00:00Selamlar, bugün hepimizin diline pelesenk olmuş, aslında çok basit görünen ama koca bir dönemin ruhunu taşıyan iki sihirli kelimeyi mercek
00:08altına alacağımız yeni incelememize hoş geldiniz.
00:11İnanın bana bugün sadece sıradan bir soruyu konuşmayacağız.
00:15Koca bir toplumun hafızasını, geçmişin neşesini ve zamanla nasıl derin bir hayal kırıklığına dönüştüğünü hep birlikte keşfedeceğiz.
00:22Hazırsanız bütün bir devrin nabzını tutan o meşhur ifadeye doğru harika bir yolculuğa çıkıyoruz.
00:27Pekala, hadi hiç vakit kaybetmeden konuya dalalım. Duydun mu?
00:32Evet, alt tarafı iki kelime. Gün içinde kim bilir kaç defa kullanıyoruz, o kadar sıradan bir soru ki üzerine hiç
00:39düşünmüyoruz bile değil mi?
00:41Ama kaynağımız olan Erol Sunat'ın metnine baktığımızda bu iki kelimenin aslında tüm hikayemizin tam kalbinde yer aldığını görüyoruz.
00:49Ya bu sadece bir soru değil, döneminin WhatsApp'ı, Twitter'ı, toplumun en temel haberleşme kodu.
00:54Şimdi gözlerimizi kapatın ve zamanda şöyle bir geriye doğru gidelim.
00:59Birinci bölümümüz Duydun mu Efsanesi?
01:01İletişimin bugünkü gibi ışık hızında olmadığı, insanların birbirinin gözünün içine baka baka konuştuğu o masum yıllardayız.
01:091960'ların Kayserisi'ne uzanıyoruz, o dönemin efsane ismi Bünyanlı Ozan, merhum Adnan Türköz'ü anmadan geçmek olmaz.
01:17Anlatıcımızın ortaokul yıllarında Adnan Türköz'ün şiirleri sokaklarda adeta Milli Marş gibi dilden dile dolaşıyormuş, özellikle de onun meşhur Duydun
01:26mu şiiri.
01:27İçinde zerre kadar argo barındırmayan, biraz taşlama, bolca kinaye içeren ama inanılmaz eğlenceli, su gibi akıp giden dörtlükler.
01:36Herkes ezbere biliyormuş, düşünün.
01:38Düşünsenize, televizyon falan hak getire.
01:41Hayatın tam merkezinde Ankara Radyosu var.
01:44Yurttan sesler korosu çalıyor, arkası yarım programları dinleniyor ve Demirbank'ın o meşhur İyi Günler anonsu bekleniyor.
01:51Bir de elektrik kesintileri var tabii.
01:53Ama öyle böyle değil, koskoca ilçede gece yarısı bir gidiyor, arıza oldu mu günlerce mum ışığına talim.
01:59İşte Duydun mu kalıbı, o dönemin sosyalleşme aracıydı aslında.
02:04Elektrik arızasını duydun mu diye masum masum haberleşiliyor.
02:07Çocuklar okulda, hoca rapor almış, ders boşmuş, Duydun mu diye birbirine takılıyordu.
02:13Hayatın bütün o sıcaklığı ve neşesi sadece bu iki kelimenin içinde saklıydı.
02:18İyi ama bu kalıpları topluma armağan edenler kimlerdi?
02:22İkinci bölümümüze geçiyoruz, Geçmişin Ozanları.
02:25Adnan Türköz gibi isimler, öyle sırf hobi olsun diye şiir yazan insanlar değildi.
02:31Onlar çok köklü bir geleneğin temsilcileriydi.
02:34Eskiden Ozan ya da aşık dediğimiz bu kıymetli insanlar, halkla saray arasında, yani sıradan vatandaşla padişahlar arasında adeta birer gönül
02:44elçisi gibi çalışırdı.
02:45Üstelik o dönemlerde bu elçilere kapılar sonuna kadar açıktı.
02:49Sazı sözü dinlenen Ozanlar hiç çekinmeden çıkar, halkın ne derdi varsa tıkır tıkır anlatırdı.
02:55Yöneticiler de, bu adamlar edep-adap bilir der, onları can kulağıyla dinlerdi.
03:01Hani hepimizin bildiği o meşhur laf var ya, elçiye zeval olmaz.
03:04İşte tam da bu Ozanlar için söylenmiş bir laf aslında.
03:08Geçmişte yöneticiler, aşıklar, acı gerçekleri yüzlerine vursa bile onları baş tacı ederdi.
03:14Sözleri ne kadar keskin olursa olsun, toplumda devasa bir saygıları vardı ve dile getirdikleri dertlere mutlaka bir çare aranırdı.
03:22Ama durun, burada biraz duraklamamız lazım çünkü kaynağımızın yazarı çok vurucu bir gerçeğe parmak basıyor.
03:28Şu alıntıya bir bakar mısınız?
03:30Beni bir kişi anladı, o da yanlış anladı.
03:33Gerçekten inanılmaz dokunaklı.
03:35Maalesef sağlığında hak ettiği değeri göremeyen o kadar çok Ozan var ki.
03:39Çoğu zaman ya anlattıklarına gününüp geçinmiş ya da durduk yere tepki çekmişler.
03:43Ancak göçüp gittikten yıllar sonra, ah canım biz seni duyduk denmiş ama, takdir edersiniz ki iş işten çoktan geçmiş.
03:50Tabi zaman akıyor, devir değişiyor.
03:53Üçüncü bölümümüz, anlamda bir değişim.
03:55Ozanlar bir bir aramızdan ayrıldı.
03:57Peki o çok sevdikleri duydun mu sorusuna ne oldu dersiniz?
04:01Yıllar içinde maalesef bambaşka karanlık bir şeye dönüştü.
04:05Masum, tatlı bir mahalle dedikodusundan resmen kötü haberlerin acımasız müjdecesi oldu.
04:10Bir bakın, eskiden bugün yazılı yokmuş duydun mu deyip zil çalan desil gitti, yerine duydun mu iş görüşmesi olumsuz geçmiş,
04:18duydun mu emeklilere sokağa çıkmayın güneş çarpar demişler, hep kalp kıran, umut tüketen cümleler geldi.
04:24Kelime resmen olumlu o pırıl pırıl geçmişinden kopup bugünün kapkara atmosferine hapsoldu kaldı.
04:29Bu da bizi çok çarpıcı bir diğer noktaya, dördüncü bölüme getiriyor.
04:34Modern toplumun sağırlığı.
04:36Eskiden padişahlara bile sesini duyuran, duydun mu artık kimsenin umurunda olmayan koca bir çığlığa dönüştü.
04:43Yazar burada inanılmaz trajik bir sağırlık hiyerarjisi tablosu çiziyor.
04:47Aynen şöyle diyor, biz bugüne kadar nefesimizi tüketip sesimizi hep duyurmaya çalıştık.
04:52Peki ne oldu?
04:53Önce en yakınımız, anamız, babamız duymadı.
04:55Canımız, ciğerimiz dediğimiz eşimiz bile başını öte tarafa çevirdi.
04:58İş yerinde dert yandık, patronlar, müdürler duymadı.
05:01En sonunda dedik ki, bari sandıkta oy verdiğimiz siyasiler duysun, onlardan da tık yok.
05:06Kendi çekirdek ailemizden tutun da, en tepedeki makamlara kadar halkın bütün yardım çağrıları devasa dipsiz bir kuyuda yankılanıp duruyor.
05:14İşin acı tarafı ne biliyor musunuz?
05:16Biz bas bas duydun mu diye bağırırken, birileri çıkıp gayet rahat bir şekilde, yahu sağır değiliz herhalde diyebiliyor.
05:24Yetkililer duyduklarını iddia ediyor.
05:26Tamam ama, vatandaşın o duydun mu feryadı bir şekilde havada eriyip kayboluyor.
05:32Asıl duyması ve harekete geçmesi gerekenler, derin bir suskunluk zırhına bürünüyor.
05:37Ve gelelim meselenin gerçekten can yakan kısmına.
05:41Beşinci bölüm, yaşamanın ağır bedeli.
05:43Bütün o duyulmayan çığlıklar dönüp dolaşıp en sonunda o sert beton duvara, yani geçim derdine tosluyor.
05:50Hayat pahalılığı bu sağırlığın cezasını vatandaşa kesiyor maalesef.
05:55Çaya zam, süte zam, ekmeğe ha geldi, ha gelecek korkusu, kırmızı eti falan sorarsanız o çoktan tarih oldu.
06:00Zaten kimsenin aklına bile gelmiyor.
06:02Haberleri açıyorsunuz, enflasyon sıfır virgül bilmem kaça düştü, zamsız aylar geliyor deniyor.
06:07Ama yazarın da üstüne basa basa söylediği gibi, televizyondaki bu parlak rakamların bizim cüzdanımızda zerre kadar karşılığı yok.
06:14Kağıt üstündeki hesap mutfağın ateşini söndürmüyor maalesef.
06:17Şimdi sıkı durun çünkü rakamlara gerçekten inanamayacaksınız.
06:22Mutfağın en ama en temel, en mütevazı malzemesi, bildiğimiz topraktan çıkan patatesin kilosu bile 38-40 lira bandına oturmuş durumda.
06:31Gerçekten yok artık diyorsunuz.
06:33Sıradan bir insanın sadece karnını doyurabilmesi için ödemesi gereken bedele bakar mısınız?
06:39Durun daha bitmedi, kuru soğanın yanına zaten yaklaşılmıyor, fiyatı 40'ı geçmiş, 50 liralara dayanmış.
06:45Yahu kuru soğan bu, vatandaş feryat figan ederken haksız mı şimdi?
06:49Halkın en basit, tencerede kaynayan en sıradan yemeği bile lüks kategorisine girmiş.
06:54İşte o duyulmayan, görmezden gelinen duydun mu feryadının altındaki gerçek tam olarak bu.
07:01Kaynağımızdaki yazarımız bu devasa umutsuzluğu o kadar güzel, o kadar kafiyeli bir isyanla dile getirmiş ki aynen paylaşmak istiyorum.
07:08Duydun mu çarşı? Niye hep bana karşısın karşı?
07:12Duydun mu pazar? Sana değil, belli ki bize değdi nazar.
07:16Hakikaten de nazar hepimize birden değmiş ki böyle değil mi?
07:19Bütün bu ekonomik çarkın ezici yükü tamamen vatandaşın yorgun omuzlarına binmiş durumda.
07:24Evet, eski ozanların, aşıkların yürek yakan türkülerinden, 1960'ların o neşeli okul koridorlarından çıkıp,
07:32bugünün pazarlarındaki o sessiz ve dertli çaresizliğe uzanan bir yolculuk yaptık.
07:37İncelememizin sonunda yazarın o can alıcı tespitiyle baş başayız.
07:43Dağlar duydu, taşlar duydu, kuşlar duydu.
07:45Ama asıl soru şu, duymuştur ya, duymaması imkansız.
07:50Dediklerimiz, yani asıl harekete geçmesi gerekenler gerçekten bizi dinliyor mu?
07:55Duydun mu sorusu o eski, güzel ve yüzümüzü güldüren masum anlamına ne zaman geri dönecek?
08:00İşte bu derin soruyu aklınızın bir köşesine bırakıyorum.
08:04Bir sonraki incelememizde tekrar buluşuncaya dek, kendinize çok iyi bakın, hoşçakalın.
Yorumlar