00:00Herkese merhaba, bu yeni açıklayıcı analizimize hoş geldiniz.
00:03Hadi hiç lafı uzatmadan doğrudan konuya girelim, çünkü bugün masada gerçekten çok konuşulacak bir konu var.
00:10Mehmet Edip Ören tarafından kaleme alınan, oldukça iddialı, hatta diyebilirim ki fazlasıyla hararetli bir makaleyi mercek altına alıyoruz.
00:18Yazar, Türk siyasetini ve medyasını adeta bir kukla ustası gibi perde arkasından yönlendirildiği iddia edilen o gizli aktörleri,
00:25yani siyaset ve medya arkasındaki kriptoları ele alıyor.
00:28Baştan söyleyeyim, biz burada kesinlikle bir taraf tutmuyoruz.
00:31Tek amacımız, yazarın epey karmaşık gibi görünen bu iddialarını ve o derin siyasi mühendislik senaryolarını adım adım çözmek ve sizlere
00:39en net haliyle objektif bir şekilde sunmak.
00:42Bu yoğun metni daha rahat sindirebilmek için mantıksal bir çerçeveye oturttuk.
00:46Yol haritamız dört ana duraktan oluşuyor.
00:481. Ekonomik tablo ve liderler
00:512. Medyada kripto tartışması
00:533. Mansur Yavaş üzerine senaryolar
00:564. Ve son olarak dört, siyasetin geleceğine öngörüler
00:59İlk durağımızla başlıyoruz.
01:01Ekonomik tablo ve liderler, yani o meşhur milletin adamları anlatısı.
01:06Yazar bugünkü siyasi iddialarına zemin hazırlamak için işe ta geçmişten köklerden başlıyor.
01:11Siyaset sahnesinde uzun yıllardır bize milletin adamları olarak sunulan tarihi figürleri incelerken,
01:18Adnan Menderes'in çok bilindik bir sözünü hatırlatıyor.
01:20Ben zengini severim.
01:22Yazarın buradaki temel tezi şu, kendini milletin adamı olarak konumlandıran liderler,
01:27O vitrindeki halkçı söylemlerinin tam aksine ekonomik politikalar söz konusu olduğunda aslında her zaman sermayenin,
01:34Yani zenginlerin yanında yer aldı.
01:36Yazara göre söylem ve eylem arasındaki bu çelişki, Turgut Özal döneminde de aynen devam etmiş.
01:42Özal'ın o meşhur orta direk vaatlerini hepimiz duymuşuzdur değil mi?
01:45Ancak yazar vaat edilen o orta sınıf refahının karşısında, sokaktaki gerçeğin orta direk bel veriyor deyişiyle özetlendiğini savunuyor.
01:53Hatta yazar buna alıp bugüne bağlıyor, günümüzde emekli yılı ilan edilmesine rağmen,
01:58Emeklilerin o zorlu ekonomik şartlarla, tabiri caizse kendi kaderleriyle baş başa bırakılmasına benzetiyor bu durumu.
02:05Anlayacağınız söylenenlerle yapılanlar arasındaki o keskin uçurum, yazarın tüm bu analizinin adeta bel kemiği.
02:11Peki, tüm bu tarihsel okuma bizi bugüne, hepimizin iliklerine kadar hissettiği o ekonomik gerçeğe nasıl bağlıyor derseniz,
02:18çok çarpıcı bir rakam var önümüzde.
02:2012 milyon.
02:22Yazar doğrudan Aile Bakanlığı'nın verilerine dayanarak, şu an ülkede yoksulluk yardımı alan hanelerin sayısını yüzümüze çarpıyor.
02:29Resmi istatistikler yalan söylemez ve modern dönemin ekonomik faturası burada tüm çıplaklığıyla duruyor.
02:34Hadi gelin, çok basit ama bir o kadar da vurucu bir hesap yapalım.
02:3912 milyon hane devletten yardım alıyorsa ve biz ortalama bir aileyi sadece 4 kişi olarak sayarsak.
02:45Bu, 48 ila 50 milyon vatandaşın kelimenin tam anlamıyla derin bir yoksulluk içinde boğuştuğu anlamına geliyor.
02:52İnanılmaz bir rakam.
02:53Yazar çok açık bir şekilde diyor ki, o yıllarca dinlediğimiz Milletin Adamları masalı,
02:58günün sonunda ülkeyi çok yoksulların çoğunlukta olduğu bir noktaya sürükledi.
03:03Geçiyoruz ikinci bölüme.
03:04Medyada kripto tartışması ve yorumcuların maskesini düşürmek.
03:08Yazar merceğini ekonomiden çekip medyaya çevirdiğinde, işler biraz ısınıyor ve çok keskin bir kutuplaşma yaratıyor metninde.
03:15Tekrar edeyim, biz burada kimsenin tarafını tutmuyoruz, sadece makalenin röntgenini çekiyoruz.
03:19Yazar bir tarafa İsmail Saymaz'ı koyuyor ve onu siyaset ve medya arkasındaki kriptoların bir parçası olmakla düpedüz gizli bir
03:27ajanda yürütmekle suçluyor.
03:29Diğer tarafta ise Murat Ağareli konumlandırıyor.
03:31Onu makul, aklı başında, isabetli değerlendirmeler yapan Atatürkçü bir gazeteci olarak övüyor.
03:37Yazarın dünyasında medya aktörleri arasındaki bu siyah ve beyaz ayrımı son derece net.
03:42İyi ama yazar, tanınmış bir gazeteciyi neden gölesine ağır bir dille suçluyor?
03:46Her şey aslında tek bir soruya dayanıyor.
03:48Yavaş niye yeni partiye geçmedi?
03:51Yazar iddia ediyor ki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın istifat artışmaları alevlendiğinde bu soru televizyon ekranlarında öylesine tesadüfen
03:59tutulmadı.
04:00Aksine yazara göre bu masum bir gazetecilik merakı falan değil.
04:04Belli bir siyasi mühendisliğin, adım adım ve kasten işletilen bir algı operasyonunun ta kendisiydi.
04:10Geldik en can alıcı noktaya.
04:12Üçüncü bölüm.
04:12Mansur Yavaş üzerine senaryolar.
04:14İddia edilen siyasi tuzak.
04:16İşte iddiaların zirve yaptığı yer burası.
04:19Yazar o bahsettiği gizli aktörlerin Mansur Yavaş'ı siyaset sahnesinden tamamen silmek için tıkır tıkır işleyecek dört aşamalı bir plan
04:26kurduğunu ileri sürüyor.
04:28Plan şu.
04:28Birinci adım Yavaş içeriden gelen baskılara dayanamayıp CHP'den istifa edecek ve yeni partiye geçecek.
04:35İkinci adım tam o sırada ağır bir siyasi yasak veya hukuki yargılama süreciyle köşeye sıkıştırılacak.
04:41Üçüncü adım yaratılan bu kaos ortamı fırsat bilinip acilen bir erken seçim kararı alınacak.
04:46Ve final.
04:47Dördüncü adım.
04:48Meydan tamamen boş kaldığında yazarın Genç Kripto Özgür ismini taktığı bir figür sanki büyük bir lütufmuş gibi muhalefetin adayı olarak
04:56sahneye sürülecek.
04:57Tıpkı bir satranç oyunu gibi kurgulanmış değil mi?
05:00Dahası var.
05:01Yazar bu kurgusal senaryonun final repliğini bile şimdiden yazmış.
05:05İddiasına göre bu zoraki aday seçimi kaybettiğinde çıkıp sadece şunu söyleyecekmiş.
05:10E ne yapalım ben aday değildim ki mecburen oldum.
05:13Yazara göre buradaki asıl amaç hiçbir zaman seçimi kazanmak falan değil.
05:17Muhalefeti kendi istedikleri gibi dizayn edip mevcut iktidarın ömrünü uzatmak.
05:21Şunu bir düşünün.
05:22Eğer bu iddialar gerçekten doğruysa biz seçmenlerin iradesi tamamen koca bir tiyatrodan bir ilizyondan ibaret kalıyor.
05:29Sanırım bu meseleyi neden enine boyuna incelediğimiz şimdi çok daha iyi anlaşılmıştır.
05:34Fakat yazar büyük bir coşkuyla anlatıyor ki tüm bu ince ince işlenmiş oyunları çöpe atan tek bir hamle gelmiş.
05:41Yavaş bağımsız kaldı.
05:44Evet Yavaş kendisine yapılan onca baskıya rağmen o yeni parti tuzağına düşmemiş.
05:48Bunun yerine tarafsız, bağımsız kalmayı seçerek hem medyadaki hem de siyasetteki o oyun kurucuların, o kriptoların tüm hesaplarını adeta alt
05:57üst etmiş.
05:57Yavaş'ın attığı bu tek hamle az önce saydığımız o dört adımlık kusursuz planı daha ilk aşamasında iskambil kağıtları gibi
06:04yıkmış yazara göre.
06:06Ve geldik dördüncü ve son bölümümüze.
06:09Siyasetin geleceğine öngörüler, milliyetçilik faktörü ve sonsür.
06:13Peki Yavaş'ın oyun bozan bu hamlesi siyasetin geleceğini nasıl şekillendirecek?
06:17Yazarın burada üç çok net öngörüsü var.
06:20Birincisi CHP içinde milliyetçiliği dışlayan kesimler Yavaş'ı kesinlikle içlerine sindiremiyor ve istemiyor.
06:25İkincisi, ki bence en stratejik olanı bu, Yavaş'ın bu bağımsız ve partiler üstü duruşu sadece muhaliflerden değil, doğrudan AKP
06:33ve MHP tabanından da çok ciddi bir oy koparacak.
06:36Ve son olarak yazar diyor ki, Yavaş'ın yarattığı bu çekim alanı öylesine korkutucu bir boyuta ulaşacak ki, önümüzdeki dönemde
06:43onun ismini ve imajını her alanda sansürleme girişimleri inanılmaz derecede artacak.
06:47Bütün bu iddialı analizi toparlarken, yazarın o uzun metninden çekip çıkardığımız, havada asılı kalan o provokatif soruyu sizlere sormak istiyorum.
06:56Siyaseti ve medyayı yönlendiren bu gizli aktörler, yani siyaset ve medya arkasındaki kriptolar gerçekten kimler?
07:03Geçmişin o parlak ekonomik popülizminden, günümüzün acımasız siyasi mühendislik oyunlarına kadar uzanan bu tablo,
07:09Sizce ne kadarı acı bir gerçek, ne kadarı sadece bir komplo teorisi?
07:14Karar elbette sizin. Ancak siyaset sahnesinin o süslü vitrinine değil de perde arkasına bakmaya çalışmak, hepimiz için gerçekten hayati bir
07:22çaba.
07:23Bu açıklayıcı analizimizde bize katıldığınız için çok teşekkürler.
07:26Sorgulamaya ve merak etmeye devam edin.
07:28Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere, hoşçakalın.