Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 ay önce
Bu köşe yazısı, Amerika Birleşik Devletleri ve eski Başkan Donald Trump'ın dış politikalarını sert bir dille eleştiren ve bu politikaları haydutluk ile katillik olarak nitelendiren bir bakış açısını yansıtmaktadır. Yazar, Büyük Ortadoğu Projesi üzerinden İslam coğrafyasının parçalandığını, yeraltı kaynaklarına el konulduğunu ve bölge liderlerinin etkisiz hale getirildiğini savunmaktadır. Türkiye'nin NATO üyeliği ve Batı ile olan ilişkileri, ülkenin bağımsızlığına zarar veren ve onu dış güçlere bağımlı kılan bir unsur olarak tasvir edilmektedir. Özellikle F-35 programı ve askeri üsler gibi stratejik konular üzerinden mevcut siyasi yönetimin kararları sorgulanmaktadır. Sonuç olarak kaynak, Batı ittifakının Türkiye için bir tehdit oluşturduğunu ve bu "tek taraflı aşkın" ulusal onuru zedelediğini iddia etmektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00ABD-Türkiye ilişkileri, biliyorsunuz her zaman inişli çıkışlı, karmaşık bir konu olmuştur.
00:04Peki ya bir taraf bu ilişkiyi dosdoğru eşkıyalık ve katillik olarak tanımlarsa,
00:09işte bugün Yusuf Tülger'in kaleminden çıkan ve tam da bu sert iddiaları merkezine alan bir makaleyi derinlemesini inceliyoruz.
00:16Biliyorsunuz her şey kelimelerle başlar.
00:19Yazar da aynen öyle yapıyor, argümanının temelini oturtmak için iki tane çok güçlü kelime seçiyor.
00:25Eşkıya ve katil.
00:26Bunları önce bir tanımlıyor ama bu basit bir sözlük tanımı değil aslında.
00:30Adeta ABD yönetimine yönelttiği suçlamanın iddianamesini hazırlıyor.
00:35Peki bu kadar ağır suçlamaların altı nasıl dolduruluyor?
00:38Gelin yazarın argümanını adım adım takip edelim.
00:41Önce o sert suçlamanın kendisine bakacağız.
00:44Sonra Orta Doğu'daki o büyük projeye, Türkiye'nin bu denklemdeki yerine ki burada ilginç çelişkiler var.
00:50Ardından F-35 krizine ve en sonunda da yazarın aklımıza takıp bıraktığı o can alıcı soruya geleceğiz.
00:56Ve işte ilk durağımız, tüm bu tartışmanın tam kalbi, yazarın ortaya koyduğu o sarsıcı ana tez.
01:03İşte o tanımlar burada ete kemiğe bürünüyor.
01:06Yazar hiç lafı dolandırmadan, Trump bir eşkıyadır, Amerika yönetimi de katildir diyor.
01:12Kanıt olarak ne sunuyor peki?
01:14Kuzey Afrika'dan başlıyor, Orta Doğu'ya uzanıyor,
01:16hatta Venezuela'ya kadar giderek son dönemde yaşanan olayları masaya koyuyor.
01:21Peki bütün bunlar bir gecede mi oldu?
01:23Yazara göre hayır.
01:24Şimdi bu suçlamaları desteklediğini öne sürdüğü, yıllardır ilmek ilmek işlenen bir stratejinin izini süreceğiz.
01:31Yazar bizi 1990'lara götürüyor ve Büyük Orta Doğu Projesi'ne yani BOP'ye işaret ediyor.
01:37Bu proje, yazarın iddiasına göre sonraki 20-30 yıl boyunca Amerika'nın bölgedeki bütün adımların arkasındaki ana plan,
01:45adeta bir yol haritası.
01:47Yazar, burada adeta bir zaman tüneli kuruyor.
01:5090'lardaki planlamadan alıyor, 2000'lerde patlak veren Arap Baharı'na bağlıyor
01:55ve hatta daha ileri tarihlerdeki olaylara kadar kesintisiz bir çizgi çekiyor.
01:59Yani diyor ki bunlar tesadüf değil, bir planın tıkır tıkır işleyen aşamaları.
02:05Ve işte o planın iddia edilen sonuçları.
02:08Adeta bir domino etkisi gibi.
02:10Yazar, devrilen liderlerden bölünen ülkelere, altüst olan rejimlere kadar bu stratejinin bölgede yarattığı yıkımı tek tek listeliyor.
02:19Peki bu devasa satranç tahtasında Türkiye tam olarak nerede duruyor?
02:24İşte şimdi yazarın argümanının en can alıcı, en çarpıcı noktasına geliyoruz.
02:29Yazar, Türkiye'nin durumunu işbirliğiyle bu işbirliğinin sonuçları arasındaki derin bir çelişki olarak görüyor.
02:36Bu tablo, yazarın anlatmak istediği şeyi o kadar net özetliyor ki,
02:41bir tarafta Türkiye'nin NATO müttefiki olarak verdiği destekler var,
02:44diğer yandaysa aynı ittifak yüzünden katlandığı iddia edilen ağır bedeller.
02:49Yazara göre Türkiye, bu iki zıtlığın tam ortasında sıkışıp kalmış durumda.
02:53Yazarın vardığı nihai sonuç da bu cüllede saklı aslında.
02:57Türkiye, Amerika NATO dairesi içinde sıkışmış, bir esir gibi özgür davranamıyor.
03:02Yazara göre bu, kabul etmesi zor, hatta onur kırıcı ama acı bir gerçek.
03:07Şimdi yazar, bu genel tabloyu çok daha somut,
03:10hepimizin yakından bildiği bir örnekle, yakın tarihin en büyük krizlerinden biriyle pekiştiriyor.
03:17F-35 Anlaşmazlığı
03:18Evet, o meşhur F-35 savaş uçağı programı, bir teknoloji harikası mı, yoksa siyasi bir şantaj aracı mı?
03:27Yazarın tezi çok net.
03:28Türkiye parasını tıkır tıkır ödedi ama ABD F-35'leri vermedi.
03:33Yazar için bu olay basit bir ticari anlaşmazlığın çok ötesinde,
03:37bu, NATO'nun, özellikle de ABD'nin Türkiye'ye dost değil, düşman olduğunun en somut kanıtı.
03:43Şimdi burası çok ilginç, yazar, Türkiye'nin F-35 programına geri dönmesinin,
03:48NATO'nun güvenliği için önemli olduğu yönündeki bir açıklamayı alıntılıyor ve adeta isyan ediyor.
03:53Diyor ki bir dakika ya, bizi açıkça düşmanlık eden bir ittifakın güvenliğiyle Türkiye niye bu kadar ilgilensin ki?
04:01Ve bütün bu analiz, bizi yazarın zihnimizde bırakmak istediği o son ve kışkırtıcı soruya getiriyor.
04:06Yazarın son iddiası belki de en ağrı, ABD'nin nihai hedefi Türkiye'yi bölmek ve topraklarında bir kukla devlet kurmak
04:14ve bu açık düşmanlık olarak tanımladığı durum karşısında Türkiye'nin neden hala notaya bu kadar bağlı kaldığını anlamakta zorlandığını söylüyor.
04:23Ve yazar, analizine tam da bu can alıcı soruyla bitiriyor.
04:26O halde bu karşılıksız aşkın defalarca aldatılmışlığımızın nedeni nedir?
04:31Bu soruyla Türkiye-ABD ilişkisini tek taraflı ve hatta zehirli bir ilişki olarak resmediyor
04:37ve cevabı aslında bize bırakıyor.
04:40Siz ne düşünüyorsunuz?
Yorumlar

Önerilen