Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 3 gün önce
Yusuf Dülger tarafından kaleme alınan bu metin, Konya’daki üniversitelerde görev yapan üç farklı profesörün derslerde dile getirdiği tartışmalı iddiaları eleştirel bir dille mercek altına almaktadır. Yazar; bu akademisyenlerin Atatürk, cumhuriyet devrimleri ve millî kimlik aleyhindeki söylemlerini aktararak, bu durumun genç zihinler üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekmektedir. Eğitim kurumlarındaki bu ideolojik yaklaşımları medrese kültürü ve bilim dışılık olarak nitelendiren metin, üniversite yönetimlerinin ve toplumun bu tutumlara karşı sergilediği sessizliği sertçe sorgulamaktadır. Sonuç olarak yazar, çağdaş Türkiye’nin değerlerini savunan erdemli bir akademik anlayışın gerekliliğini vurgularken, bağımsızlık ruhunun bu tür karanlık zihniyetleri alt edeceği yönündeki inancını ifade etmektedir. Metin, akademik sorumluluk ve cumhuriyet kazanımlarının korunması gerekliliği üzerine inşa edilmiş bir toplumsal eleştiri sunmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba, bugünkü görsel incelememize hoş geldiniz.
00:03Bakın bugün elimizde gerçekten çok ilginç bir o kadar da iddialı bir metin var.
00:08Yusuf Dürger'in kalemi aldığı ve günümüz Türkiye'sindeki üniversite dinamiklerini oldukça sert bir dille eleştiren bir makaleyi mercek altına alacağız.
00:15Peşinden söyleyeyim, bu metin son derece tartışmalı görüşler içeriyor.
00:18Ama bizim amacımız taraf tutmak değil, kesinlikle değil.
00:22Biz sadece yazarın sunduğu bu çarpıcı argümanları objektif bir şekilde inceleyip,
00:26burada aslında ne söylenmek isteniyor sorusuna cevap arayacağız.
00:30Hazırsanız hemen başlayalım.
00:32Bu incelememizde yazarın argümanlarını şu beş adımda ele alacağız.
00:351. Konya'daki akademik iddialar
00:382. Üç profesörün söylemleri
00:403. Yazarın sistematik eleştirisi
00:434. Trikopis ve tarihsel karşıtlık
00:46Ve son olarak 5. Siz dağılırken 19 Mayıs
00:51Evet, birinci bölümümüz Konya'daki akademik iddialar.
00:54Tamam, hadi hemen konunun derinliklerine inelim.
00:57Yazar Dülger, makalesinde GA kod adıyla bahsettiği bir tarih profesörünün doğrudan kürsüden öğrencilerine
01:04Atatürk inançsız, biz Lozan'da adaları kiraladık dediğini iddia ediyor.
01:08Düşünebiliyor musunuz?
01:09Dülger'e göre bu akademisyen bazı tarihsel figürleri yüceltirken,
01:13Cumhuriyet'in kurucu değerlerine ve Lozan gibi son derece kritik antlaşmalara karşı inanılmaz derecede keskin ve kutuplaştırıcı bir dil kullanıyor.
01:21Şimdi burada hemen ufak bir parantez açalım ve tarafsızlığımızı koruyarak şunu netleştirelim.
01:26Bunlar resmi kayıtlar falan değil, tamamen yazarın kendi aktarımları ve gözlemleri.
01:31Dülger, Konya'daki üniversitelerde bu tarz söylemlerin sanki aktif bir müfredatmış gibi gençlere aktarıldığını söylüyor.
01:37Yani yazarın penceresinden bakarsak ortada basit bir akademik özgürlük tartışması yok.
01:42Aksine son derece bilinçli bir zehirleme faaliyeti var.
01:48Ve bu tablo makaledeki o temel çatışmayı harika bir şekilde özetliyor aslında.
01:54Bir yanda Atatürk'ü bir Anadolu milliyetçisi olarak tanımlayan Profesör YKD var.
01:59Diğer yanda ise yazar Dülger bunun tamamen uydurma bir kavramı olduğunu ve Atatürk'ün tartışmasız bir Türk milliyetçisi olduğunu savunarak
02:06bu fikre şiddetle karşı çıkıyor.
02:09Dülger'e göre bu sadece masum bir kelime oyunu değil, bildiğiniz ulusal kimliğin tam merkezine yapılan bir müdahale.
02:15Gelelim makaledeki bir diğer isme Profesör M.D. yazarın iddialarına göre bu profesör derslerinde tam olarak şunları anlatıyor.
02:23Milliyetçilik bir soğuk savaş ürünüdür, ulus devletin ördüğü o duvar artık yıkılmıştır ve harf devrimi topluma çok ama çok ağır
02:30bir tahribat yapmıştır.
02:32Yani bu iddialar doğrudan Cumhuriyet'in kuruluş felsefesini ve ulus inşası sürecine hedef alan oldukça radikal okumalar.
02:40İşte tam bu noktada Dülger bu argümanlara gerçekten çok büyük bir tutkuyla karşı çıkıyor.
02:45Milliyetçiliğin öyle yapay falan değil, tamamen fıtri yani insanın doğasında var olan son derece doğal bir his olduğunu söylüyor.
02:52Yazarın mantığı çok net.
02:54Eğer ulus devleti kuruyan o duvarları yıkarsanız ortada özgürlük falan kalmaz, tam tersine toplumsal bir çöküş başlar.
03:00Dülger'e göre milli kimliğini kaybeden bir toplum adeta hafızasını yitirmiş bir insan gibi yok olmaya mahkumdur.
03:07Üçüncü bölümümüz, yazarın sistematik eleştirisi.
03:09Peki tüm bunlar kürsüden anlatılırken neden kimse sesini çıkarmıyor?
03:14Dülger dün tam olarak sorduğu soru da bu işte.
03:17Neden kimse bu derslere itiraz etmiyor?
03:20Bir an için kendinizi o sınıftaki bir öğrencinin yerine koyun.
03:23Sizin geleceğinizi etkileyecek bir derstesiniz, hocanız bu kadar keskin şeyler söylüyor.
03:28Kalkıp konuşur ve notunuzu riske mi atarsınız yoksa sessizce oturur musunuz?
03:32Şimdi bu kısmın asıl ilginç tarafı ne biliyor musunuz?
03:36Dülger eleştiri oklarını sadece bu profesörlere yöneltmiyor.
03:40Çok daha geniş bir suç ortaklığı tablosu çiziyor.
03:43Sadece dersi geçmek için susup oturan öğrencileri, çocuklarının okulda ne öğrendiğinden habersiz o pasif verileri,
03:50meslektaşlarına tek kelime etmeyen diğer akademisyenleri ve en beteri tüm bunları bilip de kılını kıpırdatmayan yok yöneticilerini hedef alıyor.
03:59Yani sorunun asıl kaynağı sistemdeki bu devasa, kitlesel sessizlik.
04:05Ve yazar ekliyor, bu durum öyle bir gecede falan ortaya çıkmadı.
04:09Bu son 20 yıldır üniversitelerde yavaş yavaş palazlanan ve yazarın deyimiyle tam bir medrese kültüründen beslenen bir zihniyetin sonucu.
04:16Dülger çok ciddi bir uyarı yapıyor, eğer bu zihniyet temizlenmezse zamanında Osmanlı'yı içten içe çürüten o kafa yapısı bizi
04:24bugün ikinci bir Osmanlı çöküşüne sürükleyecek.
04:27Dördüncü bölümümüz Trikopalis ve Tarihsel Karşıtlık
04:31Dülger'in sistem eleştirisini güçlendirmek için geçmişle bugünü nasıl kıyasladığına bir bakalım.
04:36Bu tablo yazarın zihnindeki o keskin ayrımı gösteriyor.
04:40Bir yanda Mustafa Sabri ve Dürrizade Abdullah gibi yazarın zararlı zihniyet olarak kodladığı isimler var,
04:46diğer yanda ise Denizli Müftüsü Ahmet Hulusi veya Reşit Galip gibi erdemli figürler.
04:52Yazar diyor ki, bugün üniversitelerimizde işte tam da bu erdemli, vatansever ve korkusuz aydınları ihtiyacımız var.
04:59Burada yazar gerçekten çok ama çok çarpıcı bir iddia ortaya atıyor.
05:03Dülger'e göre günümüzde bu üç profesörün kürsülerden dile getirdiği söylemler,
05:08Kurtuluş Savaşı'nda ülkeyi işgal edenlerin ve onlarla iş birliği yapanların söylemleriyle kelimesi kelemesine aynı.
05:13Yani ummanları profesör de olsa, yazarın gözünde onların o eski çağın bağnaz müderrislerinden hiçbir farkı yok.
05:20İşte tarihin o inanılmaz ironilerinden birine geldik.
05:24Yazar eleştirisini adeta zirveye taşımak için eski bir düşmandan Yunan komutanı Trikopis'ten bir örnek veriyor.
05:31Düşünün, savaşta yenilmiş, esir düşmüş bir komutan Trikopis ama ülkesine döndükten yıllar sonra bile,
05:38her 29 Ekim'de Türkiye'nin Atine Büyükelçiliğine giderek Atatürk'e saygılarını sunuyor.
05:43İnanılmaz değil mi?
05:44Dülger'in buradaki hayal kırıklığını ve isyanını hissetmemek elde değil.
05:49Bir yanda savaş meynanında mağlup olmuş eski bir düşman komutanı var,
05:53Atatürk'ün devlet adamlığına büyük bir saygı duyuyor.
05:56Diğer yandaysa kendi ülkesinin üniversitelerindeki tarih profesörleri var ve bu saygıyı gösteremiyorlar.
06:03Yazar bu durumu tam anlamıyla devasa bir ironi hatta bir trajedi olarak görüyor.
06:07Keşke bizim müderrisler Trikopis'in gerisinde kalmasalardı diyerek de noktayı koyuyor.
06:13Beşinci ve son bölümümüz Sis Dağılırken 19 Mayıs
06:17Şimdi yazarın yazısının nasıl bağladığına, bu işin nereye vardığına bir bakalım.
06:22Dülger, Atatürk'ün Samsun'dan Havza'ya geçerken söylediği o meşhur marşı hatırlatıyor.
06:27Dağ başına duman almış.
06:28Yazar bugün üniversite sınıflarını kaplayan o boğucu, ideolojik atmosferi, dağın başını kaplayan o dumanlı sise benzetiyor.
06:36Ancak tıpkı o tarihi günlerde olduğu gibi biraz umut ve çabayla bu ideolojik sisin tamamen dağılacağına yürekten inanıyor.
06:43Sonuç olarak Yusuf Dülger'in makalesi önümüze son derece net ve bir o kadar da sarsıcı bir tablo koyuyor.
06:49Yazarın bu ser eleştirilerine katılırsınız ya da katılmazsınız o ayrı.
06:53Ama ortada kaçamayacağımız devasa bir soru var.
06:56Üniversitelerimizdeki bu ideolojik sis gerçekten dağılacak mı?
06:59Bilim yuvası olması gereken bu kurumların ulusal kimliğimizi şekillendirmedeki gerçek rolün ne olmalı?
07:05Bu soruyu zihninizin bir köşesine bırakıyorum.
07:07Üzerine düşünmeye kesinlikle değer.
07:09Bugünkü görsel incelememizde bize katıldığınız için çok teşekkürler.
07:13Bir sonraki konumuzda görüşmek üzere.
07:15Hoşçakalın.
Yorumlar

Önerilen