00:00Herkese merhaba. Bugün oldukça çarpıcı ve bir o kadar da karmaşık bir metni birlikte mercek altına alıyoruz.
00:07Gazeteci Müyesser Yıldız'ın Türkiye'nin mevcut kurumsal ve siyasi manzarasına dair kaleme aldığı o çok konuşulan analizini adım adım
00:15tamamen tarafsız bir gözle çözümleyeceğiz.
00:18Bu metin siyasetin arka odalarında işleyen mekanizmaları, aniden değişen söylemleri ve devlet kurumlarının şu anki durumunu gerçekten çok sert bir
00:27dille ele alıyor.
00:28Bizim buradaki amacımız taraf tutmak değil, yazarın ne anlattığını, argümanlarının neyin üzerine kurduğunu net bir şekilde ortaya koymak.
00:36Hazırsanız bu derin siyasi labirente giriş yapalım.
00:40Bakın yazar bugünkü siyasi manzarayı özellikle de siyasi fırsatçılığı anlamamız için bizi alıp tam da 1996 yılına ait bu meşhur
00:49çarpıcı sözün kalbine götürüyor.
00:51Demokrasi bir tramvaydır.
00:53Bu söz aslında tüm bu analizin üzerine inşa edildiği temel felsefe.
00:57Yazar bugünkü kurumsal manevraları ve hedefe ulaşıldığında araçların nasıl bir anda çöpe atılabildiğini tam olarak bu mercekten okuyor.
01:05Şimdi bu felsefenin günümüz siyasetine nasıl yansıdığına dair iddialara bir bakalım.
01:09Birinci bölümümüzün başlığı iki genel başkan paradoksu ve CHP'de kurumsal felç.
01:15Hemen detaylarına inelim.
01:16Yazar şu an Türkiye'nin ana muhalefet partisini felç ettiğini öne sürdüğü bir liderlik krizinden bahsediyor.
01:23Tabi bu krizi anlamak için yazarın özellikle seçtiği çok kritik bir hukuki terim var.
01:29Mutlak butlan.
01:31Hani hukukta bir işlem baştan itibaren tamamen geçersizdir adeta yok hükmündedir ya.
01:37İşte tam olarak bu.
01:39Yazar partinin mevcut yönetim durumunun hukuken tamamen geçersiz, kaotik bir çift başlılık olduğunu iddia ediyor.
01:46İşin paradoks kısmı da tam da burada patlak veriyor zaten.
01:49Yazar çok ilginç bir tezat kuruyor.
01:51Bir yanda yüksek seçim kurulundan meşru mazbatasını almış, seçilmiş bir genel başkan duruyor.
01:57Diğer yanda ise yine yazarın kendi ifadesiyle söylüyorum, yetkisiz bir mahkeme tarafından atanmış başka bir genel başkan var.
02:05Bütün bu analizin merkezinde de işte bu iki başlı yapının yarattığı kurumsal çürüme iddiası yatıyor.
02:11Gelelim ikinci bölüme.
02:12YSK'nın bürokratik sessizliği ve bilgi edinme talebi.
02:15Düşünün, yetkili makamların bu duruma yaklaşımını test etmek için bilgi edinme hakkı kapsamında YSK'ya gidiyorsunuz ve o inanılmaz derecede
02:24basit soruyu soruyorsunuz.
02:25CHP'nin genel başkanı kimdir?
02:28Gerçekten çok doğrudan net bir soru değil mi?
02:31Peki sizce nasıl bir cevap gelmiş olabilir?
02:34Cevap yerine, inanın bana, adeta devasa bir yasa maddesi duvarına çarpıyorsunuz.
02:39Yok 2820 sayılı kanun, yok 298'ler, havada uçuşan bir sürü yasa numarası.
02:45Yazar burada, YSK'nın çok net bir tespit sorusunu, biz görüş bildirmeyiz bahanesinin arkasına saklanarak cevapsız bıraktığını, adeta ölü taklidi
02:55yaptığını iddia ediyor.
02:56Beş kelimelik basit bir cevabın, bürokrasinin dehlizlerinde nasıl kaybolduğunun şaşırtıcı bir örneği.
03:02Üçüncü bölümümüz, 128 milyar dolar vakası kampanyadan mahkeme salonuna.
03:08Kurumsal dinamiklerin nasıl çalıştığını görmek için, yazar bizi hepimizin çok iyi hatırladığı bir sürece götürüyor.
03:14Bu zaman çizelgesi gerçekten çok şey anlatıyor.
03:172019'daki o ateşli 128 milyar dolar nerede kampanyasını hatırlarsınız.
03:21Yazar, bu sürecin salt bir siyasi slogandan çıkıp, tazminat davalarıyla, anayasa mahkemesi kararlarıyla ve nihayetinde medyanın bunu tescilli bir yalan
03:30ilan etmesiyle nasıl adeta bir silaha, yargısal bir kesinliğe dönüştürüldüğünü adım adım inceliyor.
03:36Fakat analizdeki asıl ironik nokta şu, o dönem bu devasa kampanyanın ateşleyicisi, bizzat yürüteni dönemin lideri Kemal Kılıçdaroğlu'ydu.
03:46Ama yazarın dikkat çektiği üzere, bugünün medyası onu bu ağır eleştirilerden, o iftira kınamalarından şaşırtıcı bir şekilde muaf tutuyor.
03:54Hatta tam tersi, onun yeni milli duruşu yere göğe sığdırılamıyor.
03:59İnsan ister istemez soruyor, bu ani medya merhametinin sebebi ne olabilir?
04:03Bu soru da bizi doğrudan dördüncü bölüme taşıyor.
04:06Değişen siyasi söylem ve yazarın çelişkiler üzerine gözlemleri.
04:11Buradaki çelişki aslında inanılmaz keskin.
04:14Düşünün, geçmişte Kılıçdaroğlu'na yöneltilen o inanılmaz agresif, diktatörlük ve faşizm suçlamalarını, hatta partisinin kapatılmasına varan o sert talepleri hatırlayın.
04:23Bir de dönüp bugüne bakıyorsunuz, medyada onu destekleyen, onun siyasi manevralarını öven yepyeni sımsıcak bir anlatı var.
04:30Yazar bu değişimin sadece basit bir siyasi esneklik olmadığını söylüyor.
04:34Peki ama neden?
04:36Müyesser Yıldız'a göre bu yumuşama kesinlikle bir tesadüf değil.
04:40İddiasına göre, dünün istenmeyen adamının bugünün övülen ismine dönüşmesinin arkasında çok net stratejik hedefler var.
04:47Olası yeni bir açılım sürecine zemin hazırlamak, mevcut Cumhurbaşkanı'nın yeniden seçilme ihtimaline sessiz kalmak
04:54ve Yüksek Seçim Kurulu'na geçmişte yapılan o sert itirazları artık tamamen rafa kaldırmak.
04:59Hatta durum sadece dışarıdan gelen övgülerle sınırlı değil, Kılıçdaroğlu'nun kendi söylemlerinde de keskin bir U dönüşü var.
05:07Yazar şu iki tabloyu yan yana koyuyor, dün teröristleri afetmeye kalkarsanız ilk ben karşı çıkarım diyen o öfkeli, kesin duruş
05:15ve bugün siyasi koltuklar önemli değil, ben kardeşlik projesini destekliyorum diyen o uzlaşmacı tavır.
05:22Siyasi yörüngelerin ne kadar hızlı kayabildiğine dair muazzam bir örnek.
05:26Ve geldik 5. yani son bölümümüze cehennemin kapılarını aralamak ve öngörülen gelecek.
05:32Tüm bu kurumsal tıkanıklıkların ve söylem değişikliklerin ardından, yazar geleceğe dair gerçekten sarsıcı bir iddia ortaya atıyor.
05:40Şimdiki siyasi perde arkası kurgusunun aslında Ekrem İmamoğlu'nu doğrudan kendi partisi içinden sabote etmeyi,
05:47tamamen saf dışı bırakmayı ve yazarın kendi çarpıcı ifadesiyle onu Silivri'de çürütmeyi hedeflediğini öne sürüyor.
05:53İşte tam bu noktada anlatı adeta tüyler ürpertici bir şekilde başa dönüyor.
05:58Yazar bize Kılıçdaroğlu'nun tam 3 yıl önce İmamoğlu'nun görevden alınma ihtimaline karşı söylediği o meşhur kehanet gibi sözü
06:06hatırlatıyor.
06:06Eğer böyle bir süreç yaşanırsa cehennemin kapılarını aralamış olurlar.
06:11İşin en çarpıcı yanı ne biliyor musunuz?
06:13Yazarın iddiasına göre o gün İmamoğlu'nu korumak için söylenen bu söz,
06:17bugün bizzat kendi desteklediği bir sürecin parçası haline gelmiş durumda.
06:20Ve tüm bu analiz bizi o kaçınılmaz o devasa soruyla baş başa bırakıyor.
06:25Eğer muhalefet için gerçekten cehennemin kapıları aralanıyorsa
06:28ve devletin kurumları teker teker bu şekilde erozyona uğruyorsa,
06:32en nihayetinde sırada bizzat cumhuriyetin kendisinin çözülmesi mi var?
06:36Müyesser Yıldız'ın bu çarpıcı, sert ve eleştirel analizini elimizden geldiğince objektif bir şekilde sizlere aktarmaya çalıştık.
06:43Sunulan bu hukuki çıkmazlar ve iddialar üzerinden kendi sonuçlarınızı çıkarmayı elbette sizlere bırakıyoruz.
06:49Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere, hoşçakalın.
Yorumlar