Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Bu yazı, güvenlik kavramını bireyin ve devletin tehlikelerden uzak, huzur içinde yaşama hali olarak tanımlarken, güncel jeopolitik tartışmalar üzerinden milliyetçilik ve vatanseverlik değerlerini savunmaktadır. Yazar, bazı medya mensuplarının milli duyguları bir eksiklik gibi göstermesine tepki göstererek, Türkiye'nin bekasının ancak bu değerlere sahip çıkılarak korunabileceğini vurgular. Özellikle Yunanistan, Kıbrıs ve bölgesel savaş tehditleri gibi hassas konularda devlet kurumlarının ve halkın uyanık olması gerektiği ifade edilmektedir. Kaynakta, emperyalist güçlerin kuşatma çabalarına karşı milli bilincin önemi ön plana çıkarılmaktadır. Son olarak, dış tehditlere karşı korkusuzca duran ve devletin gücünü artırmaya çalışanların desteklenmesi gerektiği mesajı verilmektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese selam bugünkü incelememize hepiniz hoş geldiniz.
00:03Bugün yazar Lütfullah Kaleli'nin Türkiye'nin güvenlik politikaları ve o meşhur jeopolitik kuşatılmışlık kavramı üzerine kaleme aldığı gerçekten çarpıcı
00:11bir makaleyi mercek altına alacağız.
00:13Yazarın argümanlarını tamamen tarafsız, objektif ve analitik bir mercekle değerlendireceğiz.
00:19Hani o hep konuşulan jeopolitik hamlelerin arkasında yatan düşünce yapısı nedir?
00:23Gelin hep birlikte anlamaya çalışalım.
00:25Hiç vakit kaybetmeden başlayalım.
00:26Bugünkü yol haritamızda aslında 6 temel durağımız var.
00:30Önce devlet güvenliğini tanımlayacağız, ardından ateşli bir yerel medya tartışmasına bakacağız,
00:35sonra yavaş yavaş çemberi genişletip batıdan gelen tehditlere ve bölgesel ateş çemberine göz atacağız.
00:41En sonrada devletin bu duruma verdiği jeopolitik yanıtları ve milliyetçiliğin duradaki rolünü konuşacağız.
00:47Hazırsak hemen ilk bölümümüzle yani Kaleli'nin tüm bu felsefesinin temelini oluşturan o devlet güvenliği tanımıyla başlayalım.
00:56Bakın Kaleli meseleyi aslında çok net bir yere en temele indirgiyor.
01:00Güvenlik.
01:01Peki nedir bu güvenlik?
01:02Yazar bunu bireyin, toplumun, kurumların ve tabii ki devletin tehlikelerden tamamen uzak,
01:08yasal bir düzen içinde korkusuzca yaşama hali olarak tanımlıyor.
01:11Yani yazarın tüm argümanının bel kemiği şu,
01:14bu korkusuzca yaşama ortamını sağlamak devletin en ama en temel görevidir.
01:19Dış politika veya iç güvenlikteki her hamlenin,
01:21atılan her adımın yegane amacı işte bu koruyucu kalkanı inşa etmektir.
01:25Peki bu felsefe günlük hayatta nasıl karşılık buluyor?
01:29İşte tam bu noktada ikinci bölüme,
01:32bu makalenin yazılmasını ateşleyen o hararetli anlara gidiyoruz.
01:36Makalenin çıkış noktası,
01:38televizyonda Yunanistan ve Kıbrıslı Rumlar üzerine yapılan,
01:41gerçekten oldukça gergin geçen bir tartışma programı.
01:44Bir tarafa bakıyorsunuz, bir gazeteci var,
01:47diğer tarafta ise ömrünü devletin güvenlik kurumlarına adamış,
01:51emekli bir istihbarat albayı,
01:53yani bir akademisyen ve bir profesör bulunuyor.
01:56Medya mensubuyla devlete yıllarını vermiş bu güvenlik gazileri arasındaki o keskin,
02:02gözle görülür zıtlık,
02:03yazarın makale boyunca yapacağı eleştirilerin de aslında tam olarak zeminini hazırlıyor.
02:08Tartışmanın en hararetli yerinde gazeteci,
02:11karşısındaki güvenlik uzmanlarına gerçekten çok iddialı bir cümle kuruyor.
02:15Diyor ki,
02:16devletin güvenliği sizlere teslim edilemez,
02:19siz milliyetçi duygular içindesiniz.
02:21İşte bu cümle Kaleli'yi derinden sarsıyor.
02:24Yazar, gazetecinin milliyetçi hisleri bir avantaj,
02:27bir motivasyon kaynağı olarak değil de,
02:29adeta bir kusur, büyük bir zaaf gibi çerçevelemesinden inanılmaz bir rahatsızlık duyuyor.
02:34Kaleli'nin perspektifinden bakarsak,
02:36devleti savunan kişilerin vatanseverlik üzerinden eleştirilmesi akıl alır gibi değil.
02:41Şimdi,
02:42yerel televizyon stüdyosundaki bu tartışmadan çıkalım
02:45ve üçüncü bölümümüzde o çemberi biraz genişletelim.
02:49Yönümüzü batıdan gelen tehditlere çeviriyoruz.
02:52Yazarın merceğinden dış dünyaya baktığımızda,
02:54tablo oldukça hareketli.
02:56Kaleli, Yunanistan'ın her kademeden yöneticisiyle
02:59Türkiye'ye karşı inanılmaz düşmanca bir tavır aldığını,
03:02hızla ve agresif bir şekilde silahlandığını söylüyor.
03:05Hatta kurulan çeşitli ittifakların doğrudan İstanbul'a göz diktiğini belirtiyor.
03:10İşin içine bir de Fransa'nın, özellikle de Macron yönetiminin,
03:14Yunanistan ve Kübrüs'a verdiği o somut,
03:16fiili destek girince,
03:17Kaleli'ye göre bu durum,
03:18Türkiye için masadaki teorik bir tartışma değil,
03:21tam kapımıza dayanmış,
03:22gerçek ve aktif bir tehdit.
03:24Burada çok ilginç bir görüş ayrılığı var.
03:27Televizyondaki gazeteci,
03:28konunun İzmir'in kurtuluşuyla,
03:30Türkiye açısından tamamen kapandığını ve bugün korkacak bir şey olmadığını savunuyor,
03:35ama Kaleli buna kesinlikle karşı çıkıyor.
03:37O, emperyalist ülkelerin,
03:39bu devletleri kışkırtmaya ve cesaretlendirmeye devam ettiğinin altını çiziyor.
03:43Yani yazarın gözünde,
03:44geçmişte o büyük savaşları kazanmış olmamız,
03:47aktif emperyalist tehditin,
03:49bugün hala o masada durduğu gerçeğini zerre kadar değiştirmiyor.
03:52Ve geldik dördüncü bölüme.
03:54Olay sadece batıdan ibaret değil.
03:56Şimdi haritayı biraz daha uzaklaştırıp,
03:59o bölgesel ateş çemberi dediğimiz devasa makro çatışmaya bakıyoruz.
04:04Kaleli'nin analizine göre,
04:05Türkiye adeta bir ateşten gömlek giymiş durumda.
04:08Doğuda ne var?
04:09İran, ABD ve İsrail arasındaki gerilimin,
04:12her an bölgesel bir savaşa dönüşme riski
04:15ve oradaki Türk soyluların tehlike altında olması.
04:18Kuzeye bakıyoruz,
04:19Ukrayna'nın kalkıp Hazar denizinde bir İran gemisine
04:22ateş açması gibi son derece kritik olaylar var.
04:25Yazar, bu iki krizin birbirinden bağımsız olmadığını,
04:29aksine kasten birleştirildiğini iddia ediyor.
04:31Amacın,
04:32Türkistan coğrafyasına giden tüm o bağlantı yollarını
04:35topyekun bir ateş altına almak,
04:36yani Türkiye'yi izole etmek olduğunu savunuyor.
04:39Bu noktada yazar,
04:41büyük bir çelişkiye de dikkat çekiyor.
04:42Diyor ki,
04:44Türkiye'nin Ukrayna'ya yaptığı onca yardıma,
04:47o kadar desteğe rağmen,
04:49Ukrayna Türk gemilerine saldırmaya devam ediyor.
04:51Kaleli'ye göre bu durum bir tesadüf değil,
04:54o,
04:55Ukrayna'nın Hazar denizine ateşi taşıma konusunda,
04:58bizzat vaktiyle Türkiye'yi işgale gelen,
05:00eski güçlerden akıl ve cesaret aldığını düşünüyor
05:03ve işte bu da,
05:04ülkenin etrafının nasıl planlı bir şekilde çevrelenmek istendiğinin kanıtı olarak sunuluyor.
05:09Peki, böyle bir tablo karşısında ne yapacaksınız?
05:12Beşinci bölümümüzde,
05:14devletin bu kuşatmaya verdiği jeopolitik yanıtlara,
05:17özellikle de Akdeniz'deki aksiyonlarına odaklanıyoruz.
05:21Vatan pazarlık konusu edilemez.
05:23Yazara göre,
05:24devletin sahada sergilediği o atılgan,
05:27tavizsiz jeopolitik manevraların arkasındaki tek itici güç,
05:31tam olarak bu cümle.
05:32Ateş çemberi daralıyor olabilir,
05:34ama geri adım atmak veya tehditlerle müzakere etmek yerine,
05:37bu sarsılmaz duruş, devletin atacağı tüm adımlara rehberlik ediyor.
05:41Peki bu pazarlıksız prensip,
05:43sahada eyleme nasıl dökülüyor?
05:46Yazar,
05:46üç somut örnek veriyor.
05:48Birincisi,
05:49bölgedeki varlığımızı ve kararlılığımızı gösteren Navtex ilanları.
05:53İkincisi,
05:54Kuzey Kıbrıs'a doğal gaz boru hattı döşenmesi gibi stratejik enerji hamleleri.
05:59Ve üçüncüsü,
06:00tabii ki Oruç Reis gemisinin,
06:02Doğu Akdeniz'de o kritik görevine başlaması.
06:05Kaleli, devletin aldığı tüm bu cesül aksiyonları,
06:09ulusal güvenliğin hayati savunma kalkanları olarak görüyor ve sonuna kadar alkışlıyor.
06:13Ve yavaş yavaş toparlıyoruz altıncı ve son bölümümüz,
06:17milliyetçiliğin rolü,
06:18yani bir vatanseverin özetine kulak veriyoruz.
06:22Makalenin sonunda yazar,
06:23hikayeyi en baştaki o televizyon tartışmasına geri bağlıyor,
06:27düşmanlardan korkmayanlara,
06:29milliyetçi duyguları bir eksiklik,
06:31bir ayıp gibi görüp aşağılamayanlara
06:33ve adeta mayınlı bir tarladan devleti güçlü sağ salim çıkarma çabasında olanlara koca bir selam gönderiyor.
06:39Kısacası Kaleli diyor ki,
06:42etrafımızın gerçek bir ateş çemberiyle sarıldığı bu zor günlerde,
06:45milliyetçi duyguları küçümsemek,
06:47devleti savunmasız bırakacak çok ama çok tehliteli bir hatadır.
06:50İşte tüm bu anlattıklarımızın ışığında asıl düşünmemiz gereken o can alıcı soru şu,
06:57etrafı böylesine değişken,
06:59böylesine tehlikeli bir ateş çemberiyle sarılıyken,
07:02bir ulus,
07:03iç medyadaki o özgür tartışma ortamıyla,
07:05devlet güvenliğinin tavizsiz,
07:08sert talepleri arasında nasıl bir denge kurmalıdır?
07:11Yazarın çizdiği bu gergin,
07:12jeopolitik tabloda,
07:13milliyetçilik gerçekten eleştirilecek bir zaaf mı,
07:17yoksa hayatta kalmanın en temel şartı mı?
07:19Bu sorunun cevabını kendi değerlendirmenize bırakıyoruz.
07:23Bugünkü incelememize katıldığınız için çok teşekkürler,
07:26bir sonraki analizde görüşmek üzere,
07:28hoşçakalın.

Önerilen