00:00Merhaba, egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
00:04Hepimizin bildiği bir söz değil mi?
00:06Peki ya bu temel ilke biz farkında bile olmadan her gün zedeleniyorsa?
00:11İşte bugün tam da bu iddiayı ortaya atan,
00:15Türkiye'de ulusal egemenliğin dil, hukuk ve hatta askeri alanda aşındırıldığını öne süren
00:21çarpıcı bir analizi masaya yatırıyoruz.
00:24Hadi gelin bakalım bu iddiaların altında ne yatıyor?
00:27Evet her şey bu o kadar tanıdık ve o kadar güçlü cümleyle başlıyor.
00:32Atatürk'ün Cumhuriyet'in tam kalbine yerleştirdiği bu ilke aslında çok net bir şey söylüyor.
00:37Son söz milletindir, araya kimse giremez, hiçbir şart öne sürülemez.
00:42İşte inceleyeceğimiz analizinde bütün derdi, bütün argümanları tam da bu temel fikir üzerine kurulu.
00:47Peki şu ulusal egemenlik dediğimiz şey tam olarak ne anlama geliyor?
00:52En basit haliyle gücün yani yönetme yetkisinin hiçbir ama hiçbir koşul olmadan millette olması demek.
00:59Atatürk'ün bu kavramı alıp bir de çocuk bayramıyla birleştirmesi işte bu hiç tesadüf değil.
01:05Bu aslında geleceğe yani çocuklara bırakılmış en kıymetli miras.
01:09İncelediğimiz kaynağın yazarı da tam olarak buradan yola çıkıyor.
01:12Ve soruyor, biz bu mirasa ne kadar iyi bakıyoruz?
01:15İşte bu sorunun cevabını ararken yazarın işaret ettiği ilk alan oldukça ilginç.
01:20Hepimizin her gün kullandığı, belki de hiç bu gözle bakmadığı bir şey, dilimiz.
01:26Evet, anayasada çok net bir şekilde belirtilen resmi dilimiz yani Türkçe.
01:31Yazara göre anayasanın o çok net devletin dili Türkçedir maddesi günlük hayatta defalarca ihlal ediliyor.
01:38Mesela diyor ki, Boğaziçi, Ottü gibi ülkenin en iyi üniversitelerinde eğitimin İngilizce yapılması
01:43veya devletin kanalı olan TRT'nin bir kanalının tamamen yurt içine yönelik Kürtçe yayın yapması
01:49ya da bazı belediyelerdeki o çift dilli tabelalar.
01:52Hatta bir futbol takımının Ahmet Spor ismini kullanmasına kadar gidiyor.
01:56Yani ona göre tüm bunlar o anayasal kuralın bir şekilde esnetilmesi hatta delinmesi demek.
02:01Ve yazar için bu örneklerin hepsinin vardığı yer aynı.
02:05Bu durumların her biri açık ve net bir ulusal egemenlik ihlalidir, yorumu bu.
02:11Gri alan yok, esneme payı yok.
02:13Dil konusundaki bu net tavır aslında bizi yazarın bir sonraki belki de daha karmaşık bir alanına taşıyor, hukuk.
02:21Ve burada da kilit bir soyu var.
02:23Bir ülkenin kendi kanunları mı daha üstündür yoksa imza attığı uluslararası anlaşmalar mı?
02:29Şimdi burada yazarın işaret ettiği temel bir çelişki var.
02:32Bakın, bir tarafta ne diyoruz?
02:34Egemenlik milletindir.
02:36Dolayısıyla her türlü hukuki sorun, her türlü anlaşmazlık Türk mahkemelerinde çözülmelidir.
02:41Bu ideal olan.
02:42Ama diğer tarafta da hayatın gerçekleri var.
02:45Mesela çok büyük kamu ihalelerinde bir sorun çıktığında konu uluslararası tahkime,
02:50yani yabancı hakemlere gidebiliyor.
02:52Ya da Türkiye, içinde olmadığı, kararını vermediği Avrupa Birliği Gümrük Birliği'nin kurallarına uymak zorunda kalıyor.
02:59Eee tahmin edebileceğiniz gibi yazar için sonuç yine aynı kapıya çıkıyor.
03:04Diyor ki, yargı yetkinizin küçücük bir parçasını bile yabancı bir kurula devrediyorsanız,
03:09aslında egemenliğinizin anahtarını başkasına teslim etmiş olursunuz.
03:13Ve bu da ona göre kesinlikle kabul edilemez bir ihlal.
03:16Ve şimdi yazarın en hassas, hatta kendi ifadesiyle varoluşsal olarak gördüğü son konuya geliyoruz.
03:23Askeri egemenlik.
03:25Yani çok basit bir soru.
03:27Türk topraklarında yabancı askerlerin işi ne?
03:29Bu soru ilk başta kulağa biraz görüp gelebilir değil mi?
03:32Yani bir ülke anayasası neden buna izin versin ki?
03:36Ama yazar parmağına doğrudan anayasanın 92. maddesine basıyor.
03:40Bu madde Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne,
03:42evet aynen böyle söylüyor, yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunmasına izin verme yetkisi veriyor.
03:49İşte yazara göre en büyük tehlike tam da burada başlıyor.
03:52Bu yetkinin ne kadar büyük bir risk taşıdığını anlatmak için de tarihten iki tane çok çarpıcı örnek veriyor.
03:59Birincisi ta Osmanlı'nın son dönemlerine gidiyor.
04:02İmparatorluktaki Alman askeri varlığının çöküşü hızlandıran faktörlerden biri olduğunu söylüyor.
04:08İkincisi ise çok daha yakın bir tarihten, hepimizin hatırlayacağı 2003'ten.
04:12Meclise gelen o meşhur tezkere, 90 bin Amerikan askerinin Türkiye'ye yerleşmesini öngörüyordu ve kıl payı bir oyla reddedildi.
04:19Yazara göre Türkiye o gün kelimenin tam anlamıyla uçurumun kenarından dönmüş oldu.
04:25İşte bütün bu tarihsel risklerden dolayı yazarın önerisi çok net, hatta oldukça radikal.
04:31Diyor ki,
04:32''Anayasanın, meclise yabancı askerlere izin verme yetkisi veren o 92. maddesi bir an önce ve tamamen kaldırılmalıdır.
04:40Tartışmaya bile açık değil.''
04:42Toparlayacak olursak bu analizin bize söylediği ana fikir aslında şu.
04:46Ulusal egemenliği aşılmaz bir kale gibi düşünün.
04:49Yazar diyor ki,
04:50''Bu kalenin değil, hukuk ve güvenlik duvarlarında açacağınız en ufak bir delik, en küçük bir taviz bile aslında bütün kaleyi
04:57tehlikeye atar.
04:58Bu yüzden yazarın bakış açısıyla her alanda sıfır tavizle sürekli bir savunma şart.''
05:04Evet, bu analiz bize ulusal egemenlik konusunda gerçekten de çok keskin, çok net bir çerçeve çiziyor.
05:11Peki, bir an duruk düşünelim.
05:13Her şeyin ama her şeyin birbirine bu kadar bağlı olduğu günümüz dünyasında o kayıtsız, şartsız egemenlik dediğimiz şey gerçekten hala
05:21mümkün mü?
05:22Yoksa bu artık romantik bir ideale mi dönüştü?
05:25Ne dersiniz?
05:25İşte bu sorunun cevabı da belki başka bir sohbatın konusu olur.
05:29Vakit ayırdığınız için teşekkürler.
Yorumlar