Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Bu metin, Nadim Macit tarafından kaleme alınan ve Türkiye’deki aydın tipleriniiki tarihsel kıssa üzerinden inceleyen bir eleştiri yazısıdır. Yazar, Bizans’ı korumak için dua eden Cibali Baba örneğiyle, dış güçlerin çıkarlarına hizmet eden ve milli değerlere yabancılaşan etki ajanlarını tarif etmektedir. İkinci olarak, okunan fermanın içeriğinden habersiz şekilde ezbere dua eden Arif Efendifigürü üzerinden, liyakatsiz ve dünyadan kopuk medya figürlerieleştirilmektedir. Kaynak, bu tür aydın yaklaşımlarının toplumsal kimyayı bozduğunu ve milli birliği tehdit eden bir stratejik manipülasyon aracı olduğunu savunur. Sonuç olarak yazar, toplumun ve özellikle gençliğin bu tahrik dolu oyunlara karşı basiretli olması gerektiğini vurgular.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Şu gündemdeki bitmek bilmeyen, kafa karıştıran tartışmalar var ya, onları anlamak için bu defa anahtarı geçmişte arayacağız.
00:09Prof. Dr. Nadim Macit'in ortaya koyduğu iki tarihi karakter üzerinden günümüzü okumamızı sağlayan çok ilginç bir çerçeveye bakacağız birlikte.
00:18Ya hani ekranlarda, sosyal medyada falan bir tartışma izlerken hepimizin aklına gelen o soru var ya, bu nasıl olur?
00:26Nasıl olur da biri kendi toplumunun çıkarına bu kadar zıt şeyler söyler ya da hiçbir anlamı olmayan sloganları durmadan tekrar
00:34eder durur?
00:35İşte bu kafa karışıklığının arkasında yatan o dinamitleri bu analizle beraber gelin bir deşifre edelim.
00:41Peki yolculuğumuzda neler var?
00:44Önce iki tarihi arketipin hikayesine dalıyoruz, sonra bu karakterlerin günümüzde kimlere benzediğine, yarattıkları asıl tehlikenin ne olduğuna bakacağız
00:53ve tabii en sonunda da bu işin içinden nasıl çıkarız önerilen formül ne onu konuşacağız.
00:59O zaman hadi başlayalım.
01:01Prof. Macit'in yaptığı şey aslında çok zekice.
01:05Günümüzün o karmaşık figürlerini anlamak için bizi alıp Osmanlı tarihine götürüyor
01:09ve önümüze iki tane çok basit ama bir o kadar da güçlü hikaye koyuyor
01:14ve bu yaklaşım inanın sanki böyle sisli bir havada önümüze bir projektör tutulmuş gibi her şeyi netleştiriyor.
01:21Ve işte karşımızda ilk arketipimiz Cibali Baba.
01:26Yani en basit tabiriyle kendi kalesine gol atan oyuncu gibi bir şey.
01:31Ait olduğu takımın, topluluğun tam karşısında duran o kafa karıştırıcı, bu adam ne yapıyor dedirten figür.
01:38Şimdi bir saniye durup şu söze odaklanalım.
01:42Ya Rabbi gavurcuklarımı koru.
01:45Yani bir an için hayal edin.
01:47Sizin ordunuz bir şehri kuşatmış, ölüm kalım savaşı veriyor
01:51ve surların içinden biri karşı taraf için, düşman için böyle dua ediyor.
01:56İşte yazar hikayenin bütün düğümünün tam da bu akıl almaz duada yattığını söylüyor.
02:02Çünkü bu bir savaşın mantığına, ruhuna tamamen ters bir durum.
02:06Peki, ne olmuş tam olarak?
02:09Yazarın aktardığına göre olay şu.
02:11Fatih'in ordusu İstanbul surlarını dövüyor, şehir düşmek üzere.
02:15Ve o esnada surların içinde yaşayan Cibali Baba isminde bir zat,
02:19her top sesi duyduğunda ellerini açıp Bizans askerleri için dua ediyor.
02:24Sadece bu da değil, bir de onlara ekmek götürüyor.
02:27Düşünsenize, kendi tarafınızın kazanması için değil, karşı tarafın dayanması için çabalıyorsunuz.
02:33İşte paradoks tam olarak bu.
02:35İşte Profesör Macit'in yaptığı da tam olarak bu.
02:39Bu tarihi hikayeyi alıyor ve günümüze bir ayna tutuyor.
02:42Karşımıza Cibali Baba tipi aydını çıkarıyor.
02:46Kimdir bu?
02:46Kısaca şu, kendi ülkesinin, kendi toplumunun en hayati meselesinde,
02:51bir bakıyorsunuz ki karşı tarafın, hatta dış güçlerin yanında duruyor,
02:56onların ağzıyla konuşuyor.
02:58Tabii bu tanım havada kalmasın diye yazar somut örnekler de veriyor.
03:02Mesela ne yapıyor bu modern Cibali babalar?
03:04Kendi ülkelerinin aleyhine çalışan dış güçlerle aynı safta durabiliyorlar.
03:08Veya binlerce insanın canına mal olmuş terör liderlerine övgüler düzebiliyorlar.
03:13Ve en tipik olanlarından biri,
03:15ülkede ne sorun varsa faturayı belirli bir politikaya,
03:19belirli bir hükümete değil, doğrudan devletin kendisine,
03:22sistemin varlığına kesiyorlar.
03:24İşte bu davranış kalıpları bize birilerini hatırlatıyor olmalı.
03:27Gelelim ikinci arketipimize, Arif Efendi.
03:31Bu karakter bambaşka bir sorunu temsil ediyor.
03:34Hani sahnede rolü olan ama oyunun ne hakkında olduğundan zerre haberi olmayan oyuncu vardır ya,
03:41işte tam olarak o.
03:42Bulunduğu o önemli koltuğun, o büyük sahnenin ağırlığından,
03:46yaşananların gerçek anlamından tamamen kopuk bir figürden bahsediyoruz.
03:50Bu hikaye gerçekten de hem trajik hem de komik.
03:54Şöyle düşünün,
03:55yıl 1856,
03:57Osmanlı'da ıslahat fermanı ilan edilmiş.
04:00O dönemde çoğu kişi bu fermanın Müslümanların aleyhine olduğunu düşünüyor.
04:05Neyse, tören bitiyor.
04:06Şeyhülislam orada duran ve kendisiyle aynı adı taşıyan sıradan bir vaize,
04:11Arif Efendi'ye diyor ki,
04:12hadi bir dua et de bitirelim.
04:13Fermanın içeriğiyle ilgili en ufak bir fikri olmayan Arif Efendi,
04:18çıkıyor kürsüye ve bildiği, ezberlediği o standart duayı okuyuveriyor.
04:23Ya Rabbi, ümmeti Muhammed'in düşmanlarını kahreyle.
04:26Şimdi ironiye bakın,
04:28az önce ilan edilen ve düşman olarak görülenlerle barışmayı,
04:32onlara haklar vermeyi amaçlayan fermanın ruhuna,
04:35taban tabana züt bir dua ediyor.
04:37Ve en kötüsü bunun farkında bile değil.
04:39İşte yazar bu acı ironiden yola çıkarak ikinci aydın tipini tanımlıyor,
04:44Arif Efendi.
04:45Kim bu peki?
04:46Hani liyakatle, uzmanlıkla değil de,
04:49eşle, dostla, ilişkilerle bir yerlere gelmiş,
04:51medyada köşe kapmış, akademide bir ünvan almış,
04:54ama konuştuğu konunun kığısından,
04:56tartıştığı metnin içeriğinden zerre anlamayan tipler var ya,
04:59işte tam olarak onlardan bahsediyoruz.
05:01Bu davranışlar eminim size de çok tanıdık geliyordur.
05:05Nedir bunlar?
05:06Ezberindeki 3-5 tane sloganı,
05:09konu ne olursa olsun,
05:10oraya yapıştırıvermek.
05:12Belki kapağını bile açmadığı bir anlaşma hakkında,
05:15saatlerce ahkam kesmek.
05:17Kısacası,
05:18hiçbir şey bilmediği konularda,
05:20sanki her şeyi biliyormuş gibi davranıp,
05:22zaten karışık olan bir meseleyi,
05:24iyice kördüğüm haline getirmek.
05:26Peki, tamam, iki tane karakterimiz var,
05:29anladık, biri Cibali Baba,
05:30diğeri Arif Efendi.
05:31Ama asıl soru şu,
05:33bu neden bu kadar önemli?
05:34Neden bu iki tipi konuşmak zorundayız?
05:37Çünkü yazar diyor ki,
05:39asıl büyük tehlike,
05:40bu karakterlerin yaptıkları saptırma eyleminde yatıyor.
05:43Bakın, bu ayrım,
05:45bütün analizin kalbi diyebiliriz.
05:47Yazar,
05:48sapmayla saptırma arasında,
05:49dev bir fark olduğunu söylüyor.
05:51Sapma dediğimiz şey,
05:53yoldan çıkmak gibi.
05:54Gücü boşa harcamak.
05:55Ama saptırma öyle değil.
05:57O, yolu bilerek ve isteyerek bozmak demek.
06:00Gücü kötüye kullanmak demek.
06:01Ve işte bu yüzden çok ama çok daha tehlikeli.
06:04Çünkü saptırma,
06:06bir olayın özünü alıp değiştiriyor,
06:08gerçeği büküyor ve en sonunda toplumun algısını resmen zehirliyor.
06:12Yani özetle,
06:13en büyük hasar burada ortaya çıkıyor.
06:16Bu saptırmalar,
06:17yazarın deyimiyle,
06:18toplumun zihni haritasını bozuyor.
06:20Tıpkı bir navigasyon sistemini çökertmek gibi.
06:22İnsanlar artık neyin doğru,
06:24neyin yanlış olduğunu ayırt edemez hale geliyor.
06:26Her yerde bir kafa karışıklığı,
06:28bir güvensizlik iklimi hakim oluyor.
06:30Düşünün,
06:31en sisli havada elinizdeki pusulayı kırmak gibi bir şey bu.
06:35Peki,
06:35ama bu zihin bulandıran,
06:37her şeyi saptıran operasyonlar karşısında ne yapacağız?
06:40Bizim savunma mekanizmamız,
06:42kalkanımız ne olacak?
06:43Yazarın buna cevabı,
06:45tek, net ve çok güçlü bir kelime,
06:47basiret.
06:48Peki nedir bu basiret?
06:50En basit anlatımıyla,
06:51sadece bakmak değil,
06:53görebilmektir.
06:54Görünenin arkasındaki asıl niyeti,
06:56söylenen lafın arkasındaki hesabı sezmektir.
06:59Yani bir olayın gerçek yüzünü anlamak,
07:02perdenin arkasında ne döndüğünü fark etmektir.
07:04İşte yazar diyor ki,
07:06bu saptırla bombardımanı altında,
07:08vatandaşın elindeki en güçlü silah budur.
07:10Ve Profesör Macit'in şu sözü,
07:13aslında bütün bu anlatının özeti gibi,
07:16kolay harcanan insan olmamak,
07:18insanın en büyük sermayesidir.
07:20Yani ne demek bu?
07:21Başkalarının rüzgarına kapılıp savrulmamak demek,
07:24kendi aklını,
07:25kendi vicdanını bir pusula gibi kullanmak demek.
07:28İşte bir insanın sahip olabileceği en değerli şey,
07:31en büyük zenginlik,
07:32tam olarak bu.
07:34Şöyle bir toparlayacak olursak,
07:36bu analizden cebimize koymamız gereken,
07:38üç önemli şey var.
07:401- Kamuoyunu etkileyen o,
07:43Cibali Baba ve Arif Efendi tiplerini artık tanıyoruz.
07:462- Onların gerçeği bükmek için kullandıkları,
07:50saptırma yöntemine karşı artık daha uyanık olmalıyız.
07:53Ve 3- Belki de en önemlisi,
07:55her duyduğumuzu, her gördüğümüzü,
07:58kendi basiret süzgecimizden geçirmeliyiz.
08:00İşte artık elinizde böyle bir çerçeve var.
08:04Bundan sonra bir tartışma programı izlediğinizde,
08:07bir köşe yazısı okuduğunuzda,
08:09ekrandaki o figürlere eminim çok daha farklı bir gözle bakacaksınız.
08:13Kendinize şunu sorun,
08:15acaba bu izlediğim bir Cibal Baba mı,
08:17yoksa bir Arif Efendi mi?
08:19Belki de işte bu basit soruları sormaya başlamak,
08:22o büyük gürültünün, o sisin ardındaki gerçeği görmenin en önemli ilk adımıdır.
Yorumlar

Önerilen