00:00Herkese selam bugünkü incelememize hepiniz hoş geldiniz.
00:03Bugün yazar Lütfullah Kaleli'nin Türkiye'nin güvenlik politikaları ve o meşhur jeopolitik kuşatılmışlık kavramı üzerine kaleme aldığı gerçekten çarpıcı
00:11bir makaleyi mercek altına alacağız.
00:13Yazarın argümanlarını tamamen tarafsız, objektif ve analitik bir mercekle değerlendireceğiz.
00:19Hani o hep konuşulan jeopolitik hamlelerin arkasında yatan düşünce yapısı nedir?
00:23Gelin hep birlikte anlamaya çalışalım.
00:25Hiç vakit kaybetmeden başlayalım.
00:26Bugünkü yol haritamızda aslında 6 temel durağımız var.
00:30Önce devlet güvenliğini tanımlayacağız, ardından ateşli bir yerel medya tartışmasına bakacağız,
00:35sonra yavaş yavaş çemberi genişletip batıdan gelen tehditlere ve bölgesel ateş çemberine göz atacağız.
00:41En sonrada devletin bu duruma verdiği jeopolitik yanıtları ve milliyetçiliğin duradaki rolünü konuşacağız.
00:47Hazırsak hemen ilk bölümümüzle yani Kaleli'nin tüm bu felsefesinin temelini oluşturan o devlet güvenliği tanımıyla başlayalım.
00:56Bakın Kaleli meseleyi aslında çok net bir yere en temele indirgiyor.
01:00Güvenlik.
01:01Peki nedir bu güvenlik?
01:02Yazar bunu bireyin, toplumun, kurumların ve tabii ki devletin tehlikelerden tamamen uzak,
01:08yasal bir düzen içinde korkusuzca yaşama hali olarak tanımlıyor.
01:11Yani yazarın tüm argümanının bel kemiği şu,
01:14bu korkusuzca yaşama ortamını sağlamak devletin en ama en temel görevidir.
01:19Dış politika veya iç güvenlikteki her hamlenin,
01:21atılan her adımın yegane amacı işte bu koruyucu kalkanı inşa etmektir.
01:25Peki bu felsefe günlük hayatta nasıl karşılık buluyor?
01:29İşte tam bu noktada ikinci bölüme,
01:32bu makalenin yazılmasını ateşleyen o hararetli anlara gidiyoruz.
01:36Makalenin çıkış noktası,
01:38televizyonda Yunanistan ve Kıbrıslı Rumlar üzerine yapılan,
01:41gerçekten oldukça gergin geçen bir tartışma programı.
01:44Bir tarafa bakıyorsunuz, bir gazeteci var,
01:47diğer tarafta ise ömrünü devletin güvenlik kurumlarına adamış,
01:51emekli bir istihbarat albayı,
01:53yani bir akademisyen ve bir profesör bulunuyor.
01:56Medya mensubuyla devlete yıllarını vermiş bu güvenlik gazileri arasındaki o keskin,
02:02gözle görülür zıtlık,
02:03yazarın makale boyunca yapacağı eleştirilerin de aslında tam olarak zeminini hazırlıyor.
02:08Tartışmanın en hararetli yerinde gazeteci,
02:11karşısındaki güvenlik uzmanlarına gerçekten çok iddialı bir cümle kuruyor.
02:15Diyor ki,
02:16devletin güvenliği sizlere teslim edilemez,
02:19siz milliyetçi duygular içindesiniz.
02:21İşte bu cümle Kaleli'yi derinden sarsıyor.
02:24Yazar, gazetecinin milliyetçi hisleri bir avantaj,
02:27bir motivasyon kaynağı olarak değil de,
02:29adeta bir kusur, büyük bir zaaf gibi çerçevelemesinden inanılmaz bir rahatsızlık duyuyor.
02:34Kaleli'nin perspektifinden bakarsak,
02:36devleti savunan kişilerin vatanseverlik üzerinden eleştirilmesi akıl alır gibi değil.
02:41Şimdi,
02:42yerel televizyon stüdyosundaki bu tartışmadan çıkalım
02:45ve üçüncü bölümümüzde o çemberi biraz genişletelim.
02:49Yönümüzü batıdan gelen tehditlere çeviriyoruz.
02:52Yazarın merceğinden dış dünyaya baktığımızda,
02:54tablo oldukça hareketli.
02:56Kaleli, Yunanistan'ın her kademeden yöneticisiyle
02:59Türkiye'ye karşı inanılmaz düşmanca bir tavır aldığını,
03:02hızla ve agresif bir şekilde silahlandığını söylüyor.
03:05Hatta kurulan çeşitli ittifakların doğrudan İstanbul'a göz diktiğini belirtiyor.
03:10İşin içine bir de Fransa'nın, özellikle de Macron yönetiminin,
03:14Yunanistan ve Kübrüs'a verdiği o somut,
03:16fiili destek girince,
03:17Kaleli'ye göre bu durum,
03:18Türkiye için masadaki teorik bir tartışma değil,
03:21tam kapımıza dayanmış,
03:22gerçek ve aktif bir tehdit.
03:24Burada çok ilginç bir görüş ayrılığı var.
03:27Televizyondaki gazeteci,
03:28konunun İzmir'in kurtuluşuyla,
03:30Türkiye açısından tamamen kapandığını ve bugün korkacak bir şey olmadığını savunuyor,
03:35ama Kaleli buna kesinlikle karşı çıkıyor.
03:37O, emperyalist ülkelerin,
03:39bu devletleri kışkırtmaya ve cesaretlendirmeye devam ettiğinin altını çiziyor.
03:43Yani yazarın gözünde,
03:44geçmişte o büyük savaşları kazanmış olmamız,
03:47aktif emperyalist tehditin,
03:49bugün hala o masada durduğu gerçeğini zerre kadar değiştirmiyor.
03:52Ve geldik dördüncü bölüme.
03:54Olay sadece batıdan ibaret değil.
03:56Şimdi haritayı biraz daha uzaklaştırıp,
03:59o bölgesel ateş çemberi dediğimiz devasa makro çatışmaya bakıyoruz.
04:04Kaleli'nin analizine göre,
04:05Türkiye adeta bir ateşten gömlek giymiş durumda.
04:08Doğuda ne var?
04:09İran, ABD ve İsrail arasındaki gerilimin,
04:12her an bölgesel bir savaşa dönüşme riski
04:15ve oradaki Türk soyluların tehlike altında olması.
04:18Kuzeye bakıyoruz,
04:19Ukrayna'nın kalkıp Hazar denizinde bir İran gemisine
04:22ateş açması gibi son derece kritik olaylar var.
04:25Yazar, bu iki krizin birbirinden bağımsız olmadığını,
04:29aksine kasten birleştirildiğini iddia ediyor.
04:31Amacın,
04:32Türkistan coğrafyasına giden tüm o bağlantı yollarını
04:35topyekun bir ateş altına almak,
04:36yani Türkiye'yi izole etmek olduğunu savunuyor.
04:39Bu noktada yazar,
04:41büyük bir çelişkiye de dikkat çekiyor.
04:42Diyor ki,
04:44Türkiye'nin Ukrayna'ya yaptığı onca yardıma,
04:47o kadar desteğe rağmen,
04:49Ukrayna Türk gemilerine saldırmaya devam ediyor.
04:51Kaleli'ye göre bu durum bir tesadüf değil,
04:54o,
04:55Ukrayna'nın Hazar denizine ateşi taşıma konusunda,
04:58bizzat vaktiyle Türkiye'yi işgale gelen,
05:00eski güçlerden akıl ve cesaret aldığını düşünüyor
05:03ve işte bu da,
05:04ülkenin etrafının nasıl planlı bir şekilde çevrelenmek istendiğinin kanıtı olarak sunuluyor.
05:09Peki, böyle bir tablo karşısında ne yapacaksınız?
05:12Beşinci bölümümüzde,
05:14devletin bu kuşatmaya verdiği jeopolitik yanıtlara,
05:17özellikle de Akdeniz'deki aksiyonlarına odaklanıyoruz.
05:21Vatan pazarlık konusu edilemez.
05:23Yazara göre,
05:24devletin sahada sergilediği o atılgan,
05:27tavizsiz jeopolitik manevraların arkasındaki tek itici güç,
05:31tam olarak bu cümle.
05:32Ateş çemberi daralıyor olabilir,
05:34ama geri adım atmak veya tehditlerle müzakere etmek yerine,
05:37bu sarsılmaz duruş, devletin atacağı tüm adımlara rehberlik ediyor.
05:41Peki bu pazarlıksız prensip,
05:43sahada eyleme nasıl dökülüyor?
05:46Yazar,
05:46üç somut örnek veriyor.
05:48Birincisi,
05:49bölgedeki varlığımızı ve kararlılığımızı gösteren Navtex ilanları.
05:53İkincisi,
05:54Kuzey Kıbrıs'a doğal gaz boru hattı döşenmesi gibi stratejik enerji hamleleri.
05:59Ve üçüncüsü,
06:00tabii ki Oruç Reis gemisinin,
06:02Doğu Akdeniz'de o kritik görevine başlaması.
06:05Kaleli, devletin aldığı tüm bu cesül aksiyonları,
06:09ulusal güvenliğin hayati savunma kalkanları olarak görüyor ve sonuna kadar alkışlıyor.
06:13Ve yavaş yavaş toparlıyoruz altıncı ve son bölümümüz,
06:17milliyetçiliğin rolü,
06:18yani bir vatanseverin özetine kulak veriyoruz.
06:22Makalenin sonunda yazar,
06:23hikayeyi en baştaki o televizyon tartışmasına geri bağlıyor,
06:27düşmanlardan korkmayanlara,
06:29milliyetçi duyguları bir eksiklik,
06:31bir ayıp gibi görüp aşağılamayanlara
06:33ve adeta mayınlı bir tarladan devleti güçlü sağ salim çıkarma çabasında olanlara koca bir selam gönderiyor.
06:39Kısacası Kaleli diyor ki,
06:42etrafımızın gerçek bir ateş çemberiyle sarıldığı bu zor günlerde,
06:45milliyetçi duyguları küçümsemek,
06:47devleti savunmasız bırakacak çok ama çok tehliteli bir hatadır.
06:50İşte tüm bu anlattıklarımızın ışığında asıl düşünmemiz gereken o can alıcı soru şu,
06:57etrafı böylesine değişken,
06:59böylesine tehlikeli bir ateş çemberiyle sarılıyken,
07:02bir ulus,
07:03iç medyadaki o özgür tartışma ortamıyla,
07:05devlet güvenliğinin tavizsiz,
07:08sert talepleri arasında nasıl bir denge kurmalıdır?
07:11Yazarın çizdiği bu gergin,
07:12jeopolitik tabloda,
07:13milliyetçilik gerçekten eleştirilecek bir zaaf mı,
07:17yoksa hayatta kalmanın en temel şartı mı?
07:19Bu sorunun cevabını kendi değerlendirmenize bırakıyoruz.
07:23Bugünkü incelememize katıldığınız için çok teşekkürler,
07:26bir sonraki analizde görüşmek üzere,
07:28hoşçakalın.