00:00Merhaba, bugünkü incelememize hoş geldiniz.
00:02Bugün elimizde gerçekten çok ilginç, bir o kadar da tartışmalı bir metin var.
00:06Yazar Nazım Peker'in 2006 tarihli olduğu iddia edilen bir istihbarat raporu üzerine kaleme aldığı o çok konuşulan yorumunu adım
00:15adım masaya yatırıyoruz.
00:16Baştan söyleyelim, biz burada kesinlikle taraf tutmuyoruz.
00:19Tek amacımız bu metnin sunduğu argümanları, çarpıcı iddiaları ve kurguladığı zaman çizergesini tamamen objektif bir mercekle sizlere aktarmak.
00:28Hazırsanız hemen başlayalım.
00:30Şöyle bir düşünün, Türkiye'nin bugünkü siyasi sistemi ta 2006 yılında kapalı kapılar ardında yazılan gizli bir raporda şekillenmiş olabilir
00:38mi?
00:39Yazarımız Nazım Peker tam olarak bu soruyu merkeze alıyor.
00:42Metin, geçmişte çizildiği iddia edilen bir planın bugünkü siyasi hayatımızda ne kadar örtüştüğüne dair müthiş bir gerilim yaratıyor.
00:50Yazar, yaşadığımız devasa sistem değişikliklerinin basit birer tesadüf olmadığını, yıllar önce hazırlanmış bir senaryonun parçası olduğunu savunuyor.
00:58Peki ama bu iddia neye dayanıyor?
01:00Gelin yazarın anlattıklarına daha yakından bakalım.
01:031. Bölüm
01:04Batı'nın Türkiye'ye bakış açısı ve yazarın temel perspektifi
01:08Metnin derinlerine ve o meşhur iddialara inmeden önce yazarın olaylara nereden baktığını anlamamız şart.
01:15Çünkü birazdan duyacağınız her şey bu temelin üzerine inşa ediliyor.
01:19Peker açıkça söylüyor, asıl derdi ülkesinin küresel sahnede basit bir figüran, yani sadece rol alan değil, aksine oyunun kurallarını belirleyen,
01:28rol dağıtan modern bir ülke olması.
01:30Bu bağımsız ve milliyetçi vizyon yazarın tüm analizinin çıkış noktasını oluşturuyor.
01:35Peki Peker'e göre bu güçlü vizyonun önündeki asıl engel kim?
01:39Yazar, Almanya'da geçirdiği yıllara ve orada Avrupalı meslekkaşlarıyla milletvekilleriyle yaptığı tartışmalara dayanarak şu net sonuca varıyor.
01:47Batı kesinlikle teknolojik olarak kalkınmış, güçlü bir Türkiye istemiyor.
01:52Tam aksine kendi iç sorunlarıyla, kendi tabiriyle karın ağrısıyla boğuşan, dikkatini dışarıya veremeyen, ufak tefek meselelerle sürekli oyalanan bir Türkiye
02:00arzuluyorlar.
02:012. Bölüm
02:02İddia edilen plan, yani 2006 CIA Türkiye raporu
02:07İşte yazarın asıl bombayı patlattığı yer burası.
02:12Batının bu arzusu sadece bir temenniden ibaret değil, diyor Peker.
02:16Eski CIA Türkiye şefi Paul Bernard Henze tarafından hazırlandığı ve 2006'da doğrudan Beyaz Saray'a sunulduğu öne sürülen çok çarpıcı
02:24bir belgeden bahsediyor.
02:26Zamanlamaya dikkatinizi çekerim, metinde özellikle vurgulanıyor.
02:29AKP'nin iktidara girişinden tam 4 yıl sonra.
02:33Yazar, bu raporda Türkiye'nin nasıl yeniden dizayn edileceğinin ve bunun için devletin hangi çarklarının kırılması gerektiğinin açıkça yazıldığını iddia
02:42ediyor.
02:423. Bölüm
02:43Eski sistemdeki problem, güçler ayrılığı
02:46Düşünün ki, Amerika, bölgedeki planlarını uygulayacak ama karşısında aşılmaz bir duvar var.
02:53Yazarın aktardığına göre bu yabancı rapor, bizzat Atatürk ve arkadaşları tarafından kurulan anayasal yapıyı tam anlamıya bir kabus olarak görüyor.
03:01Neden mi?
03:02İnanılmaz bir domino taşı dizilimi var ortada.
03:05Diyelim ki dışarıdan büyük bir baskıyla hükümeti ikna ettiniz, hemen karşınıza meclis çıkıyor.
03:10Meclisi bir şekilde aşsanız bu kez ordu duruyor.
03:13Onu da geçseniz devasa bir yargı duvarına çarpıyorsunuz.
03:16Dört katmanlı, sürekli birbirini denetleyen harika bir savunma mekanizması.
03:21Peker, tam bu noktada rapordaki iddiaları değerlendirirken çok vurucu bir ifade kullanıyor.
03:27Güçler ayrılığı bu ülkenin çimentosudur.
03:30Yani incelediğimiz metne göre, Amerikan çıkarlarını en çok çileden çıkaran, en çok zorlayan şey, dış müdahalelere karşı ülkeyi sapas anlam
03:39tutan bu güçlü çimentoydu.
03:414. Bölüm
03:42Yeni hedef ve elbette önerilen o meşhur çözüm, başkanlık sistemi.
03:47Duvar bu kadar sağlamsa ne yaparsınız?
03:50Temelini kökten değiştirirsiniz.
03:52Rapora göre nihai jeopolitik hedef çok büyüktü.
03:56Yakın Doğu Federasyonu.
03:57Metin, başkenti İstanbul olması planlanan bu yapıyı doğrudan Büyük Ortadoğu Projesi, yani kamuoyunun bildiği adıyla Bob'la ilişkilendiriyor.
04:06Ama işte bu Amerikan destekli yapıyı kurabilmek için önce o az önce bahsettiğimiz meşhur çimento'nun güçler ayrılığı sisteminin temelden
04:16yıkılması şarttı.
04:17Metindeki zıtlık kelimenin tam anlamıyla siyah ve beyaz gibi.
04:21Bir yanda birbiriyle denge içinde olan ve dışarıdan müdahale edilmesi neredeyse imkansız olan eski güçler ayrılığı var.
04:28Diğer yanda ise raporun ısrarla öncelikle geçilmelidir dediği, yargıyı, orduyu, meclisi ve hükümeti tek bir odakta buluşturan başkanlık rejimi duruyor.
04:38Gücü dengeleyip dağıtmak yerine tek bir merkezde kilitlemek.
04:42Peki aman neden ısrarla bu isteniyordu?
04:45Yazar, raporun bu tekni sistemi neden bu kadar çok istediğini o kadar soğukkanlı ve ürpertici bir mantıkla açıklıyor ki, inanılmaz.
04:53Birbirini denetleyen dört ayrı bağımsız kurumu aynı anda ikna etmek imkansıza yakındır.
04:58Ama tüm gücü elinde tutan sadece bir kişiyi ikna etmek çok çok baha kolaydır.
05:03Peki ya o bir kişi çıkarlara hizmet etmeyi reddederse?
05:06İşte o zaman planın ikinci aşaması devreye giriyor.
05:09Peker metninde Libya ve Irak örneklerini vererek tek bir kişiye bağlı o zayıf sistemi dışarıdan yıkmanın Amerika için çocuk oyuncağı
05:15olduğunu öne sürüyor.
05:17Hatta bir adım ileri gidip devlet Bahçeli'nin bu sisteme geçişteki çabalarını da tam olarak bu tehlikeli senaryo üzerinden sorguluyor.
05:24Beşinci ve son bölüm.
05:25Plandan Gerçeğe 2017 Referandumu ve Günümüz
05:29Şimdi kamerasını biraz daha yakın geçmişimize, hepimizin hatırladığı o günlere çeviriyor yazar.
05:35Peker, bu anayasal sistem değişikliğinin halka nasıl pazarlandığını göstermek için 2017 referandumundaki o çok tanıdık sloganı hatırlatıyor.
05:43Ha siz bu kardeşinize yetkiyi verin, şununla bununla, faizle, enflasyonla nasıl uğraşılır göreceksiniz.
05:50Yazar, halkın doğrudan ekonomik vaatlerle ikna edildiği bu süreçin aslında yıllar önceki o CIA raporunda kurgulanan tüm gücü tek elde
05:58toplama projesinin sahaya sürülmüş hali olduğunu iddia ediyor.
06:01Ve taşlar yerine oturuyor.
06:03Yazarın çizdiği zaman çizelgesine bir bakın, her şey 2006 yılında yazıldığı iddia edilen o meşhur Henze raporuyla başlıyor.
06:10Sonra aradan yıllar geçiyor ve 16 Nisan 2017 referandumuyla bu planın hukuki temedi atılıyor.
06:17Son olarak 9 Temmuz 2018'de partili cumhurbaşkanlığı sisteminin tüm yetkileriyle fiiliyata döküldüğünü görüyoruz.
06:24Peker'in gözünden bakarsak, yıllar önce karanlık bir odada hazırlanan o şablon tıkır tıkır işleyerek Türkiye'nin bugünkü gerçeğine dönüşmüş
06:32durumda.
06:33Ve incelememizin sonuna yaklaşırken, Nazım Peker bu iddialı metnini zihinlere kazınan oldukça provokatif bir soruyla bitiriyor.
06:42Verdik yetkiyi, gördük etkiyi. Ülkede iyi olan ve iyi giden ne var?
06:47Biz bu incelememizde taraf tutmadan, yazarın iddialarını, dayandığı o laporun detaylarını ve kurguladığı o zaman çizergesini tamamen objektif bir şekilde
06:56sizlere aktardık.
06:58Peki, bu haritada anlatılanlar gerçeği ne kadar yansıtıyor?
07:02Bu son sorunun cevabını bulmak ve sistem değişikliklerinin ülkeye olan gerçek etkisi üzerine düşünmek tamamen siz değerli izleyicilerimize kalıyor.
07:10Bugün farklı perspektiflere ele aldığımız bu incelememizde bize katıldığınız için teşekkürler.
07:16Bir sonrakinde görüşmek üzere. Merak etmeye ve öğrenmeye devam edin.
Yorumlar