00:00Herkese merhaba, bugünkü görsel incelememize hoş geldiniz.
00:03Bakın bugün elimizde gerçekten çok ilginç bir o kadar da iddialı bir metin var.
00:08Yusuf Dürger'in kalemi aldığı ve günümüz Türkiye'sindeki üniversite dinamiklerini oldukça sert bir dille eleştiren bir makaleyi mercek altına alacağız.
00:15Peşinden söyleyeyim, bu metin son derece tartışmalı görüşler içeriyor.
00:18Ama bizim amacımız taraf tutmak değil, kesinlikle değil.
00:22Biz sadece yazarın sunduğu bu çarpıcı argümanları objektif bir şekilde inceleyip,
00:26burada aslında ne söylenmek isteniyor sorusuna cevap arayacağız.
00:30Hazırsanız hemen başlayalım.
00:32Bu incelememizde yazarın argümanlarını şu beş adımda ele alacağız.
00:351. Konya'daki akademik iddialar
00:382. Üç profesörün söylemleri
00:403. Yazarın sistematik eleştirisi
00:434. Trikopis ve tarihsel karşıtlık
00:46Ve son olarak 5. Siz dağılırken 19 Mayıs
00:51Evet, birinci bölümümüz Konya'daki akademik iddialar.
00:54Tamam, hadi hemen konunun derinliklerine inelim.
00:57Yazar Dülger, makalesinde GA kod adıyla bahsettiği bir tarih profesörünün doğrudan kürsüden öğrencilerine
01:04Atatürk inançsız, biz Lozan'da adaları kiraladık dediğini iddia ediyor.
01:08Düşünebiliyor musunuz?
01:09Dülger'e göre bu akademisyen bazı tarihsel figürleri yüceltirken,
01:13Cumhuriyet'in kurucu değerlerine ve Lozan gibi son derece kritik antlaşmalara karşı inanılmaz derecede keskin ve kutuplaştırıcı bir dil kullanıyor.
01:21Şimdi burada hemen ufak bir parantez açalım ve tarafsızlığımızı koruyarak şunu netleştirelim.
01:26Bunlar resmi kayıtlar falan değil, tamamen yazarın kendi aktarımları ve gözlemleri.
01:31Dülger, Konya'daki üniversitelerde bu tarz söylemlerin sanki aktif bir müfredatmış gibi gençlere aktarıldığını söylüyor.
01:37Yani yazarın penceresinden bakarsak ortada basit bir akademik özgürlük tartışması yok.
01:42Aksine son derece bilinçli bir zehirleme faaliyeti var.
01:48Ve bu tablo makaledeki o temel çatışmayı harika bir şekilde özetliyor aslında.
01:54Bir yanda Atatürk'ü bir Anadolu milliyetçisi olarak tanımlayan Profesör YKD var.
01:59Diğer yanda ise yazar Dülger bunun tamamen uydurma bir kavramı olduğunu ve Atatürk'ün tartışmasız bir Türk milliyetçisi olduğunu savunarak
02:06bu fikre şiddetle karşı çıkıyor.
02:09Dülger'e göre bu sadece masum bir kelime oyunu değil, bildiğiniz ulusal kimliğin tam merkezine yapılan bir müdahale.
02:15Gelelim makaledeki bir diğer isme Profesör M.D. yazarın iddialarına göre bu profesör derslerinde tam olarak şunları anlatıyor.
02:23Milliyetçilik bir soğuk savaş ürünüdür, ulus devletin ördüğü o duvar artık yıkılmıştır ve harf devrimi topluma çok ama çok ağır
02:30bir tahribat yapmıştır.
02:32Yani bu iddialar doğrudan Cumhuriyet'in kuruluş felsefesini ve ulus inşası sürecine hedef alan oldukça radikal okumalar.
02:40İşte tam bu noktada Dülger bu argümanlara gerçekten çok büyük bir tutkuyla karşı çıkıyor.
02:45Milliyetçiliğin öyle yapay falan değil, tamamen fıtri yani insanın doğasında var olan son derece doğal bir his olduğunu söylüyor.
02:52Yazarın mantığı çok net.
02:54Eğer ulus devleti kuruyan o duvarları yıkarsanız ortada özgürlük falan kalmaz, tam tersine toplumsal bir çöküş başlar.
03:00Dülger'e göre milli kimliğini kaybeden bir toplum adeta hafızasını yitirmiş bir insan gibi yok olmaya mahkumdur.
03:07Üçüncü bölümümüz, yazarın sistematik eleştirisi.
03:09Peki tüm bunlar kürsüden anlatılırken neden kimse sesini çıkarmıyor?
03:14Dülger dün tam olarak sorduğu soru da bu işte.
03:17Neden kimse bu derslere itiraz etmiyor?
03:20Bir an için kendinizi o sınıftaki bir öğrencinin yerine koyun.
03:23Sizin geleceğinizi etkileyecek bir derstesiniz, hocanız bu kadar keskin şeyler söylüyor.
03:28Kalkıp konuşur ve notunuzu riske mi atarsınız yoksa sessizce oturur musunuz?
03:32Şimdi bu kısmın asıl ilginç tarafı ne biliyor musunuz?
03:36Dülger eleştiri oklarını sadece bu profesörlere yöneltmiyor.
03:40Çok daha geniş bir suç ortaklığı tablosu çiziyor.
03:43Sadece dersi geçmek için susup oturan öğrencileri, çocuklarının okulda ne öğrendiğinden habersiz o pasif verileri,
03:50meslektaşlarına tek kelime etmeyen diğer akademisyenleri ve en beteri tüm bunları bilip de kılını kıpırdatmayan yok yöneticilerini hedef alıyor.
03:59Yani sorunun asıl kaynağı sistemdeki bu devasa, kitlesel sessizlik.
04:05Ve yazar ekliyor, bu durum öyle bir gecede falan ortaya çıkmadı.
04:09Bu son 20 yıldır üniversitelerde yavaş yavaş palazlanan ve yazarın deyimiyle tam bir medrese kültüründen beslenen bir zihniyetin sonucu.
04:16Dülger çok ciddi bir uyarı yapıyor, eğer bu zihniyet temizlenmezse zamanında Osmanlı'yı içten içe çürüten o kafa yapısı bizi
04:24bugün ikinci bir Osmanlı çöküşüne sürükleyecek.
04:27Dördüncü bölümümüz Trikopalis ve Tarihsel Karşıtlık
04:31Dülger'in sistem eleştirisini güçlendirmek için geçmişle bugünü nasıl kıyasladığına bir bakalım.
04:36Bu tablo yazarın zihnindeki o keskin ayrımı gösteriyor.
04:40Bir yanda Mustafa Sabri ve Dürrizade Abdullah gibi yazarın zararlı zihniyet olarak kodladığı isimler var,
04:46diğer yanda ise Denizli Müftüsü Ahmet Hulusi veya Reşit Galip gibi erdemli figürler.
04:52Yazar diyor ki, bugün üniversitelerimizde işte tam da bu erdemli, vatansever ve korkusuz aydınları ihtiyacımız var.
04:59Burada yazar gerçekten çok ama çok çarpıcı bir iddia ortaya atıyor.
05:03Dülger'e göre günümüzde bu üç profesörün kürsülerden dile getirdiği söylemler,
05:08Kurtuluş Savaşı'nda ülkeyi işgal edenlerin ve onlarla iş birliği yapanların söylemleriyle kelimesi kelemesine aynı.
05:13Yani ummanları profesör de olsa, yazarın gözünde onların o eski çağın bağnaz müderrislerinden hiçbir farkı yok.
05:20İşte tarihin o inanılmaz ironilerinden birine geldik.
05:24Yazar eleştirisini adeta zirveye taşımak için eski bir düşmandan Yunan komutanı Trikopis'ten bir örnek veriyor.
05:31Düşünün, savaşta yenilmiş, esir düşmüş bir komutan Trikopis ama ülkesine döndükten yıllar sonra bile,
05:38her 29 Ekim'de Türkiye'nin Atine Büyükelçiliğine giderek Atatürk'e saygılarını sunuyor.
05:43İnanılmaz değil mi?
05:44Dülger'in buradaki hayal kırıklığını ve isyanını hissetmemek elde değil.
05:49Bir yanda savaş meynanında mağlup olmuş eski bir düşman komutanı var,
05:53Atatürk'ün devlet adamlığına büyük bir saygı duyuyor.
05:56Diğer yandaysa kendi ülkesinin üniversitelerindeki tarih profesörleri var ve bu saygıyı gösteremiyorlar.
06:03Yazar bu durumu tam anlamıyla devasa bir ironi hatta bir trajedi olarak görüyor.
06:07Keşke bizim müderrisler Trikopis'in gerisinde kalmasalardı diyerek de noktayı koyuyor.
06:13Beşinci ve son bölümümüz Sis Dağılırken 19 Mayıs
06:17Şimdi yazarın yazısının nasıl bağladığına, bu işin nereye vardığına bir bakalım.
06:22Dülger, Atatürk'ün Samsun'dan Havza'ya geçerken söylediği o meşhur marşı hatırlatıyor.
06:27Dağ başına duman almış.
06:28Yazar bugün üniversite sınıflarını kaplayan o boğucu, ideolojik atmosferi, dağın başını kaplayan o dumanlı sise benzetiyor.
06:36Ancak tıpkı o tarihi günlerde olduğu gibi biraz umut ve çabayla bu ideolojik sisin tamamen dağılacağına yürekten inanıyor.
06:43Sonuç olarak Yusuf Dülger'in makalesi önümüze son derece net ve bir o kadar da sarsıcı bir tablo koyuyor.
06:49Yazarın bu ser eleştirilerine katılırsınız ya da katılmazsınız o ayrı.
06:53Ama ortada kaçamayacağımız devasa bir soru var.
06:56Üniversitelerimizdeki bu ideolojik sis gerçekten dağılacak mı?
06:59Bilim yuvası olması gereken bu kurumların ulusal kimliğimizi şekillendirmedeki gerçek rolün ne olmalı?
07:05Bu soruyu zihninizin bir köşesine bırakıyorum.
07:07Üzerine düşünmeye kesinlikle değer.
07:09Bugünkü görsel incelememizde bize katıldığınız için çok teşekkürler.
07:13Bir sonraki konumuzda görüşmek üzere.
07:15Hoşçakalın.
Yorumlar