Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 3 ay önce
Mehmet Edip Ören’in kaleme aldığı bu metin, Türkiye’nin güncel siyasi ve toplumsal meselelerine yönelik sert bir eleştiri sunmaktadır. Yazar, iktidarın oy toplamak amacıyla başörtüsü ve mağduriyet edebiyatını yeniden gündeme getirdiğini savunarak toplumsal kutuplaşmaya dikkat çekmektedir. Milli Takım’ın futbol başarısızlığı ve sporcular üzerinden yürütülen rant iddiaları, metindeki bir diğer önemli eleştiri odağını oluşturmaktadır. Siyasi figürlerin tutarsızlıkları ve terörle ilişkilendirilen söylemler üzerinden milli değerlerin istismar edildiği vurgulanmaktadır. Ekonomik darboğazda emekli ve memura bütçe ayrılmazken, saray harcamaları ve sığınmacılara aktarılan kaynaklar adaletsizlik olarak nitelendirilmektedir. Sonuç olarak yazar, Türk halkını yaşanan bu manipülasyonlara karşı bilinçli olmaya ve aklını başına devşirmeye davet etmektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Bugün elimizde Türkiye'deki muhalif söylemin çok çarpıcı bir fotoğrafını çeken, oldukça yoğun ve çok katmanlı bir metin var.
00:08Mehmet Edip Ören'in kaleme aldığı Akılları Başına Devşirme Vakti başlıklı yazıyı masaya yatırıyoruz.
00:14Amacımız ne mi? Yazarın bu sert argümanlarını tamamen tarafsız bir şekilde haritalandırmak ve asıl derdini hep birlikte adım adım çözmek.
00:23Hadi başlayalım.
00:24Yazı bizi hemen en başında çok tanıdık ama bir o kadar da ağır bir cümleyle karşılıyor.
00:30Ey koca Türk, devşirmeler seni devşirmeden sen aklını başına devşir.
00:34Yani yazar birazdan okuyacağımız satırların ne kadar aciliyet hissine sahip, ne kadar fikir yüklü ve sert bir tonda olacağının sinyalini
00:42daha ilk saniyeden çok net bir şekilde veriyor.
00:45Peki, bu hızla yön değiştiren eleştiri oklarını nasıl takip edeceğiz?
00:49İşi kolaylaştırmak için yazarın argümanlarını dört ana sütuna ayırdık.
00:53Başörtüsü tartışması, futbol ve villalar, siyasi söylemler ve temenler krizi ve tabii ki bütçeyle ekonomik çelişkiler.
01:02Hemen ilk başlığımızla sosyokültürel meselelerle başlıyoruz.
01:05Yazarın ilk hedefinde Türkiye siyasetinde bir anda yeniden alevlenen başörtüsü tartışmaları var.
01:11Bunu bir tür geri dönüşümlü dikkat dağıtma taktiği olarak yorumluyor.
01:15Burada çok sevdiğim harika bir deyim kullanılmış, temcid pilavı.
01:20Biliyorsunuz eski ve çok konuşulmuş bir konunun sırf gündemi değiştirmek veya kitleleri manipüle etmek için ısıtılıp ısıtılıp tekrar önümüze konması
01:29anlamına gelir.
01:30Ören de tam olarak bunu iddia ediyor.
01:32Siyasi kurumların artık savunacak yeni ya da somut hiçbir başarıları kalmadığı için mecburen bu eski meseleye sarıldıklarını söylüyor.
01:41Yazar bu iddiasını havada bırakmıyor tabii.
01:43Son dönemde medyaya yansıyan bazı olayları kurgulanmış mağduriyet senaryoları olarak nitelendiriyor.
01:49Mesela bir markette yaşlı bir adamın tesettürlü kadınlara önceden çalışılmış gibi duran garip cümlelerle yaklaşması
01:55ya da Mersin'de bir plaja tesettürlü kadınların olunmaması gibi olayları bu yapay kurgunun somut örnekleri olarak gösteriyor.
02:03Yazarın bu bölümdeki asıl isyanı ise şu.
02:05Dinin bu denli siyasi bir araç olarak kullanılması ona göre baskıcı 28 Şubat döneminin kalıntılarından başka bir şey değildir.
02:13Politikacıların inançları sadece bir oy deposu gibi görmekten vazgeçmeleri gerektiğini çok sert bir dille talep ediyor.
02:20Hatta artık sol partilerin bile yönetimlerinde başörtülü kadınların bulunduğunu, yani bu meselenin toplum nezdinde çoktan aşıldığını, sadece siyaseten zorla yaşatıldığını
02:29savunuyor.
02:30Şimdi sıkı durun çünkü Metin burada dinden ve siyasetten çıkıp bambaşka çok şaşırtıcı bir yere, yeşil sahalara savruluyor.
02:39İkinci bölümümüz futbol, villalar ve siyaset.
02:42Yazarın A-Milli futbol takımı üzerinden yaptığı eleştiriler gerçekten dikkat çekici.
02:47Metin, milli takımın Avrupa macerasını adeta alaycı bir dille bir turistik gezi olarak tanımlıyor.
02:54Neden mi?
02:55Çünkü yazarın anlattığına göre futbolcuların saç kesimlerinin Avrupa'dan aldığı övgüler,
03:00Kerem Aktürkoğlu'nun o çok tartışılan kadro dışı kalma hikayesi,
03:05Ali Ağoğlu veya TFF başkanının sürece dahil oluşu ve oyunculara vaat edilen lüks villalar havada uçuştu.
03:11Yani sahada oynanan gerçek futbol stratejisi hariç, kelimenin tam anlamıyla her şey konuşuldu.
03:17İşte yazarın asıl vurduğu yerde burası.
03:20Bu hediye villaların aslında masum birer ödül olmadığını,
03:24arkasında çok kurnazca tasarlanmış bir villa meşruiyeti projesi yattığını öne sürüyor.
03:29Mantık şöyle işliyor.
03:31Önce ünlü futbolculara ya da bakanlara ücretsiz lüks villalar hediye ediliyor,
03:35sonra bu ünlü isimlerin şöhreti kullanılarak muazzam bir bedava PR kampanyası yürütülüyor,
03:40en sonunda da bu yüksek profilli ilişkiler sayesinde aslında yasal olarak sorunlu olabilecek emlak ve arazi projeleri toplum gözünde meşrulaştırılıyor.
03:49Gerçekten de üzerine düşünülmesi gereken son derece zekice kurgulanmış sert bir iddia öyle değil mi?
03:56Buradan analizimizin üçüncü ve bence siyasi tansiyonun en çok hissedildiği ayağına,
04:01siyasi söylemler ve temenler kısmına geçiyoruz.
04:04Siyasi retoriklerin, askeri gerilimlerin ve sürekli yön değiştiren ittifakların o karmaşık dünyasına giriyoruz.
04:12Yazar, Metin'de CC olarak kodladığı milliyetçi bir siyasi figürü hedef tahtasını oturtuyor
04:17ve geçmiş söylemleriyle bugünkü duruşu arasındaki o devasa çelişkileri haritalandırıyor.
04:22Düşünün, bir yanda geçmişte edilen çok ağır hakaretler var,
04:26bugünse bizi bırakma diye edilen ricalar
04:29ya da geçmişte terör örgütü lideriyle görüşeceğini söyleyip bugün ordudan ihraç edilen temenlere şiddetle karşı çıkılması.
04:36Yazar tüm bunları siyasetin içine düştüğü ikiyüzülüğün en net kanıtları olarak masaya koyuyor.
04:42Peki, temenler krizi nasıl gelişti?
04:44Öğren'in kronolojisine göre olaylar şöyle ilerliyor.
04:47Önce mezuniyet töreninde genç temenlerin o meşhur Mustafa Kemal'in askerleriyiz sloganları atılıyor.
04:54İlginçtir, iktidar partisi başlarda buna tamamen sessiz kalıyor.
04:59Ancak sonrasında milliyetçi lider CC birdenbire devreye girip teğmenlere çok sert tepki gösteriyor
05:05ve sonuç olarak bu genç subaylar ihraç tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor.
05:10Yazarın buradaki ironik tespiti çok çarpıcı.
05:12Teğmenlerin ihracını zorlayan asıl gücün kendini en milliyetçi olarak tanımlayan kesinlerden gelmesi
05:18ve geliyoruz yazarın en ağır, kendi deyimiyle de en trajik eleştirilerini sakladığı o son bölüme.
05:27Bütçe ve ekonomik çelişkiler.
05:29Burada devletin hercama politikalarıyla sokaktaki vatandaşın her gün yüzleştiği o acı gerçeklik arasındaki devasa uçuruma bakacağız.
05:38Yazarın metindeki en büyük isyanı kaynakların dağılımındaki o inanılmaz dengesizlik.
05:44Düşünsenize hükümet sıradan vatandaşlara yani memura, emekliye gelince sürekli kaynaklarımız kısıtlı diyor.
05:52Ama iş yap işlet devlet projelerine, devasa havalimanlarına, sığınmacılara ya da milli takım primlerine gelince
05:59o kısıtlı kaynaklar bir anda sihirli bir şekilde sınırsız hale geliveriyor.
06:04Yazar bu durumu son derece adaletsiz buluyor.
06:07Aslında bütün bu ekonomik argümanın en can alıcı noktası sadece iki rakamda gizli.
06:13Açlık sınırının 35 bin lira civarında gezindiği bir ülkede emeklilerin 20 bin lira gibi bir gelire mahkum edilmesi.
06:21Öğrenin için devletin harcama önceliklerindeki çelişkiyi anlamak için ciltlerce kitap okumaya gerek yok.
06:27Bu matematiksel gerçeklik her şeyi özetlemeye yetiyor.
06:30İşte yazar her ay bu devasa matematiksel açıkla savaşıp bir şekilde hayatta kalmayı başaran o emekliler için
06:38hem çok alaycı hem de yürek burkan bir terim icat ediyor.
06:42Yaşam şampiyonları.
06:44Bu iki kelime sokaktaki insanın içine düştüğü o trajikomik durumu o kadar güçlü özetliyor ki
06:49üzerine söylenecek çok da bir şey kalmıyor aslında.
06:52İncelememizin sonuna yaklaşırken metindeki kara mizahın adeta zirve yaptığı çok absürt bir hikayeyle karşılaşıyoruz.
07:01Yazar, Ekvador Milli Takımı Teknik Direktörü'nün maçları dev ekranlarda yayınlatmak için
07:06CHP'li belediyelere rüşvet verdiğini, sonra da gidip adliyede etkin pişmanlık yasasından faydalanmak istediğini anlatan
07:14tamamen gerçeküstü, karanlık bir hiciv yapıyor.
07:17Aslında bu hikaye yazarın günümüz siyasi rüşvet çarkıyla ve adalet sistemiyle başa çıkmak,
07:24olan biteni alaya almak için kullandığı bir nevi savunma mekanizması.
07:29Bütün bu öfkeli, derin ve çok katmanlı metni toparlarken hepimiz şu provokatif soruyla baş başa kalıyoruz.
07:36Böylesine köklü siyasi ve ekonomik şikayetleri kara mizahla, alaycı bir dille anlatmak,
07:43gerçek bir değişimin kıvılcımını yakabilir mi?
07:45Yoksa sadece muhalefetin içinde bulunduğu o derin tükenmişliğin ve çaresizliğin bir yansıması mı?
07:52Bu metnin bize çizdiği Türkiye tablosu ışığında bu sorunun cevabını tamamen sizin takdirinize bırakıyorum.
07:58Bugünkü incelememize katıldığınız için çok teşekkürler.
08:01Bir sonraki analizimizde görüşmek üzere, hoşçakalın.

Önerilen