Skip to playerSkip to main content
  • 3 hours ago
Değerli takipçilerimiz bizi izleyip takip ettiğiniz için çok teşekkür ederiz.
Dileriz izledikleriniz ilgi , alakanıza göre olup keyifli vakit geçirmenizi sağlar.
Yayınlarımızı;
https://www.youtube.com/watch?v=tmc92hm1cuw
https://jintv.net/tr/
adreslerinden,
Twitter @jintvofficial_t
Instagram jintvofficialtr
Telegram JinTvOfficial
Bluesky @jintvofficialtr.bsky.social‬
Digital Medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz

Category

📺
TV
Transcript
00:14Müzik
00:22Herkese merhabalar.
00:24Her yayın döneminde olduğu gibi baş konuklarım da birisi.
00:29Tiyatrocu arkadaşım aynı sanat çevresinden.
00:32Aysel Yıldırım bugün bizle beraber.
00:35Birazını çok iyi bilerek, birazını gerçekten merak ederek sorular soracağım.
00:39Hoş geldin Aysel.
00:40Hoş bulduk.
00:41Bir Z raporu almasak olmaz mı değil mi?
00:44Çünkü şey yani bizim evet kültür sanat topluluğuyuz.
00:48Dönem dönem oturup memleketi konuşuyoruz.
00:51Biz ne yapıyoruz onları falan konuşuyoruz ama
00:53bazen o kadar çok şeyi kaçırıyoruz ki birbirimize dair.
00:56Hani bu ayrıntılar var hayatımızda.
00:58Ben senin bu kimliğini sonradan, ben keşfetmedim sen kendin anlattığın için tabii ama
01:04bir Çerkez Aysel olarak mahalle çalışmaları yapıyorsun.
01:10Kendi şeyinin etnik kimliğine yönelik çalışmalar yapıyorsun.
01:15O nedir o dernekte bir araya geliyorsun ve tiyatro çalışmaları yapıyorsun.
01:22Biraz orayı anlatmanı istiyorum.
01:24Çünkü eminim bilmedim oraya geldim bir sefer.
01:28Kardeşi şükürler çok güzelmiş ağırlandı orada.
01:31Sayende onlarla tanışmış olduk ama şu Bağlarbaşı'ndaki derneği, orada neler yaptığınızı,
01:37biraz o dünyayı, o Çerkezler ne yapıyor orada?
01:40Biraz anlatsana.
01:42Ben, annem de babam da Çerkez benim ve işte Samsunlu'yum, Ubuh'ım ondan sonra ve
01:51yani ben köy bağlantısı da güçlü bir insanım.
01:55Yani köyümüze her sene gideriz.
01:57Evet, hep oradasındır sen.
01:58Yaşıyor annem, babam.
02:00Ondan sonra yani çocukluğumuzdan beri orayla bağlarımız çok güçlü
02:04ve yeniden keşif oldu benim için de İstanbul'da.
02:07Yeniden toplumumu keşfetsin iki buçuk senedir.
02:10Çok güzel bir çalışmanın içerisinde.
02:11Nasıl oldu? Kim sana tavsiye etti?
02:13Çünkü biz biliriz Aysel Çerkez'tir ama hani o, sen o dünyaya en azından tiyatro üzerinden,
02:19yani aile hikayeni biliriz falan.
02:22Nasıl oldu?
02:23Şöyle oldu, ben, Seteneye çalışma grubu vardı.
02:28Böyle, WhatsApp kaç kişi alıyor bilmiyorum ama yani taban sayıda işte 500 mü kişi alıyor bir grup var.
02:35Seteneye kadın çalışma grubu diye.
02:37Bir de kadınlar şif.
02:37Ondan sonra Çerkez kadınlardan sadece.
02:39Ve her türlü sanatçı olabilir, girişimci olabilir, avukat olabilir, böyle kadınlar arası
02:44muhteşem bir dayanışmanın ve böyle sohbetin, muhabbetin olduğu bir WhatsApp grubuna davet edildim.
02:49Şelale adlı, çok iyi bir gelinlikçi, kostümcü arkadaşımız beni davet etti.
02:57Ve hemen akabinde biz bir Zabel oynadık.
02:59Ve 150 kişi birden kadınlar geldiler böyle bizim bir oyunumuza.
03:04Yani ve çok beğendiler oyunu.
03:07Ondan sonra ve hep böyle bir, o günden beri birbirimizi böyle bir destekliyor.
03:12Kapalı bir grup ama ne yapsak takip ediyoruz.
03:16Biri bir şey yazdığında onu okuyoruz, yorumluyoruz falan.
03:18Yani aramızda yazarlar var, işte şeyler var.
03:21Çünkü çok farklı psikologlar var.
03:23Mesela birinin bir doktora ihtiyaç oluyor, soruluyor oraya her şey.
03:26Bir mahalle kurmuşsunuz aslında.
03:27Onlardan bir tanesi de Bağlarbaşı mahallesinde 50'li yıllarda kurulmuş.
03:33Dolayısıyla 70 küsür senelik bir dernek olan Bağlarbaşı Derneği'nde tiyatro çalışması yapmak ister misin diye sordular.
03:40Ben de tabii ki çok isterim dedim.
03:42Bakalım kimler gelecek dedik.
03:43Bir duyuru attık.
03:44Bir sürü insan geldi ve daha da çoğu sonradan da eklendi.
03:47Başta Çerkezce bir oyun yapalım diyorduk.
03:50Ben de o zaman dedim çok iyi bildiğim metinlerden biri olursa, klasik metinlerden, ben Çerkezce bilmiyorum çünkü maalesef.
03:59Huyarlayacaktınız yani.
04:01Evet, şey yani Çerkezce oynanabilir ama ben onun rejisini yapabilirim dedim.
04:05Onlarla önce oyunculuk çalışmalarına başladık.
04:08Çok sevdiler oyunculuğu.
04:09Hiçbiri oyunculuk yapmamıştı ama her çalışmadan sonra hepsi böyle inanılmaz mutlu ayrılıyordu yani çocukluğumuza dadık hocam falan diye böyle çok
04:18keyifli geldi onlara.
04:20Çünkü bence çok sahneyi seven bir toplumuz biz aynı zamanda.
04:24Çünkü sanatla büyüyorsunuz değil mi?
04:26Çerkezlerde o özellikle yani dansı öğretmek.
04:30Herkes çocukluktan başlıyor, dans öğrenmeye başlıyor.
04:33Değil mi?
04:34Evet.
04:34Yani o acayip bir şey.
04:36Çok performatif bir kültür.
04:38Evet evet tam olarak öyle.
04:39Yani ilk andan itibaren çocuklar şu kadarcıkken parmak ucunda böyle dans etmeye falan başlıyorlar.
04:45Ben de inanamıyorum ya da o yani bedenler, beden politikaları, dans böyle aslında onlar üzerinden çok fazla kuruluyor.
04:52Onlar üzerinden çok fazla kadınlık, erkeklik, o kadınla erkek arasındaki ilişki, toplumda büyüklere karşı ilişki, dans etme, müzik yapma, sürekli
05:01bir performans halinde olma, seyredilme ama seyretme.
05:05Bu çok içinde olan bir şey.
05:07Dolayısıyla oyunculuk da onu çok tamamlayan bir şeye dönüştü bence.
05:10İnsanların da çok içinde kalmış bir şey.
05:11Çünkü senelerdir yapılmıyormuş.
05:14Sonra da biz cimriye başladık.
05:16Sonra da Türkçe yapmaya, Türkçe-Çerkezce yapmaya karar verdik.
05:19Çünkü çoğu insan maalesef ana dili bayağı zayıftı.
05:23Ama bunu da bir...
05:23Çerkezlerde de mi öyle Aysel?
05:25Çerkezler biraz daha kapalı yaşıyorlar ve ana dili çok önemsiyorlar.
05:29Daha doğrusu kültürü çok önemsiyorlar.
05:30Ve dans gibi ben dili de öyle düşünüyordum.
05:35Anladım.
05:36Bütün memleket de olduğu gibi.
05:37Maalesef şöyle bizim kuşak itibariyle köyden bir kopuş ve göç bizim annelerimizin kuşağında başladığı için
05:42annelerimiz ya da babalarımızdan biri biliyorsa evde konuşulmuyorsa şehirde unutuluyor.
05:46Çünkü...
05:47Tamam.
05:47Şehirle alakalı bir şey.
05:48Yani devletin eğitimi içerisinde ana dili eğitimi yok.
05:51O yüzden de çok ciddi bir asimilasyon.
05:54Aslında Çerkezler için de söz konusu.
05:56Ve dilini kaybetmek yani çok da acıtıcı bir şey bence pek çok Çerkezler için.
06:01Çünkü kimliğin ana kurucu unsurlarından biri.
06:05Hem bunun acısını yaşıyorlar ve derneklerde bir yere kadar getiriliyor şey.
06:10Ama sosyal hayatta ne kadar kullandığın...
06:13Konuşmayınca.
06:14...ya da çok küçüklükten öğrenip öğrenemediğin çok belirleyici oluyor.
06:17Yani şundan söyledin çok önemli Aysel.
06:21Hani memlekette belli başlı kimliklere baskı varmış gibi ama bu asimilasyondan aslında hepimiz etkileniyoruz.
06:29Yani Çerkez...
06:30Çünkü ana dilde eğitim yok dediğin gibi.
06:32Çok önemli bir şey başlık bu.
06:33Hani hep Kürtçe ana dilde eğitim üzerinden...
06:37Evet yani özellikle bunu dile getirmesi Kürt arkadaşlarımızın, Kürt entelektüellerin ya da işte başka ne...
06:44Lazca refikaların yaptığı çok önemseyip Lazca eğitimler için çocukları şey yapmaları, atölyeler yapmaları falan.
06:52Ama ben Çerkezleri mesela hiç düşünmemişim.
06:55Oysa bütün memleket etkileniyor bu ana dilde eğitim yoksunluğundan.
06:58Değil mi?
06:59Bu yüzden çok önemli.
07:01Dernekler de yetmeyebiliyor dolayısıyla.
07:03Evet, evet maalesef.
07:05Yani oradaki şey de çok enteresan.
07:08Tarihsel hafıza da çok enteresan.
07:11Mesela hani bu topraklarda çok fazla sürgün, göç, soykırım konuşuyoruz falan ama 1864'te aslında ilk soykırım.
07:20Çerkezlere, yani soykırımlar yüzyılı diyoruz ya aslında o döneme.
07:23Aslında orada başlıyor diye geçenlerde bir aydının, bir yazarın söylesine rastladım.
07:29Bana doğru geldi gerçekten.
07:33Ve bu acı da çok şey.
07:35Mülteci bir toplum ama Osmanlı'nın kucak açtığı, isken politikalarıyla bir yerlere yerleştirilen, sonra orada kök salmaya çalışan, burada bu
07:42topraklarda kök salmaya çalışan, bir yandan kimliğini korumaya çalışan, muhafaza etmeye çalışan, bir yandan da mülteci olduğu bu topraklarda bir
07:49kimlik ve bir yer edinmeye çalışan bir toplum.
07:52Bütün bunların karmaşasını yaşayan ama buna rağmen kendi arasında o sıcaklığı ve dayanışmayı kurmaya çalışan bir toplum.
08:02Yani o açıdan beni çok mutlu etti bu çalışmanın içerisine.
08:05Sen de kendini buldun.
08:06Yani biraz daha, hani Aysel'in birçok kimliği vardır ama bu kimliğini mesela birazcık daha pekiştirdin herhalde değil mi?
08:12Kesinlikle.
08:12Yani benim soyum böyledir diyordun ama şimdi bir tiyatro yapmak birlikte, nasıl geçti Cimri Moliere?
08:18Şimdi çok güzel geçti ve ilk çok anlamlı bir şey oldu, kültürel çoğulcu tiyatro günlerini biz her sene yapıyoruz ya,
08:27İstanbul Amatör Tiyatro Günleri çerçevesinde.
08:29Yani gerçekten bir sürpriz gibi oldu Çerkezler.
08:32Şimdi biz hani Kürt tiyatrolarını ağırladık, Ermeni tiyatrosu, bu topraklarda tiyatronun kurucuları, Ermeniler yine bunlar hep böyle ya da işte
08:40Musevi tiyatrocular, çok kapalı cemaatler hepsi.
08:45Çerkezler de öyleydi ama böyle Boğaziçi'nde, Demirdemirgil tiyatro salonunda böyle işte Çerkezkalarıyla, işte Yamçılarıyla böyle gelip orada Çerkezce, Cümre,
08:59Çerkezce Türkçe, Cümre'ye oynamaları yani çok güzel oldu.
09:04İnsanlar için de böyle bir sürpriz oldu bence.
09:07Yani o dernek ortamından çıkıp ilk defa o seyirciyle karşılaştıklarında ve çoğu sıcak tepki aldıklarında bence arkadaşlarım için de çok
09:17iyi oldu.
09:17Ama kültürel çoğulcu tiyatro günlerinin amacı, hedefi o değil mi?
09:20Yani kendi içine kapanmış ya da kendi içinde bir şekilde döndüren kültür sanat faaliyetlerini insanları değil mi?
09:28Herkesle buluşturmak.
09:30Bence o anlamıyla çok güzel bir şey yapmışsınız.
09:34Yani kapalı.
09:35Çünkü evet ya bizim kafamızda belli şeyler var, duvarlar var.
09:39Yok canım falan.
09:40Ben de oraya geldiğimde işte o derneğe geldiğimde şeyi gördüm.
09:43Bir sürü şeyi bilmiyorum.
09:45Birkaç Çerkezçe şarkı söylemişim.
09:47Vokal yapmışım.
09:48Tamam.
09:48Ama o eğlence ortamı, o erkeklerin erkekler korusu, mahalle korusu acayip güzeldi.
09:55Danslar çok güzeldi.
09:57Hani kafamızda şey klişeler var, erkekler böyle serttir, kadınlar hep süzülür.
10:01Yok kadınlar çok acayip danslar yapıyorlardı.
10:03Çok böyle şey, aksiyonlu falan çok güzel danslar vardı.
10:07Yani hepimiz için şey ya, o duvarları yıkmak için yapmak gerekiyor sayeden böyle şeyler.
10:12Hep deriz ya mahalle çalışmaları.
10:14Sen bunu yaptın.
10:15Birkaç sene aldı.
10:16Değil mi? Yani gitmek ve o ortamlara girmek.
10:20Çünkü yani metropol kültürü içerisinde öyle odalar var.
10:25Bir takım yani ayrı kompartımanlar içerisinde yaşıyoruz ama orası o kadar canlı ve zengin bir dünya ki
10:32o derneğin kapısına içeri girdiğinizde anlıyorsunuz.
10:35Ve kardeş türküler konuk olduğunda bence onlar için de çok güzel bir karşılaşma oldu.
10:40Bizim için de, hani ben hem oradan hem buradan konuşuyorum ama...
10:42Evet, teymiş. Sen iki yönlü bakıyordun onlara.
10:44Çok, ben de böyle hani çok mutlu oldum çünkü bir takım kapıları çok fazla blokajı kaldırdı bence.
10:51Kesinlikle. Doğru söylüyorsun.
10:53Sonra oradan şeye geçelim mi Aysel?
10:55Ben şimdi daldan dala başladım atlamaya.
10:57Burayı sayden çok merak ediyorum.
11:00Sen nasıl gözlemlerden başladı bu ilişki falan.
11:02Uzun uzun konuşmamıştık seninle.
11:04Geçenlerde Ömer Farukurhan dördüncü yıldaydı Ömer abimizin.
11:09Orada da tiyatro, kolektif oyunlaştırma, yanlış söylemiyorum ama o atölyenin sonucunu bizle paylaştınız.
11:16Ben çok çok eğlendim.
11:18Özellikle hani anlatım kısmı biraz uzun sürdü.
11:21Ama şey kısmı çok güzeldi.
11:23Sahnede hem çalışanlar tiyatrosu yani amatör tiyatrocuların bir tema itirafında oyun yazması değil mi?
11:33Onun sahnelenmesi.
11:35Biraz o şeyi anlatsana.
11:37Ne yapıyorsunuz siz orada?
11:40Biz şimdi zaten Ömer abimiz çok yani önemli bir akıl hocamızdı bizim.
11:45Tabii ki.
11:45Hani çok büyük bir bence barış aktivistiydi.
11:48Ve bu senede Ömer Farukurhan kültür sanat günleri olarak örgütlüyoruz ya anlıyoruz.
11:55Evet evet.
11:56Ömer abinin istediği gibi bunu bir tematik bir şeye.
11:59Evet.
12:00Onu anmak değil aslında buluşma vesilesi olması.
12:03Evet.
12:04Bu da bu sene barış temasıyla yapıldı dolayısıyla.
12:07Biz de şey yapalım dedik.
12:09Ömer abinin tiyatro literatürüne kattığı çok önemli bir metot bu.
12:13Kolektif oyunlaştırma.
12:14Çok da güzel bir şey.
12:15Yani bir yazarın vicdanından ve aklından geçerek değil de bir oyunun bir topluluğun bir kolektifin aklından ve vicdanından geçerek sahneye
12:23taşınması.
12:24Bunu aslında hepimiz değil mi?
12:25Müzikte de, dansta da, tiyatroda da hep örnek almaya çalışıyoruz.
12:28Yani buradan hareket etmeye, işi mutfağında çok fazla insanın olması.
12:32Aynen.
12:32İşte evet Kardeş Türküler projesinde zaten.
12:36Biz bu şekilde oyunlar da yaptık Ömer abi yaşarken kendisinin danışmanlığında.
12:41O buna çok kıymet verirdi.
12:43Ve bir öyküden yola çıkarak herhangi birimizin anlattığı, anlatı değeri taşıyan herhangi bir öyküyü birlikte değerlendirip,
12:50sonra işte vukuatlarını ayırıp, tiyatral konuşacağım biraz ama, sinopsisini çıkarıp,
12:57sonra birlikte sahnede onu doğaçlamak, sonra birlikte değerlendirmek, sonra yeniden bazı dramaturgik tartışmalar çerçevesinde yenilemek ve sonra onu seyirci karşısına
13:07çıkarmak gibi.
13:09bir serüven bu, yani çalışma.
13:11Çok da güzeldi. Biz ikisinde de iki tane, değil mi gösterdiniz yanlış hatırlıyorum.
13:15İkisinde de yani ben şimdi şey gibi, çok eğlendik demeyeceğim sadece de yani gülerken düşündük. Bu da komik oldu.
13:24Ama her türlü şey vardı yani.
13:25Yani çok enerjik bir şey vardı ve bu şeyi de söylediniz ya çok kısa sürede hazırlanmış.
13:30Yani demek ki çok kısa sürede de çatısı sağlam olunca, birlikte yapınca, kolektif bir ürün olunca çok güzel şeyler çıkabiliyor.
13:39O günde, bir günde aslında şöyle oldu. Önceden katılımcılardan, İstanbul Amatör Tiyatro günlerini örgütleyen gruplardan,
13:50katılımcılar, her gruptan ikişer katılımcıyla, 19 katılımcıyla falan, 19 tane hikaye geldi bize.
13:57Önce hikayede topladınız.
13:58Barış'la ilgili bir anlatı yazmalarını istedik ve onlardan üçünü seçtik. O gün o üç anlatı, üç gruba ayrıldı ve
14:07değerlendirmeler yapıldıktan sonra,
14:09doğaçlandı. Sonra üzerine konuşuldu ve ayrıldı ve gerçekten çok keyifli bir iki saatte o çalışma tamamlandı.
14:17Sonra da Barış'la ilgili anlatılardı bunlar. Bu kısmı önemli çünkü Ömer abinin anması için de bu sahneleri sergilemeyi çok
14:27istiyorduk.
14:27Çünkü Ömer abinin kuramıyla, yöntemiyle bir şey yapacaktık, bir çalışma yapacaktık ve Barış'la ilgili olacaktı bu.
14:35Daha da enteresanı şu oldu, Barış dediğimiz şey aslında birlikte bir yola çıkmak,
14:42birlikte bir şeyi konuşmak ve var etmek, polemiklerden ve şeylerden, tartışma şeyinden,
14:48çatışma kültüründen uzak bir şekilde bir şeyi var etmeye çalışırken en rahat kurabildiğimiz şey Barış.
14:54O manada tartışma, farklılıklarınla bir dile getirme, farklı görüşleri alma ve tamamen eşit bir zeminde bu hikaye ile tartışma,
15:05tahneleme. Evet, bunu belki de işte o sayede yani Ömer abinin çünkü tiyatroya bakışı falan da çok demokratik ve şeydir,
15:16demokratik katılımcı modele ve kültürel çoğulculuğa.
15:19Bizim en çok kullandığımız laflar, ben de hemen anlıyorum.
15:22Anlaşılıyor çok.
15:23Ama zaten bu demek ya hani sonuçta kültürel çoğulculuk ne demek?
15:26Benim bugüne kadar, Aysel Yıldırım olarak getirdiğim 45 yaşına, 46 yaşına kadar getirdiğim bir kültür var, bir şey var,
15:33bir hayata bir bakışın var ve senin de başka bir bakışın var.
15:37Bunlar bir arada buluşabiliyor mu?
15:39Ve birbirine kapılar aralayabiliyor mu?
15:41Çatışa da bilir, bizlerde bir şeyleri dönüştürüp ortaya bir şey koyabiliyor mu?
15:45Bir arada yaşayabiliyor mu?
15:47Onun tam bir denemesi oldu o iki saat.
15:50Ondan sonra da bir hatırlama provası yapıp o gün sahneye çıktık o iki hikayeyle.
15:56Bir tanesi Ahmet Şehir Tiyatrosu'ndan Hamdü Sena arkadaşımızın anlattığı bir ilkokul hikayesiydi.
16:04İlkokulda bir işte Zazaki, Anadil Zazaki, Zazaki bilen bir çocuk olarak önce kurmancıya adapte oluştu, sonra da ofis semtine taşınıyorlar
16:12daha zengin bir semte.
16:14Orada ilkokulda yaşadığı, sınıfta yaşadığı bir ayrımcılık sınıf, komik bir hikayeydi.
16:21Öbürü de yine Tekirdağlı, pardon, bir sınıf öğretmeni olan bir arkadaşımızın yine sınıfta, Anadil Kürtçe olduğu halde, Türkçe konuşulduğu için
16:32ilkokulda,
16:34Kürtçe'yi aksanı yüzünden, Türkçe sınıfındaki Kürtçe'yi aksanı yüzünden uğradı.
16:39Ayrımcılığa ve ona öğretmenin müdahale edip sınıfta böyle tepedenilmeci bir şekilde barış tesis etme çabası karşısında bir şekilde o kavgada
16:48çocukların oyunla birlikte hocaya da karşı çıkarak bir şeyi kurması.
16:52Bu oyunlarda şey güzeldi, sen zaten oraya geleceksin ama ben aralarda seyirci olarak dayanamıyorum. Hemen hissettiğim şeyi söylemek istiyorum.
17:00Şimdi hani hep konuşuyoruz ya programlarda da barışı bir şekilde en doğal haliyle, yani barış ne demek? Siyasetin dilinden bir
17:10arındırarak, televizyon medya dilinden arındırarak aslında ne anlıyoruz?
17:15Bu oyunlar çok, o yüzden hani çocuk gözüyle, çocuk diliyle, ikisinde de vardı o, çok basit bir şekilde gündelik hayatta
17:23ne anlama gelebileceğini, aslında huzuru çağıran bir şey ya, peace yani sonuçta huzur, onu çok güzel veriyordu, o yüzden çok
17:33kıymetliydi bir de.
17:34Bir de ironik bir şeyle, yani gündelik hayatta karşılaştığımız o şiddetle dalga geçme biçimi, onunla mücadele biçiminin aslında şey olması,
17:43hani böyle kavga gürültüyle değil de başka türlü yollarla bir arada yaşamanın bulunabileceği.
17:49Oraya da ikisi de çok güzel şeyler veriyordu, ipuçları veriyordu, o yüzden güzeldi ama sen şimdi anlat.
17:55Ya ben seyirci olarak hislerimi söyleyeyim dedim de.
17:57Evet ya, çünkü sanırım şeyden geliyor, kendi başlarından geçen hikayelerdi bu arkadaşlarımızın.
18:07Gündelik hayatta aslında o kadar çok şeyle karşılaşıyoruz ki ve genelde de çatışmak üzerinden kurguluyoruz, ayrışmak üzerinden, yabancılaşmak üzerinden, birbirini
18:17bastırmak üzerinden kurguluyoruz.
18:21Ama yakından baktığında bir sürü açık kapı var. Bir kişinin farklı yönde bir şey yapması olayı tamamen tersine çevirebiliyor.
18:30Mesela gelen hikayelerden biri de şeydi, markette işte annesiyle Kürtçe konuştuğu için işte telefonda, o gün de Ahmet spor maçı
18:42kazanıyor.
18:43Öyle mi?
18:43Birden böyle annesiyle Kürtçe konuşmaya başlıyor. Kasiyer bir yandan kuyruk uzuyor. Kemalizde bir tane işte tezimiz var.
18:51O rahatsız oluyor konuşmadan ama bir yandan da çünkü işler aksıyor falan gibi. Çünkü yeterli çalışan yok markette gider.
18:56Bu gerçekten yaşanmış bir şey anlatıyorsun değil mi yine?
18:59Biraz kurguda mı?
18:59Evet, evet. Kurgusal, yarı kurgusal, yarı yaşanmış. Tekirdağ hikayesi gelmişti.
19:04Mesela burada bu gündelik hayatın içerisinden anlar. Öyle de yaşanabilirdi, bu da yaşanabilir gibi. Böyle hani oradaki ayrıntılara odaklandığımızda biz
19:17de mesela metroda giderken böyle bir şeyler geliyor başımıza.
19:23Tabii ki neler gözlemliyoruz.
19:24Evet, neler gözlemliyoruz. Ve onlara nasıl tavır üretiyoruz?
19:27Bazen sessiz kalıyorsun, müdahil olmuyorsun. Oysa olman gerekiyor falan. Ben onu çok yaşıyorum mesela. Sustum. Tamam sen devam et.
19:35Yok yok. Ben de tam köşe başı tiyatrosunu sen de tarif ettiğin için gayet keyifle dinliyorum şu an söylediğin şeyi.
19:43Çünkü Brecht de köşe başı tiyatrosunu tam olarak böyle tarif eder.
19:46Bir köşe başına bir insan ya da bir kamera, şu kamerayı yerleştirsek aslında gün içerisinde mutlaka bir şeyler girer o
19:56kadrajın içerisine.
19:58Yani onun gibi biz de aslında gündelik hayatta çok fazla şeye şahit oluyoruz.
20:02Bir metroda ya da işte bir sınıfta ya da bir iş yerinde ya da işte evimizin içinde olan biten her
20:11şey aslında hayatımızdaki bu kavga, dövüş ya da barış ya da işte sürtüşme.
20:20Bütün bunların yaşandığı ve bizim şahit olduğumuz ya da dahilimizin olduğu anlar barındırıyor.
20:26Biz bunlara nasıl bakacağız? Yoksa gerçekten hep bir siyasi proje olarak getiriliyor olabilir bizim bu yani 30 yıllık süreçte.
20:37Biz nasıl içinde rol alacağız?
20:38Nasıl içerisinde rol alacağız ve nasıl katkı sunacağız meselesi ya bizim için birazcık barış meselesi.
20:46Tam da şu anda sürekli konuştuğumuz şey.
20:47Hem vatandaşlar olarak.
20:49Dolayısıyla insanlara şey dediğimizde hani bize barış dediğimizde aklınıza gelen hikayeleri bir öykü anlatın dediğimizde yani çok kurgusal şeyler de
21:00geldi.
21:01Ama onların içerisinden gerçekten bu yaşanmış hikayeler çok fazla şey barındırıyordu ve bence herkesin böyle hikayeleri var.
21:09Biraz daha yakından bakmaya ve anlamaya ve hayatı biraz öyle yaşamaya ihtiyaç var.
21:13Çünkü hep şu ana kadar sanki barışa çok yani barış bir top yermiş gibi yaklaşırsınlar.
21:18Ve yukarıda bir yerde sanki.
21:20Oysa hayatımızın içerisinde birçok fırsat yakalıyoruz değil mi?
21:24Barışa yaklaşıyoruz sonra uzaklaşıyoruz falan.
21:27Bir şey yani çok ciddi bir mücadele dönüyor birlikte yaşamaya dair.
21:31Evet az önce anlattığımız yani dernekteki misafirliğiniz bile bence çok güzel bir barış projesiydi.
21:37Kesinlikle.
21:37Çok güzel bir barış buluşmasıydı.
21:39Çünkü yani çok birbirini tanımayan ama aslında birbiriyle buluşmayana kadar ihtiyacı olan iki topluluğun yan yana gelmesi.
21:45Bu herkese çok iyi geliyor değil mi?
21:47Sonra arkadan bir sürü şey konuşuluyor.
21:49Ne kadar enteresan, ne kadar güzeldi, ne kadar sıcak karşılandık falan.
21:53Biz bir sürü şey konuştuk böyle.
21:55Niye uzak durmuşuz?
21:56Niye üç tane şarkılarını öğrenmişiz şimdiye kadar?
21:5890'larda çok derneklerle buluşmuştuk ama sonra gerçekten bir soğuduk.
22:03Ara girdi.
22:04Kendi işlerimize gömüldük falan.
22:05Kendine dönmek çok tehlikeli.
22:07Kendi işlerine, kendi dünyana dönmek.
22:09Biraz sayden yine tekrar şeye ihtiyacımız var.
22:13Böyle bir etrafımıza bakmaya biz kimiz, kimlerle beraber, kimler iç içe yaşıyoruz?
22:17Yaşamamız gerekiyor çünkü.
22:19Bunu öğrenmek gerekiyor.
22:20Şimdi program biraz kısa Aysel.
22:23Biz seninle daha laf lafı açardı ama şimdi provaya gideceksin mesela.
22:27Bahar noktası yine bizim kültür sanat çevresinde bir şu anda çalışıyor olduğunuz, şu anda işte provalarını yapıyor olduğunuz.
22:34Çıkacak bir şey.
22:35Çok kısa onu bir anlat ve ne zaman çıkacak haberdar edelim izleyiciyi.
22:40Sonra da toparlayalım.
22:42Bahar noktası A Midsummer Night's Dream, Shakespeare'in.
22:45A Midsummer Night's Dream adlı oyununun Can Yücel tarafından muhteşem bir şekilde Türkçeleştirilmiş çevirisi.
22:51Can Yücel ipliğine Türkçeleştirilmiş diyoruz değil mi?
22:54Evet, Türkçeyi.
22:54Çok güzel çünkü gerçekten Türkçenin bütün o kendine has deyimleri, her şey giriyor işin içine.
23:00Evet yani bir Shakespeare oyununu bir İngiliz topluluğundan izlerken ya nasıl güzel bir dil bu diyorsanız,
23:08Can Yücel çevirisini oynarken de ben ne kadar güzel bir dil konuşuyorum.
23:13Değil mi?
23:13Bu çok güzel Türkçe bir oyun gibi hissediyoruz biz ve çok eğlenceli, yani böyle tatil gibi oyun demişti arkadaşım bize.
23:22Gerçekten çok böyle güzel bir oyunu Shakespeare'in.
23:26Ondan sonra ve biz bu oyunu aslında Shakespeare bir soylunun düğünü için yazmış ve sarayda oynanmış.
23:34Saray için yapıldığını düşünüyor.
23:36Bizim oyunumuz da farazi bir ülkede ama sarayda oynanan bir oyun.
23:42Sarayda diktatör, başkan düğünü için yeniden şey yapıyor, oyunu sipariş ediyor ve memleketin 30 yıllık işte muhalif topluluğu da seneler
23:55sonra tekrar buluşuyor,
23:57bir araya geliyor ve tekrar başkanın düğününde bu oyunu oynuyorlar.
24:03İkinci kez evleniyor başkanın ikinci baharı.
24:06Ve eskiden hayran olduğu bu topluluğu düğünü de görmek istiyor.
24:10Ama tabii olayın C.M.Zülevvel mi denir?
24:13Var çünkü seneler içerisinde topluluk, yani başkan diktatörleşmeye başladıkça topluluk dağılmış,
24:19kimi sürülmüş, kimi içeride, kimi işte şey ölmüş, vefat etmiş falan.
24:23O bir şekilde tekrar toplanıyorlar ama hepsinin kendi bagajları var.
24:28Çünkü 20 sene önce bu oyunu çok beğenen başkan artık başka türlü bir insana dönüşmüş ve bunlar da yine de
24:35oyunu oynuyorlar.
24:36Fakat oyun sonunda karakterlerden bir tanesi öyle bir rest yapıyor ki sahnesine vuruluyor ve sonra da başkan da kalp krizi
24:48geçiriyor.
24:51Korkudan.
24:51Ama bunun üzerine bütün şeyler, oyuncular soruşturmaya alınıyorlar.
24:57Çok bir spoiler verdim acaba.
25:00Ama işte merak böyle uyanıyor.
25:02Şimdi izlemesin mi seyircilerimiz?
25:04Merak edecekler.
25:05Evet, evet.
25:05Hele o bilinmeyen ülke şey her zaman çok iyidir.
25:09Evet.
25:09İyi bir buluştur.
25:10Sanat çünkü yani bazen sorularını böyle sorar, itirazlarını böyle yapar.
25:17Her türlü yolu var yani sanat yapmanın.
25:19Evet.
25:20Çünkü bu baskıcı yönetimler de bütün ülkelerde yayıldı.
25:24Ve sanatın aslında burada işlevini de tartışan bir oyun.
25:28Çünkü bir tek yani 80 darbesinde Can Yücel bu oyunu Başar Sabuncu'nun da yönettiği Tepebaşı sahnesi için çeviriyor.
25:3880 darbesi oluyor oyunun premierinden bir gün önce falan.
25:42Ve sonra şey geliyor, premier erteleniyor ama askerler falan geliyorlar böyle oyunu izlemeye.
25:47Ama oyunda sansürleyecek bir şey bulamıyorlar.
25:50Çünkü oyunda sansürlenecek bir şey yok yani Shakespeare'in.
25:53Muhteşem bir oyunu.
25:54Ve o dönem her şey yasaklanıyor.
25:57Bir tek bu oyun yasaklanamıyor.
25:59Ve kitleler için 80 darbesinde bir toplaşma alanı haline geliyor Tepebaşı deneme sahnesinde.
26:04Sanat bulur yolunu.
26:05Evet, evet.
26:06Ve hani bütün o engelleri ve yasakları aşan bir yanı var.
26:09Çünkü çok muhteşem bir hikaye var.
26:11Ve hani o siyasi söylemlerin yasaklarının ötesinde.
26:15Tabii ki Cuntaşe'yi yapıyor.
26:17Yönetmeni içeriye atıyor.
26:18Başar Sabuncu'yu başkası yönetiyor.
26:21İşte Beklenalgan yönetmeni.
26:23Oyunculardan birini içeriye atıyor.
26:26Yine başkası oyunculuk yapıyor.
26:28Metin Deniz sahne tasarımcısı oyunculuk yapılıyor.
26:31Muhteşem de bu hikaye.
26:33Biz buradan etkilenmiştik.
26:34Yani baskıcı bir yönetimin altında sanat yapmaya devam eden ve bahar noktasında oynayan bir kumpanya fikrinden yol açıldı.
26:41Çok güzel de yol gösteren bir çalışma olduğunu söyleyelim.
26:45Aysel bitirdik.
26:46Tamam.
26:47Çok güzel şey.
26:47Bak yine bir sürü şey öğrendim senden.
26:49Toplantılar yetmiyormuş değil mi?
26:51Evet ben de çok mutlu oluyorum.
26:53Çünkü diyorum ki artık ileride böyle 60'lı 70'li yaşlarında.
26:58Bak bak o sene ne yapmışız.
27:00O sene nasıl görünüyormuşum.
27:01Bak şöyleymişiz Fergel böyle.
27:03Senin ciddi bir arşivin olmaya başladı.
27:06Evet neler yapıyormuşuz neler yapıyormuşum ya da neler konuşuyormuşuz.
27:10Çok teşekkür ederiz Aysel'cim.
27:12Yine koştun geldin prova öncesi.
27:14Güzel geçsin prova.
27:16Güzel bir oyun çıksın.
27:17Hep beraber izleyelim keyifle.
27:19İnşallah çok teşekkürler.
27:20Evet sevgili izleyiciler bir programından sonuna geldik.
27:23Gelecek hafta yine güzel bir konumla karşınızdayım.
27:26Görüşmek üzere.
Comments

Recommended