Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 11 dakika önce
TARİHİ YAPILARIN İLGİNÇ ÖYKÜSÜ TARİHTE YÜRÜYEN ADAM’DA

Her köşesinde tarihten izler barından ülkemizin tarihi yapılarına dair bilgiler veren ve geçmişten günümüze uzanan öyküsünü anlatan “Tarihte Yürüyen Adam; Vakıf Eserleri”, izleyenlerini tarihi bir yolculuğa çıkarıyor. Ahmet Şahin Baykal'ın sunumuyla ekranlara gelen “Tarihte Yürüyen Adam; Vakıf Eserleri”, tarihi yapıların yapılış amacı, yapıldığı dönem ve günümüzdeki son durumunu inceliyor ve izleyenleriyle paylaşıyor.

Tarihi sade bir dille anlatan ve sevdiren program “Tarihte Yürüyen Adam; Vakıf Eserleri”, geçmişten günümüze bir bağ kurarak birçok döneme tanıklık etmiş tarihi yapılara dair önemli bilgiler aktarıyor ve yapıların çeşitli dönemlerdeki fotoğrafları ile günümüzdeki son durumunu ekranlara getiriyor. Tarihi yapıların inşa edildiği dönemin koşulları, o bölgeye verilen isim, günümüze dek uğradığı değişiklikler ve o dönemde yaşanmış hikayeler tarih meraklılarıyla buluşuyor.

Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış dört bir yanı tarih kokan Türkiye’nin, tarihi mirasını ve öyküsünü ekranlara taşıyan “Tarihte Yürüyen Adam; Vakıf Eserleri” her cumartesi saat 16:00’da Ülke TV ekranlarında…







Döküm
00:00Vakıf Katılım, tarihte yürüyen adamla vakıf eserlerimizi sunar.
00:58İzlediğiniz için teşekkür ederim.
01:08Tarihte yürüyen adamla vakıf eserlerimiz programında bu hafta Üsküdar'da Sultan Tepesi'nde Özbekler Tekkesi'ndeyiz.
01:16Tabi bir mekanı bütün yönleriyle ele alabilmek için mekanı oluşturan bütün parçaları da ayrı ayrı incelemek gerekiyor.
01:23Bundan önceki programlarımızda tekkenin tarihi, Osmanlı'daki iz düşümü, milli mücadele dönemindeki katkıları bütünlüklü olarak bir şekilde anlatmaya çalıştık.
01:34Bu programlarda bize eşlik eden yine Özbekler Tekkesi hakkında yapılmış en kapsamlı projeyi gerçekleştiren doktor öğretim üyesi Ömer Koçiğit hocamızdı.
01:44Bugün ise bu programda tekkenin kalan son parçasını yani haziresini, buradan yolu geçenleri, bu hazirenin önemini yine doktor öğretim üyesi
01:54Ömer Koçiğit hocamızla birlikte konuşmaya çalışacağız.
02:14Hümetli hocam hoş geldiniz.
02:15Hoş bulduk.
02:16Bugün bize hazireyi anlatacaksınız, teklifimizi reddetmediğiniz için çok teşekkür ederiz.
02:21Ben teşekkür ederim.
02:22Buyurun hocam.
02:22Tabi her kurumun yanında bazı hazireler görüyoruz.
02:25Tekkelerde de var bu Osmanlı döneminde, camilerde de var.
02:28Buralara defnedilmek için tabi Osmanlı'da bir takım izinler gerekiyordu.
02:32Hatta 1916 yılında Sadık Efendi vefat ettiği zaman oğlu Ata Efendi bir dilekçe yazıyor dahiliye nezaretine ve babasının ki babası
02:42da burada şeyhti, şeyh olan babasını bu hazireye defnetmek için izin istiyor.
02:46Dolayısıyla Osmanlı'da herkes istediği yeri bir şekilde kullanamıyordu.
02:50Biz aslında hazire çalışmaları ile ilgili Sadık Ucu Roca ile çalışmalar yapmıştık.
02:54Hazireden ziyade bir mahalle mezarlığı gibi de düşünebiliriz demişti.
02:58Burası özelinde.
02:58Evet çünkü burası komşuların da defnedildiği, yani Sokollu ailesinden de kimselerin olduğu, başka Sultantepe'de mukim ailelerin de defnedildiği bir yer
03:08olarak görüyoruz.
03:10Öncelikle bu türbeyi göstermek istedim.
03:12Çünkü dışarıdan bakıldığında çok da bilinmeyen bir türbe.
03:14Ali Rıza Efendi Türbesi diye biliniyor.
03:16Fakat bu türbede kimin metfun olduğuna dair biz sadece kitabelerden yola çıkarak bilgi sahibi olabiliyoruz.
03:23Başka bir yerde bilgiye rastlayamadık açısıyla.
03:26Arşivlerde yani burası hakkında herhangi bir bilgiyi.
03:28Sadece bildiğimiz şu, burada 15 yaşında vefat eden Hazreti Ebu Bekir'in soyundan olan Ali Rıza Efendi diye bir genç
03:37birisinin kabri var.
03:39Hatta kitabede Leyla Hanım'ın yazmış olduğu şiiri görüyoruz.
03:42Leyla Hanım da Üsküdar, Beykoz yani Anadolu yakasındaki birçok bölgeyle alakalı şiirler yazmış birisi.
03:47Leyla Hanım'ın yazmış olduğu şiirde de gördüğümüz kadarıyla Hazreti Ebu Bekir'in soyundan gelenlerin ayaklarında bir kendisi Sevr Mağarası
03:56'nda Hazreti Peygamber'le beraber saklanırken yılanın ısırmasından dolayı ayaklarında bir izin olduğuna inanılıyor.
04:03Bu gencin de Ali Rıza'nın da ayağında böyle bir iz olduğundan bahsediliyor.
04:07Bunu kitabede görüyoruz.
04:08Diğer kitabeler ise buranın tamir kitabeleri.
04:11Hüseyin Avni Paşa'nın oğlu Mir Rıza burayı restore ettirmiş.
04:15Bunu kitabeden anlayabiliyoruz.
04:18Burada bu Nesli Sıddık'tan dediği de Hazreti Ebu Bekir'e atıfla.
04:23Evet, aynen öyle.
04:24Nesli Sıddık'tan diyor Mir Rıza'nın türbesini işte bir bedel tamir edip diyor.
04:28Bu türbe zaten burada vardı.
04:30Sultan Abdülham'in zamanında.
04:31Tamir edildi.
04:32Tamir edildi.
04:33Evet, dediğim gibi Hüseyin Avni Paşa'nın ailesi de bu tekkeyle yakından ilişkiliydi.
04:37Burada onun hanesinden bazı kimseler metfun.
04:40Kendisi de aşağıda Paşa Limanı denmesinin sebebi o.
04:44Hüseyin Avni Paşa'nın konağından dolayı o limana Paşa Limanı denmiş.
04:47Oğlunun da burayla bir irtibatın olduğunu görüyoruz.
04:50Kitabeyi yazan şair Leyla Hanım ve burada da şair Refet Bey'in de buraya bir şiir yazdığından dolayı
04:57burayla bir şekilde bir bağlantı, bir network'ün içerisinde olduğunu söyleyebiliyoruz.
05:02Buyurun hocam.
05:03Devam edelim.
05:17Hocam bir önceki bölümlerde de Özbekler Tekkesi'nin milli mücadeledeki iz düşümünden bahsettiniz.
05:23Yine bu hazirede Zenci Musa Bey'i görüyoruz.
05:26Zenci Musa Bey, Özbekler Tekkesi'nin haziresi bağlamında en meşhur kişilerden birisi olarak karşımıza çıkıyor.
05:32Ancak yani sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim.
05:35Biz burada Zenci Musa'ya dair bir bilgi, burada defnedildiğine dair bir kitabeye rastlayamadık.
05:41Dolayısıyla kendisinin burada metfun olup olmadığını kesin olarak bilmiyoruz.
05:44Tabii tarihçi olarak önünüzde bir şey yoksa hocam.
05:47Belge yoksa.
05:47Belge yoksa oradan yani rivayetlere bakarak buraya böyle bir taş yerleştirilmiş.
05:51Ancak bildiğimiz şeylerden biri şu, mesela Mehmet Akif şiirlerinde Zenci Musa'dan bahsediyor.
05:56Evet.
05:56Onun sırtına basarak göğe yükselir Nebi İsa diyerek mesela şiirlerine söylüyor.
06:01Çünkü kendisi Neci'de giderken Zenci Musa'yla birlikte yolculuk etmiş.
06:06Milli mücadele zamanında hizmetleri olmuş bir insandan bahsediyoruz.
06:09Rivayete göre milli mücadele zamanında Arap toprakları kaybedildiği için İstanbul'a geliyor ve karşı tarafta hamallık yapıyor.
06:17Ve hamallık yaparken de Ankara'ya silah teçhizatı için çok kilit bir rol oynuyor orada.
06:21Fakat verem oluyor. Verem olduğu zaman da Ata Efendi'ye haber veriyorlar.
06:25Ata Efendi buranın bölgesinin havasının iyi olduğunu söylüyor ve tekkede konaklasın diyor.
06:30Rivayete göre dokuz ay tekkede konaklıyor ve burada vefat ediyor.
06:33Ama dediğim gibi biz tekkedeki mezar taşlarında ona dair bir taş, bir kitabe rastlayamadık.
06:40O yüzden bilemiyoruz.
06:41Fakat yine de burada bulunmuş, burada konaklamış bir kişi olarak Zenci Musa'yı da sayabiliriz.
06:47Eyvallah hocam.
06:49Buyurun devam edelim.
07:10Tabi burası şu an ziyarete açık bir kabristan değil.
07:15Dışarıdan birisi ancak dışı kaldırım tarafından görebilir içeriye.
07:18Yaklaşık 200'e yakın Osman dönemine ait mezar taşı var.
07:21Bir o kadar da dediğim gibi Cumhuriyet dönemine ait mezar taşı görüyoruz.
07:25Hemen şu sol tarafta karşımıza çıkan mezar taşı,
07:29Buhara eski Cumhurbaşkanı Osman Kocaoğlu'na ait.
07:33Biz tekkede projesinde onun oğlu Timur Kocaoğlu Bey'i de davet etmiştik.
07:37Babası hakkında sunum yapmıştı.
07:391921 yılında Buhara Emirliği kurulduğu zaman ilk Cumhurbaşkanı oluyor Osman Hoca.
07:45Fakat sürgün ediliyor, orayı terk etmek zorunda kalıyor ve hayatın uzun bir süresinde İstanbul'da konaklıyor.
07:51Vefat ettiği zaman da buraya nasıl defnedildi onu tam bilemiyoruz ama eski bir Buharalı birisi olarak buraya defnedildiğini görüyoruz.
07:58Öncesinde böyle bir bağlantı vesaire olduğunu...
08:01Ona herhangi bir şey göremedik.
08:02Hoca dediniz özellikle bir...
08:04Soyadı Hoca, orada Hoca olarak bilinen bir aile.
08:07Hocaoğlu, Kocaoğlu şeklinde anılıyor.
08:11Ama büyük ihtimalle Ata Efendi 1921 yılında Türkistan'a gönderiliyor Ankara tarafından.
08:17O süreçte Osman Hoca ile görüşmüş olması muhtemel.
08:20Yani Özbekler Tekkesi ile belki böyle bir irtibat sağlamış olabilir.
08:23Ardından 1968 yılında buraya defnediliyor.
08:26Şimdi Hazire'ye baktığımızda hemen şu arka tarafta tekkenin asıl sahiplerinin mezar taşlarını görüyoruz.
08:36Yani Şeyh Efendilerin ve ailelerinin mezar taşları.
08:39Bir de Üsküdar İskele Cami İmamı Hafız Nafiz Hoca var, Nafiz Uncu.
08:44Onun da mezar taşı burada.
08:46Şimdi birkaç tane mezar taşını ben size burada göstermek istiyorum.
08:49Bunlardan birisi az önce bahsettiğimiz Özbekler Dergahı Şeyhi Necmeddin Özbek Kangay.
08:551971 yılında vefat ettiğinde buraya defnediliyor.
08:58Mezar taşında da gördüğünüz üzere Hu Medet Allah yazıyor.
09:01Bu çok az sayıda mezar taşında kitabı da gördüğümüz birisi.
09:06Genelde Hu El Baki yazar, şey yazar.
09:08Ama Küçük Hüseyin Efendi'ye mensup kimselerin mezar taşlarında gördüğümüz bir ibare.
09:13Bununla alakalı da bizim çıkacak olan kitabımızda böyle bir kitap bölümümüz olacak.
09:18Bu bölge şeyh ailesinin metfun olduğu yer.
09:22İlk şeyhlerin de biz burada metfun olduğunu görüyoruz.
09:24Şeyh Abdül Ekber Özbek'in mezar taşı var.
09:28Hemen yanında 1936'da vefat eden Şeyh Hata Efendi'nin mezar taşı burada.
09:32Buradaki.
09:33Evet Şeyh Hata Efendi'nin.
09:34Yan tarafta ise gördüğümüz mezar taşı, şu ikinci mezar taşı İbrahim Ethem Efendi'nin mezar taşı.
09:40Öbür taraftan ikinci.
09:41Ortadakinden bahsediyorsunuz.
09:42Aynen ortadaki mezar taşı.
09:43İbrahim Ethem Efendi.
09:44İbrahim Ethem Efendi 1904 yılında vefat ettiğinde işte vasiyeti gereği Kabe'de çalıştığı o mala veya kazma ile beraber buraya defin
09:52ediliyor.
09:53Fakat burada kitabıyla alakalı bir ayrıntıya rastlıyoruz.
09:56Bunu da anlatmakta fayda var.
09:58Şimdi tekkenin mensuplarından birisi Edip Bey.
10:01Edip Bey Halide Edip'in babası.
10:03Ve Edip Bey bir telgraf çekiyor Rıza Tevfik Bey'e.
10:06Rıza Tevfik Bölükbaşı.
10:07Rıza Tevfik Bey diyor ki birçok kimse kitabe yazıyor.
10:10Sen de bir kitabe yaz diyor.
10:12Şeyh İbrahim Ethem Efendi için.
10:13Çünkü Halide Edip'in edebiyat dersleri için Rıza Tevfik sürekli buraya geliyormuş.
10:17Ve bu geldiği sırada Halide Edip'in babası İbrahim Ethem Efendi ile tanıştırmış.
10:22Ve ona bağlanmış.
10:23Müntisibi olmuş.
10:24Sonrasında Rıza Tevfik diyor ki ben de bir şiir yazdım.
10:27Ama benim bir de uzun bir şiirdi.
10:29Kabul edeceklerini düşünmüyordum diyor.
10:31Fakat onun şiirini kabul ediyorlar.
10:33Uzunca bir tarih manzumesini buraya.
10:35İçeriden hacet penceresinde görülüyor değil mi hocam?
10:38Onu gösterebiliriz.
10:38Orada mesela namazdan sonra Şeyh İbrahim Ethem Efendi'nin düşüp vefat ettiğinden bahsediyor.
10:46Tarih olarak da 1904 tarihini görüyoruz.
10:49Tabi bu biraz bize şeyi gösteriyor.
10:51Yani mezar taşı kitabesini yazmak için de bu tekkeyle irtibatlı kişilerden olmak gerekiyor.
10:57Mesela tekkeye dair restorasyon kitabelerini incelerken Osmanlı arşivlerinde şunları görmüştüm.
11:02Aynı yıl diyelim ki önemli bir tarihi olay var.
11:05Onlarca şair şiir yazıyor ve saraya gönderiyor.
11:08Hangisi kabul edilirse o kitabe yapılıyor.
11:11Tekkede de burada Edip Bey'in başından geçen olayda gördüğümüz gibi Rıza Tevfik Bey'e kitabe yazmasını önerdiği gibi
11:17karşımıza yani kitabeyi böyle her yazan kişinin kitabesinin de kabul edileceği diye bir durumda söz konusu değil.
11:24Birçok şair kitabeyi yazıyor ama bunlar taşa nakşedilmeyince onlar divanlarını alıyorlar.
11:29Aksi takdirde biz o şiirleri kitabelerde görebiliyoruz.
11:33Buradan şeyi de anlıyoruz değil mi?
11:34Birden fazla şiir yazılmış ki benimki kabul edilmez diyor.
11:37Aynen öyle birden fazla şiir yazılmış ama Rıza Tevfik Bey'in şiiri buraya nakşedilmiş.
11:52Burası en son göstermek istediğim Hazire'de önemli bir mezar yeri Ertegün ailesine ait burası.
11:58Şimdi Ertegünler kimler?
12:00Bizim programlarımızda bahsettiğimiz Şeyh Ethem Efendi'nin iki torunundan biri yani aslında çok torunu var da
12:06meşhur olan bir torunu oğlunun oğlu olan Ata Efendi bir de kızının oğlu olan var o da Münir Bey.
12:12Aynı yılda doğmuşlar Osmanlı'da hukuk eğitimi alıyor Münir Bey.
12:17Ve 1910'lu yıllarda İttihat ve Terakki'nin ileri gelenleriyle yakın irtibatı oluyor.
12:24Mesela Romanya'ya giden Talat Paşa'nın heyetinde Münir Bey'i görüyoruz tercüman olarak.
12:301919'da ise Münir Bey yine tercümanlık ve diplomatlık için Ankara'ya gidiyor.
12:34Ankara hükümetinin yanında yer almaya başlıyor.
12:37Tekkenin de zaten milli mücadeledeki katkılarını da Ata Efendi kadar Münir Bey'i de belki burada zikretmek gerekiyor.
12:42Münir Bey oradayken Mehmet Akif'le birlikte kalıyor.
12:45Hatta bazı akşamlar Zafer haberleri geldiği zaman Taceddin Dergahı'nda meşkler yapılırmış.
12:51Ve en çok da okudukları ilahilerden bir tanesi
12:53Gönül ki kane boyandı şarabı neyle yeyim, ciğer ki odlara yandı kevabı neyle yeyim ilahisi.
12:58Bu ilahi söylediği zaman Mehmet Akif coşarak söylüyormuş.
13:01Münir Bey'in defterinde de bu ilahiyi biz gördük mesela.
13:04Münir Bey bu ilahinin dizelerini defterine kaydetmiş.
13:07Sonrasında Münir Bey elçi olarak farklı bölgelere gidiyor.
13:11Berlin gidiyor, Paris'e gidiyor, Londra'ya gidiyor.
13:14Fakat en son görev olarak 1934 senesinde Amerika'ya gidiyor.
13:19Washington DC'ye.
13:20Sonra bir daha buraya gelmiyor.
13:21Fakat biz Münir Bey'in arşivinde çok sayıda hat levhasına ulaştık.
13:25Kendisinin meşkleriyle hemhal olduk.
13:28Onlarda mesela Amerika'da not ettiği hafız divanlarından şiirler var.
13:33Hafız divanından.
13:34O şiirlerin Taceddin dergahında Mehmet Akif'le okuduğunu düşünüyoruz.
13:38Çünkü hatıralarında zaten bundan bahsediyor.
13:40İkinci bir olay meşklerin altında kendisinden Üsküdar'i ve bazen Sultan Tepevi diye bu nisbeyle anlatıyor.
13:48Evet yani Sultan Tepeli olduğunu hiçbir zaman unutmamış Münir Bey.
13:51Fakat 1944 senesinde kalp kriziyle vefat ediyor.
13:55Amerika'da vefat ediyor.
13:56Amerika'da vefat ediyor.
13:58Ve onun vefatıyla aslında Amerika'da bazı yenilikler.
14:01Ertegün'ün böyle cenazesi çok incelenmesi gereken bir cenaze.
14:05Birincisi şu Amerika'daki büyük elçilikler bölgesinde bugün büyük bir İslamic Center var.
14:10O cami Amerika'da yapılan ilk büyük cami bildiğim kadarıyla.
14:13Bundan önce belki küçük mescitler vardı.
14:15Yapımında Münir Ertegün'ün vefatı önemli oluyor.
14:18Çünkü Mısır Büyükelçiliği başta olmak üzere diğer büyük elçiler diyorlar ki
14:21Münir Bey'in cenaze namazını kılacağımız bir camimiz bile yok.
14:24Diyerek proje başlatıyorlar.
14:26O camiyi Münir Bey'den sonra yaptırmış oluyorlar.
14:30İkinci bir olay Münir Bey oraya defnediliyor.
14:32Fakat 1946 yılında İkinci Dünya Savaşı sonrasında dünya iki kutba ayrılınca
14:36Türkiye ya Rusya'nın ya Amerika'nın yanında yer alacak.
14:39Amerika kendi tarafında yer alması için biraz da gözdağı vermek amacıyla
14:43buraya savaş gemisi Misur ile bir ziyarette bulunuyor.
14:47Peki ziyaretin göstermelik de olsa sebebi ne?
14:50Münir Bey'in naaşını buraya götürüyorlar.
14:53Amerika'dan definden çıkarıyorlar ve kabristandan Misur ile buraya törenler eşliğinde geliyor.
14:59Ve orada da ilginç bir şey görüyoruz.
15:01Belki de tarihteki ilk İngilizce mahya
15:02Dolmabahçe Camii'nin iki minarese arasında Velkan Mahya'sı asılıyor.
15:07Ondan sonra heyet geliyor buraya bakıyorlar ki yokuş çok dik.
15:11Diyorlar ki biz Amerika'nın heyetini buraya çıkaramayız.
15:14En iyisi Zincirlikuyu'ya defnedelim diyorlar.
15:16Ve Münir Bey'i Zincirlikuyu'ya defnediyorlar.
15:18Fakat Necmettin Efendi diyor ki onun vasiyeti vardı.
15:21Tekke Haziresi'ne defnedilmek istiyordu diyor.
15:23Bir vesileyle gidiyor nasıl yaptığını bilmiyoruz ama oradan Münir Bey'i çıkarıp buraya defnetmeyi başarıyor.
15:30Çok uzun bir yolculuk yani.
15:31Uzun bir yolculukla Amerika'dan buraya 1946 yılında Münir Bey gelmiş oluyor.
15:36Dediğim gibi Münir Bey'in şu an elimizde onlarca defteri, hatıra defteri, diplomatlık zamanında tuttuğu notlar var.
15:42Amerika'ya giderken elinde götürdüğü notlardan bir tanesinde Özbek pilavı tarifi var mesela.
15:47Bu tarz böyle defterlerin arasında incelikler görebiliyoruz.
15:50Münir Bey'in 3 çocuğu vardı. İkisi Nesuhi Ertegün ve Ahmet Ertegün.
15:55Onlar meşhur olanlar. Bir de Selma Ertegün Göksel soy ismini alıyor.
15:59Zaten bize de Münir Ertegün arşivini bağışlayan kişi Selma Hanım'ın kızı Aslı Hoca, Aslı Göksel.
16:05Aslı Hoca'dan biz o kaynakları alabildik.
16:08Münir Bey'in eşi Hayrün Nisa Hanım da burada yatıyor.
16:11Ve bir de Münir Bey'in annesi olan Ayşe Hamide Hanım, İbrahim Ete Efendi'nin kızı.
16:16Ayşe Hamide Hanım'ın kocası da Mehmet Cemil Bey.
16:19Mehmet Cemil Bey de Osmanlı Efkaf Nazırlığında bulunmuş birisi.
16:23Ve soy olarak da Nesuhi soyundan geliyor.
16:26Nesuhi dergahından geliyor.
16:27Belki de bundan dolayı Münir Bey'in çocuğunun ismi de Nesuhi olarak geliyor.
16:31Ardından 1930'lu yıllarda Amerika'nın Hollywood dünyasında da plak şirketi bağlamında da Ertegün ailesi çok önemli bir işe imza
16:40atıyor.
16:41Aynen kurmuş oldukları şirketle de caz müziğini dünyaya duyuran aile oluyorlar.
16:45Dolayısıyla Özbekler tekkesi aslında Amerika'da çok da böyle bilinmeyen, tanınmayan siyahilerin o müziğini dünyaya duyurmuş bir tekke olarak da dile
16:55getirebiliriz.
16:56Ve Nesuhi Bey de vefat ettiğinde 89'da buraya defnediliyor.
17:00Ahmet Bey de Ahmet Münir Ertegün 2006 yılında vefat ettiğinde büyük bir törenle buraya defnedildi.
17:06Çok büyük bir kalabalıkla dönemin Cumhurbaşkanı'ndan Hollywood yıldızlarına varıncaya kadar çok sayıda kişi geliyor.
17:11Çünkü gerek Türkiye'de gerek Amerika'da birçok kişiyi meşhur eden, onları sanat camiasına tanıtan insanlar da Ertegün ailesi.
17:18Yani Ertegünler İbrahim Ethem Efendi'nin mesela müzik kabiliyetini devam ettirmiş.
17:24Ama aile içerisinde mesela Ebru'yla devam eden Eda Hanım var mesela.
17:27Onlar da mesela İbrahim Ethem Efendi'nin Ebru'cu özelliğini devam ettirmişler.
17:31Dolayısıyla böyle bir silisile bugüne kadar devam etmiş.
17:35Mesela Münir Ertegün Cumhuriyet döneminde daha çok Ankara'nın tarafında yer aldığından dolayı biz siyasi noktada ilerlemesini de izleyebiliyoruz.
17:43Hatta defterlerden bir tanesinde kendisinin bir mektubuna ulaşmıştık arşivinde.
17:47Münir Bey 33 yılında iki tane oğluyla birlikte Paris Büyük Camii'ne gidiyor bayram namazına.
17:52Fakat gittikten sonra Ankara'ya şikayet ediliyor.
17:55Çünkü o camiye o tarihlerde Paris'te yaşayan son halife Abdülmecit Efendi de sürgünde ama Paris'te yaşıyor.
18:02O da geldiğinden dolayı diyorlar ki halifeye dua edilen bir camide namaz kılmışsınız bunun açıklamasını yapın diye.
18:08Münir Bey de diyor ki ben öyle halifeye dua edildiğini falan duymadım ama benden bir şüpheniz varsa bu görevden hemen
18:14beni alabilirsiniz şeklinde bir cevap yazıyor.
18:16Fakat görevden alınmamış görüyoruz ki.
18:19Şey soracaktım Paris'te Eyfel Kuresi'nde ezan okuyan da o muydu yoksa?
18:22Yok evet oraya gelelim.
18:24Yanlış hatırlamıyor değil mi hocam?
18:26Evet yok onu okuyan Atayefendi.
18:28Şimdi Atayefendi 1920 yılında Ankara'ya gittikten sonra Ankara'nın kendisine verdiği tek bir görev var.
18:34O da Türkistan'a giderek orada bir takım görüşmeler yapıyor.
18:39Biz bunu Atası arşivlerinde de teyit ettik.
18:41Ne zaman döndüğünü tam bilemiyoruz ama geldikten sonra bir süre burada yaşıyor.
18:44Ve tekke ve zaviyeler kapatıldığında buradaki şey Atayefendi.
18:48Atayefendi'ye tekke ve zaviyelerin kapatılmasından sonra verilen tek bir görev var.
18:52O da 1926 yılında Türkiye'den Avrupa'ya gidip de Avrupa'ya Türkiye'yi tanıtacak bir gezici sergi var.
18:58Karadeniz vapuru.
18:59Bu Karadeniz vapurun da muhasebeci olarak Atayefendi de görevlendiriliyor.
19:04Fakat bildiğimiz şeylerden bir tanesi şu.
19:06Paris'e gittiği zaman Eyfel Kulesi'ne çıkıyor Atayefendi ve diyor ki herhalde bundan önce kimse burada ezan okumamıştır diyor.
19:11Yüksek de bir yer binare gibi.
19:13Aynen öyle orada ilk ezan okuyan kişi de Atayefendi.
19:16İşin garibi dedesi İbrahim Ethem Efendi 1867'de Paris'te sömürgecilik fuarına katılmıştı mesela.
19:22Eyfel Kulesi de o tarihte olmasa da yani birkaç sene sonrasında artık 1880'lerde yanlış hatırlamıyorsam yapılan sömürge fuarı için
19:31yapılmış bir inşaat.
19:33Onun anısına yapılıyor.
19:34Dolayısıyla Atayefendi'nin de oraya çıkması, ezan okuması böyle hani bir tekrar yani tarihin bir tekrarı gibi bir şey söyleyebiliriz.
19:42Atayefendi'nin sonrasında bir görev almadığını görüyoruz.
19:46Bunda da eskiden beri karakol cemiyetinden gelen bir Enverci çizgide olduğunu görüyoruz Atayefendi'nin.
19:51Enver Paşa taraftarı birçok kimse var.
19:53Ve Karadeniz vapuru yola çıktığında Türkiye tarihinde önemli bir olay yaşanıyor.
19:58O zamanlar henüz Mustafa Kemal İstanbul'da gelmiş değil çünkü hala İstanbul'dan çekinceleri var.
20:04Güvenli bir yer olarak görmüyor.
20:05Ama Karadeniz vapuru buradan çıktığı zaman Mustafa Kemal onları uğurlamak için Mudanya'ya gidiyor.
20:10Mudanya'da Atayefendi'nin de olduğu heyetle işte görüşüyorlar.
20:13Oradan uğurluyorlar.
20:14Bir gün sonra İzmir'e gidecekken İzmir Kaymakamı bir telgraf çekiyor ve meşhur İzmir suikastinin olacağından bahsediyor.
20:22Bundan sonra İzmir suikasti davaları başlıyor.
20:24Burada çok sayıda ismini bildiğimiz Kazım Karabekir'den Adnan Adıvarlar'a kadar Kara Kemal'lere varıncaya kadar birçok kimse cezalandırılıyor.
20:32Bazıları idam ediliyor.
20:33Bazıları da siyasetten el etek çektiriliyor.
20:39Burada cezalandırılmış birkaç gruptan bahsedebiliyoruz biz.
20:43Bunlardan bir tanesi de eski ittihatçılar, eski Enver Paşa'cı çizgideki insanlar.
20:48Atayefendi'ye 1926'dan vefat ettiği döneme kadar bir devlet görevi verilmemesine bakarak da herhalde böyle bir siyasi izolasyonla karşılaştığını söyleyebiliriz.
20:58Bu bizim yorumumuz ama yine de çok yok.
21:01Elbette. Hayatı ondan sonra tekkede geçmiş.
21:03Fakat kuzeni olan kendisiyle aynı eğitimleri almış Münir Bey.
21:07Dükkümetlik görevine büyük elçilik olarak hayatını devam ettiriyor.
21:11Hocam peki Karadeniz vapuru hakkında bizim başka bildiğimiz ne var?
21:14O detaylı bir şey mi?
21:15Tabii onun hakkında yapılmış çalışmalar var.
21:18Kimler bulundu vesaire.
21:20Karadeniz vapurunda Türkiye'yi tanıtmak istiyorlar.
21:23Yani genç Cumhuriyet, Avrupa'ya.
21:25Dört ay sürüyor bu yolculuk.
21:27Önce Cezayir'den başlıyor.
21:29Sonra Fransa'ya, Danimarka'ya varıncaya kadar İngiltere'ye tanıtılıyor.
21:34Buradan bazı Türkiye markası olan bir takım lokum markaları vesaire bunlar da var işin içinde.
21:41Onların desteğiyle gibi mi?
21:42Yani onlar da tanıtıyor. Türkiye'yi tanıtan bir ama bir de genç Cumhuriyet'in işte genç kızları, öğrencileri de orada
21:51biz Türkiye olarak modern dünyaya ayak uydurduk.
21:54Bunu göstermek için de o heyette bir takım insanları görüyoruz.
21:58Tabii Ata Efendi'nin de orada olması ilginç bir şey.
22:02Aslında dediğim gibi İbrahim Ötem Efendi'den biri gördüğümüz tanzimatçı çizgide tekkeyi tanzimat elitleriyle birlikte görüyoruz.
22:09Sonrasında işte genç Osmanlılar döneminde genç Osmanlılar hareketleriyle karşı karşıyayız.
22:17Jön Türkler döneminde Jön Türklerle, İktat ve Teraki ile bağlantılı bir gruptan bahsediyoruz.
22:22Cumhuriyet döneminde de Münir Bey'i Ankara hükümetinin yanında yer almış birisi olarak siyasi kariyeri ölene kadar yaşamış, devam etmiş
22:32bir insan olarak karşımıza çıkıyor.
22:33Halide Edip adı var bir romanında diyor ki anneannesinin canı sıkıldığında Özbekler tekkesinin haziresine gidip de huzur bulduğundan bahsediyor ve
22:42vefat ettiğinde buraya defnedilmek istediğinden bahsediyor kitapta.
22:46Biz mezar taşlarında ona dair bir şey bulamadık ama belki de bu bölgede yaşayan birçok insan defnedilmek yeri olarak kendisini
22:53buraya defnedilmek istediğinde bir mahalle mezarlığı şeklinde düşünebiliriz.
22:59Burayla ilgili de dediğim gibi bir kitabımız çıkacak.
23:01Mezar taşları ve kitabeleri Osmanlı'dan Cumhuriyet'e kadar buradaki bütün netbörleri ortaya çıkarabileceğimiz bir mezar taşı kitabı da yayına hazırlanıyor.
23:11Kitap yine projenin bir devamı olarak hocam.
23:13Evet projenin ürünü olarak karşımıza çıkıyor.
23:15Hocam Allah sayenizi meşgul etsin.
23:17Teşekkür ediyorum.
23:17Bunlar çok güzel hizmetler.
23:19Yani her zaman söylüyoruz sadece bir siyasi tarih okuyacaksanız belki işte Tevarih Ali Osman üzerinden bir şeyler okuyabilirsiniz.
23:27Bunlar önemli kaynaklar.
23:28Ya da sadece kitaplar üzerinden biz tarihi öğrenmiyoruz.
23:31Bir mekanın bize sunduğu açtığı epey bir kapı var.
23:35Burada tabii ki kitabelerden tutun da mezar taşlarına kadar.
23:38Bütün bunlarla beraber bir tarih okuması ya bu bir entelektüel zevk.
23:41Bu ilgilisinin dikkatini çeken şeyler.
23:44Ama en nihayetinde burada yaşamış insanlara da bir yerde hizmet oluyor.
23:48Tabii bu mezarlıktan veya buradan geçen insanlar artık bir Fatiha okurken en azından kimlere okuduklarını,
23:54nasıl bir yere bir hediye babından gönderdiklerini düşünerek gönderecekler.
23:59Bu anlamda da bu önemli.
24:00Hocam son olarak size hem genç araştırmacılara hem doktor öğrencilerine hem tarih araştırmacılarına bir mekanın tarihi, bir mekan üzerinden yapmış
24:10olduğunuz bu okumada genç arkadaşlara ne tür tavsiyeleriniz olur?
24:15Bunu da buradan iletelim.
24:15Yani sadece genç için değil ben aslında herkese öncelikle kendi yaşadığı bölgenin tarihini okumasını,
24:22çünkü aslında hepimiz bir tarihin bir parçasıyız.
24:25Bir bölgedeki bir esnafın bile hayat hikayesini dinlediğinizde o bölgeyle alakalı değişik bir takım ayrıntılara sahip oluyorsunuz.
24:34Herkesin kendi memleketini veya gittiği, yaşadığı, diyelim ki öğrencilik yaptığı bugün doktora için, yüksek sans için, yurt dışına giden çokça
24:42insan var.
24:43Ben her gittiğim bölgede o bölgenin tarihiyle alakalı bir şeyler bulmaya çalışıyorum.
24:49Böylece o mekanla, o şehirle, işte bir müessese, bir kurum varsa o kurumla bir aramda ünsiyet oluştuğunu görüyorum yani.
24:59Bu bağlamda bence herkesin gerek seyahat ettiği yerler, gerek doğup büyüdüğü, yaşadığı yerler bununla alakalı bir tarih okuması yapması gerektiğini
25:09düşünüyorum.
25:09Bizim tabii ki burası, bize bir nasip oldu, iyi bir ekiple, güçlü bir kadroyla çok boyutlu bir tarih incelemesi yapma
25:18imkanı bulduk biz.
25:19Herkes bu şekilde bir Osmanlı arşivlerine veya mezar taşlarına ulaşana kadar ayrıntılı bir çalışma yapması gerekmiyor ama zaten birçok yer
25:27hakkında çalışmalar var.
25:28En azından bunlar hakkında inceleme yapıp meraklı olması bence işin birinci basamağı.
25:33Ondan sonra yapılacak okumalar ve yerinde bir eseri görerek orayı teneffüs etmek, o taşa dokunmak, onu görmek bence yapılabilecek en
25:43önemli bir başlangıç.
25:44Bundan sonra yapılacak bütün incelemeler, araştırmalar da ilgilisinin, meraklısının yapacağı çalışmalara dayanıyor.
25:52Eyvallah hocam, çok teşekkür ederiz.
25:54Ben teşekkür ederim.
25:55Bu vesileyle hem araştırmacı, hem bir akademisyen, hem bir tarihçi kimliğiyle hocam vakıf eserlerine, çünkü vakıfın kendisi bizim öncekilerden tevarüz
26:05ettiğimiz,
26:06sonraya aktarmak zorunda olduğumuz, buranın herhangi bir mal, para, ücret karşılığında değişilmeyeceği, burası kıyamete kadar bir vakıf eseri olarak kalacak.
26:15Bu tür yerlerin hocam hem bilinmesi, hem araştırılması, hem onun içselleştirilmesi, yani üstlenmekten ziyade içselleştirmek böyle bir şey.
26:24Yani bir insanı bırakıp buradaki 200 tane kitabeyi okuyun deseniz, bunun bir para karşılığı yok.
26:29Bu bir hem entelektüel zevk, hem de insanın içinden geldiğinde yapılabilecek bir şey.
26:33Bu vesileyle, yani hem akademinin kendisi, hem araştırmacıların bir şekilde bu vakıf eserlerine, ki bunlara camileri, külliyeleri,
26:41Anadolu'daki her tarafta az önce bahsettiğiniz bir öğrenci, yani hepsine sahip çıkmak lazım.
26:45Örneğin bir öğrenci İstanbul'dan çıkma, örneğin Manisa'da okuyorsa, Manisa'da Beylikler döneminden kalma bir sürü eser var.
26:52Osmanlı döneminden kalan 20'ye yakın, sadece merkezde, camisi, hamamı, külliyesi, epey bir bina var.
26:58Bunların sadece kitabelerini okusa, hani hiçbir şey yapamıyor, tarihçi değil diyelim ki sosyal bilimci değil,
27:04bunların kitabesini okusa en azından gerçekten onun zihninde o şehre dair bir birikim oluşacak.
27:09Bence vakıf eserlerinin en nihayetinde böyle bir, yani hizmetin de hem projeler hem işte televizyon aracılığıyla yapılmış olması da kıymetli
27:17buluyorum.
27:18Hocam vakit ayırdınız, çok teşekkür ederiz.
27:21Hakikaten hani bu bir seri halinde Özbekler Tekkesi, Sultantepe, buradan yolu geçenler, akademisyenler, devlet erkanı çok güzel oldu.
27:30Hem vaktiniz için hem projeniz için sizi tebrik ederim.
27:32Ben teşekkür ediyorum.
27:33Vaktiniz için ayrıca teşekkür ederim.
27:35Kıymetli seyirciler, bizler birkaç bölümdür Üsküdar'da, Sultantepe'de Özbekler Tekkesi'ni hem anlamaya hem bir şekilde bu alanda uzmanlaşmış,
27:44projelerinden bir tanesi bunun üzerine yapmış uzman bir akademisyenden, Dr. Ömer Koç Yiğit hocamızdan dinlemeye çalıştık.
27:51Bizler tarihette çıktığımız bu yolculukta yolumuz Üsküdar'da, Sultantepe'sine düştü.
27:56Üsküdar'ın önemli bir noktası hem 1750'li yıllardan itibaren Orta Asya'dan gelen Müslümanların hem normal yolculuklarında hem de hac
28:06yolculuklarında uğradıkları önemli bir mekan olarak Özbekler Tekkesi.
28:10Bununla beraber hiç şüphesiz Cumhuriyet döneminde, Milli Mücadele döneminde bir nevi bir geçiş güzergahı olması,
28:19aslında burası üzerinden yapmış olduğumuz okumalarla tekkelerin hem Osmanlı'daki işlevi hem de Milli Mücadele'ye geldiğimiz dönemdeki işlevini hep birlikte
28:29anlamaya çalıştık.
28:30Önemli aileler var. Buradan geçen Şeyh Efendilerin aileleri, onların çocukları, içerideki kitabeler, binaların kullanım biçimleri,
28:39mescit dediğimiz, tevhidhane dediğimiz, içerideki bahçe, Mehmet Akif Ersoy'un içeride altında bulunduğu dut ağacından tutun da içerideki gül ağaçlarına
28:48kadar.
28:49Bütünlüklü olarak bizler bir şekilde bir vakıf eserini, Özbekler Tekkesi'ni bütünlüklü anlamda anlamaya çalıştık.
28:57Yani bütün yönleriyle hem tarihi hem dini hem sosyokültürel bağlamlarıyla, Ömer Hocamızın katkılarıyla beraber romanlarda Halide Edip Adıvardan Tutun'da başka
29:08romanlara kadar
29:09Özbekler Tekkesi'nin bir şekilde geçtiği yerleri hep birlikte anlamaya çalıştık.
29:14Biraz daha kültür odaklı ve tarih odaklı bir program oldu.
29:18Yolunuz buradan geçerse hiç şüphesiz Özbekler Tekkesi'ne bir selam verip buralardan kimlerin geçtiğini düşünüp,
29:23Hazirede Yatan Ehli İman'a da bir Fatiha okuyup geçebilirsiniz.
29:28Programlarımızın tekrarını ülketv.com'dan ve YouTube hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.
29:33Oradan izleyebilirsiniz.
29:34İstanbul'a, vakıf eserlerine ve kendinize hoşça bakınız.
30:22İzlediğiniz için teşekkür ederim.
30:35İzlediğiniz için teşekkür ederim.
30:48İzlediğiniz için teşekkür ederim.

Önerilen