Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 3 hafta önce
Bu makale, insanlığın tarih boyunca sahip olduğu merkezi konumunu ve kibrini sarsan beş temel bilimsel gelişmeyi ele almaktadır. Yazara göre Kopernik, Darwin ve Freud gibi isimlerin öncülük ettiği keşifler, insanın evrenin merkezinde olduğu ve kendi zihnine hükmettiği yönündeki inançları yerle bir etmiştir. Nörobilim ve yapay zekâ alanındaki ilerlemeler ise irade ve zekâ gibi insana özgü sanılan son kaleleri de sarsarak bireyi biyolojik bir sürecin parçasına indirger. Tüm bu yıkımlara rağmen makale, insanın asıl değerinin üstünlükte değil, ahlaki sorumluluk ve anlam arayışında yattığını savunur. Sonuç olarak eser, insanın evrendeki yerini yeniden tanımlarken vicdan ve utanç duygularını geriye kalan tek gerçek fark olarak niteler.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00İnsanlık olarak kendimize anlattığımız bir hikaye var, değil mi?
00:03Binlerce yıldır kendimizi evrenin merkezinde her şeyin anlamı olarak gördük.
00:07Sanki bütün bu sahne bizim için kurulmuş gibi.
00:10Hikayenin ana karakteri bizdik.
00:12Peki ya bu sadece kendimize anlattığımız büyük, kibirli bir masalsa?
00:16İşte bugün bilimin bu masalı nasıl yerle bir ettiğini
00:19ve insanlığın aynadaki yüzünü nasıl tamamen değiştirdiğini konuşacağız.
00:23O zaman hadi en temel soruyla başlayalım.
00:26İnsanlık evrenin merkezi mi gerçekten?
00:28Düşünsenize, yüzyıllar boyunca bu sorunun cevabı bizim için çok netti.
00:33Elbette evet.
00:34Ama sonra, sonra bilimsel keşifler geldi
00:37ve bu sarsılmaz sandığımız varsayımı bir bir tuğla tuğla yıkmaya başladı.
00:42İşte bütün mesele tam olarak bu düşünceyle başlıyor.
00:45Bizim için kurulmuş bir sahne, bizim etrafımızda dönen gökyüzü
00:49ve tabii ki doğanın tartışmasız efendisi olan bizler.
00:53Kendimize biçtiğimiz rol buydu.
00:54Şimdi gelin bu rolün elimizden nasıl birer birer alındığına bakalım.
00:58Peki bu büyük düşüşler nereden başladı?
01:01İlk darbeler en beklenmedik yerden değil, tam da gözümüzün önündeki dünyadan geldi.
01:06Yani fiziksel evrendeki yerimize dair o sarsılmaz inançlarımızdan.
01:11Hadi görelim bakalım evrenin merkezinden ve doğanın zirvesinden nasıl da aşağı indirildik.
01:16İşte ilk darbe, kozmolojik darbe.
01:20Kopernik ve Galileo sahneye çıktı ve o güzelim sahnemizi resmen başımıza yıktı.
01:27Meğer dünya evrenin merkezi falan değilmiş,
01:29aksine sonsuz bir boşlukta kendi halinde dönüp duran küçücük bir toz zerresiymişiz sadece.
01:36İşte o an, o kozmik ayrıcalığımız tamamen sona eldi.
01:40Büyük bir şoktu.
01:41Tam evrenin merkezi değiliz ama en azından yaratılışın zirvesiyiz derken,
01:46ikinci darbe geldi, biyolojik darbe.
01:48Darwin sahneye çıktı ve insanla hayvan arasına çektiğimiz o kalın kırmızı çizgiyi bir kalemde sildi attı.
01:55Evrim teorisi bize ne dedi biliyor musunuz?
01:57Siz özel olarak yaratılmadınız.
01:59Siz sadece biyolojik bir sürecin devamısınız.
02:03Artık doğanın efendisi değil, sadece onun bir parçasıydık.
02:07Zirve falan değil, hayat ağacındaki dallardan sadece biriydik.
02:10Peki tamam, diyelim ki dış dünyadaki yerimizi kabullendik.
02:14Ama en azından kendi iç kalemizin, yani zihnimizin, ruhumuzun efendisi biziz değil mi?
02:20Yani kararlarımızı biz alırız.
02:21İşte sıradaki darbeler, en çok güvendiğimiz, en sağlam sandığımız tam da bu kaleyi hedef alacaktı.
02:27Ve sahneye Freud çıktı.
02:30Psikolojik darbe.
02:31Bize dedi ki, sandığınız kadar rasyonel, o kadar da kontrollü değilsiniz.
02:35Çünkü zihnimizin derinliklerinde, bizim bile tam olarak farkında olmadığımız, kontrol edemediğimiz, devasa, karanlık bir güç var.
02:44Bilinç dışı.
02:45Yani aslında iplerin çoğu bizim görmediğimiz birinin elindeydi.
02:49Kendi zihnimizin bile tam efendisi değildik.
02:51Şu zaman çizelgesine bir bakın, darbelerin yönünü fark ettiniz mi?
02:56Gittikçe daha yakına, daha kişisel bir yere geliyor.
02:59Yüzlerce yıl önce, yıldızlara bakarak başlayan bu yolculuk,
03:03Freud'la zihnimizin derinliklerine daldı ve şimdi göreceğimiz darbeyle,
03:07artık beynimizin içindeki sinir hücrelerine kadar inecek.
03:11Ve işte nörobilimsel darbe.
03:13Bu belki de hepsinden daha sarsıcı.
03:15Benjamin Libet gibi bilim insanlarının yaptığı deneyler, inanılmaz bir şey gösterdi.
03:20Sizin bir şeyi yapmaya karar verdiğiniz an var ya,
03:23beyniniz siz o kararı verdiğinizi hissetmeden çok kısa bir süre önce o eylemi zaten başlatmış oluyor.
03:30Yani ben karar verdim dediğimiz o an,
03:33belki de beynimizin çoktan verdiği bir kararı sonradan fark edip sahiplenmemizden ibaret.
03:38Bir nevi gecikmeli yayın gibi.
03:41Düşünsenize bu ne anlama geliyor?
03:42Bizler eylemlerimizin yazarı değil, sadece anlatıcısı olabiliriz.
03:46Bilincimiz adeta beynimizin basın sözcüsü gibi çalışıyor.
03:49Beyin bir şey yapıyor, bilinçle çıkıp,
03:52evet biz bunu şöyle şöyle düşündüğümüz için yaptık diye mantıklı bir hikaye uyduruyor.
03:57Gerçekten inanılmaz bir düşünce.
03:59Peki geriye ne kaldı?
04:00Evrenin merkezi değiliz, doğanın efendisi değiliz, zihnimizin hakimi değiliz.
04:05Ama bir şeyimiz var değil mi?
04:07Bizi biz yapan o son kalemiz, zekamız.
04:10İşte çağımızın en büyük devrime tam da bu son kaleyi yıkmaya geliyor.
04:14Evet, beşinci ve en güncel darbe yapay zeka.
04:18Düşünen, öğrenen, bizden daha iyi analiz yapan, hatta sanat üreten makinelerden bahsediyoruz.
04:24Bu ne demek biliyor musunuz?
04:26Zeka artık insana özgü, o sihirli, ruhani bir şey değil.
04:30O artık üretilebilen, kopyalanabilen, ölçeklenebilen bir fonksiyon.
04:35Binlerce yıldır en büyük gurur kaynağımız olan gezegendeki en zeki varlık ünvanımız da böylece elimizden kayıp gidiyor.
04:41Peki, bütün bu darbelerden sonra bu enkazın ortasında durup kendimizi soruyoruz.
04:47Geriye ne kaldı?
04:48Eğer bütün bu özelliklerimiz biricik değilse, insan olmanın anlamı ne?
04:52İşte şimdi belki de en önemli soruya geliyoruz.
04:56Şöyle bir liste yapalım isterseniz.
04:59Evrenin merkezi miyiz?
05:00Hayır, üstü çizildi.
05:02Özel bir yaratılış mıyız?
05:03O da çizildi.
05:05Zihnimizin mutlak efendisi miyiz?
05:07Maalesef, o da gitti.
05:08Peki ya eşsiz bir zekamız var mı?
05:10Artık o da tartışmalı.
05:13Gururlandığımız ne varsa hepsi bir bir elimizden alınmış gibi.
05:17Peki o zaman bütün bu üstünlük etiketlerimiz sökülüp atıldıysa, bizi insan olarak anlamlı kılan, önemli kılan ne olabilir?
05:25Belki de cevap hep yanlış yerde aradığımız bir şeydir.
05:29Belki de üstünlükte değil, başka bir şey de gizlidir.
05:32İşte muhtemel bir cevap.
05:34Ahlak.
05:35Ama durun, hemen biz ahlaken de üstünüz diye düşünmeyin.
05:39Tam tersi.
05:40Belki de ahlak bir üstünlük iddiası değil, ağır bir sorumluluk yüküdür.
05:44Bizi özel kılan şeyin diğerlerinden daha iyi olmamız değil, onlardan daha ağır bir yükü taşımak zorunda olmamız fikri.
05:51Bu bakış acısını tamamen değiştiriyor.
05:54Şöyle düşünün, bizi gerçekten farklı kılan ne olabilir?
05:57Belki de yaptığımız bir kötülükten ötürü utanç duyabilen tek varlık olmamızdır.
06:02Bir yapay zeka hile yapabilir ama bundan utanmaz.
06:04Bir aslan bir ceylanı avlar ama bunun ahlaki yükünü hissetmez.
06:08Ama biz, biz yanlış yaptığımızı biliriz ve bu bilginin ağırlığı altında ezilebiliriz.
06:14İşte bu bir ayrıcalık değil, bu tam anlamıyla ağır bir sorumluluk.
06:17Ve belki de insanın asıl mucizesi tam da budur.
06:20Kendi kibrinin yarattığı o enkazın altında kalmışken bile inatla ve ısrarla anlam aramaktan vazgeçmemesi.
06:27Evrenin merkezinde olmadığımızı, özel yaratılmadığımızı, hatta kendi zihnimizin tam kontrolcüsü olmadığımızı bilsek bile
06:34yine de kalkıp doğru olan ne, iyi olan ne, anlamlı olan ne diye sormaya devam etme inadımız,
06:40belki de aradığımız o büyük anlam tüm bu darbelerden sonra ayakta kalıp sorduğumuz o basit ama devasa soru da gizlidir.
06:47Peki, şimdi ne yapmalıyız?
06:50İzlediğiniz için teşekkür ederim.
İlk yorumu siz yapın
Yorumunuzu ekleyin

Önerilen