Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Sunulan metin, Türkiye Cumhuriyeti'ndeki ulusal egemenlik kavramınıntarihsel kökenlerini ve günümüzde karşılaştığı iddia edilen çeşitli egemenlik ihlallerini eleştirel bir bakış açısıyla ele almaktadır. Yazar, Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği bu değerin tam olarak özümsenemediğini savunarak, özellikle Türkçe dışındaki dillerde eğitim verilmesini ve yabancı dildeki tabelaları egemenlik haklarına aykırı bulmaktadır. Ayrıca, uluslararası tahkim kurullarının yargı yetkisinin kabul edilmesi ve Gümrük Birliği gibi anlaşmaların getirdiği kısıtlamalar devletin bağımsızlığına yönelik tehditler olarak nitelendirilmektedir. Metinde, yabancı askeri güçlerin ülke topraklarında bulunmasına izin veren anayasal yetkilerin ortadan kaldırılması gerektiği vurgulanmaktadır. Sonuç olarak yazar, milli kimliğin ve hukuki bağımsızlığın korunması adına bu unsurların anayasal düzeyde yeniden düzenlenmesi çağrısında bulunmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Merhaba, egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
00:04Hepimizin bildiği bir söz değil mi?
00:06Peki ya bu temel ilke biz farkında bile olmadan her gün zedeleniyorsa?
00:11İşte bugün tam da bu iddiayı ortaya atan,
00:15Türkiye'de ulusal egemenliğin dil, hukuk ve hatta askeri alanda aşındırıldığını öne süren
00:21çarpıcı bir analizi masaya yatırıyoruz.
00:24Hadi gelin bakalım bu iddiaların altında ne yatıyor?
00:27Evet her şey bu o kadar tanıdık ve o kadar güçlü cümleyle başlıyor.
00:32Atatürk'ün Cumhuriyet'in tam kalbine yerleştirdiği bu ilke aslında çok net bir şey söylüyor.
00:37Son söz milletindir, araya kimse giremez, hiçbir şart öne sürülemez.
00:42İşte inceleyeceğimiz analizinde bütün derdi, bütün argümanları tam da bu temel fikir üzerine kurulu.
00:47Peki şu ulusal egemenlik dediğimiz şey tam olarak ne anlama geliyor?
00:52En basit haliyle gücün yani yönetme yetkisinin hiçbir ama hiçbir koşul olmadan millette olması demek.
00:59Atatürk'ün bu kavramı alıp bir de çocuk bayramıyla birleştirmesi işte bu hiç tesadüf değil.
01:05Bu aslında geleceğe yani çocuklara bırakılmış en kıymetli miras.
01:09İncelediğimiz kaynağın yazarı da tam olarak buradan yola çıkıyor.
01:12Ve soruyor, biz bu mirasa ne kadar iyi bakıyoruz?
01:15İşte bu sorunun cevabını ararken yazarın işaret ettiği ilk alan oldukça ilginç.
01:20Hepimizin her gün kullandığı, belki de hiç bu gözle bakmadığı bir şey, dilimiz.
01:26Evet, anayasada çok net bir şekilde belirtilen resmi dilimiz yani Türkçe.
01:31Yazara göre anayasanın o çok net devletin dili Türkçedir maddesi günlük hayatta defalarca ihlal ediliyor.
01:38Mesela diyor ki, Boğaziçi, Ottü gibi ülkenin en iyi üniversitelerinde eğitimin İngilizce yapılması
01:43veya devletin kanalı olan TRT'nin bir kanalının tamamen yurt içine yönelik Kürtçe yayın yapması
01:49ya da bazı belediyelerdeki o çift dilli tabelalar.
01:52Hatta bir futbol takımının Ahmet Spor ismini kullanmasına kadar gidiyor.
01:56Yani ona göre tüm bunlar o anayasal kuralın bir şekilde esnetilmesi hatta delinmesi demek.
02:01Ve yazar için bu örneklerin hepsinin vardığı yer aynı.
02:05Bu durumların her biri açık ve net bir ulusal egemenlik ihlalidir, yorumu bu.
02:11Gri alan yok, esneme payı yok.
02:13Dil konusundaki bu net tavır aslında bizi yazarın bir sonraki belki de daha karmaşık bir alanına taşıyor, hukuk.
02:21Ve burada da kilit bir soyu var.
02:23Bir ülkenin kendi kanunları mı daha üstündür yoksa imza attığı uluslararası anlaşmalar mı?
02:29Şimdi burada yazarın işaret ettiği temel bir çelişki var.
02:32Bakın, bir tarafta ne diyoruz?
02:34Egemenlik milletindir.
02:36Dolayısıyla her türlü hukuki sorun, her türlü anlaşmazlık Türk mahkemelerinde çözülmelidir.
02:41Bu ideal olan.
02:42Ama diğer tarafta da hayatın gerçekleri var.
02:45Mesela çok büyük kamu ihalelerinde bir sorun çıktığında konu uluslararası tahkime,
02:50yani yabancı hakemlere gidebiliyor.
02:52Ya da Türkiye, içinde olmadığı, kararını vermediği Avrupa Birliği Gümrük Birliği'nin kurallarına uymak zorunda kalıyor.
02:59Eee tahmin edebileceğiniz gibi yazar için sonuç yine aynı kapıya çıkıyor.
03:04Diyor ki, yargı yetkinizin küçücük bir parçasını bile yabancı bir kurula devrediyorsanız,
03:09aslında egemenliğinizin anahtarını başkasına teslim etmiş olursunuz.
03:13Ve bu da ona göre kesinlikle kabul edilemez bir ihlal.
03:16Ve şimdi yazarın en hassas, hatta kendi ifadesiyle varoluşsal olarak gördüğü son konuya geliyoruz.
03:23Askeri egemenlik.
03:25Yani çok basit bir soru.
03:27Türk topraklarında yabancı askerlerin işi ne?
03:29Bu soru ilk başta kulağa biraz görüp gelebilir değil mi?
03:32Yani bir ülke anayasası neden buna izin versin ki?
03:36Ama yazar parmağına doğrudan anayasanın 92. maddesine basıyor.
03:40Bu madde Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne,
03:42evet aynen böyle söylüyor, yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunmasına izin verme yetkisi veriyor.
03:49İşte yazara göre en büyük tehlike tam da burada başlıyor.
03:52Bu yetkinin ne kadar büyük bir risk taşıdığını anlatmak için de tarihten iki tane çok çarpıcı örnek veriyor.
03:59Birincisi ta Osmanlı'nın son dönemlerine gidiyor.
04:02İmparatorluktaki Alman askeri varlığının çöküşü hızlandıran faktörlerden biri olduğunu söylüyor.
04:08İkincisi ise çok daha yakın bir tarihten, hepimizin hatırlayacağı 2003'ten.
04:12Meclise gelen o meşhur tezkere, 90 bin Amerikan askerinin Türkiye'ye yerleşmesini öngörüyordu ve kıl payı bir oyla reddedildi.
04:19Yazara göre Türkiye o gün kelimenin tam anlamıyla uçurumun kenarından dönmüş oldu.
04:25İşte bütün bu tarihsel risklerden dolayı yazarın önerisi çok net, hatta oldukça radikal.
04:31Diyor ki,
04:32''Anayasanın, meclise yabancı askerlere izin verme yetkisi veren o 92. maddesi bir an önce ve tamamen kaldırılmalıdır.
04:40Tartışmaya bile açık değil.''
04:42Toparlayacak olursak bu analizin bize söylediği ana fikir aslında şu.
04:46Ulusal egemenliği aşılmaz bir kale gibi düşünün.
04:49Yazar diyor ki,
04:50''Bu kalenin değil, hukuk ve güvenlik duvarlarında açacağınız en ufak bir delik, en küçük bir taviz bile aslında bütün kaleyi
04:57tehlikeye atar.
04:58Bu yüzden yazarın bakış açısıyla her alanda sıfır tavizle sürekli bir savunma şart.''
05:04Evet, bu analiz bize ulusal egemenlik konusunda gerçekten de çok keskin, çok net bir çerçeve çiziyor.
05:11Peki, bir an duruk düşünelim.
05:13Her şeyin ama her şeyin birbirine bu kadar bağlı olduğu günümüz dünyasında o kayıtsız, şartsız egemenlik dediğimiz şey gerçekten hala
05:21mümkün mü?
05:22Yoksa bu artık romantik bir ideale mi dönüştü?
05:25Ne dersiniz?
05:25İşte bu sorunun cevabı da belki başka bir sohbatın konusu olur.
05:29Vakit ayırdığınız için teşekkürler.
Yorumlar

Önerilen