00:00Merhaba, bugünkü incelememize hoş geldiniz.
00:03Hadi lafı uzatmadan hemen konuya girelim.
00:05Bugün masamızda doçent doktor Ayten Ahmedova'nın oldukça ilgi çekici dil bilimsel araştırması var.
00:12Bu çalışmayı sıradan bir makale gibi değil de,
00:14ünlü Azeri Baycanlı yazar Ali Veliyev'in satır aralarına gizlenmiş şifreli bir hazine haritası gibi düşünebilirsiniz.
00:22Yani edebiyat, tarih ve coğrafyanın tam kesiştiği o muazzam noktaya doğru bir yolculuğa çıkıyoruz.
00:28Hazırsanız başlayalım.
00:30Şimdi, edebiyat dünyasında Ali Veliyev dendiğinde akademisyenlerin de okuyucuların da hemfikir olduğu bir gerçek vardır.
00:37Ali Veliyev, halk hayatını ve köyü çok iyi bilir.
00:40Gerçekten de öyle.
00:41Çocukluğundan beri o kırsal havayı soluyan, doğayla ve emekçi insanlarla iç içe olan Veliyev'in bu samimi bağı,
00:47onun Budağ'ın Hatıraları adlı eserini bu zorlu ve kadim coğrafyayı kelime kelime çözmek için kusursuz bir rehber haline getiriyor.
00:55Peki, bugün bu haritada nerelere uğrayacağız?
00:57Hızlıca bir göz atalım.
00:59Önce Ali Veliyev ve dünyasına gireceğiz.
01:01Sonra şu onomastik birimlerin şifresini çözeceğiz.
01:05Ardından dağların ve nehirlerin nasıl isimlendirildiğine bakıp oradan boylara, köylere ve tarihe uzanacağız.
01:11En sonunda da araştırmacımızın nihai kararını masaya yatıracağız.
01:15İlk durağımız Ali Veliyev ve onun o zengin dünyası.
01:19Yazarın anlattığı hikayeler genellikle Zengezur ve Karabağ etrafında dönüyor.
01:24Yani Kubatlı, Zengilan, Cebrail, Ağdam ve Şuşa gibi gerçekten zengin bölgeler.
01:30Peki ama ne kadarlık bir alandan bahsediyoruz?
01:337.448.
01:35Evet, yeni kurulan Doğu Zengezur Ekonomik Bölgesi tam 7.448 km2'lik devasa bir alanı kaplıyor.
01:43Gözünüzde canlandırın.
01:44Uçsuz bucaksız dağlar, nehirler, ovalar.
01:48İşte biz kelimelerin izini sürerek bu devasa alanın tarihi dokusunda gezineceğiz.
01:53İkinci bölümümüze geçiyoruz.
01:56Onomastik birimleri çözümlemek.
01:58Tabii bu kadar geniş ve karmaşık bir manzarayı okuyabilmek için bilimin o aydınlatıcı ışığına ihtiyacımız var.
02:05Bölgenin gizli kalmış tarihi DNA'sını çözmek için onomastik yani isim bilimi dediğimiz alanı D bir büyüteç gibi kullanacağız.
02:13Kısaca terimlerden bahsedeyim ki yolumuzu kaybetmeyelim.
02:16Onomastik zaten isim bilimi demek.
02:19Suların ve nehirlerin hafızasına hidronim, ulu dağların hikayelerine oronim, yerleşim yerlerinin geçmişine ise oikonim veya toponim diyoruz.
02:28Yani kısacası doğanın o sessiz dilini bu yapı taşlarıyla konuşacağız.
02:34Geldik üçüncü başlığımıza.
02:36Dağların ve nehirlerin isimlendirilmesi.
02:39Biliyorsunuz isimlendirme aslında inanılmaz organik bir süreç.
02:43İnsanların doğal coğrafyayı nasıl adlandırdığına bir baksanıza.
02:47Mesela Veliyev'in eserinde geçen Arpa Tepesi ismini ele alalım.
02:52Çok basit bir formül var burada.
02:54Birinci adım sadece bir su adını yani Arpa Nehrini alıyoruz.
02:59İkinci adım bunu yüksek bir yeri ifade eden tepe kelimesiyle birleştiriyoruz.
03:04Ve işte karşınızda Arpa Tepesi.
03:06Sadece bir nehir ve bir yüksekliği yan yana getirerek yüzyıllarca yaşayacak muazzam bir coğrafi işaret oluşturmuşlar.
03:15Gerçekten büyüleyici.
03:16Üzerinde gezindiğimiz bu zengin manzarayı biraz daha zihnimizde canlandıralım.
03:21Mesela kara güney.
03:22Kara toprak demek.
03:24Güney ise güneşin çok vurduğu yer.
03:26Yani gözünüzde güneye bakan, güneşe doymuş o sıcacık bereketli toprakları canlandırın.
03:31Tam bir toponim ya da çatal kaha, doğada tıpkı bir hayvan boynuzu gibi ikiye ayrılan devasa çatallı bir mağara veya
03:40zirvesinde aynı adı taşıyan kadim bir türbe olan o 2297 metre yüksekliğindeki uludağ Sarıbaba ki bu da harika bir oranim
03:49örneği.
03:49Anlayacağınız doğanın fiziksel özellikleri binlerce yıl boyunca o yerin tam kalbindeki isim oluveriyor.
03:56Dördüncü durağımız boylar, köyler ve tarih.
04:00Yönümüzü doğadan alıp insanlara çevirdiğimizde antik boyların ve kabilelerin harita üzerinde nasıl silinmez izler bıraktığını görüyoruz.
04:08Yani bu isimler harita üzerindeki cansız birer etiket değil, bizi alıp tarihin tam ortasına demirliyor.
04:15Köklerin derinliğine bir bakar mısınız?
04:17M.S. 831 yılındaki Babek hareketiyle anılan Hekeri Kalesi'nden Tutun, 12. yüzyılın yazılı metinlerinde akan Arpaçaya, 15. yüzyılda şair
04:27Bedri Şarvani'nin şiirlerinde geçen Bergüşat'tan, 16. yüzyılda tarihin seyrini değiştirip Safevilere katılan Gorus boylarına kadar.
04:35Düşünsenize koskoca yüzyıllar toprağın isimleriyle bugüne taşınıyor.
04:40İşin asıl heyecan verici kısmı ne biliyor musunuz?
04:42Araştırmacıların bu kelimelerin kökeni etrafında yürüttükleri o bilimsel tartışmalar.
04:47Mesela ünlü Zengizur ismi.
04:49Bu isim taş anlamına gelen zenk ve vadi anlamına gelen zur kelimelerinin birleşmesiyle mi oluştu,
04:55yoksa gücünü geçmişte o topraklara hükmetmiş antik zengi boyundan mı alıyor?
05:00Aynı şekilde Mavusköyü, Türkçe merkez anlamına gelen mağaz kelimesinden bir türedi,
05:05yoksa kadim Magov boyuna ait olma halini belirten uz köküyle mi oluştu?
05:09Dil bilimcileri orasındaki bu tatlı rekabet aslında bize kelimelerin arkasında çoğu zaman
05:15hem doğanın hem de insanın ortak bir sırrının yattığını gösteriyor.
05:19Peki ya o devasa halk göçleri?
05:21Minkent ve halifeli köylerinin hikayeleri buna harika bir örnek.
05:25Koca koca kabilelerin imparatorluklar boyunca göç edip yerleştikleri yerlerle nasıl tamamen bir bütün haline geldiklerini görüyoruz.
05:32Mesela Minkent, Dokuz Oğuz Konfederasyonu'ndan, altın ordadan kopup gelen Mink boyundan miras kalmış.
05:38Halifeli ise bizzat Karabağ Han'ı Mehdi Kulohan'a bağlı o kadim kabilenin ta kendisi.
05:43Bu insanlar göç ettikleri yere sadece çadırlarını kurmamışlar, bütün bir tarihsel kimliklerinde o toprağı çivilemişler.
05:50Ve geldik beşinci, yani son bölümümüze.
05:54Araştırmacının Nihai Kararı
05:56Tüm bu dil bilimsel ve etimolojik kanıtları toparladığımızda, Doktor Ayten Ahmedova'nın bu haritayı nasıl okuduğuna bakmamız gerekiyor.
06:04Kaynak çalışmamızı tarafsız bir şekilde aktaracak olursak, Doktor Ahmedova, tüm bu nehir, dağ ve yer isimlerinin izini sürmenin,
06:12bu coğrafyanın tarihi Bakı-Azerbaycan sınırları içinde yer aldığını kanıtladığı sonucuna varıyor.
06:17Yani burada gördüğümüz şey, bir yazarın edebi hafızasındaki yer isimlerinin bir akademisyen tarafından belli bir coğrafi tezi desteklemek için nasıl
06:26temel bir kanıt olarak kullanıldığı.
06:28Bu da bize isim biliminin akademide ne kadar güçlü bir araç olduğunu gösteriyor aslında.
06:33Bu keyifli incelemeyi bitirirken, hepimizin üzerinde düşünmesi gereken o can alıcı soruya gelelim.
06:39Eğer üzerinde yaşadığımız doğanın, ulu dağlarımızın ve coşkun nehirlerimizin isimleri,
06:45onları sınırlandırmaya çalışan devletlerden, devrilen imparatorluklardan ve hatta geçen yüzyıllardan bile çok daha uzun süre hayatta kalıyorsa,
06:54o zaman yarının haritası gerçekten neye benzeyecek?
06:57İsimler mi toprağa aittir, yoksa toprak mı isimlere?
07:01Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere, merak etmeye ve hep öğrenmeye devam edin.
Yorumlar