Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Bu köşe yazısı, Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasi kariyerini ve CHP içindeki liderlik değişimini sert bir dille eleştiren eleştirel bir köşe yazısı niteliğindedir. Yazar, eski genel başkanın iktidar karşısındaki mağlubiyetlerini vurgularken, onu mevcut hükümetin çıkarlarına hizmet eden bir "kayyum" figürü olarak betimlemektedir. Metin içerisinde seçim yenilgileri, parti içi kurultay süreçleri ve anayasal tartışmalar üzerinden siyasi sisteme yönelik alaycı bir yaklaşım sergilenmektedir. Yazar, halkın ekonomik ve demokratik beklentilerinin aksine, siyasetçilerin şahsi menfaatlerini ve statükoyu koruma çabalarını "Babayasa" kavramıyla hicvetmektedir. Sonuç olarak bu kaynak, Türkiye’deki muhalefet yapısını ve iktidar-muhalefet ilişkilerini sorgulayan, siyasi bir sistem eleştirisi sunmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Selamlar, bugünkü detaylı kaynak incelememize hoş geldiniz.
00:03Bakın bugün elimizde gerçekten çok sıradışı siyasi hiciv ve zehir zemberek metaforlarıyla dolu bir metin var.
00:09Mehmet Özkenderci'nin kaleme aldığı Mutlak Kemal başlıklı bu makaleyi masaya yatırıyoruz.
00:15Baştan söyleyeyim, bu incelemede kesinlikle taraf tutmuyoruz.
00:19Amacımız sadece yazarın ne anlatmak istediğini, o keskin dilin arkasında yatan asıl temaları ve iddiaları tarafsızca dejifre etmek.
00:27Yazarın kelime oyunlarından tutun da Türkiye'nin siyasi iklimine dair yaptığı o ağır eleştirilere kadar her detayı adım adım tematik
00:35bir şekilde parçalar ayıracağız.
00:37Eğer hazırsanız hemen derinlere dalalım.
00:39Yazarın bize aslında nereye götürmek istediğini tam olarak kavramak için incelemeye en sondan başlamak istiyorum.
00:46Metnin o en çarpıcı, en kışkırtıcı kapanış cümlesiyle.
00:50Diyor ki, sonuçta ataerkil toplumumuzda bir kez daha anayasa değil, babayasa kazandı.
00:56Oldukça iddialı bir laf değil mi?
00:58Aslında Özkencerci'nin tüm tezinin tek cümlelik bir özeti bu.
01:02Yazar açıkça yasal ve anayasal düzenin çöktüğünü, yerine ataerkil ve tamamen keyfi bir baba figürünün yönettiği yeni bir sistemin geldiğini
01:11öne sürüyor.
01:12Peki ama yazar bu kadar keskin, bu kadar karamsar bir sonuca nasıl uzaşıyor?
01:16Hedefinde kimler var?
01:17Gelin yazarın eleştirilerinin merkezindeki isme nasıl yepyeni bir kimlik biçtiğine bir bakalım.
01:24Birinci bölümümüz yeni bir unman ve lakapların şifresi.
01:27Yazarın kelimelerle siyasi algıyı nasıl yeniden inşa ettiğine hızlıca göz atalım.
01:33Şimdi yazarın burada kelimelerle oynama şekli gerçekten çok zekice.
01:38Metne göre Kılıçdaroğlu'nun geçmişte iktidar partisine karşı sürekli seçim kaybettiğini,
01:43hatta yazarın kendi deyimiyle sırtının yenilgilerden nasır tuttuğunu okuyoruz.
01:48Üstelik son kurultayda koltuğunu özgür özele kaybederek adeta dünya rekoru kıran bir düşüş yaşadığını iddia ediyor.
01:55İşte yazar tüm bu siyasi başarısızlık iddialarını tek bir potada eritmek için bir dönem kamuoyunda sıkça duyduğumuz Bay Bay Kemal
02:02lakabını alıyor ve onu Butlak Kemal veya Mutlak Kemal olarak güncelliyor.
02:07Biliyorsunuz Butlak hukukta geçersizlik yani yok hükmünde olma anlamına gelen butlan kelimesinden türetilmiş bir hiciv.
02:14Mutlak da kesinlik demek yani yazar aslında ne yapıyor?
02:17Siyasi arenada kesin bir başarısızlık tablosu çizerek eski ana muhalefet liderini kelimenin tam anlamıyla yok hükmünde ilan ediyor.
02:27İkinci bölüme geçiyoruz.
02:28Gizli stepne ve kayyum iddiası.
02:30Açıkçası metnin en çok tartışma yaratacak en sarsıcı kısımlarından biri de tam olarak burası.
02:36Evet gelelim yazarın kullandığı o en vurucu metaforlardan birine gizli stepne.
02:41Hani aracınızın ana lastiği patladığında yolda kalmamak için bagajdan çıkarıp taktığınız o yedek lastik var ya işte yazar bu gündelik
02:49nesneyi alık inanılmaz bir siyasi metafora dönüştürüyor.
02:52Özkenderce'ye göre eski ana muhalefet lideri aslında iktidarın en büyük rakibi falan değil.
02:57Tam tersine sistemin tıkanmasını engelleyen, iktidarın sorunsuz bir şekilde yola devam etmesini sağlayan gizli bir yedek parça.
03:04Yazarın çizdiği bu tabloda Kılıçdaroğlu yıllarca iktidar partisinin işini kolaylaştıran bir can simidi rolü üstlenmiş.
03:11Peki yazar bu devasa iddiayı havalama bırakıyor?
03:13Hayır, belirli eylemlerle örneklendiriyor.
03:16Ekranda gördüğünüz bu liste yazarın metindeki o keskin analizinin adeta omurgasını oluşturuyor.
03:22Yazar iktidar partisinin sadece devleti değil muhalefeti de kendi eliyle dizayn ettiğini iddia ediyor.
03:27Diyor ki, iktidar yüksek seçim kurulunu kullanarak anayasal kararları bile rahatça aşabiliyor.
03:32Fakat daha da ilginci, yazar iktidarın Kılıçdaroğlu'nu muhalefetin başında tutmak için özel bir çaba harcadığını öne sürüyor.
03:39Hatta onu muhalefetin üzerine adeta bir kayyum olarak atadığını iddia ediyor.
03:43Bakın bu çok kritik.
03:44Normalde Türkiye siyasetinde kayyum deyince aklımıza hemen belediyelere atanan devlet görevlileri gelir değil mi?
03:49Ama yazar bu kelimeyi alıp inanılmaz bir yere taşıyor.
03:52İktidarın kendi gizli stepnesini, muhalefetin başına atadığı tezini savunuyor.
03:57Temel amaç ne peki?
03:58Yazara göre amaç, seçimleri tek bir partinin girdiği, sonucun zaten en başından belli olduğu koca bir tiyatro sahnesine dönüştürmek.
04:06Üçüncü bölüm, mutfak ve demokrasi derdi.
04:09Burada yazar, objektifini doğrudan siyasetin üst kademeleriyle, sokaktaki vatandaş arasındaki o uçuruma, o kopuk gerçekliğe çeviriyor.
04:16Metne baktığımızda ortada adeta siyahla beyaz kadar net bir zıtlık var.
04:21Yazar, bir tarafta halkın gerçek gündemini demokrasi ve mutfak olarak özetliyor.
04:26Yani insanların temel hak arayışları ve her gün yüzleştikleri o yakıcı ekonomik geçim sıkıntısı.
04:32Ama diğer tarafa, yani siyasilerin dünyasına baktığımızda tablo tamamen değişiyor.
04:37Yazarın ifadesiyle siyasiler istiklerine kavuştukları an partisini babasının malı saymaya başlıyorlar.
04:42Halkın mutfaktaki yangını onları pek ilgilendirmiyor açıkçası.
04:45Onlar sadece kendi koltuk sevdaları ve elde ettikleri siyasi kazanımlar üzerinden büyük asılsız bir kutlama havası içindeler.
04:53Yani yazar burada siyasi sınıfın tamamının, halkın o acı gerçeklerinden tamamen koptuğunu inanılmaz acımasız bir dille eleştiriyor.
05:01Ve yazar bu kopukluğu zihinlerimize kazımak için hepimizin çok iyi bildiği geleneksel bir deyime başvuruyor.
05:07Kına yakmak.
05:08Biliyorsunuz bizim kültürümüzde ellere ayaklara kına yakmak bir sevinç, bir kutlama gösterisidir.
05:13Fakat yazarın buradaki müthiş abartı sanatına dikkat edin.
05:17Milletin bu kadar devasa dertleri varken bazı siyasilerin sadece ellerine ayaklarına değil adeta tüm bedenlerine kına yaktıklarını söylüyor.
05:25Yani tamamen anlamsız yersiz bir şenlik havasında zil takıp oynadıklarını kastediyor.
05:30Bu satırlar yazarın sadece iktidara değil muhalefetteki o koltuk sevdalılarına duyduğu öfkeyi ve onların halka karşı kayıtsızlıklarını nasıl ustaca hicvettiğini
05:40çok çarpıcı bir şekilde yüzümüze vuruyor.
05:42Dördüncü ve son bölümümüz anayasa değil babayasa.
05:46Metnin o tüm iddiaları toparlayan çarpıcı ve aterkil finaline geldik.
05:51Yeni yüzyıl Türkiye'si.
05:53Biliyorsunuz bu kavram normalde mevcut iktidarın bir ilerleme, bir şahlanış vaadi olarak kullandığı bir slogan.
05:59Fakat yazar bunu alıp adeta ters yüz ediyor.
06:03Onun kaleminde bu kavram kuralsızlığın, akıl almaz siyasi manevraların tamamen normalleştiği yepyeni bir düzenin adı haline geliyor.
06:11Yazarın o meşhur cümlesiyle burada her şey olur fakat olmaz olmaz.
06:15Yani ne demek bu?
06:17En mantıksız, en hukuk dışı, hatta siyasetin doğasına en aykırı görünen şeyler bile bu yeni düzende son derece olağan.
06:24Düşünsenize, iktidarın en büyük rakibinin aslında sistemin gizli bir parçası, bir kayyumu olması gibi akıl almaz iddialar bile bu Türkiye
06:33tablosunda artık kimseyi şaşırtmıyor.
06:35Ve işte geldik o kilit kelimeye.
06:38İncelemenin en başında bahsettiğimiz, yazarın zekice türettiği o nihai kavrama, baba yasa.
06:44Yazar, bildiğimiz anayasa kelimesini alıyor, toplumumuzun o ataerkil damarına basarak onu baba yasaya dönüştürüyor.
06:52Mesaj aslında gün gibi ortada, ortada yazılı bir hukuk kuralları bütünü olan anayasanın artık hiçbir hükmü kalmamıştır diyor.
06:59Onun yerine kimin sözü geçiyor, gücü elinde bulunduranın, parti ya da koca ülkeyi babasının malı gibi görenlerin sözünün geçtiği, tamamen
07:07şahsa bağlı, keyfi bir ataerkil sistem.
07:10Yazarın metin boyunca ilmek ilmek ördüğü o karamsar, o hiciv dolu yapı tam da bu tek kelimenin üzerinde yükseliyor.
07:17Kuralların değil, babaların sözünün geçtiği bir sistemin ta kendisi.
07:21Mehmet Özkenderci'nin mutlak kemal metnini adım adım parçalarına ayırdığımız bu derinlemesine analizimizin sonuna gelirken,
07:28yazarın o provokatif sorusunu ben de doğrudan sizlere yöneltmek istiyorum.
07:32Yazarın kullandığı gizli stepne, mutlak butlan, kayyum ve en nihayetinde o sarsıcı baba yasa gibi sert metaforlar,
07:40siyasi sahnede olup bitenleri açıklamak için sadece alaycı birer abartıdan mı ibaret,
07:44yoksa yazar, hukukun üstünlüğüyle ataerkil güç gösterisi arasındaki o ince ve giderek yok olan tehlikeli çizgiyi mi gözler önüne seriyor,
07:52anayasanın yerine gerçekten baba yasa mı alıyor,
07:55bu çarpıcı sorunun cevabını metnin bize sunduğu bu iddialar ışığında tamamen sizin kendi düşüncelerinize bırakıyorum.
08:01Bize eşlik ettiğiniz için çok teşekkürler.
08:03Bir sonraki analizimizde tekrar görüşmek üzere.
08:05Şimdilik hoşçakalın.
08:07İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Yorumlar

Önerilen