00:00Herkese merhaba, bugün Nazım Peker'in kaleminden çıkan ve Türk kimdir sorusunu masaya yatıran oldukça dikkat çekici bir yazıyı ele
00:06alacağız.
00:07Yazar neler söylüyor, hangi argümanları yöne sürüyor, gelin hep birlikte bakalım.
00:11Şimdi yazarın yazısına başlarken kurduğu o iddialı cümleye bir bakalım.
00:15Aslında bu tek cümle anlatacağı her şeyin bir özeti gibi yazarın derdi şu.
00:20Ona göre Türkiye'de ben Türk'üm demek zamanla o kadar zorlaştı ki neredeyse bir tabu haline geldi.
00:27Peki bu iddialı girişten sonra yazar tartışmaya nereye taşıyor?
00:31Asıl meselenin kalbine yani sorunun kaynağına inelim şimdi.
00:35Yazar diyor ki Türkiye'de herkes farklı farklı etnik kimlikleri rahatça konuşurken bir soru hep es geçiliyor.
00:42Peki Türk kimdir?
00:43İşte yazarın temel eleştirisi tam da bu noktada başlıyor.
00:47Ona göre ülkenin kurucu unsuru olarak gördüğü bu kimliğin tanımı bilinçli olarak boş bırakılıyor ve bu sessizlik en büyük sorunun
00:54ta kendisi.
00:55Yazarın çözüm önerisi ise aslında çok basit.
00:58Eğer bugünü anlamak istiyorsak geçmişe yani Türk olmanın tarihsel köklerine dönmeliyiz diyor.
01:05Hatta bu iddiasını öyle havada bırakmıyor Prof. Dr. Bahattin Öcel gibi alanında çok önemli bir ismin çalışmalarına referans gösteriyor.
01:12Peki madem soru bu yazarın bu soruya cevabı ne?
01:15Yani Türk kimdir dediğimizde nasıl bir portre çiziyor önümüze?
01:18İşte şimdi yazarın tarihsel kaynaklara dayanarak tanımladığı o ideal Türk kimliğinin özelliklerine yakından bakalım.
01:25Bakın yazarın tanımında ilk öne çıkanlar kişisel ve ailevi erdemler.
01:30Yani her şeyden önce mert olmaktan bahsediyor.
01:32Savaşta bile kalleşlik yapmamaktan, ailesine, yurduna olan o derin bağlılıktan, misafirperverlikten, emanete sahip çıkmaktan.
01:41İşte yazara göre tarihsel Türk kimliğinin temelini bu vicdan ve merhamet gibi değerler oluşturuyor.
01:47Tabii olay sadece kişisel erdemlerle bitmiyor.
01:50Yazar işin toplumsal ve siyasi boyutuna da dikkat çekiyor.
01:53Mesela özgürlüğe olan düşkünlük, emir almayı sevmeme hali, bir de zalimin karşısında durup adalet arayışı var.
01:59İlginç bir nokta da şu, kadınların toplumdaki yeri, eşit ve hatta lider olarak görülmeleri.
02:05Ve tabii o meşhur deyiş, 3 Türk bir araya gelse devlet kurar diyerek teşkilatçılığa vurgu yapıyor.
02:11İşte bütün bunlar o ideal portreyi tamamlayan diğer fırça darbeleri.
02:15Tamam, yazar tarihsel bir ideal Türk portresi çizdi.
02:19Peki, asıl soru şimdi geliyor.
02:21Madem geçmişte böyle bir ideal vardı, bugün o idealden neden bu kadar uzaklaşıldı?
02:26İşte yazar şimdi tam da bu sorunun peşine düşüyor ve bir zayıflama teşhisi koyuyor.
02:30Ve bu soruyla birlikte aslında yazar sadece bir tanımı yapmaktan çıkıp günümüze yönelik sert bir eleştiriye kapı aralıyor.
02:37Yani bu kadar sağlam özellikleri olan bir millet nasıl oldu da kendi özünden koptu diye soruyor.
02:42Yazarın bu kopuş için ortaya koyduğu bir neden-sonuç zinciri var.
02:47Dört adımdan oluşuyor.
02:48Bakın nasıl açıklıyor.
02:49Birincisi, dış etki diyor ve İngilizler tarafından kurulduğunu iddia ettiği 72 tarikata işaret ediyor.
02:55İkincisi, bu grupların sahte din öğretileri gibi ideolojik bir silah kullanarak Türkleri tarihinden kopardığını söylüyor.
03:02Üçüncüsü, bunun sonucunda günlük hayatta ve hatta isimlerde bile kendini gösteren bir Arap emperyalizmi yaşandığını savunuyor.
03:09Ve son olarak dördüncü adımda tüm bunların bir sonucu olarak bana dokunmayan yılan bin yaşasın gibi pasif, umursamaz bir zihniyetin
03:17topluma yerleştiğini iddia ediyor.
03:18İşte tam bu noktada yazar argümanını desteklemek için bir hadise atıfta bulunuyor.
03:25Kişi kavmini sevmekle kınanamaz.
03:28Yani diyor ki bir insanın kendi milletini, kendi köklerini sevmesi kadar doğal bir şey olamaz ve bu eleştirilecek bir durum
03:37değildir.
03:37Yazar, bütün bu teşhisleri, analizleri yaptıktan sonra durmuyor.
03:42Yazısını sadece bir durum tespiti olarak bitirmiyor.
03:45Aksine, çok daha ileri giderek okuyucuya güçlü ve tutkulu bir öze dönüş çağrısı yapıyor.
03:51Ve o çağrının en vurucu noktası işte bu tarihi sesleniş.
03:55Ey Türk, titre ve kendine dön!
03:58Yazar, bu meşhur sözle aslında argümanını en tepe noktasında taşıyor.
04:02Bu cümle adeta bütün makalenin manifestosu, en net çağrısı.
04:07Peki, bu kadar eleştiriden ve karanlık bir tablodan sonra yazar bir umut ışığı görüyor mu?
04:13Evet, görüyor.
04:14Umudunu tamamen yeni nesle bağlamış durumda.
04:18Ona göre bu yeni nesil, köklerine geri dönerek hem Türk kimliğini hem de İslamiyet'i yeniden asıl özüyle buluşturacak olan
04:26nesil.
04:26Ve yazar, makalesini tamamlarken son bir düşünceyle cevabını okuyucuya bıraktığı provokatif bir soruyla noktayı koyuyor.
04:35Sorusu şu, Birinci Dünya Savaşı sırasında Yahudi liderlere gidip,
04:39biz aynı soydanız, gelin Türkleri buradan atalım ve Filistin'de birlikte yaşayalım diye mektup yazanlar kimlerdi?
04:46İşte yazarın zihinlerde bıraktığı bu meydan okumayla biz de bu analizin sonuna gelmiş oluyoruz.
Yorumlar