Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 1 gün önce
Yazar Mehmet Özkendirci, bu metinde seksenine merdiven dayamış anarşist ruhlu bir sanatçının iç dünyasını ve toplumsal gözlemlerini paylaşmaktadır. Kendiyle barışık olmayan bir bilge edasıyla, hayatı boyunca biriktirdiği eserleri İstanbul’da "Karma Karışık" isimli bir sergide toplama arzusunu dile getirmektedir. Anlatı boyunca Spinoza’nın panteist felsefesi ile Leonardo da Vinci’nin doğadan ilham alan dehası arasında köprüler kurarak evrensel bir düzeni sorgulamaktadır. Özkendirci, meşhur olmanın yozlaşmış yollarına eleştirel bir pencereden bakarken, doğadaki ilahi uyumu kendi inanç dünyasıyla harmanlamaktadır. Metin, modern Türkiye’deki fikri sığlıkları ve dini istismarları kargalar ve filozoflar üzerinden çarpıcı bir dille eleştirmektedir. Yazar, yaşamın son demlerinde dahi öğrenme aşkını ve sorgulayıcı tavrını koruyarak okuyucuyu derin bir düşünce yolculuğuna davet etmektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Bugün elimizde harika, bir o kadar da kişisel bir metin var.
00:05Kendi deyimiyle 70'inden sonra birçok şeyi sorgulamaya başlayan,
00:09anarşist ruhlu ve kendisiyle bile kavgalı bir yazarın Mehmet Özkendirci'nin o derinlikli denemesini inceleyeceğiz.
00:16Bu metin sadece bir yazarın iç dünyasını yansıtmıyor,
00:19aynı zamanda günümüz toplumuna, şu meşhur şöhret kavramına ve evrensel felsefeye dair gerçekten çarpıcı tespitler sunuyor.
00:27Hadi hiç vakit kaybetmeden bu eşsiz zihnin içine dalalım.
00:31Yazarımızın o derin felsefi dünyasına inmeden önce, dikkatinizi şu inanılmaz komik alıntıya çekmek istiyorum.
00:38Yazarımız İstanbul'da bir sergi açma heyecanından bahsettiğinde, 80 yaşındaki eşinin verdiği tepki tam olarak şu oluyor.
00:45Meşhur mu olacaksın? Ne eşin var prostatınla İstanbul'da?
00:48Harika değil mi? Bence bu incelememize başlamak için mükemmel bir nokta.
00:53Çünkü felsefe ne kadar derinleşirse derinleşsin, hayatın o son derece gerçek, sıradan ve mizahi tarafını bize çok tatlı bir şekilde
01:01hatırlatıyor.
01:02Birinci bölüm, kendisiyle kavgalı bir yazar ve karmakarışık sergisinin planları.
01:08İkinci bölüm, şöhretin bedeli ve martılar.
01:12Modern toplumda iki çok farklı yol.
01:15Eşinin o esprili sorusu, yazarı modern toplumdaki şöhret kavramı üzerine baya bir düşünmeye itiyor aslında.
01:21Bir tarafta, yazarın tamamen tarafsız bir gözlemci edasıyla listelediği o kaotik meşhur olma yolları var.
01:28Anıtlara saldırmak, siyasi ikiyüzlülükler, sahnede şov yapıp ters kelepçeyle gündeme gelmek gibi günümüzün absürtlükleri.
01:35Diğer tarafta ise yazarın o inanılmaz derecede sade ve huzurlu hedefi duruyor.
01:40Yıllarca biriktirdiği hikayelerini, şiirlerini, karikatürlerini paylaşmak ve İstanbul'da o vapurda çayını yudumlarken bir martıya, bir kendine simit atmak.
01:49Bak, inanılmaz vitezat değil mi?
01:51Bu tablo bile modern çağın sağır edici gürültüsüyle bireyin iç huzur arayışı arasındaki devasa uçurumu görmemiz için fazlasıyla yeterli.
01:59Peki bu iç huzur arayışı nasıl başlıyor dersiniz?
02:03Çok sıradan bir sabah rutiniyle.
02:05Yazarımız sabah uyanıyor, çayını demliyor, yumurtasını ocağa koyuyor, günlük çevizlerini kırıyor ve bir yandan da YouTube'u açıyor.
02:12Aslında mutfakta kahvaltısını hazırlarken bir yandan da büyük düşünürlerin zihinlerine dalmak için kendini hazırlıyor.
02:19İşte tam bu mikro, bu sıradan ve sakin andan evrenin en büyük sırlarına doğru muazzam bir yolculuk başlıyor.
02:26Üçüncü bölüm Spinoza'nın evrensel tanrısı.
02:30Her şeyde ilahi olanı bulmak.
02:32Yazarımızı sabah çayında bu kadar derinden etkileyen şey, 17. yüzyıl filozofu Spinoza'nın evrensel tanrı düşüncesi.
02:39Geleneksel inançtaki o sadece gökyüzünde uzaklarda bir yerlerde olan tanrı figürünün aksine,
02:46Spinoza, tanrının tüm evrende, doğada ve yarattığı her eserde var olduğunu söyler.
02:51Yani basit bir ağaç yaprağına ya da bir insana bakmak, ilahi olanı görmenin ta kendisidir.
02:57Doğayla ve evrenle tamamen iç içe olan bu felsefe, yazarımızın da kendi ruhunda çok derin bir karşılık buluyor.
03:03Hatta yazarımız bu devasa felsefeyi alıp kendi sanatıyla şu iki dizelik şiirde mükemmel bir şekilde birleştiriyor.
03:11Baktığım her yerde, şeyde seni görürken, nasıl derim birsin sen?
03:16Kısacık ama asırlar öncesinden gelen felsefi bir doktrinin günümüzde bir sanatçının ruhunda nasıl yankılandığını o kadar net özetliyor ki.
03:24Gerçekten çok etkileyici.
03:26Peki, Spinoza'nın bu soyut felsefesi günlük hayatta bizim ne işimize yarayacak diyebilirsiniz.
03:31İşte yazarınız tam da burada bu felsefeyi üç adımlı pratik bir rehbere dönüştürüyor.
03:361. Evrendeki her şeyin birbirine bağlı olduğunu anla.
03:392. Değiştiremeyeceğin şeyleri kabul et.
03:42Ve 3. Ki bu benim favori metaforum, yağmurun yağışını durdurmaya çalışmak yerine aç şemsiyeni keyfine bak.
03:49Enerjini doğanın kurallarıyla savaşmak için değil, ona uyum sağlamak ve pratik çözümler bulmak için harca.
03:55Hayata uygulamak için ne kadar mantıklı bir bakış açısı.
03:58Tabii Spinoza'dan çıkarılan dersler bununla bitmiyor.
04:01Yazarın altını çizdiği birkaç nokta daha var.
04:03Mesela iyi olmak, cennete gitmek veya başkalarına gösteriş yapmak için bir araç değil, kişinin kendi iç huzuru ve mutluluğu için
04:11kullandığı bir anahtardır.
04:12Ayrıca nereye gideceğinizi bilmiyorsanız, körü körüne hızlı yürümek sizi sadece yorar.
04:17Ve bence en vurucusu şu, anlaşılmayan duygu sizi yönetir, anlaşılan duygu ise özgürleştirir.
04:25Anladığımız an aslında onların kuklası olmaktan da kurtulmuş oluruz.
04:29Dördüncü bölüm Da Vinci ve Doğa
04:32Doğanın Dehası ve Bio Mimikri
04:35Yazarımızın YouTube kuyruğundaki bir diğer deha ise Rönesans'ın kalbi Leonardo Da Vinci.
04:41Tıpkı Spinoza'nın ilahi olanı bulduğu yer gibi, Da Vinci'nin o inanılmaz deha kıvılcımı da doğrudan Doğa'nın kendisinden
04:48geliyor.
04:49Bir yanda Doğa'nın kusursuz tasarımı olan Yusufçuk böceği, diğer yanda Da Vinci'nin ondan ilham alarak yüzyıllar önce çizdiği
04:56o efsanevi helikopter tasarımı.
04:58Doğanın işleyişini bu kadar yakından gözlemlemek ve bunu yepyeni teknolojilere dönüştürmek, işte bu zeka parıltısı yazarımızın Doğa'nın gücüne olan
05:07inancını adeta perçinliyor.
05:09Ve iş sadece ilham almakla kalmıyor tabii. Şu sayının bürüklüğüne bir bakar mısınız? Bin.
05:15Bu, Da Vinci'nin felsefeden mimariyeye, tıptan anatomiye kadar hayatı boyunca kafa yorduğu çizdiği projelerin tahmini sayısı.
05:23Bu devasa rakam bize sadece bir insanın çok çalıştığını göstermiyor, evrenin ve doğanın o derin gerçeklerine ulaşabilmek için ömür boyu
05:32süren o adanmışlığın ne kadar hayati olduğunu çok net bir şekilde kanıtlıyor.
05:365. Bölüm Toplumsal Eleştiri ve İnanç
05:40Tarihsel Aydınlanmadan Modern Absürtlüklere
05:43Şimdi yazarın o mutfağından mikro dünyasından çıkıp daha geniş bir perspektife bakıyoruz.
05:49Yazar bu tarihsel dehaları inceledikten sonra günümüze dönüyor ve açıkçası büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor.
05:56Şöyle bir zaman çizelgesine bakalım.
05:5815. yüzyılda Da Vinci doğadan ilham alıp devrim yaratıyor.
06:0117. yüzyılda Spinoza o derin, üniversal doğruları konuşuyor.
06:06Peki ya günümüz?
06:07Yazarın kendi tabiriyle sahte din bezirganlarının kitleleri peşinden sürüklediği, akla ziyan söylemlerin itibar gördüğü bir dönem.
06:16Yazar, insanlığın o entelektüel zirveden bugün nasıl böylesi absürt bir noktaya gerilediğine dair o derin isyanını işte bu şekilde çok
06:25net bir kıyaslamayla ortaya koyuyor.
06:27Yazarımız, kitlelerin kendi çıkarları için hareket eden, liyakatsiz ve riyakar liderleri körü körüne takip etmesini eleştirirken, kültürümüzün o çok bilindik,
06:37vurucu atasözüne başvuruyor.
06:38Kılavuzu karga olanın burnu boktan çıkmaz.
06:41Yazar bu geleneksel sözü boşuna seçmemiş tabii, yanlış kılavuzları seçen bir toplumun eninde sonunda nasıl bir karanlığa, nasıl bir çıkmaza
06:49sürükleneceğini çok tanıdık, net bir dille vurgulamak istiyor.
06:53Ve bu keskin toplumsal eleştirisini, sahte şöhret peşinde koşanların yarattığı o entelektüel çoraklığı gerçekten inanılmaz sert bir metaforla noktalıyor.
07:03Bu kafaları tarlaya gübre diye açsak, bin yıl ot bitmez.
07:07Çok sarsıcı değil mi?
07:08Yani diyor ki, bu yüzeysel zihniyet sadece işe yaramaz olmakla kalmıyor, dokunduğu toprağa girdiği ortamı bile kurutup verimsizleştirecek kadar zarar
07:17verici bir yapıda.
07:18Tüm bu zihin açıcı incelemenin sonuna gelirken, yazar topu doğrudan bize, hepimize atıyor.
07:25O basit ama inanılmaz kışkırtıcı soruyla baş başayız.
07:29Sizce de öyle değil mi?
07:30Sabah demlenen çaydan Spinoza ve Da Vinci'nin sessiz bilgeliğinden çıkıp, modern çağın kaosuna, kargaşasına ve o içi boş şöhret
07:39tutkusuna şöyle bir uzaktan baktıktan sonra,
07:42sizce de o sessiz bilgelik, doğanın rehberliği, bu çağın sağır edici yurucu gürültüsünden daha değerli değil mi?
07:49Vapurda uçan martılara atılan o bir parça simit tüm o sahte alkışlara bedel mi?
07:54Siz bu soruları zihninizde tartarken, öğrenmenin ve sorgulamanın keyfini çıkarmaya devam edin.
08:00Yepyeni metinleri, yepyeni bir gözle inceleyeceğimiz bir sonraki bölümümüzde görüşmek üzere, hoşçakalın.
Yorumlar

Önerilen