlatılan münafık ben miyim diyor ve uykularını
37:45kaybediyordu.
37:46Acaba Resulullah'ın haber verdiği münafıkların içinde listesinde bende var mıyım diye için için muhasebesini yapıyordu Hazreti Ömer.
37:55Elbette bir insan olarak, bir mümin olarak öyle düşünecekti ve zorlanacaktı, zorlayacaktı kendini.
38:01Şimdi bu manada kendimize bir bakalım.
38:05Kur'an karşısında kendisine Kur'an arz edilince, Kur'an'la karşı karşıya gelince iki grup insan varmış.
38:14Bir müttakiler, yani Kur'an'la uyarılanlar, Kur'an'ın uyarısı karşısında kendi kendilerini uyaranlar, Kur'an'la yol bulanlar,
38:24yollarını Kur'an'la bulanlar.
38:26Yani müttakiler, ikinci grup insan ise kendilerine Kur'an arz edilince, Kur'an'la karşı karşıya gelince, Kur'an'ı
38:35duydukları zaman, Kur'an karşısında ikinci grup insan ise,
38:48Küfredenlere, hakkı örtbas edenlere gelince, uyarsan da uyarmasan da müsavidir onlar için.
38:56Onlar iman etmezler diyor Rabbimiz.
38:59Bakın, bu ikinci grup Kur'an ha var, ha yok fark etmez olanlar.
39:05Kur'an'ın uyarısı karşısında ne tür davrananlar?
39:09Kur'an'la diyalog kurma gereği duymayan, onu anlama, onu tanıma lüzumu duymayan, Kur'ansız yaşayan insanlar, kitaplarından habersiz yaşayan
39:19insanlar.
39:22Şimdi, kendimize bir bakalım.
39:24Eğer Kur'an bizi uyarınca, yani biz Kur'an'la karşı karşıya gelince, Kur'an'ın mesajı bize ulaşınca,
39:32ya kendimiz bizzat okuyarak, ya da bir başkası okuyarak, yani şu anda benim yaptığım gibi, bir başkası okuyarak,
39:39Kur'an'ın inzarı, Kur'an'ın uyarısı bize ulaştığı zaman, eğer Kur'an bizi ha uyarmış, ha uyarmamış,
39:46Böyle bir sure Kur'an'da ha varmış, ha yokmuş, bizim için denkse, müsavi ise, Allah korusun, iman boyutunda denkse, amel
39:57boyutunda denkse,
39:59o zaman Allah korusun, biz de ikinci grubun içindeyiz demektir.
40:04Eğer iman boyutunda denk değil de, amel boyutunda denkse bu iş, o zaman Allah korusun,
40:10Ankebut suresi imdadımıza yetişiyor ve diyor ki, sakın ha aldanmayın, şeytan sizi Allah'la aldatır bazen.
40:19Allah sanki sizi Müslüman kabul etti zannettirir.
40:23Çünkü bakın, Ankebut suresindeki ayeti kerimesinde Rabbimiz buyurur ki,
40:34İnsanlar öyle mi zannediyorlar ki, sadece iman ettik demeleriyle bırakılacaklar da imtihana çekinmeyecekler.
40:41Öyle mi hesap ediyorlar? Öyle mi umuyorlar?
40:44İnsanlar hesaplarını, kitaplarını öyle mi yapıyorlar ki,
40:48amel deyiverecekler de, inandık deyiverecekler de, salını verecekler öyle mi?
40:54Hesaplarını, kitaplarını buna göre mi yapıyorlar insanlar diyordu.
40:57Öyleyse, kişi Kur'an'ın bir konudaki uyarısına iman ettim dese de,
41:05Sonra o konuda Allah imkan verip de imtihan edince,
41:11Yani kendisini deneyince, sanki kafirler gibi, o konuda herhangi bir uyarı yokmuş gibi davranıyorsa,
41:18Kur'an'dan habersiz yaşıyorsa, ya da kitabının o ayetinden haberi yoksa,
41:23O zaman o da Allah korusun onlardan olacaktır.
41:27Peki, o zaman şimdi küfrü ikiye mi ayırdık?
41:34Birisi, hani şu Ebu Cehil gibi cehennemi boylayacak olan kafirin küfrü, küfrü inadi.
41:42E bakıyoruz ki adam bazen Müslüman gibi söz ediyor, mümin gibi söz söylüyor.
41:47E ben de inanmışım, ben de Müslümanım diyor.
41:50Dahası bir adım daha öte.
41:54Bakıyoruz, şeytanın bizzat Allah'a inandığını, Allah'tan korktuğunu veya ahirete iman ettiğini görüyoruz.
42:02Kur'an'da bu manada sözlerini görüyoruz şeytanın.
42:06Ama sadece iddiadan ve sözden ibaret bir iman.
42:10Öyleyse, Kur'an bizden sadece söz istemiyor.
42:14Sadece söz planında bir iman istemiyor Allah bizden.
42:19Kur'an, bizden inandım denilen konunun amelini istiyor.
42:23Allah'ın bizden istediği iman, inandığımız konunun bizim hayatımızda görüntülenmesine imandır.
42:31Mesela bakın burada bir örnek vereyim.
42:35Ben namaza inanıyorum diyor adam.
42:37Peki ne demektir bu?
42:39Bakın bu cümleyi şöyle ayrıştıralım.
42:42Ben namaza inanıyorum demek şu iki maksatlardan birisiyle söylenmiştir.
42:47Bir, ben Müslümanların namaz kılmaları gerektiğine inanıyorum.
42:52Ben mutlaka namazın kılınmasından yanayım.
42:56Namaz kılınmalı efendim.
42:58Namaz dinin direğidir.
43:00Namazsız dinin ayakta durması mümkün değildir.
43:03Müslümanlar mutlaka namazı kılmalıdırlar.
43:06Ben namazın mutlaka kılınmasından yanayım.
43:10E hadi ne duruyorsun, niye kılmıyorsun denince de
43:13birileri kılsın canım, boş kalmasın.
43:16Birileri yapsın, benden söylemesi, başkalarından da yapması diyor.
43:21Söyleyici başka, yaşayıcı başkadır diyor adam.
43:26Şimdi bakın böyle bir iman.
43:28Bir, bu sözün bir ikinci manası da şudur.
43:32Ben namazın benim hayatımda görüntülenmesine inanıyorum.
43:37İnandığım namazın kendi hayatımda
43:39fıratize edilmesi gerektiğine inanıyorum.
43:42İşte iki tür iman modeli.
43:44Hangisi imandır bunların?
43:46Ya da hangisi İslam'ın imanıdır?
43:49Ya da hangisi Allah'ın bizden istediği imandır?
43:52İkincisi değil mi?
43:54Mesela diyor ki adam, ben Kur'an'ın okunması gerektiğine,
43:57Kur'an'ın yaşanması gerektiğine inanıyorum.
44:00E peki kim okuyacak?
44:01Kim yaşayacak?
44:03İşte birileri yaşasın efendim, boş kalmasın.
44:05Öyle bir iman, iman değildir.
44:08Ben Müslümanların cihad etmesine inanıyorum.
44:11Ben Müslümanların örtülmesi gerektiğine inanıyorum.
44:14Ben Kur'an'ın anlatılması gerektiğine inanıyorum.
44:17E peki kim yapacak bunları?
44:19E birileri yapsın efendim, bizden söylemesi.
44:21Biz bunun edebiyatına görevliyiz,
44:23birileri de yapsın, yaşasın.
44:25Böyle bir iman, lüks bir imandır.
44:28Bu iman Allah'ın kabul etmeyeceği bir imandır.
44:31Dönelim hicri ikinci asra kadar,
44:34arkadaşlar o döneme kadar yaşayan müminler,
44:37peygamber ne demişse Allah'tan aynen kabul ettiler,
44:42aynen iman ettiler,
44:43ama bu imanlarını sadece söz planında bırakmadılar,
44:47hemen bu imanlarını amele dönüştürdüler
44:50ve toplum birdenbire değişiverdi.
44:52Peki ya şimdi?
44:54Şimdi neden Müslümanlar hep Müslümanlar?
44:57Hem Kur'an okuyorlar, hem öğreniyorlar,
44:59hem iman ediyorlar,
45:01hem imanları artıyor,
45:03hem de neden bu toplum değişmiyor?
45:05Galiba inzarın kendi hayatlarında
45:08uyarıcı özelliğini kaybettiğini görüyoruz.
45:12Tabi biraz sivri bir iş,
45:16güç bir durum çıktı karşımıza.
45:18Ama ne yapayım,
45:19öyle olmasa da bu insanlar
45:20hepten Müslümanlar işte.
45:22Herkes Müslüman bu toplumda.
45:24Herkes kendini böyle iyi Müslüman kabul ederken,
45:27ne kazandıracağız biz bu insanlara?
45:30Yani bu toplum şu anda çok iyiyse,
45:33yani bu toplum şu anda arzu edilen noktadaysa,
45:36Kur'an'ın getirdiği hayat,
45:38bu toplumda bir şeyler değiştirmeyecekse,
45:40e bu insanlara ne diyeceğiz yani?
45:42Adam inandım diyor,
45:44ben de Müslümanım diyor.
45:46E tamam, bir şey kalmıyor geriye.
45:48Eğer bu toplumda bir şeyler değiştirmeyecekse Kur'an,
45:52o zaman bu toplumda Kur'an'ın fonksiyonu ne oldu,
45:55ne demek zorunda kalacağız?
45:57Neydi Kur'an'ın tarihteki fonksiyonu da,
46:00şimdi ne hale geldi?
46:01Eğer böyle düşünmeye ve sorgulamaya devam edecek olursak,
46:06cesaretim yok söylemeye ama,
46:08bir kere on yanlışı yaptım daha önce,
46:10inşallah bir daha yapmamaya niyetliyim,
46:13Allah yardımcımız olsun.
46:15Mesela, bakın Kur'an'da dikkat edin,
46:19bu iş sizi cehenneme götürüyor.
46:21Bu işin sonu cehennem.
46:23Soluğu cehennemde alacaksınız,
46:25aklınızı başınıza alın diyen ayetler vardır.
46:28Ama bu ayetler,
46:30tamam işiniz bitti,
46:31filiniz bitti,
46:33ümidiniz bitti,
46:34canınıza okudum demiyor yani.
46:36Peki ne diyor?
46:37Ey kullarım,
46:38gelin yanlışlarınızı anlayın,
46:40eksikliklerinizi anlayın,
46:42haddinizi bilip,
46:43hatalarınızdan dönün diyor.
46:44Yapmayın bir daha böyle.
46:46Yapmayın bir daha böyle demek için geliyor ya.
46:48Öyleyse ben de diyorum ki,
46:51ey Müslümanlar,
46:52kitap karşısındaki tavrımızı bir daha gözden geçirelim.
46:56Kitap karşısındaki tavrımızı bir daha sağlamaya alalım.
46:59Bu konuda kendi kendilerimizi bir daha yargılayalım,
47:03bir daha sorgulayalım.
47:04Acaba Rabbimizin bu dediği bizde var mı, yok mu diye,
47:07bir silkinelim,
47:09bir kendimize gelelim,
47:11bir gayret edelim inşallah.
47:12Sözlerim işte bundan ibaret.
47:15Bunu demek istedim.
47:17Veya en azından bizden bizi rahatlatacak bir ümit ışığı var.
47:22Tabi onu da söyleyelim.
47:24Bazen bu yanlışa düşerken,
47:27bunun kabul edilmemesi gereken bir ortam olduğuna dair bir sayemiz var.
47:32Mesela bir üzüntümüz var.
47:34İşte biz en azından bunda Müslümanız demektir.
47:38Bakın bu halimizle kafiriz demedim.
47:40Yani diyemem de zaten.
47:42Ama Allah korusun,
47:43Kur'an uyarsa da uyarmasa da,
47:46bizim için fark etmiyorsa,
47:49dünyamızda Kur'an ha var ha yoksa,
47:51mesela Kur'an okumaya başlamadan,
47:54Kur'an'la eğitim ortamına girmeden önceki bizde,
47:58Kur'an okumaya, Kur'an eğitimine başlayan biz,
48:01pek fazla fark etmiyorsa,
48:03yani okuduklarımız da hayatımız değişmiyorsa,
48:06o zaman demktir gibi görünüyor ve korkuyorum bundan.
48:10Allah korusun.
48:11Okuyoruz ama okuduklarımız bizi uyarmıyor demektir.
48:15Okuduğumuz Kur'an bizi ha uyarmış, ha uyarmamış, fark etmez demektir Allah korusun.
48:21İşte bunlar, bu düşünceler, bu kendi kendimizi yargılama cesareti bizi ürkütecek, korkutacak ya da daha bir gayrete getirecektir.
48:32Ya bu halimle cenneti kaybedersem, ya Allah'ı memnun edemezsem, ya cehennemi boylarsam derdine düşürecektir bizi ve biraz daha dikkatli
48:43olma hassasiyeti kazandıracaktır inşallah bize.
48:54Kalplerini düşünüp değerlendirmek için, muhakeme ve münakaşa ederek bir kanaate varabilmek için Kur'an'a açmayan insanlar.
49:03Yahu ne diyor bu Kur'an, neden bahsediyor bu bakara, ne anlatıyor Ali İmran, bir kere okuyalım da bir karar
49:11verelim diye merak edip onunla pratik bir diyaloğa girmeyen insanlar.
49:15Kur'an diye bir kitap var mı yok mu fark etmez yaşayan insanlar.
49:19İşte uyarının fayda vermeyeceği insanlar bunlardır.
49:25Sanki gözlerini yeryüzündeki milyonlarca Allah'ın meşhut ayetlerine kapamış, kulaklarını şu elimdeki metlu ayetlerin duymasına müsaade etmeyen, kalplerinin düşünmesine muhakebe
49:40ve münakaşa etmesine izin vermeyen insanlardır bunlar.
49:44İşte burada anlatılan kişiler bunlardır.
49:46Bir bakıma bu ve benzeri ayetler toplum karşısında peygamberin konumunu belirleyen ayetlerdir.
49:54Birincisi Kur'an'a karşı, Kur'an'ın uyarısına karşı böyle bir tavır takınan insanlar karşısında peygamber üzülmemeli, ümitlerini yitirmemeli.
50:05İkincisi peygamber bu tür çorak arazilerle uğraşmak yerine mesaisini daha mümmit arazilere aktarmasını bilmelidir.
50:14İşte peygambere bu tür uyarılarda bulunan ayetlerdir bunlar.
50:20Ama şurası unutulmamalıdır ki bu uyarılanlar açısından böyledir.
50:25Uyaranlar açısından bu böyle değildir.
50:28Yani şöyle bir sonuca gitmemiz caiz değildir.
50:31Efendim madem ki uyarsak da uyarmasak da bu insanlar iman etmeyeceklermiş, bu insanlar değişmeyeceklermiş,
50:38e madem ki uyarma ve uyarmama konusunda muhayyer bırakılmışız, öyleyse biz de bırakıverelim.
50:45Biz de uyarmayalım onları, bırakıverelim bu işi diyemeyiz.
50:49Çünkü bu iş uyarılanlar açısından böyledir.
50:53Ama uyaranlar açısından kesinlikle böyle değildir.
50:57Bakın Rabbimiz sevaun aleyke dememiş.
51:00Yani peygamberim senin için müsavidir.
51:03Uyarsan da uyarmasan da senin için fark etmez.
51:07Onları ister uyar ister uyarma, senin için müsavidir denseydir o zaman bu konuda serbest olacaktık.
51:14Yani Allah'ın Resulü onları uyarıp uyarmama konusunda serbest olacaktı.
51:18Ve tabi onun şahsında biz de serbest olacaktık.
51:21Ama bakın öyle demiyor da, sevaun aleyhim diyor.
51:26Yani senin için müsavidir peygamberim demiyor da Rabbim, onlar için fark etmez diyor.
51:32O halde sen uyaracaksın peygamberim, sen onları uyarmak zorundasın.
51:37Bu meselenin sana yönelik veçesidir.
51:40Ama bu işin bir de uyarlanlara yönelik yönü vardır.
51:43Sen uyarsan da uyarmasan da fark etmeyecek insanlar da olabilecektir.
51:48Öyleyse biz uyaracağız insanları, uyarmak zorundayız.
51:52Çünkü kim uyarılacak, kim uyarılmayacak, kim adam olacak, kim olmayacak bunu bilmiyoruz.
51:58Bu konuda şunlar şunlar iman edecek, şunlar şunlar uyarılacak, uyarıyı kabul edecekler ama
52:05bunlar bunlar bunlar etmeyecekler diye elimizde bir listede olmadığına göre
52:09herkesi uyarmak zorundayız, herkesi inzar etmek zorundayız, herkesi Allah'ın ayetleriyle karşı karşıya getirmek zorundayız.
52:20Peki niçin iman etmezmiş bunlar?
52:23Yani bunların iman etmeyi sebebine gelince, bakın bundan sonraki ayeti kerimesinde Rabbimiz bu hususu şöyle anlatıyor.
52:39Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir.
52:43Gözlerinin önünde de perdeler vardır.
52:46Ve onlar için büyük bir azap vardır.
52:49Evet, Allah onların kalplerini mühürlemiştir.
52:52Tabi mühürleyecek de olabilir mana.
52:56Çünkü yarın olacak şeyler olmuş gibi kesin kesin anlatılır Kur'an-ı Kerim'de.
53:01Kur'an'ın anlatım modelidir bu diyoruz.
53:04Allah onların kalplerini mühürler.
53:08Kulaklarına dinleme özelliklerine de mühür basar.
53:12Ve alâ ebsârihim gışâveh, gözleri üzerinde de perde vardır.
53:18Ve lehum azâbun azîm, önlerinde de mutlak bir azap onları bekliyor.
53:23Yani kalpleri mühürlenir, dinleme, anlama istidatları alınıverilir.
53:29Gözleri vardır, görürler ama sanki görmezler.
53:32Kulakları vardır, duyarlar ama sanki işitmezler.
53:36Kalpleri vardır ama sanki bir şey duymazlar, duygulanmazlar, anlamazlar.
53:41Tıpkı hayvanlar gibidir onlar.
53:44Hani Araf suresinde bir ayeti kerimesinde Rabbımız
53:48Lehum kulûbun la yefkahûne biha, ve lehum a'yunun la yubsırûne biha, ve lehum a'zânun la yesmaûne biha, ulaike
53:56kel enâmi belhum azal.
53:58Yani onların kalpleri vardır, onunla anlamazlar.
54:01Gözleri vardır, onunla görmezler.
54:04Kulakları vardır, onunla işitmezler.
54:06İşte bunlar hayvanlar gibidir.
54:08Hayvanlar da hayvanlardan daha aşağı, daha şaşkındır, diyordu ya.
54:13İşte gaybi konulara tüm kapıları, tüm pencereleri kapamıştır bunlar.
54:19Müminlerin ruhlarına açık olan tüm pencereler bunlar için kapalıdır.
54:24Çünkü onlar hidayetle, hidayet kaynağı olan Kur'an'la ilgilenmemişlerdir.
54:30Hidayet kaynağı olan Kur'an'a karşı nötr davranmışlardır?
54:34Karanlıkta kalmayı tercih etmişler, düğmeye basma gereği duymamışlardır.
54:40Peki, acaba kalbin mühürlenmesini nasıl anlayacağız?
54:45Burada Allah diyor ki,
54:47Allah onların kalplerine mührünü basmıştır diyordu ya, acaba bu kalbin mühürlenmesini nasıl anlayacağız?
54:56Bakın Allah'ın Resulü bir hadislerinde buyurur ki,
54:59günahlar insan kalbini bir kılıf gibi öyle bir sarar ki, sonunda o kişi artık bir şey duymaz oluverir.
55:07İşte kalbin mühürlenmenin manası budur.
55:10Vaktimiz yine doldu, inşallah burada kalalım.
55:14Gelecek dersimizde yine bir şeyler söyledikten sonra Rabbimizin öteki ayetlerini hep birlikte tanımaya geçmek üzere.