Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 9 ay önce
Müyesser Yıldız’ın bu yazısı, Türkiye’nin Suriye’deki terörle mücadele stratejisini ve "terörsüz Türkiye" projesinin güncel sonuçlarını eleştirel bir dille ele almaktadır. Yazar, Ankara’nın PKK/YPG yapılanmasına karşı yürüttüğü diplomatik ve askeri girişimlerin, örgütün zaman kazanmasına yol açtığını ve beklenen neticeleri vermediğini savunmaktadır. Metinde, Hakan Fidan ve Devlet Bahçeli gibi isimlerin süreçteki rolleri ile İmralı üzerinden kurulan diyalog çabalarının başarısızlığına dikkat çekilmektedir. Ayrıca, Donald Trump’ın bölgedeki aktörlerle olan ilişkileri ve Türkiye’ye yönelik övgülerinin ardındaki stratejik riskler ile İsrail'in Suriye üzerindeki emelleri sorgulanmaktadır. Sonuç olarak makale, hükümetin dış politika tercihlerinin Türkiye’yi bölgedeki yeni oluşumlar karşısında zor bir durumda bıraktığı görüşünü öne çıkarmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Merhaba, bugün oldukça ilginç bir konuya bakıyoruz.
00:03Suriye'de bir çatışmayı bitirmek için, hani büyük umutlarla bir anlaşma imzalanmıştı ya,
00:08işte o anlaşmanın sadece 9 ay içinde nasıl tamamen buharlaştığını konuşacağız.
00:14Ya düşünsenize, büyük vaatlerle başlayan bir süreç nasıl oluyor da bu kadar kısa sürede duvara tosluyor?
00:20Gelin bu sorunun peşine hep birlikte düşelim.
00:23İşte bakın, olay aslında tam olarak bu zıtlıkta yatıyor.
00:26Bir tarafta 10 Mart'ta verilen o iddialı söz, diğer yanda ise yıl sonunda karşımıza çıkan o acı gerçek.
00:34Peki ama bu 9 ayda ne oldu? Yani bu kadar büyük bir vaat nasıl oldu da tam bir fiyaskoya dönüştü?
00:41Bugünkü analizimizde işte tam da bu gizemi çözmeye çalışacağız.
00:45Peki bu karmaşık denklemi çözmeye nereden başlamalıyız?
00:48Tabii ki en başından. Yani nerede yanlış yapıldığını anlamak için önce o ilk günlere bir dönmemiz lazım.
00:57O büyük umutları, o sarsılmaz gibi görünen kararlılığı bir hatırlayalım.
01:01Bakın bu sözler aslında her şeyi özetliyor.
01:04Ok yaydan çıkmıştır, gemiler yakılmıştır.
01:08Bu terörsüz Türkiye projesinin ne kadar kesin, ne kadar geri dönülmez bir devlet projesi olarak lanse edildiğini gösteriyor.
01:15Hükümet o dönemde bu ifadenin altını defalarca çizdi, projenin ciddiyetini vurguladı.
01:21Yani mesaj çok netti, artık geri dönüş şok, bu yola girildi.
01:25Ve bu yolda ilerlemek için biçilen süre ne kadardı biliyor musunuz?
01:29Tam 9 ay.
01:31Söylemesi kolay tabii.
01:329 ay boyunca somut adımlar bekleniyordu.
01:35Bir ilerleme olması umuluyordu.
01:37Ama gelin görün ki bu süre umutları yeşertmek yerine boşa harcanmış kocaman bir zaman dilimine dönüştü.
01:44İşte şimdi asıl sormamız gereken soruya geliyoruz.
01:479 koca ay ve onca vaat.
01:50Peki anlaşmanın neden tek bir maddesi bile yerine getirilmedi?
01:54Bakın bu soru sadece ne olduğunu değil, neden olduğunu anlamamız için kilit nokta.
01:59Ve cevabı başarısızlığın arkasındaki bütün dinamikleri de ortaya çıkaracak.
02:03Peki, kaynağımızın analizine göre cevap nerede gizli?
02:07Şaşırtıcı bir şekilde stratejinin ta kendisinde.
02:11Yani iddiaya göre bütün bu iddialı plan en başından beri temelden kusurlu bir hesaplama üzerine kurulmuştu.
02:18Yazarın temel eleştirisi işte tam olarak bu noktada.
02:21Diyor ki, Türkiye bütün odağını kuklaya, yani gücü ve etkisi hayli tartışmalı olan hapisteki PKK lideri Abdullah Öcalan'a çevirdi.
02:28Ama bu sırada asıl kuklacıyı, yani sahadaki ipleri elinde tutan PKK ve PG güçlerinin asıl hamisi olan Amerika Birleşik Devletleri'ni göz ardı etti.
02:38İşte bu, en başından yapılmış ölümcül bir hataydı.
02:41Ve bakın bu stratejinin pratikte nasıl işlemediğini bu adımlarda net bir şekilde görüyoruz.
02:45Hükümet kurucu önder çağrı yaptı diyor.
02:47İktidar ortağı Devlet Bahçeli iki kez Öcalan'a, YPG'ye seslen diyor.
02:52Hatta onu ikna etsin diye bir milletvekili adaya gönderiliyor.
02:54Sonuç, koskoca bir hiç. Öcalan'dan beklenen o çağrı gelmiyor.
02:58Tam tersine Türkiye'ye kolaylaştırıcı rol üstlenmesini salık veren bir mesaj geliyor.
03:03Yani plan tamamen ters tepilir.
03:04Şimdi, işleri daha da karıştıran bir faktör daha var.
03:08Trump paradoksu.
03:10Yani, Türkiye'nin o dönemki en önemli müttefiği ABD'den,
03:14daha doğrusu bizzat Başkan Trump'tan gelen
03:16ve birbiriyle taban tabana zıt insanın aklını karıştıran sinyaller.
03:21Mesela bir yanda Trump'ın bu sözleri var.
03:24Ne diyor?
03:25Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye'de çok yardım etti, ciddi takdiri hak ediyor.
03:29E şimdi ilk bakışta Ankara için bu harika bir durum.
03:32Müttefikinizden böyle açık bir övgü gelince,
03:35doğal olarak işlerin yolunda gideceğini düşünüyorsunuz.
03:37Ama resmin tamamı kesinlikle bu değil.
03:40Çünkü aynı Trump, öbür tarafta,
03:42İsrail Başbakanı Netanyahu için çok daha coşkulu,
03:45çok daha güçlü ifadeler kullanıyor.
03:47Bakın ne diyor?
03:48Olağanüstü bir işi çıkardı, o olmasaydı İsrail var olmazdı.
03:52İşte bu sözler, ABD'nin bölgedeki asıl önceliğinin nerede olduğuna dair
03:57çok net bir sinyal veriyordu aslında.
03:59Ve işte, her şeyi belki de en iyi özetleyen cümle bu.
04:03Türkiye'ye F-35 satışı gündeme gelince,
04:06Trump diyor ki, bunu asla İsrail'e karşı kullanmayacaklar, söz veriyorum.
04:11Yani Ankara'ya yönelik atılan her olumlu adımın arkasında,
04:15İsrail'in güvenliğini önceleyen ve son sözü ABD'nin söylediği kalın bir kırmızı çizgi vardı.
04:21Övgüler güzeldi ama destek her zaman şartlara ve garantilere bağlıydı.
04:25Özetle, yazarın da dikkat çektiği gibi,
04:28ortada bariz bir çelişki vardı.
04:30Sözlere bakarsanız Erdoğan övülüyor.
04:32Ama eylemlere bakarsanız,
04:34işgal altındaki Golan Tepeleri İsrail'e veriliyor,
04:38Suriye'nin yeni lideri Şara, güçlü lideri ilan ediliyor
04:41ve Netanyahu'yla Suriye konusunda ortak bir anlayış olduğu söyleniyor.
04:45Yani sözler nereye, eylemler nereye?
04:48Atılan adımlar hep Türkiye'nin değil,
04:50ABD ve İsrail'in çıkarlarını gözetiyordu.
04:53Ve denkleme bir de Şara sorunsalı ekleniyor.
04:56Kim bu Şara?
04:57Suriye'nin yeni lideri.
04:59Ankara'nın umudu, onun bağımsız bir ortak gibi hareket etmesiydi.
05:03Ama gelin görün ki, gerçek, beklentilerden çok ama çok farklı oldu.
05:08Şu zaman çizelgesine bir bakın, her şey o kadar hızlı gelişti ki,
05:12Kasım 2025'te Şara, Trump tarafından Beyaz Saray'da ağırlanıyor.
05:16Hemen bir ay sonra, Aralık'ta, Trump Suriye'ye yaptırımları kaldırıyor.
05:21Ve Ocak 2026'da Suriye, İŞİD'e karşı koalisyona katılıyor.
05:25Yani Şara, inanılmaz kısa bir sürede rotayı tamamen Washington'a çevirip,
05:30ABD'nin bölgedeki yeni partneri oluveriyor.
05:32Peki bu son hamlenin, yani IŞİD'le mücadele koalisyonuna katılmasının,
05:36Türkiye için anlamı neydi?
05:38İşte en can alıcı nokta burası.
05:40Bu koalisyona katılarak, Suriye, Türkiye'nin terör örgütü olarak gördüğü SDG bölü YPG güçleriyle,
05:46resmi olarak partner konumuna geldi.
05:49Düşünebiliyor musunuz?
05:50Türkiye'nin temizlemeyi hedeflediği örgütle, Suriye yönetimi müttefik oluyordu.
05:55Bu durum, Türkiye'nin bütün terörsüz Suriye planını adeta dinamitledi.
05:59Peki, tüm bu yaşananlardan sonra geldiğimiz nokta ne?
06:03Analizimizi toparlarken, o 9 aylık iddialı projenin bilançosuna bir bakalım isterseniz.
06:08Aslında şu grafik, her şeyi kelimelerden çok daha iyi özetliyor.
06:13Anlaşmada ilerleme var mı?
06:15Yüzde sıfır.
06:16Bölgesel gerilim ne durumda?
06:17Tavan yapmış.
06:18Peki, askeri harekat söylemleri?
06:20Yeniden gündemde.
06:22Kısacası, onca çaba, onca vaatten sonra,
06:25sanki en başa, hatta belki daha da gerisine dönülmüş gibi bir tablo var karşımızda.
06:29Ve bu analizi, yazarın ortaya attığı o son, o kışkırtıcı soruyla bitirelim.
06:34Hani bir zamanlar Kurtuluş Savaşımızdaki Kuvayi Milliye'ye benzetilen,
06:38Türkiye'nin desteklediği Suriye Milli Ordusu vardı ya,
06:41o güçlere ne oldu?
06:42Yıllarca eğitildi, donatıldı.
06:44Neden bugün kimse onlardan bahsetmiyor?
06:46Neden artık denklemin bir parçası değiller?
06:49İşte bu soru, belki de bütün bu hikayenin en can alıcı ama cevapsız kalmış kısmı.

Önerilen