Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Bu köşe yazısı, Christopher Nolan tarafından yönetilen yeni The Odyssey uyarlamasının sinema dünyasındaki yankılarını ve sanatsal başarısını ele almaktadır. Yazar, filmin yüksek puanlarını ve teknik görkemini vurgularken, yönetmenin kullandığı doğrusal olmayan anlatım tarzının aslında Homeros’un orijinal destanındaki zamansal kırılmalarla örtüştüğünü savunmaktadır. Eserdeki tanınma sahneleri ve karakterlerin psikolojik derinliği felsefi bir bakış açısıyla incelenerek, mitolojik unsurların modern sinemadaki dönüşümü analiz edilmektedir. Ayrıca yazı, Nolan’ın büyük bütçeli yapımına alternatif olarak Uberto Pasolini’nin daha sade ve karakter odaklı olan The Return filmine de dikkat çekmektedir. Sonuç olarak kaynak, klasik bir metnin sinema aracılığıyla nasıl yeniden anlam kazandığını ve evrensel kalmayı nasıl başardığını açıklamaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Christopher Nolan'ın sinema dünyasını kelimenin tam anlamıyla kasıp kavuran ve hepimizin uzun zamandır merakla beklediği o devasa
00:07di odisi uyarlamasını, derinlemesini inceleyeceğimiz bu bölüme hoş geldiniz.
00:12Bugün lafı hiç uzatmadan doğrudan konuya dalıyoruz çünkü masamızda bu filmin gişeleri nasıl alt üst ettiği ve izleyiciyi o şaşırtıcı
00:19anlatı yapısıyla nasıl avucunun içine aldığı var.
00:21Dr. Alper Sezner'in o ufuk açıcı analizinden yola çıkarak 3000 yıllık bir destanın modern sinemada nasıl bu kadar güçlü
00:28bir şekilde yeniden doğduğunu hep birlikte adım adım çözeceğiz.
00:32Hazırsanız başlıyoruz.
00:34Şimdi her şeyden önce şu dudak uçuklatan rakama bir bakalım.
00:37Tam 250 milyon dolar.
00:40İnanılmaz bir bütçe değil mi?
00:42Nolan bu antik destanı perdeye taşırken teknolojinin sınırlarını sonuna kadar zorlamış ve o bildiğimiz imza tarzıyla IMAX 70 mm teknolojisini
00:51kullanarak o destansı görsel ölçeyi kusursuzca yaratmış.
00:55Tabi sadece kamera arkası değil, kamera önü de tam bir yıldızlar geçidi.
00:59Matt Damon'ın o yorgun ama bir o kadar karizmatik odiseosunu, Anne Hathaway'in derinlikli penelopesini ve Robert Pattinson'ın
01:06o akıllara kazınan performansını düşündüğünüzde bu devasa bütçenin her bir kuruşunun hakkının verildiğini hissediyorsunuz.
01:13Sadece prodüksiyon değil tepkiler de gerçekten baş döndürücü.
01:17İstatistiklere şöyle bir göz attığımızda tam bir zafer tablosu görüyoruz.
01:21Rotten Tomatoes'da %90, Metacritic'de yine %90 gibi harika bir skor ve en çarpıcısı 217 binden fazla sinema severin oyuyla IMDb'de
01:31ulaşılan 8.5 puan.
01:32Bakın bu sıradan bir gişe başarısı falan değil.
01:35Şu an sinema çevrelerinde film, Nolan'ın Ottenheimer ve Inception gibi o kült başyapıtlarıyla aynı masada konuşuluyor.
01:42Hatta pek çok prestijli eleştirmen şimdiden buna yılın sinemasal şaheseri demeye başladı bile.
01:47Peki her şey gerçekten bu kadar dikensiz gül bahçesi mi?
01:52Eh pek sayılmaz.
01:53İşin aslı bu inanılmaz başarı tablosunun ve övgü yağmurunun hemen yanı başında filmle ilgili ciddi hayal kırıklıkları yaşayan ve seslerine
02:02oldukça gül çıkaran bir eleştirmen grubu da var.
02:05Gelin şimdi hikayenin biraz daha çatışmalı, biraz daha tartışmalı olan bu yüzüne çevirelim rotamızı.
02:10Bu karşıt görüşlü eleştirmenlerin birleştiği o çok tanıdık bir şikayet var, tempo sorunları ve parçalı yapı.
02:17Diyorlar ki Nolan'ın o kendine has, zaman atlamalarıyla dolu karmaşık hikaye anlatıcılığı bu kez duvara tosladı.
02:25Bu modern kurgunun antik metnin ruhuna zarar verdiğini, hikayenin akışını paramparça ettiğini ve doğal olarak seyircinin bu büyük destanla duygusal
02:34bir bağ kurmasını imkansız hale getirdiğini şiddetle savunuyorlar.
02:38İşte tam da bu noktada durup kendimize şu kritik soruyu sormamız gerekiyor.
02:43Hepimiz biliyoruz, Memento'yu izledik, The Prestige'i izledik, Nolan zamanı bir oyun hamuru gibi eğip bükmeye bayılıyor.
02:50Peki ama bu filmde sırf kendi o imza tarzını konuşturmak uğruna, Homeros'un o binlerce yıllık kusursuz mirasını gerçekten de
02:58mahvetmiş, ona sadakatsizlik etmiş olabilir mi?
03:01Yoksa, yoksa ortada çoğumuzun gözden kaçırdığı çok daha dahiyane bir satranç hamlesi mi var?
03:06Cevap için Dr. Alper Sezner'in o harika tespiti imdadımıza yetişiyor.
03:11İnanın bana, işler tam da burada bambaşka bir boyut kazanıyor ve filmi izlerken hissettiğiniz her şey tepetaklak oluyor.
03:18Sıkı durun çünkü o çok eleştirilen, hikayeyi paramparça ettiği söylenen modern Nolan kurgusu var ya, aslında M.Ö. 8. yüzyılda
03:28Homeros'un bizzat yaptığı şeyin ta kendisi.
03:30Evet doğru duydunuz, Homeros'ta o devasa destanına öyle kronolojik falan başlamaz.
03:35In medias res dediğimiz teknikle bizi olayların tam ortasına bir anda fırlatıverir.
03:40Düşünsenize, Odysseus'un Truva'dan ayrılışını, o efsanevi tek gözlü dev polifeması ile savaşını eş zamanlı olarak okumayız biz.
03:48Bunların hepsini çok sonra, Fayaklar Sarayı'ndaki bir ziyafette, Odysseus'un geçmişe dönük o uzun anlatısıyla, yani aslında devasa bir
03:56flashback ile öğreniriz,
03:57yani işin özü Nolan metni kendi tarzı için bozmuş falan değil.
04:01Tam aksine, Homeros'un o 3000 yıllık akıl almaz kurgusunu sinemaya adeta harfi harfine mükemmel bir şekilde kopyalamış.
04:09Anlatı yapısındaki bu ters köşeyi, bu kurgu dehasını anladık.
04:13Ama hikayenin sadece iskeletinde kalamayız, bir de o can alıcı duygusal çekirdeğine inmemiz şart.
04:19Çünkü bu parçalı zaman çizgisi sadece havalı bir sinema hilesi değil.
04:24Karakterin ruhunda açılan yaraları ve kimlik arayışını iliklerimize kadar hissetmemiz için hayati bir araç.
04:30Filmin merkezinde yatan o derin felsefeyi tam olarak kavramak için, ünlü Fiyozof Hegel'in Anerkening, yani tanınma kavramına bir bakmamız
04:39gerekiyor.
04:39Hegel bunu çok net açıklar.
04:41Bir özne, kendi kimliğini ancak ve ancak bir başkasının onu tanımasıyla, onu onaylamasıyla var edebilir.
04:47Şimdi Odes Yusuf'u bir düşünün, 20 yıl, tam 20 yıllık kan, gözyaşı ve savaş dolu bir sürgünün ardından nihayet
04:55evine dönüyor.
04:55Ama büyük bir trajediyle karşı karşıya, kendi evinde bile bir yabancı.
04:59Artık kim olduğunu hatırlaması ve yıkılan o kimliğini baştan inşa etmesi için dışarıdan onu gerçekten tanıyan gözlerin bakışlarına muhtaç.
05:07İşte Nolan'ın ustalığı burada devreye giriyor.
05:11Filmin tüm duygusal iskeletini tam da bu yüzleşme, bu tanınma anları üzerine inşa ediyor.
05:17O sadık yaşlı köpeği Argos'un kokusundan onu hissetmesi, emektar dadısı Örüklea'nın onu yıllar önceki bir yara izinden tanıması,
05:26karısı Penelope'nin o meşhur yatak sırrıyla yaptığı gerilim dolu sınav ve tabii ki oğlu Telemakos'un babasıyla kavuşması.
05:33Nolan, antik sözlü anlatımın o esnek doğasını harika kullanarak bu anları sinemasal gerilimi zirveye taşıyacak şekilde serbestçe yeniden sıralıyor ve
05:43adeta bizimle oynuyor.
05:45Tabii tanınmadan, bekleyişten bahsedip de Penelope'nin o yürek burkan direnişini atlamak olmaz.
05:50Burada karşımıza bir başka felsefi dev, Bergson ve onun dürre yani süre kavramı çıkıyor.
05:56Penelope'nin kayınpederi Laertes için gündüzleri sabırla dokuyup geceleri gizlice söktüğü o ünlü kefeni hatırlayın.
06:03Anne Hathaway bu sahnelerde öyle bir performans sergiliyor ki,
06:07zamanın duvardaki bir saatin tiktaklarıyla değil, sürekli kendini tekrar eden, asla ilerlemeyen,
06:14adeta hapsolunmuş bir bekleyiş hali olarak nasıl yaşandığını bize hissettiriyor.
06:18Penelope dokudukça ve söktükçe, inanın zaman da onun ellerinde kelimenin tam anlamıyla sökülüyor.
06:24Şimdi yavaş yavaş eleştirmenlerin filmle ilgili o diğer büyük, o isyankar şikayetine gelelim.
06:30Klasik bir Yunan destanı izliyoruz ama sahi, o devasa, pırıltılı tanrılar, gökleri yaran yıldırımlar nerede?
06:38Burada orijinal antik anlatıyla bu modern uyarlama arasında muazzam bir paradigma kayması var.
06:44Orijinal metni okuduğunuzda insanların kaderin ve tanrıların birer oyuncağı olduğunu görürsünüz.
06:50Atina bir anda gökten inip yardım eder veya Poseidon denizleri birbirine katar.
06:55Ama Nolan gibi modern bir hikaye anlatıcısı bir destanı günümüze taşırken bu ilahi müdahaleleri,
07:02fiziksel birer varlık olarak değil, karakterlerin rüyaları, vicdanları, iç sesleri ve psikolojik sezgileri olarak metaforlaştırıyor.
07:10Yani bu hikayede Odysseus artık Olimpos'taki tanrıların bir piyonu değil,
07:15kendi hatalarını yapan, kendi kararlarını veren, özgür iradeye sahip özerk bir birey.
07:21Peki ama bir yönetmen neden böyle bir risk alır?
07:24Neden tanınma sahnelerinin sırasıyla oynar veya koskoca mitolojik tanrıları alıp insanın kendi zihninin içine, bilinçaltını hapseder?
07:33İşin sırrı şu, bu radikal görünen seçimler aslında bu antik metinlerin günümüzde hala nefes almasını,
07:40hala bizimle konuşmasını sağlayan o gizli formülün ta kendisi.
07:45Bakın, Dr. Sezener'in analizindeki o can alıcı, o harika cümleyi hiç unutmamalıyız.
07:50Homeros bize boşluklar bırakır.
07:533000 yıllık tozlu bir metnin bugün hala kalbimize bu kadar derinden dokunabilmesinin asıl sebebi,
07:59Homeros'un gelecekteki anlatıcılar için hikayede bilinçli olarak açık kapılar, boşluklar bırakmış olmasıdır.
08:05Dolayısıyla Nolan metni parçalamıyor, tam aksine yüzyıllardır devam eden o sözlü anlatım geleneğinin bir parçası oluyor.
08:12O antik boşlukları alıyor ve günümüzün sinema diliyle kendi jenerasyonunun ihtiyaçlarına göre ilmek ilmek yeniden dolduruyor.
08:20Evet, Nolan'ın bu devasa, bütçeli, zihin yakan, imaks kameralı, gişe canavarını enine boyuna masaya yatırdık.
08:28Ama biliyor musunuz, anlatıcının o bahsettiğimiz boşluklarını doldurmanın tek yolu kesinlikle bu değil.
08:34Şimdi bakış açımızı 180 derece çeviriyoruz ve karşımıza yönetmen Uberto Pasolini'nin yine 2024 çıkışlı olan The Return yani dönüş
08:44isimle o çarpıcı bağımsız uyarlaması çıkıyor.
08:48Gelin sinema endüstrisinin iki tamamen zıt kutbuna doğru kısa bir yolculuğa çıkalım.
08:52Bir yanda Nolan'ın 250 milyon dolarlık devasa gösteri ve aksiyon odaklı Studio David Odysseys.
08:59Diğer yanda ise The Return, başrollerinde Ralph Fiennes ve Juliette Binoche gibi iki efsanenin yer aldığı,
09:06Hollywood'un o şahşalı aksiyonundan kilometrelerce uzakta duran, çok daha karanlık, ağır ve tamamen karakter odaklı bir bağımsız film.
09:14Guardian'dan da ciddi övgüler toplayan Pasolini'nin derdi çok daha farklı.
09:19O, mitolojik canavarları, devasa orduları ve o havalı görsel efektleri tamamen hikayeden çıkarıp atıyor.
09:26Bunların yerine savaştan aklını yitirme noktasına gelip dönen bir adamın yakasından düşmeyen, hayatta kalan suçluluğuna odaklanıyor.
09:33Kendi evinde bir hayalete dönüşmesine, yabancılaşmasına ve eve doluşan talipler tarafından kuşatılmış bir evliliğin içeriden sessizce ve acı içinde çöküşünü
09:43anlatıyor.
09:43Kısacası destanın değil, savaşın o çiğ ve travmatik yüzüyle ilgileniyor.
09:48İşte karşımızda aynı kaynak metin, aynı üç bin yıllık destan ama birbirinden gece ile gündüz kadar farklı iki muazzam boşluk
09:57doldurma eylemi var.
09:58Bir tarafta Nolla'nın zekanızı sınayan o devasa, doğrusal olmayan, görsel bir sinema şöleni,
10:04diğer tarafta ise Pasolini'nin insanın ruhunu lime lime eden o sessiz ve sarsıcı psikolojik yıkım hikayesi.
10:11Şimdi size çok basit ama bir o kadar da zor bir soru bırakıyorum.
10:15Siz bu kadim destanın büyüsüne kapılırken, sinema koltuğunda kendi ruhunuzdaki hangi boşluğu doldurmayı seçeceksiniz?
10:22İncelememize eşlik ettiğiniz için çok teşekkürler.
10:25İki filmi de mutlaka listenize ekleyin.
10:27Bir sonraki analizimizde görüşmek üzere, hoşçakalın.
10:30İzlediğiniz için teşekkürler.
Yorumlar

Önerilen