Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Bu köşe yazısı, yazar Mehmet Özkendirci’nin Türkiye’deki güncel siyasi ve toplumsal meselelere yönelik sert eleştirilerini içermektedir. Yazar, TRT’nin yayın politikasını ve Gazi Koşusu gibi milli değerlere olan ilgisizliğini sorgulayarak kurumun halkın vergilerini taraflı kullandığını savunmaktadır. İktidar partisinin muhalefetten yaptığı siyasi transferleri ve belediye başkanlarının saf değiştirmesini etik dışı bulan yazar, bu durumu seçmen iradesine bir müdahale olarak nitelendirmektedir. Ayrıca, Ekümeniklik tartışmaları ve Heybeliada Ruhban Okulu üzerinden ulusal egemenlik ile dini özerklik konularındaki endişelerini dile getirmektedir. Sonuç olarak kaynak, medya etiği, siyasi sadakat ve ulusal kimlik üzerinden Türkiye’nin mevcut yönetim anlayışına eleştirel bir bakış sunmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba, bugünkü incelememizde gerçekten çok konuşulan, epey tartışmalı ve bir o kadar da ilginç bir mekni masaya yatırıyoruz.
00:08Yazar Mehmet Özkendirci'nin Türkiye'deki güç yapıları ve kurumlar üzerine yazdığı o meşhur makalesine bakacağız.
00:16Metin o kadar geniş ki televizyon yayıncılığından giriyor, yerel siyasete uzanıyor, oradan da uluslararası dini statü tartışmalarına kadar epey geniş
00:24bir elpazeyi tarıyor.
00:25Amacımız ne peki? Bu iddiaları hiçbir taraf tutmadan tamamen objektif bir şekilde adım adım deşifre etmek.
00:33Hazırsanız hemen dalalım.
00:35Şimdi konunun derinliklerine inmeden önce yazarın şu çarpıcı girişine bir bakalım.
00:40Şöyle diyor, burada halkın vergileriyle iktidar sözcülüğünü yapan TRT acilen özelleştirilmeli.
00:46Çok net değil mi? Yazar, devlet televizyonuna ve en önemlisi bizim vergilerimizin nasıl harcandığına dair gerçekten inanılmaz sert bir duruş
00:55sergiliyor.
00:56Vergi veriyorsak bunun hesabını da sormaya hakkımız var diyor aslında.
00:59Zaten metnin geri kalanında göreceğimiz tüm o keskin eleştirilerin tonunu da tam olarak bu cümle belirliyor.
01:06Bu yoğun metni deşifre etmek için önümüzde dört ala başlık var.
01:09Önce TRT iddialarına odaklanacağız, ardından siyasetteki taraf değiştirmelere yani transferlere bakacağız.
01:16Sonra meşhur böcek vakası iddialarını inceleyip finali de ekümanik ve ruhban okulu tartışmalarıyla yapacağız.
01:23Hemen ilk bölümümüzle yani TRT'nin yayın politikası ve hesap verebilirlik meseleleriyle başlayalım.
01:30Ve bu durum yazarın kurduğu şu muazzam zıtlıkta inanılmaz net bir şekilde ortaya çıkıyor.
01:35Yazar diyor ki bir yanda devletin kanalı TRT var, 3 tane spor kanalı var, adı sanı duyulmamış yabancı takımların maçlarını
01:43veriyor,
01:43sıradan bir penaltı pozisyonunu saatlerce tartışıyor, diğer yandaysa özel bir kanal olan Bean Sports var.
01:50Peki onlar ne yapıyor?
01:51Mustafa Kemal Atatürk adına düzenlenen o tarihi 100. yıl gazi koşusunu canlı olarak yayınlıyor.
01:57Yazar bu keskin tablo üzerinden hepimizin vergileriyle dönen bir kurumun milli değerlere yaklaşımını tabiri caizse topa tutuyor.
02:05İşte tam da bu manzaraya bakıp o can alıcı soruyu yapıştırıyor.
02:09Peki ama TRT bu 100. yıl gazi koşusunu neden canlı yayınlamadı?
02:14Bakın bu yazar için öylesine bir at yarışı değil.
02:17Bu Cumhuriyet'in kurucusu adına yapılan 100. yıla özel, devasal sembolik anlamı olan bir etkinlik.
02:23Üstelik yazar sadece TRT'yi eleştirmekle kalmıyor, devletin zirvesinin Cumhurbaşkanı'nın da neden orada olmadığını sorgulayarak eleştirisinin dozunu iyice artırıyor.
02:33Peki yazarın bu konudaki çözümü ne derseniz çok net 3 talebi var.
02:371. Vergi mükellefleri paralarının nereye gittiğini sormalı diyor.
02:412. TRT acilen özelleştirilsin.
02:433. Vatandaşlar Atatürk'i görmezden gelenleri görmezden gelmeli.
02:47Yani gidin paranızla özel kanallar izleyin diyor.
02:49Aslında yazarın yapmaya çalıştığı şey basit bir televizyon eleştirisini alıp doğrudan sizin, bizim vergi haklarımıza, kurumların halka nasıl hesap vermesi
02:58gerektiğine bağlamak.
02:59Olay sadece bir yayın meselesi değil yani.
03:02Olay cüzdanımızdan çıkan paranın nereye gittiği.
03:04Gelelim 2. ana başlığımıza siyasi transferler ve şu meşhur taraf değiştirme etiği.
03:10Yazar şimdi medyayı bırakıp iç siyasete dönüyor ve durumu anlatmak için futboldan çok tanıdık bir metafor ödünç alıyor.
03:18Transfer ama kendi tanımıyla.
03:20Yani muhalefetten seçilen bir siyasetçinin veya belediye başkanının seçildikten sonra iktidar partisine geçmesini kastediyor.
03:28Yazara göre bu siyasiler oylar sanki kendi tapılı mallarıymış gibi davranıp seçmen iradesini resmen gasp ediyorlar.
03:36Bunu da kulübüne 5 kuruş bonservis kazandırmadan çekip giden futbolculara benzetiyor.
03:42Seçmen haklarını anlatmak için gerçekten akıllıca bir benzetme değil mi?
03:46Şimdi bu kısmın en ilginç yanına geliyoruz.
03:49Yazar peki bu siyasetçiler neden taraf değiştiriyor sorusuna doğrudan Cumhurbaşkanı'nın Hatay depremi sonrasındaki o çok konuşulan sözleriyle yanıt veriyor.
03:59İktidar partisine oy vermezseniz size hizmet gelmez.
04:02Yazara göre siyasiler halka daha iyi hizmet götürmek kılıfı altında bu transferleri yapıyor.
04:07Yani onun deyimiyle tam bir ne kadar ekmek o kadar köfte durumu.
04:11Yazarın gözünde siyaset ne yazık ki acımasız bir hayatta kalma oyununa dönüşmüş durumda.
04:16Buradan hemen üçüncü bölümümüze biraz karmaşık ama bir o kadar da çarpıcı olan Böcek Vakası iddialarına geçiyoruz.
04:23Yazar burada dünya siyaset tarihine geçeceğini iddia ettiği ana muhalefet partisi içindeki inanılmaz karışık bir iddialar zincirini önümüze döküyor.
04:31Bakın süreç yazarın anlatımıyla şöyle ilerliyor.
04:35Önce Muhittin Böcek adaylık için Özgür Özel'e tek kuruş vermediğini söylüyor.
04:39Sonra bir bakıyoruz kendi oğlu çıkıp ben CHP'deki bir yetkiliye çantalar dolusu dolar verdim diyor.
04:46İşin en tuhaf yanı sonrasında bu paranın kime verildiği iddia ediliyor biliyor musunuz hayatını kaybetmiş olan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı
04:53'na.
04:54Yazar vefat etmiş bir ismin ortaya atılmasını tüm bu olayların üstünü örtmek için yapılan bir sahtekarlık hamlesi olarak yorumluyor.
05:01Tabii biz burada iddialar doğru mu yanlış mı ona bakmıyoruz.
05:04Sadece yazarın kurduğu bu olay örgüsünü inceliyoruz.
05:06Peki ama neden?
05:08Yazarın vardığı asıl kritik nokta şu.
05:10Tüm bu yerel kaos, tutuklamalar, bitmek bilmeyen siyasi transferler bunlar öylesine olmuyor.
05:17Yazar çok daha büyük bir stratejinin işlediğini savunuyor.
05:20Ona göre nihai amaç muhalefetin başına yazarın kendi taktığı isimle söylüyorum bir kayyum kemal atayarak muhalefeti içeriden dizayn etmek.
05:29Plan ne peki? Baskın bir seçimle iktidarı korumak ve mecliste anayasayı değiştirecek çoğunluğu bir şekilde elde etmek.
05:36Anlayacağınız yazar burada tam anlamıyla devasa bir siyaset mühendisliği okuması yapıyor.
05:42Geldik dördüncü ve son bölümümüze.
05:44Ekümenik, ruhban okulu ve devlet egemenliği tartışmaları.
05:47Şimdi, iç siyasetin o hararetli gündeminden bir anda kopup bambaşka sulara yelken açıyoruz.
05:54Yazar konuyu bir anda din, tarih ve en çok da egemenlik meselelerine getiriyor ve ekümenik kavramını tartışmaya açıyor.
06:02Yazarın bu kavramı yüklediği anlam çok net, Hristiyan medeniyetinin hakim olduğu topraklar.
06:07Mesela, Fatih Kaymakamlığına bağlı olan Başpiskopos Bartlomeus'un, Yunan parlamentosunda Yeni Roma ve Konstantinopolis Başpiskoposu ve ekümenik ünvanıyla anılması yazarı
06:19inanılmaz rahatsız ediyor.
06:21Bir başpiskoposun gittiği her yerde bir devlet başkanı protokolüyle karşılanmasını, Türkiye'nin kendi topraklarındaki egemenlik haklarına yönelik doğrudan bir tehdit
06:30olarak görüyor.
06:31Bu egemenlik endişesi, makalenin finalinde çok somut bir yere, hepimizin bildiği ama yıllardır kapalı olan Heybeliada Ruhban Okulu'nun geleceğine
06:40bağlanıyor.
06:41Yazar bizi şu iki ihtimalle baş başa bırakıyor.
06:44Bu okul yarın öbür gün açılırsa, Türkiye Milli Eğitim Bakanlığı'na mı bağlı olacak, yoksa giderek daha çok dillendirilen o
06:51ekümenik himayesi altına mı girecek?
06:53Yunanistan'daki müftüleri bile Yunan devletinin atadığı bir dünyada, Türkiye'nin kendi topraklarındaki bir eğitim kurumunda egemenliğinden taviz verip vermeyeceğini sorguluyor
07:02yazar.
07:03Yani devlete, kendi kurumlarına ve sırlarına sahip çık mesajını veriyor.
07:07İşte tüm bu analizden sonra masadaki o en büyük soruyu sorma vakti geldi.
07:12Baktığınızda bir yanda yayınlanmayan bir at yarışı var, diğer yanda saf değiştiren belediye başkanları, çantalar dolusu dolarlar ve uluslararası ruhban
07:21okulu tartışmaları birbirinden tamamen kopuk gibi duruyor değil mi?
07:25Ama aslında yazar Özkendirci'nin metnini tek bir ana damar birbirine bağlıyor.
07:30Kurumlarımızın kime hizmet ettiği ve nasıl hesap verdiği sorunu.
07:33Peki, vergilerimizi ödeyen bizlerin hakları, sandığa yansıyan seçmen iradesi ve devletin egemenliği arasındaki o hassas denge nasıl korunmalı?
07:43Ya da şöyle soralım, sizce bugün bu denge ne durumda?
07:46Bu soruyu biraz düşünmeniz için buraya bırakıyorum.
07:49Umarım bugünkü analizimiz böylesine karmaşık iddialara biraz olsun farklı bir pencereden bakmanızı sağlamıştır.
07:55Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere.
07:58Merak etmeye ve sorgulamaya hep devam edin.
Yorumlar

Önerilen