Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Bu köşe yazısı, küresel emperyalizmin hedefindeki ülkeleri zayıflatmak için içerideki iş birlikçileri ve hainleri nasıl kullandığını analiz eden eleştirel bir değerlendirmedir. Yazar, dış güçlerin müdahalelerine karşı koyabilmek için Türkiye’nin siyasi, askeri ve ekonomik açılardan mutlak bir güç biriktirmesi gerektiğini savunmaktadır. Özellikle toplumsal birliğin korunması ve stratejik savunma sanayisinin geliştirilmesi, devletin bekası için temel zorunluluklar olarak sunulmaktadır. Ayrıca, emeklilerin ekonomik durumu gibi iç sorunların istismar edilmemesi ve dış politikada gerçekçi bir yaklaşım sergilenmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Sonuç olarak yazı, bağımsızlığı korumanın yolunun milli güç ve uyanıklık kapasitesini artırmaktan geçtiğini etkileyici bir dille özetlemektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba, bu bölümde hainler sayesinde başlığıyla yayımlanan, oldukça keskin ve iddialı bir metni ele alıyoruz.
00:07Bu metin kendine özgü bir dünya görüşü sunuyor, gelin bu görüşün temel iddialarına ve arkasında yatan felsefeye birlikte yakından bakalım.
00:15Şimdi, yazarın argümanını anlayabilmek için önce en temel kavramdan başlamamız lazım, o da hain kelimesi.
00:23Peki yazar bu kelimeyi nasıl tanımlıyor, ona ne anlam yüklüyor, işte bu çok önemli.
00:28Yazara göre hainin tanımı çok açık ve net.
00:31Kimdir hain? Düşmanla işbirliği yapan, kendi çıkarlarını düşmanın hedeflerine bağlayan kişi ya da kurumdur.
00:37Bakın bu tanım bütün metnin üzerine inşa edildiği temel direk aslında, bunu aklımızda tutalım.
00:43Peki, hain kavramı cepte.
00:45Şimdi de yazarın perspektifinden dış tehditlere bir göz atalım.
00:49Yazar, bu dış düşmanların gücünün kaynağını nerede görüyor?
00:52İşte yazarın ana fikri tam da burada devreye giriyor.
00:55Diyor ki, emperyalist güçlerin asıl gücü, hedef aldıkları ülkelerde buldukları, besledikleri hainlerden gelir.
01:03Yani o dışarıdaki düşman, gücünü içerideki işbirlikçilerinden alıyor.
01:07Tehlike dışarıdan ama içeriğiyle bağlantılı.
01:11Yazar, bu stratejiyi özellikle Amerika Birleşik Devletleri'ne atfettiği bir politikayla açıklıyor ve şöyle diyor.
01:17Bu alıntı yazarın bakış açısını çok net bir şekilde özetliyor aslında.
01:20Yani tabloya baktığımızda, yazara göre ortada büyük bir çifte standart var.
01:26Diyor ki, biz kendi içimizdeki hainleri bulur, yok ederiz.
01:30Ama hedef ülkelerdeki hainleri bulur, besler ve koruruz.
01:33İşte bu karşıtlık, yazarın bütün tezinin bel kemiğini oluşturuyor.
01:37Yazar bu tezini havada bırakmıyor tabii, güncel örneklerle desteklemeye çalışıyor.
01:42Mesela Venezuela'daki o malum baskın girişimi.
01:45Ya da bir Yunan gazetecinin Türkiye Cumhurbaşkanı'na yönelik tehditleri.
01:49Hatta Amerika'nın protestocuları desteklediği için İran'a yönelik tehditleri.
01:54Bunların hepsi aynı stratejinin parçaları olarak sunuluyor.
01:58Peki, dışarıdaki tehlikeyi ve yöntemlerini anladık.
02:01Şimdi gelelim içeriye.
02:03Yazar, bu düş güçlerin içeride hangi zayıf noktalardan faydalandığını düşünüyor?
02:07Yazara göre en kritik zafiyetlerden biri içerideki bilgi akışı, yani düşman fısıltıları ve bozguncu haberler dediği şeylerin çok kolay yayılması.
02:18Bunların iç cepheyi, yani ülkenin birliğine savunmasını savunmasız bıraktığına inanıyor.
02:24Hatta daha da ileri gidiyor, demokrasi, insan hakları, uluslararası hukuk gibi kavramların düşman tarafından kullanılan uyuşturulmuş sloganlar olduğunu söylüyor.
02:34Yani bunlar, halkı aldatmak, asıl niyetleri gizlemek için kullanılar, birer araç, birer maske diyor yazar.
02:41Ve bir zafiyet noktası daha, ekonomik zorluklar.
02:45Yazar özellikle emeklilerin yaşadığı geçim sıkıntısına dikkat çekiyor.
02:49Diyor ki, bu durum, düşmanın içeride kargaşa çıkarmak için kullanabileceği, kaşıyabileceği çok hassas bir yara.
02:56Tamam, sorun tespiti bu şekilde.
02:58Dış düşmanlar, iç hainler, zafiyetler.
03:00Peki çözüm ne? Yazar bu tablo karşısında nasıl bir çıkış yolu öneriyor?
03:05İşte şimdi o kısma geliyoruz.
03:07Evet, soru bu.
03:08Yazar bu dış düşmanlar ve iç hainlerle dolu dünyada nasıl bir yol haritası çiziyor?
03:14Teşhisi koydu, peki reçetede ne yazıyor?
03:17Yazarın stratejisi aslında üç temel direk üzerine kurulu.
03:20Devlet Bahçeli'nin sözlerine de atıfta bulunarak diyor ki,
03:23Birincisi, iç cepheyi iç düşmanlardan temizleyeceksin.
03:27İkincisi, milli birlik ve beraberliğin ne pahasına olursa olsun sağlayacaksın.
03:32Ve üçüncüsü, en önemlisi, durmadan, yorulmadan siyasi, ekonomik ve askeri güç biriktireceksin.
03:38Ve bu güç biriktirme dediği şey öyle lafta kalan bir hedef değil.
03:42Yazarın kişisel dilek listesi oldukça somut ve açıkçası epey iddialı.
03:47Neler var bu listede?
03:49Nükleer silahlara sahip olmak, kıtalar arası füzeler geliştirmek,
03:53küresel çapta askeri gücü kat kat arttırmak
03:56ve tabii ki içeride terkemiz ve sarsılmaz bir cephe oluşturmak.
04:01Bütün bu anlattıklarımızdan sonra aslında her şeyin gelip bağlandığı tek bir kavrama,
04:05yazarın dünya görüşünün tam merkezindeki o nihai felsefeye geliyoruz.
04:09Yazara göre her şeyin temeli, her şeyin ölçüsü tek bir şeydir, güç.
04:15Onun için güç sadece bir araç değil, her şeyin ta kendisi.
04:19Adalet, onur, özgürlük, hak bunların hepsi ancak gücünüz varsa vardır,
04:26gücünüz yoksa hiçbiri yoktur.
04:28Ve bu felsefeyi belki de en vurucu şekilde şu sözlerle özetliyor.
04:33Düşününce insanlık, onur, özgürlük, hak hepsi gücün bir funksiyonu haline geliyor.
04:39İşte bu cümle, metnin belki de en temel, en özet mesajı.
04:44Peki, bu bölümü, yazarın sunduğu bu güç odaklı dünya görüşünü düşünmeye iten bir soruyla bitirelim.
04:51İçinde yaşadığımız bu karmaşık dünyada karşılaştığımız onca soruna karşı,
04:55her şeyi güce endeksleyen bu bakış açısı bir cevap olabilir mi?
05:00İşte bu sorunun cevabını da sizin düşüncelerinizle bırakıyoruz.
İlk yorumu siz yapın
Yorumunuzu ekleyin

Önerilen