Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Bu köşe yazısı, 20 Ocak 1990 tarihinde Bakü'de gerçekleşen ve tarihe Kara Ocak olarak geçen kanlı müdahaleyi, Azerbaycan'ın bağımsızlık mücadelesi üzerinden ele almaktadır. Yazar, Sovyetler Birliği'nin uyguladığı şiddete karşı halkın gösterdiği onurlu direnişi ve Bahtiyar Vahapzade ile Ebulfez Elçibey gibi isimlerin bu süreçteki öncü rollerini vurgulamaktadır. Kaynakta, dönemin Türk hükümetinin sergilediği çekimser dış politika ve Türk basınının olaylara yaklaşımı eleştirel bir dille değerlendirilmektedir. Ayrıca, Batılı medyanın dezenformasyonuna rağmen iki ülke arasındaki sarsılmaz millet bilinci ve özgürlük tutkusu ön plana çıkarılmaktadır. Sonuç olarak anlatı, bu acı hadisenin Türk dünyasındaki uyanışı tetikleyen ve bağımsızlık ruhunu perçinleyen tarihi bir dönüm noktası olduğunu savunmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese selamlar. Tarihte öyle günler vardır ki bir milletin bütün kaderini değiştirir.
00:05İşte 20 Ocak 1990 Azerbaycan için tam da böyle bir gün.
00:09Peki o güne yani tarihe kara ocak olarak geçen o güne nasıl gelindi?
00:14Hadi gelin bir özgürlük çığlığının nasıl kanla bastırıldığına ve o günün bugüne bıraktığı mirasa birlikte bakalım.
00:20Aslında bütün hikaye bu sözde gizli.
00:23Şair Bahtiyar Vabzade azatlık olmayan bir memlekette nadan baş olar yani özgürlüğün olmadığı bir ülkede cahiller başa geçer derken sanki olacakları yıllar öncesinden görmüş gibiydi.
00:37Peki binlerce on binlerce insanı meydanlara döken bu ateşin kaynağı neydi?
00:43Her şey ama her şey tek bir kelimenin etrafına dönüyordu azatlık.
00:47Azatlık. Evet Azerbaycan Türkçesinde özgürlük, hürriyet, bağımsızlık demek.
00:53Ama o günlerde bu kelime inanın bana bir sözlük tanımından çok ama çok daha fazlasıydı.
00:59Nesiller boyu bir halkın içinde biriken bir umudun, bir isyanın ta kendisiydi.
01:04O günlerde Bakü meydanları işte tam olarak böyleydi.
01:07Bahtiyar Vabzade gibi şairler aydınlar kürsüye çıktığında ağızlarından dökülen her bir kelime on binlerin kalbinde dev bir azatlık ateşine dönüşüyordu.
01:17Ve bu ateş artık öyle kolay kolay söndürülecek gibi değildi.
01:21Tabi Bakü'de yükselen bu özgürlük sesi Moskova'daki Kremlin'in o kalın duvarlarında bir tehlike çanı gibi çınlıyordu.
01:29Soliyetlerin cevabı da hiç gecikmedi.
01:31Hem de demir bir yumrukla geldi.
01:33Ve işin en trajikomik tarafı neydi biliyor musunuz?
01:35Bir yanda Gorbacov bütün dünyaya Glaznos ve Perestroika diyordu, yani açıklık ve yeniden yapılanma vaat ediyordu.
01:42Ama öte yanda bu cafcaflı vaatlerin Azerbaycan Türkleri için geçerli olmadığı çok acı bir şekilde ortaya çıkılardı.
01:49Onlar için biçilen rol, imparatorluğun sessiz birer kulu olarak kalmaktı.
01:53Sonra her şey o kadar hızlı gelişti ki 15 Ocak'ta olağanüstü hali ilan edildi.
01:59Sadece bir gün sonra 16 Ocak'ta Sovyet tankları Azerbaycan sınırından içeri girdi.
02:05Ve takvimler 20 Ocak'a gösterdiğinde Bakü sokakları tarihe kara ocak olarak geçecek o korkunç katliama sahne oldu.
02:12Peki Bakü'de bütün bunlar yaşanırken dünya ne yapıyordu?
02:16Göreceksiniz verilen tepkiler en az olayların kendisi kadar hem şaşırtıcı hem de çelişkilerle doluydu.
02:23Türkiye'nin ilk resmi tepkisi açıkçası oldukça tuhaftı.
02:26Dönemin Dışişleri Bakanı Mesut Yılmaz Sovyet Büyükelçisi'ni çağırıyor ve tankların halka şefkatli davranmasını istiyor.
02:34Evet yanlış duymadınız şefkatli.
02:36İnsanları ezmek için gelen tanklardan şefkat beklemek, yani bu talebin ne kadar havada kaldığı çok açıktı.
02:41Sadece devlet değil Türkiye'nin kendi içinde de kafalar karışıktı.
02:46Medyada tam bir kutuplaşma vardı.
02:49Bir tarafta Mehmet Barlas gibi aman bu bizim dışımızda bir olay sakın karışmayalım diyenler.
02:56Diğer tarafta da Rauf Tamer gibi ne demek karışmayacağız elbette karışacağız karışmalıyız diye isyan edenler.
03:03Uluslararası medyada ise durum daha da vahimdi.
03:05İddialara göre özellikle Amerikan kanalı CNN, Sovyet ordusunun katliamını tamamen görmezden gelip olayları sanki Türkler ermonilere katliam yapıyor gibi sunuyordu.
03:15Yani gerçek adeta tepe taklak edilmişti.
03:18Peki bu yalan haberlere karşı kimse sesini çıkarmadı mı?
03:22Elbette çıkardı.
03:23Nihat Çetin Kaya gibi vatansever aktivistler, Diyaspora dernekleri, Kızıl Ordu'nun Bakü'de kadın, yaşlı, çocuk demeden yaptığı vahşeti bütün dünyaya duyurmak için gerçekten de canla başla bir mücadele verdiler.
03:37Sovyet tankları insanları ezmişti evet ama farkında olmadan bambaşka bir şeyi, bastırıldığı zannedilen bir milli kimliği uyandırmışlardı.
03:47O kanlı gün aslında modern Azerbaycan'ın doğum sancısı olacaktı.
03:51Mehmet Emin Resulzade'nin o unutulmaz sözü var ya bir kere yükselen bayrak bir daha inmez işte o söz o günlerde yeniden hayat buldu.
03:59Artık bu sadece bir slogan değil.
04:01Her bir Azerbaycan türkünün damarlarında dolaşan bir azatlık yeminiydi.
04:06Bu direniş aynı zamanda ortak bir kimlik duygusunu da yeniden alevlendirmişti.
04:11Türküz, Türk doğduk, Türk öleceğiz sloganı Azerbaycan'dan Anadolu'ya kadar yankılandı, iki kardeşi tek bir sesle birleştirdi.
04:19Sovyetlerin yıllardır dayattığı o Azeri kimliği artık reddediliyor, ortak Türk kimliği gururla haykırılıyordu.
04:25Bu kimliksel uyanışın bayraktarlığını da şüphesiz Halk Cephesi lideri Ebülfez Elçibey yapıyordu.
04:30Elçibey Sovyetlerin o siz Türk değirsiniz, Hazerlisiniz dayatmasına dimdik karşı durdu ve Türklük gururunun artık bu hareketin sancağı olacağını bütün dünyaya ilan etti.
04:43Peki bunca acıdan, bunca kandan, bunca direnişten geriye ne kaldı?
04:49Kara ocağın bugüne bıraktığı asıl miras neydi?
04:53Gelin tarihe düşülen bu onurlu nota son bir kez daha bakalım.
04:56İşte kara ocağın nihai anlamı tam olarak bu.
05:00O karanlık güne, o kayıplara rağmen 20 Ocak bir yenilgi değildir.
05:05Aksine bir milletin kendi tarihine altın harflerle yazdığı onurlu bir başkaldıranın adıdır.
05:11Ve tabii şunu da asla unutmayalım.
05:12Bu direnişte şairlerin, aydınların rolü inanılmaz büyüktü.
05:17Tıpkı en başta andığımız Vahapzade gibi.
05:19Onlar sadece iyi gün dostu değildiler, onlar o meydanlardaki direnişin nefesiydiler.
05:24Ve böylece en başa Vahapzade'nin o can alıcı sorusuna geri dönmüş oluyoruz.
05:30Özgürlüğün olmadığı topraklarda kimler hüküm sürer?
05:33Bu sanırım üzerine hepimizin uzun uzun düşünmesi gereken bir soru.
05:38Vakit ayırdığınız için teşekkürler.
Yorumlar

Önerilen