Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 hafta önce
Yazar Mehmet Edip Ören, yerel yönetimlerin ve merkezi siyasetin beceriksiz uygulamalarını sert bir dille eleştirerek Türkiye'nin güncel sosyo-politik durumunu değerlendirmektedir. Belediye hizmetlerindeki aksaklıklar ve trafik sorunları üzerinden liyakat sorgulanırken, muhalefetin halkın umutlarını yönetme biçimi ve milliyetçi bloğun yükselişi vurgulanmaktadır. Metin, uluslararası ilişkilerdeki tutarsızlıklara ve ekonomik kayıplara neden olan yüksek maliyetli siyasi kararlara dikkat çekmektedir. Adalet sistemindeki çifte standartlar ile kamu kaynaklarının israf edilmesi, yazarın temel rahatsızlık noktalarını oluşturmaktadır. Nihayetinde bu kaynak, yönetici hatalarının faturasının halka kesildiği bir siyasal eleştiri niteliği taşımaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba, bugünkü görsel analizimize hoş geldiniz.
00:03Bugün masamızda Mempededip Ören'in o çok konuşulan, oldukça keskin ve sivri dilli makalesi var.
00:09Siyaset, Beceriksizlik ve Fatura.
00:11Biliyorsunuz, yazarımız Türkiye'nin hem yerel hem de ulusal siyasetine epey eleştirel,
00:16hatta zaman zaman bayağı iğneleyici bir pencereden bakıyor.
00:19Bizim buradaki amacımız taraf tutmak falan değil.
00:22Biz sadece bu yoğun, kendi içinde oradan oraya atlayan eleştiri oklarını tarafsızca masaya yatırıp,
00:27yazarın aslında ne demek istediğini net bir şekilde ortaya koyacağız.
00:31Hadi başlayalım!
00:33Yazarın bu geniş çaplı eleştirilerini daha iyi kavrayabilmek için konuyu dört ana başlıkta toparladık.
00:38Önce yerel yönetimlere bakacağız, oradan medya ve siyasetteki kaymalara geçeceğiz,
00:43sonra rotamızı dış politika ve NATO'ya çevirip, son olarak da o devasa finansal çifte standartlarla kapanış yapacağız.
00:50İlk durağımız, yerel yönetimler.
00:53Yazar, makalesine gerçekten çok alaycı bir giriş yapıyor.
00:56Şöyle diyor,
00:57Eğer şu geride bıraktığımız Temmuz ayını rahat geçirdiyseniz,
01:01tebrikler, Türkiye'deki o mutlu %20'nin içindesiniz.
01:04Ama geri kalan %80 için, evet durum pek de iç açıcı değil.
01:09Şimdi, yazarın burada sorduğu çok temel bir soru var.
01:12Görünüşte tıkır tıkır işliyor gibi duran bu yerel sistemler, gerçekten çalışıyor mu?
01:17Ören eleştirinin dozunu o kadar artırıyor ki,
01:20bazı yöneticilerin eylemlerini anlatırken,
01:23işi biyolojik benzetmelere kadar götürüyor.
01:25Düşünün, sokaktaki kediye tekme atan birinin kalbi var mıdır diye soruyor önce,
01:30sonra da bazı yöneticilerin aldığı o tuhaf kararlara bakıp,
01:34kelimenin tam anlamıyla bunların beyni var mı acaba diye sorguluyor.
01:37Peki ama bu sert sözlerin altını nasıl dolduruyor derseniz, hemen örnekleri sıralıyor.
01:43İlk hedefinde Datça var.
01:44Yazar diyor ki, koskoca bir yılda 12 ay var, hepsi de inşaat yapmaya müsait.
01:49Ama Datça Belediye Başkanı ne yapıyor?
01:51Turizmin en ama en yoğun olduğu o sıcak Temmuz ayında,
01:55ana arterlerde asfaltlama çalışması başlatıyor.
01:58Üstelik insanlara alternatif bir yol gösterecek tek bir tabele bile yok.
02:01İnsanlar daracık sokaklarda resmen sinir krizi geçirmiş.
02:05Bitmedi.
02:06Hemen ardından Muğla Büyükşehir Belediyesi'nin o meşhur,
02:08yarım saatte bile zor geçilen, bir türlü bitmek bilmeyen akıllı kavşak ve üst geçit inşaatına örnek veriyor.
02:14Yazara göre bu sadece basit bir planlama hatası değil, basiretsizliğin ta kendisi.
02:19İkinci bölüme, yani medya ve siyasi kaymalar kısmına geçelim.
02:23Çünkü yazar, sokak seviyesindeki bu yerel hayal kırıklıklarının öylece kalmadığını,
02:29yukarıya doğru tırmanıp devasa siyasi kaymalara yol açtığını iddia ediyor.
02:33Bakın, yazar burada cidden çok çarpıcı bir hikaye anlatıyor.
02:37Datça bölgesinde yaşayan elektrik ustası Ajlan Kardeş adında birinden bahsediyor.
02:42Bu aile öyle sıradan bir seçmen değil.
02:44Köklü, geleneksel, sıkı CHP destekçileri.
02:47Ama yazarın aktardığına göre, yerelde yaşadıkları bu becerisizlikler onları o kadar bunaltmış,
02:52o kadar büyük bir hayal kırıklığına uğratmış ki,
02:55bir sonraki seçimde oylarını gidip AKP'ye vereceklerini söylüyorlar.
02:58Yani anlayacağınız, yereldeki o birikmiş öfke,
03:01yılların getirdiği geleneksel sadakati paramparça edebiliyor.
03:05İşte tam bu noktada, yazar kartlarına açık oynuyor ve kendi teorisini ortaya koyuyor.
03:10Onun iddiasına göre, ortada bir üst akıl var.
03:13Bu akıl, halkın umutlarını bilinçli olarak CHP'de topluyor.
03:17Neden biliyor musunuz?
03:18Çünkü sistem şöyle işliyor.
03:20Yeni umut, sonunda umutsuzluk getirirse, insanlar mecbure eski düzene sarılır.
03:25Yani sistem bir şekilde kendini beslemeye devam eder.
03:28Peki yazarın bu kısır döngüye karşı çözümü ne?
03:31Milliyetçi blok.
03:32Ören, halkın gerçek umudunun, dipten gelen yepyeni bir dalga olarak tanımladığı
03:37bu milliyetçi blok oluşumunda yattığını ateşli bir şekilde savunuyor.
03:40Tabii, yazarın öfkesi sadece siyasilerle sınırlı değil,
03:44medyaya gelince de epey sertleşiyor.
03:46Özellikle ulusal medyayı, ismende Sözcü TV'yi hedef alarak şöyle okkalı bir eleştiri yapıyor.
03:53Bunun adı habercilik değil, Çin işkencesidir.
03:56Ne demek bu?
03:57Şöyle açıklıyor.
03:58Çankaya belediye başkanının yürüyen merdivenden indiği 3-5 saniyelik aslında gayet sıradan bir görüntü var.
04:04Ama kanal bunu alıyor, yüzlerce kez başa sarıp sarıp ekrana veriyor.
04:08Yazar bu durumu, hani mahkumları aynı şarkıyı binlerce kez dinleterek delirtirler ya,
04:14aynen o işkence yöntemine benzetiyor.
04:16Ona göre bu gazetecilik falan değil.
04:19Düpedüz bir iş bilmezlik.
04:21Üçüncü bölümümüz dış politika ve NATO zirvesi.
04:24Evet, şimdi yerel sokakların tozundan çıkıp doğrudan o büyük uluslararası arenaya adım atıyoruz.
04:32Yazarın NATO zirvesine dair analizi inanılmaz derecede alaycı ve eleştirel.
04:37Düşünün, sırf bir oval ofis rendevusu koparabilmek uğruna Türkiye'nin devasa tavizler verdiğini iddia ediyor.
04:43Neler mi?
04:44Mesela ucu açık Boeing uçağı alımları ya da hani biz sözde doğalgaz ihracatçısıydık ya,
04:50buna rağmen gidip yapılan 24 yıllık gaz alım anlaşmaları.
04:53Yazar tüm bu hamleleri sadece bir meşruiyet sağlama çabası olarak okuyor.
04:58İşin ilginç tarafı bir yandan bu tavizleri eleştirirken,
05:02diğer yandan dünya liderleri için oldukça kaba hatta magazinel ifadeler kullanıyor.
05:07ABD Başkanı Biden için oldukça ağır hakaretler sıralarken,
05:11Yunanistan Başbakanı Micho Takesi, İtalya Başbakanı Meloni'yi hiç de diplomatik olmayan bir dille etiketlemekten çekinmiyor.
05:18Peki, yazarın asıl derdi, asıl korkusu ne burada?
05:21Açıkçası o kapalı kapılar ardında oval ofiste Türkiye'ye ne gibi gizli talimatlar verildiğini sorguluyor.
05:28Görüşme çıkışında söylenen, benim için bir şey yapacak tarzı o muğlak ifadelerin aslında ne anlama geldiğine dikkat çekiyor.
05:35Dahası da var, Trump'ın Ankara'daki konuşmasında durup dururken,
05:39o meşhur rahip Brunson krizini hatırlatması yok mu?
05:42Yazar bunu açıkça bir tehdit veya Türkiye'nin yargı bağımsızlığı söylemleriyle dalga geçilmesi olarak yorumluyor.
05:48Kısacası, halkın tüm bu olup biten asıl gerçeklerden tamamen habersiz bırakıldığını savunuyor.
05:54Ve geldik, dördüncü belki de en can alıcı bölüme, finansal kayıplar ve çifte standartlar.
06:01Yazar burada kamerasını iyice geriye çekiyor ve hepimizin önüne gerçekten bakması zor, devasa bir uçurum koyuyor.
06:0920 milyon lira, bakın bu rakamı aklınızda tutun.
06:12Yazar, muhalif bir belediye başkanının devleti 20 milyon lira zarara uğrattığı gerekçesiyle nasıl linç edildiğini,
06:19çok ağır suçlamalarla karşı karşıya kaldığını ve hatta hapse girme ihtimali olduğunu hatırlatıyor.
06:24Ama yazarın burada çok haklı, çok çarpıcı bir kıstası var.
06:28Arkadaş diyor, bu 20 milyon dediğiniz para bugün İstanbul'un orta halli bir semtinde altı üstü bir daire parasıdır.
06:35Düşünebiliyor musunuz? Sadece bir daire parası yüzünden bir siyasetçinin hayatı karartılabiliyor, hapse atılma noktasına gelebiliyor.
06:42Şimdi lütfen yerel düzeydeki o bir daire parası olan 20 milyon liralık zararı aklınızın bir köşesinde tutun
06:50ve gelin bunu ulusal çapta kaybedilen o milyarlarca dolarla kıyaslayalım.
06:54Yazar adeta isyan ederek soruyor.
06:562.5 milyar dolar sayıp aldığımız ama şu an depolarda çürümeye terk edilen o S-400 hüzelerin hesabını kim veriyor?
07:04Peki ya milyarlarca dolar ödeyip alamadığımız el konulan F-35 uçakları?
07:08Sadece uçakları kaybetmedik, bu uçakların parça üretiminden kaybettiğimiz en az 15-20 milyar dolarlık devasa bir gelir var ortada.
07:16Bunun sorumlusu kim?
07:18Veyahut yasa dışı Irak petrolü taşımacılığı yüzünden Paris İstinaf Mahkemesi'nin bu ülkeye kestiği tam 1.5 milyar dolarlık cezaya
07:25ne demeli?
07:26Farkı görebiliyor musunuz? Bunlar öyle böyle değil akıl almaz ulusal zararlar.
07:30Bitmedi.
07:32Yazarın listesinde daha neler var neler, sistemin nasıl çöktüğünü göstermek için Zafer Havalimanı'nı hatırlatıyor.
07:39Hani şu yolcu garantisinde %99.5 gibi kelimenin tam anlamıyla akıl almaz bir yanılma payı olan havalimanı.
07:47Bir de tabii ana park gerçeği var.
07:49Böyle bir projeye milyarlarca doları gömen, paraları heba eden ama bugün sokaklarda hiçbir şey olmamış gibi rahatça dolaşan eski bir
07:58belediye başkanı.
07:59Yazar işte tüm bu israf edilen, çöpe atılan kaynakları üst üste koyuyor ve önümüzde ödenmesi imkansız, devasa bir fatura çıkarıyor.
08:07Yani anlayacağınız buradaki asıl mesele yazarın üzerine basa basa vurguladığı o korkunç ikiyüzlülük.
08:14Bir tarafta bakıyorsunuz İstanbul'da standart bir apartman dairesi parasına denk gelen 20 milyon lira için hayatı zindana çevrilen muhalif bir
08:23belediye başkanı var.
08:24Ama diğer tarafta göz göre göre milyarlarca doları havaya savuran ulusal figürler var.
08:31Yazarın o çok vurucu ifadesiyle bu milyarları kaybedenler yarın kameralar karşısına geçip Allah'ım ve milletim beni affetsin diyecekler ve
08:40olay bir şekilde tatlıya bağlanacak.
08:42Ama eğer o başkan CHP'li ise işte o zaman yandı ki ne yandı.
08:47Yazar bu sistemdeki ceza mekanizmasının tamamen partizanca, tamamen adamına göre çalıştığına yürekten inanıyor.
08:54Ve işte bu görsel analizimizin sonuna gelirken yazarın tümünü anlattıklarından yola çıkarak sizi o can alıcı soruyla baş başa bırakmak
09:02istiyorum.
09:03Hem yerel hem de ulusal liderler böylesine devasa finansal kayıplara neden olduğunda hesap verebilirlik terazisi nasıl tartıyor?
09:10Sistem gerçekten adil bir şekilde mi işliyor yoksa cezalar sadece yanlış safta duranları mı kesiliyor?
09:16Ne yalan söyleyeyim Mehmet Edip Ören'in bu makalesi hepimizin üzerine uzun uzun düşünmesi gereken, oldukça rahatsız edici ama bir
09:23o kadar da gerçekçi bir tablo sunuyor.
09:25Siz ne düşünüyorsunuz?
09:26Bir sonraki analizimizde görüşmek üzere.
09:29Lütfen sorgulamaya devam edin.
09:30Hoşçakalın.
Yorumlar

Önerilen